Mirziyoyev, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Millet Kütüphanesi açılış töreninde yaptığı konuşmada, kütüphanenin Türk halkına hayırlı olması temennisinde bulunarak, kadim ve çağdaş mimari gelenekleri bünyesinde barındıran bu görkemli yapının, her türlü takdire layık olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin, Özbekistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden olduğunu hatırlatan Mirziyoyev, son yıllarda iki ülke arasında siyasi, ticari, ulaştırma ve beşeri alanlarda büyük ilerleme katedildiğini belirtti.
Mirziyoyev, “Son yıllarda iki ülke liderinin siyasi iradesi ve halklarımızın desteğiyle, ilişkilerimizde dost ve kardeşlik temelinde yepyeni sayfa açılmıştır.” ifadesini kullandı.
Bilim ve irfanın, iki ülke halklarını yakınlaştıran ortak değerlerden biri olduğunun altını çizen Mirziyoyev, Türk ve Özbek halkları arasındaki kültürel alışverişin çok eskiye dayandığını vurguladı.
Konuk Cumhurbaşkanı, halihazırda klasik ve çağdaş Özbek edebiyatı yazarlarının eserlerinin Türkiye’de gördüğü ilgiden memnuniyet duyduklarını dile getirerek aynı şekilde Özbekistan’da da Türk edebiyatına yönelik artan ilgi olduğuna dikkati çekti.
– “Özbekistan’ın kitap fonlarında 100 binlerce el yazması eser muhafaza ediliyor”
Buhara şehrinin 2020’de “İslam Kültür Başkenti”, Hiva’nın ise “Türk Dünyası Kültür Başkenti” ilan edildiğine belirten Mirziyoyev, bu anlamda sene içerisinde Özbekistan’da çok sayıda uluslararası etkinlik organize edileceğini söyledi.
Mirziyoyev, Türkiye’den “alimlerin de bu etkinliklere katılacağını” ifade ederek Özbekistan’ın kitap fonlarında 100 binlerce el yazması eserin muhafaza edildiğine dikkati çekti.
Bu manevi hazinenin incelenmesi ve araştırılmasının önemine işaret eden Mirziyoyev, Türkiye ile bu konuda birlikte çalışmaktan memnuniyet duyacaklarını dile getirdi.
Şevket Mirziyoyev, bu vesileyle iki ülke üniversiteleri ve bilimsel araştırma kurumları arasında iş birliğinin artırılması çağrısı yaparak, şöyle konuştu:
“Bu iş birliğinin, Türkiye’nin açılışı yapılan bu kütüphanesinin ve 150 senelik tarihe sahip Özbekistan’ın Ali Şir Nevai Kütüphanesinin müteşebbisi olacağı inancındayım. Bugün Türkiye’de büyük şenlik, tabiri caizse marifet ve maneviyat düğünü yapılmaktadır. Özbekistan halkı da ‘Düğüne hediye ile gidilir.’ diyor. Buna uyarak biz Türkiye Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ne 350’den fazla çeşitli konularda kitaplar getirdik.
Dünyada pek ender olan, Özbekistan Müslümanları İdaresi Kütüphanesi’nde muhafaza edilen Osman Mushaf’ın usta hattatlarımız tarafından yapılmış örneği de getirdiğimiz eserler arasındadır. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ünlü Mesnevi eseri el yazısının faksimile baskısını da dikkatlerinize sunuyoruz.”
Bunların yanı sıra çok sayıda diğer önemli eserin de Türkiye ile ebedi iş birliğine örnek teşkil ettiğini anlatan Mirziyoyev, “Sadece Türkiye değil, tüm Müslüman aleminin şairi olan Yunus Emre’nin kitabı ülkemizde Özbek dilinde yayımlandı. Bu kitaba ön söz yazma onuruna kavuştuğum için çok mutluyum.” dedi.
Mirziyoyev konuşmasını, “İş bu muazzam kütüphanenin Türkiye halkı, Türkiye gençleri, bilime – marifete değer veren tüm insanlar için gerçek maneviyat sarayına dönüşmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.” ifadesiyle tamamladı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, ülkesi ile Türkiye’nin, son iki senede yaptığı çalışmaların, ileride tarihe yepyeni sayfalar olarak yazılacağından emin olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ortak basın toplantısı düzenledi.
Kardeş Türkiye topraklarında kendilerine gösterilen konukseverlik için mevkidaşı Erdoğan’a teşekkürlerini ileten Mirziyoyev, “Son iki senede bizim yapmış olduğumuz işlerin, ileride tarihe yepyeni sayfalar olarak yazılacağından eminiz.” dedi.
Mirziyoyev, toplantılarda, çok olumlu sonuçlar elde ettiklerini aktararak, “Bugün yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyinin ilk toplantısı, dostane ilişkilerimiz tarihinde yeni sayfa açmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde, siyaset, ticaret, yatırım ve ulaştırma gibi birçok alanda kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarına işaret eden Mirziyoyev, Özbek-Türk iş birliğinin öncelikli yönlerinin geliştirilmesine ilişkin çeşitli adımlar belirlediklerini kaydetti.
Mirziyoyev, ticari, ekonomik ve yatırım alanlarındaki iş birliğine ivme kazandırmanın öncelikli görevleri olduğunu vurguladı.
Öte yandan, Mirziyoyev, iki ülkenin uluslararası birçok konuda ortak yaklaşıma sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’ye davet edilmesi ve gösterilen misafirperverlik için Erdoğan’a teşekkürlerini ileten Mirziyoyev, İslam ve Türk bilginleri İmam Maturidi, İmam Tirmizi, Ali Kuşçu, Ali Şir Nevai’nin ülkesinden selam ve dualar getirdiğini söyledi.
Mirziyoyev, Cumhurbaşkanlığı kütüphanesinin resmi açılış törenine davet edilmesinin de Özbekistan halkına gösterilen saygının bir örneği olduğunu belirtti.
Siyasi, ticari, ekonomik, yatırım, ulaştırma, beşeri ve kültür alanlarına dair mevkidaşı ile açık, samimi ve kapsamlı müzakereler gerçekleştirdiğini anlatan Mirziyoyev, Özbekistan-Türkiye ilişkilerinin öncelikli yönlerinin geliştirilmesinin ele alındığını dile getirdi.
Mirziyoyev, iki ülkenin güncel, bölgesel ve uluslararası sorunlar karşısında uluslararası kuruluşlardaki yaklaşımlarının ortak olduğuna değinerek, ticari, ekonomik ve yatırım iş birliğine ivme kazandırılmasının öncelikli görev olduğunu söyledi. Mirziyoyev, “Mal mübadelesi hacminde 5 milyar doları yakalamak için tüm potansiyelin mevcut olduğunu ifade ettik ve 5 milyar doların sınır olmayacağına dair fikir mutabakatına vardık.” dedi.
Afganistan’da barış ve istikrar konusu da görüşüldü
Gerçekleşen Yüksek Düzeyli Stratejik Ortaklık Konseyi toplantısının sonuçlarının, “henüz çalıştırılmamış büyük olanakların var olduğunu” gösterdiğini dile getiren Mirziyoyev, görüşmelerde sanayi, tarım, bilgi-iletişim, turizm, bilim, eğitim, sağlık, kültür ve spor alanlarında hazırlanan büyük programlar üzerinde durulduğunu söyledi.
Mirziyoyev, “Türk sermayesiyle ortak projelerin gerçekleştirilmesi konusu görüşmenin merkez konularından biri. Bu konuda Türkiye’nin önde gelen şirketleriyle 1 milyar dolardan fazla olan yeni projeler hazırlanıyor. Bu süreci her açıdan destekleme konusunda mutabık kaldık.” diye konuştu.
Çağdaş tehditlerle mücadelede iki ülke iş birliğinin pekiştirilmesi gereğinin vurgulandığını belirten Mirziyoyev, “Keza biz, Afganistan’da barış ve istikrara ulaşılması konusunda, kapsamlı fikir teatisinde bulunduk.” ifadesini kullandı. Konuk cumhurbaşkanı, bu ülkede önemli altyapı ve sosyal projelerin gerçekleştirilmesinin Türk-Özbek ortak çıkarlarına uyduğunu vurguladı.
“Toleranslı İslam”
Görüşmelerde, kültür, bilim, eğitim, sağlık ve spor alanlarında ortak iş birliği proje ve etkinliklerinin hayata geçirilmesinin önemine dikkati çekildiğini dile getiren Mirziyoyev, “Marifetli ve toleranslı İslam’ın teşvik edilmesi, onun gerçek beşeri mahiyetinin dünya topluluğuna iletilmesinde bakış açılarımız ortaktır.” diye konuştu.
Mirziyoyev, yarın açılacak Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ile Özbekistan Kütüphane Bilgi Merkezi arasında yakın iş birliğinin tesis edilmesinin karşılıklı bilim ve kültür alanındaki ortaklığın geliştirilmesinde önemli olduğunu söyledi.
Görüşmeler sonunda imzalanan ortak bildiri ve yol haritasında ikili iş birliğine dair yaklaşımların görülebileceğinin altını çizen Mirziyoyev, “Türkiye’nin uluslararası platformda saygı ve itibarı giderek artıyor. Kardeş halklarımızın kalkınması, barış ve refah tesisi yolundaki geleneksel dostluk, gelecek vadeden iş birliğini yeni aşamaya yükseltmek için tüm olanaklarımızı seferber etmeye hazırız. Erdoğan ile temaslarımız elbette iki halkın refahına hizmet edecektir.” ifadelerini kullandı.
Türk halkına refah dileklerini sunan Mirziyoyev, konuşmasının sonunda Erdoğan’ı Yüksek Düzeyli Stratejik Ortaklık Konseyi olağan toplantısı için Özbekistan’a davet etti.
Mirziyoyev’in bugün Türkiye’ye yapacağı resmi ziyaret kapsamında ikili iş birliğinin derinleşmesini sağlayacak Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ilk toplantısı yapılacak.
Türkiye’nin 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden Özbekistan’ı tanıması sonrası geçen 27 yıl boyunca yaşanan inişli çıkışlı dönemlerin ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İslam Kerimov’un vefatının ardından cumhurbaşkanı seçilen Şevket Mirziyoyev ile Kasım 2016’da Semerkant’ta yaptığı görüşmeyle ikili ilişkilerde yeni bir dönem başladı.
Mirziyoyev, 21 yıl aradan sonra Ekim 2017’de Türkiye’yi ziyaret eden ilk Özbekistan cumhurbaşkanı oldu. Mirziyoyev’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından taraflar arasında havacılık, ulaştırma, yatırımların geliştirilmesi, diplomasi, eğitim, askeri, sağlık, kültür, ticaret, bankacılık alanlarında 26 anlaşma imzalandı, ziyaret kapsamında ayrıca uzun bir aradan sonra Özbek-Türk İş Forumu düzenlendi.
Erdoğan da, Nisan 2018’de Özbekistan’a resmi ziyaret gerçekleştirerek Mirziyoyev ile bir araya geldi. Bu görüşmenin ardından taraflar arasında ticaret, bankacılık, madencilik, ormancılık, bilim, eğitim, teknoloji, arşivcilik, meteoroloji, kültür, adalet ve hukuk alanlarında iş birliğini öngören 22 anlaşmaya imza atıldı. Erdoğan’in ülke parlamentosundaki hitabı Özbek milletvekilleri tarafından büyük coşkuyla karşılandı.
Katıldıkları tüm uluslararası etkinliklerde bir araya gelerek ikili görüşmelerde bulunan Erdoğan ve Mirziyoyev, ayrıca çeşitli vesilelerle telefon görüşmeleri yaptı.
Türkiye, Özbekistan’da en çok şirket kuran üçüncü ülke
Son yıllarda Özbekistan’daki “ticari ağırlığını” artırmaya başlayan Türkiye, Rusya ve Çin’in ardından burada yabancı sermayeli en çok şirket kuran üçüncü ülke oldu. Yabancı sermayeyle kurulan toplam 10 bin 604 şirketin bulunduğu Özbekistan’da, halen Türk sermayeli 1306 şirket faaliyette bulunuyor.
Geçen yılın ilk yarısında Özbekistan’da 231 şirket kuran Türkiye, bu dönemde yabancı sermayeyle en çok şirket kuran ülkeler arasında da Çin ve Rusya’nın ardından 3’üncü sırada yer aldı.
1993’te Özbekistan’ın ilk yabancı sermayeli bankası olarak bankacılık sektöründe faaliyete başlayan Ziraat Finans Grubu, Aralık 2017’de ortağı olduğu UTBANK’ın Özbek Agro Bankasına ait hisselerinin tamamını satın almasının ardından Ziraat Bank Özbekistan olarak ülkedeki faaliyetini geliştirdi. Banka son olarak Taşkent’teki üç şubesinin ardından, ülkedeki dördüncü şubesini Semerkant’ta açtı.
İstanbul’da faaliyet gösteren Sağlık Bilimleri Üniversitesi de Ekim 2019 itibarıyla Buhara’da İbn-i Sina Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu kurarak Özbek öğrencilere tıp eğitimi vermeye başladı.
İkili ticaret hacmi 2 milyar doları aştı
2018’de 1,7 milyar dolar olan Özbekistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2019’da yüzde 26,6’lık bir artışla ilk defa 2 milyar 212 milyon dolara ulaştı. Geçen sene Türkiye’nin Özbekistan’a yaptığı ihracat yüzde 19,4 artışla ilk defa 1 milyar doların üzerine çıkarak, 1 milyar 135,7 milyon dolar olurken, aynı dönem Türkiye’nin bu ülkeden ithalatı da yüzde 35,3 artışla 1 milyar 76,2 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2019’da Türkiye’nin Özbekistan ile dış ticaretindeki fazlası 59,5 milyon dolar oldu.
Türkiye-Özbekistan ticaret hacmi 2018’de yüzde 16,2 artarak 1 milyar 747 milyon dolara ulaşmıştı. Bu dönemde Türkiye’nin Özbekistan’a ihracatı 951,4 milyon dolar, ithalatı 795,5 milyon dolar olurken, Türkiye’nin Özbekistan ile dış ticaretindeki fazlası da 155,9 milyon dolar olarak hesaplanmıştı.
Özbekistan, Türk Konseyine üye oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mirziyoyev ile yaptığı görüşmelerde Özbekistan’ın Türk Konseyine üyeliğinin dile getirilmesinin ardından, Ekim 2019’da Azerbaycan’da düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Devlet Başkanları 7. Zirvesi’nde, Özbekistan konseye tam üye oldu.
Zirvede konuşan Mirziyoyev, Özbekistan’ın konseye katıldığı bu günü kendileri için “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Mirziyoyev, Türk Konseyi ülkeleri nüfusunun yüzde 40’ının gençlerden oluştuğunu hatırlatarak, Genç Girişimciler Forumunun oluşturulmasını ve ilk toplantısının Özbekistan’da yapılmasını önerdi.
İstanbul’dan Taşkent, Semerkant ve Buhara’ya uçuşlar yapılıyor
Türk Hava Yolları ve Özbekistan Hava Yollarının uzun yıllardan bu yana karşılıklı olarak yaptıkları Taşkent-İstanbul seferlerinin ardından, Özbek Hava Yolları Ekim 2017’de, Türk Hava Yolları da Mart 2018’de İstanbul-Semerkant seferlerini başlattı. Kasım 2019’da ise özel bir Türk hava yolu şirketi İstanbul-Buhara turistik amaçlı “charter” uçuşlarına başladı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle, 19-20 Şubat’ta Türkiye’ye resmi ziyarette bulunacak.
İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, ziyaret kapsamında Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ilk toplantısının yarın Erdoğan ve Mirziyoyev başkanlıklarında Ankara’da yapılacağı belirtildi.
Görüşmelerde, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ikili ilişkilerin, tüm boyutlarıyla gözden geçirileceği, stratejik ortaklık temelinde gelişen iş birliğinin derinleştirilmesi için atılabilecek adımların ele alınacağı bilgisine yer verilen açıklamada, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmasının öngörüldüğü kaydedildi.
İki ülke arasındaki anlaşmaların imzalanmasının da gündemde olduğu ziyaret vesilesiyle, konuk Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in, 20 Şubat Perşembe günü Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin açılış törenine “onur konuğu” olarak katılacağı vurgulandı.
Mirziyoyev’in ziyaret kapsamında Ankara’da Türk iş insanlarıyla bir araya gelmesinin planlandığı da bildirildi.
Çin Halk Cumhuriyeti, Türkmenistan’dan, toplam 200 bin dolar değerinde 1 milyon tıbbi maske satın aldı.
Koronavirüs enfeksiyon salgını ile mücadelede, tıbbi maske talebini karşılayamayan Çin, Türkmenistan’a üç katmanlı tek kullanımlık maskelerden bir milyon adet sipariş verdi. Talebi, Türkmenistan Sağlık Bakanlığı ve Medikal Sanayi işletmeleri karşılayacak. Çin’in maske talebinin devam etmesi bekleniyor.
Çin Devlet Sağlık Komitesi’nın verdiği bilgiye göre, Koronavirüs enfeksiyonu vakalarının sayısı 70 bine ulaştı, hastaların 1.523’ü hayatını kaybetti, 8.096’sı tedavi edilerek taburcu edildi, diğer hastaların tedavisine devam ediliyor.
Türkmenistan makamları, ülkede şu ana kadar Koronavirüs vakası tespit edilmediğini açıkladı
Kazakistan’ın Türkiye ile olan ticareti geçen yıl 2018’e göre yüzde 65 artarak 1 milyar 893 milyon 879 bin dolardan 3 milyar 126 milyon 618 bin dolara ulaştı.
Kazakistan Milli Ekonomi Bakanlığı İstatistik Komitesinin verilerine göre, 2019 Ocak-Aralık döneminde iki ülke arasındaki ticaret 2018 yılına göre yüzde 65 artışla 3 milyar 126 milyon 618 bin dolar olarak gerçekleşti.
Kazakistan’dan Türkiye’ye yapılan ihracat 2018’e göre yüzde 86 artarak 1 milyar 238 milyon 587 bin dolardan 2 milyar 307 milyon 482 bin dolara, ithalat yüzde 25 artışla 655 milyon 291 bin dolardan 819 milyon 136 bin dolara yükseldi.
Kazakistan, Türkiye’ye buğday, bakır, doğal gaz, petrol, alüminyum ve çinko ihraç ederken, Türkiye’den elektrik-donanım, makine, tekstil ve mobilya ithalatı gerçekleştiriyor.
BBC, Çin’in gözaltı kamplarında tutulan yüz binlerce Müslüman Uygur Türkünün geleceğini nasıl belirlediğini ortaya çıkaran belgelere ulaştı. 137 sayfalık raporda insanların ne sıklıkla dua ettikleri, ne giydikleri, gün içinde kimlerle konuştukları gibi bilgiler yer aldı. Financial Times’ta ise yasaklı hareketler listelendi.
Çin’in batısındaki Sincan’daki 3 binden fazla kişinin kişisel bilgilerinin yer aldığı belgede, bu kişilerin günlük hayatlarına dair çok özel detaylar da var. 137 sayfalık, birçok grafiğe de yer veren raporda yer alan kişilerin ne sıklıkla dua ettikleri, ne giydikleri, gün içinde kimlerle konuştukları ve aile bireyleriyle ilişkileri de yer alıyor. Çin ise yanlış bir şey yapmadığını, “terörle ve radikal dini gruplarla mücadele ettiğini” söylüyor.
Memettohti ailesinin fotoğrafını Financial Times paylaştı. Gazete fotoğrafta beyaz başörtüsüyle görülen Patem’in bir süredir kayıp olduğunu yazdı.
Geçen yıl da Sincan bölgesinden bilgi sızdıran bir kişinin yeniden risk alarak belgeyi sızdırmasıyla tüm bilgiler açığa çıktı. Belgelerden birinde, daha önce Çinli yetkililer tarafından gazetecilerin götürüldüğü, BBC’nin de gittiği kamplardan birinde kalan 311 kişinin geçmişleri, dini pratikleri, yüzlerce akraba, komşu ve arkadaşıyla kurduğu ilişkiler detaylı şekilde yer alıyor.
KRİTİK SORU: KAMPTA MI KALMALI? Kamptan ayrılan bazı kişilerin de bilgilerinin ardından “geri getirilmeli” ya da “serbest kalabilir” kararı alındığı görülüyor. Örneğin 598 numaralı grafikte 38 yaşındaki Helçem isimli bir kadının, kamptan çıktıktan yıllar sonra yeniden gözaltına alınması kararı alınmış. Bunun için de tek bir sebep gösterilmiş: Yıllar önce başörtüsü takmıştı.
Elde edilen belgelerde bazı Uygur Türklerinin sadece başörtüsü taktığı için yakalandığı görülüyor.
Sadece pasaport başvurusu yaptığı için kampa alınmış olanlar da var. Buna göre Şincan’dan dışarı çıkmak isteyen Uygur Türklerine de “radikal” muamelesi yapılıyor.
66 numaralı grafikte, 34 yaşındaki Memettohti isimli bir kişinin “pratikte risk oluşturmadığı” halde sadece pasaport başvurusu yaptığı için kampa geri gönderildiği görülüyor. 28 yaşındaki Nurmemet’in de kampa yeniden alınmasının sebebi, “başka bir sorun olmadığı” belirtilerek şu sözlerle açıklanıyor: “Bir linke tıkladı ve bilmeden yabancı bir web sayfasına ulaştı.”
“SADECE UYGUR TÜRKLERİ DEĞİL” 311 asıl kişinin tümü, güney Sincan’daki Hotan şehrine yakın, nüfusunun yüzde 90’ının Uygur Türkü olduğu Karakaş ilçesinde yaşıyor. Çin son yıllarda bölgeye Çin’deki baskın etnik grup olan Han topluluğundan milyonlarca insan yerleştiriyor. Bu da bölgede gerilime yol açıyor. Bu gerilim sonucunda zaman zaman şiddet olayları yaşanıyor ve Çin’in bu olaylara tepkisi sert oluyor.
Belgelerde adı geçen bir Uygur Türkü, istemeden yabancı bir ülkedeki internet sitesine girdiği için yakalandığı görülüyor.
Bu yüzden yalnızca Uygun Türkleri değil, Sincan’daki diğer Müslüman azınlıklar olan Kazaklar ve Kırgızlar da benzer şekilde gözaltına alınıyor. 2017 başında kamplara yerleştirme programı başladığında, “köy merkezli çalışma grupları” olarak bilinen Komünist Parti’ye bağlı bazı işçiler Uygur toplumuyla ilgili de bir tarama yapmıştı.
Her bir üye bir grup Uygur Türkü için görevlendirildi. Bu üyeler, kendisine verilmiş Uygur Türkü ailelerle tanıştı, evlerine girip çıktı ve günlük pratikleriyle ilgili, evdeki “dini atmosferle” ilgili, örneğin evde kaç kutsal kitap bulunduğuna dair notlar aldı.
NOTLARDA HER ŞEY VAR Sosyal çevreleri ve hangi aile üyeleriyle görüştükleri de bu notlara girdi. Ardından görüştükleri her bir kişinin geçmişi, ne sıklıkla dua ettikleri, daha önce kampa alınıp alınmadıkları veya hiç yurt dışına çıkıp çıkmadıklarına dair bilgiler araştırılıp notların devamına ekleniyor. Bu 311 kişilik listedeki herkesin yurt dışında yaşayan bir akrabası var. Bu da “potansiyel sadakatsizlik” belirtisi olarak görülüyor ve bu kişilerin tümü, sadece bu gerekçeyle de olsa kamplara gönderiliyor.
Yusuf isimli 65 yaşındaki bir adamın da iki kızının 2014 ve 2015’te başörtüsü ve burka taktığı, oğlunun da siyasal İslam eğilimi olduğu yazılıyor. Ailesiyle ilgili şüphelerden dolayı Yusuf’un “kamptaki eğitiminin devam etmesine” karar veriliyor.
IJOP’A YÜKLENMİŞ İşçilerin topladığı bilgiler Sincan’ın geniş veri sistemi olan “Bütünleştirilmiş Birleşik Operasyon Platformu”na da (IJOP) yüklenmiş. IJOP, bölgedeki kamera kayıtlarına ve polislerin yaptığı gözlemlere de yer veriyor. Her vatandaşın yüklemesinin zorunlu olduğu bir mobil casus yazılımdan elde edilen bilgiler de var.
Çin’in Sincan’daki politikaları üzerine çalışan, dünyanın önde gelen uzmanlarından Dr. Adrian Zenz, IJOP’ta toplanan bilgilerin “köy merkezli çalışma gruplarına” bir cep telefonu bildirimiyle gönderilerek belirli bir kişinin incelenmesini isteyebileceklerini söylüyor.
88 KİŞİ GÜVENİLMEZ DENİLEREK KAMPA GÖNDERİLDİ
Yanlışlıkla yabancı bir web sitesine giren kişinin de IJOP bildirimi sebebiyle araştırılmış olabileceğini belirtiyor. IJOP’un yapay zekası, gözetlenen kişilerin faaliyetlerini inceleyerek görevlilere incelenmesi gerektiği kişi hakkında bildirim gönderiyor.
Belgelerde, 88 kişinin sadece “güvenilmez” olduğu için kamplara alınmasına karar verildiği görülüyor. Bu kişiler için başka bir gerekçe gösterilmiyor. Çin ise Sincan’daki politikasında “halkın dini özgürlüklerine saygı duyduğunu” belirtiyor ve kamplarda aşırılıkçı gruplar ve “terörizmle” mücadele ettiklerini; sadece terör suçlamasıyla ceza almış kişilerin kamplara gönderildiğini söylüyor.
Ancak BBC’nin elde ettiği belgelerde bu kişilere dair suç, soruşturma ya da ceza bilgisine rastlanmıyor. Kamplara gönderilme gerekçesi olarak pasaport başvuruları, bir akrabanın yurt dışında olması, ailesinin eğilimleri ya da “güvenilmez” olması gösteriliyor.
Belgeleri BBC’ye veren Asiye Abdulaheb Çin’deki ailesiyle iletişim kuramadığını söyledi.
AİLE KURALLARINA UYMAMAK EN SIK KULLANILAN GEREKÇE Listede en fazla yer alan gerekçe ise, Çin’in katı aile planlama kurallarına uymamak olarak gösteriliyor. İzin verilenden daha fazla çocuk sahibi olmaları, Çinli otoritelerin gözünde Uygur Türklerinin kültür ve geleneklerine, Çin devletine olan bağlılıklarından daha sadık oldukları anlamına geliyor.
Karakaş listesinde “suç” sayılan şeylere yer veriliyor. Bunlardan altısı terörizmle, ikisi da yasa dışı video izlemekle ilişkili. Fakat “suçların” çoğunda esas neden olarak dini inanç gösteriliyor. Bu listedeki yüzden fazla kişi için kullanılan gerekçe evdeki “dini atmosfer”. Listenin üzerinde herhangi bir damga veya imza yok, bu yüzden listeyi doğrulatmak zor. Listenin Haziran 2019 öncesinde, diğer bazı gizli belgelerle birlikte Sincan’dan çıkarıldığı tahmin ediliyor.
AMSTERDAM’DAKİ UYGUR TÜRKÜ SAYESİNDE… Belgeler sonunda sürgünde olan bir Uygur’un eline geçiyor. Geçen yıl Sincan’da yaşananlara dair bu belgelere haberler çıktıktan sonra Karakaş listesi Amsterdam’da yaşayan Uygur Türkü Asiye Abdulaheb’in eline geçiyor. BBC’ye konuşan Abdulaheb, bu belgenin doğruluğundan emin olduğunu söyleyerek, “Belgenin üstünde resmi bir damga olmasa da bu bilgiler gerçek insanlar hakkında. Bu bilgiler insanların hayatı hakkında özel bilgiler ve Çin bunu kamuoyuyla paylaşamazdı. Bu yüzden Çin hükümetinin bunun gerçek olmadığını iddia etmesi mümkün değil” diyor. Sürgünde yaşayan tüm Uygurlar gibi Abdulaheb de gözaltı dalgası başladıktan sonra Çin’deki ailesiyle iletişim kuramadığını söyledi.
İŞTE YASAK HAREKETLER İngiltere’nin saygın gazetelerinden Financial Times da belgeleri paylaşırken, Uygur Türklerinin hapse gitmesine sebep olan yasaklı durumları listeledi.
– Aile planlama kurallarını yıkmak – 26 ‘hassas’ ülkeden birine gitmek – 2009’daki protestolara katılmak – Hacca gitmek – Tutuklu biriyle akraba olmak – Güvenilir olmamak – İbadet için ‘yasa dışı’ bir alan sunmak – Camiden kitaplar alıp gizlice evde okumak – Pasaport sahibi olmak – Sakallı olmak – Resmi din adamı olmamak – Çin hükümetinin yasakladığı sitelere girmek – “Yasaklı” kitaplara sahip olmak – Sahte belgeyle evlenmek – 16 yaşından küçük çocuklara kutsal kitap okumak – Yasaklı sitelere girmek – Camilere bağışta bulunmak – Yerel yetkililere itaatsizlik – Kamuya açık alanda dua etmek – Yurt dışından birini aramak – Daha önce cezaevinde kalmış olmak – Şiddet videoları indirmek
Kazakistan Başbakanı Askar Mamin, bu yıl Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) zirvesinin Kazakistan’ın Türkistan kentinde yapılmasının planlandığını bildirdi.
Kazakistan Başbakanlığından yapılan açıklamaya göre, Mamin, Türkistan kentine yaptığı iş ziyareti kapsamında yılda 3 milyon yolcu kapasiteli yeni havalimanı inşaatını inceledi.
Mamin, şehirde inşası devam eden idari, kültürel ve sosyal binaların inşaat süreci hakkında bilgi aldı.
Başbakanı Mamin, ayrıca Türk firmaları tarafından yapılan ve bu yıl hizmete sunulması planlanan beş yıldızlı oteller ve turistik tesislerin inşaat alanlarını ziyaret etti.
Türkistan kentinin gelişmesine büyük önem verildiğini söyleyen Mamin, “Bu yıl sonbaharda burada Türk Konseyi Devlet Başkanları Zirvesi’nin yapılması planlanıyor. Bu bağlamda, tüm tesislerin inşaatının zamanında ve kaliteli bir şekilde tamamlanması gerekir.” dedi.
Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 2018 Haziran’da Güney Kazakistan eyaletinin adını Türkistan olarak değiştirmiş, eyalet merkezini Çimkent’ten Türkistan kentine taşımıştı.
Kazak hükümeti, Türkistan’ın altyapısı için 2019-2020 yıllarında yaklaşık 1,4 milyar dolar yatırım yapılacağını açıklamıştı.
Türk şirketlerinin iş fırsatlarını tanıttığı “TALENT for BIZ” kariyer fuarı Özbekistan’da düzenlendi.
Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin organizasyonuyla Taşkent’te düzenlenen “TALENTforBIZ” etkinliği kapsamında Türk şirketlerinin yetkilileri katılımcılarla iş ve staj imkanlarıyla ilgili görüşmelerde bulundu.
Fuara aralarında Aselsan, Netaş, Türk Hava Yolları, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Teknopark İstanbul, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş., Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Nobel İlaç, Temelsu, Çalık Enerji, Özgüven Mimarlık ve TRT’nin de bulunduğu çok sayıda şirket ve kuruluş katıldı.
Fuar kapsamında mülakatlar, atölye ve örnek olay çalışmaları, firmaların vizyonlarını paylaştıkları sunumlar ile tanıtım toplantıları gerçekleştirildi. Özbek gençler Türk şirketlerinin iş imkanlarının sergilendiği fuara yoğun ilgi gösterdi.
Etkinliğin açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Daire Başkanı Bedrettin Özmen, bu yıl Özbekistan’da ikincisi düzenlenen fuarın amacının yetenekli Özbek gençlere iş ve kariyer imkanı sunmak ve iki ülke arasındaki ilişlilerin gelişmesine katkı sağlamak olduğunu belirtti.
Beşeri sermaye potansiyeli
Özmen, 2019’da Almanya, İngiltere, Özbekistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yaptıkları fuarı bu yıl dünyanın sekiz ülkesinde yapacaklarını ve bu fuarların ilkini Özbekistan’da gerçekleştirdiklerini kaydederken, fuarın dünyanın her yerindeki yetenekli gençleri Türkiye’nin lider konumundaki özel ve kamu sektöründeki firmalarla, işverenlerle tanıştırmayı ve yetenekli gençlere iş imkanları sağlamayı amaçladığını vurguladı.
Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er de, bu yıl dünyanın sekiz ülkesinde gerçekleştirilmekte olan fuarın ilkinin Taşkent yapılıyor olmasının Özbekistan’a verdikleri önemin somut göstergesi niteliğinde olduğunu kaydederek, Özbekistan’ın genç, eğitimli ve dinamik nüfusuyla, doğal kaynakları ve beşeri sermayesiyle büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.
Er, Türkiye ile Özbekistan arasındaki kardeşlik bağlarına dayanan stratejik düzeydeki ilişkilerin her alanda olduğu gibi eğitim ve istihdam alanlarında iş birliğiyle pekişmeye, gelişmeye devam ettiğini belirterek, gelecek hafta Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Türkiye’ye ziyareti sırasında düzenlenecek olan birinci Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı’nın, daha önce iki ülke cumhurbaşkanları tarafından stratejik düzeye yükseltilen ilişkilerde tarihi bir dönüm noktasını daha teşkil edeceğini vurguladı.
Er, Asya’nın kalbinde, Tarihi İpek Yolu’nun merkezinde yer alan ata yurdu Özbekistan ile Türkiye arasında bu fuar vesilesiyle daha da güçlü bağların kurulması, iş birliğinin ve ortak projelerin artmasının, çalışmalarının en önemli amaçları arasında yer aldığını kaydederken, gençlerin yeteneklerini hem ülkeleri hem de kendileri açısından en doğru şekilde kullanmalarını sağlamak açısından, Talent for BIZ etkinliğinin ziyadesiyle önemli olduğunu belirtti.
Kazakistan, inşası devam eden iş merkezleri, sosyal ve kültürel tesisleri ve beş yıldızlı otelleriyle Türkistan kentini dünya turizminin ilgi odağı yapmayı hedefliyor.
Aynı adı taşıyan eyaletin başkenti olan Türkistan, Kazakistan’ın güneyinde Özbekistan sınırında yer alıyor.
Tarihi yaklaşık 1500 yıl önceye dayanan kentte 46 milletten 260 binden fazla kişi yaşıyor.
Kentin, 2018’de eyalet başkenti olmasıyla turizm ve ekonomisinde yaşanan hızlı büyüme dikkati çekiyor.
Türk dünyasının manevi lideri Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesi de dahil kutsal ve tarihi birçok yapıya ev sahipliği yapan Türkistan, bu yönüyle de kültür turizminin önemli rotaları arasında kabul ediliyor.
Altyapıya 1,4 milyar dolarlık yatırım
Türkistan’ı yılda ortalama 1 milyon turist ziyaret ediyor. 2025’e kadar bu sayının 5 milyona çıkarılması hedefleniyor.
Şehirde uluslararası havalimanı, Türk Halkları Müzesi, Kazak Hanları ve Kahramanları Merkezi, Gençler Sarayı, Hoca Ahmet Yesevi Mini Müzesi, beş yıldızlı oteller ve diğer sosyal ve kültürel tesislerin inşası sürüyor.
Kentin altyapısına 2019-2020 döneminde 1,4 milyar dolarlık yatırım yapılması bekleniyor.
Türkistan Uluslararası Havalimanı’nı YDA inşa ediyor
Türk dünyasının manevi başkenti olarak bilinen Türkistan’ın inşa sürecinde Türk firmaları da yer alıyor.
YDA Holding, 120 milyon dolarlık yatırımla Türkistan Uluslararası Havalimanı’nı inşa ediyor. Bölgesel bir öneme sahip havalimanı, Sovyet döneminden bu yana Kazakistan’da ilk kez sıfırdan yapılan bir havalimanı olmasıyla dikkati çekiyor. Havalimanından ilk uçuşun 2021’de yapılacağı tahmin ediliyor.
Ayrıca Türk firmaları tarafından başlanan beş yıldızlı otel, turistik tesis inşatlarının da bu yıl tamamlanması planlanıyor.
Türkistan’da 1992’de Kazakistan ile Türkiye arasında kurulan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, düzenlediği çeşitli bilimsel ve kültürel etkinlikleriyle kentin sosyal ve kültürel bakımdan gelişmesine katkı sağlıyor.
Türkistan ayrıca Türk dünyası bilim adamları ve sanatçılarının buluştuğu çeşitli bilimsel ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor.
Eski İpek Yolu güzergahında yer alan kentten geçen uluslararası demir ve kara yolları, Türkistan’ın stratejik önemini artırıyor.