Fergana Vadisi’nin Ekonomi Politik Yapısı

Fergana Vadisi tarihi Türkistan coğrafyasının merkezinde kalan düzlükler içerisinde sulak ve verimli arazileriyle; Tanrı (Tiyanşan) ve Pamir Dağ silsilelerinin etkisiyle uygun iklim koşullarının sağladığı bereketli tarım ve kültür havzasıdır. Tarih boyunca göçebe Türk boylarının havalar soğuyunca Tanrı ve Pamir Dağlarından inip kışladıkları bu düzlükler Türklerin yerleşik hayata geçişinde önemli bir yerdir. Tarım ve hayvancılıktaki öneminin yanı sıra bölge tarihi İpek Yolu’nun en önemli güzergâhlarından birisidir. Bu bağlamda coğrafi açıdan stratejik öneme sahip olan Fergana Vadisi tam bir geçiş ve kavşak noktasıdır. Fergana Vadisi Türkistan tarihinin yaşadığı dönemlerin ve sahip olduğu etnik çeşitliliğin bir özetidir.

19. yüzyıl sonlarına kadar Hokand Hanlığı’nın merkezi olan Fergana ve çevresi bu dönemde Rus İmparatorluğunun işgali ile Rus egemenliği altına girmiştir. 1876 yılında Hokand Hanlığının ortadan kaldırılmasıyla birlikte bölge tamamen Rus kontrolünde olmuştur. Yaklaşık yarım asır süren Rus sömürgesi 1917 yılında isim değiştirmiştir. Çünkü Rusya’da Çar hanedanlığına son veren Bolşevikler iktidarı tamamen ele geçirene kadar Türkistan’da özgürlükten, emektaşlıktan, eşitlikten bahsetmişler bu dönemdeki kısmi otorite boşluğunda ise Türkistan Milli Muhtar Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Yalancı bahar denilebilecek bu dönemde Türkistan’ın batısındaki bağımsızlık çok kısa sürmüştür. Önce Lenin özellikle de halefi Stalin Türkistan’ın kardeş halklarını ayrı ayrı milletler gibi tanımlayarak girift sınırlarla birbirinden kopartmıştır. İçerisinde fitne tohumları ekilmiş bu yapay sınırlar özellikle Fergana Vadisinde bin yıllardır birlikte yaşayan Özbek, Kırgız, Tacikleri birbirinden ayırmıştır.

Fergana’da karmakarışık sınırlar çizilmiş hatta bir ülkenin sınırlarının içerisinde diğer ülkelere ait topraklar (anklav-eksklav) yer almıştır. Bununla da yetinilmeyip Sovyetler Birliğinin farklı bölgelerinden insanlar Fergana Vadisine sürgün edilip buradaki tarım arazilerinde yarı köle olarak çalıştırılmıştır.

Sovyetlerin Türkistan’ın en bereketli yerlerinden birisi olan Fergana Vadisi’ne gömmüş olduğu fitne mayınlarının ilki 1989 yılında Özbekistan içinde kalan kısmında infilak etmiştir. Sovyet istihbaratı 1944 yılında bu bölgeye zorla göç ettirilmiş olan Ahıskalı Türkler ile yerli Özbekler arasında çatışma çıkartmış, on binlerce Ahıska Türk’ü yarım asır sonra ikinci defa sürgün edilip Azerbaycan, Türkiye, Avrupa Ülkeleri ve diğer yerlere göç etmek zorunda kalmıştır.

Sovyetler Birliği’nin milyonlarca insana yaşatmış olduğu acılar ile birlikte 1991 yılında tarihin raflarında yerini alması aynı zamanda Türkistan’da peş peşe bağımsız devletlerin ortaya çıkmasının önünü açmıştır. Bu gelişmeyle birlikte tarih boyunca Emir Timur, Harzemşahlar, Şeybaniler ve Hanlıklar döneminde Fergana’da bir arada yaşamış, Çarlık ve Sovyet işgaline katlanmış olan kardeş halkları dikenli tellerle çevrili yapay sınırlar birbirinden ayırmıştır.

Türkistan’ın bağımsız cumhuriyetleri Fergana’daki karmakarışık ve kimi yerde de net olmayan sınırların kesinleştirilmesi için yıllardır çalışmalar yürütmüş olmasına rağmen sınır sorununu tamamen çözüp bir anlaşmaya varamamışlardır. Sınırların kesinleşmemesinden ötürü zaman zaman sınır çatışmaları meydana gelmiş, yüzlerce asker ve sivil hayatlarını kaybetmiştir. Sınır sorunlarının çözümü konusunda Özbekistan bütün sınırlarındaki komşuları ile olduğu gibi Fergana’da da Kırgızistan ve Tacikistan ile önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Buradaki asıl sorun 2021 yılı bahar ayrılarında patlat veren 2022 Eylül ayında tekrar şiddetlenen çatışmaların çıktığı Tacikistan ile Kırgızistan sınırıdır. Kırgızistan’ın stratejik konumdaki Batken vilayetinin yer aldığı bu bölgede aralıklarla çatışmalar çıkmakta her iki taraftan da asker ve siviller hayatını kaybetmektedir.

Ülke liderlerinin kısa sürede ateşkes sağlamasına rağmen sorunun aralıklarla devam etmesi genel olarak bölge hakkında “istikrarsız” imajı oluşturmaktadır. Küresel salgın hastalık (Covid 19) sonrasında ekonomik olarak zor günler geçiren her iki ülkedeki halkların var olan sınır ticaretinin de sonlandırmaları bu sorunları daha da derinleştirmektedir. Bütün bunlar her iki taraftan da gerek ülkelerinin iç kısımlarına gerekse Rusya, Türkiye ve Avrupa ülkelerine düzensiz göçü arttırmaktadır.

Çatışmaların Sebepleri Üzerine İddialar

Kırgızistan ve Tacikistan sınır hattında meydana gelen çalışmaların sebepleri araştırıldığında yukarıda bahsedilen tarihsel süreçten ötürü su kaynaklarının ortak kullanımı, yine Sovyet döneminde ortak kullanılan tarım arazilerinin ve otlakların bölüşüm sorunu gibi sınır hattını ilgilendiren sebepler ilk akla gelenlerdir. Bunun yanı sıra iki ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar nedeniyle yönetimlerin ülke halklarının dikkatini sınır hattına çekme gayreti olduğunu iddiaları var. Özellikle Tacikistan’da yaklaşık 30 yıldır ülkeyi yöneten ülke liderinin yönetimi oğluna bırakmak için uygun zemin oluşturmak istediği bu bağlamda sınırda kontrollü çatışmalar çıkartarak Tacik milliyetçiliği etrafında halkı birleştirme stratejisi güttüğü söyleniyor. Burada bir parantez açıp Türkistan’daki ülkelerin isimlerinin her ne kadar bir etnik gruba has verişmiş “… istan’lar” olmuş olsa da her birinde farklı Türk soylu halklar veya Türkler ile aynı inanç ve kültür havuzundan olan milletler olduğu gerçeğidir. Örneğin Fergana’da yer alan ancak Stalin tarafından Tacikistan’a bırakılmış olan tarihi Hocend şehri Özbeklerin yoğun yaşadığı bir yerdir. Aynı şekilde sınırın Özbekistan tarafında önemli sayıda Tacik ve Kırgız yaşarken, Kırgızistan tarafında da Özbek ve Tacikler yaşamaktadır.

Bir başka iddia ise Çin’in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında Kaşgar’dan Taşkent’e kadar uzanacak olan tren yolu projesinden Rusya ve İran’ın rahatsız olduğudur. Geçtiğimiz aylarda ete kemiğe bürünen bu proje için 14 Eylül 2022’de Semerkant’ta Çin Devlet Başkanı Özbekistan ve Kırgızistan Cumhurbaşkanları ile anlaşma imzaladı.

Ukrayna Savaşı ve akabindeki uluslararası ambargo sebebiyle Türkistan’daki etkinliğinin azalmasından endişe eden Rusya faktörü tam bu noktada devreye giriyor. Yaklaşık 150 yıldır domine ettiği Türkistan’ın batısını Çin etkisine bırakmamak için Rusya’nın tren yolu hattının geçeceği Fergana’da çıkan huzursuzlukların arkasındaki güç olabileceği tartışmanın odağında olan bir durum haline geldi. Bunu İran’ın Türkistan’daki Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin gelişmesine engel olmak için aynı etnik kökenden geldiği (inançları farklı) Tacikistan’ı kışkırttığı söylemi takip ediyor. Türkistan’ın doğusunu 1949’dan beri işgal altında tutan Çin yönetimi Türkistan’ın batısını da ekonomik gücü ile kontrol altına almayı düşünmektedir. Türkistan cumhuriyetleri ise açık denizlere kıyılarının olmamasından dolayı ülkelerinin ekonomilerini güçlendirmek için tarihte olduğu gibi günümüzde de Çin ile ticarete sıcak bakıyorlar. Ancak Çin tarihte olmadığı kadar çok nüfusu ve ekonomik potansiyeliyle ticaret yapmış olduğu yerlerde Çin kolonileri kuruyor.

Gerek tarihi sebepler gerek sınır boyundaki yerel halkların su/arazi/otlak paylaşım sorunu gerek gündem değiştirme iddiaları gerekse küresel aktörlerin stratejik emelleri kadim Türkistan’ın fakir halklarının giden canlarından kıymetli değildir. Başkalarının emperyalist hedefleri ticari ya da stratejik metaya indirgeyebildikleri Türkistan halkları bizim dil, inanç, kültür, tarih birliği içinde olduğumuz topluluklardır. Bunun için Rusya’nın dolduracağı boşluğu Çin’in kolonyal, İran’ın ideolojik hedeflerine bırakmamak için Türk Devletleri Teşkilatına önemli sorumluluk düşmektedir.

Son söz

“Bizi yakar bizim ateş. Söndürmektir tek çaresi”. Aşık Veysel

 

Ahmet AKALIN

Ankara Üniversitesi Doktora Öğrencisi

https://www.dunyabulteni.net/fergana-vadisinin-ekonomi-politik-yapisi-makale,21579.html

Devami

Çin Komünist Partisi Kongresi arifesinde yüzlerce Uygur tutuklandı.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Çin Komünist Partisi (ÇKP) Kongresi arifesinde yüzlerce Uygur tutuklandı. Radio Free Asia, kaynaklarına ve yerel makamların temsilcilerine atıfta bulunarak, bu önlemin bölgedeki huzursuzluğu önlemek için alındığını bildirdi.

Radyoya göre tutuklamalar Temmuz ayında, Çin Komünist Partisi’nin 20. Kongresinden birkaç ay önce başladı. Ekim ayında hükümet, bölge nüfusunun kesinlikle gerekli olmadıkça diğer bölgelere seyahat etmesini önlemek için Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’ne giriş ve çıkışları kısıtladı.

Çin Komünist Partisi Panjim köy komitesinin sekreteri, son tutuklamaların Eylül sonu-Ekim başında gerçekleştiğini ve kongre arifesinde gerçekleştirilen baskıların bir parçası olduğunu doğruladı. Sekreter, “Tutuklananlar çoğunlukla 2000’den sonra doğan gençler, tehlikeli neslin temsilcileri” dedi.

Gazeteciler, Hotan’da en az 2 bin, Kulja’da 125 kişinin tutuklandığını öğrenmeyi başardılar. Bu tür baskılar, özerk bölgenin diğer bölgelerinde de gerçekleştirilmektedir. Kaynaklara göre, tutuklananların çoğu, Çin hükümetinin “tehlikeli neslin temsilcileri” olarak adlandırdığı 2000’den sonra doğan gençler.

Associated Press, Mayıs ayında Uygurların yaşadığı Çin şehrinde yaklaşık 25 kişiden 1’inin terörle bağlantılı suçlardan hapse mahkûm edildiğini, bu da dünyanın en yüksek hapsedilme oranını bildirdiğini bildirdi.

 

Sincan’da 1 milyondan fazla Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Müslüman azınlıklar hapishanelere ve kamplara atıldı. Pekin, bu grupların kültürel kimliğini yok etmeye yönelik geniş kapsamlı bir kampanya da dahil olmak üzere orada ciddi insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor.

Şu anda Çin, Sincan’da Müslümanların haklarının ihlal edildiğini reddediyor ve bu durumu terörizm, aşırıcılık ve ayrılıkçılıkla mücadele ile açıklıyor.

Eylül ayı başlarında görevi sona eren BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Bachelet, raporunda Sincan’daki Müslümanların “siyasi yeniden eğitim kamplarında” ayrımcılığa uğramasının ve alıkonulmasının “insanlığa karşı suç” olarak yorumlanabileceğini belirtti. BM yetkilisi, Çin’i yasadışı olarak gözaltına alınan Müslümanları derhal serbest bırakmaya çağırdı.

Daha önce ABD hükümeti, İngiliz, Hollanda ve Kanada parlamentoları Çin’in Uygurlara yönelik politikasını soykırım olarak tanımış ve yaptırımlar uygulamıştı.

BM İnsan Hakları Konseyi’nin Ekim ayı başlarında düzenlenen 51. oturumunda, Özbekistan ve birkaç Müslüman ülke, Çin’in Sincan-Uygur özerkliğinde Uygurların ve diğer Müslüman milletlerin haklarının ağır ihlalini tartışmaya karşı oy kullandı.

BM’nin Cenevre şubesinin resmi internet sitesine göre, bu konu 6 Ekim’de gündeme alındı. 17 ülke destek verdi, 19 ülke karşı çıktı ve 11 ülke çekimser kaldı.

https://www.ozodlik.org/a/xitoy-uygur-qamoq/32104879.html

Devami

BDT’ye üye ülkelerin başbakanları Kazakistan’da toplandı

Kazakistan’ın başkenti Astana’da, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Başbakanları Toplantısı yapıldı.

Kazakistan Başbakanı Alihan İsmailov’un ev sahipliğinde Expo Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Belarus Başbakanı Roman Golovçenko, Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, Tacikistan Başbakanı Kohir Razulzoda, Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, Kırgızistan Başbakanı Akılbek Caparov, Ermenistan Başbakan Yardımcısı Mger Grigoryan ve Türkmenistan Başbakan Yardımcısı Hocamurat Geldimuradov katıldı.

Başbakanlar, BDT ülkeleri arasında ekonomik etkileşim alanında imzalanacak anlaşmaların yanı sıra bölge gündemindeki konuları da ele aldı.

Kazakistan Başbakanı İsmailov, burada yaptığı açıklamada, toplantının salgın dönemi sonrası ilk kez yüz yüze yapıldığını ve böylece ülkesinin BDT dönem başkanlığını tamamladığını bildirdi.

İsmailov, bugün BDT çerçevesinde iş birliğini geliştirme konularında yapıcı bir diyalog gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Özellikle dış ekonomik alanda ortak adımları masaya yatırdıklarını aktaran İsmailov, toplantı sonucunda BDT’ye üye ülkeler arasında ticari ve ekonomik iş birliğini derinleştirmek amacıyla hizmet sektörü, işletme ve yatırım alanlarında serbest ticaret anlaşmasını imzaladıklarını belirtti.

İsmailov, ayrıca bilim, teknoloji, inovasyon ve kimya endüstrisinin dijital dönüşümü ile radyo navigasyonu alanında iş birliğini de görüştüklerini belirterek “Hükümet başkanları, bu konularda iş birliğini geliştirmek için bir dizi program belgesini kabul etti.” dedi.

BDT Dönem Başkanlığını Kırgızistan’a devrettiklerini kaydeden İsmailov, ancak bir sonraki başbakanlar toplantısının Haziran 2023’te Rusya’nın Soçi kentinde yapılması kararının alındığını sözlerine ekledi.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

azakistan’da 20 Kasım’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde 6 aday yarışacak

Kazakistan’da 20 Kasım’da yapılacak erken cumhurbaşkanlığı seçiminde yarışacak adaylar belli oldu.

Merkez Seçim Komisyonundan yapılan açıklamaya göre, ülkede cumhurbaşkanı adayları için kayıt süreci sona erdi.

Kayıt sonuçlarına göre, 20 Kasım’da yapılacak seçimde mevcut Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in de aralarında olduğu 6 aday yarışacak.

Auıl (Köy) Halk Demokrasi Partisinden Jiguli Dayrabayev, Ulusal Sosyal Demokrat Partisinden Nurlan Auesbayev, “Amanat” Sendikalar Topluluğundan Meyram Kajıken, Ulusal Sosyal Hizmet Uzmanları Birliğinden Karakat Abden, “Kazak anneleri, gelenek yolunda” kamu derneğinden de Saltanat Tursınbekov’un, seçimlerde aday olarak yarışması bekleniyor.

Seçimlerde 69 yaşındaki mevcut Cumhurbaşkanı Tokayev ise parlamentodaki üç siyasi parti ile 30’dan fazla sivil kuruluşun bir araya gelerek oluşturduğu “halk koalisyonunun” adayı olacak.

Dışişleri Bakanlığı da seçim günü yurt dışında oy kullanacak vatandaşlar için 53 ülkede 68 sandık kurulacağını bildirdi.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/kazakistan-da-20-kasimda-yapilacak-cumhurbaskanligi-seciminde-6-aday-yarisacak/63567ad401a30a29b0b6a00c

Devami

Türkmen-Özbek sınır ticaret bölgesinin temeli atıldı

Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov, resmi ziyaret için ülkesine gelen Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile Türkmen-Özbek sınır ticaret bölgesinin temel atma törenine çevrim içi katıldı.

Türkmenistan’da resmi ziyareti kapsamında çeşitli etkinliklere katılan Mirziyoyev, Türkmen Devlet Üniversitesini ziyaret etti. Mirziyoyev’e burada, Üniversitenin “Fahri Profesörü” unvanı verilirken profesör cübbesi ve ilgili sertifikası törenle teslim edildi.

Mirziyoyev, üniversite öğretim görevlileri ve öğrencileriyle yaptığı görüşmede, herhangi bir toplumun geleceğinin günümüz genç neslinin ne kadar iyi eğitimli olduğuna doğrudan bağlı olduğunu kaydederek bu nedenle Türkmenistan’da olduğu gibi Özbekistan’da da eğitim sisteminde köklü reformların yapıldığını belirtti.

Konuşmasında, uluslararası politika konularına da değinen Mirziyoyev, ortaya çıkan yeni tehlike ve tehditlere zamanında cevap verebilmek için bölge ülkelerinin çabalarını birleştirmeye ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Mirziyoyev, “Bu durumlardan çıkmanın tek yolu, her ülkenin, her halkın çıkarlarını dikkate almaya ve saygı duymaya dayalı yapıcı bir diyalogdur.” dedi.

Aşkabat’ta “Taşkent Parkı” açıldı

Daha sonra Berdimuhamedov ve Mirziyoyev, başkent Aşkabat’ta “Taşkent Parkı”nın açılış törenine katıldı.

Aşkabat’taki Mahtumkulu Caddesi’nde inşa edilen Taşkent Parkı, Türkmen ve Özbek halklarının dostluk, birlik ve kültürel yakınlığının sembolü olarak değerlendirildi.

30 bin metrekarelik alanda inşa edilen parkta, Özbekistan başkentinin önemli tesislerinin 20’den fazla maketi yer aldı. Berdimuhamedov ve Mirziyoyev, Taşkent Parkı’nda ağaç dikti.

Törenin devamında iki ülke liderleri, Türkmen-Özbek sınır ticaret bölgesinin temel atma törenine çevrim içi katıldı.

Türkmenistan ve Özbekistan hükümetleri arasında 5 Ekim 2021’de imzalanan anlaşma çerçevesinde temeli atılan ve 20 hektarlık alana inşa edilecek olan Türkmen-Özbek sınır ticaret bölgesi, karşılıklı ticaret hacmini artırmayı, endüstriyel iş birliğini geliştirmeyi ve ortak projelerin uygulanmasını kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Türkmenistan ve Özbekistan arasında son 5 yılda, karşılıklı ticaret hacmi yaklaşık 5 kat artarak geçen yıl 902 milyon dolara ulaştı.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/turkmen-ozbek-sinir-ticaret-bolgesinin-temeli-atildi/6352cbec01a30a37e4c08e95

Devami

Türkiye-Kazakistan ilişkileri: Son ziyaretin düşündürdükleri

Hem dünya, hem Türk dünyası, hem de Kazakistan siyasi düzleminde son birkaç yılda meydana gelen önemli jeopolitik gelişmeler, katmanlar halinde Türkiye-Kazakistan ilişkilerine de yansıdı.

30 yıl önce Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi ve Türkiye’nin bunu tanıyan, dahası diplomatik ilişkileri de başlatan ilk devlet olması hasebiyle ikili ilişkiler daimi bir istikrar içinde gelişmeye devam etti. Bağımsızlığın hemen ardından ilk hükümetler arası üniversite, Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nin kurulması, Türkiye tarafından Türk dünyasının diğer ülkelerine olduğu gibi Kazak gençlerine 1992-2012 yılları arasında “Büyük Öğrenci Projesi” çerçevesinde üniversitelerde burslu okuma imkanı verilmesi gibi somut projeler gerçekleştirildi. Türk Dünyası’na verilen burslar hala Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından devam ettiriliyor. Kazakistan’da son dönemde yatırımlarını en çok artıran üçüncü ülke olan Türkiye’nin, Kazakistan ile ilişkileri her dönemde iyi olmakla birlikte son birkaç yılda gözle görülür bir ivme kazandı. Karşılıklı ticarette beş milyar dolar sınırı aşıldı. Ticaret ve yatırımların dışında Kazakistan’da özellikle halkın ve gençlerin Türkiye’ye, Türk dizilerine, üniversitelerine ve Türkçeye olan ilgisi de açıktır.

Bu ilginin yanı sıra hem dünya, hem Türk dünyası, hem de Kazakistan siyasi düzleminde son birkaç yılda meydana gelen önemli jeopolitik gelişmeler, katmanlar halinde Türkiye-Kazakistan ilişkilerine de yansıdı. Dünya konjonktüründe Kovid-19 küresel salgını esnasında ve sonrasında meydana gelen siyasi ve iktisadi dönüşümler genelde Türkiye-Türk Dünyası, özelde Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulundu. Bu ilişkileri etkileyen jeopolitik gelişmeleri birkaç başlıkta ele almak mümkün.

Küresel gelişmeler ve Türk dünyası

Kovid-19 salgınının dünya genelinde tedarik zincirini tahrip etmesi ve bunun ekonomilere etkisiyle birlikte enflasyonun yükselmesi, hem her ülkenin kendi kendine yeterli olması gerekliliğinin altını çizerken, hem de tarihsel, dini ve kültürel bağları bulunan kardeş ülke ve halkların, “dost kara günde belli olur” sözünde veciz bir şekilde ifade edildiği gibi birbirlerine yakınlaşmasına sebep oldu. Bunu, hem Türk dünyasında hem de Arap dünyasında yakından gözlemek mümkün.

1990’larda başlayan tek kutuplu dünyada Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kendisine önce İslam daha sonra da Çin’i rakip ilan etmişken birdenbire 2000’li yıllarda “Putin Rusyası”nın bir imparatorluk edasıyla yeniden dirilmesi Sovyetler sonrası ortaya çıkan paradigmayı bir anda tarumar etti.

2020 yılında İkinci Karabağ Savaşı’nda Türkiye’nin Azerbaycan’a kayıtsız şartsız desteği tüm dünyada olduğu gibi Türk dünyasında da önce Türk halklarına ardından halkın baskısı sonucu hükümetlere tesir etti. Yine Türkiye’nin hem Azerbaycan hem de Ukrayna’da başarılı bir şekilde test ettiği İHA ve SİHA’lar gibi savunma sanayindeki teknolojik üretimleri de buna katkıda bulundu.

2022’nin başında Rusya’nın, hinterlandı olarak gördüğü Ukrayna’yı işgali, bölgedeki Türk Devletlerinde de alarm zillerinin çalmasına yol açtı. Özellikle Kazakistan gibi Rusya ile 6 bin kilometreden fazla sınırı bulunan ve önemli bir etnik Rus nüfusa sahip olan ülkelerde bu tehdit daha da yakından hissedildi. Zira daha önce de pek çok Rus yetkili ve milletvekilinin Kazakistan’ın Rusya’nın bir parçası olduğuna dair açıklamaları burada büyük tepki çekmekteydi.

Bilindiği üzere Türk Cumhuriyetleri içerisinde Türkmenistan, Kazakistan ve Azerbaycan gibi ülkeler petrol ve doğal gaz gibi önemli enerji kaynaklarına sahipler. Ukrayna savaşından evvel Kazakistan gibi ülkelerin ürettiği enerji kaynaklarının ihtiyaç içerisindeki Avrupa ülkelerine ihracı için Rusya üzerinden Kuzey Koridoru kullanılmaktaydı. Ukrayna’yı işgali neticesinde Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve bunun karşılığında Rusya’nın doğal gaz akışını kesmesi de Hazar geçişli Orta Koridor veya Kuşak-Yol alternatiflerinin güçlenmesine yol açtı. Bu hat sadece doğal gaz ve petrol değil, taşımacılık ve lojistik açısından yani “Yeni İpek Yolu” projesi için de büyük önem taşıyor. Astana’da yapılan Erdoğan-Putin görüşmesinde Putin’in “Türkiye’yi dünyanın en büyük gaz merkezi haline getirme niyetimizi belirledik” sözü ve daha sonra Moskova’da yaptığı açıklamalar bu gelişmeleri teyit ediyor.

Kazakistan siyasetindeki dönüşüm ve Türkiye-Kazakistan ilişkileri

Kazakistan özelindeki siyasi dönüşümler de Türkiye ile ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunuyor. Zira son birkaç yılda Kazakistan siyasetinde baş döndürücü gelişmeler yaşandı. 2019 yılı Kazakistan siyasi tarihi açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Ülkeyi kuran ve yaklaşık 30 yıl yöneten Nursultan Nazarbayev, sürpriz bir şekilde, görevini Kasım Cömert Tokayev’e devretti. Ocak 2022 olaylarının ardından, daha önce söz vermiş olduğu, reformlarına hız veren Tokayev, halkın kendisine olan desteğini arkasına almak için önce referandumla anayasa değişikliği için onay aldı. Şimdi de 20 Kasım’da aday olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyor. Böylece yapacağı reformlar için önümüzdeki yedi yıllık süreç için halkın onayını istiyor. Önümüzdeki yılın ilk 6 ayında ise parlamento seçimleri yapılacak. Şüphesiz Tokayev’in “Yeni Kazakistan” (Jana Kazakistan) sloganıyla yapmakta olduğu reformlar, dünya jeopolitiğinin bu kadar sıkıştığı bir dönemde, Türkiye ve diğer Türk devletleri ile ilişkilerini geliştirmeyi gerektiriyor. Zira Tokayev, Türkiye ile olduğu gibi Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan’la da ilişkilerini güçlendiriyor.

Bu yılın ocak ayındaki olayların ardından Tokayev, mayısta ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Bu ziyarette ulaşım, savunma sanayi, askeri istihbarat, bilişim teknolojileri, kültür, tarım, taşımacılık, ticaret, gümrük, çevre, eğitim, gençlik, iletişim ve arşiv alanlarında iş birliğini içeren 14 anlaşma imzalanmıştı. Bu defa Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Astana ziyaretinde Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Dördüncü toplantısı yapılarak, yıllık 5 milyar doları aşan ticaret hacminin kısa sürede 10 milyar dolara ulaşması için karşılıklı mutabakat sağlandı. Ticaret, aile ve sosyal hizmetler, iş ve çalışma hayatı, kültür, spor, sağlık ve veterinerlik alanlarında karşılıklı iş birliği anlaşmaları imzalandı. İki ülke arasında neredeyse bütün bakanlıklar arasında anlaşma yapıldı. Ankara’da başlayan ve iki lider arasındaki samimiyeti simgeleyen “masa tenisi” diplomasisi Astana’da da devam etti. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Kazakistan tarafından Birinci Dereceli Dostluk Devlet Nişanı takdim edildi.

Kazakistan’ın liderliğinde kurulan Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nı (AİGK) Türkiye dahil 27 üyeden oluşan bir platformdan AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) gibi bir teşkilata dönüştürme çalışmaları devam ediyor. İki ülkenin Azerbaycan ve Özbekistan’la birlikte Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve Orta Koridorun gelişmesi için büyük çaba gösterdikleri biliniyor. Nitekim kasım ayında Semerkant’ta yapılacak TDT liderler zirvesi Türk devletleri ile Türkiye-Kazakistan ilişkilerine yeni boyutlar katacak. 2040 Türk Dünyası Vizyon Belgesi ve Orta Koridor’un ne şekilde hayata geçirileceğinin yol haritası bu zirvede şekillenecek. Tüm dünyada olduğu gibi bölgede ve Türk dünyasında da bundan 20 yıl önce tahmin dahi edemeyeceğimiz gelişmeler oluyor. Dileriz Türkiye ve Kazakistan arasındaki kardeşlik ilişkileri tüm Türk dünyasında aynı şekilde gelişir.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/turkiye-kazakistan-iliskileri-son-ziyaretin-dusundurdukleri/634d278401a30a09bc8d5cfe

Devami

BDT Yüksek Konseyi, Kazakistan’da toplandı

Kazakistan’ın başkenti Astana’da Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Devlet Başkanları Yüksek Konsey Toplantısı yapıldı.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in ev sahipliğinde Astana’daki Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirveye Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katıldı.

İlk önce dar formattaki toplantıda bir araya gelen liderlerin görüşmesi basına kapalı gerçekleşti.

Kazakistan Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre Tokayev, yaptığı konuşmada, liderleri misafirperver Kazakistan topraklarında ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Tokayev, Berdimuhamedov’un BDT’nin Yüksek Konsey Toplantısı’na ilk kez katıldığını belirterek, “Burada bulunan meslektaşlarım ve şahsım adına size hoş geldiniz ve görevinizde başarılar diliyoruz.” dedi.

Küresel iklim değişikliğinin özellikle BDT sınırlarında su kaynakları sorununa yol açtığını kaydeden Tokayev, bu alanda üye ülkeler arasında ortak yol haritasının hazırlanması gerektiğini vurguladı.

Tokayev, mevcut jeopolitik gerilim döneminde bölgede istikrarı sağlamak adına karşılıklı güveni güçlendirmek için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Bunun yanı sıra BDT halklarını yakınlaştırmak amacıyla kültürel alandaki iş birliği konularının da gündemde olacağını aktaran Tokayev, bu bağlamda Rusçayı yaygınlaştırmak için Birleşmiş Milletler örneğinde bir uluslararası kuruluşun oluşturulmasını önerdi.

Tokayev, “Rusçayı iyi konuşan Asya, Avrupa ya da Latin Amerika gibi birçok ülkenin bu organizasyona dahil olacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Kazakistan olarak BDT çerçevesinde gözlemci statüsüyle yer almak isteyen diğer ülkelere katılma fırsatı verilmesi gerektiğini doğru bulduklarını vurgulayan Tokayev, “Bugün ayrıca Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütünde (KGAÖ) BDT’ye gözlemci statüsü verilmesi kararı, cumhurbaşkanlarının değerlendirmesine sunuldu. Yine ön görüşmede anladığım kadarıyla herhangi bir itiraz varsa bunlar yapılabilir ve o vakit onları dinlemekle yükümlüyüz. Kazakistan, bu karara olumlu bakıyor.” ifadelerini kullandı.

“Macron’un Karabağ ile ilgili açıklamaları yanlış”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın BDT ülkeleri ile ilişkilerini değerlendirerek, “Yaptırım baskısına rağmen BDT ülkeleri ile ekonomik ilişkilerimiz sürekli genişliyor. Rusya’nın BDT ülkeleri ile ticaret hacmi, geçen yıl yüzde 30, bu yılın ilk yarısında daha yüzde 7 arttı ve 46 milyar dolara ulaştı. Ticaret hacmi geçen yıl 96 milyar dolara ulaşmıştı.” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Rusya’nın Karabağ meselesini Güney Kafkasya’daki durumu istikrarsızlaştırmak için kullandığı” yönündeki açıklamasını değerlendiren Putin, “Bu açıklamalarda meselenin gidişatıyla ilgili anlayışın olmadığını düşünüyorum. Anlaşılan, Macron’un tarafların pozisyonları hakkında bilgisi yok. Bu açıklamalar yanlış hatta ve hatta sapıkça yapıldı. Bu nedenle, bu açıklamalar kabul edilemez.” dedi.

Macron ile konuyu ele alacaklarını söyleyen Putin, Rusya’nın tüm meseleleri çözme yönünde davranış sergilediğini savundu.

Putin, BDT alanındaki meselelerin, “iyi niyet” prensipleri çerçevesinde çözülmesi gerektiğini vurguladı.

BDT ülke liderlerini yıl sonunda Rusya’nın St. Petersburg kentinde yapılacak gayriresmi toplantıya davet eden Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın da Moskova’ya ziyarette bulunmalarını teklif etti.

Mirziyoyev, 2024’te Semerkant’ın BDT’nin kültür başkenti adaylığını açıkladı

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, dünyadaki karmaşık durum, artan gerilimler ve stratejik belirsizliğin sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasına yönelik ortak çabaların birleştirilmesini gerektirdiğini kaydetti.

Yeni lojistik koridorların geliştirilmesinin önemini vurgulayan Mirziyoyev, ülkelerin ulaşım sistemine yönelik ciddi tehditler göz önüne alındığında, iş birliği içinde yeni lojistik koridorların geliştirilmesinin son derece önemli olduğunu dile getirdi.

Mirziyoyev, bu çerçevede “Tirmiz – Mezari-Şerif – Kabil – Peşaver” ve “Çin – Kırgızistan – Özbekistan” demir yollarının BDT bölgesini önemli bir kıtalararası ulaşım zinciri haline getirmeye yardımcı olacağını vurguladı.

Mirziyoyev, ayrıca St. Petersburg’un 2023’te BDT’nin kültür başkenti ilan edilmesi kararını desteklediklerini kaydederek, 2024 yılında Semerkant’ın BDT’nin kültür başkenti adaylığını açıkladı.

Caparov’dan sınırların dokunulmazlığı vurgusu

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, zirvede ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve mevcut sınırların dokunulmazlığına saygı göstermesi gerektiğini vurguladı.

Topluluğun büyük jeopolitik değişikliklerin olduğu bir dönemde kurulduğunu hatırlatan Caparov, halen geçerli olan prensiplerin yer aldığı 8 Aralık 1991 tarihli BDT’nin kurulmasına ilişkin anlaşmaya, 21 Aralık 1991 Alma-Ata Deklarasyonu’na, 22 Ocak 1993 tarihli BDT Tüzüğü’ne, BDT’nin 15 Nisan 1994 tarihli “Bağımsız Devletler Topluluğu Üyesi Devletlerin Egemenlik, Toprak Bütünlüğü ve Sınırlarının Dokunulmazlığına Uyma” başlıklı Moskova Bildirgesi’ne dikkati çekti.

Caparov, topluluğun devletler arasında dostluk, iyi komşuluk ve karşılıklı yarar sağlayan iş birliği ilişkilerinin daha da geliştirilmesi ve güçlendirilmesinin temel ve sarsılmaz ilkesi temelinde kurulduğunun altını çizdi.

Birbirinin toprak bütünlüğüne ve mevcut sınırların dokunulmazlığına saygı ilkesine dikkati çeken Caparov, Kırgız tarafının tartışmalı konuların yalnızca barışçıl yollarla, siyasi ve diplomatik yöntemlerle çözülmesi gerektiği konusundaki değişmez tutumuna bağlı olduğunu vurguladı.

Caparov, Kırgız tarafının gelecek yıl ülkesinin BDT dönem başkanlığı döneminde, BDT üye ülkeleri arasında iyi komşuluk ve güvene dayalı ilişkilerin güçlendirilmesine büyük önem vereceğini, aynı zamanda iklim değişikliği, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma konuları ile doğrudan bağlantılı çevre sorunlarına öncelik verileceğini sözlerine ekledi.

Zirve kapsamında BDT’ye üye ülkeler arasında çevre, güvenlik, beşeri alanlar dahil bir dizi alanda iş birliği anlaşması imzalandı.

Gelecek BDT Yüksek Konsey Toplantısı’nın 13 Ekim 2023’te Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yapılması kararlaştırıldı.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/bdt-yuksek-konseyi-kazakistan-da-toplandi/6349470e01a30a2d20cefa02

Devami

Türk Devletleri Teşkilatı dış politika uzmanları, Özbekistan’da toplandı

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye ve Gözlemci Ülkeler Resmi Dış Politika Araştırma Merkezleri 8. Toplantısı, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te düzenlendi.

Özbekistan Cumhurbaşkanlığına bağlı Stratejik ve Bölgeler Arası Araştırmalar Enstitüsünün ev sahipliğinde yapılan toplantıya, Azerbaycan Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi, Kazakistan Cumhurbaşkanlığına bağlı Kazakistan Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Kırgızistan Cumhurbaşkanlığına bağlı Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi ile Macaristan Dış İlişkiler ve Ticaret Enstitüsünden 60’tan fazla uzman katıldı.

Toplantının konusu, “TDT alanı: Ticari ve ekonomik iş birliği ile ulaştırma ve lojistik bağlantılarının geliştirilmesi beklentileri” şeklinde belirlendi.

Özbekistan Stratejik ve Bölgeler Arası Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Eldar Aripov, açılış konuşmasında, Özbekistan’da ilk defa yapılan toplantının gelecek ay Semerkant’ta gerçekleştirilecek TDT Zirvesi öncesi düzenlendiğini söyledi.

Toplantının teşkilata üye ülkeler arasındaki iş birliğinin daha da gelişmesine katkı sağlayacağını vurgulayan Aripov, bugün Türk dilinde konuşan ülkeler arasındaki iş birliğinin tüm alanlarda geliştiğine işaret etti.

TDT Genel Sekreter Yardımcısı Gismat Gozalov da toplantının örgüte üye ülkeler arasındaki iş birliğinin daha da gelişmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Özbekistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Gayrat Fazilov, Özbekistan’ın dış politikasında Türkçe konuşan kardeş ülkelerle ikili ve çok taraflı iş birliğinin öncelikli konulardan olduğunu kaydederek, bu çerçevede Özbekistan’ın Ekim 2019’da Türk Konseyi’ne üye olmasının doğal ve tarihi sürecin açık bir göstergesi olduğunu belirtti.

“Günümüzde Orta Asya ve Türk devletlerinin önemi oldukça arttı”

Konferansa katılan Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ufuk Ulutaş, konferansla ilgili basına açıklamalarda bulundu.

TDT’nin stratejik düşünme kabiliyetini oldukça geliştiren bir örgüte dönüştüğünü vurgulayan Ulutaş, şunları kaydetti:

“Günümüzde çok önemli sınamalardan geçiyoruz. Sadece Orta Asya veya Kafkaslar bölgesi olarak değil, dünya genelinde savaşların, gıda kıtlığı ve sorununun yaşandığı, lojistik kopmaların meydana geldiği, ulaştırma ve enerji alanlarında ciddi sıkıntıların ortaya çıktığı bir dönemde Orta Asya ve Türk devletlerinin öneminin oldukça arttığına inanıyorum.”

Ulutaş, dünya jeopolitiğinin merkezi noktalarından birisi olmaya doğru giden bu bölgenin kalbinde yer alan söz konusu ülkelerin bir araya gelmesinin sadece bölge değil, global ölçekte de çok ciddi etkileri olacağını belirtti.

Toplantının ardından TDT üye ülkeleri analiz merkezleri arasında “iş birliği memorandumu” imzalandı.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/turk-devletleri-teskilati-dis-politika-uzmanlari-ozbekistanda-toplandi/6349a58801a30a2d20cefa0d

Devami

Kazakistan, Rusya, Özbekistan ve Kırgızistan ile kara sınırlarını açıyor.

Bu karar, 6 Nisan’da Kazakistan’da Başbakan Yardımcısı Erali Tugjanov başkanlığında COVID-19’un yayılmasının önlenmesine ilişkin bölümler arası komisyon toplantısında alındı.

Karar, “epidemiyolojik durumun stabilize olduğu” gerçeğiyle açıklandı.

“11 Nisan’dan itibaren Kazakistan vatandaşları, vatansız kişiler ve yabancıların Rusya Federasyonu, Özbekistan ve Kırgız Cumhuriyeti ile kara sınırlarının geçiş noktalarında Kazakistan devlet sınırlarını geçmelerine ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik bir karar alındı. ,” resmi duyuru okur.

Ayrıca, Kazakistan devlet sınırını hava yoluyla geçme konusundaki tüm kısıtlamalar kaldırılıyor. Bununla birlikte, COVID-19 için negatif bir testi onaylayan bir sertifika veya aşı pasaportu sağlama zorunluluğu devam etmektedir.

Daha önce Kırgızistan, defalarca Kazakistan hükümetini Kırgız vatandaşları için geçiş noktaları açmaya çağırdı. Kazakistan ve Kırgızistan arasındaki sınır, 2020 baharında koronavirüs pandemisi nedeniyle kapatıldı. Kırgız vatandaşları Kazakistan’a sadece hava yoluyla seyahat edebilirdi.

30 Mart’ta Rusya, vatandaşlarının Kazakistan Cumhuriyeti’nin kara sınırlarından geçişine ilişkin kısıtlamaları iptal etti. Erusti taşımacılığında eyalet sınırını geçme kısıtlamaları, 30 Mart 2020’de uygulanmaya başlanmasından tam iki yıl sonra iptal edildi.

https://www.ozodlik.org/a/31791245.html

Devami

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Cömert Tokayev ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Astana’da Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile bir araya geldi.

Görüşmeden sonra, iki ülkeden bakan ve yetkililerin de katılımıyla Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi yapılacak.

Toplantı sonrası iki ülke arasında anlaşmalar imzalanacak.

Erdoğan, yarın ise Asya’da İş birliği ve Güven Artırıcı Önlemler Zirvesi’ne katılacak.

Erdoğan-Putin görüşmesi yarın olacak

Cumhurbaşkanı, zirveye katılan Rusya Devlet Başkanı Putin ile de yarın bir araya gelecek.

İki liderin Rusya-Ukrayna savaşındaki son durumu, Türkiye’nin barış çabalarını ve arabuluculuk teklifini ele alması bekleniyor. Ayrıca tahıl koridoru, Suriye’deki gelişmeler ve ikili ilişkiler de Erdoğan ve Putin’in gündeminde olacak.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/cumhurbaskani-erdogan-kazakistan-cumhurbaskani-comert-tokayev-ile-gorustu/6346a43701a30a0744be5c00

Devami