Semerkant muhakkak gidilmesi gereken 50 şehir arasında

Huffington Post tarafından hazırlanan dünyanın gidilmesi gereken 50 şehirleri arasına eski Sovyetler sınırları içerisinden sadece Semerkant’a yer verildi

Özbekistan’ın İslam tarihinde de önemli bir yeri olan tarihi şehirlerinden Semerkand’a dünyanın ilgisi artıyor. ABD’nin önemli haber sitelerinden Huffington Post,  yayınladığı haberde eski Sovyetler sınırlarındaki şehirlerden sadece Semerkant’a “görülmesi gereken 50 şehir” listesinde yer verdi.

Huffington Post haberinde Semerkant’ın İpek Yolu üzerinde bulunan antik bir şehir olduğu belirtilerek şehir merkezindeki Registan Meydanı’ndaki medreseler ve mozaiklerin İslam mimarisinin dünyadaki en güzel örneklerinden biri olduğu ifade edildi. Özbekistan’daki bu şehrin tıpkı dünyanın en çok ziyaret edilen şehri Londra gibi prestijli müzeleri, ünlü sokak pazarları var.

Huffington Post’un şehirler listesi üyeleri sürekli seyahat eden Minube.net Derneği ile birlikte dünyanın en meşhur yerlerini belirlemek için hazırlandı. Listede Asya, Amerika ve diğer bölgelerdeki tarihi şehirlere yer verildi. Listede yer alan 50 şehir herkesin muhakkak görmesi gereken ünlü merkezler olarak belirtildi.

Listede İslam coğrafyasından ayrıca Fas’ın Marakiş, Ürdün’ün Petra, Filistin’in Kudüs, Etiyopya’nın Lalibela, Türkiye’nin İstanbul, Mısır’ın Luksor ve  Tanzanya’nın Zanzibar şehirlerinin yanı sıra İspanya’daki Endülüs şehirleri Sevilla ve Gırnata da yer aldı.

http://www.dunyabulteni.net/

Devami

Gülnara Kerimova hakkında yeni iddia

Özbek lider İslam Kerimov’un ev hapsine alındığı yönünde haberler çıkan kızı Gülnara Kerimova’nın Letonya’da olduğu iddia edildi

Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un aralarında sorunların olduğu büyük kızı Gülnara Kerimova’nın ülkeyi terk ederek Avrupa’ya gittiği öne sürülüyor.

Özbek istihbaratına yakınlığı ile bilinen Uzmetronom.com internet sitesinde yer alan habere göre Kerimova, bir süredir Baltık ülkelerinde bulunuyor. Uzmetronom.com yöneticisi Sergey Rijkov haberi çok güvendikleri kaynağın doğruladığını ve bu kaynağın bugüne kadar kendilerini yanıltmadığını söyledi.

Rijkov’a göre Gülnara Kerimova, Özbek ve uluslararası medyada yer aldığı gibi ev hapsinde tutulmadı ve bundan aylar önce Letonya’ya yerleşti.

Haberi köşesine taşıyan “Ozodlik” radyosu bu haberin kendi kaynaklarınca doğrulanmadığını yazdı. Bu radyonun güvenilir kaynağı, Özbekistan’daki yabancı diplomatlardan birinin birkaç gün önce Kerimova’yı Taşkent’teki eğlence yerlerinden birinde gördüğünü söylemişti.

Gülnara Kerimova ise Twitter üzerinden son zamanlarda kızı ile beraber ev hapsinde bulunduklarını, evlerinin Özbek istihbaratı tarafından korunduğunu ve eve kendilerinden başka kimsenin alınmadığını yazmıştı. Gülnara’nın Cambridge Üniversitesi öğrencisi olan oğlu dedesi ile aynı adı taşıyan İslam Kerimov da bir Rus televizyon kanalına verdiği röportajda annesi ve kız kardeşinin ev hapsinde olduğunu söylemişti.

Gülnara Kerimova hakkında Özbekistan, İsveç ve İsviçre mahkemelerince yolsuzluk, para kaçırma ve rüşvet suçlamalarıyla dava açılmıştı.

Özbek muhalefeti içinde ülkeyi 25 yıldır baskı rejimi ile yöneten ve 2015’te yeniden Cumhurbaşkanlığına aday olmayı planlayan İslam Kerimov’un özellikle gençler arasında popüler olan Gulnara’yı sindirmek için ev hapsine attığını düşünenler de var.

Dünya Bülteni

Devami

Dışişleri Bakanı Davutoğlu Özbekistan’a gidiyor

davutoglundan_urdun_hamlesi13991982120_h1154119

Ziyaret,Özbekistan’a Dışişleri Bakanı düzeyinde 13 yıl aradan sonra gerçekleştirilecek ilk ziyaret olacak.

Dışişleri Bakanlığının yazılı açıklamasında, görüşmelerde, iki ülke arasındaki ilişkilerin ve işbirliğinin eşitlik ve karşılıklı yarar temelinde geliştirilmesi imkanlarının değerlendirileceği belirtildi.

Açıklamada ayrıca iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel ve uluslararası meseleler konusunda görüş alışverişinde bulunulacağı bildirildi.

Açıklama şöyle devam etti:

“Sayın Bakanımız, ziyaret çerçevesinde tarihi ve ortak kültürel mirasımız bakımından önemli bir yere sahip olan Semerkant ve Buhara şehirlerini de ziyaret edecektir. Söz konusuziyaret, iki ülke arasındaki diyalog ve istişare kanallarının yeniden işler hale getirilmesini sağlayarak, Türk ve Özbek halkları arasındaki çok yönlü yakın bağlardan güç alan ilişkilerimize ivme kazandıracaktır.”

kanal7.com

Devami

Kazakistan’da ‘efendim’ ve ‘yoldaş’ polemiği

Kazakistan’da askerlerin birbirlerine efendim yerine yoldaş diye hitap edilmesinin talep edilmesi istenince ilginç polemikler yaşandı

Kazakistan Savunma Bakanlığı’na yapılan bir müracaatta askerlerin birbirlerine ‘efendim’ yerine ‘tovarış’ (yoldaş) şeklinde hitap etmeleri için düzenleme yapılması istendi.

Başvuruyu yapanlar gerekçe olarak ‘efendi ile hitap edilmesinni dini yönden sakıncalı olduğu, ateistler için ise kabul edilemez olduğunu belirtti. Ayrıca yürürlükteki hitap şeklinin insanların eşitliği fikrine aykırı olduğu savunuldu.

Kazakistan Savunma Bakanlığı’ndan konu ile ilgili yapılan açıklamada askerlerin birbirlerine “Efendim (Rusçası Gospodin) diye hitap etmelerinin teamül halini aldığı ifade edildi

Eski Savunma Bakan Yardımcısı A. Togusov da “Efendim” hitabının korunmasını istedi. Togusov konu ile ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Ben bağımsızlıktan sonra orduda ‘Efendim’ hitabının çok tartışıldığını hatırlıyorum. Devlet başkanımız eğer generallere ‘Efendim’ denilecekse onların da erlere ya da alt subaylara ‘Efendim’ demeleri gerektiğini söylemişti. Çünkü öncelikle hepimiz insanız ve insan olarak eşit değerlere sahibiz. Eski zamanlarda ‘Efendim’ demek bir soy ya da zenginlik ifadesi idi. Ancak ben zamanımızda bu hitabı bir eşitlik remzi olarak görüyorum.”

Milletvekili V. Kosarev ise askerler arasında “Efendim” hitabının yerini “tovarış (yoldaş)”ın alması gerektiğini düşünüyor:

“Askerlik yoldaşlık, dostluk ve kardeşlik demektir. ‘Efendim’ demek bir defa insanları sosyal ve hukuki yönden çeşitli derecelere indirgemek demektir. Bu cahilce bir hitap şeklidir. Çünkü kişi sahibine Efendim der. Asker ise eğer birileri onun egemenliğini ele geçirip, onu teslim almışsa ona bu sözü söyleyebilir. Onun için orduda askerler birbirlerine yoldaş diye hitap etmelidir”

Dünya Bülteni

 

Devami

Özbek subayları Rusya eğitecek

Özbekistan’da 2014 yılı içerisinde 450, 2015’te ise bunun üç katı kadar subay eğitim için Rusya’ya gidecek

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya ülkelerinin askeri açıdan Rusya’ya bağımlılığı devam ediyor. Rusya bu ülkelere malzeme satışının yanında askeri eğitim de veriyor.

Özbekistan yönetimine yakınlığı ile bilinen 12uz.com haber sitesinde yer alan habere göre bu yıl içerisinde 450 Özbek subay Rusya’daki askeri akademilerde eğitim görecek. 2015’te ise bu sayı üç katına çıkacak.

Haber Özbekistan Savunma Bakanlığı tarafından henüz doğrulanmadı.

Özbekistan bağımsız olduktan sonra 1994 yılda Rusya ile askeri işbirliği antlaşması imzaladı. 2012 yılında Taşkent ve Moskova; Rusya’nın Özbekistan Silahlı Kuvvetleri’ne 2020 yılına kadar askeri malzeme temin etme programını kabul etmişlerdi.

Dünya Bülteni

Devami

Özbekistan’da seçime doğru

Özbekistan’da seçimlerin arifesinde gazeteciler için seçim sürecinde uyulması gereken bazı kurallar yayınlanacak.

Özbekistan’da Aralık 2014’te  Meclis ve Mayıs 2015’te  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması planlanıyor. Toplumda yaklaşan seçimler ve seçimlerde kimlerin aday olacağı konuşulmazken Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov yönetiminin medyayı baskı altına aldığı ve gazetecileri kontrol etmek için etik nomrlar adı altında bazı kurallar dayattığını ileri sürülüyor.

“Jahon” haber ajansının bildirdiğine göre bu proje kapsamında Taşkent’teki “Poytakht” iş merkezinde UNESCO temsilcileri ve Özbekistan rejiminin medya kuruluşlarının katılımı ile bir yuvarlak masa toplantısı yapıldı. Toplantı konusu olarak “Gazetecilik mesleğinde etiğin güncel konuları” tartışıldı.

Toplantının sonuç bildirisinde “Özbekistan medya mensuplarının demokratik ilkelere bağlı kalarak ve bugünün medya dünyasında topluma karşı sorumluluk çerçevesinde kendilerini geliştirmesi gerektiğinin altı çizildi.”

Toplantıda gazetecilik mesleğinde çağdaş medya, özellikle internet ve sosyal medyanın olumsuz etkileri de konuşuldu. Medyanın bu alanındaki “serbestîlik, saygısızlık, saldırganlık, başkalarının fikirlerini reddetme” gibi özelliklerin gazetecilerin etik kültüründe yeni sorunlar oluşturduğu belirtildi.

Gözlemcilere göre Özbekistan’da meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce gazeteciler için etik konusunun gündeme getirilmesi tesadüfi değildir. Bu Özbek medyasına rejime daha fazla sadık olması ve yabancı medya kuruluşları ile istenmeyen işbirliğinden kaçınması için uyarı olarak kabul edilebilir.

Dünya Bülteni

Devami

OSMANLI-TÜRKİSTAN İLİŞKİLERİ -2-

Osmanlı-Türkistan İlişkileri

(16. yüzyıl ile 19. yüzyıl arası Rus işgali öncesi)

-Kanuniden III. Selim’e kadar-

II. Selim’in İran seferini anlatan minyatür

Şunu bilmekte fayda vardır : 16. yy. başında İran’da Şah İsmail’in çıkması ve 16. yy. ortalarında Kazan ve Astrahan’ın  Rusya tarafından işgal edilmesi,Osmanlı devleti ve Türkistan arasındaki coğrafi irtibatın kesilmesine neden olmuştur. Bu sebeple tarihi İpek Yolu’nun fiziken ortadan kalktığını söyleyebiliriz. Osmanlı ve Türkistan arasındaki bu irtibatın kesilmesi, Osmanlı’nın duraklama devrine girmesinin, Türkistan’da ise medeni ve ilmi gerilemenin başlamasının en önemli sebeplerindendir. Coğrafi keşiflerin, İpek Yolu’nun önemini yitirmesinin tek sebebi olduğu anlayışı eksik bir anlayıştır çünkü İpek Yolu sadece transit bir güzergah değildir. İpek Yolu,  şehirler, kasabalar, ülkeler arasında ticaret, medeniyet ve ilim intikaline imkan veren bir ulaşım ağıdır. Türkistan bölgesinin hac güzergahıdır. Bunun sonucu Anadolu topraklarının, Türkistan’ın ilim, irfan ve fütuhat anlayışından mahrum kaldığı  söylenebilir. Türkistan açısından bu irtibatın kesilmesi, asırlar boyu sürecek yalnızlığının başlamasına sebep olacaktır.

1500 ‘lü yıllardan itibaren 150 yıl boyunca Osmanlı -Türkistan ilişkilerinde, her iki tarafı tedirgin eden İran’ın büyük rolü vardır. Osmanlı İran ile anlaşma yaptığı zamanlarda bu alaka azalmış, Osmanlı, Türkistan hanlıklarını himayeyi unutmuştur. Buna rağmen Hanlar Osmanlıya her zaman bağlı kalmış, onların her ricasını emir telakki etmişlerdir.

Türkistan’daki  Hanlıklar,  16. yy. boyunca Safevilere karşı, Osmanlı ile birlikte hareket etmişlerdir. Bu işbirliği  Yavuz Sultan Selim(1512-1520), Kanuni Sultan Süleyman(1520-1566), II.Selim(1566-1574), III. Murat(1574-1595) dönemleri boyunca da sürüp gitmiştir. Kanuni zamanına kadar olan kısmı ilk yazımızda özet olarak bahsettik. Kanuni sonrası en önemli ittifak, Özbek Hanı II.Abdullah ile Osmanlı Sultanı III. Mehmet arasında İran-Safevi devletine karşı gerçekleşmiştir.

III. Murat

 

Burada Türkistan’daki Özbek hanı II. Abdullah’tan kısaca bahsetmek gerekmektedir. Muhammed Şeybani Han’ın torunu olan II. Abdullah Han (1560-1598) Hanlıklar döneminin en dirayetli hanı olarak kabul edilebilir. Siyasi olarak bölünmüş ve birbirleriyle sürekli çatışan Hanlığı, siyasi birliğe kavuşturarak başkenti Buhara olarak ilan etmiştir. (1583) Osmanlı Devleti’nin dostu ve müttefikidir.En önemli hedefi Türkistan’da siyasi birliği sağlamak, Şii İran’ı ortadan kaldırarak Osmanlı ile dostluğu ve ticareti artırmaktır.Hac ve ticaret yolunun açılması için iç karışıklık yaşayan İran’a hücum etmenin tam zamanı olduğunu Osmanlı’ya bildirmiştir. İşte tam bu zamanda 12 yıl sürecek Osmanlı-İran savaşları başlayacaktır. (1578-1590)

Padişah III.Murat ile II.Abdullah Han zamanında, Şii-Safevi Devletine karşı gerçekleştirilen, Osmanlı-Türkistan dayanışması etkili olmuştur. III. Murad İran’ı kıskaca almak amacı ile arkadan vurması için, II.Abdullah Han’ın Horasan tarafından harekete geçmesini istemiştir. II. Abdullah Han Horasanı İran’dan almıştır.Bu sebeple yüz yirmi top ve beş yüz kadar yeniçeri (Askeri Rumi) ile Bakü’den deniz yolu ile Hanlık’a göndermiştir ancak bu silah ve askerler II. Abdullah’a isyan edenlerin eline geçtiği için heba olup gitmiştir.

II. Abdullah Han

II. Abdullah Han

 

İran, hem doğudan hem de batıdan sıkışınca, büyük tavizler vererek 1590’da İstanbul Anlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır. Hammer  bu hususta, Osmanlı-Safevi barışının; Osmanlılardan ziyade Özbeklerin gayreti üzerine yapılmış olduğunu söylemektedir. Osmanlı Devleti, İstanbul Anlaşması’nda İran’ın Özbek Hanlığı’na yapılacak saldırıyı kendisine yapılmış sayacağı bildirmiştir ancak Safeviler anlaşmayı bozup Türkistan’a saldırdığında Osmanlı buna karşı duramamıştır. Osmanlı, Avusturya cephesindeki meşguliyetinden dolayı Türkistan’a yardım edememiştir. 1598’de II. Abdullah Han vefat etmiştir. İran Şahı Abbas, önce Özbeklere iki defa saldırarak Horasan’ı almıştır sonra da 1603’te Anadolu’ya hücum etmiştir.

 

kaş medrese

II. Abdullah Han tarafından yapılan Kaş Medreseleri (Buhara)

 

Osmanlı, ancak İran ile mücadelesinde Türkistan Hanlıklarını hatırlamıştır. Türkistan Hanlıkları her zaman Osmanlıya sadık kalmıştır. Osmanlı,  İran ile anlaşma yaptığı zamanlarda ise Türkistan Hanlıkları yalnız bırakılmıştır.Osmanlı, İran ile yaptığı anlaşmalarda Türkistan Hanlıklarına dokunulmayacağını akdedilmiş olsa da bu hiçbir zaman gerçekleşmemiş, Osmanlı, İran’ın Türkistan Hanlıklarına saldırılarına müdahale edememiştir. Bu durum III. Selim’den sonra Rusya ile yapılan mücadelelerde de aynı şekilde devam etmiştir.

Burada Türkistan Hanlıklarının birlik oluşturamamaları ve sürekli birbirleriyle savaşmaları da Osmanlının ilgisinin azalmasının en önemli sebebidir.

İran ise l8.yy.a kadar her fırsatta Türkistan’a saldırmıştır.

Dirayetli bir han olan II. Abdullah’ın ölümünden sonra yerine kendisine başkaldıran oğlu Abdülmümin geçmiş ancak o da 6 ay sonra öldürülmüştür. Abdülmümin’den sonra Şeybani hanedanlığı son bulmuştur. Bu dönemden sonra Türkistan’da hanlık içi ve hanlıklar arası iç çekişmeler dönemi başlamıştır. Şunu ifade etmek gerekir;  hanlıkların iç çekişmeleri ve diğer hanlıklarla birlik oluşturamamaları zayıflamalarına ve uzun vadede Rus ve Çin işgaline zemin hazırlamıştır.

IV. Murad (1623-1640) Revan ve Bağdat seferine çıkarken, Özbek Hükümdarı İmam Kulu Han (1608-1640)’a mektup yazarak, iki devlet arasındaki Şii İran’ı ortadan kaldırmak için birlikte hareket etmeyi teklif ettiyse de, Han’ın nasıl cevap verdiği bilinmemektedir.

18.yy başlarından itibaren Türkistan hanlıklarıyla Osmanlı arasında yazışmaların arttığı görülmektedir.  1710 da Hokand, ayrı bir hanlık olarak Buhara hanlığından ayrılmıştı. Her iki Hanlık Osmanlı’ya karşı ittifak etmede rekabete girişmiştir.Hatta Kokand Hanlığı’nın Osmanlı ile temasa geçmesine kızan Buhara Hanlığı Kokand’a savaş açmış, binlerce Türkistanlı bu savaşta ölmüştür.Buhara Hanlığı bununla da yetinmeyip Osmanlı sarayına mektup göndererek Hokand Hanlığının gayrimeşru bir hanlık olduğunu şikayet etmiştir.

Harezm Hanlığı ile münasebetler 18 yy başından itibaren gelişme göstermiştir. Hive hanı İran dan şikayetçi olmuş ve bunu bir mektupla Osmanlı’ya bildirmiştir ancak o zamanlar Osmanlı ve İran barış halinde olduğu için bu istek kibarca reddedilmiştir.

Alim Oktay ÇATKAL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devami

Tacikistan’da yasağa rağmen tesettüre ilgi büyük

Tacikistan’da yasağa rağmen tesettürlü kadınların sayısı her eçen gün artıyor, özellikle bazı bölgelerde başörtülü kadınların oranı çok fazla…

Tacikistan’da son dönemlerde İslami faaliyetlerle paralel olarak başörtülü kadınların sayısında da büyük artış gözleniyor. Bu durum iktidarı endişelendirirken okullar başta olmak üzere birçok yerde başörtüsü yasaklanıyor.

Ülkenin başkenti Duşanbe’nin yanı sıra kuzey bölgelerindeki Sogd ve Haltan şehirlerinde bu durum açıkça gözleniyor. Bu bölgelerde tesettüre uygun giyinen kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Diğer bölgelerde ise geleneksel başörtüsü takanların sayısı daha fazla.

Tacik Hükümeti Kadın Komisyonu araştırmalarına göre örtünen kadınların çoğu başörtüsünü dinin gereği ve aileyi koruma aracı olarak görüyor.

Dünya Bülteni

Devami

Kazakistan’da Hizb-ut Tahrir davasında ceza yağdı

Almatı’da görülen Hizb-ut Tahrir davasında sanıklara çeşitli oranlarda hapis cezası verildi.

Kazakistan’ın Almatı şehrinde Hizb-ut Tahrir üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan beş kişiye altı yıl ile 7,5 yıl arasında değişen oranlarda hapis cezası verildi.

Almtı Mahkemesi sözcüsü Kuandik Eshimet’in “Novosti-Kazakistan” ajansına bildirdiğine göre uzun süredir devam eden Hizb-ut Tahrir davası sonuçlandı. Yargılanan beş sanığa altı yıl ile 7,5 yıl arasında değişen oranlarda hapis cezası verildi. Cezaların tanıkların ifadelerine ve video kayıtlarına göre verildiğini belirten mahkeme sözcüsü, sanıkların Almatı’da iki toplantıya katılarak anayasal düzeni şiddet yolu ile değiştirme suçlarının sabit olduğunu savundu.

Sanıkların isimleri Mukhit Musahojanov, Erbolat Ospanov, Kuanish Botbaev. Onlasyn Duisenbai ve Ashat Sarsembayev olarak açıklandı.

Savcılığa göre Musahojanov Hizb-ut Tahrir’in Almatı’daki lideri. Musahojanov, Ospanov ve Sarsembayev’in evlerinde yapılan aramalarda ise örgüt dökümanı ele geçirildi.

Almatı şehir mahkemesi Musahojanov’a yedi yıl, Ospanov, Botbaev ve Sarsembayev’a altışar yıl hapis cezası verdi.

Dünya Bülteni

 

Devami

Orta Asya ülkeleri istikrarsız çıktı

Foreign Policy tarafından hazırlanan listede Orta Asya ülkeleri istikrarsız ülkeler kategorisinde yer alıyor

Orta Asya ülkeleri istikrar açısından tehlikeli ülkeler arasında yer alıyor.

Foreign Policy dergisi ve Amerika Barış Teşkilatı tarafından yapılan araştırmaya göre Özbekistan istikrar açısından tehlikede olan devletler listesinde 48 sırada yer aldı. İç savaş yaşayan Tacikistan ve son dönemlerde iki renkli devrim geçiren Kırgızistan bile istikrar konusunda Özbekistan’dan daha emniyetli. Tacikistan 41, Kırgızistan ise 37 sırada yer aldı.

Listede 74 sırada bulunan Türkmenistan ise istikrarsız ülkelerin başında yer aldı.

Özbekistan 2013’te de listede 44 sırada yer almış ve istikrarsız bulunmuştu.

2005 yıldan beri ilan edilmekte olan bu listede ülkeler, emniyet, demografik, siyasi ve ekonomik yapılarına göre değerlendiriliyor.

Dünya Bülteni

Devami