Günümüzde Özbek ve Türk alfabelerindeki fark ve benzerlıklar

(Kısa pratik bilgiler)

Günümüzde Özbek ve Türk alfabeleri aynı kökten alınmıştır. Yani Latin alfabesi üzerine inşa edilmiştir. Bununla beraber bu alfabeler arasında yazılım ve ses olarak bir takım farklılıklar vardır. Önce Özbek ve Türk alfabelerine göz atalım:

Özbek Latin Alfabesi:

А а, B b, V v, G g, D d, Е е, J j, Z z, I i, Y y, K k, L l, М m, N n, О о, P p, R r, S s, Т t, U u, F f, X x, Ts, CH ch, SH sh, YU yu, YA ya, YO yo, O‘ o‘,G‘ g‘, H h     

Türk Alfabesi:

Aa,  Bb, Cc, Çç, Dd, Ee, Ff, Gg, Ğğ, Hh, Iı,  İ i, Jj, Kk,  Ll, Mm, N n, Oo, Öö, Pp, Rr, Ss, Ş ş, T t, Uu, Ü ü, Vv, Yy, Zz

Özbek Latin ve Türk Alfabesindeki aynı sesi veren aynı harfler:

А а, B b, V v, G g, D d, Е е, J j, Z z, I i, Y y, K k, L l, М m, N n, P p, R r, S s, Т t, U u, F f

Özbek Latin ve Türk Alfabesindeki ayrı sesi veren aynı harfler:

О о

Bu harf Özbek dilinde Türk dilinde karşılığı olmayan açık “O” sesle okunur. Türk dilinde ise Özbek dilinde karşılığı olmayan sesle okunur. Örnek: Özbek dilinde “Olma” Türkçede “elma” dır. Türk dilinde “Ordu” Özbek dilinde “Urdu” şeklindedir.

“H” harfi Türkçe de ve Özbekçe yakın sesleri vermekle beraber Özbekçe de “X” harfi var ve bu Arapçadaki “خ‎” (kh) şeklindedir.

Özbek ve Türk harflerinin farklı yazılışı ve okunması:

Özbekçe O’ Türkçe de Ö şeklindedir. Örneğin: Özbekçe O’zbekiston, Türkçe Özbekistan şeklindedir.

Özbekçe G’ (Arapça “gayn”) Türkçe de G şeklindedir. Örneğin: Özbekçe G’olib, Türkçe de galip şeklindedir.

Türkçedeki Ğ harfinin Özbekçe karşılığı Y harfine benzer ses ile okunur.

Özbekçe de Türkçedeki “I ı”ve “Ü ü” harfleri bulunmamaktadır.

Türkçedeki “C”ve “J” harfleri Özbekçede “J” dır.

Türkçedeki “I” (noktasız) harfinin Özbekçe de karşılığı yoktur. Örneğin, “Sınır” Özbekçe de “Chegara, hudud” manasıdadır.

Özbek dilinde iki harften oluşan harfler vardır:

Ch- Türkçede “Ç ”

Sh- Türkçede “Ş ”

Yu- Türkçede “Y”. Örneğin: Özbekçe “yurak”, Türkçe “yürek”.

Ts-Türkçe karşılığı yoktur. Türkçede benzeri harf “S” dır. Örneğin “santral” sözünde olduğu gibi.

Ya- Türkçe karşılığı yoktur. Özbekçe “yanvar” Rus dilinden girme “ocak” ayinin ismidir.

Yo- Türkçe karşılığı yoktur. Örneğin: Özbekçe “Yolg’on” Türkçe “yalan” demektir.

 

 Namaz N. Muhammed

UTD-Der Genel Başkan Yardımcısı

Devami

Kırgızistan’da dini eğitim ‘iman fonu’ndan sağlanacak

01.02.2014

Kırgızistan'da dini eğitim 'iman fonu'ndan sağlanacak

Kırgızistan’da din kültürünün yaygınlaşması ve halkın sahih inanca sahip olması için ‘İman’ adında bir fon oluşturuldu

Kırgızistan Devlet Başkanı Amazbek Atambayev ülkesindeki dini kalkınmanın artması amacıyla İman adında bir fon oluşturulması kararını verdi.

Kırgızistan’ın 2017 yılına kadar düzenlenen kalkınma planı kapsanma girmeyen çalışmalar için oluşturulan fonun başlıca amacının din kültürünün gelişmesi olduğu açıklandı.

Bu fon kapsamında halkın dini bilgilerinin ve eğitiminin arttırılması ve bu yönde yapılacak çalışmaların desteklenmesi, bölücülükle mücadelede vatandaşa ve devlet politikasına destek sağlanması hedefleniyor.

Kırgızistan Devlet Din İşleri Komitesi Başkanı Orozbek Moldaliyev dini anlamak için bireylerin eğitim kalitesinin de arttırılması gerektiğine dikkat çekerek, hangi din olursa olsun, dinde terörün ve bölücülük gibi olumsuzlukların olmadığını söyledi.

İman Fonuyla ayrıca İslam adını kullanan ve faaliyetinde bölücülük hedefi gözeten bazı gruplara karşı da mücadele edilecek.

İlahiyatçı Kadir Malikov, İman Fonunun oluşturulmasının yerinde bir karar olduğunu söyledi. Malikov, bu fonun devletin dine olan ilgisinin artmasınn işareti olduğunu belirterek, özellikle İslam alimlerinin yetişmesinde ve din adına yanlış öğretilenlere karşı mücadelede önemli bir rolü olacağını söyledi.

İman Fonu ayrıca Kırgızistan’da Müslüman Din İşleri Başkanlığı’nın yeniden yapılandırılmasına da katkıda bulunacak.

 Dünya Bülteni

 

Devami

Türkmenistan’dan Tacikistan’a kınama

01.02.2014

Türkmenistan-Afganistan-Tacikistan demiryolu projesi kapsamında yaptığı tek taraflı açıklamalar nedeniyle Türkmenistan Tacikistan’ı kınadı

Türkmenistan, Tacikistan’ın, Türkmenistan-Afganistan-Tacikistan demiryolu projesiyle ilgili tek taraflı açıklaması nedeniyle bu ülkeyi kınadı.

Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Tacikistan Devlet Demiryolları Genel Müdürü Amanulla Hikmetulla’nın Rus Ria Novosti haber ajansında yayınlanan açıklamaları eleştirildi.

Tacik yetkilinin, söz konusu demiryolu projesinin Afganistan-Tacikistan güzergahıyla ilgili Kabil yönetimiyle anlaştıklarına dair sözlerine anlam verilemediği belirtilen açıklamada, projeye taraf ülke olarak bilgileri dışındaki görüşme ve anlaşmadan endişe duyulduğu belirtildi.

”Uluslararası normlar gereği, çok taraflı projelerin hazırlanması ve hayata geçirilmesinde karşılıklı eşitlik ve saygının esas alınması gerekiyor” denen açıklamada, projenin hayata geçirilmesinde tek taraflı davranmanın önyargılara sebep olacağı ve kabul edilemez olduğu belirtildi.

Türkmenistan, bu tip davranışların projeye zarar vereceği uyarısında bulundu.

Türkmenistan’ı Afganistan üzerinden Tacikistan’a bağlayacak demiryolu projesinin temeli, üç ülkenin devlet başkanlarının katılımıyla 6 Haziran 2013’de Türkmenistan’ın Atamurat kentinde atılmıştı.

Dünya Bülteni

 

Devami

Türkistan’daki En Önemli Sahabe: Kusem Bin Abbas (ra)

Peygamber Efendimizin amcası, Abbas (ra) ve Hatice (ra) annemizden sonra Müslüman olan ilk kadın sahabe Ümmü’l-Fazl Lübabe’nin oğludur. Ümmü Fazl, Hazreti Hatice’den (ra) sonra İslamiyet’i kabul eden ikinci hanım Sahabedir. Ayrıca, Peygamber Efendimizin hanımlarından olan Meymune ile kardeştir.Babası ve kardeşleri ile birlikte  Peygamberimizin (sav) duasına nail olmuştur. Dört halife dönemi ve Emevilerin ilk yıllarında yaşamıştır. Ali (ra) zamanında Mekke valiliğinde bulunmuştur. Türkistan’a gidip İslamiyet’i tebliğ edenlerin ilklerindendir.

Kusem, aynı zamanda Peygamber Efendimizin isimlerinden biri olup, “her hayrı kendinde toplayan” anlamına gelmektedir. Hüseyin (ra) ile süt kardeşi olan Kusem’in çocukluğu ve ilk hayatı ile ilgili fazla bir bilgi yoktur. Bu sebepten dolayı doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kaynakların çoğunda kendisi ile ilgili iki ayrı bilgi yer almaktadır. Birincisi; çocuklar arasında oynayan Kusem ve Cafer-i Tayyar’ın (ra) oğlu Abdullah’ı gören Peygamber Efendimizin bu iki çocuğu bindiği hayvanının terkisine bindirmesidir. İkincisi; Peygamber Efendimizin, amcası Abbas (ra) ile çocukları için yaptığı duanın aktarılmasıdır.

zinda2

Kusam bin Abbas’ın kabri (Semerkant)

 

Peygamber Efendimizin (sav) vefatında hazır bulunan Kusem, cenazenin yıkanmasına yardımcı oldu. Daha sonra kabrine konulmasında yardımcı oldu, kabirden de en son kendisi çıktı. Dolayısıyla Peygamber Efendimize dokunan en son kişi de o oldu.

Kusem, yaşının küçük olması itibariyle Dört Halife Dönemini ve Emevilerin ilk yıllarını görüp yaşadı. Ancak, ilk üç halife döneminde herhangi bir resmi vazifede bulunmadığı tahmin edilmektedir. Sadece Ali’nin (ra) halifeliğinin son yıllarında görev aldığı ve onun vefatına kadar Mekke valiliği yaptığı görülmektedir. Medine valiliğinde de bulunduğu ifade edilmekle birlikte, kesin bilgi mevcut değildir. Ancak, Mekke valiliği dışında hac emirliğinde de bulundu ve kendisine havale edilen konularda fetva verdi.

Yezid bin Şecre’nin Emeviler tarafından hac emiri olarak atanmasına karşı çıkan Kusem, bu şahıs yerine başkasının atanmasını istedi. Emeviler, bunun üzerine Mekke’ye üç bin kişilik bir kuvvet yolladılar. Herhangi bir mukavemetle karşılaşmadan Mekke’ye girdiler. Emevi birliklerine karşı isteğinde ısrar etti ve söz konusu şahıs yerine başka birinin tayinini tekrarladı. Daha sonra hac emirliği görevine Şeybe bin Osman getirildi.

Kusem, Muaviye döneminde Horasan üzerine yapılan seferlere katıldı. Said bin Osman’ın komutanlığını yaptığı kuvvetlerle birlikte Horasan etrafındaki bazı fetihlerde bulundu. Burada yapılan savaşlarda büyük bir kahramanlık gösterdi. Bu başarısı ve cesareti karşısında kendisine fazla ganimet malı tahsis edilmesi teklifini kabul etmedi. Elde edilen ganimetlerin beşe bölünüp diğerlerine dağıtıldıktan sonra kendisine verilmesini söyledi. Daha sonra Semerkand üzerine yapılan sefere de katıldı ve burada şehit düştü.(676)

Kusem bin Abbas’ın ölüm yeri ile ilgili pekçok rivayet olsa da en kuvvetli olanı onun Semerkant’ta vefat ettiğidir.

Kusem,56/676 yılında Said b.Osman’ın kumandasındaki bir ordu ile Maveraünnehr’e yapılan bir sefere katılmıştır.(1) Buhari 657 yılında Yemen’de öldürüldüğünü söylemektedir. Fakat aynı eserin bir yerinde Muaviye döneminde Semerkand’da öldüğü kaydedilmiştir.(2) Bu durumu tahkik eden Mahmut İbrahim Zayid, Yemen’de öldürülen kimsenin Ubeydullah b. Abbas’ın oğlu Kusem olduğunu belirtmektedir.(3) Nitekim Taberi de bu olayı 40/660 yılı hadiseleri içinde kaydetmekte ve bu bilgiyi teyid etmektedir.(4)Dolayısıyla Buhari’nin ve Taberi’nin blgileri değerlendirildiğinde Semerkand’da vefat ettiği söylenebilir.

Türkistan’a gidip İslam’ı tebliğ edenlerin ilklerinden olan Kusem’in bu bölge için apayrı bir yeri vardır. Vefatına yakın yıllarda bu bölgeye yapılan seferlerde bulunduğu gibi tebliğ vazifesini de ifa etti.

Kusem’in en önemli özelliklerinin başında Peygamber Efendimize (asm) benzerliği gelir. Bu özelliğinden dolayı büyük bir sevgi ve alakaya mazhar oldu. Babası kendisine büyük bir sevgi ve alaka gösterdi. Kendisini severken de “Üstünlük ve seçkinliğin yüce sahibi Peygamber’e benzeyen Kusem” şeklindi iltifatta bulundu. Ayrıca takva ve fazilet sahibi mübarek bir insan olarak dikkatleri üzerine çekti. Bizzat Peygamber Efendimizden hadis rivayet ettiği gibi, diğer sahabelerden de rivayetlerde bulundu.

Allah kendisinden razı olsun.

 

1-Ömer en-Nesefi

2-Buhari, et-Tarihüs-Sağir, Mahmut İbrahim Zayid, 1976 1.cilt,  86-146 syf.

3-Buhari, et-Tarihüs-Sağir 1.cilt, 86. syf. not 1

4-Taberi, 5. cilt 140. syf.

Not: Bu yazı için Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi ve Ankara Üniversitesi Dergisi’ndeki Dr. Hasan Kurt’un “ORTA ASYA’DA PEYGAMBER AİLESİNDEN BİR SAHABİ: KUSEM B. ABBAS” isimli yazısından istifade edilmiştir.

Devami

Tacikistan’da camiler gözetim altında

Tacikistan’da camiler gözetim altında

Tacikistan’da başta başkent Duşanbe olmak üzere birçok şehirde camiler güvenlik kamerası ile donatıldı, 18 yaşından küçüklerin camiye gitmesinin yasak olması sebebiyle Müslümanlar uygulamaya karşı çıkıyor

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Tacikistan Din İşleri Komitesi Başkanı Solehjon Zavkiyev Duşanbe’de 51, Tacikistan genelinde ise 365 camiye güvenlik kamerası takıldığını söyledi. Zakiyev ülkedeki tüm camilerin kamera ile donatılacağını belirterek, öncelik olarak büyük camilerde için çalışma yapıldığını söyledi.

Camilerde güvenlik kamerası bulundurulması 2012 yılında Duşanbe Belediye Başkanı  Mehmetsaid Ubaydullayev tarafından gündeme getirilmişti. Kentteki camilere güvenlik kamerası yerleştirilmesi ile ilgili çalışmayı başlatan Ubaydullayev, bu hareketin amacını “emniyetin yanı sıra her türlü olaylara karşı tedbirlerin alınması” olarak açıklamıştı. Tacikistan Başkenti için “güvenli şehir” projesi ile ana cadde ve önemli kamu alanları için de kamera yerleştirme işlemleri yürütülüyor.

Öte yandan Tacikistan yasalarına göre 18 yaş altı vatandaşların camide ibadet etmesi yasak. Bu sebeple Müslümanlar camilere kamera yerleştirilmesine karşı çıkıyor.

 

Devami

Kırgızistan’da öldürülen 12 Uygur Kardeşlerimiz ile ilgili açıklama

Kırgızistan Çin Zulmünden kaçarak sınırdan geçmek isteyen Uygur’ları ateş açtı 12 kişi şehit oldu

maarif-tr4_jpg_pagespeed_ce_1wHEBaleeB
 
Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneğin açıklaması

23 ocak perşembe günü yaklaşık 40 kişilik bir grup Uygur Türkü, Doğu Türkistan’ın Aksu Şehrinde Çinin son günlerde gittikçe artan zulüm ve baskılara dayanamayıp komşu kardeş ülke Kırgızistan’a sığınmak için sınırı geçtikten sonra, Kırgızistan sınır muhafızları ile karşılaşmıştır. Kırgız polislerinin ateşlerine maruz kalan Uygurlardan 12 kişi vurularak şehit edildi.

Kırgız güvenlik güçleri bu konuda işin aslını çarpıtarak ölenler “ bölücü Uygurlardı” karşılık gösterdiler ve bizde öldürüp naaşlarını Çin’e iade ettik… diye basın açıklaması yaptı.

Oysa Kırgızistan subayları Uygurların yanlarından kuran, tespih ve seccade gibi Müslümanlara ait eşyalar çektiğini basın ile paylaştı. Anlaşılan onlar kötü insanlar değildi, sadece Çin baskı altında kalan ve can güvenliği için Kırgızistan’a hicret eden Müslümanlar idi. Onarın ellerinde hiçbir silah yoktu, ilk önce iki arkadaşını öldüren Kırgızistan vatandaşı olan Rus avcının elinden alan bir tane av tüfeği vardı. Kırgızistan askeri güçleri onları öldürmeden teslim edebilirdi. Maalesef onları teslim olmaya ikna etmeden ağır silahlar ile rasgele ateş açarak hepsini öldürdü. Bu nasıl insanlık? Bu nasıl kardeşlik? İnsanlar can güvenliği için senden yardım istiyor, sana sığınmaya çalışıyor ama sen onlara ateş açarak karşılık veriyorsun ve öldürüyorsun! Bir tarafta Çin zülümü öbür tarafta dili, dini , kültürü aynı olan ve tarihi bağı olan kan kardeşleri tarafından zülüm öğürüyorlar. Çin Çinliğini yapar, zülüm eder, baskı yapar ama kendi kardeşimiz olan Kırgızların bunu yapmasını anlamakta zorluk çekiyoruz.

Çin ile sınır komşusu olan Kırgızistan ve diğer Türki devletler kendine dost ve kardeş olarak bilen Müslüman Doğu Türkistan insanına karşı daha öncede bu şekilde ihanetler etmiş bir çok Uygur sığınmacını Çine teslim etmişti. Kırgızistan’ın bu yaptıkları hiçbir şekilde kabul edilmez, Kırgızistan suç işliyor, Birleşmiş milletler ve uluslararası mülteciler yasasını çiğniyor, biz Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma derneği olarak Kırgızistan’a kınıyoruz. Bu yaptıkları dolay tüm Uygurlardan af dilemeye davet ediyoruz, bundan sonrada bu şekilde Çin baskıdan kaçarak Kırgızistan’a sığınmak isteyen Uygurları Çin’e teslim etmeden sığınma statü vermesini istiyoruz, Kırgızistan’a sığınan Uygurların can ve mal güvenliğin güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Buradan Türkiye Hükümetine de sesleniyoruz. Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetler Şangay beşlisi adı altında toplanarak Uygurlara karşı Çin ile yalaklık yapıyorlar ve Çinin Uygurları baskı altında tutabilmesi için yardım ediyorlar, Filistin, Suriye, Mısır gibi Orta Doğudaki mazlumların sesi olan, onlara sahip çıkan Türkiye hükümeti asli kardeşleri olan orta Asya, Türkistan’daki kan kardeş ve din kardeşlerin mesellerini çözmek için girişimde Bulunmasını, Doğu Türkistanlı kardeşlerine sahip çıkmasını talep ediyoruz.

Abdulehed ER

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği

Devami

Freedom House: Türkiye ve Kırgızistan kısmen özgür, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan özgür olmayan ülkeler

28.01.2014

 
   

85032

 
Dünya genelindeki demokratik gelişimleri  takip eden Washington merkezli Sivil Toplum Kuruluşu Freedom House’un (Özgürlük Evi) 2014 raporuna göre Türkiye ve Kırgızistan kısmen özgür ülkeler arasında yer aldı. Dünyada özgür olmayan ülkeler arasında  Rusya, Çin, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın da bulunduğu açıklandı. Dünya genelinde 88 ülke özgür, 58 ülke kısmen özgür ve 48 ülke de özgür olmayan olarak nitelendirildi. Türkiye’nin olduğu kısmen özgür ülkeler listesinde Meksika, Pakistan, Nijer, Mali, Burkina Faso, Zambiya, Kenya, Mozambik, Madagaskar, Sri Lanka, Malezya, Papua Yeni Gine, Tayland, Nepal, Bangladeş, Kırgızistan, Fas gibi ülkeler yer aldı.
Rusya, Çin, Mısır, Suudi Arabistan, Sudan, Kazakistan, Beyaz Rusya, Iran, Irak, Suriye, Angola, Gabon, Küba, Cezayir, Özbekistan ve Türkmenistan’ın da aralarında bulunduğu 48 ülke özgür olmayanlar listesinde yer aldı. Avrupa Birliği ülkelerinin tamamı ise, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Moğolistan, Japonya da özgür ülkeler olarak gösterildi.www.turkkazak.com
Devami

Özbekistan’da seccade bulunduran otel yetkilisine 6 bin 500 dolar ceza verildi

28.01.2014

Özbekistan Devlet Güvenlik Komitesi ekipleri, Taşkent’te bir otelde yaptıkları inceleme sırasında odada seccade buldu. Sahibi bulunamayan seccadenin otelde bulundurulmasının suç olduğu ileri sürülerek otel yetkilisine para cezası verildi.
Özbek medyasında yer alan haberlere göre ülkenin başkenti Taşkent’te bulunan Miran International isimli otelin yetkilisine 150 günlük maaşı kadar ceza verildi. Cezanın 6 bin 500 ABD doları olduğu bildirildi. Taşkent’e bağlı Miran ilçe mahkemesi de cezayı onayladı. Üst mahkemeye yapılan itiraz da reddedildi.
Sözkonusu cezanın hangi yasalar çerçevesinde işlem görüldüğü ise açıklanmadı.
Dünya Bülteni
Devami

Osmanlı Türkistan İlişkileri -1-

OSMANLI-TÜRKİSTAN İLİŞKİLERİ

1.Bölüm

(13. yüzyıldan Kanuni’nin Vefatına Kadar)

 

Alim Oktay ÇATKAL

 

Onüçüncü yüzyıla kadar Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu’dan Türkistan’a kadar uzanıyordu. Moğol istilası ile birlikte Büyük Selçuklu Devleti yıkılmış, batıda kalan Türkler, Osmanlı Devleti ile zirveye çıkmıştır. Osmanlı devletinin gelişmesinde  ve toplum yapısının şekillenmesinde  Türkistanlılar’ın etkisi hiç kimse tarafından yadsınamaz. Alimler, Gönül Erleri, Horasan Erenleri bunlara örnek gösterilebilir. Anadolu’ya gelen Türk toplulukları ağırlıklı olarak Türkmen boylarından oluşmuşsa da içlerinde önemli oranda Kıpçak topluluklar vardı. Bu topluluklar anadolunun fethedilmesinde katkı sağlamışlardır.

Kırgız askerler İznik’te

İznik’teki Kırgızlar Türbesi buna örnek gösterilebilir. Orhan Gazi devrinde İznik’in fethinde Osmanlı ordusuyla birlikte savaşan ve şehit düşen Kırgız askerlerinin türbesi halen İznik’te bulunmaktadır.

Kırgızlar Türbesi

Bir diğer örnek Sultan 1. Beyazıt’ın hocası ve damadı Emir Sultan Buhari’dir. Emir Sultan, Buhara’da yetişmiş, Bursa’ya gelerek burada ilmi faaliyetlerde bulunmuştur. Genç yaşına rağmen 1. Beyazıt’ın dikkatini çekerek onun hocası olmuştur. Akabinde 1. Beyazıt’ın kızı ile evlenmiştir. Osmanlılar ile Timur arasında olacak muhtemel savaşı önlemek için çok caba sarfetmiştir. Beyazıt’a Timur ile savaşmamasını söylese de Beyazıt bu sözü tutmamış ve ağır bir yenilgiye uğramıştır.

***

Doğu Türkleri ise Timur ile en güçlü devrini yaşamıştır.

Bu iki gücü karşı karşıya getiren talihsiz bir hadise olan olan Ankara Savaşı, Osmanlı’da fetret devrine sebeb olmuştur. Fetret devri sonrası Osmanlı Devleti kendisini toparlamış, İstanbul’un fethi için hazırlıklara başlamıştır.

Timur’un Anadolu’yu istilası, Osmanlı’da Türkistan’a karşı hiçbir zaman kin ve düşmanlığa sebep olmamıştır. Bunun aksine Osmanlı Devleti, Timurlu Devletiyle siyasi ve askeri işbirliği yapmıştır.

Fatih Sultan Mehmet ile İlk Siyasi Temas

Ankara Savaşı’nda Timur’a esir düşen  Sultan 1. Beyazıt’ın torunlarından olan Fatih Sultan Mehmet ile Timur’un torunlarından olan Hüseyin Baykara, Akkoyunlu Devleti’nin başında olan Uzun Hasan’a karşı ittifak oluşturmuşlardır. Şunu ifade etmek gerekir ki, Fatih ile Hüseyin Baykara, ilim ve edebiyat bakımından birbirleriyle yarışır seviyededirler. Hüseyin Baykara’nın yakın dostu olan Ali Şir Nevai’nin Osmanlı edebiyatına önemli etkileri olmuştur. Semerkant medreselerinde yetişip Ayasofya Medresesi’nde müderrislik yapan ve Fatih’in büyük iltifat gösterdiği Türkistan’lı astronomi alimi Ali Kuşçu’yu burada zikretmeden geçemeyiz.

Timur’un padişah oğlu İstanbul’da

Timurlu Hükümdarı Hüseyin Baykara’nın oğlu Bedizzaman Mirza babasının ölümünden sonra bir müddet tahtta otursa da Timurlu devleti yıkılınca İran üzerinden İstanbul’a gelir ve Yavuz Sultan Selim’in misafiri olur. Yavuz, Bediüzzaman Mirza’ya büyük iltifatlarda bulunur. 1516 tarihinde bir salgın hastalıktan dolayı İstanbul’da vefat edene kadar büyük hürmet görür ki bir rivayette Yavuz Sultan Selim’in Bediüzzaman Mirza’yı  yanına koydurduğu bir tahtta oturttuğu söylenmektedir.

Yavuz Sultan Selim zamanında da Safevilere karşı Osmanlı ile Türkistan hanlıkları arasında bir ittifak yapılmıştır hatta zamanın Türkistan hakimi Şeybani Han, Şah İsmail’le giriştiği savaşta öldürülmüştür. Safeviler bir müddet Türkistan’da hakimiyet kurmuşlardır. Bu hakimiyete Özbek Hanı olan Körkünçü Han  son vermiştir(1510). Osmanlı ile Türkistan hanlıkları arasındaki ilk resmi yazışma da bu zamana rastlar. Bu ilk resmi yazışmada Yavuz Sultan Selim, Çaldıran zaferini bir name ile Körkünçü Han’a bildirmiştir.(1514)

300 Yeniçeri’nin Türkistan’da

Yavuz Sultan Selim’in oğlu Kanuni Sultan Süleyman tahta geçince, Osmanlı ve Türkistan hanlıkları arasında siyasi ve askeri işbirliği daha da güçlenerek devam etmiştir.

Şah İsmail’in yenilmesine rağmen Safeviler bir güç olarak durmaktaydı. Kanuni, Özbek hanı Abdüllatif Han’dan Safavilere karşı hücum etmesini istemiştir. 1540’ta Abdüllatif Han (1540-1552), Kanuni’ye gönderdiği elçiler ve namelerle İranlılara karşı yaptıkları mücadelelerden söz ederek Osmanlı Devleti’nden yardım istemiştir. Osmanlı Devleti bu yardım talebine müsbet cevap vermiş, bunun üzerine Kanuni, 1552’de 300 Yeniçeri, topçu ve top göndermiştir.  Abdüllatif Han’ın vefatıyla ülkesinde taht kavgaları başlamış, Osmanlı yardımı da umulan sonucu verememiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın İran üzerine yaptığı  üç büyük sefer de bile Özbekler , Osmanlı Ordusunun Safevilere galip gelebilmesi için hem destek sağlamışlar hem de İran’la ilgili istihbari bilgileri, mektuplar göndererek bildirmişlerdir.

Kanuni Sultan Süleyman ,Safevilerin ortadan kaldırılamayacağını Nahçıvan Seferi(1553-1554) ile artık kabullenmişti. Böylece Osmanlı Devleti, varlığını resmen elli beş yıldır tanımadığı, Safevi Devleti ile 1555 yılında Amasya Andlaşmasını imzalamıştır.

İran Şahı Tahmasb’ı  Kanuni Sultan Süleyman ile barışa getirme konusunda Türkistan Hanları’nın büyük payı olmuştu. Çünkü Şah Tahmasb(1524-1576), Osmanlıdan kurtulup Türkistan Hanları;  Türkistan Hanlarından kurtulup, Osmanlı ile savaşmak zorunda kalıyordu. Amasya Andlaşması en çok Şah Tahmasb’ın işine yaramıştır. Nitekim, Kanuni Sultan Süleyman, Amasya’da iken Özbek hanı Nevruz Ahmed Burak Han’a gönderdiği bir mektupla, iartık İran’a karşı kendisine yardımı gönderemeyeceğini, çünkü Şah Tahmasb’la barış yaptıklarını, ancak Şah Tahmasbın da Türkistan’a saldırmasına asla razı olmayacaklarını belirtmiştir.

Büyük Bir Kanal Projesi: İdil (Volga)-Don Kanalı

Kanuni zamanında  Astrahan’ın işgal edilmesiyle(1556) Rusya, Kafkasya ve Türkistan’a yayılmaya başlamıştır. Hac yolu kapanmış müslüman ahaliye zulüm başlamıştı. Rusya’nın Kırım, Kafkasya ve Türkistan’a yayılmasını önlemek ve İran’ı Hazar denizinden kuşatmak maksadıyla İdil(Volga) ve Don nehirleri arasına kanal açılması projesi Osmanlı hükümetince kabul edilmiştir.Bu kanal vasıtasıyla Karadeniz’den Hazar Denizi’ne gemi ile ulaşmak mümkün olacaktı.Bu sayede Türkistan ile Türkiye arasında  direk ulaşım imkanı olacaktı.

Bölgeye keşif heyeti gönderilmişti. Sokullu bu heyetin başındaydı ve bu projeyi gerçekleştirebilecek en kudretli kişiydi. Kanal projesi o dönemin teknik şartları sebebiyle gerçekleştirilmesi çok zor bir projeydi. Kanuni’nin Avusturya seferinde vefatı(1566) sonrası oluşan kargaşa sebebiyle bu projeden vazgeçilmiştir.  (Bu kanal projesi 1952’de Ruslar tarafından hayata geçirilmiştir.)

Adsız

 

 

Devami

Türkiye’nin Tüksat-4A uydusu Kazakistan’dan fırlatılacak

27.01.2014

15 Şubat'ta Afrika'yı fethedeceğiz

Giriş: 27 Ocak 2014 10:5832,085 OkunmaGüncelleme: 27 Ocak 2014 12:419 Yorum

Tüksat-4A uydusu 15 Şubat’ta fırlatılacak böylece uydu haberleşme ve yayıncılık için bütün talepler karşılanacak. Afrika’nın tamamına yayınlarımız gidecek

Japon Mitsubishi Electric Corporation (MELCO) tarafından yapılan ve geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Japonya seyahatinde Türkiye’ye teslim edilen Türksat-4A uydusu, 15 Şubat 2014’te uzaydaki yerini almak üzere Kazakistan‘ın Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatılacak.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Türksat-4A uydusunda Türkiye’nin haberleşme uydu filosunda ilk defa yeni bir teknoloji olan, “Ka Bant” frekans kullanıldığını kaydetti.

Elvan, “Bu sayede daha önce ulaşılamayan Afrika’nın Sahra altı kısmına da televizyon yayınlarımızı ulaştırma imkânına kavuşmuş olacağız. Yani Afrika’nın tamamını kapsayacağız” dedi.

Elvan, yeni haberleşme uydularının sağlayacağı 3 kat kapasite genişlemesi sayesinde; uydu haberleşme ve TV yayıncılığı için kamu ve özel kuruluşlarının bekleyen taleplerinin tamamının karşılanmış olacağını da ifade etti. Türksat-4B uydusunun da 2014 içinde fırlatılacağını açıklayan Elvan, şunları söyledi:

“Bu uydular haberleşme alanında çok daha geniş alana ulaşma imkânı verecek. Sözleşme ile birlikte Doğrudan Katılım Programını da devreye aldık. Bu program çerçevesinde Türk mühendislerinin Türkiye’de üretilecek yerli haberleşme uydularının entegrasyon ve testlerinde çalışmak ve yerli haberleşme uydularını üretmek için gerekli yeterliliğe sahip olmaları hedeflendi. Uydularımızın üretim sürecine nezaret ve kontrol etme görevini yürüten mühendislerimizin dışında, 14 mühendisimiz de Japonya’da görevlendirildi. Bu mühendislerimiz, sertifikasyon ve işbaşı eğitimlerini tamamlayarak, uydularımızın entegrasyon ve testlerine de bizzat katılıyorlar. Programın bitiminde Türkiye’ye dönecek olan mühendislerimiz, TUSAŞ-TAİ Kazan tesislerinde kurulumu devam eden, Uydu Montaj Entegrasyon ve Test Merkezinde (UMET) yerli Türksat haberleşme uydularının üretiminde görev alacak.”

KAZAKİSTAN’DAN FIRLATILACAK

Tüksat-4A uydusu, uzaydaki yerini almak üzere Kazakistan’ın Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatılacak. Bakan Elvan, “Bu sayede daha önce ulaşılamayan Afrika’nın Sahra altı kısmına da televizyon yayınlarımızı ulaştırma imkânına kavuşmuş olacağız” dedi.

Kaynak: Haber7.com

Devami