Özbekistan’da tesettür yasağı pazarlara indi

09.06.2015

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te polis pazarlarda başörtülü kadınları zorla merkeze götürerek açılmaları konusunda baskı yapıyor, başörtüsünü çıkarmayanlar yargılanıyor

Özbekistan’da bazı şehirlerdeki halk pazarlarında uygulanan başörtüsü yasağı, ülkenin başkenti Taşkent’e de sıçradı.

Ozodlik radyosunun haberine göre Taşkent’in Kuyluk pazarında polisiler başörtülü kadınları polis merkezine götürerek başörtülerini çıkarmaya zorluyor.

Radyonun Özbek güvenlik birimlerinden bir kaynağa dayandırdığı habere göre Kuyluk pazarı ve çevresindeki semtlerde başörtülü kadınları yakalama emri trafik polislerine verildi. Müslüman kadınlara karşı bu kampanyanın geçen Cuma günü başlatıldığı bildiriliyor. Operasyonu gerçekleştirmek için birkaç polis ekibi oluşturuldu.

Radyoya konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen bir polis memuru, “Kuyluk pazarında yakalanan başörtülü kadınlar Bektemir ilçesi polis merkezine götürülüyor. Orada başörtüsünü çıkaranlar hemen evlerine gönderiliyor. Çıkarmak istemeyenlerin ise yakınları buraya davet ediliyor. Kiminin babası, kiminin kocası polis merkezine getiriliyor. Sonra onlardan başlarını açanlar yakınları ile evlerine gönderiliyor. Ancak polise direnenler de var. Onları terörle mücadele bölümüne götürüyorlar” dedi.

Kuyluk pazarında polisin başörtülü kadınları avladığını taksi şoförlerinden biri de tasdik etti. Şoförün ifadeleri şöyle:

“Dün bunu kendi gözlerimle gördüm. Polis başörtülü kadınları zorla minibbüslere bindirerek götürüyordu. Direnenleri yerde sürükleyerek götürdüler. Kimse bu Müslüman kadınlara sahip çıkamıyor.”

Haberde Özbek hükümetinin zulmüne karşı olan polis memurları olduğu da bildirildi. Onlardan biri olaylar hakkında şöyle konuştu:

“Ben emniyette çalışıyorum. Kadınların aşırılığa kaçacak şekilde örtünmesine karşıyım. Ancak şu anda polis aşırı davranıyor. Özellikle terörle mücadele bölümündeki arkadaşlar bu operasyonlardan rahatsızlar. Biran önce emekli olsak da, bu işlerden kurtulsak diye düşünüyoruz.

Geçen ay Özbekistan’ın kuzeyindeki Kokand ve Fergana şehirlerinde polisin başörtülü kadınlara müdahale ettiği bildirilmişti. Özbekistan Müslümanları Dini idaresi sise sadece olayı araştırmakta olduklarını açıklamakla yetinmişti.

Dünya Bülteni

 

Devami

Afganistan lideri Abdullah Tacikistan’da

08.06.2015

Tacikistan’a giden Abdullah Abdullah, Tacik lider İmamali Rahmanov ile iki ülke ilişkilerini görüştü

Afganistan hükümet Başkanı Abdullah Abdullah, resmi ziyaret için gittiği Tacikistan’da ülke lideri İmamali Rahman’la görüştü.

Ozodi radyosu Rus servisinin haberine göre görüşmede iki ülke arasındaki işbirliğinin geniş bir yelpazede değerlendirildiği bildirildi.

Tacikistan Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada Afganistan ile her zaman dostluk ve işbirliği ilişkilerinin destekleneceği belirtilerek “İlişkilerin yüksek bir düzeyde olmasını ve her iki tarafın çıkarlarını karşılamasını istiyoruz. Bölge ülkeleri arasında ikili ilişkilerimiz özel bir öneme sahiptir” denildi.

Abdullah Abdullah ise geçen yıl sonbaharda yapılan Afganistan Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ulusal birlik hükümetinin başkanı olarak Tacikistan’a ilk ziyaretini yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Taraflar iki ülke arasındaki işbirliğinin imzalanan 80’den fazla anlaşma ile kalıcı hale geldiğini belirtti.

Uluslararası gözlemciler Tacik-Afgan görüşmelerinin iki ülkede son zamanlarda kötüye giden siyasi ortamda gerçekleştiğinin altını çizdiler.

Dünya Bülteni

 

Devami

Özbekistan’da elekrtik ve gaz sorununa ek olarak su sıkıntısı da büyüyor

07.06.2015

Özbekistan’da doğal gaz ve elektrikten sonra içme suyu sıkıntısı da başladı

Özbekistan’da yaşanan ekonomik kriz, doğalgaz ve elektrikten kesintilerinden sonra içme suyunu da vurdu. Ülkede, içme suyu sıkıntısı çekiliyor.

Ozodlık radyosunun haberine göre, ülkenin çeşitli bölgelerinde insanlar içme suyu temin etmekte zorluk çekiyorlar. İçme suyu krizinin nedeni ise elektrik kesintisinden dolayı su ve kanalizasyon santrallerindeki devamlı meydana gelen arızalar.

Haberde Sirderya ili Yangiyer ilçesindeki mahallelerden birinde yaşayan 5 bin kişinin bir aydır içme suyu temin edemediği bildirildi. Mahalle sakinleri saatlerce nöbette bekledikten sonra hastane kuyusundan elde ettikleri suyu evlerine götürüyorlar.

İsmini açıklamadan radyoya konuşan hastane doktorlarından biri ilçe su ve kanalizasyon idaresi yetkililerinin mahalle sakinlerinden su parasını topladıkları halde bir aydır su teminini sağlayan pompayı tamir edemediklerini söyledi.

Haberde Jizzak ili Bahmal ilçesinde halka verilen içme suyu kalitesinin çok düşük olduğu, ancak yetkililerin bu konuda sessiz kaldıkları bildirildi.

Özbekistan’da kentsel ve kırsal bölgelerde içme suyu temini yıllardır çözülmemiş sorun olarak ortada duruyor. Köylerin çoğunluğunda ise halk içme suyunu eski usullerle, havuzlarda su toplayarak elde ediyorlar.

Ozodlik  radyosunun haberinde Kaşkadarya ili Guzar ilçesinde içme suyu sıkıntısı nedeniyle çeşitli hastalıkların çoğaldığı da bildirildi.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsız olan Orta Asya devletlerinin ana sorunlarının başında içme suyu sıkıntısı geliyor. Bölgenin doğal su kaynaklarının başlangıç noktasında olan Kırgızistan ve Tacikistan siyasi ve ekonomik rekabetten dolayı en kalabalık nüfus yaşayan Özbekistan’a giden su yollarında elektrik üretimini sağlayan barajlar yapılması planlanıyor. Bu da Aral gölünün yok olma tehlikesini yaşayan Özbekistan yönetimini zor durumda bırakıyor. Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov su sorunlarından dolayı bölgede savaş yaşanacağı uyarısında bulundu.

Dünya Bülteni

Devami

Pakistan’da ‘Babürname ders kitabı olsun’ önerisi

05.06.2015

Pakistanlı yazar Amir, Babür’ün Pakistan tarihinde çok önemli bir yeri olduğunu belirterek Babürname kitabının okullarda okutulmasını önerdi

Pakistan’da Babür Şah tarafından kaleme alınan Babürname kitabının ders kitabı olarak okutulması gündeme geldi.

Pakistanlı tanınmış gazeteci Ayaz Amir “Babürname” eserinden yola çıkarak “Bizim Müslümanlığımız nereye dayanıyor?” adında bir yazı yayınladı.

Yazar makalesinde “Timurlar doğrudan bizim ecdadımız sayılır. Ancak ülkemizdeki siyasiler bu gerçeği ne kadar kabul ediyorlar. Onlar atalarımızın miraslarına ne kadar sahip çıkmaktadırlar” diye sordu.

Ayaz Amir BBC BBC’nin Özbek hizmetine verdiği demeçte ise şunları söyledi:

“Tabii ki, Babürler Pakistan’da çok meşhurdur. Ancak nedense biz Babürler yerine Moğollar demeyi tercih ediyoruz. Yani Hindistan’da Babür hanedanının kuruluşundan bu yana onlar bu ad ile tanındı. Babürlerin mimari, sanat ve kültür eserlerinin canlı örnekleri sadece Pakistan’da değil Hindistan’da çok meşhurdur. Delhi’ye seyahat eden herkes Babür’ün orada çok popüler olduğunu görür.”

Bu görüşlerinden yola çıkarak Ayaz Amir yazısında Babür’ün en önemli eseri olan “Babürname”yi Pakistan’daki okullarda eğitim programına dahil edilmesini teklif ediyor.

Amir’in yazısındaki ilgili kısım şöyle:

“Hindistan ve Pakistan tarihinde en büyük etki Babür ve oğullarına aittir. Babür çok derin bir kişiliğe sahip olduğu için onun eseri de çok ciddi şekilde öğrenilmesi lazım. Pakistan devlet olarak İslam dini temelinde ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bizim Babürname’yi öğrenmemiz yeni nesillerin ruhuna olumlu etki yapar diye düşünüyorum.”

Dünya Bülteni

Devami

Nazarbayev’in babası Sovyet korkusuyla fakir gibi yaşamış

05.06.2015

Nazarbayev, babasının değirmen sahibi bir zengin olduğunu ancak Sovyetlerin baskısı altında, onların takiplerinden korktuğpu için fakir gibi yaşadığını söyledi

Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, babasının zengin olduğu halde Sovyet takibinden korktuğu için fakir gibi görünmeyi ve öyle yaşamayı tercih ettiğini söyledi.

Nursultan Nazarbayev ülkesinde yapılan “Yabancı Yatırımcılar Konseyi” toplantısı sırasında babası ve dedesi hakkındaki anılarını paylaştı. Nazarbayev toplantıda babasının değirmen sahibi bir zengin olduğunu ancak Sovyetlerin baskısı altında, onların takiplerinden korkarak fakir olarak görünmeyi tercih ettiğini ifade etti.

1930’lu yıllarda Sovyetlerin uyguladığı politikalar sonucu Kazak nüfusun yaklaşık yüzde 50’si yani 4 milyona yakın kişi hayatını kaybetmişti. Stalin rejimi bunun yanında Kazakları göçebe hayatından vazgeçtirmek için 40 milyona yakın hayvanı da telef etmişti.

Yabancı Yatırımcılar Konseyi’nin Genel Kurul Toplantısı Kazakistan’da tarım sektörünün gelişmesini gündemine aldı. Konsey üyeleri Kazakistan tarım sektörünün öncelikleri ve sektör gelişiminin perspektifleri konularını tartıştı. Üyeler, ayrıca tarım sektörüne yatırım cazibesini ve tarımda yeni gelişmiş teknolojilerin tanıtımı ihtimali artırmak için önerilerde bulundu.

Dünya Bülteni

Devami

Rusya, 1916 Kırgız katliamını kabul etti

Rusya’nın Kırgızistan Büyükelçisi, 1916 olaylarının katliam olduğu yönündeki kararnameye destek verdi

Rusya’nın Kırgızistan Büyükelçisi Andrey Krutko, Kırgız lider Almazbek Atambaev’in 1916 yılında “Rus İmparatorluğu’nun Kırgız halkına katliam yaptığı ve öldürülen Kırgızların anısının yaşatılması” yönündeki kararnamesinin “doğru bir adım” olduğunu söyledi.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev “1916 yılındaki trajik olaylarının 100. yıldönümü hakkında” bir kararname imzalamıştı. Belgede 1916 yılında Kırgız halkının Rus Çar İmparatorluğuna karşı ayaklanmasının Kırgız tarihinde önemli rol oynadığı belirtilmişti.

Kırgız liderin kararnamesinde “soykırım” ifadesi kullanılmamıştı. Bununla beraber bazı Kırgız sivil aktivistler 1916 olaylarını Rus imparatorluğunun Kırgız halkını yok etme çabası olarak nitelendiriyor.

Rusya’nın Bişkek Büyükelçisi açıklamasında Atambaev’ın kararnamesinde “soykırım” ifadesinin bulunmamasını olumlu karşılarken Sovyet hükümetinin 1916’da yaşanan olayların hasarını telafi etmek için büyük çaba gösterdiğini vurguladı.

Dünya Bülteni

Devami

Çin, Uygurları stratejik tehdit sayıyor

Uygurlar, Çin’in yayınladığı Beyaz Kitap’ta terörist olarak nitelendirilmelerine tepki gösterdi

Çin Halk Cumhuriyeti Milli Güvenlik Konseyi’nin yayınladığı “Çin askeri strateji” belgesi olan  Beyaz Kitap’da Doğu Türkistan Uygur halkının stratejik tahdit listesine alarak  terörist olarak nitelendirilmesi Uygurlar tarafından tepki ile karşılandı.

Uygur HaberAjansı’nda yayınlanan yazıda, Uygurlar tarihin hiç bir döneminde terörizme bulaşmamış, terörist hareketlere yeltenmemiş ve prim de vermemiştir. bu kabul edilemez” denildi.

“BEYAZ KİTAP”TAKİ KARA NOKTALAR

Çin’in Milli Güvenlik Konseyi kabul ettiği Devlet Siyaset Belgesi niteliğindeki “Beyaz Kitap”ta, Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi’ni Çin devleti için en büyük tehdit olarak açıklandı.

Çin  resmi Ajanslarına ve medyasına  göre; 26 Mayıs 2015’de yayınlanan Beyaz Kitabın “Çin’in Askeri Strateji Belgesi” başlığı altındaki kısmında Doğu Türkistan,Tibet ve Tayvan Bağımsızlık hareketlerinin aynı şekilde Çin’in güvenliğini tehdit eden hareketler olduğu belirtiliyor.

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)’da yer alan haberde, Beyaz Kitap’ta Uygur veya Sözde Özerk bölge adları direkt olarak  geçmese de  Çin’in yıllardan beri Müslüman Uygur Türklerini içte ve dışta baskı, zulum ve bastırma hareketlerinde bahane ve gerekçe olarak kullandığı “Terör, Bölücülük ve Toplumun istikrar ve güvenliğini Bozan Unsurlar ” gibi terimler kullanılıyor. Ancak, Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi”nin Çin için büyük tehdit olduğu de ayrıca vurgulanıyor.

Beyaz Kitap’ın Çin’in güncel durumu başlığı altındakı kısmında ise; Çin’in Asya – Pasifik bölgesinde Japonya ile olan adalar sorunu ve deniz ekonomik alanları ile kıta sahanlığı konuları üzerinde ayrıntılı olarak duruluyor. Bölge ülkeleri ile olan krizler ve Bağımsız Tayvan konuları gündeme getirilerek, bölücü hareketler ile terörün gün geçtikçe yayılarak sürdüğü  belirtiliyor. Tibet ve Doğu Türkistan bağımsızlık hareketlerindeki gelişmelere ayrıntılı şekilde yer verildiği görülüyor. Son yıllarda azınlık bölgelerindeki dini ve milli akımların  güçlenmesinin endişe verici  boyutlarda olduğu, bağlı bölgelerdeki düşük yoğunluklu krizler ile kısmı çatışmaların ve bölgesel  küçük savaşların sürmekte olduğuna dikkat çekiliyor.

Beyaz Kitabın “Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun Stratejik Görevi” başlığı altındaki bölümde ise şu ifadeler yer alıyor, “ Ülke bütünlüğünü tehdit eden bölücülük ve terörün ülke sınırları dahiline ulaşmasının önüne geçilmesi için gerekli askeri, istihbari ve benzeri tedbirlerin güçlendirilmesi, ülkenin siyasi olarak güvenliği ve toplumun istikrarı gibi ülkemizin bağımsızlığını ilgilendiren konuların Çin Silahli Kuvvetlerinin temel stratejik görevi olduğu” hatırlatılıyor.

Çin Silahli Kuvvetlerinin Kuruluşu ve Gücü bölümünde ise “ İç güvenlik için var olan Jandarma Kuvvetlerinin terörizme karşı koymak ve mücadele etmek ve ülke ve toplum güvenliğinin sağlanmasında eğitim, silah ve lojistik kalitesinin yükseltilmesi gerekir.” sözlerine yer veriliyor.

Dünya Bülteni

Devami

Türkmenistan’daki Türk firmaları zor durumda

02.06.2015

Türkmenistan’daki Türk firmaları bir yandan düşen petrol fiyatları bir yandan Berdimuhammedov yönetiminin uygulamaları sebebiyle zor günler yaşıyor

Türkmenistan’da faaliyet gösteren Türk şirketlerinin son zamanlarda çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Sorunların temelinde ise Türkmen hükümetinin kararlarının belirsizliği ve son zamanlarda düşen petrol fiyatları gösteriliyor.

Orta Asya haberlerini yayınlayan eurasianet.org sayfası Türkmenistan’daki faaliyet gösteren Türk şirketlerinin sorunları hakkında bir analiz haber yayınladı.

Türkiye’den gelen işadamlarının Türkmenistan’da özellikle gaz kuyuları çalışması ve ülkedeki görkemli inşaat projelerinde önemli başarıları elde ettikleri biliniyor. Ancak bu başarılarına rağmen Türk yatırımcıları son zamanlarda ülkede çeşitli sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.

Türkmenistan’ın inşaat sektöründe Türk firmaların yaptığı projelerin başında Avaza geliyor. Hazar kıyısında bir lüks tesis-sergi olan ve yaklaşık 5 milyar dolara mal olan bu merkez Türk müteahhitleri tarafından inşa edildi. Türkmenbaşı deniz limanında ise başka bir Türk şirketi 2013 yılından bu yana 1,5 milyar dolar maliyetle onarım işlerini yapıyor.

ABD büyükelçiliğinin 2006 yılında yayınladığı rapora göre, Türk şirketi rekabet olmadan verilen sözleşmelere ülkedeki inşaat projelerinin yaklaşık yüzde 60’ını üstlenmiş durumda. Türkiye Kalkınma Bakanlığı’nın 2013 yılındaki verilerine göre ise Türk şirketlerinin Türkmenistan ekonomisine doğrudan yatırımları 32 milyar dolar oldu ve bu ülkedeki yabancı yatırımların yaklaşık beşte birini oluşturuyor.

Ancak son dönemde Türkmenistan’daki Türk şirketlerinin şikayetlerinin giderek artması bu ülkedeki yatırım ortamının “öngörülemeyen ve çoğunlukla olumsuz gelişmelere” sahne olduğunu gösteriyor. Türkmenistan’ın ihracatının yüzde 90’ını oluşturan petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert düşüşler tüm yabancı yatırımcılar için artan risklere neden oluyor.

Bu arada Türkmenistan Savunma Bakanlığı Türk kökenli Alman işadamı Adem Doğan’ın tavuk çiftliklerine el koydu. Ayrıca sorun yaşayan 20 Türk şirketi Türkmen hükümetine karşı 1 milyar dolar tazminat davası açtı.

Adı gizli kalmak şartıyla EurasiaNet.org sitesine konuşan bir uzmana göre özellikle inşaat sektöründe çalışmakta olan önemli sayıdaki Türk şirketleri 2006 yılından bu yana, yani Gurbanguli Berdimuhamedov’un iktidara gelmesi ile iş kaybı yaşadığı için Türkmen hükümetine karşı çeşitli yasal işlemler başlatmış durumda.

Dünya Bülteni

Devami

Kırgızistan’da ‘radikalliğe’ karşı imamlara yeterlilik testi!

31.05.2015

Kırgızistan genelinde imamlar, Fıkıh, Akaid ve Arapça alanlarından sınavlara alınarak yeterlilikleri ölçülüyor. Uygulamanın ‘radikal’likle mücadele kapsamında yapıldığı ifade ediliyor

Kırgızistan’da görev yapan imamlar, İslam hukuku, Fıkıh, Akaid bilgisi ve Arapça alanlarında sınavdan geçirilerek denetimden geçirildi. Hükümetten yapılan açıklamada İslami donanımı olmayan imamların ‘radikal’ fikirlere karşı koyamadığı ya da bir süre sonra ‘radikal’ olduğu için imtihandan geçirildikleri belirtildi.

Kırgızistan Müslümanları İdaresi 2014 yılının Ekim ayından başlayarak imamları sınavdan geçiriyor. Bu sınavlar Dini İdare, laik görevlilerden oluşan Devlet Din Komisyonu ve Devlet Güvenlik Konseyi üyelerinden oluşan bir komisyon tarafından yapılıyor.

Sınavlarının amacının dini konularda yetersiz bilgiye sahip imamların elenmesi olduğu bildirildi. 2014 yılında Devlet Din Komisyonu sınavlara katılan imamların yüzde 70’inin yeterli donanıma sahip olmadığını açıkladı.

Sınavlar ayrıca devlet yetkililerine ülke genelinde camilerin çalışmaları hakkında daha fazla bilgi edinme fırsatı veriyor. Kırgız yetkililer İslami donanımı kötü olan imamların ‘radikal’ fikirlerin yayılmasına katkıda bulunacağından endişe ediyor.

Kırgızistan’ın laik hükümeti uzun zamandır ülkedeki İslami gelişmelere şüpheyle yaklaşıyor. Müslümanlara karşı gerçek baskılar ise 2014 yılının Şubat ayında yapılan Devlet Güvenlik Konseyi toplantısından sonra başladı. Bu toplantıdan kısa bir süre sonra, Celalabad şehri polisi imamlara radikal gruplara üye olmadığına dair imzalatmaya başlamıştı.

Dünya Bülteni

Devami

Kazakistan’da Cumhurbaşkanının yetkileri azalacak

30.05.2015

Nursultan Nazarbayev ülkesinde Cumhurbaşkanının yetkililerini azaltılması,  hükümet ve parlamentonun rolünün güçlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

Kazak liderin BDT üyesi ülkeleri devlet başkanları toplantısında sarf ettiği bu sözler şimdi medyada yer buldu.

“Muhtemelen biz parlamento ve hükümete daha fazla yetki vermemiz gerekir. Şimdiye kadar bizde ciddi dikey başkanlık yönetimi vardı. Toplumda orta ekonomik sınıfın güçlenmesi hükümete ve parlamentoya daha fazla yetki verilmesini zorunlu kılıyor”, dedi Nazarbaev bu toplantıdaki konuşmasında.

Nazarbayev’e göre bu yöndeki çalışmalar Kazakistan’da şimdi devam etmektedir.

“Biz devlet aygıtını baştan sona denetimden geçirmeliyiz. Bu şekilde devlet yönetimine onu hak eden kişiler gelmelidir. Şimdi yöneticiler kendileri istedikleri kişileri koltuklara tayin ediyorlar. Yeni bir vali tayin ettiğimizde o kendi takimini oluşturmaya başlar. İşte buna son vermeliyiz”, dedi Nazarbaev yine konu ile ilgili olarak.

“Bizim demokrasimizin anlamı devletin halka hesap vermesi şeklinde olmalıdır. Devlet sırları müstesna, yönetim işi şeffaf olmalıdır, insanlar hükümetin, özellikle mahalli idarelerin kararlarının nasıl alındığını bilmelidirler. Yerel bütçeler sivil toplum kuruluşları ve halkın katılımı ile oluşturulmalı ve her düzeydeki yönetimler her yarım yılda bütçenin nasıl kullanıldığı hakkında halka hesap vermeli, insanların bu konudaki sorularını cevaplandırmalıdırlar”.

“Türkistan-Der” Haber Merkezi

Devami