Tacik liderin ailesi AB’den sığınma isteyecek

İstanbul’da katledilen Kuvatov’un ailesi can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle AB ülkelerinden sığınma talebinde bulunacak

İstanbul Fatih’te geçtiğimiz günlerde öldürülen Tacik muhalif Umarali Kuvatov’un hanımı Kumrinisa Hafizova AB’den sığınma talebinde bulunacaklarını söyledi.

BBC radyosuna konuşan Hafizova, çok dehşetli bir cinayete tanıklık ettiklerini ve oğlunun babasını öldüren katili gördüğünü ifade etti.

Oğlunun katili yeniden görmesi halinde tanıyacağını belirten Hafizova, “Türk polisi oğlumun ifadesinden yola çıkarak tetikçinin robot fotoğrafını hazırlamaya çalışıyor. Bu da bizim güvenliğimizi tehlikeye atıyor. Onlar zaten beni ve çocuklarımı zehirlemeye kalkıştı” dedi.

Hafizova sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben ve oğullarım halen olayın şokunu yaşıyoruz. Fiziki ve duygusal durumumuz çok kötü. Hepimiz yaşadıklarımızdan dolayı zayıf düştük ve baş dönmesi sıkıntısı çekiyoruz. Kızlarım evde olduğu için ben hastaneden erken ayrılmak zorunda kaldım. Çocuklarım için çok korkuyorum.”

Kumrinisa Hafizova mevcut durumda kendileri için tek seçeneğin Avrupa ülkelerinden siyasi sığınma talebinde bulunmaları olduğunu sözlerine ekledi. Bunun nedenini ise ülkelerinde can güvenliklerinin olmadığına bağladı. Hafizova, kocasının ölümünde Tacik hükümetinin sorumlu olduğunu söyledi.

Tacikistan’daki İmamali Rahman rejimine muhalif olan “24 Grubu” lideri Umarali Kuvatov 6 Mart günü İstanbul’da eşi ve çocuklarının gözleri önünde gece yarısı vurularak öldürülmüştü.

Dünya Bülteni

Devami

Muhalif avının jeopolitiği: Türkiye’de Orta Asyalı ve Kafkasyalı Muhalifler Niçin Öldürülmekte?

Bilmem farkında mısınız, Türkiye’de son dönemde peş peşe suikasta kurban giden yabancıların sayısında gözle görülür bir artış var.  Hemen hepsinin ortak özelliği Orta Asya ve Kafkas kökenli olmaları,  bir tür diktaya dönüşen tek adam yönetimlerine karşı siyasi muhalefet yürütmeleri.

Akif EMRE

Sovyet sonrası Türk Cumhuriyetlerinde siyasal anlamda en büyük mağduriyeti İslami kimliklerini öne çıkaran muhalefet grupları yaşadı. Birçoğunda bu hareketler kanlı bastırıldı. Bir kısmında ise yasal şartlar altında siyaset yapmak isteyen akımlar takibata uğradı, eski Sovyet usulü provokasyonlarla hareketler terörize edildi. Baskılar o kadar şiddetli idi ki, yeni bağımsız ülkeler koca bir hapishaneye döndü.. .ve istenen oldu; muhalefet şiddete itildi yer yer.  “Radikal dini terör”ü bastırmak kadar meşru bir iş olamazdı! Kanlı devlet şiddeti, özgürlük havarisi dünyada kınanmaya bile değer görülmedi.

Ülkelerini terk etmek zorunda kalanlar sadece siyasi muhalefet liderleriyle sınırlı değil. Toplumsal ve dini alanda etkinliği olan din alimleri, entelektüeller, akademisyenler, gazeteciler soluğu yurt dışında aldılar. Bunların bir kısmı Batı Avrupa’da siyasi sığınma talebinde bulundular. Önemli bir kısmı da Müslümanca yaşama imkanı bulmak için Türkiye’yi seçti. Bu tercihte hem Türkiye’nin konumu hem de dini kültürel kaygılar belirleyici oldu. Tacikistan’dan Özbekistan’a, Afganistan’dan Kafkaslara uzanan tarihi Türkistan coğrafyasından, daha geniş anlamda eski Sovyet yönetiminden çıkan ulus devletlerden ve Rusya’dan akın ettiler.

Listeye rastgele göz attığımızda ilk akla gelenler: Umarali Kuvatov, Tacik, 6 mart 2015; Abdullah Buhari, Özbek muhalif, 10 Aralık 2014; Ali Usayev, Çeçen, 26 Şubat 2009; Zaurbek Amirev, Rüstem Altemirov ve Berg-Khazh Musaev, Çeçen, 2011; Medet Ünlü, Çeçenistan İçkerya fahri konsolosu, 22 mayıs 2013… Ve bu listeye eklenebilecek çok sayıda Çeçen suikastı…

Can korkusuyla ölümle3 hayat arasında yaşamaya çalışan, toplumlarının en dinamik ve yetişmiş insan birikimi, baskılardan kaçıp gelen çok sayıda muhalif ve mağdurların listesi hayli uzun. Suriye’den, Irak’tan, hatta Mısır’dan ve Kuzey Afrika’dan gelip Türkiye’ye sığınan, farklı siyasal eğilimlere sahip muhalifler bu tablonun dışında.

Bu yönüyle bakınca Türkiye’nin bir zamanlar Batı Avrupa’nın çok farklı muhalife kapı açması gibi bir işlev görmeye başladığı söylenebilir. Üstelik bu gelenlerin Türkiye’ye adapte olması kolay olduğu gibi her birinin küçük de olsa kendi taraftarlarından bir halka oluşturdukları söylenebilir. Diğer tarafta bu insanların can güvenliğinin sağlanamaması, özelllikle Çin ve Rusya’nın siyasi baskısıyla bir kısmına kapıların kapanması hatta iade edilmeleri Türkiye için yüz kızartıcı…

İç savaş pahasına kanlı yöntemlerle dağıtılan, yıldırılan muhalif seslerin yurtdışında ve Türkiye’de bile baskıcı rejimleri tarafından adım adım takip edilmeleri sıradanlaştı. Artık kimse bu diktatörlerin yönetimini, ne evrensel olduğu söylenen kriterler açısından ne özgürlük ve insan haysiyeti bakımından sorguluyor.

Ancak pek çoğu hayatta kalma, canlarını kurtarma pahasına sürgünde yaşamaya çalışan aydınların, siyasal liderlerin, alimlerin teker teker katledilmeleri kanıksanmış durumda. Mevcut rejimleri eleştirmekten öte etkinliği olmayan, pek çoğu sembolik düzeydeki bu isim ve oluşumların hayatlarının korunması önemli bir sorumluluk yüklüyor Türkiye’ye de.

Ancak adresi çok açık olarak belli olan bu cinayetlerin arkasındaki siyasi iradeye hiç bir baskının uygulanmaması, adeta onaylarcasına sessiz kalınması her şeyden önce dikta rejimlerini daha da cesaretlendiriyor.

Stratejik kaygılar, ekonomik çıkarlar Sovyet sonrası Türk Cumhuriyetlerinde statükonun olduğu gibi korunması, adeta Sovyet sonrası dönemin dondurulmasıyla sonuçlandı. Ukrayna krizinin temel nedeni, tarafların yaptığı anlaşmaya uymamaları olduğu gibi, bizatihi anlaşmanın sürdürülebilir olmamasıydı.

Benzer durum Türk Cumhuriyetleri için de geçerli. Jeo-stratejik konumları gereği, askeri önemleri, enerji kaynakları nedeniyle ekonomik anlamda vazgeçilmezlikleri şimdilik statükoyu sürdürecek gibi görünüyor. Oysa  soğuk savaş sonrası kurulamayan denge arayışı, her türlü adaletsiz yönetimi meşrulaştırmak için gerekçe üretmeye zorladı statükoyu.

Benzer cinayetlerin arkasının kesilmeyeceğinden korkulur. Zira bunu meşrulaştıracak, en azından dünyanın tepkisini engelleyecek iki senaryo sahneye kondu. Biri Batı’daki İslamofobinin yükselişe geçmesi ve buna gerekçe üreten bireysel eylemleri İslam ve Müslümanlıkla ilişkilendiren propaganda. Diğeri jeo-stratejik gerekçelerle üretilen, her tür uluslararası operasyonu haklılaştırmaya yönelik Ortadoğu’da icat edilen şiddet.
Rakip küresel güçler ile bunların gölgesinde kendi iktidarlarını sürdürmeye çalışan bölgesel tiranların yollarının kesiştiği yer burası.. Biri evrensel değerler adına terörle mücadele terörü, diğeri evrensel maddi beklentiler adına göz yumulan devlet terörü… Her ikisi de aslında çıkar savaşının faturasını Müslümanlara ve İslam coğrafyasına kesen bir şebekeden ibaret.

http://www.yenisafak.com.tr/

Devami

Rusya ve Özbekistan İstanbul’a 20 suikastçi göndermiş

Özbek imama suikast için Rusya ve Ukrayna’dan 20 kişilik grup göndermiş

Geçen yıl İstanbul’da silahlı saldırıda öldürülen Özbek asıllı imam Abdullah Buhari suikastını gerçekleştirmek için Rusya ve Ukrayna’dan 20 kişilik bir grup gönderildiği ortaya çıktı.
Ozodlik Radyosu’nun İstanbul Emniyet Müdürü Terörle Mücadele bölümü yetkilisini ve Gazeteci Hilmi Koç’a dayandardığı haberine göre, suikastçilere yataklık yapan Eldar Aslan isimli şahıs cinayet hakkında polise önemli bilgiler verdi.Aslan, Abdullah Buhari’ye suikast için gelen grubu yöneten Sabir Şukurov ile Antalya’da tanıştı ve ona tercümanlık yaptı. Araçılık yapan kişi ise Sultan adında birisi.İstanbul terörle mücadelede bölümü yetkilisi, telefon kayıtlarındaki bilgilere dayanarak Sabir Şukurov’un Viber kanalı ile “Misha” adlı bir kişi tarafından yönetildiğini belirlediklerini söyledi.

Bu kişinin emri ile Sabir Şukurov ve Eldar Aslan İstanbul’a gelerek Zeytınburnu’da Buhari’nin ders verdiği medrese çevresinde istihbarat çalışmaları yaptı. Aynı kişiler, Özbek muhalif Muhammed Salih’in de evinin etrafında keşifler yaptı.

İstanbul terörle mücadelede bölümü yetkilisi, suikast izlerinin Rusya ve Özbekistan’a uzandığını da sözlerine ekledi.

Dünya Bülteni

Devami

Nazarbayev Tekrar Aday!

Nur Otan Partisi, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in cumhurbaşkanlığı seçiminde adayları olacağını duyurdu ve Nazarbayev resmen 26 Nisan’da yapılacak seçimlerde bu şekilde aday oldu. Tekraren seçilirse seçimle gelen ve halen görevde olan en uzun süre cumhurbaşkanlığı yapan dünyadaki iki liderden biri olacak. 11 Mart 2014 tarihinde Astana’da düzenlenen Nur Otan Partisi 6. Olağan Kurultayı sırasında 26 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için Nazarbayev’in adaylığı delegelerin oyuna sunuldu ve tüm delegeler  tarafından Nazarbayev’in adaylığı kabul edildi. Kazakistan cumhurbaşkanlığı seçimine katılacak adayların son 15 yılda Kazakistan’da yaşıyor olması, Kazakçayı iyi bilmesi ve yolsuzluk ve rüşvet suçundan sabıkasının bulunmaması gerekiyor.

Bu bağlamda Nazarbayev önceki gün de dil sınavına katıldı. Kazakistan Yüksek Seçim Komisyonu, Nazarbayev’in zorunlu olan dil sınavına katıldığı ve başarılı olduğunu bildirdi. Yazılı, sözlü ve metin okuma  şeklinde yapılan sınavda Nazarbayev’in  Kazak diline hakim olduğu açıklandı.

1991’den beri görevde olan Nazarbayev tekraren seçilirse seçimlerle cumhurbaşkanlığı görevine devam eden Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov ile birlikte halen görevde olan en uzun süre cumhurbaşkanlığı yapmış olan liderlerden biri olarak görevine devam edecek.

Turkkazak

Devami

Türkmenistan’ın ‘iç güvenlik yasası’ çıktı

Türkmenistan meclisinde yeni gösteri ve miting kanunu kabul edildi. Yeni kabul edilen yasa Temmuz 2015’te yürürlüğe girecek

Türkmenistan’da kitlesel toplantılar, mitingler, gösteriler ve diğer etkinliklerin organizasyonu ve yürütülmesini düzenleyen yasa kabul edildi .

İlgili yasa Türkmenistan vatandaşlarının anayasada belirlenen haklarının barışçıl yoldan kullanılması ve kamu güvenliğinin sağlanmasını öngörüyor.

Mitingler ve gösterileri Türkmenistan’da daimi ikamet eden ve reşit olan bir veya daha fazla vatandaşın yanı sıra siyasi partiler ve diğer kamu kuruluşları organize edebilecekler.

Yeni yasayla birlikte gösteri yapmak isteyen gruplar dilekçe ile başvurabilecekler. Dilekçeler en erken 15 ve en geç 10 gün içinde yerel yönetim yetkililerine yazılı olarak verilecek. Tek kişilik eylemlerde dilekçe şartı olmayacak.

Yasaya göre, eylemlere katılanlar yüzlerini maskeler ile gizleyemeyecekler ya da kimliklerini engelleyen diğer öğeleri kullanamayacaklar, yanlarında silah ya da silah olarak kullanılabilir nesneleri bulunduramayacaklar.

Toplumsal eylemler yerel saatle sabah saat 07:00 başlayacak ve saat 22.00 bitirilecek. Yasa 1 Temmuz 2015 yürürlüğe girecek.

Dünya Bülteni

 

Devami

Öldürülen Tacik muhalif liderin yerine seçiidi

Tacik muhalif lider Kuvatov’un yerine, onunla birlikte Grup 24 hareketini kuran Şerefeddin Gadoev getirildi. Kuvatov’un katil zanlılarından biri ise tutuklandı

İstanbul Fatih’te silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Tacikistanlı muhalif lider Umarali Kuvatov’un yerine “Grup 24” liderliğine Şerefeddin Gadoev getirildi. Sabir Valiev ise hareket başkanın yardımcısı oldu.

“Ozodi” radyosuna konuşan yeni başkan Gadoev, Kuvvatov’un ölümünden sonra ilk toplantılarını yaptıklarını belirterek, “Grup 24” hareketinin Tacikistan’da halkın uyanışı ve sosyal ve siyasal adaletin tesisi için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

ŞEREFEDDİN GADOEV KİMDİR? 

Gadoev, 19 Mayıs 1985 tarihinde Hatlon ilinin Farhor ilçesinde doğdu. 2009 yılında Tacikistan Milli Üniversitesi Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun oldu. 2014 yılında İspanya’da siyasi yönetim dersleri aldı.

Tacikistan’da “Gold Tur Trans” şirketinin yöneticiliğini yapan Gadoev, 2012 yılında Umarali Kuvatova ile birlikte Tacikistan’ı terk etti. İkili Tacikistan Cumhurbaşkanı İmomali Rahmanov’u kendilerinin iş yerlerine yasa dışı el koyduklarını gerekçe göstererek birlikte “24 Grubu”nu kurdu.

Tacik muhalif hareketin son toplantısını nerede ve ne zaman yaptığı ise açıklanmadı.

BİR KİŞİ TUTUKLANDI

Kuvatov’un, 5 Mart’ta akşam saatlerinde ailesiyle yürüdüğü sırada silahla başından vurularak öldürülmesine ilişkin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınan Tacikistan uyruklu 3 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

İşlemlerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen 3 şüpheliden Süleyman G, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Diğer şüpheliler, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Umarali Kuvatov, 5 Mart’ta akşam yemeği için evlerine konuk olan aile dostu Tacikistanlı Süleyman G’nin getirdiği pilavdan yedikten sonra eşi ve 2 çocuğuyla yürüyüşe çıkmış, Molla Gürani Mahallesi Simsar Sokak’a geldiklerinde tabancayla başından vurularak öldürülmüştü.

Yapılan incelemelerde Kuvatov ailesinin yediği pilavın da zehirli olduğu belirlenmişti. Olaya ilişkin Süleyman G’nin de aralarında yer aldığı 3 kişi gözaltına alınmıştı.

Dünya Bülteni

Devami

İran ve Türkmenistan arasında 17 anlaşma imzalandı

İran lideri Ruhani’nin Türkmenistan ziyaretinde çeşitli alanlarda 17 anlaşma imzalandı

İran ilr Türkmenistan arasıunda ilişkiler gelişiyor.Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Türkmenistan’a yaptığı ziyarette iki ülke arasında toplam 17 anlaşma imzalandı.

Hasan Ruhani, Türkmen mevkidaşı Gurbanguli Berdimuhammedov ile yaptığı görüşme sonrası yaptığı açıklamada ülkesinin Türkmenistan’dan daha fazla gaz satın almayı istediğini ifade etti. İki ülke arasında çeşitli alanlarda işbirliği öngören 17 anlaşma imzalandığı bildirildi.

Liderlerin açıklamalarında İran’ın almakta olduğu gaz miktarı beyan edilmedi. Konu uzmanlarına göre İran Türkmenistan’dan her sene 16 milyar metreküp gaz satın alıyor. İki ülke arasındaki doğalgaz boru hattının yıllık kapasitesinin 8-10 milyar metreküp olduğu belirtiliyor.

Ruhani iki ülke arasındaki ticaret hacmi önümüzdeki 10 yıl içinde 60 milyar dolara ulaşacağını tahmin ettiklerini bildirdi.

Türkmen lider Berdimuhammedov ise açıklamasında Kazakistan-Türkmenistan-İran demir yolu hattının Tahran ile ticari ilişkilerin geliştirilmesini kolaylaştıracağını söyledi.

Dünya Bülteni

Devami

Kayıp Özbek aktivist akıl hastanesine yatırılmış

Özbekistan’da geçen hafta kaybolan Özbek aktivistin polisler tarafından akıl hastanesine yatırıldığı bildirildi

Özbekistan’da polis tarafından kaçırıldığı öne sürülen aktivist Alikul Sarimsoqov’un ruh ve sinir hastalıkları hastanesine zorla yerleştirildiği ortaya çıktı.

Merkezi Taşkent’te olan “İnsan Hakları Aktivistleri Birliği” üyesi Shukhrat Rüstemov meslektaşının durumu hakkında açıklamalarda bulundu. Rüstemov, Sarimsoqov’un Djizzak şehrindeki bir akıl hastanesinde olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

Djizzak ilinde çiftçilerin haklarını savunan Alikul Sarimsoqov sekiz gün önce Taşkent’te ortadan kaybolmuştu.

Sarimsokov, geçen yıl Mayıs ayında yerel yönetimler temsilcilerinin yasa dışı işleri hakkındaki şikayetleri cevapsız bırakmakta olan Başbakan Şevket Mirziyoev’in yargılanması için suç duyurusunda bulunmuştu.

Dünya Bülteni

Devami

Özbek alimi son yolculuğuna onbinler uğurladı

Özbekistan’da vefat eden alim Muhammed Sadık Muhammed Yusuf’un cenaze namazına onbinlerce kişi katıldı

Özbekistan’da önceki gün vefat eden Orta Asya’nın tanınmış alimlerinden Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf’un Taşkent’teki cenaze namazına onbinlerce kişi katıldı.

Cenaze namazı dün Taşkent’in merkezindeki Şeyh Zeyneddin camiinde öğle namazından sonra kılındı. Ozodlik radyosu muhabirleri cami ve çevresindeki sokakların sabah namazından dolduğunu haber verdi.

Müftünün cenaze namazını oğlu İsmail Muhammed Yusuf kıldırdı. Namaza katılanlar Taşkent’te bu kalabalığı en son ülkenin bağımsızlık kutlamalarında gördüklerini ifade etti.

Bağımsız gözlemcilere göre ise Müftü Muhammed Yusuf’un cenaze törenine bu kadar çok sayıda Müslümanın katılması Özbekistan’da İslam dininin yayılmasını engellemeye çalışan Kerimov rejiminin başarısızlığının da bir göstergesi.

Cenaze merasimine komşu ülkeler, Rusya ve diğer ülkelerden çok sayıda İslami cemaat ve kuruluşların yöneticilerinin de katıldığı bildirildi. Katılımcılar arasında Çeçenistan’ın Rus yanlısı yönetiminin lideri Ramzan Kadirov da vardı.

Dünya Bülteni

Devami

İslam Kerimov’u Eleştiren Aktivist Bir Haftadır Kayıp

Özbekistan’da yaklaşan seçimler öncesi İslam Kerimov yönetimi muhaliflere ve insan hakları kuruluşlarına yönelik baskılarını arttırdı. Son olarak insan hakları aktivistlerinden Alikul Sarimsokov’dan 3 Mart’tan bu yana kayıp olduğu bildirildi.

Sarimsokov’un arkadaşları bir haftadır telefonunun kapalı olduğunu ve hiçbir şekilde ona ulaşamadıklarını ifade ediyor. Ülkenin başkenti Taşkent ve Jizzak ili polis merkezine başvuran Sarimsokov’un akrabaları da kendilerini tatmin edecek cevap alamadı.

Alikul Sarimsokov Özbekistan İnsan Hakları Savunucuları Birliği üyesidir. Bu sivil kurum örgütü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İslam Kerimov’un aday olmaması gerektiğini ve adaylığının anayasaya aykırı olduğunu savunuyor. Birlik Kerimov’a resmi çağrıda bulunarak 29 Mart’ta yapılması planlanan seçimlere katılmamasını istemişti.

Alikul Sarimsokov’un son zamanlarda Taşkent’te cumhurbaşkanlığı sarayı önünde az sayıda katılımcıyla gerçekleşen protestolara katıldığı da gelen bilgiler arasında.

77 yaşındaki İslam Kerimov, Özbekistan’ı 1980 yılından bu yana yönetiyor. Uluslar arası insan hakları kuruluşlarının raporlarına göre Kerimov yönetimi en çok hak ihlali yapan rejimlerin başında geliyor.

Dünya Bülteni

Devami