Amerikancılıkla yaftalanan İHH Başkanından Uygur Türklerine destek

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, “Biz Doğu Türkistan meselesini gündeme getiriyoruz diye özellikle sosyal medyada ‘Siz Amerikancı mısınız?’ diye yaygara koparanlar oluyor. Şu iyi bilinsin ki biz Amerika’yı lanetliyoruz. Kudüs’ü sözde başkent ilan eden Amerika’yı tanımıyoruz. Birileri buna rağmen hala bize ‘Amerikancı’ diyorsa onları da lanetliyoruz çünkü biz ne Çinciyiz ne Amerikancıyız, Doğu Türkistan halkına yapılan zulmü kınıyoruz”

İHH İnsani Yardım Vakfı, Uygur Türklerine yönelik zulme dikkati çekmek ve bölgede kurulan toplama kamplarının kapatılması çağrısında bulunmak için basın toplantısı düzenledi.

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Fatih’deki İHH Genel Merkez binasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “İHH’nın, Amerika’nın yanında yer aldığı için Uygur Türklerine yönelik Çin zulmünü dile getirdiği” yönünde yapılan haberleri eleştirerek, hiçbir zaman Amerika yanlısı olmadıklarını, her zaman Amerikan emperyalizmini lanetlediklerini söyledi.

Amerika adına hiçbir yerde konuşmadıklarını vurgulayan Yıldırım, “Biz Doğu Türkistanmeselesini gündeme getiriyoruz diye özellikle sosyal medyada ‘Siz Amerikancı mısınız?’ diye yaygara koparanlar oluyor. Şu iyi bilinsin ki biz Amerika’yı lanetliyoruz. Kudüs’ü sözde başkent ilan eden Amerika’yı tanımıyoruz. Birileri buna rağmen hala bize ‘Amerikancı’ diyorsa onları da lanetliyoruz çünkü biz ne Çinciyiz ne Amerikancıyız, Doğu Türkistan halkına yapılan zulmü kınıyoruz.” dedi.

Yıldırım, Çin’in ekonomide dünya birincisi olmak istediğini ve “İpek Yolu”nun İslam topraklarından geçtiği için bu topraklara ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, Uygur Türklerine yönelik zulme karşı siyasi partileri sessiz kalmamaya ve bu konuda birlik olmaya davet etti.

Türkiye-Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin zarar görmesini hiçbir şekilde istemediklerini dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:

“İslam dünyası Çin’e şunu demelidir, ‘Eğer Doğu Türkistan’a zulmetmezsen biz seninle ticari iş birliğine varız, yoksa biz yokuz.’ Türkiye’nin elinde büyük bir güç var çünkü Çin, İslam dünyasına açılmak için Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor. Sayın Cumhurbaşkanımız 2012’de başbakanken bölgede Büyük Pazarı ziyaret etti. Ona o gün kuru meyve verenleri bile bugün toplama kamplarına aldılar. Kendisini karşılayanların hepsi artık içeride. O yüzden tüm siyasi partiler bu konuda Mecliste çalışma yapmalıdır. Özellikle AK Parti, MHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve CHP Doğu Türkistan konusunu Mecliste gündeme getirmelidir. Geçmişte Türk halkı nasıl Doğu Türkistan halkını koruduysa bugün de yumruğunu masaya vurmak zorundadır.”

Yıldırım, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve ekibine de seslenerek, “Avrasyacı bir politika ile yanlış yapıyorsunuz. Çok açık konuşuyorum. Doğrudur, en az sizin kadar Amerikan emperyalizmine karşıyız. Ama bir zalime karşı, diğerinin yanında da yer alamayız. Bu zulmü bitirmek için kim ara buluculuk yapmak isterse biz onunla da seve seve çalışırız. Ama ‘Ben bir zalimi yeneyim, diğerine de sırtımı yaslayayım’ derseniz, biz sizin de karşınızda dururuz.” diye konuştu.

Toplantıya Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (iHAK) Başkanı Cihat Gökdemir, Mazlum-Der İstanbul Şube Başkanı Ali Öner ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım da katıldı.

https://www.dunyabulteni.net

Devami

İpek Yolu’nda büyük otoban projesi

Türkmenistan’da başkent Aşkabat ile ülkenin Özbekistan sınırında bulunan Türkmenabat kenti arasında 600 kilometrelik otoban yapılacak. Otobanın bir özelliği de “Bir Kuşak Bir Yol” adlı İpek Yolu güzergahında yer alması ve projenin, Türkmen şirketleri tarafından gerçekleştirilecek olması.

Türkmenistan Devlet Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, sözkonusu otoban projesinin finans tahsisi ve inşaatın başlatılmasına ilişkin kararname, 11 Ocak’ta yapılan hükümet toplantısında Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhamedov tarafından imzalandı. Devlet Başkanı Gurbanguly Berdimuhamedov, kararı imzalarken, ”büyüyen ve sosyal sorumluluk seviyesine ulaşan yerli girişimciliğin gelişiminde tarihi bir an yaşandığını” ifade etti.

Kararname uyarınca, Türkmen şirtek, Ocak 2019 ve 2023 Aralık tarihleri arasında Aşgabat ile Özbekistan arasındaki 600 kilometre uzunluğundaki otobanı inşa edecek.

Bu yol ile birlikte Aşkabat üzerinden Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerine ulaşımın büyük ölçüde kolaylaşması bekleniyor. İpek Yolu transit ve lojistik ağının çok önemli bir etabını oluşturacak olan Aşkabat-Türkmenabat otoyolunun, Türkmenistan’ın uluslararası ekonomik sisteme eklemlenmesi ve rekabet gücünün artmasına katkıda bulunacağı belirtiliyor.

Ocak 2019’da başlayacak olan projenin, karayolu ve ek yapıların işletime tam hazır olması için üç aşamada yapılması planlanıyor. Aralık 2020’de Aşgabat-Tedzhen etabı, 2022’de Tedzhen-Mary bölümü ve 2023’te Mary-Türkmenabat kısmının tamamlanması planlanıyor.

Proje,  Türkmen inşaat teknolojisinin ve Türkmen şirketlerinin, önemli ulaşım ve altyapı tesislerinin inşasında  kazandığı tecrübe ve elde ettiği seviyeyi göstermesi açısından da önem taşıyor.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Türkiye, Özbekistan’da en çok şirket kuran ikinci ülke

2018 yılında Özbekistan’da 364 şirket kuran Türkiye, yabancı sermayeyle en çok şirket kuran ülkeler arasında Rusya’nın ardından 2’nci oldu.

Türkiye, geçen yıl Özbekistan’da yabancı sermayeli en çok şirket kuran ülkeler arasında yer aldı.

2018’de Özbekistan’da kendi sermayesi ile 364 şirket kuran Türkiye, yabancı sermayeyle en çok şirket kuran ülkeler arasında ikinci oldu.

Özbekistan Devlet İstatistik Komitesi’nden yapılan açıklamada, 2018 yılında ülkede yabancı sermaye ile kurulan işletmeler hakkında bilgi verildi.

Buna göre, 2017 yılında ülke genelinde yabancı sermayeli 863 işletme kurulurken, bu rakam geçen yıl yüzde 37 artışla 2 bin 385’i oluşturdu. Böylece, 1 Ocak itibarıyla ülkedeki yabancı sermayeli şirketlerin toplam sayısı 7 bin 560’a ulaştı.

2018 sonuçlarına göre, Özbekistan’da en çok işletme kuran ülkeler arasında 428 şirket ile Rusya ilk sırada yer alırken, 364 şirket kuran Türkiye ise bu sıralamada ikinci oldu. Bu dönemde Çin sermayesi ile 351, Kazak sermayesi ile 246, Güney Kore sermayesi ile ise 161 şirket kuruldu.

2018’de en çok şirket kuran diğer ülkeler arasında Afganistan, Hindistan, Almanya, Ukrayna ve Azerbaycan da yer aldı.

Yabancı sermayeli şirketler en çok ülkenin Taşkent, Semerkant ve Harezm bölgelerinde kurulurken, ülkede kurulan yabancı sermayeli işletmeler en fazla sanayi, ticaret, inşaat ve inşaat malzemeleri sektörlerine yatırım yaptı.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Kazakistan, gençlik eğitiminde ilk 10’a girdi

İngiltere merkezli Vouchercloud şirketi araştırmacıları tarafından açıklanan gençlerin eğitim seviyelerinde dünya genelinde Kazakistan 9’ncu oldu

Kazakistan, gençlerin eğitim seviyelerinde dünya genelinde 9’ncu sırada yer aldı. Sıralama, İngiltere merkezli Vouchercloud şirketi araştırmacıları tarafından yapıldı.

Raporu hazırlayanlar, “Bu ülkenin tüm beklentileri aştığını” belirtti ve Kazakistan’ın “yeni bir entelektüel süper güç” olabileceği yönünde görüş bildirdiler.

Vouchercloud uzmanları, topladıkları verileri dünyadaki en akıllı 25 ülkenin listesini çıkarmak için kullandı. Gençlerin eğitim seviyelerine ek olarak, Nobel ödüllü sayısı ve nüfusun ortalama IQ değeri dikkate alındı.

Vouchercloud, Doğu Asya ülkelerinin göstergelerine özel önem verdiğini de belirtti. Örneğin, Güney Kore, Tayvan ve Singapur, çok zeki ve eğitimli gençlerin sayısında liderdir, ancak Nobel ödüllü sayısındaki düşük sayılar nedeniyle listede önde değiller.

Amerika Birleşik Devletleri 368 Nobel ödülü alan ülke olmasına rağmen Japonya en akıllı ülkelerin sıralamasında ilk sırayı aldı. Bu ülke yalnızca 26 Nobel Ödülü kazandı, ama Japonya’da nüfusun IQ seviyesi ve gençlerin eğitim seviyesi oldukça yüksektir.

Vouchercloud sıralamasında ikincilik İsviçre’ye gitti. Üçüncü sırada dünyadaki nüfusun IQ’sunda ikinci sırayı alan Çin’dir. ABD derecelendirmenin dördüncü sırasında ilk beşi Hollanda kapattı. Ayrıca ilk 10’da Rusya (6. sıra), Belçika (7.), Birleşik Krallık (8.), Kazakistan (9.) ve Güney Kore (10.) yer alıyor.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Özbekistan’a 240 milyon dolar kredi

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Özbekistan’daki Talimercan Termik Santralinin gaz türbini inşaatı için 240 milyon dolarlık kredi sağlayacak

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Özbekistan‘ın güneyindeki 900 megavat kapasiteli Talimercan Termik Santralinin gaz türbini inşaatı için 240 milyon dolarlık krediverecek.

EBRD’den yapılan açıklamaya göre, banka Özbekistan’ın elektrik üretim ve dağıtım devlet işletmesi olan Özbekenergo’ya devlet garantisi ile sağlayacağı kredi, ülkenin güneyindeki Talimercan Termik Santralindeki 900 megavat kapasiteli kombine çevrimli gaz türbininin inşaatı ve bununla ilgili altyapı çalışmalarına harcanacak.

Projede, EBRD kredisinin yanı sıra Özbekistan İmar ve Kalkınma Fonu’nun öz kaynakları ve Asya Kalkınma Bankasının kredileri de kullanılacak.

Proje, kış aylarında elektrik sorunu yaşayan Özbekistan’ın enerji verimliliği ve güvenliğinin arttırılmasına katkı sağlayacak ve elektrik üretimini artıracak.

EBRD, bugüne kadar Özbekistan’da hayata geçirilen 70 proje için toplam 1,3 milyar avro kredi sağladı.

Dünya Bültenı

Devami

Özbekistan Yargıtayı insan hakları aktivistini suçsuz buldu

Özbekistan’ın eski lideri Kerimov’a açtığı dava sonrası hapse atılan ve geçen yıl serbest bırakılan insan hakları aktivisti Mamatkulov beraat etti

Özbekistan Yüksek Mahkemesi, 50 yaşındaki insan hakları aktivisti Chuyan Mamatkulovdavasında sanığın beraatına karar verdi.  Bununla alt mahkemelerin Mamatkulov hakkındaki kararları iptal edilmiş oldu.

Ozodlik radyosunun haberine göre, Yargıtay kararında Chuyan Mamatkulov’a yönetilen suçun soruşturma ve yargılanma sırasında usule ilişkin hataların yapıldığı, anayasa düzenini ihlal ettiğine, dolandırıcılık ve insan kaçakçılığı yaptığına dair kanıtların bulunmadığı belirtildi.

İnsan hakları aktivisti, adalet zaferine inanmasına rağmen, iptalin kendisi için bir sürpriz olduğunu söyledi.

Özbekistan’ın silahlı kuvvetlerinde subay olan Chuyan Mamatkulova, 2004’te askerlikten yasa dışı atıldıktan sonra, Taşkent’te bulunan bir sivil mahkemeye, zamanın Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un aleyhine dava açmış ve Silahlı Kuvvetler Yasasının değiştirilmesini talep etmişti.

Mamatkulov 29 Ağustos 2012 tarihinde tutuklandı. 2013 yılında “bir kişiyi kaçırma”, “anayasal düzene tecavüz”, “sahtekarlık”, “belgelerde sahtecilik yapmak”, “yalan şahıtlık” suçlamalarıyla on yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mamatkulov’un kendisi bütün suçlamaların uydurma olduğunu söylemişti. O işkence gördüğü Müslümanların toplama kampı olan “Jaslık” hapishanesinde birkaç sene hapis yattı.

İnsan hakları aktivisti 2018 yıl Mart ayında serbest bırakıldıktan sonra hemen aleyhindeki tüm suçlamaları temyiz edeceğini belirtmişti.

Chuyan Mamatkulov, 2004’ten bu yana Özbekistan’ın insan hakları cemiyeti ile işbirliği yapıyor ve şu anda Özbekistan’ın Kaşkadarya ilinde insan hakları aktivisti olarak faaliyetlerinde bulunuyor.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

‘Başımızda diktatör var, Türkiye’ye kaçıyoruz’

Türkmenistan’dan Türkiye’ye çalışmaya gelen ve Beyoğlu’nda yaşayan Türkmen kadın, “Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguly Berdimuhamedov yolsuzluğa boğazına kadar bulaşmış bir şahıs. Başımızda diktatör var. Milletin malını yiyor. Biz aslında ülkemizde çok zenginliğe sahibiz. Doğalgazımız altın var ama çalıştırmıyorlar. O nedenle yurt dışına çıkıyoruz.” dedi.

 

Türkiye’de son yıllarda savaştan kaçan Suriyelilerin yanı sıra Türk dünyası ülkelerinden gelenler de dikkat çekiyor. Yaşlıların bakımı başta olmak üzere hizmet sektöründe yaygın bir Türk dünyası nüfusu dikkat çekiyor.

İstanbul gibi büyükşehirlerde Türkmen, Özbek hasta ve yaşlı bakıcılar giderek yaygınlaştı.  Çocuklar ve yaşlılar çoğunlukla onlara emanet. Peki Türk dünyasından insanlar neden Türkiye’ye akın ediyor? Cevabı yine Türkiye’de para kazanıp kendilerine bir hayat kurmaya çalışanların kendisi veriyor. Türkmen bir hasta bakıcı olan Ş., Beyoğlu’nda kaldığı bir evde sorularımızı konuya ilişkin soruları cevapladı. Aslında Ş’nin verdiği yanıtlar ülkesinden dışarı çıkmak zorunda kalan binlerce Türkmen’in halini yansıtıyor.

‘Boğazına kadar yolsuzluğa battı’

Ş’nin söylediğine göre, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguly Berdimuhamedov yolsuzluğa boğazına kadar bulaşmış bir şahıs. Ülkenin zengin yeraltı kaynakları halihazırdaki 5-6 milyonluk nüfusu doyuramıyor ve neredeyse Türkmenistan’ın çalışabilecek yaştaki nüfusunun tamamı iş gücü olarak ya Rusya ya da Türkiye’ye kaçmış durumda. Ş, “Bir evde 10 kişi varsa bir iki yaşlı evde kalıyor, geri kalanların tamamı Türkiye’ye çalışmaya geliyor” diyor. O da dokuz kardeşli bir ailenin en küçüğü. Ülkesinde üniversite paralı ve çok pahalı olduğu için okuyamamış. Şimdilerde bir hanıma evinde refakat ediyor. Hayali ise para biriktirip evlenerek bir yuva kurmak.

‘Başımızda diktatör var’

Türkmenistan Devlet Başkanının dikatör olduğunu söyleyen S, “Duyduğumuza göre ailesine ve kendisine Dubai’de ev yaptırıyormuş. Milletin malını yiyor. Biz aslında ülkemizde çok zenginliğe sahibiz. Doğalgazımız altın var ama çalıştırmıyorlar. O nedenle yurt dışına çıkıyoruz. Bir kişi Türkmenistan’da bir iş yapmaya kalksa, örneğin 12 koyunun olsa yarısına el koyuyorlar. Senin malına göz dikiyorlar. Bu adamdan kurtulamıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Aslında Ş.’nin söylediklerini tasdikleyecek günlük hayatımızda karşımıza çıkan binlerce Türkmen var. İnternette yapılan ufak bir araştırma sonucu 2016 yılında “Business Anti Corruption Portal” tarafından hazırlanmış bir raporla karşılaştık. Raporun girişinde Türkmenistan’ın dünyanın yolsuzlukta başı çeken ülkelerden bir olduğu belirtilmiş. İşte ayrıntılar:

“Dünyada yolsuzluğun en yüksek olduğu ülkelerden biri olarak Türkmenistan, her kuruluş ve ekonominin her alanında yaygın olan bu sorunla boğuşuyor. Rüşvet her türlü hizmete ulaşmada başlıca aracı, devletle iş yapmak ve ilişkileri sıkı tutumak için kesenin ağzını sürekli açık tutmak gerekiyor. Kamu idaresi ağırlıkla patronaj ağına dayanıyor. Büyük projeler yapmak için başkanlık onayı gerekiyor. Rekabet ortamı yok, kanun ve denetin işlemiyor. Sözde yolsuzluk karşıtı düzenlemeler var ama çok zayıf kalıyor ve yolsuzluk araştırmaları sadece politik iteklemelerle yapılabiliyor. Halihazırdaki Devlet Başkanı Berdimuhamedow’un da ükedeki diktatörlüğü sayesinde rejim karşıtları kendilerine doğal bir sansür uyguluyor. Bu nedenle Türkmenistan’da yolsuzluklarla ilgili very toplamak çok zor. Yargı yolsuz, etkisiz ve çokça siyasileşmiş durumda. Alınmış mahkeme kararları Berdimuhamedow tarafından değiştirilebiliyor. Polis hiçbir sorgulanma endişesi olmadan yolsuzluk yapabiliyor. Kamusal hizmetlerde rüşvet had safhada, iş kurmak isteyenlerden ise binlerce dolar rüşvetalınıyor.

Türkmenistan’da inşaat sektörü en çok yolduzluğun yapıldığı alan. Toprak ve mal mülk sahibi olmak neredeyse hayal. Bireysel olarak Türkmenistan’da toprak sahibi olamıyorsunuz. Devlet istediği kişinin malına istediği zaman bir mahkeme kararıyla ve adil bir taminzat olmaksızın el koyabiliyor. Vergileme alanında ise yabancı firmalar yerlilerden daha fazla vergilendirmeye tabi tutuluyor.

Doğal kaynaklara gelindiğinde ise durumun hayli içler acısı olduğu görülmekte. Yabancı yatırımcılar genellikle doğalgaz ve petrol projelerine yönelse de bu sektörlerde kamusal denetim olmadığı gibi hükümetin petrol ve doğalgaz endüstrisine dair bir very tabanı da bulunmuyor. Ruhsatlarla ilgili bilgi verilmiyor, yapılan her işlem gizlilik içinde yürütülüyor. Devlet ve hükümetin sahip olduğu projeler ise pamuk ve buğday dahil tekelleşmiş durumda.

Medya ayağında ise dünyada basın özgürlüğünün en düşük olarak tanımlandığı yer Türkmenistan. Cezalandırılma ve iftira sonucu hapse atılma endişesiyle medya kendi kendini sürekli sansürlüyor. Hükümet ise bütün basın yayın organlarında iktidarı ele almış durumda. İktidar karşıyı herhangi bir habere kesinlikle yer verilmiyor.”

yeni akit

https://www.yeniakit.com.tr/haber/basimizda-diktator-var-turkiyeye-kaciyoruz-586495.html

Devami

Orta Asya-Hindistan ilişkileri Semerkant’ta masaya yatırıldı

”Özbekistan’ın Semerkant kentindeki toplantıda, bölgesel iş birliği konusu ele alındı.

Orta Asya-Hindistan Diyaloğu” Dışişleri Bakanları Toplantısı, Özbekistan‘ın tarihi Semerkant şehrinde düzenlendi.

Toplantıda konuşan Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov, bu diyaloğun temel amacının Orta Asya ülkeleri ile Hindistan arasındaki çok yönlü ilişkilerin yeniden canlanmasına yeni bir dinamizm vermek ve taraflar arasındaki ticaret, ekonomi, yatırım, kültürel ve diğer alanlardaki muazzam iş birliği potansiyelini kullanmak ile uluslararası kuruluşlar bünyesindeki faaliyetlerin koordinasyonu olduğunu kaydetti.

Toplantının başarılı sonuçlara ulaşacağına inandığını belirten Kamilov, “Bu toplantı Orta Asya ve Güney Asya bölgelerinin uluslararası ilişkilerdeki büyük potansiyelini ve artan önemini göz önünde bulundurarak bu ülkelerin çok taraflı iş birliği gündemini genişletmeyi amaçlayan düzenli bir diyaloğu başlatacak.” dedi.

Kamilov, ayrıca Afganistan’ın bölgedeki ekonomik faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşündüklerini kaydederek, bu çerçevede mevcut potansiyelin tam olarak kullanılması için ortak önlemlerin alınmasının önemini vurguladı.

Hindistan Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj da ülkesinin Orta Asya ülkeleri ile iş birliğini geliştirmeye çok önem verdiğine işaret ederek, bu toplantının Hindistan ile bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesine katkıda bulunacağını belirtti.

Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov, Türkmenistan’ın inisiyatifiyle Türkmen doğal gazını Afganistan üzerinden Pakistan ve Hindistan’a taşıyacak Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPİ) doğal gaz boru hattının inşaatına devam edildiğini anımsatarak, projenin ekonomik öneminin yanı sıra jeopolitik öneme de sahip olduğunu vurguladı.

Meredov, TAPİ projesinin hayata geçirilmesiyle Afganistan’da güvenlik ve istikrarın sağlanması için olumlu koşulların sağlanacağına dikkati çekerek, bu projenin Afganistan’ın kalkınmasına da önemli katkıda bulunacağını, çok sayıda Afgana yeni istihdam sağlayacağını kaydetti.

Toplantıya ayrıca Tacikistan Dışişleri Bakanı Siraciddin Muhriddin, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Çingiz Aydarbekov ile Kazakistan Dışişleri Bakanı Beybut Atamkulov da katıldı.

Hindistan’dan Afganistan’a 3 milyar dolarlık kaynak

Bu arada, aynı program kapsamında “Hindistan-Orta Asya-Afganistan Diyaloğu” Dışişleri Bakanları 1. Toplantısı da yapıldı.

Afganistan Dışişleri Bakanı Selahaddin Rabbani’nin de katıldığı toplantıda konuşan Swaraj, Hindistan ve Orta Asya ülkelerinin iyi ilişkilerinin bulunduğunu kaydederek, bu toplantının söz konusu iş birliğinin daha da gelişmesine katkıda bulunacağını belirtti.

Ülkesinin Afganistan’ın yeniden kalkınmasını desteklediğini dile getiren Swaraj, “Afganistan’da güvenlik ve istikrarın sağlanmasında ortak çıkarlarımız var. Hindistan, Afganistan halkını ve hükümetini egemen, demokratik, barışçıl ve istikrarlı bir devlet kurma çabalarında destekliyor. Afganistan’da barış ve uzlaşma çabalarını destekliyoruz. Hindistan, Afganistan’ın kalkınmasına destek sağlamak için 3 milyar dolarlık kaynak sağlayacak.” diye konuştu.

Swaraj ayrıca, büyük bir insani ve ekonomik imkana sahip Hindistan’ın bölge ülkeleriyle özellikle altyapı projeleri kapsamında Afganistan konusundaki iş birliğinin son derece verimli olacağını vurguladı.

Devami

Türkistan’ın yeniden doğmasında Özbek-Kazak ilişkilerinin önemi – Namoz Normümin Mohammad

Özbekistan-Kazakistan ilişkileri, bu iki halk ve devlet arasındaki çok yönlü müspet gelişmeler bölgedeki istikrar ve gelişim açısından kritik önem taşımaktadır.

Namoz Normümin Mohammad

Konuya Türkistan’ın büyük bir isim, büyük bir coğrafya, büyük bir medeniyetin merkezi ve Türk kavimlerinin ana yurdu olduğunu hatırlatarak başlayalım.

Bugün dayanılmaz Çin baskısı ile insanlığın gündeminde olan Doğu Türkistan büyük Türkistan’ın ancak dörtte birinin oluşturmaktadır. Orta Asya’daki beş bağımsız devletten oluşan Türkistan’ın batısı ise siyasi, ekonomik ve jeopolitik açıdan tarihi denilebilecek gelişmelere sahne olmaktadır. Başka şekilde ifade edersek Türkistan’ın yeniden ayağa kalkması söz konusudur. İşte bu bağlamda ÖzbekistanKazakistan ilişkileri, bu iki halk ve devlet arasındaki çok yönlü müspet gelişmeler bölgedeki istikrar ve gelişim açısından kritik önem taşımaktadır.

Aslında 1990 yıllarda başlayan bağımsızlık sürecinden sonra yeni Özbekistan ve Kazakistan devletlerinin oluşumundan söz etmekteyiz. Bu sadece dünya haritasına iki yeni devletin eklenmesi değildir. Tarihte batı devletleri ve Rus Çarlığı arasında çekişmelere neden olan ve Sovyetlerin dağılmasıyla yeniden gündeme gelen Orta Asya’da yeni bir bağımsız bölgenin teşekkülü söz konusudur.

1991 yılında bağımsızlık ilanlarından sonra Özbekistan ve Kazakistan’daki gelişmeler tam olarak benzerlik gösterdi denilemez. 75 yıla yakın süren Sovyet rejiminde Kazaklar en çok ve kötü şekilde önce Stalin katliamına, sonra asimilasyona uğramışlardı. 1930 yaşanan katliamda yüzde 40’a varan nüfusunu kaybeden Kazakların çoğu asimilasyon sonucunda kendi ana dilinde konuşma ve yazmayı bilmiyordu. Bağımsızlıktan sonra Kazakistan toplumunda Kazakların yeniden etnik olarak tanınması, ayağa kalkması gündemde idi. Bunun yanında Kazakistan deneyimli devlet Başkanı Nursultan Nazarbaev yönetiminde ekonomik atağa da geçmişti. Nazarbaev o yıllarda toplumsal istikrar, Kazakların etnik olarak yeniden doğması, ekonomik kalkınma projelerine önem vermekteydi. Ülkenin kuzeyinde çoğunluğu oluşturan Rusça konuşan vatandaşların sayısının 5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyordu. Bundan dolayı etnik konuların gündeme getirilmesinde aşırı hassasiyet göstermek bağımsız Kazakistan yönetimi için şart idi.

Özbekistan’da ise başlangıçta dini gelişmeler, ekonomik sıkıntılar ve sosyal adaletin sağlanması söz konusu olmuştu. Bu iki kardeş ve komşu ülkelerde sorunlar ve onların çözümlerinin farklılığına rağmen Özbekistan ve Kazakistan arasında anlayış ve işbirliği istenen şekilde olmazsa bile, onlar arasında bir dayanışma söz konusu idi.

Bu bağlamda önemli bir husus dönemin Özbek lideri İslam Kerimov ve Kazak lider Nursultan Nazarbaev’ın birbirlerine mesafeli davransalar da, aralarında kişisel olarak iyi anlaşma ve saygının olması önemli idi. Bölgede etnik yenilenme, toplumsal ve siyasi çalkantılar örneğin Kırgızistan’da Özbek-Kırgız çatışmalarına (2005 ve 2010 senelerinde) neden olduğu halde Kazaklar ve Özbekler arasında kardeşlik ve dayanışma ruhu devam etmekte idi. Sonuçta Kerimov ve Nazarbayev Sovyet rejimi eğitimi alan deneyimli kurt politikacılardı. Başka taraftan ise bağımsızlıktan sonra Orta Asya’da liderlik konusunda Özbekistan ve Kazakistan arasında bir çekişme var olduğu da inkar edilemez…

Kazakistan için önemli olan Özbekistan’daki toplumsal ve siyasi istikrar idi. Çünkü güney komşusu hududunda yaşanacak her hangi bir siyasi ve sosyal depremin Kazakistan’a sıçrama ihtimali yüksek idi. Özbekistan için ise Kazakistan, Rusya’ya ve dünyaya açılmak için ana yollardan biri idi. Bununla beraber Kerimov döneminde Özbek-Kazak ilişkilerinin pek parlak olduğu da söylenemez. Örneğin, Kerimov’un ölümünden sonra Kazak lider Nazarbaev “İlişkilerimiz istenen seviyede değildi. O derecede ki, Özbekistan bizim buğdayı Almanya üzerinden satın aldığı dönemler olmuştu” itirafında bulunmuştu.

Rusya ile olan ilişkiler de bu iki komşu devleti tam olarak ittifak haline gelmesinde engel idi. Özbekistan ve Kazakistan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)’na üye olsalar da bu kurum onun üyeleri arasında SSCB gibi çok yönlü birlik beraberliği sağlamıyordu. Bunun farkında olan Rusya lideri Vladimir Putin BDT ülkeleri arasında askeri birlik olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve yeni ekonomik işbirliği olan Avrasya Ekonomik Birliğini (AEB) geliştirme çabalarına girişti. Özbek lider İslam Kerimov ise Putin’in bu girişimlerini reddediyordu. Kazakistan ise Rusya ile birlikte halen KGAÖ ve AEB örgütlerinin motor gücünü oluşturuyor…

Özbek-Kazak ilişkileri İslam Kerimov’un vefatından sonra yeniden güçlü şekilde gelişmeye başladı. Özbekistan’ın yeni Devlet Başkanı Şevket Mirziyayev 2017 yılında resmi olarak göreve başladığında ilk yurt dışı seferlerinden birini kuzeydeki kardeş ve komşu ülkeye yaptı. İki ülke arasında 1 Milyar dolarlık ekonomik ve ticari anlaşma imzalandı. Görüşmeler sonrası Nazarbaev “Özbekistan ile Kazakistan arasında çözülmemiş hiçbir sorun yok – ne toprak, ne sınır, ne de siyasi veya ekonomik. Halklarımızın yararına tüm iyi işlerin yapılacağı temiz bir sayfa açacağız ” açıklamasında bulundu.

Özbekistan-Kazakistan ilişkilerinin bu şekilde müspet yönde gelişmesi Türkistan’ın toprak (bölge) ve başka yönlerden yeniden ayağa kalkmasına katkı demek idi. Nitekim, Özbek-Kazak görüşmelerinden bir yıl sonra Orta Asya devletleri liderleri 2018 yılının 21 Mart günü Rusya’dan bağımsız olarak Astana’da ilk danışma toplantısını yaptılar.

Özbek-Kazak ilişkilerindeki en önemli noktalardan biri son yıllarda her iki devletin Latin Alfabesine kesin olarak geçme kararı almalarıdır. Özbekistan bu kararı daha önce almasına rağmen onu uygulamada isteksiz idi. Artık iki ülke arasında alfabe birliğinin sağlanmasını, Türkistan hududunda dil, düşünce ve iş birliğinin yeniden sağlanmasında en önemli adımlardan biri olarak görmek mümkündür.

Son olarak, Kazakistan ve Özbekistan’ın ortak girişimi ile AB de yürürlükte olan Şengen vizesi gibi Orta Asya devletleri arasında “İpek Yolu” vizesinin uygulanması gündemdedir. Artık Türkistan’ın yeniden doğuşu için yollar birer birer açılmaktadır. Bize de hayırlısı demek ve bu önemli sürece kendi payımızı katmak kalıyor…

11.01.2019

Devami

Taşkent’te çalışmak için oturma izni şartı kaldırıldı

Özbekistan’da iş kanununda yapılan değişikliklerle beraber artık işe alımlarda oturma izni aranmayacak

Özbekistan‘da, İşveren Yasası ve İdari Sorumluluk Kanunu’nda yapılan yeni değişikliğe göre, işverenler artık oturma izni olmayan bir kişiyi işe almaktan sorumlu olmayacak.

Geçici veya kalıcı kayıt olmadan ülkede yaşayan insanların işe alımında, KoAO’nun 223-2’nci maddesi gereği, şirket yetkililerinin 15 asgari ücret ve maaşa kadar para cezasına çarptırılabildiği ceza iptal edildi (1 asgari ücret 24 dolardan fazladır.)

Ek olarak, geçici veya kalıcı oturma izninin olmaması ya da konaklama yerinde göz önünde bulundurulmaması artık işe alım konusunda başvuruyu reddetme nedeni değildir. İş Kanunu’nun 80. maddesinde ilgili değişiklikler yapıldı.

Özbekistan’da daha önce geçici veya kalıcı oturma iznine sahip olmayan biri Taşkent’te hem devlet kurumlarında hem de uluslararası şirketler dışındaki özel şirket ve kuruluşlarda resmen iş bulma hakkına sahip değildi.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami