Özbekistan Büyükelçisi Alisher Agzamhodjaev, Zonguldak’a gelerek EMKO’nun Bakacakkadı beldesinde bulunan fabrikasını gezdi

Özbekistan Büyükelçisi Alisher Agzamhodjaev, EMKO fabrika tesislerini ziyaret etti. EMKO yetkilileri de geçen hafta Özbekistan’a bir dizi yatırım ziyaretinde bulunmuştu. Karşılıklı bu ziyaretlerin neticesinde EMKO yetkilileri de Özbekistan’a kalıcı bir yatırım yapma niyetinde olduklarını açıkladılar.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev arasında varılan mutabakat ve ekonomik birliktelik çağrısı üzerine Türk şirketlerinden Özbekistan’a yatırım yapma talepleri çoğaldı. EMKO firması da 25 yıllık tecrübesi 63 ülkeye ihracat kapasitesi ile Özbekistan’ı üst edinerek Orta Asya ülkelerini daha etkili hizmet verme çabası içerisinde. Özellikle son 5 yıldır üretilen üstün teknolojili yerli üretim olan kombiler dünyanın birçok ülkesi tarafından testleri yapılıp kabullenildi ve çok beğenildi. Bu pazarlar arasında Çin, Moğolistan, Özbekistan, Rusya, Azerbaycan ve İran gibi ülkeler bulunuyor. EMKO kombiler girdiği ülkeler içerisinde Azerbaycan pazarında pazar liderliğini elde etti. Orta Asya ülkelerinde bu seriyi devam ettirmek niyetinde.

hhaberler.htmlhttp://www.pusulagazetesi.com.tr/ozbekistan-buyukelcisi-emkonun-fabrikasini-ziyaret-etti-131863-haberler.html

Devami

Tacikistan’ın Özbekistan sınırındaki karakola saldırı: 17 ölü

Çete mensubu 15 kişinin etkisiz hale getirildiği, beşinin ise yakalandığı saldırıda iki Tacik askeri hayatını kaybetti. Özbek basını saldırıda 17 kişinin öldüğünü belirtti

Tacikistan‘ın Özbekistan sınırındaki polis karakoluna 20 kişilik silahlı bir grup saldırı düzenledi.

Tacikistan Sınır Koruma Birlikleri Basın Ofisinden yapılan açıklamaya göre, yerel saatle 03.23’te Sultanabad askeri birliğinin, İşkobod sınır karakoluna 20 kişilik maskeli silahlı grup saldırdı.

Çıkan çatışmada saldırganlardan 15’i etkisiz hale getirilirken, 5’i de yakalandı. Saldırıda 2 Tacik askeri hayatını yitirdi. 

Saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldı.

Başkent Duşanbe’nin 60 kilometre batısında bulunan İşkobod sınır karakolu Tacikistan’ın Özbekistan ile sınırı yakınındaki Rudaki ilçesinde yer alıyor.

http://dunyabulteni.net

Devami

Özbekistan ile Türkiye arasında iade anlaşması yürürlüğe girdi

 

20 Ağustos 2019’da Özbekistan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında suçluların iadesi anlaşması yürürlüğe girdi. Bu belge 30 Nisan 2018’de imzalanmıştı.

Özbekistan Dışişleri Bakanlığı’na göre, anlaşmanın ceza hukuku alanındaki işbirliğinin genişletilmesi ve suçla mücadelede iki ülke arasında daha etkin bir işbirliğinin sağlanması amaçlanıyor.

Anlaşma metninde kişilerin yakalanıp iade edilmesinin şartları, iade talebini reddetme gerekçeleri, isteğin biçimi ve içeriği,  talep eden taraftan istenmesi gereken ilave belgeler belirtildi.

Anlaşmayı onaylayan her bir taraf, talep eden tarafa, kovuşturma başlatmak veya kesinleşmiş cezasının infazı için aranmakta olan kişileri iade etme zorunluğunu taahhüt eder.

Kun.uz

https://kun.uz/37042876

Devami

Özbekistan: Geçmişte Dini suçlamalarla iftiraya uğrayan insanlar hâlâ takip ediliyor mu?

       (Özbekistan’da Mirziyayev dönemi reformları/ iyileştirmeler devam ederken, bürokrasideki eski rejim kalıntıları vatandaşlara eziyet etmek için halâ fırsat kollamakta. BBC O’zbek Hizmati’nin aşağıdaki haberinde Surhandarya vilayetinden Oybek Yusupov’un başına gelenler anlatılıyor. Yusupov’un yaşadıkları, Özbekistan’da hemen herkesin başına gelen sıradan bir durum. Genel vaziyeti yansıttığı için olduğu gibi yayınlıyoruz.- turkistanlilar.org)

Özbekistan Devlet Başkanı Shavkat Mirziyoyev’in  Başkan olduğu günden bu yana, daha önce dini extremizmle irtibatlandırılan onbinlerce vatandaşın ismi “kara liste”den çıkarıldı. Ancak kendisine dini suçlama ile alakalı iftiralar atıldığını iddia eden vatandaşların, bu hususta açılan davalar tamamen kapandığı halde, hâlâ içişleri memurları tarafından baskı altında oldukları hakkında çok sayıda haberler çıkıyor.

BBC Uzbek Hizmeti ile görüşme yapan Surhanderya ili, Angor ilçesinden 34 yaşındaki Oybek Yusupov kendisini 2011 yılından itibaren İçişleri memurlarının rahat bırakmadığını ve 2019 yılı Haziran ayında Özbekistan talebi ile Rusya’dan deport edildiğini giriş yasağı aldığını  söyledi.

Yusupov’un dediğine göre, o ilk kez temelsiz haber yüzünden İçişleri makamlarının bakanlarının dikkatini çekti.

” 2011 yılında Rusya’da çalışıp geri gelmiştim. Millî Güvenlik Hizmeti, “dini kitaplar dağıtıyor ve Muhammed Salih’in kitaplarını okuyor” suçlaması ile bir aylığına  kimliğimi alı koydu, ama suçumu kanıtlayamadı” diyor Oybek Yusupov.

“Evimde Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf’un kitabı vardı. Komşumuz kitabı okumak için almış. Bir süre sonra iki kadın tarafından  ” Dini edebiyatlar dağıtıyor ve muhalefet eylemcisi Muhammed Salih’in kitaplarını okuyor” içeriği ile bir şikayet bırakıldığını söylediler. Ben sadece Şeyh’in kitaplarını okuyorum ve Muhammed Salih’i tanımıyorum. Şeyh ismini Muhammed Salih ismi ile karıştırılarak söylendiğini düşünüyorum”..

Kendisini müslüman saydığını, ancak namaz kılmadığını söyleyen Oybek Yusupov, eski Devlet başkanı İ.Karimov adına zorla “af dileme mektubu” yazdıktan sonra kimliğinin geri verildiğini ve onu  takip etmek için İ. isminde İçişleri memurunun peşine takıldığı hakkında anlattı.

 

O.Yusupov :  “(İ.) benim bir suçum olmadığına inandığını söyleyip “Kardeşim, bu suçlamalar ile hapse atılırsan hayatını  çütütürsün. Bu yüzden, içki içip onların gözü önünde sarhoşken mahalleyi gez” dedi. Ama ben namaz kılmıyor olsam da böyle bir şey yapmayacağımı bildirdim”.

İşler biraz yatıştıktan sonra tekrar  Rusya’ya çalışmak için giden Yusupov çeşitli memurlar tarafından telefonla arandığını ve onların düzenli olarak “sen hâlâ namaz kılıyormuşsun” diye sorduğunu söylüyor.

Onun dediğine göre, 2018 yılında kendisine yapılan baskılar tekrar büyüdü ve bu işlerin Rusya’da yaşayan S.B isimli kadının ettiği şikayet ile alakası var.

O.Yusupov :  “Moskovada  elektrikçi olarak çalıştım , elektrikçilik ve araba sürmeyi öğreniyordum. 2018 yılında S.B. isminde bir bayanın, Kumkorgan ilçesi Ceza soruşturma Bölümüne, “Aybek Yusupov Saint-Petersburg’ta bana vurdu” diye şikayet ettiğini söylediler. Ben S.B’yi tanımıyordum bile, sadece kısa bir süre beraber çalıştığım insanlar ile o kadının evinde kiracı olarak kalmıştım”.

Özbekistanlı görevlilere kendisinin ömründe hiç Saint-Petersburg’a gitmediğini söyleyen Yusupov bir-iki gün sonra S.B.’nin yazdığı dilekçede başka şeylerin de bulunduğunu anladı :

“Angar İlçesi Suç Soruşturma ve Terörle Mücadele  Bölümü bana “insanları Suriye’ye gitmeye ikna etmeye çalıştı, namaz kıldı ve  ve Türkiye’ye kızlar gönderiyordu ” argümanlarıyla bana  suçlama yaptı. Bunlar da S.B’nin  şikayet dilekçesinde varmış fakat onu bana göstermediler.”

  1. Yusupov, S.B’nin evinde kalan göçmen işçilerden bu kadının Tacikistan ve Özbekistan İçişleri idarelerine çalıştığını ve onların talebi ile Rusya’da çalışan ve geçimini sağlayan insanlar hakkında sahte suçlamalarla  şikayet dilekçeleri yazdığını işittiğini söyledi.

Ancak O. Yusupov’un Devlet Başkanı Virtual Ofisine gönderdiği mektubuna cevaben 2018 yılı 22 Ağustos’ta gelen resmi mektubunda S.B’nin şikayeti yüzünden Angar ilçesi İİB memurları tarafından soruşturmalar yapıldığı ve “Angar ilçesi Nevşehir mahallesinde istikamet eden Yusupov Oybek Murodovich’in hareketlerinde herhangi bir suç delili  bulunmaması  sebebiyle Özbekistan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun 83. maddesi 2. bendine göre O. Yusupov’un şahsına açılan soruşturmalar ve davaları durdurulması ile ilgili karar kabul edildiğinin kesinleştiği” bildirildi.

Buna rağmen, Yusupov 2018 yılından 2019 yılı Mayıs ayına kadar kendisi Rusya’da çalışıyor olsa da, İçişleri birimleri görevlilerinin ona rahat vermediğini, birkaç defa numarasını değiştirse de onların bir şekilde bulup aramaya devam ettiklerini vurguluyor.

“Hâlâ dini davetler ediyormuşsun diyorlardı. Sadece bana telefon etseler neyse, Surhanderya’da kalan aile bireylerime de göz açtırmadılar.  Geçen sene sonbaharda bilinmeyen şahıslar gelip mahallede aile bireylerimi ve komşuları bir araya toplayıp benim hakkımda “şu adamı iyiliğe çağıralım, sevap olur” gibi konuşmalar yapmışlar. Ailem de artık bu durumlardan başı öne eğilmiş durumda” diyor.

“ Küçüklüğümden beri ailemi geçindirmek için çabalıyorum. Rusya’ya gelmeden önce Taşkent’deki Parkent çarşısında işçi olarak çalışırdım. Pazarın önünde toplanır iş beklerdik. Polis gelip bizi kovar, biz de kaçardık. Nasıl Suriye’ye adam gönderebilirim anlam veremiyorum. Açıkçası dindar biri de değilim.”

Yusupov’un bu iddiaları hakkında BBC Uzbek hizmeti Angar ilçesi Nevşehir mahalle başkanını aradı . Mahalle başkanı H. Rahmanberdiyev O. Yusupov’u tanıdığını ancak İçişleri memurlarının ona yaptığı suçlamalardan haberi olmadığını, hatta Rusya’dan sınırdışı edildiğini de bilmediğini söyledi.

  1. Yusupov’un ikamet ettiği mahallenin karakol müdürü ve Angar ilçesi Ceza Soruşturma ve Terörle Mücadele Bölümü yetkilileri ile bağlantı kurmanın imkanı olmadı.

O.Yusupov hakkında  S.B’nin iddialarıyla bir dava açılmaması kararına  rağmen, kendisine ve ailesine yapılan baskıların sonu gelmediği için Devlet Başkanı Virtual Ofisine şikayet  yazmaya devam ettiğini söylüyor.

2019 yılı Şubat ayında gelen resmi cevapların birinde Yusupov’un şahsına Özbekistan Devlet Ceza Kanunu’nun  140.maddesi (hakaret etme) 2.bendi ile bir dava açıldığı bildiriliyor.

“Adıma dava açıldığını bu mektuptan sonra öğrendim. Dini suçlamalar kanıtlanamayınca sadece maddeleri değiştirerek tekrar dava açmışlar”.

  1. Yusupov, bu yılın Haziran ayında Rusya FSB memurlarının onu çağırdığını ve Özbekistan’ın talebi ile 35 sene (2054 yılına kadar) ülkeye giriş yasağı kararı alındığını bildirdiklerini söyledi.

“Ben kendi halimde helal emeğim ile çalışıyordum. Son kez Rusya’ya, para kazanıp geri döndükten sonra evlenmek için gitmiştim. Dini davetler yapmak aklımın ucundan bile geçmedi. Çalıştım, okudum. Giriş yasağı almamın sebebini de kimse söylemedi. Elimde bir tek cep telefonu ile dönmeye mecbur kaldım. Bunların yüzünden 34 yaşıma kadar aile kuramadım. ”

O.Yusupov, kendisinin, sadece cinayet davalarını açma planlarını uygulamak ve dini suçlamalarla masumları hapse atmaya alışmış görevlilerin kurbanı olduğunu düşünüyor.

“Üç aydır kimse beni rahatsız etmiyor. En son şahsıma açılan dava hakkında da kimse bir şey demedi. Ama bu arada ben işimden oldum. Tamam, bir suçum varsa gelsinler yüzüme söylesinler ve atacaklarsa hapse atsınlar. Ama böyle oyunlar oynayarak hayatımı berbat etmesinler.

“Biliyor musunuz şu an neyden korkuyorum? Her defasında arabama binmeden önce 7 kere etrafını dolanıp kontrol ediyorum. Bu olayları herkese anlattığım için arabama bir şey bırakırlar diye ödüm kopuyor” diyor Yusupov.

Özbekistan’da yeni hükümet iktidara geldiğinden beri dini özgürlükler durumu iyileştiği için, mahsus hizmetlerin takibine uğrayan dindarların rahat nefes almaya başladığı söyleniyor.

Geçen sene Aralık ayında Anayasa’nın resmi olarak kabul edilmesinin 26.yıldönümünde yaptığı konuşmada Devlet Başkanı Mirziyayev:  “Bir zamanlar aşırı dini gruplarla alakası var diye takibe alınan 20 binden fazla vatandaşın ismi “kara listeden” silinmiştir. Yasaklanan topluluklara yanılıp giren, yaptıklarına pişman olup doğru yolu bulmaya çalışan vatandaşların başvurularını değerlendirmek üzere Devlet İdarelerarası Komisyonu kuruldu” diye açıklamıştı.

“Dürüstçe söylersem şimdi Eski Devlet Başkanı Kerimov’un dönemi olsa bunlar beni çoktan içeri atmıştı, ama şu an, eskiden bana karşı açtıkları sahte  davaları ne yapacaklarını bilemiyorlar” diyor Oybek Yusupov.

“Tek istediğim – bir suçum varsa kanıtlayıp hapse  götürsünler. Yoksa, beni sadece rahat bıraksınlar”.

tercüme: Aisha Fazliddin

https://www.bbc.com/uzbek/uzbekistan-49006741

 

Devami

Ünlü Özbek muhafazakar yazar yine Türkiye’de

Ünlü Özbek yazar Nurullah Muhammed Raufhan, Kerimov sonrası döndüğü Özbekistan hakkında değerlendirmesini yaptı

Özbekistan’da adı en çok konuşulan muhafazakâr yazar ve aydın Nurullah Muhammed Raufhan bu günlerde yine Türkiye’de.

Onun İslam Kerimov dönemini eleştiren “Bu Günler” romanı üç yıl önce yayınlanmıştı. Yazar Türkiye’den Özbekistan’a döndüğünde kısa süre tutuklanmış, yeni Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyayev hükümeti tarafından serbest bırakılmıştı. Son iki seneyi vatanında geçiren Özbek yazar için yurt dışına çıkma yasağı da kaldırılmasının ardından Raufhan şimdi çok sevdiği, “biz bir ülkeyiz” dediği Türkiye’de bulunmaktadır.

1. Kendinizi okuyucularımıza tanıtabilir mısınız?

Ben bir Özbek aydını ve yazarıyım. 1955 yılında Fergane ilinde doğdum. “Dünya Geniştir”, “Bu Yerin Adamı”, “Kuytudaki Kulübe”, “Bu Günler” adlı kitaplarım yanında “Beyaz Bina Akşamları”, “Leyli ve Mecnun” film senaryosu yazarıyım. Dünya edebiyatından Özbekçeye onlarca eser çevirdim. Anadolu Türkçesinden de birçok dini kitapları Özbek diline tercüme ettim.

2. İki yıl önce Türkiye’de yaşıyordunuz. Nedeni?

2011 yılının başlarında, “Bu Günler” adında ülkemizde bağımsızlıktan sonra yaşananları anlatan sosyal ve siyasi roman yazmaya başladım. Kitap 2013 ilkbaharında bitti. Bu romanım Özbekistan eski lideri İslam Kerimov yönetiminin milli ve dini değerlerimize karşı olan politikalarından bahsediyor. Yani kitabimde o dönemin zulüm, rüşvet, hırsızlık, yalan ve baskı politikalarını ifşa etmiştim. Ülkemizin ekonomik, politik ve manevi yönden bir çıkmaza sürüklendiğini delillerle ortaya koymuştum.

İslam Kerimov oluşturduğu otoriter rejimin böylesine keskin bir eleştiriyi kabul etmemesi doğal idi. Bu yüzden iki sene Türkiye’de yaşadım.

2016 yılında İslam Kerimov öldü. Onun yerine eski Başbakan Şevket Mirziyayev devlet başkanı oldu. Özbekistan’da politik ortam yumuşamaya başladı. Çeşitli alanlarda reformlar ilan edildi. Yeni Cumhurbaşkan baskıyı kaldırma ve ekonomiyi geliştirme sözü verdi. Özbeklerde değişim umudu uyandı. 2017 Eylül ayının sonunda ülkemdeki reformlara katkıda bulunmak amacıyla vatanıma geri döndüm.

3. Türkiye’den ayrıldıktan sonra, Özbekistan havalimanında gözaltına alındınız ve beş gün hapishanede kaldınız. Eski cumhurbaşkanı öldükten sonra yeni yönetim baskıları kaldırmaya başladığına göre, sizi niye tutukladılar?

Bu yeni dönemin çelişkileri sonucu diyebiliriz. Politik değişimler toplumun talepleri ile değil, yönetimin girişimiyle başlatıldığında böyle durum ortaya çıkabilir. Yani yeni yönetim hızlı reformlara el atmak ister, ancak toplum tabanı buna halen hazır değildir. Özellikle, Kerimov döneminin eski seçkin kadroları küçük bir değişimi bile istemiyorlar. Çünkü olumlu değişim politikaları onların kirli yönetimini ifşa edebilir. Yanı ben Özbekistan’a geri döndüğümde yeni reformcu yönetim ile buna karşı olan eski rejim kadroları çatışmasının ilk kurbanı olmuştum.

4.Hapis günlerini nasıl geçirdiniz? Size çok ciddi, yani anayasal düzeni yıkma suçlaması yönetilmesine rağmen kısa süre sonra serbest bırakıldınız? Bunu nasıl açıklarsınız?

“Anayasa düzeni” yıkma suçlaması eski rejimin siyasi ve dini muhaliflere onları yok etmek için yönettiği iftira suçlaması idi. Hâlbuki “Bu Günler” romanımda ben o zamanın düzenini yıkmaya değil, onu değiştirmeye davet ediyordum. Yani bu kitabımda yanlış bir şey yok idi. Dolayısıyla Kerimov rejimini ayakta tutmak isteyen ve küçük bir eleştiriye dayanamayan eski kadroların bana yapılan hile dolu suçlaması idi. Kerimov döneminde, böyle sahte suçlamalar ile binlerce Müslümanlar on, hatta yirmi yıl süre ile hapis cezasına mahkum oldu. Bazıları yeterince suçu olmadan öldürüldü ya da izi bırakılmadan kayboldular. Halen kendilerinden haber alınamayan insanlar var…

Bana gelince eğer ben bu suçlama ile İslam Kerimov döneminde hapse atılsa idim, bırakın sağ kalmayı, hapisten cesedimin çıkacağı kesin idi. Ancak Taşkent hava alanında gözaltına alındıktan sonra beş gün içinde serbest bırakılmam, yeni Devlet Başkanı sayın Şevket Mirziyayev’in iş başına geldiğinin olumlu bir sonucu oldu, diye düşünüyorum. Yani benim durumuma yeni Cumhurbaşkanımız Şevket Mirziyoev müdahale etti ve ben serbest kalarak aileme geri döndüm.

5. Kerimov dönemi ile ülkenizdeki mevcut durum arasındaki farklar nelerdir?

Bize milli ve dini yönden kardeş olan, hatta hepimiz beraber bir BİZ’i oluşturan Orta Asya’daki komşu devletler ile yakın ilişkiler yola koyuldu. Kardeş Türkiye ile ilişkiler geliştirildi. Ülkemiz tekrar dünyaya açılmaya başladı. Artık Özbekler dünyanın birçok ülkesine ve onlarca yabancı devletlerin vatandaşları Özbekistan’a vizesiz seyahat edebilirler. Kerimov döneminde bunları düşünmek bile imkansızdı. İç piyasa üzerindeki baskı da azalmaya başladı. Artık serbest döviz pazarına gittikçe yaklaşıyoruz. Bunun yanında yüzlerce siyasi ve dini mahkumlar hapishanelerden serbest bırakıldı. Özgür düşünenler için ceza kanunun bir korku sahnesi olan 159. madde (“Anayasal düzene zorla yıkma”) kaldırılmıştır. Hükümet, eski dönemde bu konuda birçok adaletsizlik yapıldığını kabul etti ve Başsavcılık bu zulümlerin yapıldığı hakkında bir itiraf açıklaması yaptı. Bunların hepsi güzel şeyler.

Ancak bu değişiklikler bana kalsa halen yeterli değildir. Devlet yönetimi içinde “eski” ve “yenilikçi” kadrolar arasında bir mücadele var ve bunun olması doğaldır. “Eskiler” pozisyonlarını kolayca vermek istemiyorlar. “Yenilikçiler” ise ülkede henüz yeterli güç elde edemediler. Bu mücadele sonucunda, bazı alanlarda başlayan reformlar tamamlanamıyor. İfade ve basın özgürlüğü ve siyasi özgürlüklere halen geçemedik bile. Tabii ki, 27 yıllık baskı politikaları hemen silinmeyecek. İnşa Allah, yakın gelecekte toplumumuzun yine de özgürleşmesine, yeniden canlanmasına, siyasi ve kültürel alanlarda ilerleme sağlanmasına inanıyorum.

6. Siz bir yazar ve aydın kişisiniz. Özbekistan’da şu anda Edebiyat ortamı ve aydınların durumu nedir?

Yirmi yedi yıl önce, Rus-Sovyet sömürgeciliğinden kurtulduğumuzu ilan etmemize rağmen ideoloji ve zihinsel olarak hala komünist fikirlerin etkilerinden tam olarak kurtulamadık. Ne yazık ki, bu olumsuz etki aynı zamanda milletimizin manevi durumunun aynası olan aydınlarımız ruh halinde de görülmektedir. Ben halen Özbek edebiyatının milli dönüş yapamadığı görüşündeyim. Stalin’in döneminde maneviyatı tekelleştirmek ve onun baskı politikalarına hizmet etmek için oluşturulan  “Yazarlar Birliği” adındaki devlet kurumu halen edebiyatı alanını kendi kontrolü altında tutmaktadır. Bu yalan icat tekeli kaldırmadıkça, gerçek edebiyat özgürlüğünü elde etmemiz zordur.

7. Türk kültürü ve edebiyatı Özbekistan’da nasıl tanınmaktadır?

Türk kültürü ve edebiyatı denildiğinde Özbeklerin aklına halen Sovyet dönemindeki çeviriler geliyor. O zamanlar, siz de tahmin edersiniz, Sovyet komünist ideolojiyle uyumlu yazarların eserleri Özbek diline tercüme edilirdi. Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Reşat Nuri Güntekin çok popülerdi. Son zamanlarda, Özbekistan Halk Şairi Camal Kemal, orta çağ Türk edebiyatı yazarı Yunus Emre’in şiir kitabını tercüme etti. Özbek TV Türk dizilerini yayınlıyor. Ancak, ne yazık ki, sizlerde yapılan bazı TV şovlar ve filmler bizim milli edep ve örflerimize uygun değildir. Halkımız bundan memnun değil. “Türk kardeşlerimiz ahlaki olarak bu kadar eridiler mi?” diye şaşırıyorlar. Sizin gerçek tarihiniz ve Müslüman Türk halkının günlük yaşamını anlatan filmleri seyretmek isteriz. Şu anda gösterilen Türk dizilerinin çoğu manadan yoksun, Özbek ve Türk halklarının milli ve dini kimliğine maalesef uygun olmayan sahneler ile doludur.

8. İki sene önce Türkiye’de iki yıl yaşadınız. Türkiye hakkında, insanlarımız ve devletimiz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Allah kısmetime yazmış Türkiye’de iki sene yaşadım. Türkiye’nin havasından nefes aldım ve Türk kardeşlerimin sevinci ve dertlerine ortak oldum. Sanırım bu iki sene bana çok manevi kuvvet verdi. Bir kez daha, Özbek ve Anadolu Türklerinin aslen bir halk olduğunu ikna oldum. Burada benim bir Türkistanlı, yani Türklerin ata yurdundan geldiğimi öğrenen kardeşlerim benimle içtenlikle konuşuyordu. “Allah nesip eder de Özbekistan’a bir gün döneceğim” dediğimde, Türkiyeli dostlar “Niçin döneceksin. Burası da sana vatandır”, diye sıcak karşılık verdiler. Allah razı olsun sizlerden,  ben Türkiye ve Türk halkından razıyım, siz de benden razı olunuz.

Bu arada, burada zamanımı boşa harcamadım. Türkiye’de yaşadığım iki yılda Türkiye’yi Özbek halkına daha iyi tanıtmak için “Türkiye manzaraları” adlı bir seyahatname kitabi yazdım. Bu eserimi bölümler halinde sosyal medyada yayınladım. Şimdilerde bu kitabımı yeniden gözden geçirerek, Özbekistan’da yayınlama gayreti içindeyim.

8. Türkiye-Özbek ilişkilerinde yaşanan gelişmelerden memnun musunuz?

Türk-Özbek ilişkilerine ciddi zarar veren diktatör Kerimov’un ölümünden sonra durum çarpıcı bir şekilde iyilik tarafa değişti. Yeni devlet başkanımız Şevket Mirziyayev ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hızlıca o soğuk ilişkiler dönemini kapattılar. Karşılıklı resmi ziyaretler ve onlarda verilen sıcak mesajlar Özbek ve Türk halklarını çok memnun etti, diye düşünüyorum. Şu anda Allah’a şükür Türkiye ile iyi ilişkiler içindeyiz. Her iki halkın aydını olarak bu gelişmelerden gerçekten çok mutluyum!

Ama ben Özbekistan-Türkiye ilişkilerin daha ileriye götürülmesini istiyorum. Türkiye bizim için örnek bir ülkedir. Türkiye’den birçok alanda tecrübe edinirsek, kesinlikle kazanç elde ederiz. Bunu yapmak için, birbirimizle daha yakın ilişkiler içinde olmalıyız. Bunun için kültürel ve edebi ilişkileri daha yüksek bir seviyeye getirmeliyiz. Bu noktada ilişkilerimiz istenen seviyede değil. Bence Türkiye batıya bakıyor, Özbekistan’da batıyı kendisine örnek almak istiyor. Belki bu bazı alanlarda gereklidir. Ancak biz birbirimize daha yakından bakmalıyız, ve birbirimizi daha yakından görmemiz gerekir. Çünkü biz bir milletiz, büyük tarih ve kültürümüz var. Zaten, köklerimiz de aynıdır.

Dr. Namaz Nurmumin Muhammed
https://www.dunyabulteni.net/analiz/unlu-ozbek-muhafazakar-yazar-yine-turkiye-de-h436866.html
Devami

Özbekistan’a gidenlerin yarısı akraba ziyareti

Özbekistan’da yapılan bir anket sonuçlarına göre ülkeye gelen turistlerin yarısının ülkeye akraba ziyareti için geldiği ortaya çıktı

Özbekistan‘ı ziyaret eden yabancıların yaklaşık yüze 40’ının akraba ziyareti için ülkeye gittiği belirlendi.

İstatistiklere göre, 2018’de Özbekistan’ı ziyaret eden yabancıların yüzde 39,4 bu ülkedeki akrabalarını ve arkadaşlarını ziyarete geldi.

Kırgızistan’daki Özbekistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği konu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Ankete katılanların yüzde 33,6’sı Özbekistan’ı ziyaret etme amacının tatil, eğlence ve dinlenme olduğunu söyledi. Ticari ve profesyonel amaçlar için gelenler oranı ise yüzde 9,1. Ankete katılanların yüzde 5,7’si tedavi ve sağlık sorunlarından dolayı, yüzde 5,4’ü alışveriş için Özbekistan’ı ziyaret ettiler.

Seyahatlerinin asıl amacının arkadaş ve akrabalarını ziyaret etmek olduğunu belirten katılımcıların çoğunluğunun komşu ülkelerin vatandaşları olduğu ortaya çıktı. Kazakistan’dan yüzde 26,6, Tacikistan’dan yüzde 20,2, Kırgızistan’dan yüzde 19,2, Türkmenistan’dan yüzde 16,1.

Rusya Federasyonu vatandaşları da bu bağlamda yüzde 15,1 ile katılımcıların önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Katılımcıların yüzde 97’sinden fazlası, arkadaşlarını ve akrabalarını ziyaret etmek amacıyla Özbekistan’a geldiklerini belirtiyor.

Özbekistan’a tatil ve eğlence için gelenlerin en büyük kısmını yüzde 17,2 ile Kazakistan, yüzde 10,4 Rusya Federasyonu,  yüzde 8,5 Kırgızistan, yüzde 7,7 Çin, yüzde 5.9 Türkmenistan, yüzde 5.8 Tacikistan, yüzde 5.7 Hindistan, yüzde 4.9 İtalya vatandaşları oluşturuyor.

Analiz, yabancı vatandaşların çoğunun eğlence ve tatil için Özbekistan’a geldiğini gösteriyor. Örneğin, Hong Kong vatandaşlarının hepsi tatil, eğlence ve dinlenme için bu ülkeye geldiklerini belirtti. Avustralya’dan gelen turistler arasında bu gösterge yüzde 89,4, Hollanda yüzde 87,1, İtalya yüzde 86,3, Fransa yüzde 85,1, Büyük Britanya yüzde 84,9, Almanya yüzde 80,2, ABD yüzde 78.2, Çin yüzde 75, Güney Kore yüzde 70.3.

Özbekistan’a dini yönden önemli yerleri ziyaret için gelenler sayısı da ilginçtir. Bu turistlerin ana kısmı yüzde 33.9 ile Türkmenistan vatandaşlarıdır. Genel olarak, bu amaçla gelenlerin çoğunluğunu Orta Asya ülkeleri (Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan) ve Rusya Federasyonu vatandaşları oluşturmaktadır. Kalanları ise Asya-Pasifik bölgesi vatandaşları yüzde 15,6, Avrupa yüzde 12,8 ve yüzde 6,4 ile Orta Doğu bölgesinden gelenlerdir.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Ўзбекистон: Масжид минбаридан ҳижобни ҳимоя қилган имом Ватанни тарк этдı.O‘zbekiston: Masjid minbaridan hijobni himoya qilgan imom Vatanni tark etdi

(krıl va lotında)

Президент Шавкат Мирзиёевга масжиддан туриб қилган мурожаати билан танилган собиқ имом Фазлиддин Парпиев Ўзбекистонни тарк этди. Ҳуқуқ идоралари босимидан сўнг Фазлиддин Парпиев турмуш ўртоғи ва икки фарзандини олиб Қозоғистон орқали Ўзбекистондан чиқиб кетди.

Парпиев Facebook саҳифасида Ўзбекистондан анча минг километр узоқда тинч ва хавфсиз ерда эканлигини ёзган.

“Мени бу жойда кўриб учратиб қоладиган биродарларим! Илтимос сизлардан ҳозирча мени қаерда эканимни ҳеч кимга айтманг. Сиз бошқаларни хотиржам қиламан, деб айтмоқчи бўлган хабариз ҳозирча зараримга ҳам хизмат қилиши мумкин”, деган у.

Маълум бўлишича, у Ўзбекистонни 18 декабр кеч соат 20:00 атрофида тарк этган.
“Ўз юртим чегарасидан қамоқхонанинг темир панжаралари садоси остида кузатиб қўйишди. Хеч қандай тушунтиришларсиз бошлиқ айтди деб изолятор хонасига ярим соаттан ортиқроқ муддатга оилам билан тиқиб қўйишди. Ўғлим қаттиқ қўрқиб кетди. Ҳушдан кетай деганда қўйиб юборишди. Лекин автобусимиз бунча муддат бизни кутмай кетиб қолди. Мана биз кутган ислоҳотлар”, деб ёзди у Facebook даги саҳифасига.

Тошкентдаги “Омина” масжидининг собиқ имоми Фазлиддин Парпиев 18 декабр куни Тошкент шаҳар прокуратурасига чақирилганди.

У Тошкент шаҳар прокуратурасида чамаси икки соат сўроқ қилинган. Собиқ имомга нисбатан босим ва таҳдидлар бўлганлиги айтилмоқда.

Фазлиддин Парпиев 17 декабр куни Туркия ва Қозоғистон орқали Умра сафаридан қайтган.

Би-би-си манбасининг билдиришича, орадан икки соат ўтиб уйига Учтепа туман терроризм ва экстремизмга қарши курашиш бошқармаси тезкор ходимлари кириб келади.

Ўзларини Шокир ва Шерзод деб таништирган оперлар собиқ имом билан маҳалладаги участка нозири хонасида савол-жавоб қилишган.

Би-би-сига маълум бўлишича, суҳбат давомида тезкор ходимлардан бири қаергадир телефон қилиб, имомни олиб кетайликми, деб сўраган.

У томондан эртага ўзимиз чақирамиз, деган жавоб бўлган.

18 декабр куни Тошкент шаҳар прокуратурасидан телефон қилишиб, соат 15:00 га етиб келишни сўрашган.
Собиқ имом Тошкентдаги инсон ҳуқуқлари ҳимоячиси Сурат Икромов билан айтилган жойга етиб борган.

Бироқ уларни айтилган вақтда қабул қилмасдан ташқарида 1,5 соат кутишга мажбурлашган.

1,5 соатдан кейин ичкарига фақат Фазлиддин Парпиев киритилган.

Имомни Тошкент шаҳар прокуроратураси юқори лавозимли масъулларидан бири савол-жавоб қилган.

Би-би-си манбасининг айтишича, прокурор Фазлиддин Парпиевга руҳий босим ўтказган.

Унга Facebookда провокацион чиқишлар қилаётганини, диний низо қўзғаб, соқол ҳақида ёзаётганини айтиб босим ўтказишга ҳаракат қилган.

Суҳбат давомида прокурор Фазлиддин Парпиев истаса уни яна имомликка жойлаб қўйиши мумкинлигини ҳам айтган.

Прокуратурада имом Маккада Умра сафарини қилаётганда Facebook ка ёзган мана бу дуосига эътироз билдирилган.

Собиқ имом “ўзингга махбуб бўлган бу муқаддас шаҳарларни ва аҳлини ёмон кўрувчиларни қадамини бу маконларга йўлатмагин”, деб ёзган эди.

Тошкентнинг Юнусобод туманида жойлашган “Омина” масжиди имоми Фазлиддин Парпиев 2018 йилнинг 7 сентябр куни ўзининг Жума хутбасида рўмол ва соқол борасида мусулмонларга бўлаётган тазйиқларни қоралаган ва ҳукуматни виждон эркинлигини таъминлашга чақирганди.

Имомнинг ярим соатлик маърузасининг видео ва аудиоси унинг Facebook даги саҳифасида (Фазлиддин Парпиев) жойлаштирилди.

Жума намозига келган жамоат қаршисида гапирган Фазлиддин Парпиев мусулмонларни ўз ҳақ-ҳуқуқлари учун мавжуд қонунлар доирасида ҳаракат қилиш, жанжал ва тўполон қилмасликка даъват этган.

Унинг сўзларига кўра, мусулмонлар демократик давлатнинг қонунларига амал қилишлари керак, айни пайтда давлат ҳам мусулмонларнинг ўз қонунлари доирасида белгилаб қўйилган ҳақ-ҳуқуқларин таъминлаши лозим.

“Биз демократик давлатда яшаймиз, демократик давлат дегани шариатнинг ҳукмларини адо этмайди, лекин ўзида виждон эркинликларини киритиб қўйган кодексда, конституцияда… Шундай экан, давлат виждон эркинлигининг таъминланишини ҳам кузатиб, назорат қилиб бориши керак”, – деб айтган “Омина” жоме масжиди имоми.

У мусулмонларни портал орқали Президентга мурожаат қилишга чақирган.

“Порталга мурожаат қилиш керак, шу жойда тазйиққа учрадим, илтимос, Президент шу бўйича ўзингиз назорат қилиб, ёрдам беринг, дейсиз. Ҳал бўлса бўлди, бўлмаса ҳеч нарса қилмайсиз. Сиз динингиз учун ўзингиздан талаб қилинган нарсани қилдингиз”, – деган имом 7 сентябрь куни қилган Жума ҳутбасида.

У мусулмонларнинг сўз эркинлигини ҳимоя қилган.

“Динимиз сабабидан бизга бирон озор етадиган бўлса, буни айта олишимиз керак, фикримизни баён қила олишимиз керак”, – деб айтган “Омина” масжиди имоми.

Мурожаатнинг эртаси куни имом бош муфтий Усмонхон Алимов буйруғи билан ишдан олинган.

12 сентябр куни Ўзбекистон мусулмонлари идорасида ўтган видеоселекторда Мирзиёевга мурожаат қилиб ишдан ҳайдалган имом Фазлиддин Парпиев асосий мавзу бўлган.

Муфтийдан тортиб сўзга чиққан бошқа имом-хатиблар Фазлиддин Парпиевни қоралаган, уни давлатга ношукурликда айблашган.

Prezident Shavkat Mirziyoyevga masjiddan turib qilgan murojaati bilan tanilgan sobiq imom Fazliddin Parpiyev O‘zbekistonni tark etdi. Huquq idoralari bosimidan so‘ng Fazliddin Parpiyev turmush o‘rtog‘i va ikki farzandini olib Qozog‘iston orqali O‘zbekistondan chiqib ketdi.

Parpiyev Facebook sahifasida O‘zbekistondan ancha ming kilometr uzoqda tinch va xavfsiz yerda ekanligini yozgan.

“Meni bu joyda ko‘rib uchratib qoladigan birodarlarim! Iltimos sizlardan hozircha meni qayerda ekanimni hech kimga aytmang. Siz boshqalarni xotirjam qilaman, deb aytmoqchi bo‘lgan xabariz hozircha zararimga ham xizmat qilishi mumkin”, degan u.

Ma’lum bo‘lishicha, u O‘zbekistonni 18 dekabr kech soat 20:00 atrofida tark etgan.
“O‘z yurtim chegarasidan qamoqxonaning temir panjaralari sadosi ostida kuzatib qo‘yishdi. Xech qanday tushuntirishlarsiz boshliq aytdi deb izolyator xonasiga yarim soattan ortiqroq muddatga oilam bilan tiqib qo‘yishdi. O‘g‘lim qattiq qo‘rqib ketdi. Hushdan ketay deganda qo‘yib yuborishdi. Lekin avtobusimiz buncha muddat bizni kutmay ketib qoldi. Mana biz kutgan islohotlar”, deb yozdi u Facebook dagi sahifasiga.

Toshkentdagi “Omina” masjidining sobiq imomi Fazliddin Parpiyev 18 dekabr kuni Toshkent shahar prokuraturasiga chaqirilgandi.

U Toshkent shahar prokuraturasida chamasi ikki soat so‘roq qilingan. Sobiq imomga nisbatan bosim va tahdidlar bo‘lganligi aytilmoqda.

Fazliddin Parpiyev 17 dekabr kuni Turkiya va Qozog‘iston orqali Umra safaridan qaytgan.

Bi-bi-si manbasining bildirishicha, oradan ikki soat o‘tib uyiga Uchtepa tuman terrorizm va ekstremizmga qarshi kurashish boshqarmasi tezkor xodimlari kirib keladi.

O‘zlarini Shokir va Sherzod deb tanishtirgan operlar sobiq imom bilan mahalladagi uchastka noziri xonasida savol-javob qilishgan.

Bi-bi-siga ma’lum bo‘lishicha, suhbat davomida tezkor xodimlardan biri qayergadir telefon qilib, imomni olib ketaylikmi, deb so‘ragan.

U tomondan ertaga o‘zimiz chaqiramiz, degan javob bo‘lgan.

18 dekabr kuni Toshkent shahar prokuraturasidan telefon qilishib, soat 15:00 ga yetib kelishni so‘rashgan.
Sobiq imom Toshkentdagi inson huquqlari himoyachisi Surat Ikromov bilan aytilgan joyga yetib borgan.

Biroq ularni aytilgan vaqtda qabul qilmasdan tashqarida 1,5 soat kutishga majburlashgan.

1,5 soatdan keyin ichkariga faqat Fazliddin Parpiyev kiritilgan.

Imomni Toshkent shahar prokuroraturasi yuqori lavozimli mas’ullaridan biri savol-javob qilgan.

Bi-bi-si manbasining aytishicha, prokuror Fazliddin Parpiyevga ruhiy bosim o‘tkazgan.

Unga Facebookda provokatsion chiqishlar qilayotganini, diniy nizo qo‘zg‘ab, soqol haqida yozayotganini aytib bosim o‘tkazishga harakat qilgan.

Suhbat davomida prokuror Fazliddin Parpiyev istasa uni yana imomlikka joylab qo‘yishi mumkinligini ham aytgan.

Prokuraturada imom Makkada Umra safarini qilayotganda Facebook ka yozgan mana bu duosiga e’tiroz bildirilgan.

Sobiq imom “o‘zingga maxbub bo‘lgan bu muqaddas shaharlarni va ahlini yomon ko‘ruvchilarni qadamini bu makonlarga yo‘latmagin”, deb yozgan edi.

Toshkentning Yunusobod tumanida joylashgan “Omina” masjidi imomi Fazliddin Parpiyev 2018 yilning 7 sentyabr kuni o‘zining Juma xutbasida ro‘mol va soqol borasida musulmonlarga bo‘layotgan tazyiqlarni qoralagan va hukumatni vijdon erkinligini ta’minlashga chaqirgandi.

Imomning yarim soatlik ma’ruzasining video va audiosi uning Facebook dagi sahifasida (Fazliddin Parpiyev) joylashtirildi.

Juma namoziga kelgan jamoat qarshisida gapirgan Fazliddin Parpiyev musulmonlarni o‘z haq-huquqlari uchun mavjud qonunlar doirasida harakat qilish, janjal va to‘polon qilmaslikka da’vat etgan.

Uning so‘zlariga ko‘ra, musulmonlar demokratik davlatning qonunlariga amal qilishlari kerak, ayni paytda davlat ham musulmonlarning o‘z qonunlari doirasida belgilab qo‘yilgan haq-huquqlarin ta’minlashi lozim.

“Biz demokratik davlatda yashaymiz, demokratik davlat degani shariatning hukmlarini ado etmaydi, lekin o‘zida vijdon erkinliklarini kiritib qo‘ygan kodeksda, konstitutsiyada… Shunday ekan, davlat vijdon erkinligining ta’minlanishini ham kuzatib, nazorat qilib borishi kerak”, – deb aytgan “Omina” jome masjidi imomi.

U musulmonlarni portal orqali Prezidentga murojaat qilishga chaqirgan.

“Portalga murojaat qilish kerak, shu joyda tazyiqqa uchradim, iltimos, Prezident shu bo‘yicha o‘zingiz nazorat qilib, yordam bering, deysiz. Hal bo‘lsa bo‘ldi, bo‘lmasa hech narsa qilmaysiz. Siz diningiz uchun o‘zingizdan talab qilingan narsani qildingiz”, – degan imom 7 sentyabr kuni qilgan Juma hutbasida.

U musulmonlarning so‘z erkinligini himoya qilgan.

“Dinimiz sababidan bizga biron ozor yetadigan bo‘lsa, buni ayta olishimiz kerak, fikrimizni bayon qila olishimiz kerak”, – deb aytgan “Omina” masjidi imomi.

Murojaatning ertasi kuni imom bosh muftiy Usmonxon Alimov buyrug‘i bilan ishdan olingan.

12 sentyabr kuni O‘zbekiston musulmonlari idorasida o‘tgan videoselektorda Mirziyoyevga murojaat qilib ishdan haydalgan imom Fazliddin Parpiyev asosiy mavzu bo‘lgan.

Muftiydan tortib so‘zga chiqqan boshqa imom-xatiblar Fazliddin Parpiyevni qoralagan, uni davlatga noshukurlikda ayblashgan.

BBC UZBEK

https://www.bbc.com/uzbek/uzbekistan-46619092

Devami

Özbek Noel babalar sokaklara çıktı

Özbekistan’da bu yıl ilk kez Noel baba yürüyüşü düzenlendi

Bu yıl, Noel Baba kostümü giymiş 505 Taşkentli eylemciler, yürüyüş düzenledi.

Yerel basında çıkan haberlere göre, Mahalla Vakfı’nın Taşkent kent şubesi şefi Alisher Yormatov’a atıfta bulunarak, Mahalla projesinde Yeni Yılın bir parçası olarak yüzlerce Noel Baba kılığına girmiş Taşkentli yürüyüş düzenledi.

Özbekistan’da Telegram kullanıcıları, Noel Baba kostümü giymiş makhalla sakinlerinin Taşkent’in merkez sokaklarında yürüdüğünü yazdı.

Mahalla Vakfı’nın Taşkent şehir departmanından bildirildiğine göre, yeni yıl tatilinde büyükşehir mahalla komiteleri tarafından işe alınan Santa Clauses, düşük gelirli vatandaşların evlerini, 100 yaşından büyük aileleri ve İkinci Dünya Savaşı’na katılanları ziyaret edecek. Ayrıca, 20 Aralık-31 Aralık arasındaki dönemde, 12 yaş altı çocuklar için festival etkinlikleri, büyükşehir mahalla komitelerinde ve oyun alanlarında yapılaca

Noel baba yürüyüşü Taşkent’te ilk kez yapılıyor. Geçtiğimiz yıllarda, Bişkek ve Almatı’da benzer olaylar düzenlendi.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Özbeklerin en çok göç ettiği ülkeler açıklandı

27.11.2018

Özbekistanlıların göç için en çok başta Rusya olmak üzere AB ülkeleri, Türkiye ve Güneydoğu Asya ülkelerini seçtiği açıklandı.

1991 yılında bağımsızlığını kazanan ülkenin yoğun göç vermesinde İslam Kerimov döneminin baskıcı rejimi, ekonominin yanlış yönetilmesi ve yolsuzluğun etkili olduğu belirtiliyor. 33 milyonluk ülkenin yaklaşık sekiz milyonu ülke sınırlarının dışında yaşadığı tahmin ediliyor.

Rusya

Rusya’da çalışan Özbeklerin sayısı üç milyon civarında. Özbeklerin Rusya dışında yaşadığı ülkeler;

Avrupa ülkeleri

İngiltere, Almanya, Fransa ve Polonya’da Özbeklerin tercih ettiği ülkeler arasında. Ayrıca Çek Cumhuriyeti, İskandinav ülkeleri ve İspanya son yıllarda Özbekler arasında giderek daha fazla ilgi görüyor. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinden biri olan Letonya ve Litvanya, aynı zamanda uyum kolaylığı nedeniyle Özbeklerin en çok tercih ettiği ülkeler arasında.

Çin

1,5 milyar nüfusa sahip Çin’de Özbek göçmen işçilere rastlanıyor. Özbeklerin birçoğu bu ülkede turist statüsünü koruyarak iş yapmaya çalışıyor. Özbekler Çin’den satın aldıkları malzemeleri kendi ülkelerine satıyor.

Güneydoğu Asya ülkeleri

Özbekler tarafından Güney Asya ülkeleri arasında, Tayland, Malezya ve Endonezya öne çıkan ülkelerin başında. Tayland’da turizmle ilgilenen Özbekler, Malezya ve Endonezya’da ise genellikle çeşitli hizmet ve ticaret pazarında kendilerini gösteriyorlar.

Arap ülkeleri

Özbeklerin, Arap ülkeleri arasındaki tercihi ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE).

Özbekler BAE’de ticaret, turizm, yemek ve ulaşım gibi alanlarda çalışıyor. Yemen’de ise Özbeklerin büyük çoğunluğu sağlık alanında hizmet veriyorlar. İlginç olan taraf Yemen’deki savaş bile Özbekleri vatanlarına geri dönmeye zorlayamıyor.

Suudi Arabistan’da ise Özbekler sağlık, mağaza, turizm ve restoran sektörlerinde faaliyet gösteriyor.

Ortadoğu ülkeleri

Ortadoğu ülkeleri arasında İsrail ve İran, Özbekistan’dan en fazla göç alan ülkeler olarak öne çıkıyor. Özbeklerin İsrail’de bulunmasının ana nedeni Buhara Yahudilerinin, yakın akraba ve tanıdıklarını İsrail’e davet etmesi olarak gösteriliyor.

İran’da ise Özbekler girişimcilik ve ulaşım sektörlerinde çalışıyorlar.

ABD ve Kanada

ABD’de 60 bin civarında Özbek göçmenin olduğu tahmin ediliyor. Bu durumun Kanada’da Özbek diasporasının oluşmasında etkili olduğu düşünülüyor. Binlerce Özbekler Kanada’nın büyük şehirlerinde farklı alanlarda hizmet üretiyor.

Ayrıca bugün Avustralya’da hayvancılık ile uğraşan, Kenya’da giyim mağazasında çalışan, Rusya’nın Arktik buzullarının istasyonlarda inşaat işleri yapan ve Japonya’da kendi milli yemeklerini satan Özbeklere rastlamak mümkün.

Özbekistan Merkez Bankası’na göre, 2018’in ilk yarısında, yabancı ülkelerde yaşayan Özbeklerin yakınlarına gönderdikleri para tutarının 2,3 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. En çok para gönderilen ülkenin ise yüzde 77 ile Rusya olduğu kaydediliyor.

Kazakistan yüzde 6, Türkiye ve ABD yüzde 4, Güney Kore Cumhuriyeti’nde, Kırgızistan, BAE, İsrail’den yüzde 1 oranında paranın Özbekistan’a gönderildiği söyleniyor.

Türkistander Haber Merkezi

Devami

Semerkant Asya İnsan Hakları Forumu’na ev sahipliği yapacak

11.11.2018

22-23 Kasım 2011 tarihlerinde, Semerkant’ta Asya İnsan Hakları Forumu düzenlenecek.

UzA’nın bildirdiğine göre, Foruma Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlerin, Asya ülkelerinden insan hakları örgütlerinin temsilcilerinin ve avukatların katılması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Mirzieev bu yyıl 5 Mayısta “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70. Yılına adanmış Eylem Programı Üzerine” bir kararname imzaladı.

Kararnamede öngörülen  Semerkant Forumu için özel bir komisyon kuruldu.

Asya Forumu’nun sonunda,  İnsan Hakları  Semerkand Bildirgesi ve Orta Asya İnsan Hakları Kurumları Ortak Bildirgesinin kabul edileceği bildirildi.

Ozodlik

Devami