Özbekistan bağımsızlığı: Sonuçlar ve Sorunlar

Bağımsızlık Özbekistan'a neler kazandırdı?

Özbek muhalefetinin önemli isimlerinden, Türkistan-Der Genel Başkan yardımcısı Dr. Namaz Nurmumin Muhammed ile Özbekistan’ın bağımsızlığının neler getirdiğini konuştuk

Özbekistan 1 Eylül’de bağımsızlığının 23 yılını kutlayacak. Sovyetlerin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Özbekistan günümüzde de sadece Orta Asya’nın ya da gerçek adıyla Türkistan’ın değil bütün Merkezi Asya bölgesinin en önemli devletlerinden biri. Tarihte de böyle bir rol üstlenen ülkeden önemli şahsiyetler çıktı. Hadis ilminin en büyük temsilcilerinden İmam Buhari ve İmam Tirmizi bu ülkeden…

Özbekistan bağımsızlığının getirdiklerini Özbek muhalefetinin önemli isimlerinden, Türkistan-Der Genel Başkan yardımcısı Dr. Namaz Nurmumin Muhammed (Özbekçe: Dr. Namoz Normumin Muhammad) ile görüştük.

Dünya Bülteni: Ülkenizin bağımsızlık günü dolayısıyla neler hissediyorsunuz?

Namaz Nurmumin: Hem sevinçli, hem hüzünlüyüm. Sevinçliyim, çünkü şeklini kabullenmesem de bizim de bir devletimiz var. Örneğin, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin şimdilik devletleri yok. Bundan dolayı Çin tarafından asimilasyon ve büyük zulme maruz kalıyorlar. Özbekistan rejimi kendi halkına zulmediyor. Çin hükümeti ile yarışmakta olsa da, en azından biz Rus asimilasyon politikasından kurtulduk. Yani bağımsızlık bize kendimizin kim olduğunuzu pratik hayatta hatırlattı. Hüzünlüyüm çünkü Özbekistan’ın yakın geleceği belirsizliğini koruyor. Bugün halkımız ve devletimizin yeni tarihinde korkunç iz kaldıracak olan İslam Kerimov rejimi son bulmaktadır. Ancak yarın ne olacağını bırakın bilmeyi, tahmin etmek bile imkansızdır.

Siz Özbekistan bağımsızlığını nasıl kazandığının tanıklarındansınız. O günleri özetler misiniz?

Hepsi Gorbaçov’un “Perestroyka ve Glasnost”, yani “Yeniden oluşum ve şeffaflık” adındaki politikasının uygulanmasıyla başlamıştı. Bu siyasi süreç Sovyet Komünist rejiminin özellikle şeffaflığı kaldıramayacağını gösterdi. O zaman toplum ve devlet hayatındaki her şey altüst olmuştu. “Perestroyka”nın nasıl olacağı belli değildi, ancak “Şeffaflık” kendi işini yapmaktaydı. Önce Baltık Cumhuriyetleri bağımsızlık talep ettiler. Gorbaçov oraya tankları gönderdi, ama sonuç alamadı. Sonra tarihten silinmekte olduğunu anlayan Komünist Parti liderleri Gorbaçov’u devirmeye kalkıştılar. Bir cunta rejimi ortaya çıktı ve “Perestroyka”nın babası Gorbaçov’u Kırım’da hapsetti. Bu defa da kalan halklar bağımsızlık için harekete geçtiler. Ancak Orta Asya’nın Komünist liderleri, örneğin İslam Kerimov bağımsızlık fikrine katiyen karşı idi. Durum çok komikti. Sovyet Meclisi dağılmasına rağmen Orta Asya milletvekilleri meclis salonundan ayrılmak istemiyorlardı. Ne zaman ki, Boris Yeltsin tanka çıkarak Gorbaçov’u cuntanın elinden kurtardı, o zaman cuntadan yana olan Orta Asya liderleri memleketlerinin bağımsızlıklarını ilan etmeye mecbur oldular. Onlar bunu iktidara geri dönen Gorbaçov’un kendilerini cezalandıracağı korkusundan yaptılar, bağımsızlık istedikleri için değil.

Bağımsızlık Özbekistan’a ne getirdi size göre?

Bağımsızlığın kesin sonucu 150 senelik Rus istilasından sonra bizim kendi devletimize sahip olmamızdır. Ben bir muhalif siyasetçi olarak bağımsız devletin ne manaya geldiğinin farkındayım. Devlet kutsal değildir, baş değildir, esas değildir, ama her millet için kendi varlığını koruma vasıtasıdır. Biz ne zaman ki kendi devletimizi kaybettik, benliğimizi, milli kimliğimizi, tarihimizi, yazımızı ve hatta dinimizi bile kaybettik. Şimdi bağımsız devlet olmakla bunları geri kazanmaya çalışıyoruz.

Özbeklerin millet olarak ana özellikleri nelerdir?

Özbekler sabırlı, çevrede olup bitenlere, özellikle sosyal ve siyasi gelişmelere biraz kayıtsız, duyarsız, ama kendi derdine ve ailesine çok düşkün, çalışmayı seven insanlardır. Biz son yüz senede Rusların etkisinde kaldık. Ruslar bize “biz sizin için büyük ağabeyiz, sizin fazla düşünmenize gerek yok, onu biz yaparız, yeter ki siz dediklerimizi yapın” diye öğrettiler. Bizi kolhoz denilen devlet çiftliklerine kapattılar. O zamanlar bırakın Türkiye gibi kardeş devleti, komşu ilde olup bitenlerden haberimiz yoktu. Ama şimdi durum değişiyor. Kerimov rejiminin dehşetli baskılarına rağmen insanlarımız gerçek kimliği olan İslam dini ile buluşmakta, yani İslami kimliğe bürünmektedirler.

23 yıllık bağımsızlık döneminde Özbekler arasından dünya çapında insanlar ve dini ya da siyasi kurumlar meydana çıktı mı?

Bireyler olarak üç ismi söyleyebilirim: İslam Kerimov dünyanın en acımasız diktatörlerinden biridir. Ravshan Ermatov FİFA kökenli dünyanın en iyi futbol hakemlerinden biridir. Alişer Usmanov, ünlü “Arsenal” futbol kulübünün sahiplerinden, yaklaşık 25 milyar dolar serveti ile eski Sovyetler Birliği hududunda en zengin adamdır. Kurum olarak ise en meşhur “teşkilatlar” Amerikanın Guantanamo ya da Ebu Garib toplama kamplarına benzeyen Özbekistan’ın kuzeyinde kurulan “Jaslik” toplama kampıdır. Burada özellikle dini muhaliflere dehşetli işkenceler yapılmaktadır. Onlardan bazıları haşlanarak ya da buna benzer işkencelerle öldürülmektedir. Yine dünyaca ünlü bir “kurum” Afganistan ve Pakistan’da savaşan Özbekistan İslami Hareketidir.

Özbekistan’daki rejimi diktatörlük olarak nitelendirdiniz. Bağımsızlık döneminin şimdiye kadar değişmeyen Cumhurbaşkanı İslam Kerimov nasıl bir kişiliğe sahiptir?

İslam Kerimov öncelikle ateisttir, komünisttir. Anormal derecede iktidar heveslisi, kibirli aynı zamanda acımasız, şefkatsiz bunun yanında kurnaz bir kişiliğe sahiptir. Bunu onun özel hayatında da, Müslümanlara karşı şiddetli baskı siyasetinde de görmekteyiz. Kerimov’a göre ondan başka kimse Özbekistan’ı yönetemez, yönetmesi bile düşünülemez. O bu görüşünü herkese karşı çok acımasız ve şefkatsiz siyaseti ile kanıtlamaya çalışmaktadır. Öncelikle onun bu özelliğini kendi aile içi ilişkilerinde gördük. Yakınlarda büyük kızı Gülnara “Babam bize köpek muamelesi yapmaktadır” dedi. Daha önce bu kız, babasını Sovyet diktatörü Josef Stalin’e benzetmişti. Sonra Kerimov iş çevresindekilere, yani bakanlara, valilere karşı şefkatsiz davranıyor. İsterse onları dövüyor, isterse hapse atıyor ya da makamından ediyor. Bundan dolayı hükümette çalışanlar Cumhurbaşkanının kendilerine daha az sövmesini, daha az cezalandırmasını bir nimet, bir şefkat olarak kabul ediyorlar. Ne acı durum değil mi? Bununla Kerimov hükümettekilere gözdağı vermek istiyor. Dolaysıyla kimse de ona itaatsızlığı aklından bile geçiremiyor. Bunun yanında Kerimov siyasi ve dini muhaliflere karşı son derece acımasızdır. Muhaliflerden binlercesi öldürüldü ya da hapse atıldı ya da sürgüne gönderildi. Bununla kendi ailesinden başlayarak hükümet çevrelerinde ve genel olarak toplumda korku atmosferini oluşturdu. Bundan dolayı bugün Özbekistan’da bırakın muhalif sesi, hiçbir ses çıkmıyor. Herkes kendi köşesine çekilmiş ve kendi canını kurtarmak derdindedir.

Bir de Kerimov kurnaz birisi dediniz…

Şunu demek istiyorum: Özbekistan Cumhurbaşkanı bazı diktatör meslektaşları gibi aptal birisi değildir. İslam Kerimov’un memleket içinde ve dışında olup bitenleri çok iyi takip ettiği ve okuduğu kanaatindeyim. Örneğin, bir Amerikalı üst yetkili Özbekistan’a geldiğinde ‘ABD demokratik devlet’ diye övünüyor. Kerimov onun gözüne bakarak ‘Özbekistan da Anayasaya göre demokratik devlettir’ diyor. Amerikalı misafir Kerimov’un bakışlarına dayanamıyor ve bakışını başka yana çeviriyor… Yani İslam Kerimov şimdiki dünya düzeninde özgürlükler değil, güçlü devletlerin kendi aralarında vahşi rekabeti üstün olduğunu çok iyi biliyor. O Amerikalılara sizin dünyaya nasıl demokrasi teklif ettiğinizin farkındayım demek istiyor… Onun için 2005 yılında Özbekistan’daki ADB askeri üssü kapatıldı. Doğu Avrupa ve eski Sovyetler hududunda renkli inkılaplar organize eden (bunlar aslında Amerikanın menfaatine uygun darbelerdir) ünlü George Soros fonu ve şimdilerde Türkiye’de paralel devlet olarak görülen Gülen okulları kapatıldı. Aynı zamanda Kerimov ABD, Rusya ve Çin’in Orta Asya politik oyunlarında en ünlü oyunculardan biridir. Hani televizyon belgesellerinde aslanlar avını kendi aralarında paylaşırken etrafta dolaşan çakal ya da tilki bir dilim eti alır da kaçar ya… İşte Kerimov’un bu büyük devletlere karşı politikası bundan ibarettir. Yani, Kerimov dünyanın lider devlerine şöyle diyor: Siz benim iç işlerime karışmayın, ama ben sizden kendi hakkımı almayı da bilirim..

Yani İslam Kerimov dış politikada memleketinin menfaatlerini savunmaktadır dememiz mümkün mü?

Dışarıdan bakıldığında öyle gözüküyor. Ancak Özbekistan Cumhurbaşkanı devlet, millet, halk denildiğinde önce kendi iktidarını düşünüyor. İşte onun “kurnazlığının” esas yanı da buradadır. Bundan dolayı Özbekistan ekonomik ve sosyal yönden imkanları oranında gelişme gösteremiyor. Siz inanmıyorsunuz, ama yine de inanın. Biz 23 senedir bağımsız devletiz, ama bu devletin bütçesi nedir, ne kadardır kimse bilmiyor. Yani devlet nereden ve nasıl para kazanıyor ve bu paraları nereye harcıyor, bu Özbekistan’da devlet sırrıdır ve Cumhurbaşkanı ve yakın çevresinden başka kimse bu sırra dahil edilmiyor. Özbekistan büyük doğal kaynaklarına, verimli toprağa ve yeterli işçi gücüne sahip ülkedir. Ancak kişi başına düşen milli gelir bin 700 dolar civarındadır. Örneğin, vatandaşlarına en azından kısıtlı olsa da ekonomik özgürlükler sağlayan Kazakistan’da bu gösterge 10 bin doları aşmıştır. Özbekistan ise zülüm ve yolsuzluk batağına batmış, ekonomisi çökmüş vaziyettedir. İşte bundan dolayı Kerimov’a göre toplumsal barış ve siyasi istikrar korunan ülkeden en az 5 milyon vatandaş yurt dışına kaçmak mecburiyetinde kalmıştır.

Devletin ekonomik ve sanayi yatırımları ne durumdadır?

Bağımsızlıktan sonra Özbekistan’da Guney Kore ile ortak otomobil fabrikası üretime başladı. Şimdilerde otomobil üretimine Amerikanın General Motors (GM) şirketi de ortak oldu. Senede 150 bin otomobil üretilmekte ve bunlar iç ve dış pazarda satılmaktadır. Bunun yanında Taşkent ve Semerkend arasında hızlı tren seferleri başlatıldı. Başka teknolojilik ve sanayi yatırımları da söz konusudur. Ancak baskı rejimi ve onun urunu olan rüşvet ve yolsuzluklar memlekete ekonomik girişimleri ve dışarıdan sermeye gelmesini engellemektedir.

Özbekistan’da sosyal hayat nasıldır? Özbekler günlük hayatta ne ile meşgul oluyorlar?

Sovyet döneminin kendine özel ideolojisi, düzeni ve ahlaki değerleri vardı. Komünist rejiminin çökmesi ile bu şeyler de yok oldu, gitti. Bağımsızlık yıllarının başında bağımsızlığının kendisinden yeni ideoloji oluşturulmaya çalışıldı. “Özbekistan geleceğin büyük devleti” denildi. Ama bunun pratik hayatta karşılığı bulunamadı. Sovyetlerin çökmesi ile beraber Özbekistan’ın ekonomisi de çökmüştü. İnsanlar iş ve ekmek istiyorlardı. Özbekistan Komünist Partisi kendine Halk Demokratik Partisi adını taktı. Ama hükümetin politikası halkın çıkarlarına yönelik değildi. Bu arada memleketimizde piyasa ekonomisinin, yani kapitalist zihniyetin fikirleri ve davranışları görünmeye başladı. Piyasa ekonomisinin Özbek dilindeki karşılığı pazar ekonomisidir. Ben de buna mezar ekonomisi diyorum. Çünkü kapitalist zihniyet gerçekten insani değerleri katlediyor. İşte devlet zulmü, yolsuzluk, ekonomik çöküntü, çaresizlik insanlarımızı çeşitli hayat yollarına sevk etmektedir. Devlette çalışanlar rüşvet almadan iş görmüyorlar. Buna kamuda iş bulmak, hastanede tedavi görmek, yüksek okulda okumak ve hatta hacca kayıt yaptırmak da dahildir. Kalanını siz kendiniz düşünün. Eğitim ve sağlık sektörü kriz içindedir. Herkes iş, aş ve para bulmak derdine düşmüştür. Özgürlükler yok edilen ve her çeşit girişim teşebbüsü engellenen şartlarda insanlar arasında yalan, talan, rüşvet, güçlünün zayıfı ezmesi maalesef bugünkü Özbekistan’da hayat sahnelerini oluşturmaktadır…

Özbek siyasi ve dini muhalefetinin durumu nasıl?

Siyasi muhalefet Kerimov rejimi tarafından tamamen sindirilmiştir. Canını kurtaran birkaç muhalif siyasetçi yabancı devletlerde yaşamaktadır. Ancak onların sesi Özbekistan’a ulaşmamaktadır. İslami muhalefet memleket içinde ve dışarıda daha etkilidir. Özbekistan’da camiler ve imamların faaliyeti rejimin sıkı kontrolü altındadır. Çocukların camilere gitmesi, kamu alanında başörtüsü takılması, dini cemaatlerin özgür eylemleri yasaktır. Son zamanlarda böyle girişimlerde bulunan Müslümanlar hapse atılmaktadır.

Özbeklerin ve Anadolu Müslümanlarının İslam’ı anlamaları ve yaşamaları konusunda farklılıklar var mı?

Anadolu’da tasavvuf ve tarikatlar, Müslümanların siyasi çabaları daha etkindir. Özbekistan’da ise Hizbut-tahrir, Tebliğ cemaati ve Selefi gruplar ön plandadır. Bundan dolayı Anadolu Müslümanları sivil oluşumlara, kendi aralarında müsamahaya, siyasi aktiviteye yatkındır. Bizim cemaatler ise kendi bildiklerini okumakta daha ısrarlıdırlar.

Özbekistan’ın yakın geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Başta dediğim gibi Özbekistan’da İslam Kerimov dönemi sona ermektedir. Ancak yeni dönemin nasıl olacağı hakkında konuşmak nerede ise imkânsızdır. Önce şunu söylemeliyim: Bizde hükümetin devir teslim geleneği yoktur. Görünen gerçek, Kerimov’un ölümünden sonra iktidarın değişmesidir. Ama memleketteki ekonomik sıkıntı ve her alandaki zülüm, bir de özellikle Rusya’nın çabaları neticesinde memleketimizde en korktuğun siyasi senaryo, yani siyasi kriz ve karışıklık ortaya çıkabilir. Rusya Ukrayna’da olduğu gibi eski Sovyet cumhuriyetlerinde önce siyasi kriz, sonra karışıklık çıkararak durumdan kendine vazife çıkarmak ve buraları yeniden kendine bağlamak istemektedir.

Bu durumda Özbekistan’da en uygun gelişme nasıl olmalıdır?

Ben Kerimov döneminden sonra rejim içinden iktidara gelen devlet başkanının, kim olursa olsun, siyasi istikrarı korumasından yanayım. Dediğim gibi eğer toplumsal kaos ve siyasi karışıklık ortaya çıkacaksa, artık olayları durdurmanın imkanı olmayacaktır. Böyle bir durumda Özbekistan’da iktidarı yeniden oluşturacak siyasi güçler ve tecrübe yoktur. Bu da etnik ve dini kargaşaların, kavgaların başlaması demektir. Onun için devlet hâkimiyetini ayakta tutmak hayatı önem taşıyacaktır. İşte yeni iktidar halkın beklediği siyasi, ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştirmesi gerekir. Stalin’den sonra Hruşev, Brejnev’den sonra Gorbaçov rejimin ılımlılığını sağlamışlardı. Demek istediğim, devlet ve toplum hayatının reformu için kişisel özgürlüklerin yanında siyasi istikrar ve toplumsal barış da gereklidir. İşte Özbekistan’ın Kerimov’da sonraki dönemde ilk olarak merkezi ve mahalli otoritenin korunmasına ve toplumsal hayatta ılımlaşmaya ihtiyacı vardır.

Sizin idealinizdeki toplum düzeni nasıldır?

Bağımsızlığın ilk yıllarında biz özgürlük ve demokrasi tecrübesini bir iki sene yaşadık. Ancak sonra olaylar başka yönlere gitmeye başladı. Tacikistan’da iç savaş, Kırgızistan’da ise etnik çatışmalar yaşandı. Bu karışıklıklarda on binlerce kişi hayatını kaybetti. Bu tecrübeler bizde batıdaki laiklik (sekülerizm) ilkesine göre toplum ve devlet düzenini ortaya çıkarmanın imkansız olduğunu gösterdi. Bir de bu konuda Türkiye’nin acı tecrübesi vardır. Türkiye buralara kadar gelmek için ne zorluklar çekmiş, sayısız darbeler yaşamıştır. Ben bizim bu olumsuz tecrübeleri tekrarlamamızda fayda görmüyorum. Orta Asya ya da Türkistan nüfusunun esas kısmı Müslümanlardır. Dolaysıyla kişisel ve toplumsal özgürlükleri tamamen reddetmeden, bir de İslami değerleri bunlara katarak yeni bir toplum ve devlet düzenini ortaya çıkarmamız lazım diye düşünüyorum. Yani benim idealimdeki toplum ve devlet düzeni Müslümanların kendi değerlerini esas alan özgürlükler, sivil toplum ilkeleri, siyası uzlaşı kültürü ve toplumsal barış üzerine kurulmalıdır.

Dr. Namaz N. Muhammed kimdir?

1957 yılında imam Tirmizi’nin memleketi Tirmiz şehrine yakın bir köyde doğdu. 1980’de Taşkent Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra genel cerrahi uzmanı olarak çalıştı.

1990’lı yıllarda önce Özbekistan’ın bağımsızlığı için sonra ise İslam Kerimov rejimine muhalefet etmek için siyasi hayata katıldı. 1993’te muhalefete karşı uygulanan baskıdan dolayı Türkiye’ye geldi.

Türkiye’de siyasi faaliyetini sürdürmekle beraber, İslam dini ve Türk dünyası tarihi konularında araştırmalarda bulundu. Özbekistan’daki siyasi durum ve toplumsal hayat hakkında kitaplar ve makaleler yayınladı.

Muhaceretteki Türkistan Müslümanlarının sivil kuruluşu olan “Türkistan-Der” kurucu üyesi olan Dr. Namaz N. Muhammed, Özbek dili yanında, Anadolu Türkçesi, Rusça, Norveççe, orta derecede Arapça ve İngilizce bilmektedir.

Evli ve 3 çocuk babasıdır.

http://www.dunyabulteni.net/haber/307875/bagimsizlik-ozbekistana-neler-kazandirdi

 

Devami

Özbek muhalif Dr. Namaz M. Muhammed: Türkiye Kerimov sonrasına odaklanmalı

Bakan Davutoğlu’nun Özbekistan ziyaretini değerlendiren Özbek muhalif Dr. Namaz N. Muhammed, Türkiye’nin Kerimov sonrasına odaklanması gerektiğini söyledi

Sovyetler Birliği’nin dağılması üzerine Türkiye ve Orta Asya’daki Türkî Cumhuriyetler arasında yakın işbirliği için yeni fırsatlar oluştu. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı bu fırsatları değerlendirmek ve istenen neticeleri ilde etmek tam olarak mümkün olmadı. Türkiye ve Orta Asya devletleri, özellikle bölgenin kalbi durumunda olan Özbekistan arasında soğuk savaş dönemine benzer bir durum ortaya çıktı. Bunun nedeni bir yandan 1990’lı yıllardan başlayarak Türkiye’de siyasi istikrarın bir türlü yakalanamaması, öte yandan Özbekistan’da kendi dikte rejimini yerleştiren Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un bir türlü Türkiye ile ilişkilere sıcak bakmaması idi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bugün başlayacağı Taşkent ziyaretinin yani AK Parti iktidarındaki ilk resmi ziyaretin, bu soğukluğu giderip gideremeyeceği belli değil. 13 yıl sonra dışişleri bakanları düzeyinde gelen bu ziyareti ve Türkiye – Özbekistan ilişkileri konusunda getireceklerini, Özbekistan muhalefetinin önemli isimlerinden Dr. Namaz N. Muhammed ile konuştuk.

Dünya Bülteni: Gelinen noktada Türkiye-Özbekistan ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Namaz N. Muhammed: Maalesef iki devlet arasındaki ilişkiler asgari noktaya inmiş durumdadır. Son 10 yılda devlet yöneticilerimiz bir kere olsun bir araya gelememişlerdir. Dolaysıyla sadece siyasi değil, ekonomik ve kültürel ilişkilerde de hiçbir ilerleme yoktur.

Bunun ana nedenleri size göre neler olabilir?

Bunun nedenleri çoktur. Bana göre her iki devlet tabiri caizse nereye gideceği, yani istikbalde nasıl bir devlet olacağı ve kiminle yakın dost olacağı konusunda tereddüt yaşamaktadır. Bu iki devletin iç sorunları ile ilgili meseledir. Bilindiği gibi Türkiye bir ara rejim sürecini baştan geçirmekte ve bu süreç ucu açık bir süreç olarak devam etmektedir. Özbekistan’da ise bağımsızlıktan sonra bir dikta rejimi söz konusudur. Bu rejim kendi vatandaşlarını hayatın bütün alanlarından dışladığı gibi, devlet olarak kendini de felç duruma düşürmüştür. Bu halde devletlerimizin özellikle Özbekistan’ın başkaları tanıması, kimin dost, kimin dost olmadığını bilmesi mümkün değildir. Onun için Özbekistan’ın dış politikası tamamen belirsizdir. İşte bu belirsizlikten dolayı Türkiye ve Özbekistan ilişkileri son zamanlarda nerede ise dibe vurmuştur.

Özbekistan’da gelinen nokta nedir?

Özbekistan’da hayatın bütün alanları, yani siyaset, ekonomi, sosyal hayat, eğitim çökmüş durumdadır. Milli gelir kişi başına bin doların biraz üzerindedir. Bu oran Türkiye’den 10 kat düşüktür. Devlet yönetimi zülüm, yolsuzluk ve rüşvete teslim olmuştur. Fikir özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü sıfır noktadadır. İnsanlarımız devletin ekonomik köleliğinden kaçarak, Kazakistan ve Rusya’da başka bir tür köleliğe yakalandılar. Sadece Rusya’da kaçak çalışan Özbek vatandaşlarının en az 5 milyon olduğu ifade ediliyor. Bunların vatanlarına 2013 yılda gönderdikleri para miktarı yaklaşık 6 milyar dolardır.

Bir de Türkiye’ye gelen muhacirler var. Bunların durumlarını nasıl görüyorsunuz?

Maalesef iyi değildir. Türkiye’ye son on on beş yılda Orta Asya’dan yaklaşık yüz bin insanımız göç etti. Bu insanlar siyasi, dini baskılardan ya da ekonomik sıkıntılardan dolayı Anadolu’ya kadar geldiler. Ama öz vatanları bildikleri Türkiye’de yabancı muamelesi gördüler. Türkiye insanlarımıza ikamet vermediği gibi, onlara burada bulunmaları için hukuki zemin de hazırlamıyor. Dolaysıyla Özbekler, Kazaklar, Türkmenler ve diğerleri Türkiye’de kendi başlarına bırakılmış vaziyette hayat mücadelesi vermektedirler.

Türkiye’nin Orta Asya politikası size göre nasıl olmalıdır?

Onun için ben diyorum ki iki devlet kendi aralarında yakınlaşma denemesini sürdürmelidiğr. Ancak real politika olarak Türkiye artik Orta Asya’da önünü görmeye çalışmalıdır. Başka söz ile artık Türkiye Kerimov sonrası döneme odaklanmalıdır. Çünkü Özbekistan ile ilişkiler normalleşmeden Türkiye bölgede söz sahibi olamaz. Bunun için ise Türkiye’ye Orta Asya’nın durumunu iyi okumalı ve bölgede iktidara gelebilecek yeni oluşumlara katkıda bulunmalıdır…

http://www.dunyabulteni.net/gunun-haberleri/303517/ozbek-muhalif-turkiye-kerimov-sonrasina-odaklanmali

 

Devami

Ramazon Nidosi

BISMILLAHIR ROHMANIR ROHIM

Ey kimsasizlarning KIMSASI (EGASI) bo‘lgan Allohim! Bugun yordamingga, rahmatingga, mag‘firatingga, hidoyatingga, yaqinligingga, ibodatingga, toatingga, shafoatingga, Ilohligingga, Robligingga, Go‘zal ismlaringga, Oliy Sifatlaringga, Boqiy kalomingga, suyukli Payg‘ambaring Muhammad (sav) Sunnatiga, bizga farz qilgan namozingga, zakotingga, ro‘zangga, hajjingga, faqat Sening yo‘lingda bo‘ladigan jihodingga, ibodatlarimizning qabul sharti qilib qo‘ygan ixlosingga, xushuga, ehsoningga, taqvongga, tazkiyangga har zamongidan ko‘proq ehtiyojimiz, istagimiz bor…Ey Al Vahhob bo‘lgan Allohim, Senga Oliy Kaloming, ya’ni Qur’oningda O‘zing o‘rgatgan duolaring bilan duo qilayapman, rad etma ey Parvardigorim, ey olamlarning Robbi bo‘lgan Allohim! Shubhasiz, sen har narsani Bilguvchi, Ko‘rguvchi va Eshitguvchi Zotsan:

“Ey Robbimiz! Bizga hidoyat bergandan keyin qalblarimizni egirma (qalblarimizni Sirotal Mustaqiymingda to‘g‘ri tut, undan adashib ketishiga yo‘l qo‘yma). Huzuringdan bizga cheksiz rahmat ber, shubhasiz Sen rahmati cheksiz bo‘lgan Zotsan (Al Vahhobsan)” (Oli Imron surasi 8 oyat)

“Ey Robbimiz, albatta, sen kimni do‘zaxga tashlasang, shubhasiz, uni sharmanda qilgan bo‘lsan. Va bunday zolimlarga yordam beruvchilar bo‘lmaydi. Ey Robbimiz biz nido qiluvchining ” Robbingizga iymon keltiring, deb nido qilayotganini eshitdik va iymon keltirdik”. Ey, Robbimiz, bizning gunohlarimizni kechirgin va yomonliklarimizni o‘chirgin hamda bizlarni yaxshilar bilan birga o‘ldirgin.Robbimiz, bizga Payg‘ambarlaringga va’da qilgan narsalaringni bergin va bizni qiyomat kuni sharmanda qilmagin. Albatta, Sen va’daga xilof qilmaysan» (Oli Imron surasi 192, 193, 194 oyatlar)

“Ey Robbimiz, agar unutsak yoki xato qilsak, bizni mas’ul tutma! (jazolantirma). Ey Robbimiz, bizdan oldingilarga yuklaganga o‘xshash og‘irlikni bizga yuklama!. Ey Robbimiz, bizga toqatimiz yetmaydigan narsani ham yuklama!. Bizni afv et, bizni mag‘firat qil va bizga rahm aylа. Sen bizning Hojamizsan!. Bas, kofir qavmlarga qarshi bizga O‘zing yordam” (Baqara surasi 285, 286 oyatlar)

Omin! Yo Robbal O’lamin!

Namoz NORMO‘MIN

28.06.2014

БИСМИЛЛАҲИР РОҲМАНИР РОҲИМ

Эй кимсасизларнинг КИМСАСИ (ЭГАСИ) бўлган Аллоҳим! Бугун ёрдамингга, раҳматингга, мағфиратингга, ҳидоятингга, яқинлигингга, ибодатингга, тоатингга, шафоатингга, Илоҳлигингга, Роблигингга, Гўзал исмларингга, Олий Сифатларингга, Боқий каломингга, суюкли Пайғамбаринг Муҳаммад (сав) Суннатига, бизга фарз қилган намозингга, закотингга, рўзангга, ҳажжингга, фақат Сенинг йўлингда бўладиган жиҳодингга, ибодатларимизнинг қабул шарти қилиб қўйган ихлосингга, хушуга, эҳсонингга, тақвонгга, тазкиянгга ҳар замонгидан кўпроқ эҳтиёжимиз, истагимиз бор…Эй Ал Ваҳҳоб бўлган Аллоҳим, Сенга Олий Каломинг, яъни Қуръонингда Ўзинг ўргатган дуоларинг билан дуо қилаяпман, рад этма эй Парвардигорим, эй оламларнинг Робби бўлган Аллоҳим! Шубҳасиз, сен ҳар нарсани Билгувчи, Кўргувчи ва Эшитгувчи Зотсан:

“Эй Роббимиз! Бизга ҳидоят бергандан кейин қалбларимизни эгирма (қалбларимизни Сиротал Мустақиймингда тўғри тут, ундан адашиб кетишига йўл қўйма). Ҳузурингдан бизга чексиз раҳмат бер, шубҳасиз Сен раҳмати чексиз бўлган Зотсан (Ал Ваҳҳобсан)” (Оли Имрон сураси 8 оят)

“Эй Роббимиз, албатта, сен кимни дўзахга ташласанг, шубҳасиз, уни шарманда қилган бўлсан. Ва бундай золимларга ёрдам берувчилар бўлмайди. Эй Роббимиз биз нидо қилувчининг ” Роббингизга иймон келтиринг, деб нидо қилаётганини эшитдик ва иймон келтирдик”. Эй, Роббимиз, бизнинг гуноҳларимизни кечиргин ва ёмонликларимизни ўчиргин ҳамда бизларни яхшилар билан бирга ўлдиргин.Роббимиз, бизга Пайғамбарларингга ваъда қилган нарсаларингни бергин ва бизни қиёмат куни шарманда қилмагин. Албатта, Сен ваъдага хилоф қилмайсан» (Оли Имрон сураси 192, 193, 194 оятлар)

“Эй Роббимиз, агар унутсак ёки хато қилсак, бизни масъул тутма! (жазолантирма). Эй Роббимиз, биздан олдингиларга юклаганга ўхшаш оғирликни бизга юклама!. Эй Роббимиз, бизга тоқатимиз етмайдиган нарсани ҳам юклама!. Бизни афв эт, бизни мағфират қил ва бизга раҳм айл. Сен бизнинг Ҳожамизсан!. Бас, кофир қавмларга қарши бизга Ўзинг ёрдам” (Бақара сураси 285, 286 оятлар)

Омин! Ё Роббал Оъламин!

Намоз НОРМЎМИН

28.06.2014

Devami

Biz, kısık sesleriz…Bizning ovozimiz past

БИЗНИНГ ОВОЗИМИЗ ПАСТ…

Бизнинг овозимиз паст… минораларни,
Сен озонсиз қўйма, Аллоҳим!
Визвизлаб асал тўплаганларни,
Сен асалсиз қўйма, Аллоҳим!

Минораларнинг томи йўқ,
Ҳеч нишонсиз қўйма, Аллоҳим!
Мусулмонлик билан тирилган юртни
Мусулмонсиз қўйма, Аллоҳим!

Бизга куч бер, жиҳод майдонини,
Паҳлавонсиз қўйма, Аллоҳим!
Қаҳрамон кутаётган жамоатни,
Қаҳрамонсиз қўйма, Аллоҳим!

Душманга қарши туришни билайлик,
Бизни жонсиз қўйма, Аллоҳим!
Келажакда келадиган йилларни,
Рамазонсиз қўйма, Аллоҳим!

Ё йўқ қил кимсасиз қолган сурувни,
Ёки чўпонсиз қўйма, Аллоҳим!
Бизни Сен севгисиз, сувсиз, ҳавосиз,
Ва ватансиз қўйма, Аллоҳим!

Мусулмонлик билан тирилган юртни
Мусулмонсиз қўйма, Аллоҳим!

Ориф Ниҳот Осиё,
Турк шоири

BIZNING OVOZIMIZ PAST...

Bizning ovozimiz past… minoralarni,
Sen ozonsiz qo‘yma, Allohim!
Vizvizlab asal to‘plaganlarni,
Sen asalsiz qo‘yma, Allohim!

Minoralarning tomi yo‘q,
Hech nishonsiz qo‘yma, Allohim!
Musulmonlik bilan tirilgan yurtni
Musulmonsiz qo‘yma, Allohim!

Bizga kuch ber, jihod maydonini,
Pahlavonsiz qo‘yma, Allohim!
Qahramon kutayotgan jamoatni,
Qahramonsiz qo‘yma, Allohim!

Dushmanga qarshi turishni bilaylik,
Bizni jonsiz qo‘yma, Allohim!
Kelajakda keladigan yillarni,
Ramazonsiz qo‘yma, Allohim!

Yo yo‘q qil kimsasiz qolgan suruvni,
Yoki cho‘ponsiz qo‘yma, Allohim!
Bizni Sen sevgisiz, suvsiz, havosiz,
Va vatansiz qo‘yma, Allohim!

Musulmonlik bilan tirilgan yurtni
Musulmonsiz qo‘yma, Allohim!

Orif Nihot Osiyo,
Turk shoiri

Biz, kısık sesleriz…minareleri,
Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!

Mahyasızdır minareler…göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!

Bize güç ver…cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah’ım!

Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah’ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah’ım!

Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah’ım!
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah’ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah’ım!

Arif Nihat ASYA

http://www.youtube.com/watch?v=P5vPn6QE1s8

Şiir okudu diye milyonlar ağladı – Biz,kısık sesleriz…minareleri, Sen,ezansız bırakma…
YOUTUBE

 

Devami

Batı Türkistan (Orta Asya) Müslümanları birlik ve beraberlik yolunda

Sovyetler dağıldıktan sonra kadım İslam medeniyetinin merkezlerinden biri olan Batı Türkistan, yani Orta Asya Müslüman Türk Cumhuriyetlerinde İslam dini yeniden ayaklanmaya başladı. Örneğin, Sovyetler zamanında sayısı yüzü bile geçmeyen mescit ve camiler sayısı bugün on binleri geçmiştir. Bundan 20-30 sene önce bırakın İslami, hatta ana dillerini bile kayıp etme noktasına gelen Batı Türkistan’ın yüz ölçümü en büyük devleti Kazakistan’da bile bugün mescit ve camiler sayısı iki bini aşmış durumda…

Taşkent, Buhara, Semerkant, Tirmiz Orta Asya’da İslam medeniyetinin sembol şehirleridir. Buralarda yönetim olarak eski Sovyet zihniyeti varlığını sürdürse de kendilerinin Müslüman olduğunu unutmayan Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar, Tacikler ve Türkmenler İslam dinine yeniden kavuşmak ve kendi unutulan diğerleri için barışmakta adete bir birleri ile yarışmaktadırlar..

Bununla beraber mahalli baskıcı rejimlerin zulmünden kaçarak, başka memleketlere hicret etmek mecburiyetinde kalan Batı Türkistan (Orta Asya) Müslümanlarının sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Bağımsızlıktan sonra bu topraklardan siyasi ve dini baskılardan ya da ekonomik sıkıntılardan dolayı kendi vatanlarını terk edenlerin sayısı nerede ise 10 Milyona ulaşmıştır. Sadece Özbekistan’dan Rusya’ya çeşitli nedenlerden dolayı kaçanların sayısı 5 Milyonu bulmuştur..

Bu Muhacirlerin önemli bir kısmı Türkiye’ye gelip yerleştiler. Son 10-15 yılda Batı Türkistan’dan (Orta Asya) Türkiye’ye göç edenlerin sayısı elli ve yüz bin arasında tahmin edilmektedir. Türkiye’yi kendi vatanları olarak gören Türkistanlı Müslümanlar burada çeşitli problemler ile karşılaşmaktadırlar. Bu problemler arasında ikame, sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik sorunları başı çekmektedir..

Türkiye’deki bugün mevcut olan özgürlük ortamından yaralanmayı da ihmal etmeyen Orta Asyalı Müslüman göçmenler kendi aralarında birlik ve beraberliği yola koymaya çaba göstermektedirler. Bu amaçla İstanbul merkezli Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği (kısa adi “Türkistan-Der”, internet sitesi www.turkistanlilar.org) kuruldu. Bu dernek kendi kuruluş amacını Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Müslümanlar arasında ilmi, maarifi, sosyal ve hukuki yönden yardımlaşma olarak belirledi.

Ünlü İngiliz yayın kuruluşu olan BBC bir röportaj veren (bkz: https://turkistanlilar.com/burhon-qovunchiorta-osiyodagi-xalqlar-orasida-tinchlik-va-birodarlikni-ornatish-uchun-kurashamiz/)  “Türkistan-Der” Genel Başkanı Burhan Kavuncu şimdilerde Türkiye’de Muhacir olan hem şehirlerinin sorunlarını ve onların çözüm yollarını anlattı. Esas sorunun batı Türkistan’daki baskıcı rejimlerin kendi Müslüman halklarına yaptığı zulüm politikası olduğunun altını çizen Kavuncu Orta Asyalı Müslümanları birlik beraberliğe davet etti..

Dr Namaz Nurmumin (Namoz Normumin)

“Türkistan-Der” Başkan Yardımcısı

21.06.2014

Devami

BBC-Burhan Kavuncu ile sohbat: yazı metni ve (AUDİO)

[youtube width=”300px” height=”200px”]http://youtu.be/g0UaU6y5HYA[/youtube]

BBC söhbetini buradadan da dinlemeniz mümkündür:


Burhan Kavuncu : Orta Asya’da halklarımız arasında barış ve kardeşliği tesis etmek için mücadele ediyoruz

BBC : BBC’nin bu haftaki misafiri, Türkiye’deki tanınmış STK yöneticilerinden, Türkistan-Der (Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği) Başkan Burhan Kavuncu. Esselamu aleykum Burhan ağabey!

Burhan Kavuncu : Ve aleykum selam, hoş bulduk.

BBC : Sohbete Londra’da yaşayan Şahnaze’nin sorularıyla başlayalım : “Özbekistan asıllısınız, ailenizin tarihi hakkında konuşabilir misiniz? Eğer mahrem değilse, soyadınız neden ‘Kavuncu’. Halen Özbekistan’daki akrabalarınızla görüşüyor musunuz?” Yine Londra’dan ‘Ben’ ismi ile mesaj yollayan dinleyicimiz de niçin ‘Kavuncu’ ismini aldığınızı soruyor.

B.K. : Ben Türkiye’de doğdum, ailem ise Türkistan’dan hicret edip Türkiye’ye gelmişler. Babam Hamit Kavuncu’nun babası Abdurrahman Kavuncu Namangan’ın ‘Kavuncu’ köyünde doğmuş.Kavuncu Köyü, şimdi Namangan’ın bir mahallesidir. Namangan’ın kavunları meşhur olup, Türkistan’da en büyük ve şirin kavunlar burada yetişenlerdir. Abdurrahman dedem dini tahsil için Medine’ye gidip orada yerleşmiş. Peygamberimiz Hz.Muhammed’in kabr-i şerifleri (Ravza-i mutahhara) da Medine’dedir. Medine’de ‘Buharalılar’ namı ile yaşamakta olan Türkistanlılar çoktur. 1.Cihan Harbi’nden sonra Medine’deki Buharalıların önde gelenleri Türkiye’ye hicret ettiler. Annem Ayhan hanım, Khokand’ın Beşarık ilçesinde doğmuşlar. Babası Nasrullah efendi Hindistan’da tahsil görmüşler. Aileleri Khokand’da ‘hocalar veya Eşanlar’ namı ile tanınırlar. Dedem Nasrullah hoca, Rus işgaline karşı mücadele için Basmacılar (Korbaşılar) hareketine katılmış, bu sebeple Sibirya’da yaklaşık sekiz yıl hapis yatmışlar. Mahpusluktan sonra (ailesini de alarak) önce Tacikistan’a daha sonra da Afganistan’ın Mezar-ı Şerif ve Kabil şehirlerine yerleşmişler. Türkiye’ye hicret ettiklerinde (1938) annem Ayhan hanım 9 yaşında imiş. Özbekistan’da akrabalarımız var, onlarla gidiş gelişlerimiz de oluyor. Akrabalarımızın çoğu Taşkent’te, Hokand’ta, Namangan’da yaşıyor.

BBC : İstanbul’dan Abdurrahman Muhammed’in sorusu: “Esselamu aleykum sayın Burhan Kavuncu ! Derneğinizin esas amacı nedir?”

BK : Ve aleykum selam. Derneğimizin öncelikli maksadı muhaceretteki Türkistanlılar’la ilmi-maarifi, ictimai- hukuki yardımlaşmadır. Yüksek amacımız ise büyük Türkistan’ın azadlığı, gerçek bağımsızlığı, vatanımızda İslam medeniyetinin yeniden kuruluşu, Türkistanlıların hür ve itibarlı insanlar olarak yaşamalarıdır. Bu yüksek gayeler içinde elbette siyasi fikirler de mevcuttur. Ama bize göre önce kültürel, ilmi, sosyal ve dini terakkilerin sağlanması gelmektedir.

BBC : Doğrusunu söylemek gerekirse, Türkistan sınırlarında bulunan her bir memlekette kendine has gayeler var ve bu milli gayeler bazı hallerde birbirine uymuyor. Bu anlamda Londra’dan ‘Ben’ yine soruyor: “Türkistan birliği kitaplarda kalmış bir şeydir”  ve “milletleri nasıl yapıp da dayanışmaya çağıracaksınız” diyor.

B.K. : Türkistan’daki devletlerin bugünkü durumu bizim için meşru bir veri teşkil etmez. Bizim için halqlar arasindaki alaqa daha mühimdir, çok daha mühimdir. Turkiston halqlari arasindaki ilişkiler aslında gayet iyidir. Biz Türkistan’daki, yani Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan’daki ve diğer ülkelerdeki hemşehrilerimizi İslami kardeşliğe çağırıyoruz. Türkistan kardeşliği, İslam kardeşliği aramızdaki bütün problemlerin çözümü için yeterlidir inşaallah.

BBC : Burhan bey, teşkilatınızın ismi Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği olduğuna göre, Orta Asya devletlerinden hangisi ile resmi ilişkileriniz var?

B.K. : Bizim derneğimiz sivil, yani resmi olmayan, halka ait bir kurumdur (İngilizcede Non Governmental Organization deniliyor). Devletlerle resmi alakanız olursa, STK sayılmazsınız. Ama halkın problemlerini, taleplerini hükûmetlere duyurmak için çalışıyoruz. Bizim derneğimiz, muhaceretteki yurttaşlarımızın problemlerine çözümler bulabilmek için uğraşmakta. Bazı meselelerde İstanbul’daki konsolosluklara müracaatımız olabilmektedir.

BBC : Özbekistan’la ilişkileriniz nasıl? Eğer gereken alakalar sağlanamadıysa bunu ne engelledi?

B.K. : Özbekistan hükumeti ile resmi münasebetlerimiz yok, ama bir çok Özbek kardeşlerimiz ve Özbek aydınları ile iyi ilişkilerimiz var. Zaten bizim için rejimle değil halkın gerçek temsilcileri ile alaka kılmak önemlidir.

BBC : İstanbul’dan Abdurrahman Muhammed’in ikinci sorusu: “Orta Asya’daki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?”

B.K. : Türkistan -bizim ata yurdumuz- şimdi değil 500 yıldan beri böyle acınacak bir durumdadır. Emir Timur’un, Uluğ Bek’in ve İbni Sinaların torunları şimdi fakir ve çaresiz bir halde, iş bulmak için Moskova’da birbirleri ile vuruşan cahil adamlar vaziyetindeler. Şarki Türkistan’da Çin zulmü altında inleyen yurttaşlarımızın feryadı Dünya’ya yayılmakta. Özbekistan’daki zulüm, Çin’deki zulümden asla daha az değildir. Bu zillet bize Allah’ın takdiri midir? Haşa. Böyle değil. Biz müslümanlar Orta Asya’nın bu kara günlerini değiştirmek istiyoruz.

BBC : Şimdi Türkistan denilen sınırlarda bulunan ülkeler arasındaki mevcut münasebetleri ve bu bölgedeki siyasi durumu göz önünde bulundurursak, derneğinizin amaçları ne kadar gerçekçi sayılabilir? Bölgede bu namı istemeyen ülkeler de yok değil, hususen Tacikistan ve Afganistan.

B.K. : Bizim gayemizin çok uzak görünmesi mümkün, lakin burada iki hususun altını çizmek istiyorum: Birincisi, bizim kuşağımızda yani 1950’li yıllarda doğanlar arasında Türkistan ismi biliniyordu. Bir Kırgız, bir Kazak, bir Kaşgarlı “ben Türkistanlıyım” derdi. Şimdi Türkistan ismi unutuldu, unutturuldu. Bunu yeniden hatırlamak kullanmaya başlamak zor bir şey değildir. 60- 70 yıl önce mümkün olan iş, elbette şimdi de mümkündür. İkincisi, Türkistan’ın birliği öncelikle halkların birliğidir. Biz buralara gelen Özbeklere, Kırgız ve Kazaklara, onların aslında Türkistanlı olduklarını anlatıyoruz. Sonuç olarak ayrı ayrı devletler, bayraklar, sınırlar “sizin ve atalarınızın uydurmuş olduğu isimlerden başka bir şey değildir” diyoruz. (Yusuf S., 40. ayet). Bugün “halkların kardeşliği” şiarı yükselmekte. Bütün müslümanlar birbiri ile kardeştir. Bizim ayrı ayrı, parça parça oluşumuz diktatörlere ve emperyalist devletlere hizmet etmekte. 2010 yılında “Kırgızistan Faciası” diye hatırlanan olaylarda binlerce Türkistanlı öldü. Türkiston davasi böyle cehaletlerin bitişi, bir daha tekrarlanmaması için mücadele demektir. Bu facialar, bu cehaletler ne kadar gerçeklikse, bunlara karşı mücadele etmek o kadar gerçekçidir. İyi biliniz ki Türkistan bir hayal değildir. Bin yıldan beri var olan bir hakikattir. Türkistan davası bugünkü günde Orta Asya’da, halklarımız arasında barış ve kardeşligi yeniden tesis etmek için mücadele demektir.


BBC : Şimdi bu mücadeleyi nasıl hayata geçiriyorsunuz?

B.K. : Türkistan’a yani vatanımıza bu konuda bir çok davetler yapıyoruz. Umumi haberleşme araçlarıyla, internetten davetlerimiz oluyor. Rusya’daki, Amerika’daki, Arap ülkelerindeki Türkistanlılarla alakalarımızı yeniden sağladık. Orta Asya’dan gelen ticaretcilerle görüşüp, onlar vasıtasıyla davetimizi halkımıza ulaştırıyoruz. Yakında Türkistan ülkelerinde de derneğimizin temsilciliklerini açmayı planlıyoruz. Bizim İstanbul’da 27 Nisan’da düzenlediğimiz Kurultay gibi toplantılar, aydınlar buluşmaları düzenleyeceğiz.


BBC : İsveç’ten Muhammed Salih’in sualleri şöyle : “Burhan bey, Türkiye’de Türki devletlerin ortaklaşa bir buluşması oldu. Bu buluşmaya devlet başkanları katıldı. Bu görüşmeler çerçevesinde sizin teşkilatınız hükümetle birlikte bu ülkelerin aydınları, yazarları arasında diyalog gerçekleştirerek kültürel, sosyal bütünleşme akımına katkıda bulunamaz mı?”

B.K. : Türki devletler arasındaki buluşmalar, yakinlaşmalar elbette olumlu çalışmalardır. Bizim bunlara bağlı olmayarak da alakalar teşkil kılışımız gerekli. Bu buluşma çerçevesinde de münasebetler tesisi mümkün. İnşaollah Turkiye’deki resmi makamlara müracaat edebiliriz. Sosyal ve kültürel birlik için çok çalışmamız lazım. Turkistan’ın yazar ve aydınları arasında iyi münasebetler çok olsa, devletler arasındaki munasebetlerin de daha saglam ve daimi oluşu mumkun olur inshaollah.

BBC : Yine Muhammed Salih : “Özbekistan’ın bu buluşmaya gelmemesi nasıl izah ediyorsunuz?”

B.K. : Türki devletler arasındaki buluşmaların sonuncusu Türkiye’de gerçekleşen Türk Konseyi toplantısıydı. Özbekistan bunlara katılmıyor. Özbekistan yönetimi komşu devletlerin hiç birisi ile iyi münasebetler kurmuyor. Onların alakası bazen Rusya ile, bazen Çin ile bazen da ABD ile, NATO ile olmakta. İslam Kerimov yönetimi müslümanlar ile, Türkiler ile iyi ilişkiler kurmuyor. Kendi öz halkıyla da iyi münasebeti yok. Diktatoryanın tabiatinda bu var.

Böyle buluşmalar sadece Türki devletler arasında değil müslüman halklar arasında da olsa daha iyi olacaktır. Türkistan’ın birliği için İslami bağlar çok kıymetlidir. Türkistan’da Türkçe konuşmayan halklar da var, Tacikler, Peştunlar gibi. Bizim için halklar arasındaki ilişkiler, devletler arasında olandan daha önemlidir. Türkistan halkları arasında bazı istisnai olaylar olsa da esasında kuvvetli dostluk bağları vardır. Halklarımızın dili birdir, bundan da mühimi dini de birdir.

BBC : Bu ilginç sohbet için çok teşekkürler!

B.K. Siz de sağolun. Türkistan halklarının hepsine selam diyorum.

 

Devami

Burhon Qovunchi BBC Mehmoni:O‘rta Osiyodagi xalqlar orasida tinchlik va birodarlikni o‘rnatish uchun kurashamiz

  [youtube width=”300px” height=”55px”]g0UaU6y5HYA[/youtube]

Burhon Qovunchi – Turkiyadagi taniqli jamoat arbobi, Turkistonliklar Xalqaro Hamkorlik Jamiyatining Raisi.

Burhon Qovunchi 1954 yilda Turkiyaning Usmoniya viloyatida o‘zbek muhojirlar oilasida tug‘ilgan. Otasi Hamid Qovunchi asli Namanganlik, o‘qituvchi va huquqshunoslik bilan shug‘ullangan, onasi Oyxon opa asli Qo‘qonlik bo‘lishgan.

Burhon Qovunchining ota-bobolari ruslarning zulmidan qochib, avval Afg‘onistonga, keyin esa Turkiyaga kelib joylashishgan. Ona tarafidan bobosi Nasrulloh Yassa Turkistonda sovet ishg‘oliga qarshi qurolli kurash olib borgan bosmachilar safida o‘rin olgan. Bu tufayli 8 yil Sibirda qamoq jazosini o‘tagan.

Burhon Qovunchi o‘rta maktabni bitirgandan keyin Anqara Hojattepa universiteti Statistika bo‘limida o‘qigan. Talabalik yillaridan boshlab Turk millatchilari yoshlar bo‘limining “Ulku o‘choqlari”da Rais yordamchisi sifatida faoliyat ko‘rsatgan.

U 1980 yil Turkiyada muhofazakor va kommunistlar orasida kechgan to‘qnashuvlarda millatchi guruhlar safida faol qatnashadi va buning uchun 3 yil qamoq jazosi oladi.

Burhon Qovunchi qamoqdan ozod bo‘lgach – 1990 va 1995 yillar orasida “Yer yuzi” jurnalining Bosh muharriri sifatida faoliyat olib borgan va ijtimoiy-siyosiy, Islom mavzularda qator maqolalar yozgan.

1991 yil hozirda Turkiyada mashhur bo‘lgan “Mazlumder” nomli inson haqlarini himoya qilish jamiyati muassislaridan biri bo‘lgan.

1996 yilda esa, “O‘zgurder” jamiyatiga asos solgan. 2007 va 2011 yillarda ushbu jamiyat rahbarlaridan biri sifatida ishlagan.

Markaziy Osiyodagi turkiy jumhuriyatlar mustaqil bo‘lgandan keyin Burhon Qovunchi Turkiyaga ushbu mamlakatlardan kelgan muhojirlarga yordam ko‘rsata boshlagan.

2013 yilda Turkiyadagi Turkistonlik faollar bilan birga Turkistonliklar Xalqaro Hamkorlik Jamiyatini tuzgan (Veb sayti: www.turkistanlilar.org) va hozirgi kunda ushbu jamiyatning raisi sifatida faoliyat olib bormoqda.

Ushbu jamiyat shu yilning aprel oyida Xalqaro Turkistonliklar qurultoyini o‘tkazdi. Hozirgi kunda O‘rta Osiyo davlatlaridan o‘n minglarcha muhojirlar Turkiyaga kelib o‘rnashishgan. Turkistonliklar Xalqaro Hamkorlik Jamiyati ushbu muhojirlarga ilmiy, ma’rifiy, ijtimoiy va huquqiy sohalarda yordam berish bilan shug‘ullanadi.

Bi-bi-si: Bi-bi-sining bu galgi mehmoni – Turkiyadagi taniqli jamoat arbobi, Turkistonliklar Xalqaro Hamkorlik Jamiyatining Raisi Burhon Qovunchi. Assalomu alaykum Burhon aka!

Burhon Qovunchi: Vaalaykum assalom, xush bo‘ldik!

Bi-bi-si: Suhbatni Londonda yashayotgan Shahnozaning savollari bilan boshlasak: “Asli O‘zbekistonlik ekansiz, oilangiz tarixi haqida gapirib bersangiz? Va agar sir bo‘lmasa, nima uchun ismi sharifingiz Qovunchi? Hozir O‘zbekistondagi qarindoshlaringiz bilan bordi-keldingiz bormi?” Yana Londondan Ben ismi bilan xat yo‘llagan tinglovchimiz ham: “Nimaga Qovunchi ismini olgansizlar, deb so‘raganlar”.

Burhon Qovunchi: Men Turkiyada tug‘ilganman, oilam esa, Turkistondan hijrat qilib Turkiyaga kelishgan. Otam Hamid Qovunchi va bobom Abdurrahman Qovunchi Namanganning Qovunchi qishloqida tug‘ilishgan. Qovunchi qishlog‘i hozir Namanganning bir mahallasidir. Namanganning qovunlari mashhur bo‘lib, eng katta va shirinlari Qovunchi qishlog‘ida yetishgan. Abdurrahman bobom diniy tahsil uchun Madinaga borgan va u joyda joylashgan. Madinada payg‘ambarimiz Hazrati Muhammad (sav)ning qabri sharifi ham bor. Madinada Buxoroliklar nomi bilan yashaydigan Turkistonliklar ko‘pdir. Jahon urushidan keyin Madinadagi Buxoroliklarning yo‘lboshchilari Turkiyaga hijrat qildilar. Onam Oyxon xonim Qo‘qonning Beshariq tumanida tug‘ilganlar. Otasi Nasrulloh afandi Hindistonda tahsil olgan va Qo‘qonda “hojalar va eshonlar” nomi bilan mashhurdirlar. Bobom Nasrulloh afandi Rus ishg‘oliga qarshi kurashish uchun Bosmachi (Qo‘rboshilar) harakatida qatnashgani va Sibirda qamoqda 8 yil yotgan. Qamoqdan keyin avval Tojikistonga keyin Afg‘onistonning Mozori Sharif va Qabul shaharlariga joylashgan. Turkiyaga hijrat qilganlarida (1938 yilda) onam Oyxon honim to‘qqiz 9 yoshida ekan. O‘zbekistonda qarindoshlarimiz bor, ular bilan bordi-keldimiz ham bor. Toshkantda, Qo‘qonda, Namanganda qarindoshlarimiz bor.

Bi-bi-si: Istanbuldan Abdurrahmon Muhammad ham: “Assalomu alaykum hurmatli Burhon Qovunchi! Jamiyatingizning asosiy maqsadi nimadan iborat?

Burhon Qovunchi: Vaalaykum assalom. Jamiyatimizning asosiy maqsadi muhojirotdagi Turkistonliklarga ilmiy-marifiy, ijtimoiy-huquqiy yordam berishdir. Oliy maqsadimiz esa, buyuk Turkiston ozodligi, haqiqiy mustaqilligi, vatanimizda Islom madaniyatining qayta tiklanishi, Turkistonliklar erkin va e’tiborli insonlar bo‘lib yashashlaridir. Bu oliy maqsadlar ichida albatta siyosiy fikrlar ham mavjuddir. Ammo, bizga ko‘ra avvalo madaniy, ilmiy, ijtimoiy, diniy taraqqiyot avvalgi vazifalar hisoblanadi.

Bi-bi-si: Aytish joiz bo‘lsa, Turkiston hududida joylashgan har bir mamlakatda o‘ziga xos milliy g‘oyalar bor va bu milliy g‘oyalar ba’zi holatlarda bir-biriga mos tushmaydi. Shu ma’noda Londondan Ben yana: “Turkiston birligi endi kitoblarda o‘qiladigan bir narsadek”, deydi va: “… millatlarni qanday qilib hamkorlikka chaqirasiz”, deb so‘raydi.

Burhon Qovunchi: Biz Turkistondagi, ya’ni O‘zbekiston, Qirg‘iziston, Qozog‘istondagi yurtdoshlarimizni islomiy qarindoshlikka chaqiramiz. Turkiston qarindoshligi, Islom qarindoshligi butun muammolarning yechimi uchun kafolatdir, inshaAllah.

Bi-bi-si: Burhon aka, mana tashkilotlaringiz nomini Turkistonliklar Xalqaro Hamkorlik Jamiyati deb atagansizlar, Markaziy Osiyo davlatlaridan qaysi biri bilan rasmiy aloqalaringiz bor?

Burhon Qovunchi: Bizning jamiyatimiz sivil, ya’ni fuqaroviy jamiyatdir. Ya’ni, nohukumat tashkilot. Davlatlar bilan rasmiy aloqa bo‘lsa, fuqaroviy jamiyat hisoblanmaydi. Ammo, bunday jamiyatlar xalqning muammolarini, talablarini, istaklarini hukumatlarga bildirish uchun faoliyat olib borishadi. Bizning jamiyatimiz muhojirotdagi yurtdoshlarimizning muammolarini yechish uchun ish olib bormoqda. Ba’zi masalalarda Istanbuldagi konsullarga murojaat etamiz.

Bi-bi-si: O‘zbekiston bilan-chi, qandaydir aloqalarni yo‘lga qo‘yishga muvaffaq bo‘la olganmisizlar? Agar aloqalar bo‘lmasa, bunga nima xalaqit beradi?

Burhon Qovunchi: O‘zbekiston hukumati bilan rasmiy aloqalarimiz yo‘q, ammo juda ko‘p O‘zbek birodarlarimiz va O‘zbek ziyolilari bilan yaxshi aloqalarimiz bor. Zotan, biz uchun rasmiy hukumat bilan emas, xalqning haqiqiy vakillari bilan aloqa qilish muhimdir.

Bi-bi-si: Istanbuldan Abdurrahmon Muhammadning ikkinchi savoli: “Markaziy Osiyodagi hozirgi vaziyatni qanday baholaysiz?”

Burhon Qovunchi: Turkiston – bizning ota-bobolarimizning vatani faqat hozir emas, 500 yildan beri bunday ayanchli holatdadir. Amir Temurning, Ulug‘bekning va Ibn Sinolarning nevaralari hozir kambag‘al, faqir holatda ish topish uchun Moskvada bir-birlari bilan urishib yurgan johil odamlar bo‘lib qolishgan. Sharqiy Turkistonda Chinning zulmidan ingragan yurtdoshlarimizning faryodi dunyoga tarqalmoqda. O‘zbekistondagi zulm, Xitoydagi zulmdan aslo kam emas.

Bi-bi-si: Endi mana Turkiston deb atayotgan hududda joylashgan mamlakatlar o‘rtasidagi mavjud munosabatlardan va u yerdagi siyosiy vaziyatdan kelib chiqadigan bo‘lsak, jamiyatingiz o‘z oldiga qo‘ygan maqsadlariga yeta oladi deyish mumkinmi? Bu nomni istamaydigan davlatlar ham yo‘q emas mintaqada, xususan, Tojikiston va Afg‘onistonni olsak…

Burhon Qovunchi: Bizning maqsadlarimiz juda uzoq bo‘lib ko‘rinishi mumkin, lekin bu yerda ikki xususni ta’kidlashni istayman. Birinchisi, 1950 yillarda tug‘ilganlar orasida Turkiston ismi ma’lum edi. Bir Kirg‘iz, bir Qozoq bir Qashg‘arli “men Turkistonlikman” der edi. Hozir Turkiston nomi unutildi, unuttirildi. Buni qayta xotirlatishni kun tartibiga keltirish qiyin bir ish emasku. 60 – 70 yil oldin mumkin bo‘lgan ish, albatta, hozir ham mumkindir. Ikkinchisi, Turkistonning birligi avvalo xalqlarning birligidir. Biz bu joyga kelayotgan O‘zbeklarga, Qirg‘izlarga, Qozoqlarga ular Turkistonlik ekanlarini eslatamiz. Nihoiy o‘laroq ayri-ayri davlatlar, bayroqlar, chegaralar “siz o‘zingiz va ota bobolaringiz o‘ylab topgan narsalardan boshqa narsa emasdir” deymiz (Yusuf surasi, 40 oyat). Bugun “xalqlarning birodarligi” shiori yuksalmoqda. Butun Musulmonlar bir-birlariga birodardirlar. Bizning ayri-ayri, parcha-parcha bo‘lishimiz diktatorlarga va imperalist davlatlarga xizmat etmoqda. 2010 yilda “Qirg‘iziston fojeasi”, deb aytilgan voqealarda minglarcha turkistonliklar o‘ldi. Turkiston uchun kurashish bunday jaholatlarning bitishi, qayta takrorlanmasligi uchun kurashish demakdir. Bu fojealar, bu jaholatlar naqadar haqiqat esa, ularga qarshu kurashish ham shu qadar haqiqatdir. Shuning uchun ham, Turkiston bir xayoldan iborat emasdir. Ming yildan beri bor bo‘lgan bir haqiqatdir. Turkiston uchun kurashish bugungi kunda O‘rta Osiyodagi xalqlarimiz orasida tinchlik va birodarlikni o‘rnatish uchun kurashishni bildiradi.

Bi-bi-si: Endi bu kurashni qanday amalga oshirmoqchisizlar?

Burhon Qovunchi: Turkistonga, ya’ni vatanimizga bu masalada ko‘p da’vatlar qilayapmiz. Ommaviy axborot vositalarida, internetdan da’vat qilyapmiz. Rusiyadagi, Amerikadagi, arab davlatlaridagi Turkistonliklar bilan aloqani tikladik. O‘rta Osiyodan kelgan tijoratchilar bilan uchrashib, ularga maqsadlarimizni tushuntirayapmiz. Bu orqali da’vatimizni xalqimizga yetkazishga urinayapmiz. Yaqinda bu mamlakatlarda ham jamiyatimizning bo‘limlarini ochishni rejalashtirganmiz. Biz Istanbulda o‘tkazgan Turkiston qurultoyi kabi qurultoylar, ziyolilar uchrashuvlarini o‘tkazmoqchimiz.

Bi-bi-si: Shvetsiyadan Muhammadsolihning savollarini o‘qib bersam: “Burhon aka, Turkiyada turkiy davlatlar ishtirokidagi sammit bo‘lib o‘tdi. Bu sammit davlat rahbarlari ishtirokida bo‘ldi. Shu uchrashuv doirasida sizning tashkilot hukumat bilan birga o‘sha davlatlar yozuvchi, ziyolilari orasida, bordi-keldi qilib, madaniy-ijtimoiy integratsiya jarayoniga hissa qo‘shsa bo‘lmaydimi?”

Burhon Qovunchi: Turkiy davlatlar ishtirokidagi sammit va yaqinlashishlar albatta yaxshi faoliyatlardir. Biz bularga bog‘liq bo‘lmasdan ham o‘zaro aloqalar qilishimiz kerak. Shunday uchrashuvlar doirasida ham munosabatlar qilish mumkin. InshaAlloh Turkiyadagi rasmiy maqomlarga murojaat qilamiz. Turkistondagi Madaniy va Ijtimoiy birlik uchun ko‘p ishlar qilishimiz kerak. Turkistonning yozuvchilari va ziyolilari orasida yaxshi munosabatlar o‘rnatilsa, davlatlar orasida ham munosabatlar ham yanada sog‘lom va doimiy bo‘lishi mumkin inshaAlloh.

Bi-bi-si: Muhammadsolih yana: “O‘zbekistonni bu sammitga kelmaganini qanday izohlaysiz?” deb so‘rayaptilar.

Burhon Qovunchi: Turkiy davlatlar ishtirokida sammitlarning oxirgisi Turkiyada o‘tgan Turk Konseyi sammitidir. Bularda O‘zbekiston qatnashmadi. O‘zbekiston rahbariyati esa, qo‘shni davlatlarning hech biri bilan yaxshi aloqa qilmaydi. Ularning aloqasi ba’zan Rusiya bilan, Chin bilan, ba’zan ham AQSh bilan, NATO bilan bo‘ladi. Islom Karimovning hukumati Turkiya bilan yaxshi munosabat qilmaydi. O‘z xalqi bilan ham yaxshi munosabati yo‘q. Bunday sammitlar faqat Turkiy davlatlar orasida emas, umummusulmonlar orasida ham bo‘lsa, yana yaxshi bo‘ladi. Turkistonning birligi uchun Islomiy ittifoqlar ham nihoyatda muhimdir. Chunki, Turkistonda turkiy tilda gapirmaydigan xalqlar ham bor, Tojiklar, Pashtunlar kabi. Bizning uchun xalqlar orasidagi aloqalar yanada muhimdir. Turkiston xalqlari orasidagi aloqalar aslida yaxshidir. Xalqlarimizning tili birdir, undan-da muhimi dini ham birdir.

Bi-bi-si: Qiziqarli suhbat uchun katta rahmat!

Burhon Qovunchi: Siz ham sog‘ bo‘ling. Turkiston xalqlarining hammasiga salom yo‘llang.

Бурҳон Қовунчи:Ўрта Осиёдаги халқлар орасида тинчлик ва биродарликни ўрнатиш учун курашамиз

Бурҳон Қовунчи – Туркиядаги таниқли жамоат арбоби, Туркистонликлар Халқаро Ҳамкорлик Жамиятининг Раиси.

Бурҳон Қовунчи 1954 йилда Туркиянинг Усмония вилоятида ўзбек муҳожирлар оиласида туғилган. Отаси Ҳамид Қовунчи асли Наманганлик, ўқитувчи ва ҳуқуқшунослик билан шуғулланган, онаси Ойхон опа асли Қўқонлик бўлишган.

Бурҳон Қовунчининг ота-боболари русларнинг зулмидан қочиб, аввал Афғонистонга, кейин эса Туркияга келиб жойлашишган. Она тарафидан бобоси Насруллоҳ Ясса Туркистонда совет ишғолига қарши қуролли кураш олиб борган босмачилар сафида ўрин олган. Бу туфайли 8 йил Сибирда қамоқ жазосини ўтаган.

Бурҳон Қовунчи ўрта мактабни битиргандан кейин Анқара Ҳожаттепа университети Статистика бўлимида ўқиган. Талабалик йилларидан бошлаб Турк миллатчилари ёшлар бўлимининг “Улку ўчоқлари”да Раис ёрдамчиси сифатида фаолият кўрсатган.

У 1980 йил Туркияда муҳофазакор ва коммунистлар орасида кечган тўқнашувларда миллатчи гуруҳлар сафида фаол қатнашади ва бунинг учун 3 йил қамоқ жазоси олади.

Бурҳон Қовунчи қамоқдан озод бўлгач – 1990 ва 1995 йиллар орасида “Ер юзи” журналининг Бош муҳаррири сифатида фаолият олиб борган ва ижтимоий-сиёсий, Ислом мавзуларда қатор мақолалар ёзган.

1991 йил ҳозирда Туркияда машҳур бўлган “Мазлумдер” номли инсон ҳақларини ҳимоя қилиш жамияти муассисларидан бири бўлган.

1996 йилда эса, “Ўзгурдер” жамиятига асос солган. 2007 ва 2011 йилларда ушбу жамият раҳбарларидан бири сифатида ишлаган.

Марказий Осиёдаги туркий жумҳуриятлар мустақил бўлгандан кейин Бурҳон Қовунчи Туркияга ушбу мамлакатлардан келган муҳожирларга ёрдам кўрсата бошлаган.

2013 йилда Туркиядаги Туркистонлик фаоллар билан бирга Туркистонликлар Халқаро Ҳамкорлик Жамиятини тузган (Веб сайти: www.turkistanlilar.org) ва ҳозирги кунда ушбу жамиятнинг раиси сифатида фаолият олиб бормоқда.

Ушбу жамият шу йилнинг апрель ойида Халқаро Туркистонликлар қурултойини ўтказди. Ҳозирги кунда Ўрта Осиё давлатларидан ўн мингларча муҳожирлар Туркияга келиб ўрнашишган. Туркистонликлар Халқаро Ҳамкорлик Жамияти ушбу муҳожирларга илмий, маърифий, ижтимоий ва ҳуқуқий соҳаларда ёрдам бериш билан шуғулланади.

Би-би-си: Би-би-сининг бу галги меҳмони – Туркиядаги таниқли жамоат арбоби, Туркистонликлар Халқаро Ҳамкорлик Жамиятининг Раиси Бурҳон Қовунчи. Ассалому алайкум Бурҳон ака!

Бурҳон Қовунчи: Ваалайкум ассалом, хуш бўлдик!

Би-би-си: Суҳбатни Лондонда яшаётган Шаҳнозанинг саволлари билан бошласак: “Асли Ўзбекистонлик экансиз, оилангиз тарихи ҳақида гапириб берсангиз? Ва агар сир бўлмаса, нима учун исми шарифингиз Қовунчи? Ҳозир Ўзбекистондаги қариндошларингиз билан борди-келдингиз борми?” Яна Лондондан Бен исми билан хат йўллаган тингловчимиз ҳам: “Нимага Қовунчи исмини олгансизлар, деб сўраганлар”.

Бурҳон Қовунчи: Мен Туркияда туғилганман, оилам эса, Туркистондан ҳижрат қилиб Туркияга келишган. Отам Ҳамид Қовунчи ва бобом Абдурраҳман Қовунчи Наманганнинг Қовунчи қишлоқида туғилишган. Қовунчи қишлоғи ҳозир Наманганнинг бир маҳалласидир. Наманганнинг қовунлари машҳур бўлиб, энг катта ва ширинлари Қовунчи қишлоғида етишган. Абдурраҳман бобом диний таҳсил учун Мадинага борган ва у жойда жойлашган. Мадинада пайғамбаримиз Ҳазрати Муҳаммад (сав)нинг қабри шарифи ҳам бор. Мадинада Бухороликлар номи билан яшайдиган Туркистонликлар кўпдир. Жаҳон урушидан кейин Мадинадаги Бухороликларнинг йўлбошчилари Туркияга ҳижрат қилдилар. Онам Ойхон хоним Қўқоннинг Бешариқ туманида туғилганлар. Отаси Насруллоҳ афанди Ҳиндистонда таҳсил олган ва Қўқонда “ҳожалар ва эшонлар” номи билан машҳурдирлар. Бобом Насруллоҳ афанди Рус ишғолига қарши курашиш учун Босмачи (Қўрбошилар) ҳаракатида қатнашгани ва Сибирда қамоқда 8 йил ётган. Қамоқдан кейин аввал Тожикистонга кейин Афғонистоннинг Мозори Шариф ва Қабул шаҳарларига жойлашган. Туркияга ҳижрат қилганларида (1938 йилда) онам Ойхон ҳоним тўққиз 9 ёшида экан. Ўзбекистонда қариндошларимиз бор, улар билан борди-келдимиз ҳам бор. Тошкантда, Қўқонда, Наманганда қариндошларимиз бор.

Би-би-си: Истанбулдан Абдурраҳмон Муҳаммад ҳам: “Ассалому алайкум ҳурматли Бурҳон Қовунчи! Жамиятингизнинг асосий мақсади нимадан иборат?

Бурҳон Қовунчи: Ваалайкум ассалом. Жамиятимизнинг асосий мақсади муҳожиротдаги Туркистонликларга илмий-марифий, ижтимоий-ҳуқуқий ёрдам беришдир. Олий мақсадимиз эса, буюк Туркистон озодлиги, ҳақиқий мустақиллиги, ватанимизда Ислом маданиятининг қайта тикланиши, Туркистонликлар эркин ва эътиборли инсонлар бўлиб яшашларидир. Бу олий мақсадлар ичида албатта сиёсий фикрлар ҳам мавжуддир. Аммо, бизга кўра аввало маданий, илмий, ижтимоий, диний тараққиёт аввалги вазифалар ҳисобланади.

Би-би-си: Айтиш жоиз бўлса, Туркистон ҳудудида жойлашган ҳар бир мамлакатда ўзига хос миллий ғоялар бор ва бу миллий ғоялар баъзи ҳолатларда бир-бирига мос тушмайди. Шу маънода Лондондан Бен яна: “Туркистон бирлиги энди китобларда ўқиладиган бир нарсадек”, дейди ва: “… миллатларни қандай қилиб ҳамкорликка чақирасиз”, деб сўрайди.

Бурҳон Қовунчи: Биз Туркистондаги, яъни Ўзбекистон, Қирғизистон, Қозоғистондаги юртдошларимизни исломий қариндошликка чақирамиз. Туркистон қариндошлиги, Ислом қариндошлиги бутун муаммоларнинг ечими учун кафолатдир, иншаАллаҳ.

Би-би-си: Бурҳон ака, мана ташкилотларингиз номини Туркистонликлар Халқаро Ҳамкорлик Жамияти деб атагансизлар, Марказий Осиё давлатларидан қайси бири билан расмий алоқаларингиз бор?

Бурҳон Қовунчи: Бизнинг жамиятимиз сивил, яъни фуқаровий жамиятдир. Яъни, ноҳукумат ташкилот. Давлатлар билан расмий алоқа бўлса, фуқаровий жамият ҳисобланмайди. Аммо, бундай жамиятлар халқнинг муаммоларини, талабларини, истакларини ҳукуматларга билдириш учун фаолият олиб боришади. Бизнинг жамиятимиз муҳожиротдаги юртдошларимизнинг муаммоларини ечиш учун иш олиб бормоқда. Баъзи масалаларда Истанбулдаги консулларга мурожаат этамиз.

Би-би-си: Ўзбекистон билан-чи, қандайдир алоқаларни йўлга қўйишга муваффақ бўла олганмисизлар? Агар алоқалар бўлмаса, бунга нима халақит беради?

Бурҳон Қовунчи: Ўзбекистон ҳукумати билан расмий алоқаларимиз йўқ, аммо жуда кўп Ўзбек биродарларимиз ва Ўзбек зиёлилари билан яхши алоқаларимиз бор. Зотан, биз учун расмий ҳукумат билан эмас, халқнинг ҳақиқий вакиллари билан алоқа қилиш муҳимдир.

Би-би-си: Истанбулдан Абдурраҳмон Муҳаммаднинг иккинчи саволи: “Марказий Осиёдаги ҳозирги вазиятни қандай баҳолайсиз?”

Бурҳон Қовунчи: Туркистон – бизнинг ота-боболаримизнинг ватани фақат ҳозир эмас, 500 йилдан бери бундай аянчли ҳолатдадир. Амир Темурнинг, Улуғбекнинг ва Ибн Синоларнинг неваралари ҳозир камбағал, фақир ҳолатда иш топиш учун Москвада бир-бирлари билан уришиб юрган жоҳил одамлар бўлиб қолишган. Шарқий Туркистонда Чиннинг зулмидан инграган юртдошларимизнинг фарёди дунёга тарқалмоқда. Ўзбекистондаги зулм, Хитойдаги зулмдан асло кам эмас.

Би-би-си: Энди мана Туркистон деб атаётган ҳудудда жойлашган мамлакатлар ўртасидаги мавжуд муносабатлардан ва у ердаги сиёсий вазиятдан келиб чиқадиган бўлсак, жамиятингиз ўз олдига қўйган мақсадларига ета олади дейиш мумкинми? Бу номни истамайдиган давлатлар ҳам йўқ эмас минтақада, хусусан, Тожикистон ва Афғонистонни олсак…

Бурҳон Қовунчи: Бизнинг мақсадларимиз жуда узоқ бўлиб кўриниши мумкин, лекин бу ерда икки хусусни таъкидлашни истайман. Биринчиси, 1950 йилларда туғилганлар орасида Туркистон исми маълум эди. Бир Кирғиз, бир Қозоқ бир Қашғарли “мен Туркистонликман” дер эди. Ҳозир Туркистон номи унутилди, унуттирилди. Буни қайта хотирлатишни кун тартибига келтириш қийин бир иш эмаску. 60 – 70 йил олдин мумкин бўлган иш, албатта, ҳозир ҳам мумкиндир. Иккинчиси, Туркистоннинг бирлиги аввало халқларнинг бирлигидир. Биз бу жойга келаётган Ўзбекларга, Қирғизларга, Қозоқларга улар Туркистонлик эканларини эслатамиз. Ниҳоий ўлароқ айри-айри давлатлар, байроқлар, чегаралар “сиз ўзингиз ва ота боболарингиз ўйлаб топган нарсалардан бошқа нарса эмасдир” деймиз (Юсуф сураси, 40 оят). Бугун “халқларнинг биродарлиги” шиори юксалмоқда. Бутун Мусулмонлар бир-бирларига биродардирлар. Бизнинг айри-айри, парча-парча бўлишимиз диктаторларга ва импералист давлатларга хизмат этмоқда. 2010 йилда “Қирғизистон фожеаси”, деб айтилган воқеаларда мингларча туркистонликлар ўлди. Туркистон учун курашиш бундай жаҳолатларнинг битиши, қайта такрорланмаслиги учун курашиш демакдир. Бу фожеалар, бу жаҳолатлар нақадар ҳақиқат эса, уларга қаршу курашиш ҳам шу қадар ҳақиқатдир. Шунинг учун ҳам, Туркистон бир хаёлдан иборат эмасдир. Минг йилдан бери бор бўлган бир ҳақиқатдир. Туркистон учун курашиш бугунги кунда Ўрта Осиёдаги халқларимиз орасида тинчлик ва биродарликни ўрнатиш учун курашишни билдиради.

Би-би-си: Энди бу курашни қандай амалга оширмоқчисизлар?

Бурҳон Қовунчи: Туркистонга, яъни ватанимизга бу масалада кўп даъватлар қилаяпмиз. Оммавий ахборот воситаларида, интернетдан даъват қиляпмиз. Русиядаги, Америкадаги, араб давлатларидаги Туркистонликлар билан алоқани тикладик. Ўрта Осиёдан келган тижоратчилар билан учрашиб, уларга мақсадларимизни тушунтираяпмиз. Бу орқали даъватимизни халқимизга етказишга уринаяпмиз. Яқинда бу мамлакатларда ҳам жамиятимизнинг бўлимларини очишни режалаштирганмиз. Биз Истанбулда ўтказган Туркистон қурултойи каби қурултойлар, зиёлилар учрашувларини ўтказмоқчимиз.

Би-би-си: Швециядан Муҳаммадсолиҳнинг саволларини ўқиб берсам: “Бурҳон ака, Туркияда туркий давлатлар иштирокидаги саммит бўлиб ўтди. Бу саммит давлат раҳбарлари иштирокида бўлди. Шу учрашув доирасида сизнинг ташкилот ҳукумат билан бирга ўша давлатлар ёзувчи, зиёлилари орасида, борди-келди қилиб, маданий-ижтимоий интеграция жараёнига ҳисса қўшса бўлмайдими?”

Бурҳон Қовунчи: Туркий давлатлар иштирокидаги саммит ва яқинлашишлар албатта яхши фаолиятлардир. Биз буларга боғлиқ бўлмасдан ҳам ўзаро алоқалар қилишимиз керак. Шундай учрашувлар доирасида ҳам муносабатлар қилиш мумкин. ИншаАллоҳ Туркиядаги расмий мақомларга мурожаат қиламиз. Туркистондаги Маданий ва Ижтимоий бирлик учун кўп ишлар қилишимиз керак. Туркистоннинг ёзувчилари ва зиёлилари орасида яхши муносабатлар ўрнатилса, давлатлар орасида ҳам муносабатлар ҳам янада соғлом ва доимий бўлиши мумкин иншаАллоҳ.

Би-би-си: Муҳаммадсолиҳ яна: “Ўзбекистонни бу саммитга келмаганини қандай изоҳлайсиз?” деб сўраяптилар.

Бурҳон Қовунчи: Туркий давлатлар иштирокида саммитларнинг охиргиси Туркияда ўтган Турк Консейи саммитидир. Буларда Ўзбекистон қатнашмади. Ўзбекистон раҳбарияти эса, қўшни давлатларнинг ҳеч бири билан яхши алоқа қилмайди. Уларнинг алоқаси баъзан Русия билан, Чин билан, баъзан ҳам АҚШ билан, НАТО билан бўлади. Ислом Каримовнинг ҳукумати Туркия билан яхши муносабат қилмайди. Ўз халқи билан ҳам яхши муносабати йўқ. Бундай саммитлар фақат Туркий давлатлар орасида эмас, умуммусулмонлар орасида ҳам бўлса, яна яхши бўлади. Туркистоннинг бирлиги учун Исломий иттифоқлар ҳам ниҳоятда муҳимдир. Чунки, Туркистонда туркий тилда гапирмайдиган халқлар ҳам бор, Тожиклар, Паштунлар каби. Бизнинг учун халқлар орасидаги алоқалар янада муҳимдир. Туркистон халқлари орасидаги алоқалар аслида яхшидир. Халқларимизнинг тили бирдир, ундан-да муҳими дини ҳам бирдир.

Би-би-си: Қизиқарли суҳбат учун катта раҳмат!

Бурҳон Қовунчи: Сиз ҳам соғ бўлинг. Туркистон халқларининг ҳаммасига салом йўлланг.

Devami

İncitme-Ranjimasin

РАНЖИМАСИН

Соясида ўтир аммо,
Япроқ сендан ранжимасин.
Тоза бўлиб кир мозорга,
Тупроқ сендан ражимасин.

Йўллар узун, йўллар инжа,
Қисқа бўлур ишқ келгунча,
Қурбон бўлгин Исмоилча,
Пичоқ сендан ранжимасин.

Ҳозир тургин излашганда,
Тўғри сўзла сўрашганда,
Тобутингни ўрашганда,
Байроқ сендан ранжимасин.

Вилоят кетсин кетсанг,
Йўллар ҳам ёнсин ўтсанг,
Сувидан қониб ичсанг,
Ирмоқ сендан ранжимасин.

Чанг тегмасин борлиғингга,
Ҳаққи ўтар халқнинг сенга,
Яқин бегона бўлиб сенга,
Узоқ сендан ранжимасин…

Абдурраҳмон Қоракўч
Турк шоири

RANJIMASIN

Soyasida o‘tir ammo,
Yaproq sendan ranjimasin.
Toza bo‘lib kir mozorga,
Tuproq sendan rajimasin.

Yo‘llar uzun, yo‘llar inja,
Qisqa bo‘lur ishq kelguncha,
Qurbon bo‘lgin Ismoilcha,
Pichoq sendan ranjimasin.

Hozir turgin izlashganda,
To‘g‘ri so‘zla so‘rashganda,
Tobutingni o‘rashganda,
Bayroq sendan ranjimasin.

Viloyat ketsin ketsang,
Yo‘llar ham yonsin o‘tsang,
Suvidan qonib ichsang,
Irmoq sendan ranjimasin.

Chang tegmasin borlig’ıngga,
Haqqi o‘tar xalqning senga,
Yaqin begona bo‘lib senga,
Uzoq sendan ranjimasin…

Abdurrahmon Qorako‘ch
Turk shoiri

İNCİTME

Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin.

Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.

İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Irmak senden incinmesin.

Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin …

Abdurrahim KARAKOÇ

Devami

Biz Müslümanlarning kamchilıklari ve ulardan xolos bolish yollari haqida

Yazının Türkçe Özeti:

Yazıda günümüz Müslümanlarının esas eksiklikleri başkalarını (kendi ustazlarını, şeyhlerini, liderlerini) şiddetli sevgi ile sevmeleri ve onlara kayıtsız şartsız itaat etmeleri olarak tarif edilmektedir. Bu da her cemaat ya da grubun sadece kendi yollarını doğru yol olarak görmelerine ve Müslümanlar arasında tefrikenin yayılmasına ve derinleşmesine neden olduğunun altı çızılmaktadır. Çözüm olarak şu 3 husus teklif edilmektedir:

1. Önce Allah’ı (cc) ve Muhammed (sav)’ı şiddetli sevmek ve önce Allah’a (cc), yani Kur’anın hükmlerine ve Muhammed (sav) sahih Sünnetindeki hükmlere itaat etmek;

2. Sonra Müslümanların bütün işlerini Kur’an ve Sünnete dayandırarak Şura ile yürütmeleri.

3. En sonunda Müslümanların alimlere (hocalara, şeyhlara) ve yöneticilere (emirlere, reislere) onların 1 ve 2 kaideye amel etlmesi şartı ile, onlara Müslümanların itaat etmesi.

BİZ MUSULMONLARNİNG BA’Zİ KAMCHİLİKLARİMİZ VA ULARDAN XOLOS BO’LİSH YO’LLARİ HAQİDA

Bismillahir Rohmanir Rohim

Ma’lumki imonning asosiy jihatlaridan ikkisi avval Alloh taoloni va Muhammad (sav)ni sevish va avval ularga itoat qilishdir…menimcha biz musulmonlarning asosiy muammolari mana shu ikki xususiyatdagi xatoda bo‘lsa kerak. Ba’zi musulmonlar avval havoyi nafslarining orzularini sevib, avval ularga itoat qiladilar. Natijada ular nafslarining cheksiz istaklariga hayotlarini qurbon qilib yuboradilar. Holbuki Qur’oni Karimda bu haqda jiddiy ogohlantirishlar bor:

“(Ey Muhammad) Havoi nafsini o‘ziga Iloh qilib olganni ko‘rdingizmi?! Endi siz unga vakil bo‘lasizmi?!” (Furqon surasi 43 oyat)

Ba’zi musulmonlar esa avval ustozlarini (shayxlarini, xo‘jalarini) yoki rahbarlarini (amirlarini, raislarini) sevib, ularga so‘zsiz itoat qiladilar. Natijada ular shayxlari aytgan hamma gaplarga ergashib, ular qayoqqa boshlasa indamay o‘sha tomonga ergashib ketaveradilar. Holbuki Qu’ron avval Alloh va Rasulini sevishni va avval ularga itoat qilishni amr qilgan:

” Ey iymon keltirganlar! Allohga itoat qiling, Payg‘ambarga va o‘zingizdan bo‘lgan ishboshilarga itoat qiling. Biror narsa haqida tortishib qolsangiz, agar Alloh va oxirat kuniga iymon keltirgan bo‘lsangiz, uni Allohga va Payg‘ambarga qaytaring. Ana shunday qilish xayrli va oqibati yaxshidir.” (Niso surasi 59)

Yuqorida aytganimdek, mana shu ikki muammo, ya’ni Alloh va Rasulidan boshqalarni cheksiz sevish va ularga cheksiz itoat qilish musulmonlarning asosiy muammosiga o‘xshaydi menga. Holbuki sevgining darajasini ham Alloh taolo Qur’onda belgilab bergandir:

“Odamlar ichida Allohdan o‘zgalarni Allohga tengdosh tutadiganlar va shu tengdoshlarni Allohni sevgandek sevadiganlar bor. Iymon keltirganlarning Allohga muhabbatlari esa kuchliroqdir. Zulm qilganlar azobni ko‘rgan chog‘larida, albatta, barcha quvvat Allohga xosligini va, albatta, Allohning azobi shiddatli ekanini bilsalar edi!” (Baqara surasi 165 oyat)

“Agar ota-onalaringiz, bolalaringiz, aka-ukalaringiz, juftlaringiz, qarindosh-urug‘laringiz, kasb qilgan mollaringiz, kasod bo‘lishdan qo‘rqqan tijoratlaringiz va xush ko‘rgan maskanlaringiz sizga Allohdan, Uning Rasuli va Uning yo‘lida jihod qilishdan sevimliroq bo‘lsa, u holda Alloh O‘z amrini kelturguncha kutib turing. Alloh fosiq qavmni hidoyat qilmas.” (Tavba surasi 24 oyat)

Ba’zi musulmonlar o‘z ustozlarining fikrlarini, kitoblarini, ular o‘rtaga qo‘ygan nizomlarni juda qattiq sevadilar va ularga so‘zsiz itoat qiladilar. Ularga ko‘ra haqiqiy Islom ularning ustozlarining fikrlarida va kitoblarida aytilgan Islomdir…Mana shu tarzda bir birini istmaydigan, o‘zaro ittifoqdan uzoq turli jamoatlar, guruhlar, tashkilotlar o‘rtaga chiqadi musulmonlar orasida. Bu haqda ham Qur’onning hukmi qat’iydir:

“Barchangiz Allohning ipini (Qur’onni) mahkam tuting va bo‘linib ketmang. Va Allohning sizga bergan ne’matini eslang: bir vaqtlar dushman edingiz, bas, qalblaringizni ulfat qildi. Uning ne’mati ila birodar bo‘ldingiz. Olovli jar yoqasida edingiz, undan sizni qutqardi. Shunday qilib, Alloh sizga O‘z oyatlarini bayon qiladi. Shoyadki hidoyat topsangiz. ” (Oli Imron surasi 103 oyat)

” (Ey mo‘minlar) O‘zlariga ochiq bayonotlar kelganidan keyin bo‘linib ixtilofga tushganlarga o‘xshash bo‘lmaganlar, ana o‘shalarga ulug‘ azob bordir.” (Oli Imron surasi 105 oyat)

“Dinlarida tafriqaga tushgan, guruh-guruh bo‘lib olib, har bir firqa o‘zlaridagi narsalardan shod bo‘lganlar kabi bo‘lmang” (Rum surasi 32 oyat)

Nima qilsak biz musulmonlar mana shu kamchiliklarn qutulib, haqiqiy mo‘minlarga aylanamiz, haqiqiy ma’noda musulmonlar ittifoqini quramiz? Aslida bu savolning javobi yuqorida keltirilgan oyatlarda aytildi:

1. Avval Alloh taoloni va Uning Rasulini qattiq sevish va avval ularga qattiq itoat qilish..

2. Shundan keyin musulmonlar o‘zaro Shuroni yo‘lga qo‘yishlari kerak. Bu ham Qur’onning hukmidir:

“Ularning (musulmonlarning) ishlari albatta o‘zaro shuro -maslahatlashish bilan bo‘ladi” (Shuro surasi 38 oyat)

Ya’ni, musulmonlar hamma ishlarini, ya’ni ilm o‘rganishni ham, jamoat ishlarini ham, tashkiliy ishlarni ham, olimlarga va rahbarlarga itoat qilishni ham Shuro asosida amalga oshirishni o‘rganishlari kerak. Olimlar (imomlar, shayxlar) va rahbarlar (amirlar, raislar) ham bunday sho‘rolarda oddiy a’zolarday ishtirok etishlari va shuroning qarorlariga itoat qilishlari kerak. Albatta, yuqorida aytganimizdek, avvalgi sevgi va avalgi itoat Alloh va Rasuligadir…

Demak, muammolardan chiqish yo‘li uch asosda bo‘lishi kerak:

1. Avvalgi sevgi va avalgi itoat Alloh va Rasuliga (sav), ya’ni Qur’on va sahih Sunnatdagi hukmlarga bo‘lishi kerak.

2. Musulmonlarning butun ishlari ularning Shurolarida qarorga bog‘lanishi kerak.

3. Shundan keyin ahli ilmlarga va rahbarlarga (amirlarga, raislarga), ularning o‘zlarining birinchi va ikkinchi qoidaga amal qilish sharti bilan, itoat qilinishi kerak..

Alloh bilguvchiroqdir…

Namoz NORMO‘MIN

31.05.2014

БИЗ МУСУЛМОНЛАРНИНГ БАЪЗИ КАМЧИЛИКЛАРИМИЗ ВА УЛАРДАН ХОЛОС БЎЛИШ ЙЎЛЛАРИ ҲАҚИДА

Бисмиллаҳир Роҳманир Роҳим

Маълумки имоннинг асосий жиҳатларидан иккиси аввал Аллоҳ таолони ва Муҳаммад (сав)ни севиш ва аввал уларга итоат қилишдир…менимча биз мусулмонларнинг асосий муаммолари мана шу икки хусусиятдаги хатода бўлса керак. Баъзи мусулмонлар аввал ҳавойи нафсларининг орзуларини севиб, аввал уларга итоат қиладилар. Натижада улар нафсларининг чексиз истакларига ҳаётларини қурбон қилиб юборадилар. Ҳолбуки Қуръони Каримда бу ҳақда жиддий огоҳлантиришлар бор:

“(Эй Муҳаммад) Ҳавои нафсини ўзига Илоҳ қилиб олганни кўрдингизми?! Энди сиз унга вакил бўласизми?!” (Фурқон сураси 43 оят)

Баъзи мусулмонлар эса аввал устозларини (шайхларини, хўжаларини) ёки раҳбарларини (амирларини, раисларини) севиб, уларга сўзсиз итоат қиладилар. Натижада улар шайхлари айтган ҳамма гапларга эргашиб, улар қаёққа бошласа индамай ўша томонга эргашиб кетаверадилар. Ҳолбуки Қуърон аввал Аллоҳ ва Расулини севишни ва аввал уларга итоат қилишни амр қилган:

” Эй иймон келтирганлар! Аллоҳга итоат қилинг, Пайғамбарга ва ўзингиздан бўлган ишбошиларга итоат қилинг. Бирор нарса ҳақида тортишиб қолсангиз, агар Аллоҳ ва охират кунига иймон келтирган бўлсангиз, уни Аллоҳга ва Пайғамбарга қайтаринг. Ана шундай қилиш хайрли ва оқибати яхшидир.” (Нисо сураси 59)

Юқорида айтганимдек, мана шу икки муаммо, яъни Аллоҳ ва Расулидан бошқаларни чексиз севиш ва уларга чексиз итоат қилиш мусулмонларнинг асосий муаммосига ўхшайди менга. Ҳолбуки севгининг даражасини ҳам Аллоҳ таоло Қуръонда белгилаб бергандир:

“Одамлар ичида Аллоҳдан ўзгаларни Аллоҳга тенгдош тутадиганлар ва шу тенгдошларни Аллоҳни севгандек севадиганлар бор. Иймон келтирганларнинг Аллоҳга муҳаббатлари эса кучлироқдир. Зулм қилганлар азобни кўрган чоғларида, албатта, барча қувват Аллоҳга хослигини ва, албатта, Аллоҳнинг азоби шиддатли эканини билсалар эди!” (Бақара сураси 165 оят)

“Агар ота-оналарингиз, болаларингиз, ака-укаларингиз, жуфтларингиз, қариндош-уруғларингиз, касб қилган молларингиз, касод бўлишдан қўрққан тижоратларингиз ва хуш кўрган масканларингиз сизга Аллоҳдан, Унинг Расули ва Унинг йўлида жиҳод қилишдан севимлироқ бўлса, у ҳолда Аллоҳ Ўз амрини келтургунча кутиб туринг. Аллоҳ фосиқ қавмни ҳидоят қилмас.” (Тавба сураси 24 оят)

Баъзи мусулмонлар ўз устозларининг фикрларини, китобларини, улар ўртага қўйган низомларни жуда қаттиқ севадилар ва уларга сўзсиз итоат қиладилар. Уларга кўра ҳақиқий Ислом уларнинг устозларининг фикрларида ва китобларида айтилган Исломдир…Мана шу тарзда бир бирини истмайдиган, ўзаро иттифоқдан узоқ турли жамоатлар, гуруҳлар, ташкилотлар ўртага чиқади мусулмонлар орасида. Бу ҳақда ҳам Қуръоннинг ҳукми қатъийдир:

“Барчангиз Аллоҳнинг ипини (Қуръонни) маҳкам тутинг ва бўлиниб кетманг. Ва Аллоҳнинг сизга берган неъматини эсланг: бир вақтлар душман эдингиз, бас, қалбларингизни улфат қилди. Унинг неъмати ила биродар бўлдингиз. Оловли жар ёқасида эдингиз, ундан сизни қутқарди. Шундай қилиб, Аллоҳ сизга Ўз оятларини баён қилади. Шоядки ҳидоят топсангиз. ” (Оли Имрон сураси 103 оят)

” (Эй мўминлар) Ўзларига очиқ баёнотлар келганидан кейин бўлиниб ихтилофга тушганларга ўхшаш бўлмаганлар, ана ўшаларга улуғ азоб бордир.” (Оли Имрон сураси 105 оят)

“Динларида тафриқага тушган, гуруҳ-гуруҳ бўлиб олиб, ҳар бир фирқа ўзларидаги нарсалардан шод бўлганлар каби бўлманг” (Рум сураси 32 оят)

Нима қилсак биз мусулмонлар мана шу камчиликларн қутулиб, ҳақиқий мўминларга айланамиз, ҳақиқий маънода мусулмонлар иттифоқини қурамиз? Аслида бу саволнинг жавоби юқорида келтирилган оятларда айтилди:

1. Аввал Аллоҳ таолони ва Унинг Расулини қаттиқ севиш ва аввал уларга қаттиқ итоат қилиш..

2. Шундан кейин мусулмонлар ўзаро Шурони йўлга қўйишлари керак. Бу ҳам Қуръоннинг ҳукмидир:

“Уларнинг (мусулмонларнинг) ишлари албатта ўзаро шуро -маслаҳатлашиш билан бўлади” (Шуро сураси 38 оят)

Яъни, мусулмонлар ҳамма ишларини, яъни илм ўрганишни ҳам, жамоат ишларини ҳам, ташкилий ишларни ҳам, олимларга ва раҳбарларга итоат қилишни ҳам Шуро асосида амалга оширишни ўрганишлари керак. Олимлар (имомлар, шайхлар) ва раҳбарлар (амирлар, раислар) ҳам бундай шўроларда оддий аъзолардай иштирок этишлари ва шуронинг қарорларига итоат қилишлари керак. Албатта, юқорида айтганимиздек, аввалги севги ва авалги итоат Аллоҳ ва Расулигадир…

Демак, муаммолардан чиқиш йўли уч асосда бўлиши керак:

1. Аввалги севги ва авалги итоат Аллоҳ ва Расулига (сав), яъни Қуръон ва саҳиҳ Суннатдаги ҳукмларга бўлиши керак.

2. Мусулмонларнинг бутун ишлари уларнинг Шуроларида қарорга боғланиши керак.

3. Шундан кейин аҳли илмларга ва раҳбарларга (амирларга, раисларга), уларнинг ўзларининг биринчи ва иккинчи қоидага амал қилиш шарти билан, итоат қилиниши керак..

Аллоҳ билгувчироқдир…

Намоз НОРМЎМИН

31.05.2014

Devami

Dr. Namoz Normuminning radio suhbatları

Birinchi Suhbat:

Musulmanlar Fuqarolık jamiyatlarını shakllantırıshları lozim. Ushbu suhbatnı tınglang:

Намоз Нормўмин; «Мусулмонлар фуқаролик жамиятларини шакллантиришлари лозим»

İkkınchı Suhbat: Mısır saylovlarıga Munosabat: Ushbu suhbatnı tınglang:

Намоз Нормўмин Мисрда ўтаётган сайловларга муносабат

3. Suhbat:

Намоз Нормўмин; » Каримов Ўзбекистон мустақиллиги учун эмас ўзининг хавфсизлиги учун қайғуради»

Devami