Türkistander Başkanı Burhan Kavuncu: “Topluluklar kimliklerini nasıl tanımlıyorlarsa öyledirler, Doğu Türkistan halkı kendisini Türkistanlı olarak tanımlıyor”

Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi, Uygur Türkleri ile ilgili dün bir rapor yayımladı. Pekin yönetimi raporda, Uygur Türkleri’nin Türk kökenli olmadıklarını, Pantürkist ve Panislamist gruplar tarafından Çin’i bölmek üzere yönlendirildiklerini ve “politik maşa” olduklarını iddia etti.

Raporda Çin yönetiminin, “düşman güçlerin” Çin’i bölmeye çalıştığı ve Şincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğu iddiasına da yer verildi. Raporda ayrıca, Doğu Türkistan diye bir yer olmadığı ve Müslümanlığın Uygur Türkleri’ne Araplar tarafından dayatıldığı iddia edildi: “Uygurların İslam’ı seçmesi sıradan halkın yaptığı gönüllü bir tercih değil, din savaşlarının bir sonucu ve yönetici sınıfın bir dayatmasıydı.”

Pazar günü yayımlanan raporda, “Sincan, aşırılıkçıların ülkeyi bölmek amacıyla tarihi gerçekleri çarptırma çabalarına rağmen Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır” denildi, Şincan’ın Han Hanedanlığı’ndan bu yana Çin’in bir parçası olduğu belirtildi.

Pekin yönetimi Uygur Türkleri’ne işkence etmekle suçlanıyor. Eğitim merkezleri adı altındaki kamplarda en az bir milyon Uygur Türkü’nün tutulduğu iddia ediliyor. Çin ise ısrarla bu kampların İslami aşırılıkçılığın yayılmasının azaltılmasına yönelik eğitim merkezleri olduğu iddia ediyor.

Çin’in Uygur Türkleri raporunu Türkistan-der Başkanı Burhan Kavuncu Medyascope’a değerlendirdi

Türkistan-der Başkanı Burhan Kavuncu, Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi’nin Uygurlar’ın kökeninin Türk olmadığı iddiasının “Kürdistan diye bir yer yok, Kürtler de aslında Kürt değildir, dağ Kürtleridir” söyleminden hareketle Kürtlere dair iddiaları hatırlattığını belirtti.

“Çin devlet politikasına göre Doğu Türkistan ismi de inkâr ediliyor, bu bölgeye Şincan deniliyor”

İnsanların atalarının kim olduğunun tarihsel olarak tartışılabileceğini söyleyen Kavuncu, “Netice olarak topluluklar kimliklerini nasıl tanımlıyorlarsa öyledirler, Doğu Türkistan halkı kendisini Türkistanlı olarak tanımlıyor” dedi. Kavuncu bahsedilen bölgede bahsedilen bölgede Uygurlar’ın yanı sıra, Kazaklar’ın ve Çinli Müslümanlar’ın da yaşadığını belirtti.

Çin’in böyle bir açıklamaya ihtiyaç duymasının, dış politikada zor bir durumda olduğunu gösterdiğini belirten Kavuncu, Çin ile ekonomik ve politik ilişkiler sebebiyle devletler bazında yeterli karşılık görmese de Çin’in Uygur Türkleri’ne yönelik politikalarının dünya kamuoyunun tepkisini çektiğini söyledi.

Kavuncu, Çin’in eğitim merkezleri olarak isimlendirdiği kamplara da değindi. Çin Halk Cumhuriyeti, kamplarda dil eğitimi ve mesleki eğitim verildiği ve insanların İslami aşırılıktan arındırıldığını savunuyor. Kavuncu ise, kampta tutulan yüzlerce profesöre o kamplarda nasıl bir meslek kazandırıldığı sorusunun bir cevabının olmadığını vurguladı.

“Doğu Türkistan” meselesinin hem dini hem de milli karakteri olduğunu belirten Kavuncu, raporda Uygur Türkleri’nin Müslüman olması süreciyle ilgili vurguya atıfta bulunurken de, insanların dinlerini değiştirme süreçlerinin çok farklı şekillerde tezahür edebileceğini belirtti.

Raporun akıldışı olduğunu belirten Kavuncu, metindeki hem etnik ve hem dini vurgunun devletin dini aşırılıkla mücadele söylemini sürdüreceğinin göstergesi olduğunu söyledi.

Söyleşinin tamamı için:

https://soundcloud.com/medyascopetv/cinin-uygur-turkleri-raporunu-turkistan-der-baskani-burhan-kavuncu-medyascopea-degerlendirdi

https://medyascope.

Devami

Çin’in Doğu Türkistan raporu: Uygurlar Türk değil

Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi’nin Uygurlar hakkında yayımladığı raporda, Uygurların atalarının Türk olmadığı savunuldu. Raporda, ‘Doğu Türkistan’ diye bir yer olmadığı, İslamiyet’in Uygurlara Araplar tarafından dayatıldığı belirtildi.

Uygur Türklerine karşı ayrımcı ve baskıcı politikalarıyla tepki çeken Pekin yönetimi geri adım atmıyor. Çin devlet ajansı Şinhua’nın dün yayımladığı resmi bir raporda, Uygurların Türk olmadığı, siyasi bir araç haline getirildikleri ve İslamiyet’i isteyerek seçmedikleri savunuldu.

Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi tarafından hazırlanan raporda, Şincan bölgesinin Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilirken, ‘aşırılıkçıların ülkeyi bölmek için tarihi çarpıttığı’ savunuldu. Raporda, ‘Müslüman Uygurların Türk kökenli olduğu iddiasının doğru olmadığı’ öne sürülürken, İslam’ın Şincan 10’uncu yüzyılda dini bir savaşla getirildiği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: “Uygurların İslam’ı seçmesi sıradan halkın yaptığı gönüllü bir tercih değil, din savaşlarının bir sonucu ve yönetici sınıfın bir dayatmasıydı.”

DOĞU TÜRKİSTAN DİYE BİR YER YOK’

Raporda, İslam’ın Uygurların gerçek ve tek inanç sistemi olmadığı, İslamiyet’in Arap İmparatorluğu’nun yayılması ile dayatıldığı, teokrasinin karşı çıkılması gereken bir ihanet olduğu görüşlerine de yer verildi. Raporda ayrıca, “Şincan uzun zamandır Çin topraklarının ayrılmaz bir parçası olmuştur; burası hiçbir zaman sözde Doğu Türkistan olmamıştır” denildi. Şincan’ın Han Hanedanlığı’ndan bu yana Çin’in bir parçası olduğu belirtilen raporda, bölge halkının uzun bir göç ve entegrasyon süreci ile şekillendiği kaydedildi.

Bir milyonu aşkın Uygur’u toplama kamplarında tutan Pekin yönetimi, Müslüman azınlıklara baskı uyguladığı suçlamasını reddediyor ve kamplarda mesleki eğitim verildiğini savunuyor. Ancak bu kampların çok azı uluslararası medyaya açıldı. Çin’e bu sebeple ABD ve Türkiye dahil pek çok ülkeden ağır eleştiriler yöneltiliyor.

https://www.dunyabulteni.net

Devami

Özbekistan’ın dış ticaret hacmi ilk yarıda 20 milyar dolara yaklaştı

Özbekistan’ın dış ticaret hacmi, bu yılın ilk yarısında 19 milyar 683 milyon dolara ulaştı.

Özbekistan Devlet İstatistik Komitesi’nden yapılan açıklamaya göre, 150’den fazla ülke ile ticaret yapan Özbekistan’ın dış ticaret hacmi, yılın ilk 6 ayında 2018’in aynı dönemine kıyasla yüzde 29,8 artarak 19 milyar 683,2 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İlk yarıda Özbekistan’ın ihracatı yüzde 27 artışla 8 milyar 437,6 milyon dolar, ithalatı da yüzde 32 artışla 11 milyar 245,6 milyon dolar oldu. Söz konusu dönemde ülkenin dış ticaret açığı da 2 milyar 808 milyon dolar olarak belirlendi.

Özbekistan’ın ihracatında enerji ve petrol ürünleri, tekstil ve gıda ürünleri, altın, renkli ve demir metaller ile hizmetler sektörü, ithalatında da makine, teçhizat ve yedek parçaları, kimya mamulleri, renkli ve demir metal ürünleri ilk sıralarda yer aldı.

Özbekistan’ın dış ticareti, geçen yıl 2017’ye göre yüzde 27,3 artarak 33 milyar 815,3 milyon dolar olmuştu.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Özbekistan’da Uluslararası Etnospor Festivali düzenlenecek

Özbekistan’da ilk kez gerçekleştirilecek Uluslararası Etnospor Festivali, tarihi Hive şehrinde 6-8 Eylül’de yapılacak.

Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı ve Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan ile Okçular Vakfı ve Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve beraberindeki heyet, Uluslararası Etnospor Kültür Festivali’nin düzenleneceği Hive şehrinde incelemelerde bulundu.

Türk heyeti, Hive’nin tarihi merkezi İçan Kale (İç Kale) Külliyesi’ndeki incelemelerinde festivalin yapılacağı yerleri gözden geçirdi, ayrıca külliyedeki tarihi medrese ve binalar hakkında bilgi aldı ve geleneksel Özbek dans topluluklarının gösterilerini izledi. Türk heyeti daha sonra festivalin organizasyonuna ilişkin düzenlenen basın toplantısına katıldı.

Okçular Vakfı ve Beyoğlu Belediye Başkanı Yıldız, Harezm Valisi Farhad Ermanov ve Özbekistan Okçuluk Federasyonu Başkanı Atabek İmamov’un da katıldığı basın toplantısında konuşan Bilal Erdoğan, 6-8 Eylül’de Hive’de Uluslararası Etnospor Festivali’nin düzenleneceğini, Dünya Etnospor Konfederasyonu olarak söz konusu festivale destek vermek amacıyla burada bulunduklarını ifade etti.

Bu festivalin Türkiye ve diğer bölgelerde tanıtılmasını ve geleneksel sporun Özbekistan’da da daha fazla bilinmesini hedeflediklerini belirten Erdoğan, “İstiyoruz ki, Türkiye’de yaşayıp da daha Özbekistan’ı, Semerkand’ı, Buhara’yı, Taşkent’i, Hive’yi görmemiş kimse kalmasın. İnsanlarımız bu topraklardaki kültürel zenginliği, hem kendi kültürel değerlerini hatırlamak için görsünler hem de gerçekten dünyanın el değmemiş en büyük kültürel zenginliklerinden bir tanesine burada şahit olsunlar.” diye konuştu.

Festivalin Özbekistan’a çok yakıştığını dile getiren Erdoğan, Özbeklerin güreş sporu, Orta Asya’da “kökbörü”, “kökpar” gibi farklı isimlerle adlandırılan atla yapılan “ulak” sporu, atlı okçuluk, yağlı güreş, Dünya Etnospor Konfederasyonu çatısı altında tanıtmak istedikleri geleneksel sporlar ve Saka Türklerine ait “Mas” diye adlandırılan güreşinin de festivalde yer alacağını belirtti. Erdoğan, “Özbekistan’ın el sanatlarını, müziğini, halk danslarını, mutfak kültürünü ziyaretçilere tanıtacak ve 6-8 Eylül tarihlerinde Hive’yi ziyaret eden herkes, belki eşine rastlanmayacak zenginlikte bir kültür tecrübesi yaşamış olacak.” ifadesini kullandı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bilal Erdoğan, iki ülke cumhurbaşkanları arasında kardeşlik seviyesindeki yakın ilişkilerin tezahürünü bu tür etkinliklerin artışında gördüklerini kaydederek, son dönemde iki ülke arasında çeşitli vesileyle karşılıklı ziyaretlerin yapıldığını anımsattı. Erdoğan, Uluslararası Etnospor Festivali’nin ilk defa düzenlenmesine rağmen çok iddialı ve uluslararası düzeyde ilgi görecek bir etkinlik olmasının planlandığını, ileride bu etkinlikte yapılacak sporların ve katılımcı sporcu sayısının da artacağını vurguladı.

İmamov da, Dünya Etnospor Konfederasyonu, Okçular Vakfı, Özbekistan Kültür ve Spor Bakanlığı, Özbekistan Milli Olimpiyat Komitesi ve Özbekistan Okçular Federasyonu tarafından düzenlenecek festivale, aralarında Türkiye, Güney Kore, Kazakistan’ın da bulunduğu çok sayıdaki ülkeden sporcuların katılacağını belirtti.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Doğu Türkistan’daki Çin zulmü ve Batı’nın ilgisi!

Tolga KORKUSUZ( Ağri İbrahim Çeçen Ün.Coğrafya bölümü)

Asimilasyonlar, yıkılan camiler-mezarlıklar ve şehit edilen insanlar…. Hepsi de iki buçuk milyon insanın yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde gerçekleşiyor. Öncelikle yapılan zulümden kısaca  bahsedelim. Türk medyası tarafından adeta görmezden gelinen Doğu Türkistan, neyse ki birçok sivil toplum kuruluşu tarafından, takip altında tutuluyor ve çeşitli protestolar ile seslerini duyurmaya çalışmaktalar.

Çin, Naziler gibi Uygur Türkleri’ni toplama kamplarında tutarak sindirmeye çalışmakta. Sindirilmeyenler ise şehit ediliyor. Uygur Türkleri’nin maruz kaldığı zulüm son bir kaç yılda yapılıyor gibi görünsede, aslında oradaki insanların uzun süredir baskı altında kaldıkları bir gerçek.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı 57751234_113158529690223_4453017709128640081_n.jpg

Şimdi asıl konu yıllarca süren bu zulüm ne oldu da son zamanlarda yabancı medya tarafından ilgi ile takip edilmeye başlandı. Konu ile alakalı yapılan haberlere bakacak olursak:

Yabancı Medya’da Doğu Türkistan

StratforBBCCFREuroNews, gibi haber siteleri özellikle bahar aylarından itibaren Doğu Türkistan’a özel bir ilgi ile yaklaşıyorlar. Haberlerin içeriği tabi ki Çin’in Uygur Türkleri’ne uyguladığı baskıcı yönetim anlayışı. Şöyle ki, yıkılan camileri ispatlayan uydu görüntüsü karşılaştırmaları bile mevcut.

Peki bir düşünelim, daha önce bahsedildiği üzere, zulüm yıllardır sürüyor ve batı medyası son aylarda ilgi göstermeye (!) başlıyor. Dünya üzerinde Arakan’dan Irak Türkmenleri’ne kadar birçok insan zulüm altında ve batı medyasında herhangi bir haber gündemi şimdiye kadar oluşmadı. Ne oldu peki?

Bir şeyler için bahane lazım ve Çin’in baskıcı yönetimi söz konusu olduğunda birçok bahane elbetteki kolayca bulunabilir. Yani amaç Uygur Türkleri’ni savunmak değil. Onları çok sevdikleri için üzülüyorlar, hiç değil. Uzun lafın kısası Çin’e karşı koz lazım.

Ne için koz lazım diye sorulacaksa Çin’in askeri-ekonomik durumu kendisi başlı başına bir cevap. Çin-Pakistan Ekonomi Koridoru, Afrika açılımı gibi birçok konu bazı ülkelerin işine gelmeyebilir. Özellikle Çin’in Sincan bölgesinden başlayıp Pakistan’dan Hint Okyanusu’na bağlanan ekonomi koridoruna yönelik bir koz da olabilir. Bunu ilerleyen zaman dilimlerinde göreceğiz.

Çin'in Doğu Türkistan Zulmü
Sonuç olarak, Uygur Türkleri kendi başlarına bırakılmış bir vaziyette ve ne ABD, ne Avrupa, ne de Çin onları umursuyor. Batı için bir koz lazım ve şimdilik altyapısı hazırlanıyor diyebiliriz.

http://www.uyghurnet.org/dogu-turkistandaki-cin-zulmu-ve-batinin-ilgisi/

Devami

Türkiye, Özbekistan’da en çok şirket kuran üçüncü ülke

Bu yılın ilk yarısında Özbekistan’da 231 şirket kuran Türkiye, yabancı sermayeyle en çok şirket kuran ülkeler arasında Çin ve Rusya’nın ardından 3’üncü oldu.

Özbekistan Devlet İstatistik Komitesi’nden yapılan açıklamada, yılın ocak-haziran aylarında ülkede yabancı sermaye ile kurulan işletmeler hakkında bilgi verildi. Buna göre, geçen yılın ilk yarısında ülke genelinde yabancı sermayeli 963 işletmenin kurulduğu Özbekistan’da yılın bu döneminde kurulan yabancı sermayeli işletmeler sayısı yaklaşık 2 kata yakın artarak bin 715’e ulaştı.

Yılın ilk yarısında, Özbekistan’da en çok işletme kuran ülkeler arasında 289 şirket ile Çin ilk sırada yer alırken, 251 şirket kuran Rusya ikinci, 231 şirket kuran Türkiye ise bu sıralamada üçüncü oldu. Bu dönemde Kazak sermayesi ile 179, Güney Kore sermayesi ile ise 115 şirket kuruldu.

Yılın ilk yarısında ülkede en çok şirket kuran diğer ülkeler arasında Afganistan, Hindistan, Almanya, Ukrayna ve Azerbaycan da yer aldı.

Yabancı sermayeli şirketler en çok ülkenin Taşkent ve Surhanderya bölgelerinde kurulurken, ülkede kurulan yabancı sermayeli işletmeler en fazla sanayi, ticaret, inşaat, inşaat malzemeleri üretimi ve tarım sektörlerine yatırım yaptı. Açıklamaya göre, 1 Temmuz itibarıyla ülkedeki yabancı sermayeli şirketlerin toplam sayısı 9 bin 14’e ulaştı.

Geçen sene ülke genelinde yabancı sermayeli 2 bin 385 işletme kurulmuştu.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Özbekistan’da Okçuluk Federasyonunun yeni tesisleri açıldı

Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı ve Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti üyesi Bilal Erdoğan, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te Özbekistan Okçuluk Federasyonunun yeni tesislerinin açılışını gerçekleştirdi.

Açılış törenine Erdoğan’ın yanı sıra Okçular Vakfı ve Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er, Özbekistan Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Rustam Şoabdurahmanov, Özbek sporcu ve yetkililer ile çok sayıda davetli katıldı.

Açılışta konuşan Şoabdurahmanov, ülkede sporun gelişmesine çok önem verildiğini belirterek, açılışı gerçekleştirilen tesislerin ülkede spor ve okçuluğun daha da gelişmesine katkı sağlayacağına inandığını söyledi.

Şoabdurahmanov, Bilal Erdoğan’ın açılışa katılmasının gurur verici olduğunu kaydederek, teşekkürlerine iletti.

Bilal Erdoğan da ata yurdu Özbekistan’da bulunmanın büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, son iki yılda Özbek kardeşleriyle sıkı ilişkiler kurduklarını, Özbek sporcuların Türkiye’deki tesisleri ziyaret ettiğini anlattı.

Erdoğan, Özbekistan’da geleneksel spor ve okçuluğun güçlenmesi konusunda Türkiye Okçular Vakfının elinden gelen desteği sağlaması yönünde mutabık kaldıklarını vurguladı.

Erdoğan, kısa sürede Özbekistan’da okçuluk sporunun büyük ilgi göreceğini ve yetenekli sporcuların yetişeceğini umut ettiğini dile getirdi.

Güreşle okçuluğun Türklerin ata sporu olduğunu, okçuluğun gelişmesini aynı zamanda milli kültürün ihyasının aracı gördüklerini anlatan Erdoğan, bundan dolayı Özbekistan’da da geleneksel sporların daha fazla insan tarafından kucaklandığını göreceklerine inandığını vurguladı.

Erdoğan, bu çalışmaların iki kardeş ülke arasındaki bağların güçlenmesine de vesile olacağını, cumhurbaşkanları arasındaki sıcak dostluğun iki ülkenin her alandaki ilişkilerine yansımasına vesile olacağını kaydetti.

Özbekistan’ın Hive şehrinde eylül ayında Geleneksel Spor Festivali’nin düzenleneceğini belirten Bilal Erdoğan, yarın Hive’de incelemelerde bulunacaklarını söyledi.

Konuşmaların ardından Erdoğan, Yıldız, Er ve Şoabdurahmanov, açılış kurdelesini kestikleri yeni tesislerde ok atışları yaptı.

Erdoğan, Özbek sporcularla sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Türkmenistan’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü programı

Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla bir tören düzenlendi.

Büyükelçilik konutunda düzenlenen programda, Türkmenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Berdi Metiyev törene eşlik etti.

Aşkabat’ta görev yapan yabancı misyon şefleri, Türk kurum temsilcileri, Türk vatandaşları ve birçok davetlinin katıldığı anma programında, konuklara 15 temmuz olaylarını anlatan bir video gösterisi izlettirildi.

Törende bir  konuşma yapan Aşkabat Büyükelçisi Mustafa Kapucu; Başlangıcından beri kimin gerçekleştirdiği konusunda bir şüphe bulunmayan hain  darbe girişimini, FETÖ’nün planladığını ve gerçekleştirdiğini, süreç içeresinde ortaya çıkan net delillerin, hukuki olarak da ortaya koyduğunu belirtti.

FETÖ terör örgütünün lider kadrosu tarafından planlanan 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün Türkiye’nin maruz kaldığı en kanlı terör saldırısı niteliğini taşıdığını belirten Büyükelçi, “15 Temmuz ülkemiz için milli iradenin, millet direnişinin, fedakârlığın ve demokrasi zaferinin sembolü olmuştur.” dedi.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde hem vatandaşlarımızı kaybetmenin kederini, hem de milletçe demokrasi mücadelesinin kazandığı zaferin  gururunu yaşadığımızı ifade eden Mustafa Kapucu, FETÖ ile  mücadelenin, karşı karşıya bulunduğumuz olağanüstü güvenlik sınamalarına rağmen hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması prensipleri temelinde yürütüldüğünü sözlerine ekledi.

Büyükelçi Kapusuz, sözlerinin sonunda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15 Temmuz gecesinde olaylar devam ederken, Türkiye’ye desteğini hızlı bir şekilde açıklamış olan Türkmenistan’ın Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov’a da teşekkür etti

Anma törenine katılan Türkmenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Berdi Metiyev de konuşmasının başında,  Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov ve diplomasi çalışanlarının 15 temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla, Türk halkına, barış, birlik ve refah dileklerini  iletti.

Tarihten kaynaklanan ve  günümüze kadar gelen dostluk ilişkilerininin göstergesi olarak  iki ülkenin  ilişkilerinin ilerleyerek sürdüğünü ifade eden Berdi Metiyev, Türkmenistan’ın  terörizmle mücadeleyi ve terörün yok edilmesini desteklediğini ifade etti.

Program, şehitler için Kur’an-ı Kerim ve dua okunmasının ardından sona erdi.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Özbekistan’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Konferansı

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle konferans düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, 15 Temmuz’da Türk milletinin alışık olduğu kahramanlık destanlarından birini daha yazdığını belirterek, “7 düvel piyonlarından evvel, 7 düvele karşı duruş bizzat Çanakkale’de dedelerimiz tarafından yapıldı. Aynı duruşu Sakarya’da Dumlupınar’da yine dedelerimiz, Selanikli Mustafa Kemal’in arkasında durarak yaptı. Bu sefer, torunları olan bizler, aynı duruşu 15 Temmuz’da Rizeli uzun adam Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında durarak yaptık.” dedi.

Taşkent Büyükelçiliği tarafından Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın katkılarıyla gerçekleştirilen konferansa, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Mehmet Akif Kireççi, Özbekistan İslam Kerimov Müzesi Müdürü Tursunali Kuziyev, Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er, diplomatik misyon şefleri, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan konferansta, darbe girişiminde şehit olanlar için Kur’an-ı Kerim okundu.

Konferansta konuşan Topçu, Özbekistan’ın engin feraseti ve tecrübesiyle bu örgütü çok daha önceden tespit ettiğini ve ata yurdundan attığını belirtti.

Türk milletinin, 15 Temmuz’da başkomutanının liderliğinde bir zafer kazandığına vurgu yapan Topçu, bu zaferin kahramanının 83 milyonluk Türk milleti ve onun Başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu dile getirdi.

“7 düvel piyonlarından evvel, 7 düvele karşı duruş bizzat Çanakkale’de dedelerimiz tarafından yapıldı. Aynı duruşu Sakarya’da Dumlupınar’da yine dedelerimiz, Selanikli Mustafa Kemal’in arkasında durarak yaptı.” diyen Topçu,”Bu sefer, torunları olan bizler, aynı duruşu 15 Temmuz’da Rizeli uzun adam Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında durarak yaptık.” diye konuştu.

Büyükelçi Er de Özbekistan’ın FETÖ tehlikesini 1990’lı yıllarda görebildiğini ve bu örgütün faaliyetine geçit vermediğine vurgu yaparak, şunları söyledi:

“FETÖ ile mücadele bağlamında Özbekistan yönetimine olan takdir ve şükran hislerimizi buradan bir kez daha ifade etmek isterim. Bu basiret ve feraset sayesindedir ki bizler bugün hiçbir engelle karşılaşmadan, ikili ilişkilerimizi en yüksek seviyelere taşımak için gösterdiğimiz çabaların semerelerini almaktayız.”

Kireççi de Türkiye’de 15 Temmuz gecesi, bir iç savaş, bir kıyım ve yıkım planlandığına dikkat çekerek, “Türk milleti devletiyle, lideriyle bir oldu ve dünyaya özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu, milletin iradesinin ne demek olduğunu, zor zamanlarda sınavlar nasıl verilirin örneğini gösterdi.” dedi.

Kuziyev ise 1990’lı yıllarda Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler gelişirken, FETÖ unsurlarının da ülkeye girdiğini ve Özbek gençlerin bilinçlerini zehirlemeye çalıştıklarını hatırlattı.

Emniyet Amiri Ertuğrul Uçar, FETÖ’nün kuruluşu, ideolojisi, ilkeleri, stratejisi, hiyerarşik yapılanması, yurt dışındaki okulları ve diğer faaliyetleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Konferans salonunda, Anadolu Ajansı muhabirlerinin darbe girişimine ilişkin çektiği fotoğraflar sergilenirken, FETÖ’nün hain darbe girişimini anlatan belgesel de gösterildi.

https://www.trtavaz.com.tr

Devami

Özbekistan İslam Akademisi yabancı öğrencileri sınavsız kabul edecek

Özbekistan Uluslararası İslam Akademisi 2019-2020 öğretim yılında lisans aşamalarında okumak isteyen yabancı uyruklu öğrencileri sınavdan muaf tuttu

Özbekistan Uluslararası İslam Akademisi, Dışişleri Bakanlığı basın servisinin yaptığı açıklamada, yabancı başvuru sahiplerinin 2019-2020 öğretim yılında lisans aşamalarında okumak için belgeleri kabul etmeye başladığını duyurdu.

Yabancı adaylar giriş sınavlarından muaftır ve görüşme esasına göre kabul edilir. Gelecekte, yabancı öğrenciler kendi takdirine bağlı olarak Özbekçe veya Rusça eğitim alacaklar. Dini ve seküler konularda dersler önde gelen profesörler ve öğretmenler tarafından yapılacaktır.

Akademide aşağıdaki alanlarda ve uzmanlık alanlarında eğitim alabilirsiniz: Yabancı ülke ekonomisi ve ülke çalışmaları (Müslüman ülkeler); Uluslararası ilişkiler; Turizm (hacı turizmi); İslam çalışmaları (Kur’an çalışmaları, Hadiş çalışmaları, İslam hukuku, Akida ve Tasavvuf, İslam tarihi ve kaynak araştırması); Dini çalışmalar; Psikoloji (din sosyopsikolojisi); Filoloji ve dil öğretimi (Arapça).

Şu anda, Rusya Federasyonu, Kırgızistan ve Tacikistan vatandaşları Özbekistan Uluslararası İslam Akademisi’nde okuyorlar. 2019 yılında, Rusya Müslüman Müslüman Dini Konseyi’nin müftüsü Albir Krganov doktora çalışmaları için kabul edildi.

https://www.dunyabulteni.net/

Devami