DUYURU

TÜRKİSTANDER OLAĞAN GENEL KURUL’UNA DAVET


Derneğimizin 3 yılda bir yapmak zorunda olduğu Olağan Genel Kurul toplantısı, geçtiğimiz Mayıs 2020’de kovit-19 salgını sebebiyle yapılamamıştı. Yasada öngörüldüğü şekilde, TÜRKİSTANDER Olağan Genel Kurul toplantısı, önümüzdeki 17.10.2020 günü saat 16.00’da dernek merkezi adresi olan “Cibali Mah Salihpaşa Cad 2/5 Fatih-İSTANBUL” adresinde seçimli olarak yapılacaktır. Gerekli çoğunluk sağlanamadığı takdirde 24.10.2020 Cumartesi günü saat 16.00’da çoğunluk aranmaksızın, tüzük uyarınca yeterli sayıda katılım sağlanarak yapılacaktır.
Gündem
1-Açılış ve yoklama
2-Faaliyet raporunun okunması, görüşülmesi ve ibraı
3-Denetleme Kurulu raporunun okunması ve ibraı,
4-Yeni yönetim organlarının seçimi,
5-Dilek ve temenniler
Tarih: 17.10.2020 nisaplı
24.10.2020 nisapsız
Adres: Cibali Mah Salihpaşa Cad 2/5
Fatih-İSTANBUL

 

Devami

Azerbaycan halkının yanındayız

TÜRKİSTANDER üyesi Özbek, Uygur, Kırgız, Kazak, Tacik ve Türkmenler olarak, Ermenistan’ın haksız saldırı ve işgaline karşı Azerbaycan halkının meşru müdafaasını desteklediğimizi ilân ediyoruz

Otuz yıla yakın bir süreden beri Dağlık Karabağ ve Azerbaycan topraklarını işgal altında tutan Ermenistan, BM’nin bütün kararlarına kulak tıkayarak hukuksuz işgaline devam etmektedir. Bu yetmezmiş gibi Fransa, ABD, Rusya gibi ülkelerin desteğine güvenerek işgal ettiği alanları genişletmek için sık sık saldırılar düzenlemekten de vazgeçmemiştir. Geçen otuz yıl boyunca Ermenistan saldırılarında bir çok Azerbaycanlı müslüman şehit olmuştur.
En son 27 Eylül 2020 günü sabahından itibaren düzenlenen yeni Ermeni saldırısında bir çok sivil yerleşim yeri bombalandı ve bir çok kişi hayatını kaybetti. Azerbaycan devleti haklı olarak halkını korumak ve işgal altındaki topraklarını kurtarmak için karşı bir harekât başlatmak zorunda kaldı.

Biz ilke olarak komşu halklar arasındaki düşmanlıkları yanlış buluyoruz. Kafkasya’da ve Türkistan’da komşu halklar arasındaki bu tür çatışmalar şimdiye kadar sadece ABD, Rusya ve Çin’in işine yaramıştır. Ancak çeşitli Ermeni örgütleri, büyük devletlerin kendilerini kullanmasından menfaat umarak, geçtiğimiz yüzyıl boyunca komşu halklara saldırmaktan kaçınmadılar. 1918’de Hokand Türkistan Muhtar Cumhuriyeti’ni yıkmak için saldıran Rus kuvvetleri Taşnak milislerden oluşuyordu. Taşnak katliamları sonucu şehrin nüfusu 120 binden 70 bine inmişti. Ermeni saldırganlığının son örneği Azerbaycan’da yaşanan işgal ve katliamlardır. Özellikle 1991 yılında Karabağ’ın işgali sırasında meydana gelen Hocalı Katliamı’nın acısı hala yüreğimizdedir.

Biz çeşitli Türkistan ülkelerinin vatandaşı olan Özbek, Uygur, Kazak, Kırgız, Tacik, Türkmenler, açık bir şekilde müslüman Azerbaycan halkının yanında yer aldığımızı, dualarımız ve kalbimizle kardeşlerimizle bir olduğumuzu ilan ediyoruz. Türk Konseyi üyeleri olan Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan‘ı diğer Konsey üyesi Azerbaycan ve Türkiye ile birlikte hareket etmeye, Türkmenistan ve Tacikistan devletlerini de onlara destek olmaya çağırıyoruz. Unutmayın ki vatandaşınız olan halklar, kardeşleri olan Azerbaycan Müslüman Türk halkını desteklemenizi istiyor.

Özbek, Uygur, Kazak, Kırgız, Türkmen, Tacik halkları olarak Azerbaycan’ın işgalcilere karşı başlattığı direnişin zafere ulaşması için dua ediyor, bu uğurda hayatını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

TÜRKİSTANDER BASIN MERKEZİ

Devami

“Canımızla, kanımızla Bir’iz!”

TÜRKİSTANLILAR KAN BAĞIŞINDA

Türkiye’de yaşayan Türkistanlı muhacirler Kızılay’a kan bağışında bulunmak için sıraya girdiler.

Covid-19 salgını sebebiyle kan bağışlarında ciddi bir azalma görülen Kızılay, halkı daha fazla kan bağışlamaya çağırdı. Kızılay Genel Başkanı Dr.Kerem Kınık, kan bağışlarının asgari kritik seviye olan 30 binlerin altına gerilediğini belirterek, ‘acil kan ihtiyacı’ çağrısında bulundu. Geçtiğimiz 30 Nisan günü yaptığı açıklamada Dr.Kınık ihtiyacın acil olduğunu, hastanelerin, hastaların günlük kan ihtiyacını karşılama noktasında sıkıntıya girdiklerini söyledi. Kınık’ın verdiği bilgiye göre “Türkiye’de 1564 hastane var. Bugün gerek Kovid-19 gerekse Ramazan’ın oluşturduğu ortam nedeniyle vatandaşlarımız kan bağışı noktasında tedirginlik yaşıyorlar. Günlük olarak almamız gereken 5 bin ünite civarındaki kan sayısı, şu anda 2-3 bin civarına düşmüş durumda. Kovid-19 salgınından önce 100 binli stok rakamlarıyla Mart ayına girdiğimiz için Ramazan’a kadar olan süreci stoklarımızdaki kan ile sağladık. Kan bağışlarımız asgari kritik 30 binlerin altına düştü. Her gün 5 bin ünite kan toplamak zorundayız. ‘kanver.org’ web sitesinden hangi noktalarda kan verebileceğinize dair bilgiyi edinebilirsiniz. Bugün sizlerden ricamız sağlıklı bireylerimizin Kızılay kan merkezlerine gelerek kan, plazma, aferez ve trombosit bağışlamaları”.

18-65 yaş arası 50 kilogram’ın üzerinde olan her sağlıklı bireyin kan bağışı yapabileceğini dile getiren Dr.Kınık, erkekler için yılda 4, kadınlar için ise yılda 3 kere kan bağışlamanın sağlık açısından önemini vurguladı.

TÜRKİSTANLILAR GÖREVDE: “KANIMIZLA CANIMIZLA BİR’İZ!”

Kızılay’ın çağrısını TÜRKİSTANDER üyelerine duyurdu. Çağrı üzerine İstanbul’da bulunan muhacir Türkistanlılar sosyal iletişim grupları üzerinden haberleşerek harekete geçtiler. Kadın erkek onlarca Türkistanlı, önce Kadıköy, daha sonra Kayaşehir ve Sultangazi’deki Kızılay merkezlerine giderek kan verdiler. Sağlık durumu uygun bulunmayanlardan kan alınmadı.

Kan bağışı sırasında konuştuğumuz Türkistanlı muhacirler “Biz en zor günlerimizde kucak açan Türkiyeli kardeşlerimizin bu sıkıntılı günlerinde yanlarında olmak istedik. Kanımızla, canımızla ensar kardeşlerimizle Peygamber’imizin (as) tarif ettiği ‘bir vücut’ gibiyiz” dediler.

Kadıköy’deki kan bağışı çalışmasının ardından, Türkistan’der Genel Sekreteri Azad Tekin Ulutaş bir konuşma yaparak kan bağışlarının önümüzdeki günlerde de devam edeceğini bildirdi

.

TÜRKİSTANDER HABER MERKEZİ

Devami

Teşekkür

TEŞEKKÜR

Geçtiğimiz Ramazan ayında, kovid-19 salgını sebebiyle zor durumda kalan Türkistanlı muhacirler için bir yardım çağrısı yapmıştık.

Bu çağrımıza Türkiye’li ensar kardeşlerimiz oldukça yoğun bir şekilde karşılık verdiler. İstanbul’un çeşitli semtlerinde ve çevre illerde yaşayan 500’den fazla Türkistanlı aileye ve çeşitli illerde yüksek öğrenim gören öğrencilere yardımlar ulaştırıldı. Gerek erzak desteğinde bulunan gerekse zekatlarını nakit olarak veren bir çok kişi yardımlarını, ya ziyaret ettikleri ailelere bizzat teslim etti, ya da TÜRKİSTANDER aracılığıyla ulaştırdı. Dernek Genel Sekreteri Azad Tekin Ulutaş yönetiminde yürütülen çalışmalara, STK temsilcileri ve Türkistanlı muhacirler bizzat katıldılar. Anayurttan uzakta ve ağır şartlar altında da olsa, Türkistanlı göçmen ailelerin evlerinde buruk bir sevinç yaşandı. TÜRKİSTANDER Başkanı Burhan Kavuncu konuyla ilgili bir “Teşekkür mesajı” yayınladı. Kavuncu’nun mesajı şöyle:

Geçtiğimiz Ramazan ayında, kovid-19 salgını sebebiyle zor durumda kalan Türkistanlı göçmen aileler için yaptığımız yardım çağrısına ülkemizdeki bir çok hayırsever kişi ve kuruluş yoğun bir şekilde cevap verdi. Muhacir kardeşlerine “ensar” olma şuur ve hassasiyeti ile yaklaşarak yardıma koşan bütün müslüman kardeşlerimize şükran borçluyuz. Bireysel veya kurumsal olarak ensar tavrı gösteren bu kardeşlerimize, en başta Kızılay, İHH, Ensar Vakfı, Yeni Dünya Vakfı mensupları ile isminin açıklanmasını istemeyen diğer STK ve ticari kuruluşlara Türkistanlılar olarak teşekkür ediyoruz. Allah, arınmak ve O’na yaklaşmak maksadıyla zekat veren herkesin bu ibadetini kabul etsin. Yardım organizasyonunda hiç bir ücret almaksızın görev alan kardeşlerimize de ayrıca dua ediyoruz.

Ensar- muhacir kardeşliğinin güzel bir örneği olan hayırlı çabaların önümüzdeki zamanlarda da devam etmesini dileriz”.

Burhan Kavuncu

TÜRKİSTANDER (Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği)

Genel Başkanı

 

 

 

Devami

Özbekistan’da baraj duvarı çöktü, yüzlerce ev su altında kaldı

Özbekistan’da, şiddetli yağışların etkisiyle Sirderya vilayetinde baraj duvarı kısmen çökerken yüzlerce ev su altında kaldı, 70 bin kişi bölgeden tahliye edildi.

02 Mayıs 2020 10:21

Acil Durumlar Bakanlığı Sözcüsü Murad Sadıkov, şiddetli yağışlar nedeniyle Sardoba Barajı’nın duvarının kısmen çökmesiyle yüksek miktarda suyun barajdan aktığını bildirdi.

Sadıkov, bölgedeki tarım arazileri ve bazı yerleşim alanlarının su altında kaldığını, yüzlerce evin hasar gördüğünü, 56 kişinin yaralandığını, taşkının meydana geldiği baraj yakınında yaşayan 70 bin kişinin bölgeden tahliye edildiğini aktardı.

Kurtarma ekiplerinin çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Sadıkov, ayrıca baraj suyunun diğer ırmaklara yönlendirilmesi sonucu su akışının durdurulduğunu ifade etti.

Bakanlık, dün şiddetli yağışlar sonucu barajda taşkın meydana geldiğini bildirmişti.

Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisinden yapılan açıklamada, felaketin ardından bölgeye giden Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’ın halen felaket bölgesinde bulunduğu bildirildi.

Barajda incelemelerde bulunmasının ardından mağdurlarla bir araya gelen Mirziyoyev, tahliye edilenler için gereken tüm koşulların sağlanacağını kaydederek, “Tüm güç ve araçları seferber edeceğiz. Koşullar iyileşinceye kadar, ben dahil hiçbir yönetici hiçbir yere gitmeyecektir.” dedi.

2017 yılında inşası tamamlanan Sardoba Barajı, 922 milyon metreküp su kapasitesine sahipken Sirderya ve Cizzah vilayetlerindeki tarım arazilerinin sulanmasında kullanılıyor.

/TRT AVAZ

Devami

TÜRKİSTANLI MUHACİR AİLELER ZOR DURUMDA

Türkiye’de muhacir olarak bulunan yüzbinlerce göçmen aile, koronavirüs salgınından dolayı ekonomik sıkıntıya girdi. Hiç bir sosyal güvencesi olmayan Türkistanlı aileler, işyerlerinin kapanması veya çalışma şartlarının zorlaşması nedeniyle kiralarını dahi ödemekte güçlük çekmeye başladılar. Devletin ekonomik destek yardımlarından da yararlanamayan Türkistanlıların durumuyla ilgili Türkistander’den bir yardım çağrısı yapıldı.

Türkistander Genel Sekreteri Azad Tekin Ulutaş, koronavirüs salgınında zor durumda kalan Türkistanlı muhacirlerin Ramazan’da da unutulmamasını istedi. Tekin Ulutaş’ın açıklaması şöyle:

TÜRKİSTANLI KARDEŞLERİMİZ İÇİN HAYRA DAVET !
Müslümanca bir hayat yaşayamadıkları için anavatan Türkistan’dan
(Doğu Türkistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan, Afganistan, Kazakistan v.d.)
göç edip, İstanbul’a ve ülkemizin değişik şehirlerine gelen muhacir kardeşlerimiz bulunmaktadır.
Çoğunluğu kimseye el açmadan, alınteri ile, kendi yeteneklerine göre işlerde çalışarak Türkiye toplumu içinde, onlarla içiçe geçerek yaşamaya devam etmektedirler.
Koronavirüs salgınında özellikle bu kardeşlerimiz ilk etkilenenler oldu. İşsiz kalarak ev kiralarını ödemekte zorluk çekerken, resmî sosyal yardımlardan da yararlanamadılar.
Ailelerinin geçimini sağlamakta büyük zorluk çeken kardeşlerimizin acil yardım talepleri giderek yoğunlaştı.
Yapabileceğimiz özelde nakdi kira yardımı, genelde her çeşit yardım çok muteber olacaktır.
Bu şekilde Kastamonu’da yaşayan 20 hane evli/ bekar öğrencimiz de dahil 200 den fazla aile bizden yardım beklemektedirler. Bu kardeşlerimiz yoğunlukta Başakşehir, Zeytinburnu, Fatih, Sultangazi ve Pendikte yaşamaktadırlar.
Siz değerli Türkistan gönüllümüzden Allah için, bu kardeşlerimize yardım elinizi uzatmanızı, dostlarınız ile birlikte gerekli girişimlerde bulunarak çare olmanızı istirham ederiz. Bu sancılı günlerimizde kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağınıza inanıyoruz.

Gününüz hayr, dualarınız kabul, amelleriniz makbul olsun. Hastalarımıza şifa diliyoruz.

TÜRKİSTANDER Genel Sekreteri
Azad Tekin Ulutaş

Yardımlarınızı aşağıdaki hesaplara yapabilirsiniz:

VAKIF KATILIM BANKASI MERKEZ ŞUBE

ALICI:
ULUSLARARASI TÜRKİSTANLILAR DAYANIŞMA DERNEĞİ

İBAN NO (TL):
TR89 0021 0000 0003 5861 0000 01

İBAN NO (USD):
TR08 0021 0000 0003 5861 0001 01

İBAN NO (EUR) :
TR78 0021 0000 0003 5861 0001 02

Devami

TÜRKİSTANDER: GGM’LERDEKİ GÖÇMENLER SERBEST BIRAKILSIN

  • Türkiye’deki 28 Geri Gönderme Merkezi’ndeki 20 bin kişilik kapasiteye karşın, çok daha fazla göçmen buralarda tutuluyor. “Gözetim” altında tutulan Türkistanlı göçmenler, korona virüsü tehdidi altında
  • GGM’lerde bulunan göçmenler hakkında herhangi bir ceza veya suçlama yok. Sadece tedbir amaçlı tutuluyorlar
  • Siyasi görüşleri ve dinî yaşamları sebebiyle ülkeleri tarafından “radikal” olarak nitelenen Türkistanlılar, Türkiye’den “uluslararası korunma” ya da “uzun dönemli oturma izni” istiyor
  • Terör örgütleriyle veya komşu ülkelerdeki savaşlarla hiç bir ilgisi olmayan Türkistanlılar ve aileleri, konulan G-87 gibi güvenlik kodları sebebiyle zor durumda
  • Türkistanlı hemşerilerimizin daha fazla mağdur olmamaları için Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce “Ulusal Pandemi önlemi olarak re’sen serbest bırakılmalarını” bekliyoruz

Kısa adı TÜRKİSTANDER olan Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği, koronavirüs salgınının ülke genelinde yayılması üzerine, Türkiye’deki 28 GGM (Geri Gönderme Merkezi)’nde tutulmakta olan Türkistanlı göçmenler için harekete geçti. Koronavirüs tedbirleri kapsamında, cezaevlerinden 90 bin kişinin çıkmasını öngören yasa düzenlemesinin TBMM’de görüşülmeye başlanması üzerine, Türkistanlılar da, GGM’de tutulan hemşerilerinin serbest bırakılmasını bekliyor. Türkistanlı (Özbek, Uygur, Kırgız, Tacik, Türkmen, Kazak) muhacir ailelerin taleplerini iletmek üzere, Türkistander Genel Başkanı Burhan Kavuncu Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak başvuruda bulundu.

“KEYFİ G-87 KODU HAYATIMIZI KARARTTI!”

Haklarında herhangi bir mahkeme kararı, suç unsuru, belge, suçlama olmaksızın “YTS” yani “Yabancı Terörist Savaşçı” tanımı yapılarak G-87 güvenlik tahdit kodu konulan Özbek, Uygur, Tacik, Kırgız ve diğer Türkistanlılar’ın gözetim altında tutulmasının “tedbir amaçlı” olduğu savunuluyor. Terör örgütleriyle veya komşu ülkelerdeki savaşlarla hiç bir ilgileri olmadığı halde, evinden, işinden koparılarak gözetim altına alınan Türkistanlı göçmenler ve aileleri perişan durumda. Açıkça hukuk dışı olan bu uygulama, Türkiye mahkemeleri tarafından çoğu kez durduruluyor. Ancak mahkeme süreci aylarca sürdüğü için, göçmen ailelerin içinde bulunduğu durum katlanılmaz bir hal almakta.

GGM’LERDEKİ TÜRKİSTANLILAR SERBEST BIRAKILSIN!

Geri Gönderme Merkezleri’nin toplam kapasitesi 20 bin kişi olmasına rağmen Türkistanlı muhacirlerin, çok daha fazla sayıda göçmenle bir arada kalması ve virus salgını tehlikesiyle yüz yüze bulunmaları, Türkistanlı aileler arasında endişeye sebep oldu. Esasen kuruluşu sırasında “sınırdışı edilecek yabancıların kalacağı misafirhane” olarak tasarlanan GGM’ler, daha çok hapishane formatında olmaları ve bazı şüpheli dayak vb olaylar nedeniyle kamuoyunda tartışılıyor. Türkistanlıların endişe ve isteklerini dile getiren TÜRKİSTANDER, bir dilekçe ile Göç İdaresi’ne başvurarak Türkistanlı muhacirlerin GGM’lerden serbest bırakılmaları için re’sen karar verilmesini talep etti. Genel Başkan Burhan Kavuncu imzasıyla hazırlanan dilekçede şu hususlar yer alıyor:

TC İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE- ANKARA

Bilindiği gibi Kovid-19 salgını nedeniyle cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerle ilgili bir yasal düzenleme yapılmaktadır.

Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezleri’nde de çeşitli Türkistan ülkeleri (Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Doğu Türkistan) vatandaşı olan çok sayıda üyemiz bulunmaktadır. Üyemiz olan veya olmayan bu kişiler hakkında çeşitli nedenlerle Sınırdışı İşlemi başlatılmış olsa da, mevcut şartlarda bu kararların uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Çok kolay ve hızlı bir şekilde yayılan salgın, GGM’lerde bulunanların sağlığını da tehdit etmektedir. Gözetim altındakiler ve aileleri endişe içerisindedir.

Esasen üyelerimiz herhangi bir suç işlememiş, haklarındaki kodların çoğu vatandaşı oldukları ülkelerin isteği üzerine konulmuş olup, TC mahkemelerinin “kod koymayı gerektirecek bilgi ve bilge bulunmadığı” gerekçesiyle iptal kararları verdiği malumunuzdur.

6458 sayılı yasanın 57.maddesinde belirtildiği üzere idari gözetimin süreli olması da göz önünde bulundurularak, “sınırdışı kararının durdurulması/ güvenlik kodunun iptali” için dava açmış bulunan Türkistanlı hemşerilerimizin ve ailelerinin daha fazla mağdur olmamaları için makamınızca “Ulusal Pandemi önlemi olarak re’sen serbest bırakılmaları” için gereğini saygılarımla arz ederim.”

Devami

ABD’nin Tacikistan sınırında inşa ettiği tesis açıldı

ABD’nin 900.000 dolar ile finanse ettiği Tacikistan – Afganistan sınırındaki tesis açılışı gerçekleşti

ABD Büyükelçiliği, Tacikistan-Afgan sınırındaki sınır birliklerini ziyaret etti.

Duşanbe’deki ABD Büyükelçiliği’nden yapılan bir basın açıklamasında elçiliğin finanse ettiği okulun açılışının yapıldığı bildirildi.

Duşanbe’deki ABD Büyükelçiliğinde Misyon Şef Yardımcısı olarak görev yapmak üzere Eylül 2019’da Tacikistan’a gelen John Ginkel, sınırdaki okul açılışında yaptığı konuşmada, “900.000 dolarlık inşaat projesi, Tacikistan’daki ABD Büyükelçiliği Askeri İşbirliği Ofisi tarafından finanse edildi ve uygulandı. Sınır görevinde, sınır kuvvetlerine Khatlon bölgesindeki Shahritus bölgesindeki Afganistan sınırının sürekli izlenmesi ve devriyesi için daha fazla potansiyel sunuluyor. Bu tesis, sınır birliklerinin 15-20 kilometrelik mesafedeki yasadışı sınır geçişlerini izleme ve önleme yeteneklerini önemli ölçüde artıracak ve ayrıca uyuşturucu satıcıları, kaçakçılar ve şiddetli aşırılık yanlıları gibi uluslararası tehditleri de önleyecektir ”dedi.

ABD hükümetinin 2005’ten bu yana Tacikistan’a, Afganistan sınırındaki 9 sınır kontrol binası inşaatını destekleyerek sınır güvenliğini güçlendirmek için 100 milyon dolardan fazla bir miktarda yardım sağladığı belirtildi.

Amerika Birleşik Devletleri 27 yıldır Tacikistan’la işbirliği yapıyor ve bu süre zarfında Tacik özel sektörünü, tarım, sağlık, eğitim, demokratik kurumları ve güvenliği destekleyen programlar aracılığıyla 1,8 milyar doların üzerinde kalkınma ve yardım sağladı.

Duşanbe’deki görevinden önce Ginkel, Washington DC’de Dışişleri Bakanlığı Afganistan İşleri Ofisi Direktörü olarak görev yaptı.

www.dunyabulteni.net

Devami

Özbek alim Muhammed Yusuf adına Moskova’da manevi eğitim okumaları yapılacak

Özbekistan’ın önemli alimlerinden Hilal isimli bir tefsir kaleme alan Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf adına Moskova’da manevi eğitim okumaları yapılacak

2015 yılında hayatını kaybeden Özbekistan’ın önemli alimlerinden Hilal isimli bir tefsir kaleme alan Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf adına, 4 Kasım 2019’da Moskova‘da, Ulusal Birlik Günü’nde,  manevi ve eğitimsel okumalar yapılacak.

Etkinliğin amacı: Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf’un manevi mirası aracılığıyla, devlet, dini kurum ve kuruluşların göçmenlerin eğitimi çaışmalarıbir araya getirilecek.

Okumaların ana başlıkları şunlar olacaktır: Şeyh’in edebi mirasını Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan’dan gelen göçmenlerle çalışma ve onun dini motive edici radikalizmin önlenmesinde ve sahte dinsel örgütlenmelerin açığa çıkmasında, yayınlanma raporlarında kullanılması.

Okumaların bir parçası olarak, Özbekistan Cumhuriyeti, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan Müslümanlarına psikolojik, yasal, manevi ve eğitsel yardım sağlama ve destek sağlama projelerinin uygulanması üzerine bir tartışma yapılacaktır.

Okumalara Özbekistan, Özbekistan Cumhuriyeti, Tacikistan Cumhuriyeti, Kırgızistan Cumhuriyeti, Kazakistan Cumhuriyeti, devlet, bakanlık ve kamu kuruluşları elçiliklerinin temsilcileri katılacak.

Etkinlik İslam Kültür, Bilim ve Eğitim Destek Fonu desteğiyle Müslümanlara Psikolojik Yardım Derneği ANO DPSM tarafından düzenleniyor.

Özbek alim, 1952 yılında Andican bölgesinde doğdu. İlk İslami eğitimini imam olan babasından aldı. Sonra Buhara medresesinde ve Libiye’de eğitime devam etti. Sovyetler’in son döneminde Şeyh Muhammed Yusuf o zamanki Orta Asya Müslümanları Dini idaresinin başkanı oldu. Gorbaçov’un reformlarını destekleyen Şeyh Yusuf, SSCB döneminde milletvekilliğine seçilmişti.

Özbekistan’ın bağımsızlığından sonra Şeyh Muhammed Yusuf, İslam Kerimov rejiminin baskısı sonucu Türkiye ve Libiye’ye hicret etmek zorunda kaldı. 1998 yılında Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un daveti üzerine ülkesine döndü ama kendisine resmi görev verilmedi.

Muhammed Yusuf, “Hilal” ismiyle bir Kur’an-ı Kerim tefsiri yazdı. Onun “Hadis ve Hayat”, “İman” ve diğer kitapları sadece Özbekistan’da değil bütün eski Sovyet ülkelerinde en çok okunan ve satılan eserler arasında yer aldı.

Özbek imam, Kerimov, Kaddafi ve Ramzan Kadirov gibi diktatör olarak bilinen liderlere karşı ılımlı yaklaşımı sebebiyle eleştiriliyordu.

Muhammed Sadık Muhammed Yusuf 10 Mart 2015 tarihinde 62 yaşında öldü. Ölüm sebebi, Taşkent İslami Üniversitesi’nin spor salonunda bazı talebeleriyle basketbol oynarkengeçirdiği kalp krizi idi. Cenazeye sadece Taşkent’ten değil, tüm Özbekistan ve komşu ülkelerden gelen yaklaşık 200 bin kişi katıldı.

Çeçenya Başkanı Ramzan Kadirov, Grozni’nin caddelerinden birine Şeyh Muhammed Yusuf’un adını verme kararını açıkladı.

Güney Kore kenti Kojedo’da, Muhammed Yusuf’un ölümünden birkaç gün sonra açılan bir camiye onun adı verildi. Ayrıca 26 Mayıs 2015 tarihinde Şimkent’te (Kazakistan), Muhammed Yusuf adında ilk cami açılmıştır. Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in girişiminde Chilanzar’da yapılan camiye Şeyh Muhammed Sadyk Muhammed Yusuf’un adı verildi.

https://www.dunyabulteni.net/orta-asya/ozbek-alim-muhammed-yusuf-adina-moskova-da-manevi-egitim-okumalari-yapilacak-h452349.html

Devami

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu 4. Yasama Uyum Çalıştayı

Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu 4. Yasama Uyum Çalıştayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi.

Çalıştay, TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu bünyesinde, Beyoğlu’ndaki Sheraton İstanbul İstanbul City Center’da yapıldı.

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, “Somut Olmayan Kültürel Miras ve Turizm Alanında Ortak Mevzuat Geliştirilmesi” konulu çalıştaya başkanlık etti.

– “Türk dünyası olarak kınıyoruz”

Komisyon Başkanı Uçma, açılış konuşmasında, çalıştayın içeriğinden bahsederken, ABD Temsilciler Meclisi’nde oylanan “Ermeni soykırımı” yasa tasarına ilişkin konuştu.

Uçma, “Önceki gün Amerika Senatosu’ndan geçen sözde ‘Ermeni soykırımı’ yasa tasarısını, bu Türkiye üzerindeki haksız yaklaşımı sadece reddetmekle kalmıyor, Türk dünyası olarak kınıyoruz. Ve bütün arşivlerimizi açtığımızı müteaddit defalar ifade ettik, etmeye devam ediyoruz. Ama Türkiye ve Türk dünyası üzerinde oyun oynayanların, onları dizayn etmeye çalışanların ortaya koydukları henüz elle tutulur hiçbir şeyi yok. Sadece yalan, iftira ve tezvirattan öte yapılan hiçbir durum söz konusu değil.” dedi.

Uçma, sözlerini şöyle sürdürdü:

“800 yıl, total olarak ‘bin yıl’ diye ifade ettiğimiz birlikte yaşadığımız bir toplulukla ilgili millet-i sadıka diye isimlendirdiğimiz bir milletle Ermenilerle ilgili İttihat Terakki’nin ortaya koyduğu yanlış politikalar dışında ülkemizde ve ecdadımızda temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı hiçbir husus ifade ve icra edilmemiştir. Zaten bizim medeniyetimiz ve muhassalamız da esasen bunlara müsait değildir. Bütün Türk dünyası bunun bilincinde ve farkındadır.”

Meseleye üç aşamalı bakılması gerektiğini dile getiren Uçma, “Bizim yurttaşımız olan Türkiye Ermenileri var. Onlar Türklerle eşit haklara sahip yurttaşlarımızdır. Ermenistan’da olan Ermeniler var. Bunlarla da bir diyalog geliştirmek mümkündür ama takdir buyurursunuz ki diasporayla diyalog kurma imkanı hemen hemen ortadan kalkmış durumda. Onunla ilgili de dünyada lobiler oluşturarak ve mümkün olan basın yayın aracılığıyla dünyaya bu sesimizi duyurmak ve gerçekten de bu millete atılan iftirayı telafi etmek bütün Türk dünyasının birlikte üstesinden geleceği önemli hususlardan birisidir.” diye konuştu.

– “Türklerin hep birlikte belki özür dilemesi gerekiyor”

Eski Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı da ironi yaparak ABD’yi eleştirirken, şöyle konuştu:

“Aslında bizim gerçekten belki özür dilememiz gerekiyor. Amerika’daki Kızılderililerin kökünü kuruttuğumuz için, oradaki bir tane bile o medeniyete ait iz bırakmadığımız için, Afrika’dan yüz binlerce masumun balık istifi gemilere doldurup fevkalade, gayri insani şartlarla onları Amerika’ya taşıdığımız için ve onları orada köleleştirdiğimiz için, onların emeği üzerine zenginlikler inşa ettiğimiz için biz Türklerin hep birlikte belki özür dilemesi gerekiyor. Yakında Amerika Temsilciler Meclisi’nde bu konuda da bir karar tasarısı gündeme getirilir.”

Avcı, sözde “Ermeni soykırımı” konusunun dünya siyasetinin kimlerin elinde ve ne seviyelere düştüğünün en son örneklerinden biri olduğuna dikkati çekti.

– “Türkiye ve Azerbaycan, Ermeni teröründen çok çekti”

Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermeni teröründen çok çektiğinin altını çizen Avcı, Karabağ sorununda muhacir durumuna düşenleri dünyanın görmediğine işaret etti.

Avcı, “Türkiye ve Azerbaycan, Ermeni teröründen çok çekti. Bir milyonun üzerindeki muhaciri dünya görmüyor. Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Karabağ’da, işgal altındaki Azerbaycan topraklarından sürülen, yerlerinden yurtlarından edilen bir milyonun üzerindeki kardeşlerimizi dünya görmüyor.” şeklinde konuştu.

– “Bu bir devlet eliyle terörün mükafatlandırılması, kutsanmasıdır”

Türkiye’nin Ermeni terör örgütü ASALA’nın uzun yıllar saldırılarına maruz kaldığını aktaran Avcı, örgütün Türk elçilikleri ve kuruluşlarına saldırılar gerçekleştirdiğini, diplomatları, büyükelçileri, maslahatgüzarları, diplomatları ve konsolosları şehit ettiğini hatırlattı.

“40’ın üzerinde diplomatımız, büyükelçimiz, maslahatgüzarımız, diplomatımız, konsolosumuz şehit edildi. Dünyanın çeşitli yerlerinde, Paris’te, Kanada’da, Amerika’da, pek çok yerde diplomatlarımız kalleşçe şehit edildiler.” diyen Avcı, ilk şehidin 1973 senesinde Los Angeles’da verildiğini kaydetti.

Avcı, “ASALA terörünün ilk şehidi 27 Ocak 1973 tarihinde Los Angeles’da başkonsolosumuz Mehmet Baydar, yardımcısı Bahadır Demir. İkisi de Gungen Yanıkyan adlı bir Ermeni terörist tarafından, ‘Size göstermem gereken bir tarihi eser var. Türkler olarak siz bununla ilgilenirsiniz. Evime gelirseniz size bunları gösteririm’ diye Los Angeles’da evine davet ettiği başkonsolosumuzu ve yardımcısını şehit etti.” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu teröristin (Gurgen Yanıkyan) cesedinin 5 Mayıs 2019’da Erivan’a getirilerek askeri törenle askeri mezarlığa defnedildiğini belirten Avcı, şöyle dedi:

“Gurgen Yanıkyan’ın cesedi 6 ay önce Los Angeles’tan alındı, Erivan’a getirildi ve büyük bir askeri törenle Erivan’da askeri mezarlığa defnedildi. Bu nedir? Bu bir devlet eliyle terörün mükafatlandırılması, kutsanmasıdır. Nerede oldu bu, Los Angeles’tan başladı. Peki, Amerika Temsilciler Meclisi’nde bununla ilgili ne ufak bir ses çıktı mı? Hayır, çıkmadı. Onun için biz kardeşlerimizle birlikte tüm bunları da bilerek, güzel, hayırlı, insanlığa faydalı işler için bir arada çalışmaya, daha çok çalışmaya devam etmek mecburiyetindeyiz.”

– “Bizimle savaşan teröristlere bizim istediğimiz silahları bedava vermeye başladılar”

Avcı, Türkiye’de savunma sanayisinde son yıllarda ciddi ilerlemeler katedildiğini vurgularken, “Kötü komşu insanı mal sahibi yapar.” ifadesini kullandı.

Avcı, şunları kaydetti:

“Başımız sıkıştığı zaman üstelik NATO’da müttefik olduğumuz ülkelerden çok zaruri birtakım taleplerde bulunduğumuz zaman olumsuz cevap aldık. Bir, iki, üç… En sonunda baktık ki burada ciddi bir kasıt var. Çünkü bize kendi peşin paramızla almak istediğimiz bazı savunma malzemelerini satmayan, onun için de yine aynı temsilciler meclisinden, kongreden kararlar çıkartan müttefikler, bizimle savaşan teröristlere bu bizim istediğimiz silahları bedava vermeye başladılar. Böyle de bir müttefiklik anlayışından geliyoruz. Onun için ne yaptık, biz de kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılamaya gittik. Bugün Türk Savunma Sanayi kendi ihtiyaçlarını yüzde 60’ların üzerinde kendisi karşılayabilir duruma gelmiştir. Bu aynı zamanda hepimizin gücü demektir. ”

TÜRKPA Genel Sekreteri Altınbek Mamayusupov ile Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Günay Efendiyeva da birer konuşma yaptı. Mamayusupov, TÜRKPA faaliyetlerini anlatırken, Efendiyeva, vakıf çalışmalarına değindi.

Konuşmaların ardından çalıştay kapsamında iki oturum gerçekleştirildi.

Çalıştaya Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’den parlamento uzmanları ile Türk iş birliği kuruluşları ile bu alanda faaliyette bulunan UNESCO gibi kuruluşların başkan ve temsilcileri de katıldı.

Çalıştay kapsamında hazırlanacak, “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması ve Turizm” konulu model taslağın Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu’na sunulacağı bildirildi.

0https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/turkpa-hukuk-isleri-ve-uluslararasi-iliskiler-komisyonu-4-yasama-uyum-calistayi/5dbac0e601a30a28d8af5f30

Devami