Doğu Türkistan Bağımsızlık Meclisi kuruluyor

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Seyyit Tümtürk, 20 ülkeden 15 teşkilat ve 210 delegenin katılımıyla Doğu Türkistan Meclisi’ni kuracaklarını açıkladı

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Seyyit Tümtürk, yaklaşık 20 ülkeden 15 teşkilat ve 210 delegenin katılımıyla Paris’te Doğu Türkistan Meclisi’ni kuracaklarını söyledi.

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneğince, 20 ülkeden 15 teşkilatın temsilcilerinin bir araya geldiği “Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi Uluslararası 1. Toplantısı” etkinliği Fransa’nın başkenti Paris’te düzenledi.

Etkinliğe Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kadir de katıldı.  Etkinlikte Doğu Türkistanlılar hakkında video gösterimi yapıldı.

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Seyyit Tümtürk, yaptığı konuşmada, Doğu Türkistanlıların çok büyük zulüm altında olduğunu belirtti.

Tümtürk, Çin’in, 35 milyon Doğu Türkistanlıyı asimile etmek ve katletmek için politika uyguladığını söyledi.

Avrupa’nın çeşitli kentlerinde daha önce yaptıkları çalışmalardan bir sonuç alamadıklarını, bu yüzden yeni bir metot ve söylem ile hareket etmeye karar verdiklerini belirten Tümtürk, “Burada Doğu Türkistan Meclisi kurulacak. Yaklaşık 20 ülkeden 15 teşkilat ve 210 delegenin katılımıyla Doğu Türkistan Meclisi’ni kuracağız. Buradaki amaç, bütün Doğu Türkistanlıları kucaklayan, teşkilatları içine alan, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı yolunda reel politika üreterek bu konuyu uluslararası ve dünya kamuoyuna anlatacak bir siyasi hareket oluşturmak. Meclisin merkezi Paris olacak.” diye konuştu.

Tümtürk, Fransa’nın kendilerine destek verebileceğini düşündükleri için Meclisi Paris’te kurmaya karar verdiklerini kaydetti.

Destici de, Doğu Türkistan’daki zulümlerin gündeme gelmediğini ve bunun kendilerini üzdüğünü ifade etti. Uluslararası kuruluşların Doğu Türkistanlıların maruz kaldığı zulüm için harekete geçmesi gerektiğini belirten Destici, Doğu Türkistanlıların bir gün hak ettikleri bağımsızlığı elde edeceklerini söyledi.

Dünya Bültenı

29.09.2018

Devami

ŞİÖ komutanları Kırgızistan’da toplandı

Şanghay İşbirliği Örgütü’ne mensup ülkelerin komutanları Kırgızistan’da bir araya geldi

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üye ülkelerinin sınır birlikleri komutanları, ŞİÖ Dönem Başkanı Kırgızistan‘ın kuzeyinde yer alan Issık Göl Bölgesi’nde toplandılar.

Kırgızistan Sınır Devlet Hizmetlerinin ev sahipliğinde düzenlenen altıncı toplantıya, örgüt üyesi Çin, Rusya, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan, Hindistan ve Pakistan sınır birlikleri yöneticileri ile örgütün icra komitesi yetkilileri hazır bulundu.

Sınır Devlet Hizmetleri Başkanı Albay Ularbek Şarşeyev, gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantının yapıcı atmosferde yapıldığını belirterek, ŞİÖ üye ülke bölgesinde ve sınırlarında güvenliğin sağlanmasında başarıya ulaştıklarını ve bunu da üst düzeyde yerine getirdiklerini belirtti.

Toplantıda, katılımcılar ŞİÖ üye devletlerinin devlet sınırlarında son gelişmelerle ilgili bilgiler paylaşıldı.

Hindistan ile Pakistan’ın geçen sene üye olmasıyla örgütün dış sınırlarının genişlediğine vurgu yapılan toplantıda, ŞİÖ dış sınırlarında operasyonel duruma ve sınır iş birliğine yeni unsurlar eklendiği vurgulandı.

Kırgızistan, ŞİÖ Dönem Başkanlığını Çin’den haziran ayında devralmıştı.

TÜRKİYE DİYALOG ORTAĞI

Türkiye’nin diyalog ortağı olduğu ŞİÖ, 2001’de Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan tarafından Şanghay’da kurulmuştu.

Dünya Bülteni

26.09.2018

Devami

Kırgızistan ve Türkmenistan’dan stratejik ortaklık

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, “Kırgız Cumhuriyeti ve Türkmenistan arasında Stratejik Ortaklık Beyannamesini imzaladık. Bu ikili ilişkiler açısından tarihi bir olaydır” dedi

Orta Asya ülkeleri Kırgızistan ve Türkmenistan arasında stratejik ortaklık beyannamesi imzalandı.

Türkmenistan’a cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk devlet ziyaretini gerçekleştiren Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, başkent Aşkabat’ta Oğuzhan Köşkü’nde resmi törenle karşıladı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Ceenbekov ile Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdımuhamedov’un ikili ve heyetlerarası görüşmelerde bulunduğu belirtildi.

Hükümetler arasında 10 anlaşma imzalandı

İki ülke ilişkilerinin ele alındığı, bölgesel ve uluslararası konularda fikir alışverişinde bulunulduğu görüşmelerin ardından iki lider, Kırgızistan ile Türkmenistan arasında Stratejik Ortaklık Beyannamesini imzaladı.

İki ülke hükümetleri arasında da 10 iş birliği anlaşmasına imza atıldı.

– Kırgızistan ile Türkmenistan yeni işbirliği dönemine girdi

İmza törenin ardından konuşan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Ceenbekov, Türkmenistan Cumhurbaşkanı’na ve tüm Türkmen halkına sıcak karşılamaları ve misafirperverlikleri için şükranlarını iletti.

Türkmenistan’ı ilk kez ziyaret ettiğini hatırlatan Ceenbekov, “Kırgız Cumhuriyeti ve Türkmenistan arasında Stratejik Ortaklık Beyannamesini imzaladık. Bu, ikili ilişkiler açısından tarihi bir olaydır. Ülkelerimiz arasında dostluk ve iş birliği tarihinde yeni bir sayfa açacaktır.” diye konuştu.

Ceenbekov, 24 Ağustos’ta Türkmenbaşı şehrinde, Uluslararası Aral’ı Kurtarma Fonu (IFAS) kurucu ülkeler zirvesine de onur konuğu olarak katılacak.

Dünya Bülteni

26.09.2018

Devami

Kazakistan, Türkiye’de uzay radyasyonu testleri projesi hazırlığında

Kazakistan’da “Türkiye’de Uzay Radyasyonu Testleri Oluşturma Projesi” konferansı verildi

Kazakistan‘ın başkenti Astana’da “Türkiye’de Uzay Radyasyonu Testleri Oluşturma Projesi: Bir Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) İş Birliği” konulu konferans düzenlendi.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye’nin Astana Büyükelçiliğinin katkılarıyla Yunus Emre Enstitüsü tarafından yürütülen Türkiye Bilimsel ve Akademik İş Birliği Projesi (TABİP) çerçevesinde başkent Astana’daki Nazarbayev Üniversitesinde yapılan konferansa, Türkiye’nin Astana Büyükelçisi Nevzat Uyanık, Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Astana Program Koordinatörü Evren Rutbil, Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Müdür Vekili Almagül İsina ve Türk diplomatların yanı sıra bilim adamları ve öğrenciler katıldı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz, konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye’deki uzay radyasyonu testleri oluşturma projesi hakkında bilgi verdi ve öğrencilerin sorularını cevapladı.

Konferansın ardından gazetecilere konuşan Demirköz, Türkiye ile Kazakistan arasındaki bilimsel alandaki iş birliklerini geliştirmek için Kazakistan’a geldiğini belirterek, “Türkiye’yi Yunus Emre Enstitüsü kültürel alanda çok iyi tanıttı. Enstitü, bu tanıtım programını bilimsel alana yayarak ve bu alandaki iş birliklerini artırarak hem Türkiye’ye hem akraba topluluklara faydalı oluyor.” dedi.

Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Müdür Vekili İsina da konferansın amacının uzay araştırmaları alanındaki uzmanlarla tanışmak, iş birliği yapmak ve gelecekte ortak projeler gerçekleştirmek olduğunu söyledi.

Türk bilim adamının konferanslar için Kazakistan’ı seçmesinin tesadüf olmadığına işaret eden İsina, “Çünkü Kazakistan uzaya giden yolu açan, uzay araştırmaları gelişmekte olan bir ülke. 1993’te Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in kararıyla kurulan Kazakistan Uzay Ajansı büyük bir merkez haline geldi.” ifadelerini kullandı.

Kazakistan ziyareti çerçevesinde Türkistan kentindeki Uluslararası Kazak-Türk Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesinde ve Almatı’daki Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesine bağlı Avrasya Araştırmaları Enstitüsünde konferanslara katılacak olan Demirköz, Kazakistan Uzay Ajansı ve Kazakistan Savunma ve Havacılık Endüstrisi Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra Kazak kozmonotları, bilim adamları ve öğrencilerle görüşmeler gerçekleştirecek.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve Oxford gibi dünyanın en önde gelen üniversitelerinde eğitim alan Demirköz, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinde (CERN) Türkiye’yi temsil ediyor.

TABİP, Türkiye’nin bilimsel potansiyelini yurt dışında tanıtmayı, iş birliği yaptığı üniversitelerin sayısını arttırmayı ve uzman değişimini teşvik etmeyi hedefliyor.

Dünya Bültenı

26.09.2018

Devami

AF Örgütü’nden Doğu Türkistan raporu: Baskılar intihara sürüklüyor

Uluslararası Af Örgütü’nün son raporu Çin’in esir kampına dönüştürdüğü Doğu Türkistan’daki zulmü gözler önüne serdi: Kamplarda tutulan Müslümanların sayısı hızla artıyor… Başörtüsü, sakal, dini kitap ‘aşırılık’ olarak değerlendiriliyor. Bu emareler toplama kampına göndermek için yeterli… Yurtdışına gönderilen bir mesaj bile hapis ve aylarca sürecek işkence nedeni… ‘Dönüşüm kampları’ndaki baskı intihara sürükleyecek boyuta ulaştı…

Uluslararası Af Örgütü’nün bugün yayımlanan “Çin: Neredeler? Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki toplu gözaltılar hakkında cevap verme zamanı” başlıklı raporu Doğu Türkistan’daki baskı ve işkencenin geldiği boyutu çarpıcı örneklerle ortaya koydu.

YÜZ YÜZE GÖRÜŞÜLEREK HAZIRLANDI

Yakınlarının akıbetinden haber almaya çalışan yaklaşık 100 kişiyle görüşülerek hazırlanan rapor, Sincan bölgesindeki Uygurlara, Kazaklara ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik gruplara yönelik toplu gözaltı, izinsiz gözetim, siyasi telkin ve zorunlu kültürel asimilasyon politikalarına bir son verilmesi çağrısında bulunuyor.

18-09/24/in-dogu-turkistan-3.jpg

Rapora göre Aşırılıkla Mücadele Düzenlemesi’nin kabul edildiği Mart 2017’den bu yana, Sincan bölgesinde kamplara kapatılan ve çoğunluğu Müslüman olan etnik grupların sayısı hızla artıyor. Düzenlemeye göre “normal” olmayan sakal bırakmak, peçe veya başörtüsü takmak, namaz kılmak, oruç tutmak, alkol almamak ya da İslam veya Uygur kültürüyle ilgili kitaplar veya yazılar bulundurmak da dahil olmak üzere, dini veya kültürel aidiyetin açık veya hatta özel alanda sergilenmesi “aşırılık” olarak değerlendiriliyor.

Çalışma veya eğitim amacıyla özellikle Müslüman nüfusun ağırlıklı olduğu ülkelere gitmek ya da Çin dışında yaşayan insanlarla iletişim kurmak da insanları şüpheli konumuna düşüren temel sebepler arasında bulunuyor.

18-09/24/in-dogu-turkistan-9.jpg

AYLARCA SÜREN GÖZALTI

Yetkililer kampları “eğitim yoluyla dönüştürme” merkezleri olarak adlandırsa da, birçok kişi bu merkezlere “siyasi eğitim kampları” diyor. Gözaltı merkezlerine gönderilen kişiler yargılanmıyor ve bu kişilerin avukatlara erişimleri veya haklarında verilen karara itiraz hakları bulunmuyor. İnsanlar aylar boyunca gözaltında tutulabiliyor çünkü bir kişinin ne zaman “dönüştüğüne” yalnızca yetkililer karar verebiliyor.

18-09/24/in-dogu-turkistan-7.jpg
Çin’in ‘dönüşüm eğitimi’ adı altında açtığı esir kamplarında 1 Milyon Müslüman tutuluyor.

YÜZ BİNLERCE AİLE PARÇALANDI

UAÖ Doğu Asya Direktörü Nicholas Bequelin konuya ilişkin yaptığı açıklamada  “Kitlesel gözaltı kampları, beyin yıkama, işkence ve cezalandırma mekanlarıdır. Yurt dışında yaşayan ailenizle mesajlaşmak gibi son derece basit bir eylemin bile gözaltına alınmanıza yol açması, Çin yetkililerinin yaptıklarının ne kadar saçma, haksız ve tamamıyla keyfi olduğunun altını çiziyor” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yüz binlerce aile, şiddetli baskılar nedeniyle parçalandı. Sevdiklerinin başına ne geldiğini bilememenin çaresizliğini yaşıyorlar. Çin yetkilileri artık bu ailelere cevap vermeli.”

Daha önce kampta tutulan Kairat Samarkan gözaltına alındığında başına bir başlık geçirilmiş. Kollarına ve bacaklarına kelepçe takılan Samarkan, 12 saat boyunca sabit bir pozisyonda durmaya zorlandığını söyledi.

18-09/24/in-dogu-turkistan-4.jpg

İNTİHARA SÜRÜKLEYEN BASKI

Aynı kampta yaklaşık 6.000 kişinin olduğunu söyleyen Kairat, “Siyasi marşlar söylemeye ve Çin Komünist Partisi’nin söylevleri hakkında çalışmaya zorlandık. Buna göre, kampta kalanlar birbirleriyle konuşamıyorlar, yemeklerden önce ‘Çok Yaşa Şi Cinping’ diye bağırmaya zorlanıyorlardı” dedi ve serbest bırakılmadan kısa bir süre önce intihar girişiminde bulunduğunu söyledi.

ZULÜM ‘STRIKE HARD’ KAMPANYALARIYLA BAŞLADI

Doğu Türkistan’ın batısında bulunan kamplarda 1 milyon civarında Müslüman hapis tutuluyor.

1990 yılının ortalarında Çin hükümeti tarafından başlatılan “Strike Hard” (sert vuruş) kampanyaları, Sincan bölgesinde yaşayan insanlara zulmedilmesine yasal bir zemin hazırlamıştı. 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırı sonrasında da Çin hükümeti, ‘terörizme karşı küresel mücadele’ye destek bahanesiyle, Uygurların ülkede faaliyet gösteren insan hakları örgütlerini ‘terörist gruplar’ olarak yaftalamıştı.

Sonuç olarak Çin hükümeti, Müslümanlara (özellikle Uygurlara) haksız yere, terörist muamelesi yapıyor. Bölgeden, her türlü yayın organına yapılan şiddetli sansüre rağmen, gelen haberler bu zulmün ne boyutlara ulaştığını kanıtlar nitelikte.

18-09/24/in-dogu-turkistan-5.jpg

HER ADIM TUTUKLAMA BAHANESİ

Sakal uzatmak ve farklı ülkedeki insanlarla konuşmak gibi bahanelerle insanları tutsak eden Çin hükümetinin asimilasyon uygulamaları dünya kamuoyu tarafından maalesef görmezden geliniyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) raporlarına göre, insanları hapse atmak için sudan sebeplere başvuran Çin hükümetinin en çok kullandığı bahaneler:

1- SAAT AYARI BİLE..

Bir Doğu Türkistanlı, saatini Pekin’in iki saat gerisinde bir zaman dilimi olan “Urumçi zamanına” göre ayarladığı için terörist şüphelisi olarak tutuklandı. Çin’de, başkent Pekin’in bulunduğu meridyene göre ayarlanmış olan ve tüm ülkeyi kapsayan tek bir resmi saat dilimi kullanılır. Fakat ülkenin sınırları geniş olduğu için, Pekin’in bulunduğu meridyenin epey batısında yer alan Sincan’da saat, gün ışığına göre, iki saat geride.

18-09/24/in-dogu-turkistan-7-1537796100.jpg

Saatleri, Doğu Türkistan’ın (Sincan) başkenti olan Urumçi’ye göre ayarlamak, Çin Komünist Partisine karşı bir direniş biçimi olarak görülür. Bu yüzden Çin’de, saatleri resmi olmayan bir saat dilimine göre ayarlamak suç sayılıyor.

2- ÖDEV YAPMAK İÇİN VPN (SANAL ÖZEL AĞ) KULLANMAK

Takma ismiyle tanınan Sofia adlı bir kadın, kızının Sincan’a yaptığı bir ziyaret sırasında VPN kullandığı için tutuklandı.

18-09/24/in-dogu-turkistan-6.jpg

Çin’in dışında üniversite öğrencisi olarak okuyan kızın annesi, “Sincan’daki akrabalarını ziyaret ediyordu ve ödevi için okulunun internet sitesine erişmesi gerekiyordu … ve bunun için VPN kullandı” dedi.
Sofia, kızının neden gözaltında tutulduğunu kendisine söylemediklerini ve eski kocasının soruşturmasından sonra bunun sebebinin VPN kullanmak olduğunu öğrendiğini belirtti.

3- SAKAL UZATMAK

Çin hükümetinin, İslam geleneklerine göre sakal uzatmayı ve halk arasında peçe takmayı vb. unsurları yasakladığı en azından 2017’den beri biliniyor.

Daha önce siyasal eğitim kampında yer almış bir Uygur Türkü olan Erkin, bu gibi kurallara uymamanın tutuklanmaya sebep olduğunu İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne anlatarak doğruladı.

Erkin, “(Toplama kampında) liderimiz olan bir Uygur Türkü, sakalı olduğu için tutuklanmıştı” dedi.

Guli takma adıyla tanınan 23 yaşındaki Müslüman bir Uygur kadını da, the Guardian’a, başörtüsü takıp namaz kıldığı raporlarda yer aldığı için yerel makamlar tarafından nasıl sorguya çekildiğini anlattı. Kadın, suçu belli olmadığı halde, Çin polisi tarafından 8 gün boyunca cezaevinde alıkonuldu.

18-09/24/99518315-fc7a-47d6-9a76-c668261d2122.jpg

4- RESTORANLARDA ALKOL SERVİSİ YAPMAMAK

Yine eski bir tutuklu olan Erkin’in İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne anlattığına göre, ‘İslami restoran’ sahibi 3 kişi, kendi restoranlarında sigara ve alkol içilmesine izin vermedikleri için gözaltına alındı.
Nur takma adıyla bilinen bir başka Uygurlu (erkek) ise, komşusuna “sigara içmemelisin çünkü sen Müslümansın” dediği için hapse atılan biriyle tanıştığını anlattı.

Nur, adamın yakalanmasına ve ardından tutuklanmasına sebep olan olayın bölge yetkililerine rapor edildiğini, ancak tutanağın kim tarafından hazırlandığının belli olmadığını söyledi.

The New York Times’ın bildirdiğine göre, Çin hükümeti köylülerden akrabalarını, arkadaşlarını ve komşularını soruşturmalarını istiyor ve köylülerin, hükümete onlar hakkında bilgilendirme yapması için baskılarda bulunuyor.

5- MEVLÜT OKUTMAK

Sincan’ın güneyinde yaşayan Hoshur ismindeki Uygurlu bir adamın İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne anlattığına göre, annesi ve diğer yaşlı kadınlar beş yıl önce mevlüt okumasına katılmaktan gözaltına alınmış.

Hoshur, “Annem Mart 2018’de tutuklandı. Ailemden aldığım bilgiye göre, annem bir cezaevinde ve komşumuzda yapılan dini anma törenine (mevlüt) katılmak ile suçlanmış” dedi. 2013’te gerçekleşen mevlüt programının ölen komşuları için yapılmış olduğunu belirten Hoshur, “60 yaşlarındaki yaklaşık 20 kadın yetkililer tarafından tutuklandı” diye ekledi.

6- İSLAMİ ÖĞRETİLERİ DİJİTAL ORTAMDA PAYLAŞMAK

Alim takma adıyla bilinen eski bir mahkum, 60 yaşındaki bir adamın ve onun kızının İslami öğretileri diğer insanlarla paylaştıkları için nasıl hapse çarptırıldıklarını anlattı.

HRW’ye konuşan mahkum, 60 yaşındaki adamın kızına sesli tebliğ yolladığını, ardından kızının da o gönderiyi başka bir arkadaşına ilettiğini söyledi.

Alim, “60 yaşındaki adam 6 yıl, kızı da 3 yıllık cezaya çarptırıldı” dedi.

7- BİLGİSAYARDA İSLAMLA İLGİLİ VEYA UYGUR DİLİNDE DOSYALAR BULUNDURMAK

Alim HRW’ye, ayrıca, “8 yıla mahkum edilmiş bir adam vardı. Anlattığına göre, Uygur dilinde e-kitapları olduğunu tespit eden polis bunları birer dini materyal olarak kabul etmiş.”
Ayrıca ‘The Associated Press’in bildirdiği bir habere göre Çin hükümeti, ülkede herkesin ateist Komünist Partiye sadık kalmasını sağlamak amacıyla İncilleri yakıyor ve kiliseleri kapatıyor.

8- BÖLGEDEN UZAKLAŞMAK

Medina takma adıyla bilinen 42 yaşındaki bir Uygur kadını HRW’ye, kocasının yurt dışına seyahat etmesi üzerine siyasal eğitim kampına gönderildiğini anlattı. Kadın kocasının hangi ülkeye gittiğini belirtmedi.
Mayıs ayında HRW’ye konuşan kadın, “Eşim yanlış bir şey yapmış olup da ceza alsaydı bunu anlayışla karşılardım, ancak o hiçbir şey yapmadı” dedi.

Medina, ayrıca, “Kocamın kuzeninin kardeşi de Malezya’ya turist olarak gittiği için gözaltına alındı. Sırf oraya gittiği için” diye ekledi.

Bazı Uygurlular da, seyahat için, resmi onay almak zorunda olduklarını söylediler.
Sincan bölgesinden ayrılabilmek için muhtarlığa gitmeleri gerektiğini belirten Omerjan takma isimli Uygurlu bir genç ise “Herhangi bir dini etkinliğe katılmayacağımıza dair çeşitli belgeleri imzalamak için muhtarlığa gitmemiz gerekti ve daha sonra ülkeden 10 günlüğüne çıkış izni aldık” dedi.
Çin hükümeti aynı zamanda, Hacca giden Çinli Müslümanların boynuna GPS takip sistemi yerleştiriyor. Çin’deki İslam Derneği ise bu takip cihazlarının hac yolcuları güvenliği için gerekli olduğunu savunuyor.

9- DİĞER ÜLKELERDEKİ İNSANLARLA TANIŞMAK

Yine Nur ismiyle tanınan mahkum bir adam HRW’ye “Avustralya’ya, Türkiye’ye ya da Çin’in dışındaki yerlere giden ve (bu yüzden mahkum olan) insanlarla tanıştım. (Onların) yurt dışında yakın akrabaları bile yok. Gözaltına alınmak için yurt dışında giden arkadaş ya da komşularının olması yeterli” dedi.

10- ÜLKE DIŞINDAKİ İNSANLARLA WHATSAPP İLETİŞİMİ

Geçen yıl Sincan’dan ayrılan Omerjan isimli genç, babasına Whatsapp yoluyla selam yolladığı için babasının sorgulandığını söyledi.

HRW’ye konuşan Omerjan, “Babamın telefonuna, o yanımdayken (farklı bir ülkedeyken), WhatsApp yüklemiştim. Daha sonra babam, (Sincan’a döndüğünde), WhatsApp’i oradayken kullanabilir mi diye denemek istedim. Bu yüzden ona bir mesaj yolladım. Babam mesajımı aldıktan sonra (yetkililer tarafından) götürülmüştü” dedi.

“Bir şey bile söylemedim, yalnızca selam gönderdim” diyen Omerjan, babasının bir günlüğüne götürüldüğünü ve ona Whatsapp hakkında her türlü sorunun sorulduğunu anlattı.
Sadece yabancı bir mesajlaşma servisi olan Whatsapp’i kullanmak bile (Çin hükümeti tarafından) suç olarak algılanmakta.

Eşinin yurt dışına çıkması üzerine gözaltına alındığını söyleyen Medina ise, yetkililerin “eşinin telefonunda Whatsapp bulunduğunu ve onun yabancı bir ülkedeki biriyle Whatsapp üzerinden konuşmakla suçladıklarını” söyledi.

Çin’de en çok kullanılan mesajlaşma programı WeChat. Çinli yetkililer, bu uygulama üzerinden gönderilen özel mesajları izin almadan takip edebiliyorlar.

11- GÖÇ ETME PLANLARI YAPMAK

Eşi ve üç çocuğu siyasal kamplara gönderilen bir kadın, yetkililerin, eşinin telefon mesajlarını kontrol ettiğini ve ülkeden ayrılma planları yapma ihtimaline karşı tutukladıklarını söyledi.

Enlik takma ismini kullanan kadın HRW’ye, “Polis geldi ve kocamın telefonunu inceledi. Daha sonra mesajlarda yabancı bir ülkeye göç etme olasılığının tartışılmış olduğunu gördüler” dedi. Polislerin, neden başka bir ülkeye göç etme hakkında konuşuyorsunuz diye sorduğunu belirten kadın, “Eşim bir suçlu değil ama nasıl oluyor da sırf yabancı bir ülke hakkında konuştuğu için tutuklanıyor?” dedi.

18-09/24/in-dogu-turkistan-10.jpg
Çin’in, Doğu Türkistanlılara yasak olan ‘hassas ülkeler’ haritası.

12- HASSAS ÜLKELERDEN BİRİNİ ZİYARET ETMEK

Sincan bölgesindeki insanlarla dini bağı olan 26 ülke, Çin’in ‘hassas ülkeler’ listesinde yer alıyor. Listedeki bazı ülkelerin nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan oluşuyor, bazılarının da büyük bir Müslüman nüfusu var.

Listedeki ülkeler: Afganistan, Cezayir, Azerbaycan, Mısır, Endonezya, İran, Irak, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Libya, Malezya, Nijerya, Pakistan, Rusya, Suudi Arabistan, Somali, Güney Sudan, Suriye, Tacikistan, Tayland, Türkiye, Türkmenistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan ve Yemen.

13- TUTUKLULUK ESNASINDA İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNMAK

Ehmet ismiyle tanınan eski bir tutuklu, gözaltına alınırken kendisini öldürmeye çalıştığını ve bu yüzden fazladan 7 yıl hapis cezasına çarptırıldığını söyledi.

HRW’ye konuşan Ehmet, “Kafamı duvara vurdum; güçsüz, çaresiz ve öfkeliydim. Bilincimi kaybetmiştim ve uyandığımda bir doktorun odasındaydım. Daha sonra beni hastaneye götürdüler” dedi.

“… başımın ciddi şekilde yaralandığını söylediler. Gardiyan bana şöyle dedi: ‘İntihar girişiminde bulunduğun için yedi yıl daha hapis cezasına çarptırıldın.”

KARAR

25.09.2018

Devami

Özbekistan’da başörtüsü yasakları yayılıyor: “Müdür öğretmenlere de okula eşarpsız gelmeyi emretti”

Özbekistan’dan gelen ‘başörtüsü yasağı’ haberleri  çoğalıyor. Fotoğrafta okula alınmayan İslam Akademisi öğrencileri başlarını açarken görülüyor.

 

Eylül 21, 2018

(Bu haber ABD’den yayın yapan Azadlık radyosuna 21 Eylül günü, Özbekistan’da yaşayan bir dinleyici tarafından gönderildi)

NAMANGAN-  Кasansay İlçesindeki 15 sayılı okul müdürü Abducelil Damla yaşı 50’yi aşan bayan öğretmenleri de eşarplı olarak işe almıyor. Eşarpsız olduğu için kocası onu boşasa kim cevap verecek, niye tepede oturanlar böyle saçma kararlar çıkarmaktadır?

Kasansay ilçesindeki 15.okul müdürü Abducelil Habibov Azadlık’la görüşmesinde bu haberi doğruladı ve “Öğretmen eşarpla gelse, nasıl olup da öğrencilerin eşarpsız gelişini isteyecek?” diyerek bu kararın asli olarak alındığını bildirdi.

 

НАМАНГАН – “Директор ўқитувчиларга ҳам мактабга рўмолсиз келишни буюрди”

сентябр 21, 2018

КОСОНСОЙ. Тумандаги 15-сонли мактаб директори Абдужалил домла ёши 50 дан ошган аёлларни ҳам рўмолда ишга келишга қўймаяпти. Рўмолсиз юргани учун эри уни талоқини берса ким жавоб беради, нега тепада ўтирганлар шунақа бемаъни қарорларни чиқаради?

(Бу хабар Озодликка 21 сентябрь куни юборилган)

P.S. Косонсон туманидаги 15-мактаб директори Абдужалил Ҳабибов Озодлик билан суҳбатда бу хабарни тасдиқлади ва “ўқитувчи рўмолда келса¸ қандай қилиб ўқувчисидан рўмолсиз келишни талаб қилади”¸ деган асосда шунга қарор қилинганини билдирди.

Devami

ABD Özbek pamuğunu akladı

Özbekistan’da üretilen pamuk, “çocuk işçiliği veya zorla çalıştırma ile üretilen ürünler listesi”nden çıkarıldı.

ABD Çalışma Bakanlığı, Özbekistan‘da üretilen pamuğu, “çocuk işçiliği veya zorla çalıştırma ile üretilen ürünler listesi”nden çıkardı.

ABD’nin Taşkent Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, ABD Çalışma Bakanlığının, Özbek pamuğunu söz konusu listeden çıkardığı belirtildi.

Açıklamada, ABD Çalışma Bakanlığının “çocuk işçiliği” raporunun yayınladığı bilgisi de paylaşılarak, raporda, 76 ülkeden çocuk işçiliği veya zorla çalıştırma ile üretilen 148 çeşit ürünün açıklandığı kaydedildi.

Raporda bu yıl Özbek pamuğunun ilk defa listeden çıkarıldığına dikkatin çekildiği açıklamada, rapordaki, “Özbekistan ilk kez ilerleme kaydetti ve pamuk toplamada çocuk işçiliğinin kullanımını önemli ölçüde azalttı” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “ABD Özbekistan’ın bu önemli başarısını takdir ediyor ve ülke hükümetini pamuk toplama sırasında çalışma koşullarını izleyecek bağımsız gözlemcilere engelsiz erişim sağlamaya çağırıyor.” denildi.

Özbekistan’da kısa süre öncesine kadar pamuk toplama dahil tarım ve diğer alanlarda çocuk işçiliği ve zorla çalıştırma uygulamaları görülüyordu.

Daha önce Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) da Özbekistan’ın pamuk tarlalarında çocuk işçiliğine son verildiğini resmen teyit etmişti.

Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Eylül 2017’de BM Genel Kurulunda, ülkede zorunlu çalıştırmaya son vereceklerini açıklamış ve ülkesinin bu konuda ILO ile iş birliğine bağlılığını yinelemişti.

Dünyada pamuk üretiminde 6’ncı, ihracatında da 5’inci sırada yer alan Özbekistan’da her sene yaklaşık 3 milyon ton pamuk üretiliyor.

Dünya Bültenı

24.09.2018

Devami

Özbekistan’ın 28 Şubatçıları Türkiye’de

125 kız öğrenciye zorla başını açtıran İslam Akademisi Rektörü Shuhrat Yavgaçev İstanbul’da bir sempozyuma katılıyor.

 

Özbekistan’da bir süredir 28 Şubat rüzgarları esiyor. Başörtüsünü yasaklayan yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Taşkent’teki İslam Akademisi’nde okuyan 125 kız öğrencinin okula başörtüsüyle girmesi engellendi. Başını açmak istemeyen 65 öğrencinin Akademi’den kaydı silindi. Kalan 60 kız öğrenci ise başlarını açarak ‘dinî’ eğitimlerine devam ediyor. Diğer üniversite, yüksek okul, enstitü vb okullara ise zaten başörtülü öğrenciler alınmıyor.

İşte bu uygulamaların sorumlularından İslam Akademisi Rektörü Shuhrat Yavgaçev, İstanbul’daki İbni Haldun Üniversitesi’nin düzenlediği “21.Asır Tehditleri ve İslam Marifeti” sempozyumuna konuşmacı olarak katılıyor. Kız öğrencilere zorla başını açtıran Yavgaçev, bugün başlayan sempozyum için İstanbul’a geldi. Özbekistan’ın müstakilliği döneminin komünist eğilimlileri arasında, Yavgaçev ismi ön sıralardaydı.

Özbekistan Dini İdaresi (Diyanet İşleri), İslam Kerimov döneminden beri dini baskılara destek veriyor. Dini idarenin başkan yarımcısı, eski bir MXX (Milli Güvenlik Servisi) görevlisi olan Dilşod Haşimov. MXX   Mirziyayev göreve geldikten kısa bir süre sonra işkence ve yolsuzluk suçlamaları sonucunda lağvedilmişti. Ancak MXX yerine kurulan DXX da aynı çizgide zulümlerine devam ediyor. İdare’nin bir diğer Başkan Yardımcısı Abdulaziz Mansur da  İbni Haldun Üniversitesi’nin düzenlediği sempozyumun konuşmacıları arasında. Mansur, kız öğrencilere başörtüsünü yasaklayan 666 sayılı “Orta Dereceli Okullarda Forma Düzenlemesi” yasasıyla ilgili soruları cevapsız bırakmıştı.

İbni Haldun Üniversitesi’nin bugün başlayan “21. Asır Tehditleri ve İslam Marifeti” sempozyumunda Shuhrat Yavgaçev gibi din düşmanı bir ismin yer alması, Türkiye’deki Türkistanlılar tarafından tepkiyle karşılandı.

 

 

 

 

Devami