Özbekistan bağımsızlığı: Sonuçlar ve Sorunlar

Bağımsızlık Özbekistan'a neler kazandırdı?

Özbek muhalefetinin önemli isimlerinden, Türkistan-Der Genel Başkan yardımcısı Dr. Namaz Nurmumin Muhammed ile Özbekistan’ın bağımsızlığının neler getirdiğini konuştuk

Özbekistan 1 Eylül’de bağımsızlığının 23 yılını kutlayacak. Sovyetlerin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Özbekistan günümüzde de sadece Orta Asya’nın ya da gerçek adıyla Türkistan’ın değil bütün Merkezi Asya bölgesinin en önemli devletlerinden biri. Tarihte de böyle bir rol üstlenen ülkeden önemli şahsiyetler çıktı. Hadis ilminin en büyük temsilcilerinden İmam Buhari ve İmam Tirmizi bu ülkeden…

Özbekistan bağımsızlığının getirdiklerini Özbek muhalefetinin önemli isimlerinden, Türkistan-Der Genel Başkan yardımcısı Dr. Namaz Nurmumin Muhammed (Özbekçe: Dr. Namoz Normumin Muhammad) ile görüştük.

Dünya Bülteni: Ülkenizin bağımsızlık günü dolayısıyla neler hissediyorsunuz?

Namaz Nurmumin: Hem sevinçli, hem hüzünlüyüm. Sevinçliyim, çünkü şeklini kabullenmesem de bizim de bir devletimiz var. Örneğin, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin şimdilik devletleri yok. Bundan dolayı Çin tarafından asimilasyon ve büyük zulme maruz kalıyorlar. Özbekistan rejimi kendi halkına zulmediyor. Çin hükümeti ile yarışmakta olsa da, en azından biz Rus asimilasyon politikasından kurtulduk. Yani bağımsızlık bize kendimizin kim olduğunuzu pratik hayatta hatırlattı. Hüzünlüyüm çünkü Özbekistan’ın yakın geleceği belirsizliğini koruyor. Bugün halkımız ve devletimizin yeni tarihinde korkunç iz kaldıracak olan İslam Kerimov rejimi son bulmaktadır. Ancak yarın ne olacağını bırakın bilmeyi, tahmin etmek bile imkansızdır.

Siz Özbekistan bağımsızlığını nasıl kazandığının tanıklarındansınız. O günleri özetler misiniz?

Hepsi Gorbaçov’un “Perestroyka ve Glasnost”, yani “Yeniden oluşum ve şeffaflık” adındaki politikasının uygulanmasıyla başlamıştı. Bu siyasi süreç Sovyet Komünist rejiminin özellikle şeffaflığı kaldıramayacağını gösterdi. O zaman toplum ve devlet hayatındaki her şey altüst olmuştu. “Perestroyka”nın nasıl olacağı belli değildi, ancak “Şeffaflık” kendi işini yapmaktaydı. Önce Baltık Cumhuriyetleri bağımsızlık talep ettiler. Gorbaçov oraya tankları gönderdi, ama sonuç alamadı. Sonra tarihten silinmekte olduğunu anlayan Komünist Parti liderleri Gorbaçov’u devirmeye kalkıştılar. Bir cunta rejimi ortaya çıktı ve “Perestroyka”nın babası Gorbaçov’u Kırım’da hapsetti. Bu defa da kalan halklar bağımsızlık için harekete geçtiler. Ancak Orta Asya’nın Komünist liderleri, örneğin İslam Kerimov bağımsızlık fikrine katiyen karşı idi. Durum çok komikti. Sovyet Meclisi dağılmasına rağmen Orta Asya milletvekilleri meclis salonundan ayrılmak istemiyorlardı. Ne zaman ki, Boris Yeltsin tanka çıkarak Gorbaçov’u cuntanın elinden kurtardı, o zaman cuntadan yana olan Orta Asya liderleri memleketlerinin bağımsızlıklarını ilan etmeye mecbur oldular. Onlar bunu iktidara geri dönen Gorbaçov’un kendilerini cezalandıracağı korkusundan yaptılar, bağımsızlık istedikleri için değil.

Bağımsızlık Özbekistan’a ne getirdi size göre?

Bağımsızlığın kesin sonucu 150 senelik Rus istilasından sonra bizim kendi devletimize sahip olmamızdır. Ben bir muhalif siyasetçi olarak bağımsız devletin ne manaya geldiğinin farkındayım. Devlet kutsal değildir, baş değildir, esas değildir, ama her millet için kendi varlığını koruma vasıtasıdır. Biz ne zaman ki kendi devletimizi kaybettik, benliğimizi, milli kimliğimizi, tarihimizi, yazımızı ve hatta dinimizi bile kaybettik. Şimdi bağımsız devlet olmakla bunları geri kazanmaya çalışıyoruz.

Özbeklerin millet olarak ana özellikleri nelerdir?

Özbekler sabırlı, çevrede olup bitenlere, özellikle sosyal ve siyasi gelişmelere biraz kayıtsız, duyarsız, ama kendi derdine ve ailesine çok düşkün, çalışmayı seven insanlardır. Biz son yüz senede Rusların etkisinde kaldık. Ruslar bize “biz sizin için büyük ağabeyiz, sizin fazla düşünmenize gerek yok, onu biz yaparız, yeter ki siz dediklerimizi yapın” diye öğrettiler. Bizi kolhoz denilen devlet çiftliklerine kapattılar. O zamanlar bırakın Türkiye gibi kardeş devleti, komşu ilde olup bitenlerden haberimiz yoktu. Ama şimdi durum değişiyor. Kerimov rejiminin dehşetli baskılarına rağmen insanlarımız gerçek kimliği olan İslam dini ile buluşmakta, yani İslami kimliğe bürünmektedirler.

23 yıllık bağımsızlık döneminde Özbekler arasından dünya çapında insanlar ve dini ya da siyasi kurumlar meydana çıktı mı?

Bireyler olarak üç ismi söyleyebilirim: İslam Kerimov dünyanın en acımasız diktatörlerinden biridir. Ravshan Ermatov FİFA kökenli dünyanın en iyi futbol hakemlerinden biridir. Alişer Usmanov, ünlü “Arsenal” futbol kulübünün sahiplerinden, yaklaşık 25 milyar dolar serveti ile eski Sovyetler Birliği hududunda en zengin adamdır. Kurum olarak ise en meşhur “teşkilatlar” Amerikanın Guantanamo ya da Ebu Garib toplama kamplarına benzeyen Özbekistan’ın kuzeyinde kurulan “Jaslik” toplama kampıdır. Burada özellikle dini muhaliflere dehşetli işkenceler yapılmaktadır. Onlardan bazıları haşlanarak ya da buna benzer işkencelerle öldürülmektedir. Yine dünyaca ünlü bir “kurum” Afganistan ve Pakistan’da savaşan Özbekistan İslami Hareketidir.

Özbekistan’daki rejimi diktatörlük olarak nitelendirdiniz. Bağımsızlık döneminin şimdiye kadar değişmeyen Cumhurbaşkanı İslam Kerimov nasıl bir kişiliğe sahiptir?

İslam Kerimov öncelikle ateisttir, komünisttir. Anormal derecede iktidar heveslisi, kibirli aynı zamanda acımasız, şefkatsiz bunun yanında kurnaz bir kişiliğe sahiptir. Bunu onun özel hayatında da, Müslümanlara karşı şiddetli baskı siyasetinde de görmekteyiz. Kerimov’a göre ondan başka kimse Özbekistan’ı yönetemez, yönetmesi bile düşünülemez. O bu görüşünü herkese karşı çok acımasız ve şefkatsiz siyaseti ile kanıtlamaya çalışmaktadır. Öncelikle onun bu özelliğini kendi aile içi ilişkilerinde gördük. Yakınlarda büyük kızı Gülnara “Babam bize köpek muamelesi yapmaktadır” dedi. Daha önce bu kız, babasını Sovyet diktatörü Josef Stalin’e benzetmişti. Sonra Kerimov iş çevresindekilere, yani bakanlara, valilere karşı şefkatsiz davranıyor. İsterse onları dövüyor, isterse hapse atıyor ya da makamından ediyor. Bundan dolayı hükümette çalışanlar Cumhurbaşkanının kendilerine daha az sövmesini, daha az cezalandırmasını bir nimet, bir şefkat olarak kabul ediyorlar. Ne acı durum değil mi? Bununla Kerimov hükümettekilere gözdağı vermek istiyor. Dolaysıyla kimse de ona itaatsızlığı aklından bile geçiremiyor. Bunun yanında Kerimov siyasi ve dini muhaliflere karşı son derece acımasızdır. Muhaliflerden binlercesi öldürüldü ya da hapse atıldı ya da sürgüne gönderildi. Bununla kendi ailesinden başlayarak hükümet çevrelerinde ve genel olarak toplumda korku atmosferini oluşturdu. Bundan dolayı bugün Özbekistan’da bırakın muhalif sesi, hiçbir ses çıkmıyor. Herkes kendi köşesine çekilmiş ve kendi canını kurtarmak derdindedir.

Bir de Kerimov kurnaz birisi dediniz…

Şunu demek istiyorum: Özbekistan Cumhurbaşkanı bazı diktatör meslektaşları gibi aptal birisi değildir. İslam Kerimov’un memleket içinde ve dışında olup bitenleri çok iyi takip ettiği ve okuduğu kanaatindeyim. Örneğin, bir Amerikalı üst yetkili Özbekistan’a geldiğinde ‘ABD demokratik devlet’ diye övünüyor. Kerimov onun gözüne bakarak ‘Özbekistan da Anayasaya göre demokratik devlettir’ diyor. Amerikalı misafir Kerimov’un bakışlarına dayanamıyor ve bakışını başka yana çeviriyor… Yani İslam Kerimov şimdiki dünya düzeninde özgürlükler değil, güçlü devletlerin kendi aralarında vahşi rekabeti üstün olduğunu çok iyi biliyor. O Amerikalılara sizin dünyaya nasıl demokrasi teklif ettiğinizin farkındayım demek istiyor… Onun için 2005 yılında Özbekistan’daki ADB askeri üssü kapatıldı. Doğu Avrupa ve eski Sovyetler hududunda renkli inkılaplar organize eden (bunlar aslında Amerikanın menfaatine uygun darbelerdir) ünlü George Soros fonu ve şimdilerde Türkiye’de paralel devlet olarak görülen Gülen okulları kapatıldı. Aynı zamanda Kerimov ABD, Rusya ve Çin’in Orta Asya politik oyunlarında en ünlü oyunculardan biridir. Hani televizyon belgesellerinde aslanlar avını kendi aralarında paylaşırken etrafta dolaşan çakal ya da tilki bir dilim eti alır da kaçar ya… İşte Kerimov’un bu büyük devletlere karşı politikası bundan ibarettir. Yani, Kerimov dünyanın lider devlerine şöyle diyor: Siz benim iç işlerime karışmayın, ama ben sizden kendi hakkımı almayı da bilirim..

Yani İslam Kerimov dış politikada memleketinin menfaatlerini savunmaktadır dememiz mümkün mü?

Dışarıdan bakıldığında öyle gözüküyor. Ancak Özbekistan Cumhurbaşkanı devlet, millet, halk denildiğinde önce kendi iktidarını düşünüyor. İşte onun “kurnazlığının” esas yanı da buradadır. Bundan dolayı Özbekistan ekonomik ve sosyal yönden imkanları oranında gelişme gösteremiyor. Siz inanmıyorsunuz, ama yine de inanın. Biz 23 senedir bağımsız devletiz, ama bu devletin bütçesi nedir, ne kadardır kimse bilmiyor. Yani devlet nereden ve nasıl para kazanıyor ve bu paraları nereye harcıyor, bu Özbekistan’da devlet sırrıdır ve Cumhurbaşkanı ve yakın çevresinden başka kimse bu sırra dahil edilmiyor. Özbekistan büyük doğal kaynaklarına, verimli toprağa ve yeterli işçi gücüne sahip ülkedir. Ancak kişi başına düşen milli gelir bin 700 dolar civarındadır. Örneğin, vatandaşlarına en azından kısıtlı olsa da ekonomik özgürlükler sağlayan Kazakistan’da bu gösterge 10 bin doları aşmıştır. Özbekistan ise zülüm ve yolsuzluk batağına batmış, ekonomisi çökmüş vaziyettedir. İşte bundan dolayı Kerimov’a göre toplumsal barış ve siyasi istikrar korunan ülkeden en az 5 milyon vatandaş yurt dışına kaçmak mecburiyetinde kalmıştır.

Devletin ekonomik ve sanayi yatırımları ne durumdadır?

Bağımsızlıktan sonra Özbekistan’da Guney Kore ile ortak otomobil fabrikası üretime başladı. Şimdilerde otomobil üretimine Amerikanın General Motors (GM) şirketi de ortak oldu. Senede 150 bin otomobil üretilmekte ve bunlar iç ve dış pazarda satılmaktadır. Bunun yanında Taşkent ve Semerkend arasında hızlı tren seferleri başlatıldı. Başka teknolojilik ve sanayi yatırımları da söz konusudur. Ancak baskı rejimi ve onun urunu olan rüşvet ve yolsuzluklar memlekete ekonomik girişimleri ve dışarıdan sermeye gelmesini engellemektedir.

Özbekistan’da sosyal hayat nasıldır? Özbekler günlük hayatta ne ile meşgul oluyorlar?

Sovyet döneminin kendine özel ideolojisi, düzeni ve ahlaki değerleri vardı. Komünist rejiminin çökmesi ile bu şeyler de yok oldu, gitti. Bağımsızlık yıllarının başında bağımsızlığının kendisinden yeni ideoloji oluşturulmaya çalışıldı. “Özbekistan geleceğin büyük devleti” denildi. Ama bunun pratik hayatta karşılığı bulunamadı. Sovyetlerin çökmesi ile beraber Özbekistan’ın ekonomisi de çökmüştü. İnsanlar iş ve ekmek istiyorlardı. Özbekistan Komünist Partisi kendine Halk Demokratik Partisi adını taktı. Ama hükümetin politikası halkın çıkarlarına yönelik değildi. Bu arada memleketimizde piyasa ekonomisinin, yani kapitalist zihniyetin fikirleri ve davranışları görünmeye başladı. Piyasa ekonomisinin Özbek dilindeki karşılığı pazar ekonomisidir. Ben de buna mezar ekonomisi diyorum. Çünkü kapitalist zihniyet gerçekten insani değerleri katlediyor. İşte devlet zulmü, yolsuzluk, ekonomik çöküntü, çaresizlik insanlarımızı çeşitli hayat yollarına sevk etmektedir. Devlette çalışanlar rüşvet almadan iş görmüyorlar. Buna kamuda iş bulmak, hastanede tedavi görmek, yüksek okulda okumak ve hatta hacca kayıt yaptırmak da dahildir. Kalanını siz kendiniz düşünün. Eğitim ve sağlık sektörü kriz içindedir. Herkes iş, aş ve para bulmak derdine düşmüştür. Özgürlükler yok edilen ve her çeşit girişim teşebbüsü engellenen şartlarda insanlar arasında yalan, talan, rüşvet, güçlünün zayıfı ezmesi maalesef bugünkü Özbekistan’da hayat sahnelerini oluşturmaktadır…

Özbek siyasi ve dini muhalefetinin durumu nasıl?

Siyasi muhalefet Kerimov rejimi tarafından tamamen sindirilmiştir. Canını kurtaran birkaç muhalif siyasetçi yabancı devletlerde yaşamaktadır. Ancak onların sesi Özbekistan’a ulaşmamaktadır. İslami muhalefet memleket içinde ve dışarıda daha etkilidir. Özbekistan’da camiler ve imamların faaliyeti rejimin sıkı kontrolü altındadır. Çocukların camilere gitmesi, kamu alanında başörtüsü takılması, dini cemaatlerin özgür eylemleri yasaktır. Son zamanlarda böyle girişimlerde bulunan Müslümanlar hapse atılmaktadır.

Özbeklerin ve Anadolu Müslümanlarının İslam’ı anlamaları ve yaşamaları konusunda farklılıklar var mı?

Anadolu’da tasavvuf ve tarikatlar, Müslümanların siyasi çabaları daha etkindir. Özbekistan’da ise Hizbut-tahrir, Tebliğ cemaati ve Selefi gruplar ön plandadır. Bundan dolayı Anadolu Müslümanları sivil oluşumlara, kendi aralarında müsamahaya, siyasi aktiviteye yatkındır. Bizim cemaatler ise kendi bildiklerini okumakta daha ısrarlıdırlar.

Özbekistan’ın yakın geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Başta dediğim gibi Özbekistan’da İslam Kerimov dönemi sona ermektedir. Ancak yeni dönemin nasıl olacağı hakkında konuşmak nerede ise imkânsızdır. Önce şunu söylemeliyim: Bizde hükümetin devir teslim geleneği yoktur. Görünen gerçek, Kerimov’un ölümünden sonra iktidarın değişmesidir. Ama memleketteki ekonomik sıkıntı ve her alandaki zülüm, bir de özellikle Rusya’nın çabaları neticesinde memleketimizde en korktuğun siyasi senaryo, yani siyasi kriz ve karışıklık ortaya çıkabilir. Rusya Ukrayna’da olduğu gibi eski Sovyet cumhuriyetlerinde önce siyasi kriz, sonra karışıklık çıkararak durumdan kendine vazife çıkarmak ve buraları yeniden kendine bağlamak istemektedir.

Bu durumda Özbekistan’da en uygun gelişme nasıl olmalıdır?

Ben Kerimov döneminden sonra rejim içinden iktidara gelen devlet başkanının, kim olursa olsun, siyasi istikrarı korumasından yanayım. Dediğim gibi eğer toplumsal kaos ve siyasi karışıklık ortaya çıkacaksa, artık olayları durdurmanın imkanı olmayacaktır. Böyle bir durumda Özbekistan’da iktidarı yeniden oluşturacak siyasi güçler ve tecrübe yoktur. Bu da etnik ve dini kargaşaların, kavgaların başlaması demektir. Onun için devlet hâkimiyetini ayakta tutmak hayatı önem taşıyacaktır. İşte yeni iktidar halkın beklediği siyasi, ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştirmesi gerekir. Stalin’den sonra Hruşev, Brejnev’den sonra Gorbaçov rejimin ılımlılığını sağlamışlardı. Demek istediğim, devlet ve toplum hayatının reformu için kişisel özgürlüklerin yanında siyasi istikrar ve toplumsal barış da gereklidir. İşte Özbekistan’ın Kerimov’da sonraki dönemde ilk olarak merkezi ve mahalli otoritenin korunmasına ve toplumsal hayatta ılımlaşmaya ihtiyacı vardır.

Sizin idealinizdeki toplum düzeni nasıldır?

Bağımsızlığın ilk yıllarında biz özgürlük ve demokrasi tecrübesini bir iki sene yaşadık. Ancak sonra olaylar başka yönlere gitmeye başladı. Tacikistan’da iç savaş, Kırgızistan’da ise etnik çatışmalar yaşandı. Bu karışıklıklarda on binlerce kişi hayatını kaybetti. Bu tecrübeler bizde batıdaki laiklik (sekülerizm) ilkesine göre toplum ve devlet düzenini ortaya çıkarmanın imkansız olduğunu gösterdi. Bir de bu konuda Türkiye’nin acı tecrübesi vardır. Türkiye buralara kadar gelmek için ne zorluklar çekmiş, sayısız darbeler yaşamıştır. Ben bizim bu olumsuz tecrübeleri tekrarlamamızda fayda görmüyorum. Orta Asya ya da Türkistan nüfusunun esas kısmı Müslümanlardır. Dolaysıyla kişisel ve toplumsal özgürlükleri tamamen reddetmeden, bir de İslami değerleri bunlara katarak yeni bir toplum ve devlet düzenini ortaya çıkarmamız lazım diye düşünüyorum. Yani benim idealimdeki toplum ve devlet düzeni Müslümanların kendi değerlerini esas alan özgürlükler, sivil toplum ilkeleri, siyası uzlaşı kültürü ve toplumsal barış üzerine kurulmalıdır.

Dr. Namaz N. Muhammed kimdir?

1957 yılında imam Tirmizi’nin memleketi Tirmiz şehrine yakın bir köyde doğdu. 1980’de Taşkent Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra genel cerrahi uzmanı olarak çalıştı.

1990’lı yıllarda önce Özbekistan’ın bağımsızlığı için sonra ise İslam Kerimov rejimine muhalefet etmek için siyasi hayata katıldı. 1993’te muhalefete karşı uygulanan baskıdan dolayı Türkiye’ye geldi.

Türkiye’de siyasi faaliyetini sürdürmekle beraber, İslam dini ve Türk dünyası tarihi konularında araştırmalarda bulundu. Özbekistan’daki siyasi durum ve toplumsal hayat hakkında kitaplar ve makaleler yayınladı.

Muhaceretteki Türkistan Müslümanlarının sivil kuruluşu olan “Türkistan-Der” kurucu üyesi olan Dr. Namaz N. Muhammed, Özbek dili yanında, Anadolu Türkçesi, Rusça, Norveççe, orta derecede Arapça ve İngilizce bilmektedir.

Evli ve 3 çocuk babasıdır.

http://www.dunyabulteni.net/haber/307875/bagimsizlik-ozbekistana-neler-kazandirdi

 

Devami

Kazakistan’da Rus işgali endişesi

Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Ukrayna’da devam eden iç karışıklık Kazakistan yönetimini endişelendiriyor. Bölgedeki gelişmelerle ilgili açıklama yapan Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev, ülkesinin bağımsızlığının tehlikeye girmesi durumunda Avrasya Birliği’nden çekileceğini söyledi

Rusya’nın Kırım ve Ukrayna bölgelerindeki nüfusunu kullanarak iç karışıklığı teşvik etmesi, Kazakistan’daki endişeleri artırıyor. Rusya son olarak Mart ayında Kırım’ı ilhak etmişti.

Bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından beri tekrar Rus işgaline uğrama endişesi taşıyan Kazakistan’ın Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev yaşanan gelişmelerle ilgili bir açıklama yaptı.

Kazakistan’ın başkenti 13 yıl önce güvenlik amacıyla Almatı’dan Astana’ya taşınmıştı. Almatı, Rusların sınır kalesi olarak kurduğu bir şehir. Burada Rus nüfusun ağırlıklı olması, Kazak yönetimi tarafından bir tehlike olarak algılanıyor.

Kazakistan Devlet Başkanı Nazabayev yaptığı açıklamada, ülkesinin çıkarları ihlal edilirse ve Kazakistan’ın bağımsızlığını tehlikeye sokan bir durum ortaya çıkarsa Avrasya Ekonomi Birliği’nden çekileceklerini açıkladı.

Nazarbayev, “Sözleşmede belirtilen kararlara uyulmazsa, Kazakistan Avrasya Ekonomi Birliği’nden çekilecektir. Daha önce belirttim ve tekrar söylüyorum, Kazakistan, bağımsızlığını tehdit eden bir örgütle işbirliği içinde olmayacaktır. Bizim bağımsızlığımız, dedelerimizin kanlarıyla kazanılmış önemli bir hazinedir. Onu korumak için elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu.

Avrasya Ekonomi Birliği’nde Kazakistan’a karışı ayrımcı bir tutum takınıldığını söyleyen Nazarbayev, “Rusya ve Belarus’un diğer üyelerin onayını almadan karar vermesinin, işbirliği olmadığını ve buna karşı konuşmaya hakkı olduğunu” vurguladı.

Rusya, Avrasya Ekonomi Birliği çerçevesinde, Kazakistan, Belarus, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan devletleriyle ekonomik işbirliği yürütüyor.

Dünya Bülteni

Devami

Tacikistan’da Rus askeri dehşeti

Tacikistan’da bulunan Rus üssünde görev yapan iki Rus asker, Tacijk bir taksiciyi boğazını keserek katletti.

Tacikistan İçişleri Bakanlığı, 201 numaralı Rus üssünde görev yapan iki Rus askerin Tacik bir taksi sürücüsünü öldürdüğünü açıkladı ve askerlerin isimlerini açıkladı. Açıklamada askerlerin 1990 doğumlu oldukları ve isimlerinin Ildar Sahapov ve Feodor Basimov olduu bildirildi.

Tacikistan ve Rusya savcılığı ortak soruşturmasının ön neticelerine göre bu iki asker Tacik vatandaşı taksi şoförü Rahimcan Teshaboev’i vahşice öldürdü. Şoförün cesedi 19 Ağustos’ta arabasında bulunmuştu.

Tacikistan ve Rusya savcılığı yetkilileri 26 Ağustos’ta bu iki askeri sorguladı. “Ozodi” Radyosunun bildirdiğine göre Feodor Basimov isimli Rus asker Rahimcan Teshaboev’e 1500 dolar borçluydu. İki asker kendi aralarında görüşerek borç sorununu 16 Ağustos’ta çözmek için anlaştılar. Ancak taraflar arasında o gün anlaşma sağlanamadı. 18 Ağustos’ta Rus askerleri Rahimjon Teshaboev’ı balık avlamaya davet etti. Göl kenarında Feodor Basimov taksi sürücüsünü yere yatırdı, Ildar Sahapov ise boğazını keserek öldürdü.

Üç çocuk babası olan 36 yaşındaki Rahimcan Teshaboev Tacikistan’ın Rudaki ilçesinde yaşıyordu.

Rusya’nın Tacikistan’da konuşlanan 201Numaralı Üs yetkilileri cinayet hakkında henüz açıklama yapmadı.

Dünya Bülteni

Devami

Özbekistan, Hindistan’a uranyum satıyor

Özbekistan, Güney Kore’den sonra Hindistan’a da uranyum satmak üzere anlaşmaya vardı, beş yıl içerisinde iki bin ton uranyum satacak

Özbekistan ve Hindistan, uranyum ticareti ile ilgili bir anlaşmaya vardı. Anlaşmaya göre Özbekistan, Hindistan’a beş yıl içerisinde iki bin ton uranyum satacak.

The Indian Express’de yer alan habere göre Hindistan, iki bin ton uranyum için Özbekistan’a üç buçuk milyar dolar ödeme yapacak.

Özbekistan’ın Güney Kore Cumhuriyeti’ne satacağı uranyum miktarının da 300 tondan 500 tona çıkaracağı ifade edildi. Asia-centre.com internet sitesine göre bu iki devlet arasındaki uranyum anlaşması Eylül ayında imzalanacak.

Özbekistan, uranyum üreten devletler arasında dünyada 12. sırada yer alıyor. Dünya Nükleer Konseyi’ne göre Özbekistan, 111 bin ton uranyum rezervine sahip.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerine göre Özbekistan, uranyum rezervinde dünyada 7. üretiminde ise 5. sırada yer alıyor.

Bir kilogram uranyumun dünya pazarındaki fiyatı günümüzde 130 ABD doları.

Dünya Bülteni

Devami

Muhalif Özbek gazeteciye uluslararası ödül

Aral gölünün sularının çekilmesinin olumsuz sonuçları üzerine yazılar yazdığı için tutuklanan Özbek gazeteciye Johann-Filipp Palm ödülü verildi

Özbekistanlı muhalif gazeteci Salijan Abdurrahmanov Almanya’nın ünlü Johann-Filipp Palm adındaki uluslararası medya ödülüne layık görüldü. Johann-Filipp Palm uluslararası medya ödülü her sene fikir ve medya özgürlüğü alanında çalışan yazar ve gazetecilere veriliyor.

Tutuklu bulunan Özbek gazeteci Salijan Abdurrahmanov, bu seneki ödülü Bahreynli Nezihe Seyyid ile paylaştı. Johann-Filipp Palm medya fonu açıklamasında “Salijan Abdurrahmanov, cesur bir gazeteci. Özbekistan rejimi tarafından 10 yıl haksız olarak cezaevinde tutuldu. Yazılarında Aral gölü suyunun çekilmesinin sonuçlarını açıkladığı için cezalandırıldı” denildi.

Özbekistan’ın Kuzey Karakalpak Özerk Cumhuriyeti’nde çalışan gazeteci Salijan Abdurrahmanov 2008 yılında uyuşturucu ticaretiyle suçlanarak 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Uluslararası insan hakları kuruluşları ve medya kurumları Özbekistan rejimini ünlü muhalif gazetecinin arabasına uyuşturucu bıraktığını ve haksız suçlamalarla yargıladığı yönünde eleştirmişlerdi.

Salijan Abdurrahmanov hapse atılmadan önce uznews.net sitesinde yazdı ayrıca Savaş ve barış Enstitüsü’nde çalıştı.

Johann-Filipp Palm medya fonu Özbek muhalif gazeteciye verilen ödülün sahibine bizzat teslim edileceği umudunu da açıkladı.

Dünya Bülteni

Devami

Tacik-Kırgız sınırında gerginlik sürüyor

Kırgızistan ve Tacikistan’ın sınır bölgesinde pazartesi günü meydana gelen çatışmaların ardından iki ülke yönetimi arasında nota gerginliği yaşandı. Ülkeler birbirilerine nota verirken diğer taraftan da iki tarafın üst düzey temsilcileri sorunların çözülmesi için bir araya geldi

Tacikistan Dışişleri Bakanlığı 25 Ağustosta Tacik-Kırgız sınırındaki çatışmalarda yine iki kişinin öldürüldüğü ve beş kişinin yaralandığını bildirdi.

Tacik basını öldürenlerinden birinin Tacikistan Sınır Koruma İdaresi eski başkanı Abdurrahman Azimov’un akrabalarından Azamat Azimov olduğu belirtiliyor.

Tacikistan Dışişleri Bakanlığı iki devlet sınırında yaşanan son çatışma hakkında bir basın açıklaması yapacak.

Diğer taraftan Tacikistan Başbakan yardımcısı Muradali Alimardan iki devlet arasındakı sınır sorunlarını görüşmek üzere dün Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’i ziyaret ettiği bildirildi.

Kırgız sınır muhafaza teşkilatının basın merkezinden yapılan açıklamada, Pazartesi öğleden sonra çıkan çatışmada ilk ateşin Tacikistan askerleri tarafından açıldığı ileri sürüldü.

İki ülkenin sınır muhafaza askerleri arasındaki çatışmanın yaklaşık yarım saat sürdüğü, Tacikistan askerlerinin çatışmalar sırasında el bombası kullandığı belirtiliyor. Kırgız tarafı çatışmada herhangi bir askerinin zarar görmediğini belirtirken Tacik basını 5 Tacikistan vatandaşının yaralandığını duyurdu.

Olay yerine ek Tacik askerinin gönderildiği duyurulurken Kırgızistan’ın da sınırdaki askerlerinin sayısını artırdığı kaydedildi.

11 Temmuzda Tacikistan’ın İsfara vilayetinde iki devlet sınırındaki silahlı çatışmada 5 Kırgız ve 2 Tacik askeri yaralanmıştı.

SINIRDAKİ ÇATIŞMALAR ÜLKE YÖNETİCİLERİNİ HAREKETE GEÇİRDİ

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, sınırdaki çatışmaların sona erdirilmesi ve sorunların çözülmesini istedi.

Atambayev, dün Kırgızistan Sınır Muhafaza Teşkilatı Başkanı Rayımberdi Düyçembiyev’le görüşerek sınırdaki olaylarla ilgili bilgi aldı.

Diğer taraftan pazartesi günü iki ülke sınırında meydana gelen çatışmaların ardından iki ülkenin başbakan yardımcılarının da içlerinde bulunduğu heyetler bir araya geldi. Heyetlerin görüşmeleri bugün de devam edecek.

İki Tacik vatandaşının ölümüyle sonuçlanan olaylarla ilgili olarak Kırgızistan dışişleri bakanlığı dün Tacikistan’a sınırdaki kurallara tam uyulması istemiyle bir protesto notası gönderdi. Aynı gün Duşanbe de Bişkek’e gerektiğinde her Tacik vatandaşının gerekli usullerde korunacağını bildiren bir cevap notası gönderdi.

Dünya Bülteni

 

Devami

Nazarbayev: Avrasya Birliği’nden ayrılabiliriz

Kazak lider Nazarbayev, Avrasya Ekonomik Birliği’nde tüm üyelerin eşit olduğunu ve kararların oybirliği ile alındığını belirterek aleylerinde bir karar alınmak istenmesi halinde birlikte durmayacaklarını söyledi

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ülkesinin her an Avrasya Ekonomik Birliği (AEB)’ni terk etme hakkının bulunduğunu söyledi.

Astana’da bir TV kanalında yaptığı konuşmada AEB ile ilgili soruları cevaplayan Nazarbayev, birliğin aleylerine olacak kararlar alması durumunda üyeliği devam ettirmenin anlamı kalmayacağını ifade etti ve her an terk edebileceklerini kaydetti.

Nazarbayev, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Biz AEB’yi siyasi değil, ekonomik birlik olarak oluşturduk ve bu doğru bir karardır. Kazakistan, Rusya ve Beyaz Rusya cumhurbaşkanları toplandığında karar oybirliği ile alınır. Birimiz karşı çıkarsak karar alamayız. Buna da konsensüs denir. Birlikte herkes aynı haklara sahiptir. Aleyhimizde karar alınmak istendiğinde Kazakistan her zaman birlikten çıkabilir.

Kazak lider devlet bağımsızlığının kendileri için vazgeçilmez bir değer olduğunun altını çizdi ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz Gümrük Birliği’ne de üye olduk. Önceleri Rusya Federasyonu sınırından mal geçirdiğimizde para ödüyorduk. Şimdi ödemiyoruz. Bu milyonlarca Tenge idi. Bundan dolayı malın fiyatı da artardı. Gümrük anlaşmasından devletimiz büyük fayda gördü. Bunun yanında bizim ticari birliğimiz üye devletlerde istikrarı ve barışı da artırıyor.”

Dünya Bülteni

Devami

Özbekistan Çin’deki askeri tatbikata katılmıyor

Özbekistan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) askeri tatbikatına katılmayacağını açıkladı.

Özbekistan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) silahlı kuvvetlerinin ortak anti-terör askeri tatbikatına bu yıl da katılmayacağı açıklandı.

Rusya’nın ITAR-TASS haber ajansına göre ŞİÖ bu yıl 24- 29 Ağustos tarihleri arasında Çin’in İç Moğolistan bölgesinde “Barış Misyonu” kod adıyla gerçekleştirilen askeri tatbikata Özbekistan katılmıyor.

ŞİÖ’nün bu yılki tatbikatına toplam 7 bin asker katılacak. Bunlardan yaklaşık 5 bininin Çin askerleri, 900’ünün Rus askeri, 500’ünün Kırgızistan askeri, 300’ünün Kazakistan askeri ve 200’ünün Tacikistan askeri olacağı açıklandı.

Şanghay İşbirliği Örgütüne üye devletler bu tür askeri tatbikatları her yıl planlı olarak gerçekleştiriyor. Özbekistan bu tatbikatlara 2007 senesinde ilk ve son defa katılmıştı.

Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un başka ülkelerle askeri işbirliği yapmaktan özellikle kaçındığı belirtiliyor. Örneğin, Özbekistan Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Teşkilatına (KGAT) birkaç defa üye oldu ve daha sonra bu üyelikten çekildi.

NATO güçleri Afganistan’ı işgal ettikten sonra ABD Özbekistan’ın güneyinde askeri üs kurmuştu. Ancak 2005 yılında yaşanan Andican katliamından sonra Özbekistan ABD askerlerini sınırdışı etti.

Son zamanlarda ABD’nin yine Özbekistan’da askeri üs açacağı söylentileri ortaya çıksa da her iki devlet bu haberleri yalanladılar.

Dünya Bülteni

Devami

Türkiye’deki Türkistanlı işçilerin büyük sıkıntıları

Son günlerde Türkistanlı kaçak işçiler, maruz kaldıkları sıkıntılar ve bulaştıkları suç olayları sebebiyle kamuoyu gündeminde yer bulmaktadır. Bir Özbek çocuk bakıcısının işveren tarafından darbedildiği iddiası, Türkmen ve Özbek işçilerin karıştığı kriminal olaylar, Türkiye’de bulunan Türkistanlı kaçak işçilerin durumunu ele almamızı gerekli kıldı.

İki binli yıllardan sonra Türkistan bölgesinden Türkiye’ye çalışmak için gelenlerin sayısı hızla artmıştır. Bugün tahmini olarak 250.000 Türkistan’lı Türkiye’de çalışmaktadır. Bu çalışanların büyük çoğunluğu “kaçak işçi” durumundadır. Türkistan Cumhuriyetleri’ne ülkemiz vize uygulamamaktadır. Para kazanmak amacıyla gelen Türkistanlılar Türkiye’ye turist vizesiyle girmekte ve bir sektör haline gelen kaçak çalışma ortamına düşmektedirler. Bütün problemler de bundan sonra başlamaktadır. Ucuz işgücü olarak istihdam edilen bu kişilerin hiçbir sosyal güvencesi olmadığı gibi, haklarını savunmak için adli makamlara başvurmaktan, sınır dışı edilme tehlikesi sebebiyle kaçınmaktadırlar. Bu durumda ya işverenin insafına terkedilmekte veya mafya benzeri yapıların ağına düşmektedirler. Çoğu zaman da fazla iş yükü altında ezilmektedirler. Pasaportlarına işveren tarafından el konulduğu  için işverenin her dediğini yapmak zorunda kalmaktadırlar.

Türkistanlı işçilerin kanuna uygun olarak çalışabilmelerinin önündeki başlıca engeller şunlardır.

1- Ülkelerinden işçi pasaportu alarak çıkmakta sıkıntı yaşamaktadırlar.

2- Ucuz işçi olarak çalışma imkanı bulabildikleri için, sigorta, oturum izni v.s. masraflarını karşılayamamaktadırlar.

Öncelikle Türkistanlı hemşerilerimizin neden bu hale geldiklerini sorgulamamız gerekiyor!

Kendi ülkelerinde doktor, mühendis ve benzer meslekleri icra ederken burada hasta bakıcılık, inşaat işçiliği ve temizlikçilik yapmalarının sebebi nedir? Elbette kendi vatanlarında çok az kazandıkları için bu işleri mecburen yapmaktadırlar.

Kaçak işçilerin önemli bir kısmı Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelmektedir. Halbuki Türkmenistan dünyanın önemli doğal gaz zenginliklerine sahiptir. Özbekistan’da durum farklı değildir. Ortalama maaş 100 dolar seviyesindeyken temel gıda ve emlak fiyatları ise neredeyse dünya standartları seviyesine yaklaşmıştır. Çoğu ailenin evine et girmemektedir. Büyük bir ekonomik, tarımsal, madenî potansiyele sahip olan Özbekistan’da 30 milyon nüfusun 8 milyonu yurtdışına çıkmıştır. Bu 8 milyon üretken genç-orta yaşlı  erkek nüfustan oluşmaktadır. Bazı köylerde sadece kadınlar, yaşlılar ve çocuklar kalmıştır.

Türkistan Cumhuriyetlerinden Özbekistan ve Türkmenistan varlık içinde yokluğu yaşamaktadırlar.

Rusya’da çalışan Türkistanlıların durumu çok daha vahimdir.

Bizim hem Türkistanlı hemşehrilerimize hem Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine çağrımız olacaktır.

Türkistan’dan gelen hemşehrilerimizin kanuni yolları kullanarak çalışmayı tercih etmelidirler. Haklarını korumaları ancak bu şekilde mümkün olacaktır. Türkiye’ye turist vizesiyle girdiklerinde ve vizelerini uzatmak istediklerinde kendilerine 6 aylık oturum hakkı verilmekte ve sağlık sigortası yapılmaktadır. Bu ilk 12 ay içerisinde çalışma izni almak için imkan olmaktadır. 12 ay sonunda kaçak duruma düşerlerse hiçbir hak talep edemeyeceklerdir. İşverenden çalışma izni için talepte bulunmaları, pasaportlarını vermemeleri, 12 ay içerisinde kaldıkları yeri emniyete bildirmeleri gerekmektedir.

Türkiye’deki yetkililerin de bu konuda çözüm üretmeleri gerekmektedir. Her türlü iyi niyeti göstererek Türkiye’de çalışmalarına müsamaha gösteriliyorsa da çalışan sayısı arttıkça ve zaman ilerledikçe sıkıntılar artacak, hukuki boşlukları başka unsurlar dolduracaktır.

Çalışma izinlerinde kolaylık gösterilmesi, harç miktarlarının azaltılması, sigorta maliyetlerinin asgari düzeye indirilmesi bunun için ilk atılacak adımlar olabilir. Yurt dışından giriş yapan Türkistanlılara bilgilendirici broşürler hazırlanarak izleyecekleri yollar anlatılmalı, haklarını nasıl koruyacakları öğretilmelidir. Danışma büroları açılarak sağlık ve sosyal haklar konusunda bilgilendirilmelidirler.

“Kaçak İşçi” problemi çözümü zor bir meseledir. Devlet yetkilileri bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine giderek bu problemin çözümü yönünde adımlar atabilir.

Alim Oktay Çatkal

Türkistan-Der Merkez Yönetim Kurulu üyesi

25.08.2015

Devami

Rusya Özbek muhalifi Kerimov rejimine teslim etti

Rusya, St. Petersburg’da Özbekistanlı mültecilere öncülük eden muhalif liderlerden Mahsud Abducebbarov’u Özbek rejimine teslim etti

Rusya, St.Pitersburg şehrindeki “Özbek Gençleri” hareketi ve muhacirler için eğitim merkezi başkanı Mahsud Abducabbarov’u Özbekistan’a teslim etti.

Fergana.ru haber ajansının bildirdiğine göre Rusya göç servisi yetkilileri 14 Ağustosta Mahsud Abducabbarov’u St.Pitersburg hava alanından Özbekistan Hava Yollarına ait bir uçakla vatanına gönderdi.

Rusya mülteci servisi, 2013 yıl Eylül ayında Mahsud Abducabbarov’u iki yıl boyunca ülkeye sokmama kararı almıştı. Rus yetkililer, Özbek muhalifin bu karara rağmen memlekete giriş yaptığını savundu.

Ancak Abducabbarov’un yakınları ve dostları onun Kerimov rejimine muhalif olduğu ve Özbek gençler arasında yaptığı faaliyetlerden dolayı Özbekistan istihbaratı tarafından çalındığını düşünüyor.

Daha önce de “Azodlik” radyosu Mahsud Abducabbarov’un 13 Ağustostan beri kayıp olduğu yönünde bir haber geçmişti.

Dünya Bülteni

Devami