Çin, artık tüm Orta Asya’nın stratejik ortağı

Türkmenistan lideri Berdimuhammedov’un Çin’de imzaladığı sözleşme ile Çin, Orta Asya’daki tüm ülkelerle stratejik ortaklık yapan ülke haline geldi

20 Mayıs 2014- Çin, Türkmenistan ile imzaladığı stratejik ortaklık sözleşmesi ile Orta Asya’nın tüm ülkeleri ile “stratejik ortaklık” anlaşması yapan ülkeler arasına girdi.

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhamedov Çin ziyareti sırasında bu ülkeyle arasındaki ilişkileri “stratejik ortaklık” konumuna getirmek için anlaştı. Böylece Çin Sovyet döneminden sonra Orta Asya’daki beş ülke ile de “stratejik ortaklık” anlaşması imzalamış oldu. Benzer anlaşmaları geçen yıl Tacikistan ve Kırgızistan ile yapmıştı.

Çin, stratejik ortaklıkları bazen ciddiye almasa da, Çin’in Türkmenistan ile olan ilişkilerinde ciddi görünüyor. Pekin’de Berdimuhammedov için çok etkileyici bir karşılama töreni yapıldı.

Çin yakın zamanda bölge ülkeleri ile işbirliğini artırmak için “İpek yolu ekonomik projesini” gündeme getirmişti.

Çin geçtiğimiz günlerde de Tacikistan’a “yüzlerce milyon dolar askeri yardım” sözü vermişti. Bu da Asya’da lider ülke konumunda olan Çin’in Orta Asya ülkeleri ile askeri işbirliği hazırlığında olduğu şeklinde yorumlandı.

Batı Türkistan olarak adlandırılan Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan Tacikistan ve Türkmenistan ile stratejik ortaklı imzalayan Çin, Doğu türkistan olarak adlandırılan Uygurların toprağını işgal altında tutuyor.

(Dünya Bülteni / Haber Merkezi)

Devami

Tacikistan’a “aile devleti” eleştirisi

TacikistanCumhurbaşkanı İmamali Rahman’ın yönetim politikaları ülke genelinde hoşnutsuzlukla karşılanıyor. Center Asia’da Rahman ailesi ile ilgili alaycı ifadeler içeren bir yazı yazan Abzat Serikbaev, Rahman ve ailesine sert eleştiriler yöneltti.

Devlet erkânının Rahman’a “Majesteleri” diye seslendiğini belirten Serikbaev, Tacikistan’ın yeni kralı olarak nitelendirilen Rahman’ın iki erkek ve yedisi kız olmak üzere dokuz çocuğu olduğunu hatırlatıyor.

Serikbayev, eleştirilerini şu ifadelerle sürdürüyor:

“Rahman, Tacikistan’ın bağımsızlığından sonra “benim devlette çalışan bir yakınım bile yok” diye övünüyordu. Tacikistan halkı zaman geçtikçe ‘Majesteleri’nin köylü veya çiftçinin oğlu değil, kendi milletin içinde kimsenin eşit olamayacağı bir soydan geldiğini anlıyor. Şimdilerde memleket yönetimine Rahman ailesi el koymuş durumda.

Rahman’dan sonra ailenin en etkili ismi onun hanımının kardeşi ve Orientbank’ın işletmecisi Hasan Asadullozoda. İkinci sırada ise amcası, şimdilerde Devlet başkanının müsteşarı olan Matlubkhon Davlatov geliyor. Önceden Davlatov Başbakan yardımcısıydı.

Amcalardan sonra ise İmamali Rahman’ın yakın zamanda Devlet Gümrük Teşkilatı başkanlığına atadığı büyük oğul Rüstem İmamali geliyor. Kimilerine göre Rüstem babasının veliahdı konumunda.

Listededördüncü sırada aile kızlarının büyüğü ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Ozoda Rahman yer alıyor. Ozoda’nın eşiCemaliddin Nuraliev Tacikistan Maliye Bakanı birinci yardımcısı olarak görev yapıyor.

Başkanın diğer kızı Tahmina Rahman da Tacikistan Kalkınma Bankası ve diğer ticari alanları idare ediyor.

Cumhurbaşkanınıntek kardeşi Nureddin Rahman devlet kadrolarının geleceğini belirleyecek konumda. Elbette o da yüce soyun vekili olarak saraydan uzak kalamazdı.

Bunlardan başka dünürler, yeğenler, damatlar ve ailenin başka fertleri Tacikistan kralının çevresini kuşatmış durumda. Hepsi devlete, daha doğrusu ‘Majesteleri’ne sadakat ile hizmet ediyor.”

dunyabulteni.net

Devami

Kazakistan’da satılık diploma

 

Kazakistan'da  satılık diploma

Kazakistan’da çok sayıda okulda diplomaların satıldığı, ödev ve projelerin rüşvetle yapıldığı yönünde ortaya çıkan belgeler milletvekillerinin tepkisini çekti

Kazakistan’ın yüksek öğretim sistemi ile ilgili bazı milletvekillerinin yaptırdığı özel bir çalışma, diploma satışından yolsuzluğa kadar çok sayıda skandal sonuçlar getirdi.

Çalışmanın sonuçlarına göre birçok üniversite diploma satışı için pazar haline gelmiş bulunuyor. Diplomaları öğretim üyeleri satıyor. Üniversite yönetimi ve akademisyenler bunu ortadan kaldırmak için hiçbir şey yapmıyor.

Konu ile ilgili bazı milletvekillerinin görüşleri şöyle:

Dariga Nazarbayeva, Kazakistan Parlamento Meclisi Başkan Yardımcısı: Eğitimin tüm safhalarında rüşvet sistematik bir sorun haline geldi, bu da öğrencilerde düşük motivasyona yol açıyor. Talebeler ödevlerini yazmaya vakit ayırmıyorlar, sadece öğretmenlere rüşvet vermekle yetiniyorlar.  Gençler kolej ve üniversitelere bilgi için değil, diploma için gidiyorlar.

Ama diploma işi garanti etmez. Bugün kolej ve üniversitelerin 600 bine yakın mezunları kendi uzmanlık alanlarında çalışmıyorlar ve yine 100 bin kişi işsizler safına katıldı. Milli Eğitim Bakanlığı bunu biliyor ve sadece bu yüzden üniversiteleri optimize etmeye, yani en uygun şekle sokmaya çalışıyor. İstenmeyen üniversitelerin bir kara liste bile çıkarılmış.

Aslan Sarinzhipov, Milli Eğitim ve Bilim Bakanı: Yakın gelecekte bakanlık risk altında olan üniversitelerin bir listesini yayınlamayı planlıyor. Bu yüksek öğretime hazırlananların doğru karar alması için yapılmaktadır. Ayrıca Bakanlığımız mezun oluncaya kadar bu kurumların kapanmayacağını da garanti etmez.

Milli Eğitim Bakanlığında da yeterince sorun var. Milletvekilleri bakanlıkta aslında işe yaramayan çok kurumları tespit ettiler, ama bu kuruluşların çalışanları maaşlarını düzenli almaktadır. Böyle yan kurumlar için milyarlar harcanıyor.

Muhtar Tinikeev, Kazakistan Parlamento Meclisi milletvekili: Bu kurumların çalışanları kendilerine 300 bin tenge maaş ayırmışlar. Bu Bakanlık çalışanlarının maaşından çok daha yüksek bir maaştır.  Buralarda çalışanlar genelde birbirlerinin çalışmalarını kopya yapıyorlar. Bakanlık bir işi yan kuruluş yapacak diyor, yan kuruluş ise aynı konuda bakanlığı işaret ediyor. Neticede iş yapılmadan kalıyor.

Bu arada Milli Eğitim Bakanı yardımcısı Shayakhmetov dahil olmak üzere çok sayıda yüksek rütbeli yöneticilere soruşturma açıldı. Bu kişiler yolsuzluk, görevi ve bütçe fonlarını kötüye kullanma ile suçlanıyor.

Konuyla ilgili davaların görülmesine yakın zamanda başlanacak.

Bu arada eğitim sorunlarının ve yolsuzlukların tartışıldığı oturumda Milli Eğitim ve Bilim Bakanlığı’nın robotlar ve bilimsel deneylerle bir gösteri yapması milletvekillerinin tepkisini çekti.

http://www.dunyabulteni.net/

Devami

Rusya’da Özbek işçilerin kaldığı ev yandı: 6 Ölü

Rusya'da Özbek işçiler yanginda

Rusya’da Özbek inşaat işçilerinin kaldığı bir evde çıkan yangında altı kişi hayatını kaybetti

19 Mayıs 2014- Rusya’nın Ekatunburg şehrinde bir evde çıkan yangında altı Özbek hayatını kaybetti. Özbeklerin Rusya’ya çalışmak için geldiği bildirildi.

Olay 18 Mayıs gecesi Özbek işçilerin kaldığı bir evde meydana geldi. Yangında kundaklama ihtimali üzerinde duruluyor. Yangından hemen önce binanın giriş kapısının dışarıdan zorlanması da bu ihtimali güçlendiriyor.

Çok sayıda Özbek vatandaşının kaldığı ev, bir inşaat firmasına ait. İnşaatta çalışan işçilerin barınması için kullanılıyordu.

Rusya’da 3,5 milyon Özbek işçi bulunuyor. Çoğu kaçak çalışan işçiler, Özbekistan’a yıllık yaklaşık 6 milyar dolar para akışı sağlıyor.

http://www.dunyabulteni.net/

Devami

BM’ye ‘Andican katliamı’ mektubu

BM’ye ‘Andican katliamı’ mektubu

BM'ye 'Andican katliamı' mektubu

Andican Katliamı sebebiyle sorgulanan ve uzun süre işkence gören bir Özbek, BM’ye mektup yazarak olayları anlattı

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre İnsan Hakları Komisyonu’na gönderilen bir şikayet mektubunda 41 yaşındaki Özbek Hüsanbek Ruziyev, 2005 yılının 13 Mayıs’ında Andican’da gerçekleşen katliamda yüzlerce kişinin öldürüldüğünü, kendisinin de hapishanelerde işkence gördüğünü açıkladı.

Andican katliamının yıldönümü vesilesi ile yazılan mektup, Paris’teki Ateşten Kalpler İnsan Hakları Örgütü ve ABD’de faaliyet gösteren Açık Toplum Hukuk Girişimi kuruluşlarının yardımıyla hazırlanarak BM Komisyonu’na gönderildi.

Ruziyev, mektubunda Özbekistan lideri İslam Kerimov’a karşı eylemlere katıldığı için polis tarafından sorgulanırken ifade vermesi için ağır işkencelerden geçtiğini açıkladı. İşkence sonucu uzun süre tedavi gördüğünü belirten Ruziyev, kendisi gibi çok sayıda insan olduğunu söyledi.

Hollanda’da yaşayan Hüsanbay Ruziyev 2005’te Andican’da gerçekleşen katliamdan dolayı Özbekistan hükumetinden hesap sorulmasını isteyen ilk sığınmacı oldu.

Andican katliamında Özbek hükümeti 187 kişinin, muhalifler ve bağımsız gözlemciler binlerce insanın vurularak öldürdüğünü bildirmişti.

http://www.dunyabulteni.net/

Devami

Türkmenistan’da çok eşliliğe ilginç çözüm

Türkmenistan’da çok eşliliğin önüne geçmek için uygulamaya konan düzenleme duyanları büyük şaşkınlığa uğratıyor. Ülkede ikinci eş olarak evlenen kadınlar hapsediliyor.

Center Asia’da Seva Türkistani imzasıyla yayımlanan bir analizde ülkede uygulanan bu müeyyide alaya alınarak ‘Türkmenistan’da hayatın çok eğlenceli olduğu’ vurgulandı.

Türkmenistan cumhurbaşkanının emriyle ikinci eş olarak evlenen kadınların hapsedilmesinin adaletsiz bir uygulama olduğu belirtilen analizde İslam’ın çok eşliliğe izin verdiği fakat bunun da şartları olduğu, İslam’daki bu uygulamanın erkeklerin şehvet oyunlarını din adına onaylamak demek olmadığı vurgulandı.

Türkistani, toplum ahlakını korumak için tedbir almanın yerinde olduğunu fakat ikinci eş olan kadınları hapsetmek gibi çağdışı uygulamaların bu amacı yerine getiremeyeceğini belirtti. Hapsedilen kadınların fuhuş yapmakla suçlandığını belirten Seva Türkistani, “Eğer ikinci evlilik fuhuşsa böyle fuhuşa yol açan erkekleri de cezalandırmak gerekmez mi?” ifadelerini kullandı.

Devletlerin istihdam sağlamak; sanayiyi geliştirmek; yollar, konutlar ve köprüler inşa etmek gibi güzel işlerle meşgul olmasının daha hayırlı olacağını belirten Türkistani, insanların özel hayatına karışmanın kamu gücünün yapması gereken son iş olduğunu ifade ederek bunu yapanların da faşist olarak anıldığını söyledi. Türkistani “Türkmenistan faşist bir devlet ise diyecek sözüm yok ancak hukuk devleti ise erkeklerin ikinci eşlerini hapsetmesi hiç de adil bir uygulama değil” ifadesini kullandı.

Türkistani, çok eşli erkeklerin genellikle devlet imkanlarını kullanabilen zengin kişiler olduğunu belirterek yazısını şöyle tamamladı:

“Bir de şu unutulmamalı. Bilindiği gibi iki, üç ya da dört hanim almak için kişi zengin olmalıdır. Bu da ancak devlet başkanına yersiz methiyeler dizen bürokratların veya zenginlerin ‘kısmetidir’. O halde işe onlardan başlamak lazım. Yoksa yolsuzluğa karşı böyle savaştan hayır beklememeyiz.”

http://www.dunyabulteni.net/

Devami

NATO Özbekistan’da temsilcilik açıyor

NATO, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te temsilcilik açmaya hazırlanıyor. Girişimin Özbek lider İslam Kerimov’un isteği olduğu ve işgal güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinden sonra Özbekistan’da radikal diye nitelendirdiği grupların aktif hale gelmesinden endişe ettiği için Nato’ya teklif götürdüğü belirtiliyor.

2008 yılında NATO’nun Bükreş zirvesinde konuşma yapan Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, Afganistan’da barışın sağlanması maksadıyla NATO’nun da katılımıyla koalisyon grubunun oluşturulmasını teklif etmişti. Grup içerisinde Afganistan’a komşu olan İran, Çin, Pakistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi ülkelerin yanı sıra Rusya, ABD ve NATO ittifakı da yer aldı. Bunun yanı sıra Özbekistan NATO’nun Afganistan’dan çekilme planı içerisinde transit ülke olarak da yer aldı.

Daha önce de haber verildiği gibi Özbekistan bunun karşılığında askeri malzemeler ve teknoloji ile desteklenmiş olacaktı. Afganistan’dan çıkarılan askeri malzemelerin bir kısmının Özbekistan’a verilmesine karar verilmişti. Ancak henüz ABD’nin Afganistan’dan çekilme planının gerçekleşmemesi sebebiyle bu karar uygulanmadı.

Özbek siyasi uzman Refik Seyfulin NATO temsilciliğinin açılmasının Özbekistan – NATO yakınlaşmasının doğal bir sonucu olduğunu ifade etti. Seyfulin’e göre NATO karargahının açılmasından sonra Taşkent yönetiminin politik değişim yapacağına dair beklentiler ise gerçekleri yansıtmıyor.

Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü uzmanı Ajdar Kurtov ise NATO güçlerinin muhtemel güvenlik tehdidi durumunda Özbekistan’ı savunmayacağını öne sürdü. Kurtov Özbekistan’ın ittifaka üye olmadığını ve önümüzdeki dönemde de böyle bir beklentinin olmadığının altını çizdi.

http://www.dunyabulteni.net/

Devami

Markaziy Osiyo davlatlari ittifoqi ushalmas orzumi? (Video dastur)

Yaqinda Turkiyaning Istanbul shahrida bo‘lib o‘tgan Xalqaro Turkistonlilar qurultoyida “zudlik bilan” O‘rta Osiyo davlatlari hamkorlik tashkiloti tuzish chaqirig‘i yangradi.

“Sovet Ittifoqi tarqalib ketgandan keyin, afsuski, davlatlarimiz orasida hamkorlik va xalqaro maydonda bir-birini qo‘llab-quvvatlash istalgan darajada amalga oshmadi. Xalqaro siyosat maydonidagi keyingi voqealar, xususan Qrimning Rusiya tarafidan qayta ishg‘ol qilinishi, Ukrainadagi voqelarning fuqaroviy urush tomon ketayotgani, bu fojeaviy voqealarning tarixiy ismi Turkiston bo‘lgan O‘rta Osiyo hududlariga ham yetib kelishi mumkinligiga ishorat qilmoqda. Bu esa xalqlarimizning asrlar davomida kutgan haqiqiy mustaqilligini va tarixiy haqiqatlarga asoslangan hamkorliklarini yo‘qqa chiqarishi mumkin.

Shuning uchun ham Xalqaro Turkistonliklar qurultoyi sizlarni tarixiy bir vazifani ado etishga da’vat qiladi. Bu zudlik bilan O‘rta Osiyo Davlatlari Hamkorlik Tashkilotining tuzilishi va e’lon qilinishidir”, deyilgandi Istanbuldagi anjuman yakunida qabul qilingan bayonotda.

Xalqaro Turkistonliklar Hamkorlik Jamiyatining birinchi qurultoyida Markaziy Osiyo respublikalari vakillari, bu o‘lkalarning yurt tashqarisidagi vatandoshlari, mintaqa siyosatiga ixtisoslashgan ekspertlar to‘plandilar.

Tashkilotchilarga ko‘ra, jamiyatdan ko‘zlangan maqsad, turkistonliklarni birlashtirish, mintaqadagi davlatlar o‘rtasidagi munosabatlarda mavjud muammolarni hal etishda ishtirok etish, qadimdagi “Turkiston hamkorligini qayta tiklash”ga hissa qo‘shishdir.
Ammo, Markaziy Osiyo davlatlari orasidagi qator siyosiy muammolar – chegara masalalari, o‘zaro viza tizimlari, savdo-sotiqdagi kelishmovchiliklar tashqari madaniy hamkorlik ham Sho‘rolar qulashi bilan qariyb to‘xtab qolgan bir paytda bu kabi maqsadlarni amalga oshishi neqadar imkonli?

Gulsevar Zamon qurultoy tashkilotchilari va ishtirokchilarining fikrlarini o‘rgangan.

Video dasturni ushbu linkdan tamosha qiling

http://www.bbc.co.uk/uzbek/multimedia/2014/05/140508_video_istanbul_conference.shtml

 

Яқинда Туркиянинг Истанбул шаҳрида бўлиб ўтган Халқаро Туркистонлилар қурултойида “зудлик билан” Ўрта Осиё давлатлари ҳамкорлик ташкилоти тузиш чақириғи янгради.

“Совет Иттифоқи тарқалиб кетгандан кейин, афсуски, давлатларимиз орасида ҳамкорлик ва халқаро майдонда бир-бирини қўллаб-қувватлаш исталган даражада амалга ошмади. Халқаро сиёсат майдонидаги кейинги воқеалар, хусусан Қримнинг Русия тарафидан қайта ишғол қилиниши, Украинадаги воқеларнинг фуқаровий уруш томон кетаётгани, бу фожеавий воқеаларнинг тарихий исми Туркистон бўлган Ўрта Осиё ҳудудларига ҳам етиб келиши мумкинлигига ишорат қилмоқда. Бу эса халқларимизнинг асрлар давомида кутган ҳақиқий мустақиллигини ва тарихий ҳақиқатларга асосланган ҳамкорликларини йўққа чиқариши мумкин. Шунинг учун ҳам Халқаро Туркистонликлар қурултойи сизларни тарихий бир вазифани адо этишга даъват қилади. Бу зудлик билан Ўрта Осиё Давлатлари Ҳамкорлик Ташкилотининг тузилиши ва эълон қилинишидир”, дейилганди Истанбулдаги анжуман якунида қабул қилинган баёнотда.

Халқаро Туркистонликлар Ҳамкорлик Жамиятининг биринчи қурултойида Марказий Осиё республикалари вакиллари, бу ўлкаларнинг юрт ташқарисидаги ватандошлари, минтақа сиёсатига ихтисослашган экспертлар тўпландилар.

Ташкилотчиларга кўра, жамиятдан кўзланган мақсад, туркистонликларни бирлаштириш, минтақадаги давлатлар ўртасидаги муносабатларда мавжуд муаммоларни ҳал этишда иштирок этиш, қадимдаги “Туркистон ҳамкорлигини қайта тиклаш“га ҳисса қўшишдир.

Аммо, Марказий Осиё давлатлари орасидаги қатор сиёсий муаммолар – чегара масалалари, ўзаро виза тизимлари, савдо-сотиқдаги келишмовчиликлар ташқари маданий ҳамкорлик ҳам Шўролар қулаши билан қарийб тўхтаб қолган бир пайтда бу каби мақсадларни амалга ошиши неқадар имконли?

Гулсевар Замон қурултой ташкилотчилари ва иштирокчиларининг фикрларини ўрганган.

 

 

 

Devami

Doğu Türkistan’da devlet doğuran bir isyan: Kumul İsyanı

 

Doğu Türkistan’da devlet doğuran bir isyan: Kumul İsyanı

1911’de Sun Yat Sen’in gerçekleştirdiği bir devrimle Çin’de Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra, Çinli Han kökenlilerin bölgedeki tarım alanlarına yerleştirilmesi, Nisan 1931’de Kumul’da Niyaz Hacı ve Salih Darga liderliğinde girişilen ve bağımsızlığa uzanan bir isyanı tetikledi.

Bugün, Çin işgali ve zulmü altında bulunan ve Çinlilerin “Sinkiang-Sincan-(Yeni Sömürge, Yeni Toprak-Kazanılmış Toprak)” adını verdikleri “Doğu Türkistan”, tarih boyunca birçok devletin kurulduğu ve bağımsızlık mücadelesinin yapıldığı bir yer oldu. O mücadelelerden biri de 1933 yılında “Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti”nin ilanıyla sonuçlanan “Kumul İsyanı” idi. Doğu Türkistan tarihinde önemli bir yere sahip olan Yakub Beg’in kurduğu “Kaşgar Hanlığı-Atalık Gazi Devleti”nin, 1878’de Çinliler tarafından yıkılmasından sonra bölgede şiddetli bir zulüm, baskı ve işkence dönemi başladı.

Kaşgar’ı işgal eden Çin birliklerinin Yakub Beg’in mezarını açarak cesedini yakmalarıyla başlayan bu süreç, Mançu Hanedanlığı’nın atadığı fakat zamanla bağımsız hale dönüşen vali ve memurların, Doğu Türkistan’ı Çinlileştirme ve asimilasyon eğilimleriyle devam etti. 1911’de Sun Yat Sen’in gerçekleştirdiği bir devrimle Çin’de Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra, Çinli Han kökenlilerin bölgedeki tarım alanlarına yerleştirilmesi, Nisan 1931’de Kumul’da Niyaz Hacı ve Salih Darga liderliğinde girişilen ve bağımsızlığa uzanan bir isyanı tetikledi.

Ayaklanma, Ocak 1933’de Turfan’da Mahmud Muhiti, Şubat 1933’de Hoten’de Mehmed Emin Buğra, Altay’da Şeref Han Töre olmak üzere Musul Maksut, Hafız Beg, Sabit Damolla, Osman Beg, gibi liderlerin de iştirakiyle hızla bütün Doğu Türkistan’da yayıldı. İki yıl süren zorlu mücadele döneminde Rusların, Doğu Türkistan Valisi Jing Şu Ren ile anlaşarak vali güçlerine silah yardımı yapmasına ve desteğine rağmen hareket başarıya ulaştı. Böylece Çin’in 19. Eyaleti olarak saydığı Doğu Türkistan, İli vilayeti ve Urumçi’ye bağlı birkaç kaza dışında tamamen kurtarıldı. 12 Kasım 1933 yılında Cumhurbaşkanı Niyaz Hacı ve Başbakan ise Sabit Damolla olmak üzere Kaşgar’da “Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti” ilan edildi. Cumhuriyet’in devlet amblemi, hilal ve üç yıldız arasında bulunan Osmanlı tuğrası formunda bir kompozisyon ile beraber, Kur’an-ı Kerim’den ayetler, “İslamiyyet, Azadiyyet, Adalet, Uhuvvet” prensipleriyle bezeli “Yaşasın Türkistan Azadlığı, Kutluk Bulsun İslam Hâkimiyeti” sözünden oluşmaktaydı.

Türkistan’da önemli etkiler bırakan ve milli kimliğin pekişmesine katkı yapan bu yeni Cumhuriyet’in tanınması için Başbakan Sabit Damolla, Afganistan, İran, İngiltere ve Türkiye nezdinde girişimlerde bulundu, yardım talep etti ise de bir netice alamadı. Bu devletin varlığına tahammülleri olmayan Rusya ve Çin’in Doğu Türkistan’ın paylaşımı konusunda ittifakıyla 6 Şubat 1934’te, hiçbir yerden yardım alamayan“Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti” yıkıldı. Doğu Türkistan’ı yetiştirdiği en önemli mücahid ve devlet adamlarından ve Kumul isyanının baş aktörlerinden Niyaz Hacı ise önce Urumiçi’de kurulan Çin ordusunun komutanı Şen Şi Şey hükümetinde başbakan yardımcısı yapıldıysa da sonra tutuklanarak diğer bağımsızlık taraftarları ile birlikte 1942’de şehit edildi.

Kaynaklar:

Doç. Dr. S. Gömeç, Doğu Türkistan’da Yakub Han Dönemi Ve Osmanlı Devleti İle İlişkileri,Ankara Üniversitesi, Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, Sayı: 9, Yıl: 1998.

http://maarip.org/tr/2013/11/13/dunyanin-ilk-islam-cumhuriyeti-80-yil-once-bugun-kurulmustu/

Gökbayrak Dergisi,  “Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti Devlet Arması”, Yıl:7, Sayı: 40, Mart-Nisan, 2001.

http://www.dunyabulteni.net/

Devami

Türkistan’dan büyük göç devam ediyor!

 

 

5.MTS_20140506_155800.002

Dernek Başkanı Burhan Kavuncu’nun Kurultay açış konuşması :

Elhamdu li-llahi rabb-il-alemîn.

Es-Salatu ve’s-selamu alâ rasulina Muhammed ve

Alâ âlihi ve ashabihi ecmaîn.

Dünya’nın ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden davetimize icabet eden kıymetli misafirlerimiz. Hepinize hoş geldiniz diyor, selamların en güzeli olan Allah’ın selamı ile selamlıyorum Burada bulunan Özbek, Kazak, Kırgız, Uygur, Tatar konuşmacı misafirlerimize ve her kavimden, kabileden katılan mihmanlarımıza teşekkür ediyorum, hoş kelipsiz..

Sözlerime başlamadan önce geçtiğimiz günlerde, Dernek olarak T.C. devlet yetkililerine yazdığımız bir dilekçeyi dikkatlerinize sunacağım:

“Derneğimiz tarafından verilen dilekçe ekindeki listelerde isimleri bulunan Türkistanlı hemşehirlerimizin ihtiyaç ve talepleri, tavassutlarınız sayesinde büyük ölçüde karşılanmıştır. Bu kişilere ikamet belgesi verilmiş, ayrıca Türkiye’de muhacerette bulunan Türkistanlıların çocuklarının eğitimleri için Milli Eğitim Bakanlığı düzenleme yapmış ve sağlık ve sosyal güvenlik problemleri geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile büyük ölçüde giderilmiştir. Yapılan değerli çalışmalar ve sarfedilen emekler için Türkiye’deki bütün Türkistanlılar adına şükranlarımızı arz ediyoruz.

İçişleri Bakanlığı’nın yazılı emirleri ile ikamet tezkeresine sahip olan hemşehrilerimizin hayır dualarını iletmekten kıvanç duyar, muhacir kardeşlerine fedakarca hizmet eden kıymetli yönetici ve personele teşekkürlerimizi sunarız. Esasında bin yıldır ayrı coğrafyalarda yaşamamıza rağmen, aynı ataların çocukları olan Türkistanlıların Türkiye Cumhuriyeti devleti ve halkı tarafından ‘Yabancı’ olarak görülmediklerini, her vesile ile bizleri bağrına basan kardeşlerimizin sıcak ve kardeşçe uygulamalarından yakinen bilmekte ve yaşamaktayız. Elbette mevcut sınırlar ve yasal prosedürler bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Yabancılar Yasası ve benzeri mevzuat ile muhatap olmak bizlere acı vermektedir. Ama bu mevzuat soydaş ve dindaş halkları birbirinden ayırmayacak, bilakis bağlarımız daha da kuvvetlenecektir ümidindeyiz.

Mevcut durumda Türkiye’de bulunan Türkistanlı muhacirlerin (ekseriyeti Özbekistan, Çin, Tacikistan, Kırgızistan, az miktarda da Türkmenistan, Afganistan, İran ve Rusya vatandaşı olan Müslümanların) çözüm bekleyen en önemli problemleri ve talepleri özetle şöyledir:

1- Daha önce Birleşmiş Milletler’e iltica başvurusunda bulunmuş olan Türkistanlılar, kendilerine verilmiş olan geçici Sığınmacı Kimlikleri ile, gösterilen yerleşim merkezlerinde ikamete devam ederken haklarında BM tarafından verilecek olan kararı kaygı ile beklemektedirler. BM müspet karar verse 3. bir ülkeye, genellikle bir Batı ülkesine gönderilmek veya iltica başvurusunun reddi halinde geldikleri ülkelere iade edilmek endişesi içindedirler. Bu konu, Türkiye’de bulunan Türkistanlılar’ın en hayati problemi, en büyük endişe kaynağıdır. Çünkü bu insanlar sadece Türk ve Müslüman oldukları, ya da ülkelerinde özgür ve müslümanca yaşamak istedikleri için, herhangi bir olayla, eylemle ilgileri bulunmadığı halde, maruz kaldıkları siyasi/ dini baskılar sebebiyle göç etmek zorunda kalmışlardır. Ekteki (1) numaralı listede isimleri bulunan aileler sığınmacı kimliği ile yıllardan beri Türkiye’de hayatını devam ettirmektedir. Bu kişiler BM’ye bağımlı statüden kurtarılarak doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin himayesinde (uluslar arası koruma altında), mümkünse vatandaşlık kazanma sürecinde normal ikamet ve yaşama şartlarının sağlanmasını istemektedirler. Yetkili makamların BM sığınmacısı olanTürkistanlıların bu durumdan kurtulma isteğine ciddiyetle eğileceklerini ümit ediyoruz.

2-Ekteki (2.) listede isimleri bulunan Uygur, Özbek ve Kırgız aileler, herhangi bir belgeye (kimlik, pasaport, vs) sahip değildir. Bu kişilerin beyanları veya tanıyan, kefil olanların şehadetleri sonucunda yasal prosedür kazanmaları gerekmektedir. Bu konuyu da emir ve tavassutlarınıza arz ederiz.

3-Ekteki (3.) listede bulunan ailelere mensup kişiler, sığınmacı ve benzeri durumları bulunmamakla beraber, ülkelerine geri döndüklerinde hayati tehdit altında kalacaklarını beyan etmekte fakat normal ikamet tezkeresi istemektedirler.

Ekteki listelerde isimleri bulunan kişiler ve aileleri, derneğimiz üyeleri tarafından titizlikle araştırılarak herhangi bir kriminal durumlarının olmadığı konusu kefil ve şahitlerce teyit edilmiştir. Türkistanlı muhacirler genel olarak yasalara saygılı, dini inanç ve ibadetlerini yaşama hususunda titiz, çalışkan ve dürüst insanlardır. Ülkemizde bulundukları sürece, genel ahlaka, kardeşlik münasebetlerine ve ülke menfaatlerine faydalı olacakları inancındayız. Bu taleplerin karşılanmasının, Ortaasya’dan gelmek zorunda kalmış insanlarımızın hayatlarını bir nebze de olsa kolaylaştıracağı ümidiyle saygılarımızı sunarız.”

Okuduğum bu dilekçedende anlaşılacağı gibi yüzbinlerce Türkistanlı kardeşimiz, bu topraklara sığınmış durumdadır. Tıpkı bizim ata babalarımız gibi onlar da hayatlarını sürdürebilmek için bir vatan olarak gördükleri Türkiye’ye koşup gelmiş, tutunmaya çalışmaktadırlar.

TÜRKİSTAN ÜLKELERİ’NDEN KAÇIŞ DEVAM EDİYOR

Peki ne oldu ki bu insanlar öz vatanlarını ana ata yurtlarını bırakıp geliyorlar? Türkiye’de yüzbinlerle ifade edilen Türkistanlı mülteci sayısı, dünya genelinde milyonları bulmaktadır. Çin işgali altındaki Doğu Türkistanlıları anlamak kolay da, yaklaşık 23 sene önce istiklalini kazanmış olan Batı Türkistan’dan insanlar bugün niye kaçmaya çalışıyorlar?

Türkistan’dan kaçışın başlıca üç sebebi var. Ayrıntılara girmeden başlıklar halinde bu sebepleri şöyle sıralayabiliriz:

1-Türkistan ülkelerindeki mevcut rejimler veya yöneticiler, Sovyet Rus rejiminin varisidir. Bu yönetimler eski dönemde kurulmuş veya işbaşına getirilmiş olup, halkların gerçek özgürlük ve istiklal taleplerini, diktatörlüklere mahsus yollarla bastırıyorlar. Siyasi örgütlenme, fikir ve ifade hürriyeti olmadığı için bir çok insan, rejim muhalifi, kaçak duruma düşmekten kurtulamıyor. 2-Türkistan halklarının İslam’ı yaşama arzu ve talepleri, komünist kalıntısı yöneticiler tarafından irtica veya terör olarak adlandırılmaktadır. İslama uygun kılık kıyafet, dini eğitim ve diğer zaruretler yasaklandığı için insanlar hicret etmek zorunda kalıyorlar. 3-İktisadi sebepler. Özellikle Özbekistan’da ekonomi çökmüş durumdadır. Çalışan erkek nüfusun neredeyse yarısı ülke dışındadır. Tacikistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’da da durum iyi değildir. Ekonomik sebeplerle göç vermeyen Kazakistan nispeten daha iyi durumdadır.Yöneticiler sadece kendilerinin ve çevrelerinin menfaatlerini düşündüğünden, sürekli yolsuzluk olayları gündemdedir. İş başındaki hırsızlar ailesi kendi aralarında bile çekişmekten, yağmaladıkları milli serveti ülke dışına kaçırmaktan utanmamakta, birbirlerini deşifre etmektedirler. Benzer durumlar Türkistan dışında eski Sovyet cumhuriyetlerinin çoğunda geçerlidir.

Sovyet döneminde sömürge olan ülkelerimiz, siyasi ve ekonomik olarak ayakta duramayacak bir şekilde İstiklal sahibi olmuşlardır. Bugünkü durumumuz Sovyet döneminde gerçekten sömürge olduğumuzun da bir ispatıdır. Kazakistan, Rus nüfusu, teknoloji ve eğitimden almış olduğu payla farklılık göstermektedir.

Öncelikle şunu ifade etmeliyim; demek ki, bizi Rusların idare etmesinden kurtulmamız yetmiyormuş. İstiklal, aynı zamanda zihinlerin de işgalden kurtarılmasını ve kendi ayakları üzerinde durabilecek bir irade ve yeteneğe sahip olmayı da gerektirmektedir.

ULUĞ TÜRKİSTAN DAVASI

Bugün yaklaşık 62 milyonluk nüfusuyla Batı Türkistan, 30 milyonluk Doğu Türkistan, 10 milyonluk Güney Türkistan, 15 milyonu bulan Rusya müslümanları Uluğ Türkistan’ın azadlığını bekliyor. Bazı hemşehrilerimiz, Çin ve Rus işgallerine karşı ABD’yi kurtarıcı olarak görmektedir. Bu hemşehrilerimiz büyük bir yanılgı içindedirler. Geçmişte iki zalimden birini kurtarıcı zannedenler nasıl hüsrana uğradıysa, bugün de Amerika’yı hürriyetin garantörü zannedenler aynı hataya devam ediyorlar. İngiltere, Afganistan ve Hindistan’ı sömürgeleştirdikten sonra nasıl Türkistan üzerinde pazarlıklar yaptıysa, bugün de Amerika benzerini yapıyor.

Çin ve Rusya büyük zalimlerdir amma, İngiltere ve Amerika ehveni şer değildir. İngilizler tarih boyunca insanlığın en büyük düşmanı olduktan sora bugün yerini ABD’ye bırakmış. 1945. yılda Japonya’ya iki atom bombası atarak 400 bin sivil insanı öldüren Amerika, tarihin ve dünyanın en büyük teröristidir. Bugün Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile birlikte ABD, dünyayı en adaletsiz ve zalim bir şekilde yönetmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, dünyadaki emperyalist sistemin patronluğunu yapmaktadır.

Ülkelerimizdeki zalim yöneticiler, bunların kontrol ve himayesinde iktidarlarını sürdürüyor. Rusya, Çin veya ABD arkasında durmasa, silah ve ekonomik destek vermese, hiç bir diktatör ayakta duramaz. 2005’teki Andican olaylarında kulağını çekmiş olması bizi yanıltmamalı. Sistem aynı şekilde işlemeye devam ediyor.

Emperyalist devletler kendi aralarında birlik beraberlik içinde iken, mazlum halkları milliyetçilik, kabilecilik, mezhepçilik veya tekfircilik gibi fitnelerle birbirine düşman ediyor. Bir Özbekle bir Kırgızın düşman olmasının nasıl bir mantığı olabilir? Komşu halklar ve ülkeler arasındaki rekabet ve düşmanlıklar, emperyalistlerin daha çok silah satması, bizim daha yoksul ve zayıf düşmemizden başka bir sonuç vermiyor. Tarihte ve günümüzde bu hataları çok yaptık, ama artık aklımızı başımıza almalıyız.

1730’larda Kazak bozkırlarında başlayan Rus işgali 1865’te Batı Türkistan’ın tamamına yayılmış, 1991’e kadar devam etmiştir. Rus işgalinin en büyük başarısı, Türkistan halklarını birbirinden ayırarak parçalamak olmuştur. Çin’in Doğu Türkistan’daki işgali 1850’lerden beri devam ediyor. 1.5 milyarlık Çin karşısında Doğu Türkistan tek başına nasıl bir varlık ifade edebilir? Türkistan’ın Doğusu ve Batısıyla bir bütün olarak var olabileceğini unutmamalıyız

100 sene evvel bir tek vatan olan Türkistan nasıl bu duruma geldi? Önce, kendi bilinçsizliğimiz yüzünden. Doğu Türkistanlılar Türkistan ismini bırakmadıkları gibi, Türkistan’ın 1000 yıllık alfabesi olan Çağatay yazuğunu da muhafaza ettiler. Batı’da ise ne isim kaldı ne de alfabe. Dilimize, alfabemize ve Türkistan ismine sahip çıkan Doğu Türkistanlı kardeşlerimize huzurlarınızda şükranlarımızı sunuyorum. Mao’nun katliamları Doğu Türkistan’ı yok edemedi. Ama Batı’da Kırgız, Kazak, Özbek milliyetçiliği ve bölücülük fitnesi bizi daha fazla tahrip etti.

Türkistan halklarını tefrikaya karşı Ümmet bilinci içinde kardeşliğe, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaya çağırıyoruz. Türkistan’ın istiklali için verilen mücadelede tarihe adını yazdıran Kokant Muhtar Hükumetine, Kazak Alaş Orda Hükûmetine, Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’ne, Uygur mücahidlere, Basmacılara, Korbaşılara, 1986 Jeltoksan olaylarında şehid düşenlere, Mustafa Çokay, Osman Batur, Sabit Damolalara selam veriyoruz. Sizlerin torunları olmaktan ve sizin yolunuzu takip etmekten iftihar ediyoruz. Özellikle, Alaş Orda hükumetinde çalışan şehid şairimiz Abdülhamid Süleyman Çolpan, Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin reisi olan Alihan Töre Sağuni, Özbek- Kazak- Uygur ayrımı olmadan Türkistanlı olmayı bizlere öğrettiler. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum

Uluğ Türkistan, bizim cehaletten, ilimsizlikten, fitneden kurtulup İslam’ın aslına, Kur’ana ve peygamberin sahih sünnetine dönüşümüzle tesis kılınacaktır.

Devami