Türkmenistan Parlamento Seçim Sonuçları Açıklandı

Türkmenistan’da 15 Aralık’ta yapılan parlamento seçimlerinin resmi sonuçları açıklandı. Ülkenin bağımsızlığını kazandıktan 22 yıl sonra yapılan çok partili seçim sonucunda, 1991 yılında kurulan Demokrat Parti, 125 koltuklu parlamentoda fazla temsilciye sahip oldu. Türkmenistan Seçimler ve Referandum Kurulu, ülkede 15 Aralık Pazar günü yapılan parlamento seçimlerinin kesin sonuçlarını açıkladı. Açıklamaya göre, 3 milyonu aşkın seçmenin yüzde 91.3’ünün oy kullandığı seçimlerde Demokrat Parti, 47 milletvekili kazandı. Sanayiciler ve Girişimciler Partisi ise 14 koltuk elde etti. Partiler haricinde sendikaların da aday gösterdikleri seçimlerde Türkmenistan Meslek Birlikleri 33, Kadınlar Birliği 16, Gençler Birliği ise 8 milletvekiliyle temsil edilecek. Bağımsız adaylardan ise 7 kişinin parlamentoya girdiği açıklandı. Ülkede milletvekilleri 5 yıllığına seçiliyor.

www.turkmenistanhaber.com

Devami

Kerimov ailesindeki kavga mahkemeye taşınıyor

Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov’un kızları Lola ile Gülnara arasındaki kavga yargıya taşınıyor

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un kızları Gülnara ile Lola’nın arasındaki tartışma ve peşinden gelen kavga Kerimov’u zor durumda bıraktı. Yurtdışında yaşayan kızlardan Lola Kerimova, ablasını mahkemeye vereceğini duyurdu. Lolaı, mahkemeye sebep olarak da ablasının kocası aleyhine attığını söylediği iftiraları gösterdi.

Diplomat ve sanatçı olan ayrıca yardım faaliyetlerinde boy gösteren büyük kardeş Gülnara’nın kariyeri de son yaşanan tartışmalardan dolayı olumsuz etkilendi. Gülnara’ya ait ticari faaliyet gösteren kuruluşlar, televizyon kanalları ve radyolarının kapatıldığı ve bunların Gülnara’yı kamuoyu önünde küçük düşürmeye yönelik çalışmalar olduğu iddia ediliyor. Gülnara ise bu gelişmelere sosyal medya hesabı aracılığıyla tepki göstermiş, ama bir süre sonra twitter sayfasına ulaşılamamıştı. Gülnara Kerimova’nın hesabının kapanması sansür iddialarını da beraberinde getirmişti.

Geçtiğimiz Temmuz ayında ise Gülnara Kerimova’un Fransa’da bulunan gayrimenkulleri nedeniyle yaşanan tartışmalar sonrası Özbekistan yönetimi Gülnara’nın diplomatik dokunulmazlığını kaldırma kararı almıştı.

Lola Kerimova’nın ise ABD’nin California eyaletindeki zenginler semti Beverly Hills’te değeri 58 milyon dolar olan ev satın alması, Rus ve Batı basınında geniş yankı bulmuştu.Rus basını, kızlarının bilhassa da Gülanara’nın ününün babasının önüne geçtiğini iddia etmişti.

Kerimov’un küçük kızı Lola, ablası Gülnara ile 12 yıldır konuşmadıklarını kaydetti. Ülke dışında yaşayan Lola Kerimova, ablasını mahkemeye vereceğini de söyledi. Ablasına çok kızgın olduğunu dile getiren Lola, ablasının kendisine iftira attığını ileri sürdü. Özbekistan’ın UNESCO Temsilciliğini yapan Lola Kerimova, ablası Gülnara’nın hakkında ileri sürdüğü iddialardan dolayı şikayet başvurusunda bulundu. Lola bir internet sitesine yaptığı açıklamada, kocası Timur Tillayev hakkında yolsuzluk iftiraları atıldığını, bununla ilgili yasal haklarını kullanacaklarını ifade etti.

 

 

Devami

Kaşgar’da Müslüman avı

Çin, son beş ayda 200 kişinin hayatını kaybettiği Doğu Türkistan’da bir katliama daha imza attı. Polisler, Kaşgar kentinde ‘bıçak taşıdıkları’nı iddia ettiği 14 Müslüman’ı katletti, onlarcasını da yaraladı. Çıkan çatışmada iki de polis öldü.

Doğu Türkistan’ı işgali altında bulunduran Çin yönetimi, Müslümanlara yönelik katliam politikasını artırarak sürdürüyor. Son beş ayda 200 Doğu Türkistanlı Müslüman’ı öldüren Çin polisi, önceki gün bir katliama daha imza attı. Kaşgar kentindeki saldırıda 14 kişi katledildi, onlarcası da tutuklandı. Resmi adı Sincan Uygur Özerk Bölgesi olan Doğu Türkistan’daki saldırılarda polis, ‘bıcaklarla karakola saldırdığını’ iddia ettiği Türkistanlıların üzerine ateş açtı. Oysa, toprak ve işyerleri ellerinden alınan ve siyasi baskılara maruz kalan Müslümanlar, karakola şikayette bulunmak için gitmişti. Nitekim Çin makamları geçen ay da saldırı düzenlendiğini iddia etmiş, fakat dilekçe vermek için karakola giden Türkistanlı Müslümanların öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. Şinhua ve Tengritağ ajanslarına dayanılarak verilen haberlere göre olay Kaşgar Vilayeti Yenişehir İlçesi Saybağ kentinde meydana geldi.

KASITLI DEZENFORMASYON

Çin ajansları 15 Aralık günü gece saatlerinde (yerel saatle 23 sularında) meydana katliamı ‘Kaşgarlılar ellerinde bıçaklarla karakola saldırdı’ şeklinde verdi. Bölgesel yönetime ait Tianşan sitesine göre ise, Sufu kasabasında ‘elinde patlayıcılar ve bıçaklar olan’ bir grupla, polis arasında çatışma çıktı. Site, saldırganların bir karakolu hedef aldığını belirtti. Antik İpek Yolu üzerinde kalan Kaşgar kentinin yakınındaki kasabada yaşanan olayda, polisin suçluları yakalamak istediği, bu esnada çatışma çıktığı öne sürüldü.

‘PUSU KURULDU’ İDDİASI

South China Morning Post sitesi de, polisin silahlı çete tarafından ‘pusuya düşürüldüğünü’ belirtti ancak bu bilgi başka kaynaklar tarafından doğrulanmadı. Bölgeden gelen bilgilerin yetersizliği nedeniyle, olayın tam olarak nasıl yaşandığı halen bilinmiyor. En son çatışmanın yaşandığı Kaşgar’da, geçtiğimiz ay bir polis karakolunda yaşanan çatışmada 11 kişinin öldüğü açıklanmıştı.

Gerilim artarak sürüyor

Çin hükümeti, Doğu Türkistan’daki katliamlardan İslamcıları sorumlu tutuyor. Bölgenin Turfan vilayetine bağlı Lukçün kasabasında Haziran ayında çıkan olayda ise 35 kişi katledilmişti. 2009’da Urumçi’de yaşanan olaylarda da resmi rakamlara göre yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetmişti. Diğer yandan Çin yönetimi ülkenin güneyindeki Hotan vilayetinde yeni bir tutuklama kampanyası başlattı. Gizli Kur’an kursu ve medrese açmak, çocuklara dini eğitim vermek, geleneksel Türkistan kıyafetleri ile tesettüre uygun kıyafet giymek gibi suçlamalarla yaklaşık 300 kişinin toplu olarak tutuklandığı ifade ediliyor. Çin yönetiminin son yıllarda Doğu Türkistan’daki asimilasyon , şiddet ve baskı politikasının temelinde ise bu ülkenin tarihi sakinleri olan Müslüman Türkleri yok etmek ya da Çinlileştirmek amacı yatıyor.

Yeni Şafak

Devami

Kazakistan’da ‘Jeltoksan’ kurbanları anıldı

Kazakistan’ın bağımsızlık sürecinin başlangıcı kabul edilen 1986 yılındaki öğrenci hareketinde hayatını kaybedenler,Almatı’da düzenlenen törenle anıldı. Sovyetler Birliği’ne karşı başlatılan ve tarihe Jeltoksan (Aralık) olayları olarak geçen öğrenci hareketinde resmi kaynaklara göre 22 kişi hayatını kaybetti. Yerel kaynaklar ölenlerin saysının çok fazla olduğunu iddia ediyor.

Almatı Valiliği yetkilileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı anma töreninde hayatını kaybedenler için anıta çiçek bırakıldı. Anma töreninde Kur’an-ı Kerim okundu ve ölenlerin ruhuna dua edildi. Anma töreninde Cihan Haber Ajansı (Cihan) mikrofonlarına konuşan ve Jeltoksan olaylarına katılan Gülbahram Junus isimli kadın, 1986 yılı olaylarını asla unutmayacaklarını söyledi. Junus, 16 Aralık gününün Kazakistan için çok önemli olduğunun altını çizdi. Jeltoksan olaylarının büyük bir ayaklanma olduğunu ifade eden Gülbahram Junus, Kazakistan’ın bağımsızlığının bu ayaklanmadan sonra kazanıldığını dile getirdi. Bağımsızlık için çok kurban verdiklerinin altını çizen Junus, Kazakistan’ın ve Kazakların geleceği için verilen bu mücadele sonucunda mutlu sona ulaştıklarını ve Kazak gençliğinin bu günleri unutmaması gerektiğinin altını çizdi.JELTOKSAN (ARALIK) OLAYLARI 1986 yılının Aralık ayında Moskova, şimdiki karşılığı Cumhurbaşkanı olan Kazakistan Komünist Partisi Merkez Komitesi 1. Sekreteri Din Muhammed Kunayev’in yerine Rus asıllı Gennadiy Kolbin’i atadı. Kazaklar ise 22 yıl bu görevde kalan Kunayev’in yerine yine Kazak asıllı birinin atanmasını istiyordu. Bunun üzerine dönemin Kazakistan başkenti Almatı’daki Kazakistan Devlet Üniversitesi’nden SSCB’ye karşı öğrenci hareketleri başladı. Öğrenciler, Komünist partisi merkez binasına girerek, binayı ele geçirdiler. Daha sonra şehir hapishanesini de ele geçiren öğrenciler bir çok mahkumu serbest bıraktı. Rusya, Moskova’dan uçak ile Almatı’ya çok sayıda asker gönderdi. Askerler Almatı sokaklarında gösteri yapan Kazak gençleri üzerine ateş açtı. Olaylarda çoğu öğrenci 22 kişi hayatını kaybetti. Tutuklanan binlerce kişi işkenceye maruz kaldı. Olaylarda çok sayıda kişi de yaralandı. Bağımsızlıktan sonra her yıl 16 Aralık’ta olaylarda hayatını kaybedenler için resmi anma törenleri düzenleniyor.

CİHAN

Devami

“İnnâ li’llâhi ve innâ ileyhi râciûn”

 

“İnnâ li’llâhi ve innâ ileyhi râciûn”

Bengaldeş Cemaati  İslami önderlerinden Abdulkadir Molla’nın 12 Kasım 2013 günü şehid edilmesi sebebiyle bütün İslam ümmetine ve mazlum halklara başsağlığı diliyor, yüce Allah’tan şehadetinin kabul buyurulmasını niyaz ediyor, şehidimizin ailesini ve mücadele arkadaşlarını tebrik ediyoruz.

ULUSLARARASI TÜRKİSTANLILAR DAYANIŞMA DERNEĞİ

14.12.2013

ABDÜLKADİR MOLLA KİMDİR?

Bangladeş’te 1971 yılındaki bağımsızlık mücadelesi sırasında savaş suçu işlediği iftirasıyla hakkında idam cezası kararı çıkan Cemaat-i İslâmi Partisi liderlerinden biri olan Abdülkadir Molla, partinin genel sekreter yardımcılığı görevini yürütüyordu. Geçmişte The Daily Sangram gazetesinin yayın yönetmenliğini de yapan Abdülkadir Molla, 1986 ve 1996 yıllarında iki kez parlamentoya girebilmek için aday oldu.

Bangladeş’te 2009 yılında kurulan Uluslararası Suçlar Mahkemesi’nde yargılanan, 5 Şubat 2013’te savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla bağlantılı 6 iftiranın 5’inden mahkûm olanAbdülkadir Molla, bağımsızlık savaşı sırasında El Bedr milis gücünün üyesiydi.

Kararın açıklanmasının ardından savaş suçlarından yargılananların idamla cezalandırılmasını isteyen Şahbag protestoları başladı. Dakka’da başlayan protestolar, ülkenin diğer kesimlerine sıçradı. Protestocuların talepleri arasında Cemaat-i İslâmi Partisi‘nin yasaklanması da bulunuyordu. Bunun üzerine Cemaat-i İslâmi Partisi, mahkûm olan ve suçlanan liderlerinin serbest bırakılması talebiyle karşı gösteriler başlattı. Bangladeş Yüksek Mahkemesi, 17 Eylül 2013 tarihinde Abdülkadir Molla‘ya verilen ömür boyu hapis cezasını idam cezasına çevirdi.

CİHAN

Devami

Tojik kanallarida Qorbobo va Qorqiz rasman taqiqlandi

Tojikiston davlat televideniyesi ko‘rsatmasiga binoan, yangi yil tantanalarida Qorbobo, Qorqiz va archa bo‘lmaydi. Yangi yil kuni Tojikistonda rasman bayram hisoblanadi va poytaxt Dushanbeda shahar hokimiyati har yili bahaybat archa o‘rnatadi.

Tojikiston teleradio ko‘rsatuvlarini uzatish bo‘yicha qo‘mitasi rahbarining birinchi muovini Saidali Siddiqovning RIAN xabar agentligiga aytishicha, tojik davlat telekanallarida namoyish qilinadigan Yangi yil tantana va bazmlarida Qorbobo va Qorqizga o‘rin bo‘lmaydi.

Unga ko‘ra, Yangi yil ko‘rsatuvlarida qish, qor, musiqa va raqslar, tilaklar va bazm stoli namoyish qilinadi, biroq Qorbobo va uning hamrohlari, hamda spirtli ichimliklar ko‘rsatilmaydi.

Janob Siddiqov o‘z qo‘mitasi kanallarga bunday buyruq bermagani, va kanallar bu qarorni o‘zlari mustaqil ravishda qabul qilganlarini aytdi.

Qo‘mita rahbarining yana bir muovini Dilafruz Amirqulova esa, haqiqiy tantanalar Navro‘z bayramida bo‘lib o‘tishini aytadi. Unga ko‘ra, Yangi yil tantanalari o‘ta dabdabali bo‘lmasligi uchun Qorbobo va Qorqizga oxirgi uch yilda uncha e‘tibor berilmayapti.

Tojikistonda Qorbobo va Qorqiz mavqeiga ilk marta hamla qilinayotgani yo‘q. Mamlakatda an‘anaviy qadriyatlarni, xususan Islomni targ‘ib qiluvchi tomonlar Yangi yil nasroniy bayram ekanini aytib, uni umuman nishonlamaslikni so‘rab keladilar.

Turkmanistonda esa Qorbobo va Qorqiz milliylashtirilgan

O‘tgan yili Dushanbeda Yangi yil arafasida Qorbobo kiyimida qarindoshlarini tabriklash uchun yo‘l olgan yosh yigit pichoqlab o‘ldirilgandi.

Hujumchilar uning kofir ekanini aytib haqorat qilganlar.

Yangi yilni nishonlash, yoki Qorbobo va Qorqizni “taklif qilish” masalasi O‘zbekistonda ham o‘tgan yil ko‘tarildi. O‘zbekiston Milliy Teleradiokompaniyasidagi manba BBCga og‘zaki ko‘rsatmaga binoan, Qorbobo, Qorqiz va archa Yangi yil ko‘rsatuvlarida namoyish etilmasligini bildirgan.

Joriy yilda “milliy qadriyatlar”ga zid ekani aytilgan Xellouin bayramini nishonlash talabalarga taqiqlangan.

http://www.bbc.co.uk/uzbek/

HABERİN TÜRKÇE ÖZETİ:

Tacikistan Devlet Televizyonunun verdiği bilgiye göre, yeni yıl kutlamalarında Karbaba, Kar kız ve çam ağacı olmayacak. Yeni yılın ilk günü Tacikistan resmi bayram kabul ediliyor ve başkent Duşanbe’de valilik her yıl büyük bir çam ağacını süslüyor.

Tacikistan radyo-televizyon yayın komitesi başkan yardımcısı Saidali Sıddıkov, RIAN haber ajansına verdiği mülakatta “Tacik devlet kanallarında yeni yıl kutlamalarında Karbaba ve Karkız olmayacak” dedi. Radyo ve televizyon yayınlarında kış, kar kutlamaları, dans, müzik ve eğlence programları olacak. Karbaba karakterleri ve içki gösterimi olmayacak.

Sıddıkov tv kanallarına böyle bir emrin gitmediğini, kanalların kendi istekleri ile bunu yaptıklarını söyledi. Komitenin diğer bir yardımcısı Dilafruz Emirkulova, gerçek kutlamaların Nevruz Bayramı’nda yapılması gerektiğini söyledi. Yeni yıl kutlamalarının çok gösterişli olmaması için 3 yıldan bu yana Karbaba ve Karkız’a önem verilmediğini sözlerine ekledi.

Ülkede geleneksel değerleri özellikle de İslami değerleri teşvik eden kesimler, yeniyıl kutlamalarının Hristiyan Bayramı olduğunu ve bunun kutlanmaması gerektiğini söylüyorlar.

(Karbaba ve Karkız, Hristiyan-Rus geleneğinde var oaln ve Noel’i simgeleyen karakterlerdir.(UTD Der Haber Merkezi)

Devami

Afganistan’da afyon üretimi rekor seviyede

Afganistan’ın dünyanın en büyük afyon üreticisi olmaya devam ettiği ve ülkede afyon üretiminin rekor seviyeye ulaştığı bildirildi.

BM Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Ofisi’nin (UNODC) açıkladığı rapora göre, Afganistan’da afyon ekilen alanlar geçen yıla göre yüzde 36 artarak 209 bin hektara ulaştı. Ülke, dünyada uyuşturucu yapımında kullanılan afyonun yüzde 80’ini üretiyor. Afyonun ağırlıklı olarak Taliban’ın etkin olduğu güney ve doğu vilayetlerde ekildiği ancak başkent Kabil’de de önemli artışın göze çarptığı belirtilen raporda, yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Kabil’deki afyon ekim alanlarının bir önceki yıla göre yüzde 148 arttığı vurgulandı.

UNODC Kabil Temsilcisi Jean Luc Lemahieu, NATO kuvvetlerinin gelecek yıl Afganistan’dan çekilmesi ile durumun daha da vahim boyuta ulaşacağının altını çizerek, uluslararası yardımların azalmasıyla merkezi hükümetin yasa dışı gelir kaynaklarına bağımlı hale gelmesinin kaçınılmaz olduğu uyarısında bulundu. Rapora göre, diğer ürünlerden hastalık ve çeşitli sebeplerle verim alamayan çiftçiler, ülkede süren belirsizliğin tesiriyle de bu yola başvuruyor. Afganistan Narkotikle Mücadele Birimi tarafından hafta başında yayımlanan raporda ise ülke genelindeki uyuşturucu bağımlısı sayısının 1 milyonu bulduğu bildiriliyor. Afgan yetkililer, uyuşturucu kullananların yüzde 20’sinin kadın ve 18 yaş altı çocuklardan oluştuğunu kaydediyor.

(AA)

Devami

ÇÖL OLAN GÖL YA DA ARAL GÖLÜNÜN FACİASI (5)

ARAL GÖLÜNÜN FACİASI

BEŞİNCİ YAZI

ORTA ASYADA YENI “ÇIN” SETİ

YAZININ ÖZETİ

Dolayısıyla Sovyetlerin bölgeyi 5 özerk cumhuriyete bölmesinden daha doğal bir şey olamazdı. Ancak komünist Moskova bununla yetinmemiştir. Onlar işe milli aydınları yok etmekten ve İslam dinini öğrenmede esas olan Arap harflerini Slavlar için umumi olan Kiril harflerine değiştirmekle başladılar. Bunun yanına mecburi kolektif olma siyaseti eklediler ve yönetimde olduğu 70 sene içinde bölgeye yabancı olan Sovyet tipi insan yaratmayı nerde ise başardılar. Bu insan tipine sonradan unlu Kırgız yazar Çengiz Aytmatov tarafından mankurt ismi verilecektir. Bu tip insanların ortak özellikleri tarihlerini unutmak, bugün içinde bulundukları halden habersiz olmak ve yarın için düşüncelerinin olmamasıdır.

Halklar arasını bölen çeşitle duvarlar ya da setler mevcuttur. Bunlara örnek olarak yakın tarihte doğu ve batı blokları arasındaki Berlin utanç duvarını, İsrail’in Gazze halkına karşı inşa ettiği zülüm duvarını ve meşhur Çin setini gösterebiliriz.

Bilindiği gibi meşhur Çin seti Çinlilerın Orta Asya’dan gelen düşmanlarına karşı kendilerini savunmak için yaptıkları, yaklaşık 4 bin kilometrelik bir duvardır. Bu duvar bir zamanlar Orta Asya’da yaşayan halkın ne kadar imkân ve güç sahibi olduğuna da bir delildir. Ama günümüzde durum farklıdır. Orta Asya Cumhuriyetleri, yani Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan ve bunlarla beraber Doğu Türkistan’da yaşayan soydaş milletler yüz yıllardır arkası kesilmeyen bir gerileme sürecini yaşamaktadırlar. Doğu Türkistan hariç Orta Asya’daki eski Sovyet Cumhuriyetleri günümüzde bağımsızdırlar. Ama bu bağımsızlık bu devletlerin (Türkmenistan dışında) Rusya ve Çinin önderlik ettikleri Şanghay güvenlik teşkilatına üye olması ile gölge altında kalmaya başladı. Bununla kendilerini kendi elleriyle eski “dostlarına” teslim etmiş oldular. Yoksa bu beş devletin kendi aralarında anlaşarak ortak bir siyaset oluşturmak imkânları var idi ve bu imkân hala mevcuttur. Gelin görün ki son gelen haberler bu istikamete begana (zıt, yabancı) şekildedir. Bu haberlere göre Özbekistan ve Kırgızistan sınırında bir duvar yapılması söz konusudur. Bu duvar sözde Özbekistan’ın istikrarı ve güvenini korumak için yapılmaktadır.

Özbekistan şüphesiz Orta Asya’nın kalbidir, merkezidir. Bu tarihi bir gerçek olduğu gibi, günümüzde de böyledir. Özbekistan’ın nüfuzu bölgede yaşayan insanların yarısına yakın bir kısmını oluşturur. Burası tarih de din, medeniyet ve siyaset dehalarının yaşadığı bir ülkedir. Ancak imam Buharı ve imam Tırmızı isimleri bu iddiaya delil olarak yeter.

Aynı zamanda bu bölgenin içindeki iki “bağımsız” devlet arasında güvenlik duvarı yapılması olağanüstü hal olarak de görülmemelidir. Orta Asya’da yaşayan millet ya da kavimlerin birlik beraberliğinden ne tarihte ne da günümüzde söz etmek oldukça güçtür. Mesele, Emir Timur zamanında böyle birlik söz konusu olabilir.  Ondan sonra Orta Asya’da merkezleşen bir devlet ortaya çıkmamıştır. Bunun yerine yerli hükümdarlar bir-birleri ile savaşmış, bu savaşlarda “galip” çıkanlar karşı tarafı acımasız cezalandırmıştır. Mesele, Özbek kolundan olan Şaybani han tarihte kendisinden daha parlak iz bırakan Babür Şahı yurdundan kovmuş ve Babür Şah bir daha memleketine dönememiş ve bunun yerine Hindistan’da dört yüz yıl sürecek Babüriler devletini inşa etmiştir…

Dolayısıyla Sovyetlerin bölgeyi 5 özerk cumhuriyete bölmesinden daha doğal bir şey olamazdı. Ancak komünist Moskova bununla yetinmemiştir. Onlar işe milli aydınları yok etmekten ve İslam dinini öğrenmede esas olan Arap harflerini Slavlar için umumi olan Kiril harflerine değiştirmekle başladılar. Bunun yanına mecburi kolektif olma siyaseti eklediler ve yönetimde olduğu 70 sene içinde bölgeye yabancı olan Sovyet tipi insan yaratmayı nerde ise başardılar. Bu insan tipine sonradan unlu Kırgız yazar Çengiz Aytmatov tarafından mankurt ismi verilecektir. Bu tip insanların ortak özellikleri tarihlerini unutmak, bugün içinde bulundukları halden habersiz olmak ve yarın için düşüncelerinin olmamasıdır. Yani Sovyet rejimi kendi insanlarının beyin ve kalpleri arasında bir “Çin” seti kurmayı başarmıştır.  İşte bölge günümüzde bu mankurt zihinli yöneticiler tarafından yönetilmektedir ve yeni “Çin” duvarı bu mankurt zemin üzerine kurulmak istenmektedir.

Orta Asya Cumhuriyetleri kendi aralarında iş birliği yaparak bölgenin siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm üretmeleri mümkün idi. Bölge halklarının ortak etnik yapısı, din ve dil ortaklığı, doğal kaynakların ve başka maddi imkânların yeterli olması, işçi gücünün ucuzluğu mevcüt sorunların çözümünü daha kolay hale getirebilirdi. Ancak bölgeni yöneten devlet başkanlarının kibri ve pervasızlığı neticesinde var olan imkânlar bile yok olmaya mahkûm edilmektedir. Neticede bölge halkları ve devletleri arasında gereksiz yere problemler yaşanmaktadır. Bu problemlerin sön örneği Tacikistan dağlarında inşa edilmesi planlanan Roğun elektrik santralidir. Yeterli derecede doğal gaz ve enerji kaynaklarına sahip olmayan Tacikistan bu santral yapıldıktan sonra bu alanda problemlerinin çözülebileceğini sanmaktadır. Ancak bu proje aynı zamanda Amu Derya sularının tamamen kesilmesi manasına da gelir. Yani bunun gerçekleşmesi Aral gölünün tamamen unutulmasına götürür. Şu unutulmamalı ki Orta Asya’da böyle saçma sapan projelerin ortaya konulması ve bölge halklarının birbirleri ile kavgaya sürüklenmesinin perde arkasında kötü niyetlerin olduğu bir gerçektir. Çünkü bölgenin devamlı olarak bıçak sırtında tutulması bir yandan yerli zalim yöneticilerin işlerini kolaylaştırdığı gibi burada çıkarları olan yabancı güçlerin de işine gelmektedir.

 

BÖLGEDE SOVYETLERDEN SONRAKI BAZI GELİŞMELER

 

Bu gelişmeleri yeni hükümdarların yaptıklarından anlatmaya başlayalım. Bölgenin mankurt yöneticileri Sovyet zamanında komünist parti polit burösu tarafından seçilmekte ve sıkı kontrol altında tutulmakta idiler. Sovyetler birliği dağıldıktan sonra bu hükümdarlar Moskova’dan bağımsızlık kazandılar ve gerçek bir kral makamına talip oldular. Hal şu dereceye ulaştı ki, Türkmenistan’ın birinci Cumhurbaşkanı olan Saparmurat Niyazov kendini peygamber ilan ederek, “Ruhname” adında bir kitap yazdı (yazdırdı?) ve bu kitabın Kuran-i Kerim ve İncil ile ayni derecede görülmesini kendi halkına emir etti…

Doğal olarak “hastalığın” en ciddisi bölgenin kalbi olan Özbekistan’da yaşanmaktadır. Bu devletin günümüzde kendi halkına uyguladığı zülüm tarihte hiç biz zaman görülmemiş ve hatta Rusların bütün bölge halkına yaptıkları zulmünü bile geçmiştir. Özbekistan’da devlet başkanı İslam Kerimov Stalin rejimini yeniden inşa ederek, bu ülkedeki dini ve siyasi muhalifleri ortadan kaldırmak için zülüm ve işkencenin bütün yöntemlerini kullanmaktadır.

Tacikistan’da bağımsızlıktan çok geçmeden iç savaş başlamıştır ve bu savaş sonunda “mankurtlar” düzeni ayakta kalmayı başarmıştır.

Kazakıstan ve Kirgizistanda bir kısım müspet gelişmeler görünse bile, bu devletlerdeki yöneticiler ve insanlar akidevi ve siyasi yönden gereken ilerlemeyi sağlayamamışlardır.

Bir de bölgede marifet konusunda yeni “Çin” seti ortaya çıkmıştır. Öyle ki Özbekistan ve Türkmenistan bağımsızlıktan sonra Latin yazısına geçmeye başlamış, kalan uç devlet ise Rus yazısını koruma kararı almıştır. Bu da zaten mankurt olan zihinleri kötüleştirmekten başka bir şey değildir…

Bölgedeki Müslümanların çabalarını ayrıca anlatmak isteriz. Günümüzde dini acıdan bölgede İslam ümmetinin bütün hastalıkları ortaya çıkmaktadır. Bu durum bölge Müslümanlarının cahiliyeti ve çeşitli fırkalara ayrılarak, kendi birlik beraberliği sağlayamamalarından kaynaklanmaktadır. Bölgede en etkili olanlar Hizbut-tahrir hareketi, tasavvuf ve tarikat üyeleri ve bir kısım cihat yanlılarıdır. En sondakiler Özbekistan İslami hareketi mensuplarıdır. Bu hareket üyelerinin Afganistan, Tacikistan ve Kırgızistan sınırlarını aşarak Özbekistan savunma güçleri ile yaptıkları çatışmalar bilinmektedir. Bundan yaklaşık bir sene önce Özbekistan ile Kırgızistan sinirindeki Hanabad ilçesinde yeni çatışmalar yaşanmıştır. Bu Özbekistan’ın Andican vilayetinde sivil halka karşı yaklaşık 3 sene önce yapılan katliamdan sonraki çatışmadır. Ama bu son çatışmada Özbekistan devlet milislerine saldıranların kimlikleri kesin değildir. Dolaysıyla fitne faktörü göz ardı edilmemelidir. Bu mankurt bir kafanın kendi bünyesini parçalayacak yeni bir “duvar” inşa etmesi manasına gelir.

Çin duvarının 4 bin kilometre uzunluğunda olduğunu soylamıştık.  Özbekistan ve Kırgisiztan arasında yeni inşa edilecek duvar 6 ya da en fazla 16 kilometre olacaktır. Aradaki fark bölgenin şu andaki akidevi, siyasi ve manevi durumunun de bir ölçüsü sayılabilir… (Devam edecek)

BIRINCI YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi/

İKİNCİ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-2/

ÜÇÜNCÜ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-3/

DÖRDÜNCÜ YAZI:https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-4/

 

Devami

Türkmenistan’da parlamento seçimleri

Türkmenistan’da 15 Aralık tarihinde ilklerin yaşanacağı parlamento seçimleri yapılacak. Türkmenlerin ilk defa sandıkta 2 partiyle tanışacağı seçimler için Türkmen yönetimi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına da (AGİT) ilk defa denetleme izni verdi.

6 milyon nüfuslu Türkmenistan’da parlamento seçimleri için ülke genelinde 2446 sandık kuruldu; 283 aday 125 koltuklu Meclis’te milletvekili olmak için yarışacak. AGİT’in ülkeye gönderdiği 14 ülkeden 15 uzman, 15 Aralıktaki parlamento seçimlerini izleyecek. Seçmenlerle röportaj izni verilen uzmanlar, seçimden sonra rapor hazırlayacak.AGİT gözlemcilerinin başkanı Fransa Büyükelçisi Alexander Keltchewsky, basın toplantısı düzenledi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Büyükelçi Keltchewsky, Türkmen yönetimi tarafından denetleme izni verilmesinden memnuniyet duyduklarını ve Türkmenistan’da bulundukları dönemde siyasi parti adayları, sivil toplum yetkilileri ile bir araya geleceklerini belirtti.Ülkenin 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesinin hemen ardından kurulan Demokratik Parti ile 2012 yılında kurulan Sanayiciler ve Girişimciler Partisi, seçimler için adaylarını belirledi. Demokratik Parti 99, Sanayiciler ve Girişimciler Partisi 21 aday, sendika 89 aday, Kadınlar Derneği 37 aday, Mahtumkuli Gençler Birliği 22 aday ile seçimlere katılıyor.Türkmenistan’da milletvekilleri 5 yıl süreyle seçiliyor. 2008 yılında millietvekili sayısı 65’den 125’e çıkartıldı ve Meclis’in görevleri genişletildi. Meclis Başkanı görevini, 2009 yılında yeniden seçilen Akca Nurberdiyeva yapıyor.

CİHAN

Devami

Caslık Hapishanesi niçin kuruldu?

10 Aralık uluslararası insan haklarının kabul edildiği gün. Geçtiğimiz Kasım ayında Özbekistan’ın insan hakları konusundaki baş müzakerecisi Akmal Saidov başkanlığındaki heyet Cenevre’de toplanan  BM İnsan Hakları Komitesi’nde Özbekistan’daki insan hakları ihlalleri konusunda hesap verdi.

Saidov konuşmasında  “Özbekistan’da siyasi mahkum yok, işkence desteklenmemekte, çocuklar zorla çalıştırılmıyor, basın sınırlanmamakta ve dini hürriyetler çiğnenmemektedir” dedi.

Hapishanedeki kötü şartlar ve özellikle  işkenceler gündeme geldiğinde, Özbekistan İnsan Hakları Milli Merkezi Başkanı Akmal Saidov, sinirlendi. Özbek tarafına göre, Caslık hapishanesindeki problem sadece iklim şartları ile alakalı.

BM İşkenceye Karşı Komitesi, 2002 yılından bu yana Caslık hapishanesinin kapatılmasını tavsiye etmişti fakat Özbekistan tarafı  bu taleplere sürekli duyarsız kaldı.

BM’deki bu tartışmaların ardından Özbekistanlı meşhur insan hakları aktivisti Talip Yakubov  “Caslık hapishanesi hangi amaçla kuruldu?” başlıklı bir bildiri  yayınladı. Halen Fransa’da ikamet etmekte olan Yakubov, Caslık’daki hapishanenin hükümete muhalif  insanlar için özel olarak inşa edildiğini söyledi.

Bu konuyla ilgili olarak BBC Özbek web sayfasındaki şu yazıları okuyabilirsiniz:

1-Caslık’ta özellikle dini mahpuslara yeni eziyet ve cinayet yöntemleri uygulanmaktadır.

2-Caslık’ta düzenli olarak insanlık dışı işkenceler devam etmektedir.

3-Azaplar dünyası: Özbekistan’ın “Gitse Gelmezi”(Caslık Hapishanesi)’ nden çıkabilmiş bir mahpusun hikayesi.

(BBC  Özbek)

Devami