Kırgızistan başbakan yardımcısı artık tesettürlü

 

Kırgızistan başbakan yardımcısı artık tesettürlü

Hac farizasını yerine getiren Kırgızistan Başbakan yardımcısı Taliyeva, hac dönüşü kabine toplantısına başörtülü olarak girdi.

Murat Hayati/ Dünya Bülteni – Bişkek

Kırgızistan’ın sosyal, eğitim, spor ve kültür alanlarından sorumlu Başbakan Yardımcısı Kamila Taliyeva, hac farizasını yerine getirdi. Suudi Kralı’nın dış ülkelere ayırdığı özel kontenjan dahilinde kafileye katılarak hacca giden 46 yaşındaki Taaliyeva kutsal mekanlarda duyduğu hislerini paylaştı.

Yıllık çalışma iznini kullanarak 10 günlük Mekke ziyaretinde bulunan Taaliyeva Hac dönüşü örtündü ve kabineye başörtülü olarak katıldı. Taaliyeva Mekke topraklarında Kırgızistan’ın parlak geleceği ve ekonomik alanda hızla kalkınması için Allah’a dua ettiğin dile getirerek, Yüce Rabbe duygularını ağlayarak ilettiğini söyledi.

Hac, ibadetini yerine getirerek kendini daha temiz ve saf hissettiğini kaydeden Taaliyeva, bundan sonraki hayatının Kur’an ve İslam’la daha da bütünleşeceğini dile getirdi.

Taaliyeva, hac dönüşü kabine toplantısına tesettürlü olarak katıldığı.

Devami

AB Kırgızistan Bütçesini Destekliyor

Avrupa Birliği (AB)  Kırgızistan’ın devlet bütçesine 5 milyon Euro yardımda bulundu.
AB’nin Kırgızistan Temsilciği’nden verilen bilgiye göre, mali yardım “2012-2014 yıllarında Kırgızistan’ın sosyal savunma alanında sektörel politikayı destekleme programı” çerçevesinde gerçekleşti.

Söz konusu program çerçevesinden yardım miktarı 13 milyon Euro’yu bulacak.
AB, Sektörel Politikayı Destekleme Programı, 1996 yılından bu yana hibe kaynaklar yoluyla Kırgızistan’ın devlet bütçesini desteklemeye devam ediyor. Bu yardım, kamu maliyesi yönetimi üzerinde sosyal reformları ve önlemleri desteklemeyi hedefliyor. AB, bu yardım sebebiyle Kırgızistan’ın önde gelen bağışçılardan biri konumuna gelmektedir.

Devami

Özbekistan’da çantasında kurşun çıkan Türk polis müdürü gözaltında

Polis müdürüne kurşun gözaltısı

ÖZBEKİSTAN’a düzenlenen kültür gezisi etkinliğine katılan Eskişehir Trafik Polis Eğitim Merkezi (TPEM) Müdür Vekili polis başmüfettişi Mehmet Sayar, gezi dönüşünde çantasında tabanca kurşunu bulunduğu için gözaltına alındı.

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı etkinlikleri kapsamında, Özbekistan’a ’Kültür gezisi’ düzenlendi. Geziye vali yardımcıları, il genel meclis üyeleri, adli yargı üyeleri, üniversite öğretim üyeleri, kamu kurum amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğretmenler, basın mensupları ve işadamları katıldı. 165 kişilik kafile için 19 Kasım 2013 tarihinde Anadolu Üniversitesi Havaalanı’ndan özel uçak kaldırıldı. Kafileyi Özbekistan’a Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna uğurladı.

Kafilede bulunan Eskişehir Traik Polis Eğitim Merkezi Müdür Vekili Mehmet Sayar uçaktan indikten sonra hava alanında herhangi bir sorunla karşılaşmadı. 5 günlük gezi sonunda kafile Türkiye’ye dönmek için Taşkent Havalimanı’na geldi. X- Ray cihazından geçilirken iddialara göre Mehmet Sayar’ın taşıdığı çanta içerisinde bir tabanca kurşunu olduğu belirlendi. Sayar, çantasının alt kısmındaki kurşunu Türkiye’den gelirken çantasında unutmuş olduğu söyledi. Çantasında kurşun olduğunu bilmediğini ifade eden Sayar’ın uçağa binmesini izin verilmedi. Vali yardımcıları ve kafilede bulunan Eskişehir Emniyet Müdürü Mustafa Şahin’in çabaları sonuçsuz kaldı.

Kafile uçakla Eskişehir’e dönerken, polis müdürü Sayar ifadesi alınmak üzere Taşkent Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Sayar için Dışişleri Bakanlığı ve Büyükelçilik devreye girdi.

Kafilede bulunanlar “Polis müdürü bir kurşunu çantasında unutmuş. Özbekistan’a aynı çantayla giriş yaptı. Çıkışta havalimanındaki görevliler kurşunu fark etti. Tüm çabalara rağmen Sayar uçağa bindirilmedi. Görevliler Sayar’ın 10-15 gün tutulabileceğini ve daha sonra mahkemeye çıkarılacağını söyledi” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/

Devami

Rusya, Kırgızistan’a 1 milyar Dolarlık Silah Verecek

Rusya 2014 yılında Kırgızistan’a 1 milyar dolarlık silah vermeyi planlıyor. Bu konu hakkında Kırgızistan Savunma Bakanı Yardımcısı Zamir Suerkulov  “2014 yılında Afganistan ve Orta Asya: KGAÖ’nün bölgesel güvenlik sağlamada rolü” konulu yuvarlak masa toplantısında bilgi verdi.

Suerkulov’un yaptığı açıklamada,  Rusya’dan ne tür askeri araçların geleceği konusunda net bir bilginin olmadığını söyledi.

Bakan Yardımcısı, Temmuz 2014’te Kırgızistan’da KGAÖ (Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) üyesi ülkelerin ortak askeri tatbikat yapacağını sözlerine ekledi.

Devami

Hazar Adaları’na Dünya’nın En Büyük Camii

Dünyanın en büyük camisi Hazar denizi kıylarında yapılacak adada olacak

Hazar Adaları'na dünyanın en büyük camisi

 

Hazar denizi kıyısında inşaatı devam eden yapay Hazar Adaları’nda dünyanın en büyük camisinin de yapılacağı da açıklandı.

Hazar Adaları projesine dahil edilen caminin yapay adaların tam göbeğinde yapılacağı kaydedildi. Proje Müdürü İbrahim Nehryamli, Hazar Denizi’nin Bakü kıyılarında 78 yapay adacığın inşa edileceği ve bu adaları birbirine bağlayan 150 köprünün bulunacağını söyledi.

Yapımına 2 yıl önce başlanan Hazar Adaları projesinin yüzde 25’lik kısmının tamamlandığı, 2014 yılında ilk müşterinin beklendiği açıklandı. Turizm açısından önem taşıyan Hazar denizi kıyısındaki süslü ve şekilli adaların yapımının 2023 yılında tamamlanması bekleniyor.

Proje kapsamında dünyanın en büyük camisinin yapılması planlandı. Su üstündeki görkemli kentin maliyetinin ise 100 milyar ABD doları olduğu ifade ediliyor.

(Dünya Bülteni / Haber Merkezi)

Devami

Kazakistan’da başörtüsü yasak değil

 

Kazakistan\'da başörtüsü yasak değil

Kazakistan Başbakanı ülkede kesinlikle başörtüsü yasağı uygulanmayacağını söyledi.

Mezgil Isatov/ Dünya Bülteni
Kazakistan başbakanı Karim Masimov, internet medyasının sorularını cevaplarken gündemlerinde başörtüsü yasağı uygulamak gibi bir konunun olmadığını söyledi.
Masimov, Nazarbayev’in de daha önce başörtüsü ile ilgili düşüncelerini ifade ettiğini belirterek “Sayın Cumhurbaşkanımızın tavı da bu konuda nettir. Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Herkes dininin emrettiği şekilde giyinmekte özgür olmalıdır. Bu konuda devletin müdahalede bulunması söz konusu bile edilemez.” dedi.
Ülkede laikliğin uygulandığını söyleyen Başbakan Masimov, laikliğin dini değerlere müdahale etmek demek olmadığını vurgulayarak Kazakistan’da iktidarın hiçbir zaman başörtüsünü yasaklamayacağını ifade etti.
Masimov, Kazakistan’da Müslümanların yanı sıra diğer dinlerden de insanların yaşadığını belirterek bunların da her türlü inanç özgürlüklerinin koruyucusu olacaklarını söyledi.
Devami

Kırgızistan milletvekili: “Başörtüsü İslam’ın emri ve geleneğimizin bir parçasıdır”

Kırgız Vekil Bakiruulu, Kırgız kültüründe kullanılan ve günümüzde kadınların milli baş giysisi olarak bilinen Eleçek’in evli bir kadın tarafından takıldığını ve İslam’da belirtilen şartlara uygun olduğunu kaydetti. Kadınların sadece yüz kısmının görükebildiğini belirten Bairuulu, Eleçek’in hem milli kıyafet, hem de İslam fkhına uygun olarak kullanıldığını anımsattı.

Kırgız Vekil Bakiruulu eğitim yerlerinde başörtülü öğrencilerin okula alınması gibi nedenlere zaman zaman gündeme taşınan tartışmalara da tepki gösterdi.

Her sakallının Müslüman olmadığını veya her sakallının bir terörist olarak algılanmaması gerektiğini vurgusulayan Bakiruulu, Romanya ile Yunanistan milli takımları arasında düzenlenen futbol karşılaşmasında Yunanistanlı futbolcuların birçoğunun sakallı olduğuna dikkat çekerek, “Onları kimse bölücü ve terörist olarak göstermedi, fakat Müslüman sakallı olunca mı terörist oluyor?” dedi.

(Dünya Bülteni/ Haber Merkezi)

Devami

İSTANBUL’DA İKİ TÜRKİSTANLI GÖZALTINA ALINDI

İSTANBUL- Pendik’te oturmakta olan Türkistanlılardan iki Özbek, ikametleri bulunmadığı gerekçesiyle polisler tarafından gözaltına alındı.

Sitemize ulaşan bilgilere göre olay şöyle gelişti. 27 Kasım günü hasta olan bir Türkistanlı, başka bir hemşehrisi tarafından Pendik Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Devlet hastanesinde görevli personel hastadan kimlik isteyip,  kimliği yanında bulunmayan hastanın tedavisinin yapılamayacağını belirtti. Bütün ısrarlara rağmen hemşehrimizin tedavisi yapılmadı. Daha sonra hastane personeli Pendik Sahil karakolunu arayarak hemşehrilerimizi ihbar etti. Karakoldan gelen polisler iki Türkistanlıyı kimlikleri yanlarında olmadığı veya ikamet süreleri geçmiş olduğu gerekçesiyle gözaltına aldı. Hastalığı devam eden hemşehrimizin tedavisi karakolda da yapılamadı. 4 Aralık günü Kumkapı’daki Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilen iki Türkistanlıdan hasta olan hemşehrimize tıbbi müdahale  ancak burada mümkün oldu.

Aslen Özbekistan vatandaşı olan mağdurlar Kumkapı’ya getirildikten sonra İHH ve Mazlumder’in avukatları tarafından ziyaret edildiler. Avukatların verdiği bilgiye göre Özbekistan’a iade edilmeleri halinde hayatları tehlike altına girecek. Gözaltındaki Türkistanlılar BM’ye sığınma başvurusunda bulundular.

Bilindiği gibi İstanbul’da 50 bin civarında Özbekistan vatandaşı Türkistanlı bulunuyor. Bir çoğunun ikamet ve çalışma izinleri olmayan Türkistanlılar zor şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Uluslar arası Türkistanlılar Dayanışma Derneği, Türkistanlılar’ın yabancı sayılmasını eleştiriyor ve yabancı mevzuatının uygulanmamasını savunuyor.

UTD-DER HABER MERKEZİ

08.12.2013

 

Devami

Turkiya o‘zbeklarni deportatsiya qilgani uchun jarima to‘laydi

Ovro‘po Inson huquqlari mahkamasi 19 O‘zbekiston fuqarosini “noinsoniy sharoitlarda” Eronga deportatsiya qilgani uchun Turkiya hukumatiga 190 ming yevro jarima solgan.

Mahkama Turkiyaga har bir arzdor uchun 10 ming yevrodan jarima soldi va rasmiy Anqara 19 kishilik guruhning xarajatlarini qoplash uchun qo‘shimcha 3350 yevro to‘lashi kerak degan qaror chiqardi.

Mahkamadagi hujjatlarga ko‘ra, 19 kishidan tashkil topgan to‘rtta o‘zbek oilasi 2008 yilda deportatsiya qilingan. Ular Turkiya va Eron chegarasidagi qishloqlar orasida qish sharoitida piyoda 10 kun yurishga majbur qilinganlar.

O‘zbekistondan chiqib ketgan oilalar Tojikiston, Afg‘oniston va Pokistondan o‘tib, 2001 yilda Eronda o‘rnashgan bo‘lganlar.

Birlashgan Millatlar Tashkilotining qochqinlar bo‘yicha yuqori komissarligi ularga qochqin maqomini bergan.

To‘rt oila so‘ngra 2007 yilda Turkiyaga o‘tganlar, biroq u yerda bir yil yashashlari ortidan qo‘lga olinganlar va 2008 yilda Eronga deportatsiya qilinganlar.

Turkiyadan deportatsiya qilinishlari ortidan bir hafta o‘tib oilalar noqonuniy ravishda yana Turkiyaga qaytib o‘tishgan, biroq ko‘p o‘tmay yana qo‘lga olinib, shu kuniyoq Eronga qaytarilganlar.

Ular ikki mamlakat o‘rtasida tashlab ketilganlari va uzoq masofani piyoda bosib o‘tganlarini da‘vo qilganlar.

Noinsoniy munosabatdan tashqari, mahkama Turkiyani mazkur oilalarni hibsda ushlab turgani uchun sabab ko‘rsatmaslik va qarorga mahkama orqali shikoyat qilish imkoniyatini bermaslikda aybdor deb topgan.

O‘zbekistonlik fuqarolar uchun viza talab etilmaydigan Turkiyada boshpana izlayotgan qochqinlarning soni ko‘payyotgani aytiladi.

Ayrim farazlarga ko‘ra, Istanbulning o‘zida bir necha ming diniy qochqin bo‘lishi mumkin.

Ayniqsa, Qozog‘iston o‘zbekistonlik 30 ortiq boshpana izlovchini rasmiy Toshkentga topshirganidan so‘ng Turkiyada boshpana izlovchilarning soni yanada orta boshlagan.

Kaynak: http://www.bbc.co.uk/

Haberin Türkçe özeti:

TÜRKİYE ÖZBEKLERİ SINIRDIŞI ETTİĞİ İÇİN CEZA ÖDEYECEK

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 19 Özbekistan vatandaşına “İnsanlık dışı şartlar altında” sınırdışı ettiği için Türk Hükümetine 190 bin euro ceza verdi.

Mahkeme her bir mağdur için 10 bin euro ceza ödenmesini uygun gördü, ayrıca her bir kişi için yaptıkları harcamalar karşılığı 3350 euro ilave ödeme yapılmasını karara bağladı.

Mahkemedeki delillere göre 19 kişiden oluşan 4 Özbek aile 2008 yılında sınırdışı edilmişti. Bu kişiler İran-Türkiye sınırındaki köyler arasında ağır kış şartları altında 10 gün yürümek zorunda kalmışlardı.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı  Mülteciler Yüksek Komiserliği bu ailelere “mülteci” statüsü vermişti.

Bu dört aile 2007 yılında bu statü altında Türkiye’de yaşarken, bir yılın sonunda gözaltına alınmış ve 2008 yılında İran’a sınırdışı edilmişlerdi.Bundan bir hafta sonra aileler tekrar Türkiye’ye kaçak yoldan gelmişler ancak çok geçmeden tekrara gözaltına alınıp İran’a sınırdışı edilmişlerdi.

Devami

ÇÖL OLAN GÖL YA DA ARAL GÖLÜNÜN FACİASI (4)

ARAL GÖLÜNÜN FACİASI

DÖRDÜNCÜ YAZI

BAĞIMSIZLIK ÇİLELERİ

YAZININ ÖZETİ

Memleket yönetimi kendinin gösterişte olsa bile özgürlüklerden yana olduğunu ortaya koymaya çalıştı. Bu şekilde 1991 yılın sonunda Özbekistan’da muhalefette olan ERK partisinin lideri Muhammed Salih’ın katıldığı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleştirildi. Seçimin favorisi memleket yönetimini ve bütün medya kurumlarını elinde bulunduran İslam Karimov idi. Buna rağmen seçim yarışının başa baş gittiği bir gerçekti. Onun için önce muhalefet adayının oyları yüzde kırk oranlarında açıklandı. Sonradan bu oran resmi olarak yüzde 12 yakın bir rakam olarak belirtildi. Bu seçime hile karıştığında kimsenin şüphesi yoktu.

Sovyetler Birliğinin dağılması insaniyet tarihine şaşırtıcı, yani sürpriz bir olay olarak geçmiştir. Hele Orta Asya halklarının bağımsızlığı bölgede yaşayan insanların rüyasına bile girmemiş denilse yanlış olmayacaktır. Çünkü bölgede komünist baskı son ana kadar devam ettiği gibi mahalli komünist yöneticiler Moskova onları geri çevirse bile kendi bağımsızlıklarını değil, Sovyetlerin varlığının korunması için çaba göstermişlerdir. Örneğin, Baltık Cumhuriyetlerinin ve başka halkların milletvekilleri son Sovyet parlamentosunun oturumlarına katılmayı reddederken, Orta Asya milletvekilleri parlamentonun boş koltuklarında olmayacak oturumu beklemekte idiler.

Gorboçov’un başlattığı “Perestroyka”  (yeniden oluşum) ve “Glasnost” (Açıklık, fikir özgürlüğü) siyaseti Baltıklarda, Kafkaslarda, Doğu Avrupa’da, hatta Rusya’nın kendi içinde geniş yankı bulurken Orta Asya cumhuriyetleri bu konuda derin uykuda idiler. Ancak Sovyetlerin dağılmasına doğru örneğin Özbekistan’da 1989 yılda ilk milli hareket olan “Birlik” ortaya çıkmıştır. Maalesef, bu hareket doğar doğmaz kendi içinde çelişkiler yaşamış ve sonradan parçalanmıştır. Tacikistan’da başlayan milli uyanma hareketi İslam taraftarları ve komünist hükümetin kavgasına dönüşmüş ve bu şekilde başlayan iç savaşta yüz binlerce insan öldürülmüştür.

Sovyetler Birliğinin dağılmasını istemeyen komünist rejim 1991 Mart ayında halk oylamasına gitti. Baltık Cumhuriyetleri Litvanya, Latvia ve Estonya halkları oylamaya katılmayı reddederken, Birliğin korunması için yüzde yüze yakın oy oranları Orta Asya bölgesinde görünmüştür. Ben bu olayların bizatihi şahidi olarak bunları yazıyorum. O zor dönemlerde Özbekistan’ın güneyinde vatanimizin bağımsızlığı için az olsa da gayret etmeye çalışıyorduk. ERK partisinin hazırladığı bağımsızlık broşürünü insanlara dağıttığımız için yerli komünist yöneticilerin çeşitli baskılarına maruz kalmıştık. Böyle durumlarda zalimlerin kullandığı yöntem düzen muhaliflerini çalıştıkları iş yerlerinden kovarak onları ve ailelerini aç bırakmaktan ibaretti. Çünkü bütün iş yerleri devletin kontrolünde olduğundan iş yerinden atılanların bunu yapanlara karşı koyacakları hiçbir şey yoktu.

Sovyetlerin gittikçe zayıfladığını gören aşırı komünist güçlerin buna karşı bir şeyler yapması gerekirdi. Nitekim Sovyetlerin üst askeri ve istihbarat (KGB) yetkilileri Gorboçov’un yardımcısı Yanaev başkanlığında bir cunta oluşturdular. Bu hain cunta ortaya çıkar çıkmaz Sovyetler Birliği hududunda iktidara el koyduğunu ilan etti. Cunta yönetimi Gorboçovu Kırım’da bir evde hapse attılar. Olay bütün dünyada geniş yankı bulurken, özgürlükten yana olan herkes cuntaya itaatsizlik bildirileri yayınladı. Ancak olay karşısında şok yaşayan Orta Asya Cumhuriyetlerinin komünist yöneticileri cuntaya destek çıkmada gecikmediler. Hatta mahalli rehberlerden birinin o tehlikeli günlerde “Bizim olağanüstü yönetimin (cuntanın) direktiflerini yerine getirmemize gerek yok. Çünkü bu sıkı direktifleri bizler önceden uygulamaktayız” dediğini asla unutamam. Komünist cunta o zamanlar Rusya yönetiminin başında olan Boris Yeltsin’nin girişimleri ile üç günde son buldu. Gorboçov özel uçakla Moskova’ya getirilirken Rusya, Ukrayna ve Belarus önderleri Minsk’da bir araya gelerek Sovyetler Birliğinin yerine Bağımsız Devletler Birliğinin tesis edildiğini ilan ettiler. Milli bağımsızlıktan yana olan bizler sevinçten gözyaşları dökmekte idik. Gorboçov durumu kurtarmak için gayret ediyordu. Bir de cuntayı destekleyenlerden intikam alınması söz konusu idi. İntikam alınacakların başında ise Orta Asya cumhuriyetlerinin liderlerinin olması şüphesizdi. İşte Gorboçov’un intikamından kurtulmak için bu liderler bir biri ardına kendi cumhuriyetlerinin bağımsızlığını ilan etmek mecburiyetinde kaldılar. Yani onlar bunu vatanlarını sevdikleri için değil, kendi canlarını kurtarmak için yaptılar…

Vatanımızın bağımsızlığından yana olan bizler sevinçten havada uçuyorduk. Artık bizim de öz vatanımız vardı. Artık milli değerleri yaşama koyma zamanı gelmişti. Olanlardan şokta olan komünist yönetim ne yapacağını şaşırmıştı. Ama yine de uyanık idiler. Artık komünizmin ömrünün bittiğini bildikleri için mensubu oldukları partinin adini Halk Demokratik Partisi olarak değiştirdiler. Bağımsızlığın çilesini bizler çektik ama bir anda eski komünist yeni halk demokratları kendilerini bağımsızlık kahramanları ilan ettiler. Bu arada bizlerin de omuzlarımıza dokunarak siz ne kadar haklı imişsiniz diyen eski komünist önderler de vardı. Bundan dolayı mesela Özbekistan’da rejim muhalifi olan ERK ve BİRLİK teşkilatlarına resmi faaliyette bulunma izni verilmişti. Hatta ERK partisinin gazetesi yüz bine kadar satıyordu. Memleketin güneyinde muhalefet yayını olan “Adalet” adında gazete piyasaya çıkmıştı…

Memleket yönetimi kendinin gösterişte olsa bile özgürlüklerden yana olduğunu ortaya koymaya çalıştı. Bu şekilde 1991 yılın sonunda Özbekistan’da muhalefette olan ERK partisinin lideri Muhammed Salih’ın katıldığı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleştirildi. Seçimin favorisi memleket yönetimini ve bütün medya kurumlarını elinde bulunduran İslam Karimov idi. Buna rağmen seçim yarışının başa baş gittiği bir gerçekti. Onun için önce muhalefet adayının oyları yüzde kırk oranlarında açıklandı. Sonradan bu oran resmi olarak yüzde 12 yakın bir rakam olarak belirtildi. Bu seçime hile karıştığında kimsenin şüphesi yoktu.

Bu günlerde Tirmiz şehir yönetiminde gerçekleşen bir toplantı hatıramda canlı duruyor. Şehir yönetimi artık kendi toplantılarına biz muhalifleri davet etmeye başlamıştı. Ben toplantıda şehir merkezindeki Lenin heykelini ortadan kaldırılmasını teklif etmiştim. Toplantı salonunda çoğunluk eski komünistlerden ibaretti. Onlar hep beraber üzerime yürüdüler ve beni âdete linç etmek istediler. Onlara göre ben bu komünist kafaların ilahına hakaret etmiştim. Polis beni bu mankurtların elinden zor kurtarmıştı. Toplantıyı yöneten şahıs beni sapıklıkta suçladı. Aradan çok zaman geçmeden yine de Lenin heykeli şehir merkezinden indirildi. Heykelsiz daha doğrusu putsuz yaşamaya alışamayan kafalar bu defa  Lenin’ın heykelinin yerine imam Tirmizi’nin heykelini diktiler. Biz doğal olarak buna da itiraz ettik. Eski komünistlerin cevabi şöyle oldu: “Siz muhalefet zaten sapıksınız. Sizler Lenini sevmediğiniz gibi kendi büyüğümüz olan imam Tirmizi’yi de sevmiyorsunuz”. O günlerde olduğu gibi bugün de bu mankurtlara İslam dininin en önemli isimlerinden biri adına heykel dikmek sapıklık olduğunu anlatmak nafiledir…

Bağımsızlıkla gelen yarı özgürlük kısa sürede sona erdi. 1993 yıldan itibaren memleketteki bütün muhalif hareketler ve onların yayınları yasaklandı. Hükümete itaat etmek istemeyenler tutuklama ya da polis dayağı ile korkutulmaya çalışıldı. Bu şekilde zamanımızın en acımasız diktatörlük rejiminin temelleri atılıyordu. Yüzlerce sene özgürlük bekleyenlere hapishane ya da hicret yolları görünmeye başlamıştı. İşte bu şartlar altında ben on sekiz sene önce “Merhaba Türkiye” demeye mecbur kalmıştım…  (Devam edecek)

BIRINCI YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi/

İKİNCİ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-2/

ÜÇÜNCÜ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-3/

Devami