Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov ile bir araya geldi

Başkent Bişkek’teki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve beraberindeki heyet, Bakanlar Kurulu Başkanı Ulukbek Maripov ile uçakla ülkenin kuzeyindeki Issık Göl Bölgesi’ndeki Çolpon-Ata şehrine geçti.

Türk heyetini, Issık Göl Uluslararası Havalimanı’nda Kırgızistan Yatırımlar Bakanı Almambet Şıkmamatov ve Issık Göl Bölge Valisi Mirbek Kojoyev karşıladı.

Cumhurbaşkanı Caparov da Oktay ve beraberindeki heyeti Devlet Konuk Evi’nde kabul etti.

Caparov, sıcak karşıladığı Fuat Oktay için “Ala-Too topraklarına geldiğiniz için memnuniyet duyuyoruz. Hoş geldiniz!” dedi.

İki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından sonra ilişkilerin seyrinin iyi olduğuna işaret eden Caparov, Kırgızistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan Türkiye Cumhuriyeti devleti oldu.” ifadesini kullandı.

Türk kardeşlerini her zaman kabul etmeye hazır olduklarını belirten Caparov, “Türkiye bizim için stratejik ortaklıktan öte kardeş ve dost ülkedir.” diye konuştu.

Caparov, kendisinin resmî ziyaret için gittiği Ankara’da çok sıcak ve üst düzeyde karşılayan mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Caparov, Kırgızistan’ın zor dönemlerinde Türkiye’nin desteğini yakından hissettiklerini sözlerine ekledi.

“Türkiye olarak, Kırgızistan’ın her alanda güçlü olması için daima yanındadır”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Caparov’a, ailesine ve Kırgız halkına selamını ileterek konuşmasına başladı.

Kırgızistan’a iki ülke arasında iş birliğini geliştirmek için geldiklerini belirten Oktay, Kırgızistan’ın 30’uncu bağımsızlık yıl dönümünü kutladı.

Oktay, Kırgızistan’ın her alanda güçlü olması için Türkiye olarak daima yanlarında olduklarının altını çizdi.

Görüşme basına kapalı devam etti.

https://www.trtavaz.com.tr/

Devami

Türk Konseyi ekonomiden sorumlu bakanları Bakü’de bir araya geldi

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin (Türk Konseyi) Bakü’de düzenlenen Ekonomiden Sorumlu Bakanlar 10. Toplantısında “Çeşitli Ekonomik Bölgeler Arasında Bilgi ve Tecrübe Paylaşımına İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı.

Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov ve Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı, Ekonomi ve Maliye Bakanı Akıbek Caparov, Kazakistan Ticaret ve Entegrasyon Bakanı Bakıt Sultanov, Özbekistan Yatırım ve Dış Ticaret Bakan Yardımcısı Aziz Voitov ve Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı Devlet Sekreteri Peter Sztaray katıldı. Toplantıda Türkiye’yi Ticaret Bakanı Mehmet Muş temsil etti.

Toplantıda, Türk Yatırım Fonunun “Fizibilite Çalışması” ve “Kuruluş Anlaşması”, Türk Ticaret ve Sanayi Odasının (TCCI) hukuki statüsü ve diğer faaliyetleri, Türk Konseyi bölgesinde ticaret ve yatırım rejimlerinin daha fazla serbestleştirilmesi için ek mekanizmalar ve üye devletlerde Türk Ticaret Evi’nin kurulması gibi gündem maddeleri müzakere edildi.

Üzerinde çalışmaların sürdüğü ticaretin kolaylaştırılması belgesinin tamamlanmasının da görüşüldüğü toplantıda, yatırımlar ve hizmetler alanında serbest ticaret anlaşması ile e-ticaret protokolünün hazırlanması konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.

Bakanlar ayrıca Macaristan (Budapeşte) ve Kırgızistan’da (Bişkek) gelecek dönemde düzenlenmesi planlanan İş ve Yatırım Forumlarının organizasyonu hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının ardından bakanlar, Çeşitli Ekonomik Bölgeler Arasında Bilgi ve Tecrübe Paylaşımına İlişkin Mutabakat Zaptı’na imza attı.

https://www.trtavaz.

Devami

Kazakistan, Afganistanlı Kazakları ülkeye getirmek için çalışmalar yürütüyor

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Afganistan’daki Kazak diasporasını ülkeye getirme imkanlarını görüştüklerini bildirdi.

Tokayev, Cumhurbaşkanlığı Sarayı Akorda’da Avrupa Birliği Temsilciliği, Azerbaycan, Kırgızistan, İngiltere, İspanya, Belçika, Estonya, Romanya, İtalya gibi ülkelerin yeni atanan büyükelçilerinden güven mektuplarını kabul etti.

Tokayev, burada yaptığı konuşmada, ülkesinin Afganistan ile ilgili yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Afganistan konusunda yabancı ortaklarla yakın iş birliği içinde olduklarını kaydeden Tokayev, “İlk önce vatandaşlarımızı tahliye ettik. Şimdi ise Afganistan’daki Kazak diasporası temsilcilerini ülkeye getirmek için imkanları görüşüyoruz.” dedi.

Tokayev, Kazakistan’da eğitim gören 57 Afgan öğrencinin vizelerini uzatma kararı aldıklarını sözlerine ekledi.

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aybek Smadiyarov, daha önce yaptığı açıklamada, Afganistan’daki iç kriz nedeniyle çok sayıda Kazak diasporası temsilcisinin tarihi vatanlarına dönmek için yardım talebinde bulunduğunu ve şu anda yaklaşık 200 Afganistanlı Kazak’ın tarihi vatanlarına dönüşü için çalışmalar yürüttüklerini bildirmişti.

https://www.trtavaz.com.tr/

Devami

Özbekistan’da cumhurbaşkanlığı seçimine yeniden aday olan Mirziyoyev, seçim programını açıkladı:

Özbekistan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, seçim programı “Yeni Özbekistan Stratejisi’ni” açıkladı.

Mirziyoyev, ülkede 24 Ekim’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için yeniden aday gösterildiği Liberal Demokrat Partisi’nin kurultayına katılarak konuşma yaptı.

Konuşmasında, cumhurbaşkanlığı yaptığı son 5 yılı değerlendiren Mirziyoyev, 2017-2021 yıllarına yönelik eylem planının hayata geçirilmesi kapsamında 300’e yakın kanun ve 4 binden fazla cumhurbaşkanı karar ve kararnamesinin kabul edildiğini kaydederek, son 5 yılda ülke ekonomisinin yüzde 24, sanayi üretiminin yüzde 34, ihracat hacminin 1,5 kat, yabancı yatırımların 3 kat, aylık maaşların ise 2,2 kat arttığını belirtti.

Ekonomik hedefler

Gelecek 5 yılda kişi başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’yı 1,6 kat artıracaklarını belirten Mirziyoyev, “Böylece 2030 yılına kadar kişi başına düşen milli gelir 4 bin doların üzerine çıkarılacak.” dedi.

Mirziyoyev, gelecek 5 yılda sanayi üretiminin 1,4 kat, dijital ekonominin ise 2,5 kat artırılmasının öngörüldüğünü ifade etti. “Bu dönemde 70 milyar doları yabancı sermaye olmak üzere ülke ekonomisine toplam 120 milyar dolarlık yatırım yapılmasının” planlandığını vurgulayan Mirziyoyev, yıllık dış borç miktarının 5 milyar doları, toplam devlet borcunun ise GSYİH’nin yüzde 50-60’ini aşmayacağını dile getirdi.

“Ülkenin ihracat potansiyelinin 1,7 kat artırılarak 2026 yılında 30 milyar dolara ulaşacağını” dile getiren Mirziyoyev, günümüzde yüzde 46 olan ham madde ürünlerinin ihracattaki payının 5 yıl içerisinde yüzde 23’e düşürüleceğini belirtti.

Mirziyoyev, 2026 yılında ülkedeki elektrik üretiminin 30 milyar kilovat saat artışla 100 milyar kilovat saate çıkarılacağını kaydederek, bu çerçevede toplam 5 bin megavat güce sahip rüzgar, güneş ve hidroelektrik santrallerin faaliyete geçirileceğini vurguladı.

“Devlet, halkın hizmetkarıdır”

Başlattığı reform ve değişimlerin sürdürüleceğini aktaran Mirziyoyev, “Yeni Özbekistan, güçlü yasama, yürütme ve yargı organları ve sivil toplum kurumları verimli çalışan ‘devlet, halkın hizmetkarı’ ilkesini benimseyen demokratik bir devlettir.” dedi.

Yolsuzlukla mücadeleye yönelik başlattıkları çalışmaları da sürdüreceklerini vurgulayan Mirziyoyev, “Kalkınmamızın önünde ciddi bir engel olan yolsuzlukla mücadelede devletin ve toplumun tüm güç ve araçlarını seferber edeceğiz.” diye konuştu.

Dış politika

Mirziyoyev, ülkesinin yeni dönemde de yapıcı ve aktif bir dış politika ile ekonomik diplomasi izlemeye devam edeceğini kaydederek, “Öncelikle Orta Asya’da güvenlik, ticaret ve ekonomi, su, enerji ve ulaşım, kültürel ve insani alanlarda yakın iş birliğini geliştireceğiz.” ifadesini kullandı.

“Rusya, Çin, ABD, Türkiye, Hindistan, Pakistan, Almanya, Fransa, İngiltere, Güney Kore, Japonya, Birleşik Arap Emirlikleri gibi geleneksel ortaklarımızla ilişkilerimizi daha da geliştirmeye, dış ilişkilerimizin coğrafyasını genişletmeye öncelik veriyoruz” diyen Mirziyoyev, komşu Afganistan’a ve Afgan halkına ülkede barış ve istikrarı sağlamak için gereken tüm yardımı yapacaklarını vurguladı.

https://www.trtavaz.com.

Devami

Özbekistan’da kız öğrencilerin okula başörtüsü ve takke ile gelmelerine izin verildi.

İstisna olarak, Özbekistan’daki okullardaki kızların beyaz veya açık renkli başörtüsü ve takke takmalarına izin verilmektedir. Halk Eğitim Bakanlığı başkanı Sherzod Shermatov, böyle bir karar almanın asıl amacının tüm çocukları eğitmek olduğunu söyledi.

Özbekistan Halk Eğitim Bakanı Sherzod Shermatov, 4 Eylül’de açık bir diyalog sırasında bunu söyledi.

“Milli değerlerimize uygun olarak çok sayıda velinin çağrılarını dikkate alarak, kararname dışında istisna olarak kız çocuklarına bu eğitim öğretim yılından itibaren beyaz veya açık renkli milli başörtüsü ve takke ile okula gitmelerine izin vermeyi amaçlıyoruz” dedi Eğitim ve Bilim Bakanlığı başkanı.

Kızların da uzun yakalı gömlek giyebileceğini de sözlerine ekledi.

Ancak Bakan Şermatov, öğrencilerin beyaz veya açık renkli eşarp ve takke giymelerine hangi yasal dayanakla izin verildiğini belirtmedi.

Özbekistan Bakanlar Kurulu’nun 15 Ağustos 2018 tarih ve 666 sayılı “Ortaöğretim devlet eğitim kurumlarındaki öğrencilere modern üniformalı okul üniforması sağlanmasına yönelik tedbirler hakkında” kararının 7. maddesine göre, “öğrencilerin eğitim kurumlarında başı açık olarak bulunması zorunludur“.

666 sayılı kararın yürürlüğe girmesi, Müslüman başörtüsüyle okula gelen kızlarının eğitim kurumuna girmelerine izin verilmediğinden şikayet eden dindar velilerin hoşnutsuzluğunu uyandırdı .

Ardından, bu eleştirilere yanıt olarak Bakan Şerzod Şermatov şunları söyledi:

“Birçok insan başörtüsü ve türban hakkında konuşuyor. Ancak, şu anda bu bizim ana görevimiz değil. İyi yetişmiş ve eğitimli bir nesil yetiştirmek temel görevimizdir. Çoğu insan ikincil şeyler için endişelenmekle meşgul.”

Daha önce Ozodlik’e verdiği röportajda Özbek okul çocuklarının velileri üniforma giyme zorunluluğunun derslerde sürekli aksamalara yol açtığından ve eğitim kalitesini olumsuz etkilediğinden şikayet etmişti.

Özbekistan’ın tüm eğitim kurumlarında yeni akademik yıl 6 Eylül’de başlıyor.

https://rus.ozodlik.org/a/31443381.html

Devami

Lütfi Elvan, Özbekistan Başbakan Yardımcısı, Yatırım ve Ticaret Bakanı Umurzakov ile görüştü

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Özbekistan Başbakan Yardımcısı, Yatırım ve Ticaret Bakanı Sardor Umurzakov ile bir araya geldi.

Bakan Elvan, İslam Kalkınma Bankasının yıllık toplantısına geldiği başkent Taşkent’te, Özbekistan Başbakan Yardımcısı, Yatırım ve Ticaret Bakanı Umurzakov ile görüştü.

Elvan, Twitter hesabından bu görüşmeyle ilgili paylaşımda bulundu.

Elvan, “Taşkent’te değerli dostum Özbekistan Başbakan Yardımcısı, Yatırım ve Ticaret Bakanı Sn. Sardor Umurzakov ile görüştük. Ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri kapsamlı olarak ele aldık. Ev sahipliği ve nezaketi için kendisine teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

Elvan, Taşkent’te bugün İslam Kalkınma Bankası Başkanı Muhammad Sulaiman Al Jasser ile de görüştü.

trtavaz.com.tr

Devami

AFGANİSTAN’DA TALİBAN ZAFERİ ÜZERİNE SORULAR- CEVAPLAR

*ABD yenildi mi, yenilmedi mi?

*Taliban’ın ‘kolay’ zaferinin sebepleri: İşgal yönetiminin iflası, Mazlumiyet, Halkın huzur ve asayiş arayışı

*Uyuşturucu meselesi

*Halk Taliban’dan mı kaçıyor? 

*Göç olayı ve yalan haberler

*Taliban’ın iktidarla imtihanı

BURHAN KAVUNCU  Türkistander Başkanı

20 yıllık savaş sürecini yakından izlemeyenler Taliban’ın Afganistan’ı 10 gün gibi kısa bir süre içinde nasıl tümüyle ele geçirdiğini düşünerek şaşırıyor. Her zamanki komplo teorileri de eklenince 15 Ağustos 2021 Kâbil zaferi oldukça karmaşık görünebilir. Halbuki hiçbir savaşın 10 günde kazanılmayacağı, sadece öncesindeki yüzlerce cephe savaşı ve 20 yıl boyunca devam eden olaylar düşünülünce bu işin sanıldığı kadar kolay olmadığı görülür. Son on günde 34 vilayetin büyük çoğunluğunun savaşmadan teslim olması, Taliban’ın ezici bir üstünlük kurmuş olmasının bir neticesi.  Peki Taliban bu üstünlüğü hangi dinamiklerle sağladı, bunun için 20 yılda yaşananlara kısaca bir göz atmamız gerekiyor.

Taliban’ın kesin zaferi ve NATO müttefiklerinin yenilgisinin sebepleri üzerinde durmadan önce, ABD gerçekten yenildi mi sorusunun cevabını arayalım.

1.ABD YENİLDİ Mİ YENİ BİR OYUN MU KURUYOR?

(Son dakika: 30-31 Ağustos 2021 Kâbil görüntüleri, ABD yenilgisinin tam bir hezimet olduğunu net olarak ortaya koydu. Biden’ın 11 Eylül tarihine rağmen Taliban’ın 31 Ağustos ültimatomuna boyun eğerek 15 günde telaş içinde bütün elemanlarını çıkarma çabaları ve havaalanı hangarlarındaki uçak, helikopter dahil bütün askeri malzemeyi imha etme görüntüleri, hezimetin belgesi olarak tarihe geçmiştir.)

ABD’yi ‘kadir-i mutlak’ bir güç olarak görenlerin söylediği  “Amerika aslında yenilmedi” tezleri aslında emperyalistlerin farklı alanlardaki üstünlüğüne bakılarak galibiyeti önemsiz  görme psikolojisidir. Elbette Afganistan halkının kayıpları çok büyük. Batılı kaynaklara göre savaş sırasında öldürülen Afgan sivil sayısı 47425, Taliban mensubu 52 bin (toplam 100 binden fazla) iken 66 bin de işbirlikçi Afganistan ordusu askerinin öldüğü kayıtlara geçmiş. Buna karşılık ABD’nin kaybı 2500, diğer NATO ülkeleri 1150, ABD’ye çalışan Afgan 3900 olmak üzere ölen toplam 173 bin kişiden 166 bini Afganistan halkından 7500’ü de işgal kuvvetlerinden olarak açıklanmış.  (1) Ülkenin yerle bir edilmesi, kaynaklarının talan edilmesi sonucu oluşan ekonomik kayıplar zaten malûm. Bundan önceki ABD’nin Vietnam (1975), İngiltere’nin Hindistan (1947), Fransa’nın Cezayir (1962) yenilgilerinde de insan kaybı, ekonomik kayıplar bakımından emperyalistlerin daha avantajlı olduğu, bağımsızlığına kavuşan ülkelerin büyük kayıplar verdikleri, ayrıca daha sonraki krizlerle başa çıkamadıkları gibi yorumlar yapılabilir. Rusya’nın 1989 Afganistan yenilgisinde de durum farklı değildi.  Ama bütün bunlar mazlum milletlerin emperyalist işgalciler karşısında şartları yerine getirdiklerinde zafere ulaşabilecekleri gerçeğini değiştirmiyor.

Afganistan’da Amerika gerçekten yenildi mi, yoksa planlı bir hamle ile bölgede yeni oyunlar mı kuruyor? Bu konuda, ABD’li yetkililerin 15 Ağustos öncesinde yaptıkları açıklamalara bakmamız yeterince bir fikir verebilir.

8 Temmuz 2021 günü Başkan Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı basın toplantısında Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele geçirebileceğini beklemiyoruz. Dünya standartlarında donatılmış 300 bin Afganistan askeri 75 bin Taliban üyesine yenilmeyecekdedi. Bir gazetecinin itiraz ederek “İstihbaratınızın değerlendirmesine göre Afgan Hükümeti çökecek…” dediğinde ise “Hayır, bu doğru değil. Böyle bir sonuca ulaşmadılar. Taliban’ın önüne çıkanları ezerek ülkede kontrolü ele geçirmesi ihtimaller dışında” cevabını veriyordu. Bu diyaloglar aslında Taliban zaferinin aylar öncesinden kapıya dayandığını gösteriyor. (2)Sahayı takip edenler ülkenin yarıdan fazlasının Taliban’ın kontrolüne girdiğinden haberdardı. ABD yönetiminin Taliban zaferini kabullendiğini, sadece sürecin daha uzun süreceğini tahmin ettiğini söyleyebiliriz.

Aynı gün (8 Temmuz 2021) Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki yaptığı açıklamada “Bu, 20 yıllık askeri olarak kazanılamamış bir savaş” ifadelerini kullandı. Psaki, Afganistan savaşı için bir zafer ilanı yapmayacaklarını vurguladı. (3)

ABD’nin Afganistan maslahatgüzarı (ABD’nin Kâbil Büyükelçisi konumunda) Ross Wilson yine 8 Temmuz günü Taliban’a “Harekatı derhal durdurması ve ateşkes” çağrısı yaptı. (4)

2020 Şubat ayında Katar’da (Doha) yapılan anlaşmaya göre ABD ve müttefiklerinin Mayıs 2021’e kadar Afganistan’ı terk etmesi gerekiyordu. 2021’de ABD Başkanlığını devralan Joe Biden  14 Nisan 2021’de, geri çekilmeyi 11 Eylül 2021 tarihine ertelediğini açıkladı. ABD’nin tek taraflı olarak anlaşmayı bozması, geri çekilme takvimini değiştirmesi ve hava saldırılarını artırması üzerine, Taliban da Mayıs 2021’den itibaren işgal kuvvetlerine saldıracağını açıkladı. Kâbil hükümeti güçlerine karşı da 14 aydır yavaşlattığı operasyonlarını yeniden şiddetlendirdi. Ross Wilson, ABD B-52 bombardıman uçaklarının durduramadığı Taliban’ı bu sözlerle tehdit ediyordu.

ABD Afganistan’dan geri çekilme kararını (2014)almadan önceki yıllarda ve sonraki 7 yılda, kurdukları kukla hükümete ve orduya büyük bir yatırım yapmıştı. Her türlü teçhizatını sağladığı 300 bin kişilik bu ordunun Taliban’ı uzun süre durdurmaya gücünün yeteceğini hesaplıyordu. Afganistan’ın Yeniden İnşası Özel Teftiş Heyeti (SIGAR),  Temmuz 2021 raporunda Afganistan ordusu için bu tarihe kadar 88 milyar $ harcandığını kaydetmiş. Raporda “yolsuzluğun yıpratıcı etkileri hakkında endişeler ve gerçek askeri güce ilişkin verilerin doğruluğunun kuşkulu olduğu” da belirtiliyor. (5)

Daha önce vilayet merkezlerine saldırmayacağını açıklayan Taliban, ABD hava saldırılarının sürmesi üzerine stratejisini değiştirerek 5 Ağustos’ta Kuzey vilayetlerini ele geçirmeye başladı. Sekiz vilayet merkezinin düşmesini müteakip Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki Taliban’ın Afganistan’daki hızlı ilerleyişinin farkında olduklarını, ancak burada asıl sorumluluğun Afgan güvenlik güçlerinde olduğunu ifade ederek, “Bizim görüşümüz şu ki Afgan ulusal güvenlik güçleri (Taliban’a karşı) savaşabilecek yeterli ekipman ve eğitime sahiptir ve bu durum onların masada elini güçlendirebilecek bir unsurdur. Afganistan’a istikrar ve barışı getirebilecek tek çözümün siyasi süreç olduğuna inanıyoruz.” dedi. Taliban’a karşı Afgan güvenlik güçlerine ve Kabil yönetimine her türlü desteği vermeye devam edeceklerini vurgulayan Psaki, “Fakat günün sonunda kendi geleceklerinin nasıl olacağına Afganlılar karar verecekler” diyerek durumdan pek de umutlu olmadığını ima ediyordu. ABD’nin bugüne kadar Afgan yönetimine ve güvenlik güçlerine hem silah ve eğitim hem de ekonomik destek anlamında ciddi katkı yaptığını anlatan Psaki, 2022 savunma bütçesinde de Afgan ordusuna 3,3 milyar dolar ayrıldığını söyledi. (6) Demek ki, bu ‘ordu’nun 2022’de de var olacağını öngörmüşler. ABD ‘aklı’ bu kadar parayı sokağa atmıştı.

ABD’nin Merkez Komutanlığı (Ortadoğu ve Afganistan operasyonları için kuruldu, 1983), Taliban’a karşı hava saldırılarını son güne kadar devam ettirdi.  Merkez Kuvvetleri Komutanı Org.Kenneth Mc Kenzie ABD, Afgan güçlerini desteklemek için son günlerde hava saldırılarını artırdı ve Taliban’ın saldırılarını sürdürmesi halinde bu düzeyi artırılmış desteği gelecek haftalarda da sürdürmeye hazırız” dedi. Mc Kenzie’ye göre “Taliban’ın zaferi önlenemez değil” di . (7)

İlk ele geçirilen (6 Ağustos 2021) şehirlerden Şibirgan’a yapılan B-52 bombardımanında 200 civarında Taliban savaşçısı hayatını kaybetti. (8)  7 Ağustos günü Taliban kontrolüne geçen Kunduz şehrinin bombalanması sonucu büyük bir yangın çıktı. Bu saldırılarla Taliban’ı durdurmanın yanı sıra kukla hükümete de “arkandayız” mesajını canlı tutmayı amaçladılar. (9)- (10). Nitekim Taliban, savaşı sona erdirecek operasyonlarına hız verirken, “ABD’nin hava saldırılarını, Kâbil hükümetinin saldırılarını ve çok sayıda sivilin bu saldırılarda hayatını kaybetmesini” gerekçe olarak gösteriyordu.(11)  Doha anlaşmasına (Şubat 2020) aykırı olarak düzenlenen hava saldırılarında çok sayıda kayıp veren Taliban, bunun intikamını alacağını açıkladı. (12)

ABD’nin 2009’dan itibaren bu savaşın çıkmaz sokak olduğunu gördüğü ama 2010’dan sonra asker sayısını artırıp savaşı şiddetlendirerek son bir kere şansını denediği, daha sonra da bu işi (işgali) Afganistanlı ortakları üzerinden sürdürebilme ihtimali üzerinde çalıştığı anlaşılıyor. 2009’da İşgal kuvvetleri komutanı David McKiernan’ın  “durumun kötü olduğu ve ilave 30 bin askere ihtiyaç duyulduğunu” bildirmesi üzerine, Obama’nın Afganistan politikasını gözden geçirmeden önce, acilen 17 bin asker daha yolladığını hatırlayalım.(13)

2008-2016 arasında ABD başkanı olan Barack Obama Afganistan’daki asker sayısını önce (2010’da) 100 bine çıkardı (14) , sonra 2014’te “savaş misyonunun sona erdirileceği” iddiasıyla 10 bin civarına indirdi. (15)

Aslında ABD’nin Afganistan’da işgali sürdüremeyeceğini yani yenilgiyi fiilen kabul ettiği tarih, Obama’nın “savaş misyonu sona erdi” dediği 2014 yılıdır. Bu aynı zamanda Taliban’ın zaferinin başlangıcıdır. Nitekim bu tarihten itibaren ABD Taliban’la müzakere masasına oturmuş, Kabil’deki kuklalarının rahatsızlığına rağmen ‘Afganistan bataklığından kurtulmanın’ çarelerini aramaya başlamıştı. İşin en zor tarafı ‘başı eğik olarak çıkmamak’ ve ‘müttefiklerini ortada bırakan güvenilmez güç’ durumuna düşmemekti. Neticede ikisi de oldu.

Etnik ve mezhebî  fay hatları (Tacik, Özbek ve Hazaralar arasındaki düşmanlık) yeteri kadar derin olsaydı, 2021’den sonra Kuzey İttifakı kendisinden beklenen savaşı sürdürebilirdi.  2001 öncesinde aslında bu fay hatları çok keskindi ve geçmişte bir vahdete asla imkân vermemişti. Ama ABD işgal yönetimi mevcut bölünmüşlüğü etkisiz hale getirerek Afganistan halkını birleştirmeyi ‘başardı’.

Sovyet Rusya, on yıl işgal altında tuttuktan sonra 1989’da Afganistan’ı terk ettiğinde arkasında komünist Necibullah yönetimini bırakmıştı. Necibullah da 3 sene dayandı ve sonunda Taliban tarafından idam edilerek (1996) cezasını buldu.

ABD’nin Afganistan’ı işgali sırasında ve geri çekilirken açıkladığı hedeflerinin başında, Taliban’ı etkisizleştirmek ve güvenilir/ güçlü bir Afgan hükümeti bırakmak olduğunu biliyoruz. Askeri operasyonlarla Taliban’ı yenemedi, etkisizleştirmeyi başaramadı. Arkasında bırakmayı düşündüğü “güvenilir/ güçlü” Afgan hükümeti ise geri çekilme tarihi olan 11 Eylül’den bir ay önce ortadan kalktı. Yani ABD, Rusya kadar bile başarılı olamadı. Vietnam’da bile bu kadar büyük bir bozgun havası yoktu. Bugün (31.Ağustos 2012) itibariyle askerlerini ülkeden çıkarmak için zamanla yarışması, 11 Eylül demesine rağmen Taliban’ın 31 Ağustos ültimatomuna boyun eğmesi, havaalanında bekleyen işbirlikçilerini bırakarak kaçması ile ilgili görüntüler hafızalardan silinmeyecektir.

                                                                                    Kâbil havaalanı hangarında, kaçan ABD’lilerin tahrip ettiği askeri helikopterler

29 Şubat 2020’de Doha anlaşmasını yaparken, 2021’den sonra da kukla hükümetin işbaşında kalacağını öngörüyordu. Ama muhatabını yok sayan kibiri yüzünden anlaşmayı bozdu ve saldırılara devam etti. Hem kuklasını kaybetti, hem de Taliban’ın tartışmasız zaferine boyun eğmek zorunda kaldı. Müzakere sürecinde Eşref Gani’nin Geçiş Hükümeti modeline yanaşmaması, savaş ağalarıyla birlikte katliam, işkence ve soygunlara devam etmesi ve ABD’nin de hava saldırılarının sürmesi önemlidir. Barış süreci böylece tıkandı ve Taliban savaşarak zafere yürüdü. Allah Taliban Müslümanlarına kutlu bir zafer ihsan etti.

ABD fırsatçılığı, yenilgi ve geri çekilme durumlarında bile fırsatlar yaratmayı gerektirir. Elbette bu yenilgi sonrasında da gelişmeleri lehine çevirmek isteyecek ve fırsatlardan yararlanmaya çalışacaktır.

 

2.Taliban zaferinin, halkın Talibanı İstemesinin Sebepleri:

a-BATILILARIN İŞGALİ ALTINDA GEÇEN YİRMİ YIL

Taliban’ın zaferini kolaylaştıran, hatta neticeyi tayin eden dersek mübalağa etmiş olmayız, 20 yıllık işgal yönetimidir.

ABD’nin Irak işgali bütün olumsuzluklarına rağmen başarılıdır. Çünkü Irak artık 2003 öncesine dönemeyecek şekilde parçalandı.  Irak’ta mezhebi ve etnik fay hatları (Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni unsurlar arası düşmanlık) ABD ve İngiltere tarafından başarılı bir şekilde derinleştirildi. Afganistan’da ise tam tersi oldu. Asla uzlaşamayan kabile ve mezheplerden oluşan halk (Peştun, Tacik, Hazara, Özbek, Türkmen, vd) 20 yıl boyunca devam eden olaylardan dolayı işgalcilerden ve kukla yönetimden nefret etmekte birleşti. Afganistan, tarihinin hiçbir döneminde birlik olmaya bu kadar yakın olmamıştı. Bunu başaran da ABD aptallığı “US stupidity”dir.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, 2001 yılında başlayan Afganistan işgal operasyonun baş sorumlusu ABD olmakla birlikte buna meşruiyet sağlayan BM GK (Çin ve Rusya dahil) kararıdır. Operasyona katılan diğer 35 ülke yani tüm Batı dünyası ve uluslararası emperyalist sistem,  Afganistan işgalinin sorumluluğunu birlikte paylaşmaktadır.

İşgalden kısa bir süre sonra, ABD’den getirilen Hamid Karzai başkanlığında kukla bir Afgan hükümeti kuruldu. Kukla yönetimi, devşirilmiş Peştun bireyler ile Kuzey İttifakı olarak adlandırılan Taliban karşıtı gruplar oluşturuyordu. Bu yönetimle birlikte Afganistan halkı, Batılılar- Avrupalılar tarafından yönetilmenin nasıl bir şey olduğunu yakından görmüş oldu. 20 yıllık yönetim süresince halkın hayatını iyileştirecek, refahını sağlayacak hiçbir gelişme olmadı. Ülkede son derece ilkel olan ulaşım, su, kanalizasyon, sağlık, iletişim ve üretim faaliyetlerinde bir iyileşme görülmedi. Ama kötü muamele, haksızlık, rüşvet ve yolsuzluklar, açlık, işsizlik ve sefalet aynen devam etti. Hatta durum daha da kötüleşti. ABD ve işbirlikçileri Afganistan’a bir çivi bile çakmadı denilse yanlış olmaz. Sadece askeri operasyonlar için gerektiği kadar yollar yapıldı. Küçük bir işbirlikçi zümreye belli bir miktar refah sağlandı. TV ve kuaförler açıldı. Kadın modernleşmesini adı altında bazı kurs, yarışma ve showlar düzenlendi. Batılıların Afganistan’daki 20 yıllık yönetimi sadece kokuşmuş bir düzen ile çürümüş bir işbirlikçi sınıf yarattı.

ABD ve müttefikleri sık sık ‘yanlışlık’ operasyonları da yaptılar. 20 yıl boyunca hastaneler, okullar, düğün evleri, konvoylar ‘yanlışlıkla’ bombalandı, binlerce sivil öldürüldü. Örnek olarak Eylül 2009’da Kunduz’da iki petrol tankerinden mazot alan siviller Alman komutanın talebi üzerine ABD uçakları tarafından bombalandı, 200’den fazla sivil öldü. Açılan soruşturmada Almanya Savunma Bakanı istifa etti, ama kimse ceza almadı. Mart 2012’de Kandehar’da üç evi basan ABD askerleri 9’u çocuk 3’ü kadın 16 kişiyi öldürdü. (16) (https://www.setav.org/afganistanda-bir-sivil-oldurmek-kac-dolar/ ) Avustralyalı askerlerin karıştığı 57 olayın soruşturmasında “savaş kültürünün utanç verici kaydı” Genel Kurmay Başkanı tarafından açıklandı. Rapora göre 39 sivil, atış eğitimi olarak keyfi biçimde öldürülmüştü (17) (https://www.aa.com.tr/tr/dunya/avustralya-askerlerinin-afganistan-da-39-sivili-oldurdugu-ortaya-cikti/2048646). Ekim 2015’te Kunduz’daki hastane bombalanmasında 42 sivil (18)- (19), Eylül 2019’da Helmend’de düğün salonu bombalanmasında en az 40 sivil, Eylül 2019’da Nangarhar’da tarlada çalışan 30 işçi (20), Nisan 2018’de Kunduz’da diploma töreni yapılan bir okulun bombalamasında en az 100 çocuk (21), Ekim 2018’de Kandehar’da düğün konvoyunun vurulmasında en az 5 sivil (22) hayatını kaybetti.  ABD’nin dünyanın başka işgal bölgelerinde de bu tür yanlışlıkları bol bol yaptığını hatırlayınca bunun geleneksel Amerikan aptallığı veya Batılı vurdumduymazlığı olabileceği düşünülebilir.(23) (https://www.mepanews.com/ingiltere-afganistanda-yaptiklarimizla-gurur-duyuyoruz-46452h.htm ).

Afganistan’da yaşayan farklı etnisitelerden bütün halkın Batılılar ve işbirlikçilerinden nefret etmesinin sebebini sadece bu “yanlışlık” operasyonları ile izah etmek doğru olmaz. Kötü, hatta çirkin ve zalimane yönetimin 20 yıl devam etmesinin doğurduğu nefret, bence “yanlışlık” katliamlarından daha etkili olmuştur. Kukla hükümetin önde gelenlerinin lüks yaşantıları, yurt dışına kaçırıldığı söylenen paralar, işgal yönetiminin kokuşmuşluğunun halktan gizlenemeyen boyutları küçümsenmemeli.

Yirmi yıl önce Taliban’a karşı olan ve Kuzey İttifakı’nı destekleyen Tacik, Özbek ve Hazaralar artık kendi liderlerinden ve işgalcilerden nefret ediyordu. Taliban’ın hiçbir zaman ele geçiremediği Tacik ağırlıklı Badahşan vilayet merkezi Fayzabad’ın, 2021’de savaşmadan nasıl teslim olduğunu görmek gerekir. Özbek nüfusun yoğun olduğu Kunduz, Meymene, Şibirgan şehirleri benzer şekilde kolayca Taliban’a geçti. Hemen hemen bütün il ve ilçe merkezlerinde vali ve komutanlar, “aksakallıların Taliban’a karşı savaşılmamasını istediğini” söyleyerek teslim oldular. Kuzey bölgelerde yaşayan Özbek ve Tacikler, hatta Şii Hazaralar bile Taliban tarafından yönetilmeyi tercih etti.

b-TALİBAN’IN MAZLUMİYETİ

Taliban’ın 1996’da Kâbil’i almasından 2001’de ABD tarafından şehir merkezlerinden çıkarılmasına kadar geçen beş yıllık dönem, dünyada birçok ülkede “dinî taassubun sert uygulaması” olarak görülse de, Afganistan halkının algısı farklıydı. 1992’de sona eren komünist yönetim sonrasında İslâmî hizipler arasındaki çatışmalar ve çözümsüzlük durumu öylesine bir kaos yarattı ki, halk “Ruslar- komünistler olaydı daha iyiydi” demeye başlamıştı. Otorite boşluğu nedeniyle artan hırsızlık, gasp, tecavüz olaylarına kendine mücahid diyen tiplerin de dahil olduğu görülüyordu. Farklı etnik grupları temsil eden hizipler halkı canından bezdirmişti. Böyle bir ortamda ortaya çıkan Taliban hareketi, kısa zamanda kabilecilik-hizipçilik ve asayişsizliğin alternatifi oldu. İlk olarak Kandehar’da huzurun sağlandığını duyan halk, diğer şehirlerden gelerek Taliban’ın kendilerini de yönetmesini istedi. Buna rağmen etnik kutuplaşmalar da etkisini sürdürdü ve özellikle Kuzey bölgelerde Taliban kontrolü tümüyle sağlayamadı. Bunda Taliban’ın “Peştun karakterli bir hareket” olmasının rol oynadığı söylenebilir. Peştun bölgelerde ortaya çıkması, kabileciliğe tepki olmasına rağmen mensupları arasında etnik ayrım yapanların da bulunabilmesi, medrese talebe ve hocalarından oluşan Taliban hareketinin bir kısım Tacik- Özbek ve Hazaralar tarafından “Peştun milliyetçisi” olarak algılanmasına sebep oldu.

2001 Ekim ayında ABD işgal hareketi başladığında Afganistan’ın %70’ten fazlasını yöneten Taliban, genel olarak halktan sempati görüyordu. Ama, ABD ordusunun yüksek askeri teknolojisi karşısında fazla direnemedi.  Aralık ayında Kabil ve büyük şehirlerden çekildi. Kendine “İslamî” diyen Kuzey İttifakı grupları ABD işgalini sevinçle karşıladılar. Çekilme sırasında işgalciler ve işbirlikçi gruplar tarafından esir alınan Taliban üyeleri, uzun sakalları çekiştirilerek hakarete uğratıldı. Taliban mensupları ve taraftarları her yerde gözaltı merkezleri,  toplama kampları ve hapishanelerde kötü muamelelere maruz kaldı. Özbek Cümbüş-ü Milliyi İslamî lideri Reşid Dostum yakaladığı 10 bin civarında Taliban, Özbekistan İslami Hareketi, Türkistan İslam Partisi üyesini Kunduz bölgesinde Tır konteynırlarında boğarak ve Kale-i Ceng’de topluca kurşuna dizerek öldürdü. (Leyli çölünde 7 bin, Cenk kalesinde 3 bin kişi). Dostum’un işlediği savaş suçu Deşt-i Leyli Katliamı olarak tarihe geçti. (Dostum son kez Afganistan’dan kaçmadan önce bu katliama atıfta bulunuyor. (24)https://www.mepanews.com/rasid-dostum-binlerce-kisiyi-oldurdugu-katliami-savundu-yine-aynisini-yapacagim-46397h.htm )

Taliban ve diğer örgüt mensuplarının bu şekilde katledilmeleri bir savaş suçu oluşturuyordu. ABD’li yetkililer Dostum hakkında bir soruşturma başlattıklarını açıklayarak kendilerini savundular. Soruşturma sonucunda bu kişinin cezalandırılmak bir yana CB yardımcısı, Savunma Bakanı ve Mareşal gibi rütbelerle ödüllendirildiği görüldü.

Batılı işgalciler ve işbirlikçi Kuzey İttifakı tarafından yapılan zulümler, kötü muamele  ve katliamlar 20 yıl boyunca devam etti. Taliban çevresindeki Müslümanların uğradığı bu zulümler, halk arasında bir “mazlumiyet” anlatısı oluşturdu.

c-ASAYİŞSİZLİK: SAVAŞ AĞALARI- ARBAKİLER

İşgalciler ülke yönetiminde, Kuzey İttifakı’nı oluşturan Özbek-Tacik-Hazara gruplarla ve zamanla aşiretlerden ayrışarak müstakil güçlere dönüşen savaş ağalarıyla birlikte hareket etti. Peştunlar içinde ise aşiret yapısının alt örgütlenmesi olan ama yapının dışında gelişen Arbakileri destekledi. Arbakiler hakkında gazeteci Levent Kemal Acta Fabula’da şunları yazıyor: Bu güç temelde klasik dönemde aşiretlerin töresel meclisinin hükümlerini uygulamak için özel bir milis (arobaki-arabaki-arbaki) yapılanmasına dayanıyordu. Arobaki ya da arbakiler, meclisin koyduğu cezayı ihlal edenlerin cezalandırılmasından sorumluydu. Ancak bu durum daha sonra genel olarak yerleşik ve kentli, zengin ve tanınmış kişilerin geleneksel meclisten (jirgadan) farklı örgütlenmelerinin askeri gücüne dönüştü. (…) Tüm bu güçler Taliban’ın da bel kemiğini oluşturan Peştun aşiret sistemine bağlı sosyal, siyasal, askeri gelişmelerdi ve ABD Afganistan’ı işgalinden yaklaşık dokuz yıl sonra, 2010’da Peştun arbakileri Taliban’a karşı kullanmayı tercih etti. Bu girişim bir anlamda Peştun kökenli Taliban’a karşı aşiret hareketini tetiklemeyi hedefliyordu. Oldukça riskli bu planın arbakiler üzerinden uygulamaya konması ABD’nin beklediği sonuçları getirmedi. Arbaki milisleri yağma, tecavüz, işkence, hırsızlık, keyfi infazlar gibi pek çok suç işledi ve Taliban’a karşı hedeflenen yerel güvenlik sağlanamadığı gibi hiçbir kurumla resmi bağı bulunmayan arbakilerin liderleri konumundaki kişiler savaş ağaları olarak güçlendiler. Savaş ağalarına bağlı milis güçlerin kurumsallaştırma çalışmaları kapsamında Afgan Yerel Polis Gücü olarak tanımlandılar. Genel planda amaçlanan Peştunların, Peştunlara karşı olması idi. Ancak bu plan günün sonunda ABD desteğini yitirmesi ile güçlerinin büyük bir çöküş yaşadığı Kabil hükümetine bağlı çok sayıda Arbaki’nin görev aldıkları yerleşimlere yaklaşan Taliban karşısında dağılması ile sonuçlandı”. (25)

 

Bu çetelerin işlediği hırsızlık, soygun, tecavüz, cinayet gibi her türden suçlar NATO- ABD tarafından himayesinde yapılıyordu. Buna işgalci askerler,  işbirlikçi yetkililer ve yakınlarının yaptığı yargısız infaz, gasp, el koyma filleri de eklenince Afganistan yaşanması imkânsız bir ülke haline geldi.

Türkiye ve Batılı medyanın iddialarının aksine, Afganistan’dan göç olayının sebebi Taliban değil işgalcilerin oluşturduğu kaos, işsizlik ve korku iklimidir. İşgal yönetiminin yol açtığı fakirlik ve asayişsizlikten bıkan insanlar çareyi, ülkeyi terk etmekte buluyor.

İddia edilenlerin tam aksine, Taliban’ın güçlenmesine paralel olarak göç miktarında önemli miktarda azalma olmuştur. Taliban’ın kontrol altına aldığı bölgelerde suç oranının neredeyse sıfıra yaklaştığı, halkın kendini daha güvende hissettiği bilinmektedir. 2021’e yaklaşırken, 2001 öncesinden farklı olarak Özbek, Tacik ve Hazaralar da kendileri için Taliban yönetimini daha güvenli görmeye başladılar.

Taliban zaferinde arbakilerin, savaş ağalarının, resmi yetkililerin, işgal güçlerinin oluşturduğu güvensizlik ortamı büyük ölçüde etkili olmuştur.

4.UYUŞTURUCU MESELESİ

Taliban döneminde önce konrol altına alınmaya çalışılan, 2001’de de tümüyle yasaklanan haşhaş üretimi 2001’den sonra işgalciler tarafından tümüyle serbest bırakıldı. ABD- NATO işgali süresince uyuşturucu üretiminin onlarca kat arttığı BM kayıtlarında mevcut. (26)

Taliban’ın yasaklama kararı aldığı 2001 yılı (yeşil renk sıfır)  okla gösterilmiş

BM ve batılı medya 2001 sonrasında işgal yönetimi dönemindeki artışın daha çok Taliban kontrolündeki bölgelerde meydana geldiği iddia etmektedir. İşgalcilerin çok büyük miktarda uyuşturucu ticareti yaptığı iddialarına karşı bundan da Taliban’ı sorumlu tutma çabası komiktir.

Afgan halkı arasındaki uyuşturucu bağımlılığının rekor seviyelere yükselmesi de, işgalcilerin “sömürge ülkelerde halkı uyuşturma” genel politikasıdır.

 

5.GÖÇ OLAYI- YALAN HABERLER- HALK TALİBAN’DAN MI KAÇIYOR?

Uzun süredir Türkiye medyasında “Afgan göçmenlerin Taliban’dan kaçtığı” algısı oluşturuldu. Bunun arkasında iktidara yakın gazetecilerin “Kabil havaalanı muhafızlığı için gerekçe” bulma gayreti olduğu görülüyor. Tam tersine Türkiye’ye gelen Afganların büyük çoğunluğunun 2018 ve 2019’da giriş yaptığı, 2020 Doha anlaşmasından sonra göçün yavaşladığı tespiti, göçün Taliban’dan kaçışla ilgili olmadığını gösteriyor.

15 Ağustos günü Kabil Havaalanı’ndaki korkunç görüntüler de, halkın Taliban korkusuyla kaçtığı propagandalarına malzeme olarak kullanıldı. Havaalanına koşanlar içinde işbirlikçiler, işkenceciler, savaş suçlularının yanısıra, ekmek parası için işgal yönetiminde çalışan sıradan insanlar da vardı. Yirmi yıllık dönemde çok sayıda insanın ekmek parası için yönetimin hizmetinde çalışması tabiidir. Türkiye diplomatik temsilciliklerinde tercüman olarak çalışanlardan, diğer elçiliklere iaşe sağlayanlara kadar herkesi işbirlikçi olarak değerlendirmek doğru değil. Taliban bu nedenle “genel af” ilan etti. Ama yüzbinleri bulan bu insanların ‘hangilerinin işbirlikçi, hangilerinin ekmeğinin peşinde koştuğunun ayırt edilemeyeceği ve hesap sorulacağı’ korkusunun yan ısıra, gelişmiş bir ülkeye kapağı atmayı amaçlayanların da bulunduğunu düşünmek gerekir. 40 milyona yakın bir nüfus içinde ülkeden kaçmaya çalışan bir grubu, “halk Taliban’dan kaçıyor” diye göstermek, bir medya ahlaksızlığı idi.

FoxNews’un yalan haberini Hürriyet, Sözcü, Posta, HaberSOL, İndependent Türkçe olduğu gibi kullandı                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     Nitekim 2015’te Suriye’de meydana gelen bir infaz görüntüsünü “Burka giymeyen kadını infaz ettiler” diye yayınlayanlarınki de aynı ahlaki durumun sonucu. ABD’den FoxNews’un uydurduğu haberi Hürriyet’ten GazeteSOL’a, Haber Global’den Sözcü’ye ve İndependent Türk’e kadar bütün Türkçe medya aynı başlıkla verdi. Habere konu olan videonun çekildiği olay yerindeki bir duvarda, Arapça olarak “Tanzim-i el Kaide, Cephet-ün-Nusra” yazısı okunuyordu. Yani video el Nusra’nın bulunduğu Suriye’de, Nusra’nın el-Kaide’den ayrıldığı 2016 öncesinde çekilmişti. Afganistan veya Taliban’la bir ilgisi yoktu. Ayrıca videodaki konuşmalardan infaz edilen kadının “burka giymediği için” değil “fuhuş yaptırdığı” için cezalandırıldığı anlaşılıyordu. Bundan önce de Taliban imzalı “12- 45 yaş arası kadınların isim listelerinin istendiği, bu kadınların mücahitlerle evlendirilmek üzere götürüleceği”  yazılı metinler sosyal medyada paylaşılmış, bu iğrenç iddianın da düzmece olduğu daha sonra ortaya çıkmıştı.

 

“Afganistan İslam Emirliği” imzalı yazının Takhar’da dağıtıldığı, 12- 45 yaş arası Özbek kadın- kızların isimlerinin istendiği, mücahidlerle evlendirileceği, … gibi çirkin ifadeler içerdiği gibi i,ddialar Türkiye’de milliyetçi çevrelerde yayıldı.

 

 

 

 

 

 

6.TALİBAN BAŞARILI OLACAK MI?

Dünya Müslümanları Filistin’den Türkistan’a kadar Taliban’ın zaferini kutlarken, Türkiye ve bazı Arap ülkelerinde komplo teorileriyle malûl zihniyetler “ABD’nin aslında yenilmediği, Taliban’ın danışıklı olarak iktidara getirildiği” tezlerine sarıldılar. ABD’li yetkililer ve gazeteciler bile askeri mağlubiyeti kabul ederek yeni Vietnam sendromunu dillendirirken, ‘bizden’ bazılarının Afganistan müslümanlarının zaferine kara çalmaya yeltenmeleri, bizdeki problemin sonucu.

Bundan sonraki soru Taliban’ın kurduğu “Afganistan İslam Emirliği’nin” neler yapacağı? Elbette bu başarının da sonunda fiyaskoya dönüşmesi için her şey yapılacak. Önemli olan Afganistan Müslümanlarının basiret ve dirayeti.  Ama önce iyi niyet, sonra gerekli şartların yerine getirilmesi halinde Allah’ın yardımının muhakkak olduğuna iman ediyoruz.

Özellikle farklı etnik unsurlardan oluşan Afganistan toplumunda Özbek- Tacik- Hazara ve daha küçük toplulukların kavmî kimlikleri, ana dilleri toplumsal mutabakat metni olan anayasada, yasalarda yer almalı, sosyal ve kamusal alanlarda hiçbir engelle karşılaşmamalı, hatta mili birliğin güçlenmesi için farklı kültürlerin daha da geliştirilmesi sağlanmalıdır.

Üretim biçimi ve buna bağlı yaşama tarzı 100 yıl öncesinde olan bir ülkenin işi kolay değil. Teknoloji transferi, sınai üretim ve yatırımlarda gerekli sermaye birikimi için dışarıya ihtiyaç duyulacaktır. Emperyalist devletlerin bunu kullanması, ambargo veya ekonomik baskılar, bağımsız İslâmî Afganistan’ı zorlayacaktır. Dünyadaki diğer örnekler, Müslümanların iktidarla imtihanının pek başarılı olmadığını gösterdi.

Türkistanlı Müslümanların duaları, doğru hareket eden Müslümanlarla birliktedir.

 

 

  1. https://tr.euronews.com/2021/08/17/afganistan-da-20-y-ll-k-abd-isgali-doneminde-kac-kisi-oldu
  2. https://www.trthaber.com/haber/gundem/abd-istihbaratinin-kabil-sinavi-taktik-mi-fiyasko-mu-602628.html
  3. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/beyaz-saray-sozcusu-jen-psakiden-afganistan-isgali-itirafi/2298713
  4. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdnin-afganistan-maslahatguzarindan-talibana-ilerleyisini-durdurmasi-cagrisi/2297592).
  5. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58199039
  6. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/beyaz-saray-sozcusu-psakiye-gore-afgan-yonetimi-talibana-karsi-koyacak-guce-sahip/2330436
  7. https://www.dw.com/tr/abd-taliban%C4%B1n-zaferi-%C3%B6nlenemez-de%C4%9Fil/a-58638761
  8. https://www.milliyet.com.tr/dunya/afgan-kentleri-tek-tek-dusuyor-6569985
  9. https://tr.euronews.com/2021/08/04/abd-ucaklar-afganistan-da-taliban-n-silah-ve-muhimmat-deposunu-bombalad
  10. https://www.ntv.com.tr/dunya/abd-giderayak-talibani-bombaladi,3oHrd3gDEUG0Y3tbCzIepA
  11. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdnin-afganistandaki-taliban-hedeflerine-21-22-temmuzda-4-hava-saldirisi-duzenledigi-one-suruldu/2312597
  12. https://www.mepanews.com/abd-katar-ve-pakistan-uzerinden-afganistani-bombaliyor-46313h.htm)
  13. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/afganistana-ek-abd-askeri-42786)
  14. https://www.amerikaninsesi.com/a/abd-afganistan-dan-cekilmeyi-erteliyor/3008866.html)
  15. https://tr.euronews.com/2016/07/06/obama-afganistan-da-8-bin-400-abd-askerinin-kalacagini-acikladi
  16. https://www.setav.org/afganistanda-bir-sivil-oldurmek-kac-dolar/
  17. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/avustralya-askerlerinin-afganistan-da-39-sivili-oldurdugu-ortaya-cikti/2048646
  18. https://tr.sputniknews.com/20160428/afganistan-kunduz-abd-hastane-bombalama-1022446501.html
  19. https://www.amerikaninsesi.com/a/nato-afganistan-da-hastane-bombaladi/2990233.html
  20. https://www.cnnturk.com/video/dunya/taliban-yerine-dugunu-vurdular
  21. https://www.yenisafak.com/dunya/medresede-vahsi-katliam-3192642
  22. https://www.mepanews.com/kabil-hukumeti-kandaharda-dugun-konvoyunu-vurdu-20426h.htm
  23. https://www.mepanews.com/ingiltere-afganistanda-yaptiklarimizla-gurur-duyuyoruz-46452h.htm
  24. https://www.mepanews.com/rasid-dostum-binlerce-kisiyi-oldurdugu-katliami-savundu-yine-aynisini-yapacagim-46397h.htm
  25. https://actafabula.net/afganistan-ve-talibana-dair-4-soru-4-cevap/
  26. https://www.bbc.com/news/world-asia-58308494

 

Devami

Özbekistan: Mirziyoyev Kerimov’un cumhurbaşkanlığı döneminde nasıl konuştu ve Cizzahlı bir kadına üç adam tarafından nasıl tecavüz edildi – haber Özbekistan bölgesi dünya haberleri

“Geçmişi karalamayacağız”

30 Ağustos’ta Shavkat Mirziyoyev, bağımsızlığın 30. yıldönümü münasebetiyle bir grup Özbek’e onursal unvanlar, emirler ve madalyalar vermek için düzenlenen törende konuştu.

Konuşmasının başında ilk cumhurbaşkanlığı döneminden bahsetti.

“Zaman daralıyor. Bağımsızlık zamanında dünyaya gelen çocuklarımız artık 30 yaşında.

Bugün ilk başkanımızın yaptığı büyük işi hatırlıyoruz. Geçmişteki eylemleri asla kınamadık ve gelecekte de aynısını yapmayacağız, “dedi.

Uçağın sırrı ne?

Тошкент халқаро аэропорти

FOTOĞRAF KAYNAĞI,BBCUZBEK.COM

Milletvekili Rasul Kusherbayev fotoğraf yasağını “saçma” olarak nitelendirdi.

Özbekistan’da Ocak 2016’dan bu yana yolcuların uçuşun tüm aşamalarında fotoğraf ve video çekmesi resmen yasaklandı.

Kusherbayev, “Bilgi dünyasında, her yerde kameralar varken aynı anda bir yolcu uçağıyla fotoğraf çekmek imkansız” dedi.

“Uçak gizliyse neden askeri değil de sıradan yolcu taşıyor (çünkü yakınlarına uçağın iki kanadı, dıştaki bayrak gibi “çok gizli bilgileri” ifşa edebiliyorlar, Bir burka ile örtülüydü ve görüş alanı dışında değildi, “dedi.

 

Cizzak’ta Şiddet

Жиззах вилояти

FOTOĞRAF KAYNAĞI,KUN.UZ

Cizzakh şehrinde gece yarısı sokakta yürüyen bir kadın, üç erkeğin tecavüzüne uğradığından şikayet etti.

Post’a göre, erkekler kadını zorla arabaya bindirdi, şehrin mahallelerinden birinde tecavüz etti ve kurbanın telefonunu ve parasını aldı.

Yayın, hızlı bir aramanın olayla ilgili şüphelileri ortaya çıkardığını ve tutukladığını bildirdi.

Bir uydu daha geldi

Тошкентга келтирилган Спутник V вакцинаси

FOTOĞRAF KAYNAĞI,RESMI

Sputnik V aşısının 90 bin dozluk ikinci bileşeni de Özbekistan’a teslim edildi.

Bu, 30 Ağustos’ta Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı.

Bakanlık, ülkeye ithal edilen toplam aşı miktarının 17,9 milyon doz olduğunu söyledi.

Özbekistan’da geçmişte en yaygın aşılanan aşı 13,5 milyon dozla ZF-UZ-VAC2001 oldu.

Bir ayda ilk

Пойтахт Тошкент

FOTOĞRAF KAYNAĞI,BBCUZBEK.COM/ILLYUSTRATİV RESİM

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 29 Ağustos’ta 795 kişiye koronavirüs teşhisi konduğunu söyledi.

Bir aydan fazla bir süredir ilk kez, günlük tespit edilen koronavirüs sayısı 800’ün altına düştü.

26 Temmuz’dan bu yana ülkede günde 800’den fazla kişiye koronavirüs teşhisi konuyor.

29 Ağustos itibariyle, koronavirüs teşhisi konan toplam kişi sayısı 155.000’i aştı ve 1.075 hasta öldü.

https://www.bbc.com/uzbek/uzbekistan-58382608

Devami

Kırgızistan: Tanınmış Özbek İmam Kırgız Müslüman Haberlerini Yayınladı (video)

Oş’un Karasuv ilçesindeki Al-Sarahsi camisinin eski imamı Rashod Qori Kamolov serbest bırakıldı.

Kamolov’un avukatı Husanboy Soliev’e göre müvekkili şartlı tahliye ile serbest bırakıldı.

YouTube Yayını, 1

Video yakalama,Uyarı: Üçüncü kaynak materyal reklam içerebilir

YouTube gönderisinin sonu, 1

“Rashod Kamolov 27 Ağustos öğleden sonra serbest bırakıldı. 2015’te 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasının üçte ikisini çektiyse erken tahliye için mahkemeye başvurabilir. Biz de bu fırsatı değerlendirdik. “O özgür ve şartlı tahliyede” dedi.

Karasuv’daki büyük As-Sarahsi camisinin imamı Rashod Qori Kamolov, Şubat 2015’te tutuklandı.

7 Ekim’de Oş’taki Karasuv Bölge Mahkemesi İmam Rashod Qori Kamolov’u “dini nefreti kışkırtmak” ve “aşırılıkçı materyalleri bulundurmak ve dağıtmak” suçlamasıyla beş yıl hapis cezasına çarptırdı.

25 Kasım’da Oş Bölge Mahkemesi, avukatlarının itirazlarını dinledikten sonra Rashod Qori Kamolov’un hapis cezasını 10 yıl uzattı.

Daha sonra Yüksek Mahkeme, Oş Bölge Mahkemesinin kararını onadı.

Rashod Qori Kamolov, Ağustos 2006’dan bu yana Karasuv’daki Al-Sarahsi Camii’nin imamı.

BBC, üç gün önce cezaevinden serbest bırakılan ve şu anda ailesiyle birlikte Karasuv’daki evinde yaşayan Rashod Kamolov ile görüştü.

“Hala suçumu kabul etmiyorum”

S: Gece gündüz hapishaneden serbest bırakıldınız. Şimdi nasılsın?

Rashod Qori Kamolov: Hamd Allah’a mahsustur. Allahü teâlânın lütfu ve Müslüman dostlarımızın, annelerimizin, hocalarımızın dualarının lütfuyla, Allahü teâlâ bizleri bu beladan kurtardı. Allah’a hamd olsun. Kelimelerle ifade edilmesi zor bir duygudur. Her şey bitti. Bir büzme ipi ile sarılmış bir çuval gibi görünüyor. Hapis, hem esarete hem de duruma uygun bir imtihandır. Allah سبحانه وتعالى Hz. Yusuf’u benzer bir imtihanla imtihan etmiştir. Beni imtihan eden Rabbime hamd olsun. Rabbim razı. Allah’a hamd olsun. Biz mutluyuz. Hepsi geride kaldı.

S: Hangi şartlarla serbest bırakıldınız?

Rashod-kori Kamolov: Kırgız yasalarına göre suçlar birkaç türe ayrılabilir. Hafif, orta ve ciddi bir suçtur. Buna şartlı tahliye denir. Cezamın bitmesine sekiz ay daha var. Ancak mahkeme, cezasının geri kalanını şartlı tahliyeyle ailesiyle birlikte çekebilmesi için hapishaneden serbest bıraktı. Mahkeme, cezaevindeki davranışlarımızı, personelle olan ilişkimizi ve bana kazandırdıkları özellikleri dikkate alarak lehimize karar verdi.

S: Gelecek planlarınız neler ? Ne yapmak istiyorsun?

Rashod Qori Kamolov: Bir Müslümanın planı, Yüce Allah’ın kulu olmaktır. Allah’ın dinini yaşayarak ve bildiklerimizi bilmeyenlere öğreterek bir annemiz var, bu anneye hizmet ediyoruz, çocuklarımızın yetiştirilmesiyle uğraşıyoruz, arkadaşlarımıza ihtiyacımız var, onlarla konuşuyoruz. Cenab-ı Allah kaderimize ne yazmışsa biz de dinimize gelirsek, Rabbimiz’in rızasını istersek biz de ömrümüze devam edeceğiz inşaAllah.

S: “Dini nefreti kışkırtmak” ve “aşırılık yanlısı materyal bulundurmak ve dağıtmak” da dahil olmak üzere bir dizi suçtan hapis cezasını çekiyorsun. Duruşmadan önce, hakkınızda bir takım başka iddialarda bulunuldu. Ama hiçbir suçlamayı kabul etmedin. Altı buçuk yıl geçti. Hem devlet başkanları hem de yönetim değişti. Dava açıp hakkındaki suçlamalardan beraat mı edeceksiniz?

Rashod Qori Kamolov:Bu suçlamalara başta katılmadık, bundan sonra da katılmayacağız. Her şeyden önce asıl amacım Allah nezdinde aklanmak. Aksi takdirde dünyada, Müslümanlar arasında ve toplumda bir suçlu olmak istemem. Çünkü biz suçlu değiliz. Allah’a hamd olsun. O dönemdeki yetkililerin kararlarının bazı yanlış anlaşılmalarla alındığı iyi bilinmektedir. Kağıt üzerinde farklı olsa da bunu herkes biliyor. Muayene yapaydı. Söylediklerimizin dinimize ve Resûlullah’ın sünnetine uygun olduğu açıktır. Rahmetli ilahiyatçı Çubak Hacı da benim hakkımda yazılı açıklama yaptı. Mevcut hükümetin davamı doğru değerlendireceğini ve öncekilerin hatalarını tekrar etmeyeceğini düşünüyorum. Bunun nedeni, halkın yeni hükümet için büyük umutları olmasıdır. Adaletin galip geleceğini umuyor. Ben de üzerimdeki siyah noktanın kaldırılmasını ve meşrulaştırılmasını istiyorum. Asıl gayemiz Allah katında temiz olmaktır. Bütün ümmetin iyi bir insan olmadığını söylemem benim için yeterlidir, fakat ben Allah’ın razı olduğu bir kul olduğumu söylemem yeterlidir. Bence bu her inanan için yeterlidir.

S: Altı buçuk yıldır hapistesiniz. Lütfen anlatın, o büyük köpeklerin hikayesi nedir ….. Hangi koşullarda oturdunuz?

Rashod Qori Kamolov:İnsani açıdan zor bir durum. Kapalı bir odada kamera sistemi. Güneşin altında bir buçuk saat sürüyor ve geri kalan zaman sadece odadaydık. Allahü teâlâya hamd olsun. Şahsen Allah’a hamd ediyorum, kalbimi rahatlattı ve Elhamdülillah o günler geride kaldı. Ama insani açıdan o günleri hatırlamak istemiyorum elbette ve düşmanıma o günü yaşatmam. Zulüm herkese yeter. İşin acısı sadece ben değil, annem, ailem, çocuklarım da gittikten sonra annelerin, büyüklerin, dostların ve daha nicelerinin tacize uğradığını duyuyorum. Ne yazık ki bu insanlar acı çektiklerinin farkında değiller. Yazık ki birçok insan bu acıyı paylaşıyor ve onların incindiğini görüyor ama onları incitenler bunu hissetmiyor. en kötüsü. Çünkü bu dünyada üzgün ve üzgün olduğun için ağlamaya değmez. Yalnız Cenâb-ı Hak için akıttığı gözyaşlarının hatalarının, suçlarının ve aşırılıklarının sonuçlarını hayal bile edemezsin. Birçok ümmete zulmettiler. Allah onlara yol göstersin. Ve eğer hidayeti hak etmiyorsa, o zaman yeteri kadar olsun.

Soru: Hapishanede işkence gördünüz mü veya baskı gördünüz mü?

Rashod Qori Kamolov: 27. ve 47. koloniler olmak üzere iki koloniyi ziyaret ettim . Oradaki yetkililer bizim bilim insanı olduğumuzu biliyorlardı, bize saygı duyuyorlardı ve hatta sizi hissediyorlardı. Ben de onlara saygı ve hürmetle davrandım. Bu yüzden kişisel belgelerimde çok fazla iltifat var. İnsani muamelemiz iyi gitti Elhamdülillah.

S: Sizce tutuklanmanızın nedeni neydi?

Rashod Qori Kamolov: Tutuklandığımda biliyordum ve şimdi biliyorum. Ancak bunun sadece olumsuz bir etkisi olacağından ve davaya doğrudan dahil olan insanları ve sadece kendimi değil, başkalarını da olumsuz etkileyeceğinden korkuyorum. Bu nedenle bu konunun detaylarını açıklamamayı doğru buluyorum.

S: Duruşmalardan biriyle yaptığınız röportajda, “Kırgız yetkililerle hiçbir sorunumuz olmadığı için Özbek özel servisleri tutuklu kalmamda rol oynayabilir” dediniz.

Rashod Qori Kamolov: O zamanın sözü buydu. Şimdi hükümet, komşu devletin gücünü değiştirdi. Oradaki reformları görmek sevindirici. Daha iyisi için attığımız adımlara baktığımızda, daha da iyi olacağını umuyoruz. Ve bu o zamanın sözüydü ki, kötü niyetli kimseler tarafından kullanılmasın. Bugün Kırgızistan’da ve komşu ülkede durum tamamen değişti. Bu nedenle, sadece en iyisini umuyoruz. Dinimizdeki dostluk ilişkileri ve reformları, insan hakları alanındaki reformları görmekten memnuniyet duyuyoruz. Rabbime dua ediyoruz. Alkışlıyoruz ve daha iyi olmasını umuyoruz.

S: Yani 8 ay daha ev hapsinde mi kalacaksın?

Rashod Qori Kamolov: Ev hapsinde değil. Kırgızistan içinde seyahat etme hakkım var ve izinle yurtdışına seyahat etme yasal hakkım var. Ama şimdilik iyiyim Elhamdülillah. Akrabalarımın önündeyim ve kesinlikle mutluyum.

https://www.bbc.com/uzbek/central-asia-58382602

Devami

YTB, Türk Dünyası Genç Liderler Programı’na katılan öğrencileri ağırladı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Türk Dünyası Genç Liderler Programı’nı başarıyla tamamlayan bir grup üniversite öğrencisini Ankara’da misafir etti.

YTB’nin Hamamönü ofisinde gerçekleştirilen etkinliğe YTB Başkanı Abdullah Eren, Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi Kubanıçbek Ömüraliyev, Özbekistan’ın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Avazbek Hacımahmetov, diplomatlar, katılımcı öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

“Türkiye ile Türk Dünyasının, Türkistan coğrafyasının ve hususen Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’ın ilişkilerinin gelişmesini istiyoruz”

Etkinlikte konuşan Eren, Türki Cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını kazanmalarının 30. yıldönümü sebebiyle birçok etkinlik düzenlediğini belirterek, YTB olarak 3 ay çevrimiçi eğitim vermek üzere Türk Dünyası Genç Liderler Programı’nı düzenlemeye karar verdiklerini ifade etti.

Bu programı çok önemsediklerini dile getiren Eren, “Türkiye ile Türk Dünyasının, Türkistan coğrafyasının ve hususen Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’ın ilişkilerinin gelişmesini istiyoruz.” ifadesini kullandı.

Eren, Türkiye’nin Azerbaycan ile ilişkilerinin son dönemde epey ilerlediğine vurgu yaparak, Türkistan coğrafyası ile de ikinci 30 yılda ilişkilerde ayrı bir seviyeye erişmesini arzuladıklarını dile getirdi.

Türkistan coğrafyasının Türk tarihi ve kültürü için önemli bir yeri olduğuna dikkati çeken Eren, bu sebeple Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ı ayrı sevdiklerini ve Türk insanının da bu ülkeleri daha yakından tanımasını ve ilişkilerin gelişmesini istediklerini aktardı.

Eren, “Türk Dünyasından 500 öğrencimiz var. Sadece Türkistan coğrafyasından değil Kırım Türkleri, Ahıska Türkleri, Karapapaklar, Terekemeler, Azerbaycanlı kardeşlerimize ve Balkanlarda yaşayan soydaşlarımıza burs veriyoruz.” diye konuştu.

Bu programın benzerini Balkanlardaki Türkler ile gerçekleştirdiklerini ifade eden Eren, bu program ile birleştirerek dünya üzerindeki Türk gençlerinin birbirlerini tanımalarını istediklerinin altını çizdi.

Büyükelçi Ömüraliyev, YTB’ye böyle önemli bir programı düzenlediği için teşekkür ederek, ilerleyen dönemde de benzeri programların devam etmesini arzuladıklarını belirtti.

Hacımahmetov ise ülkelerinin gelecekleri olan Türk Dünyasının gençlerini bir araya topladığı için YTB’ye ve Başkan Eren’e teşekkürlerini ileterek, birincisi olması sebebiyle bu programın gönüllerde ayrı bir yer edineceğini dile getirdi.

Etkinlik, katılımcı öğrencilerin programa ilişkin görüşlerini paylaşması, katılımcıların sertifikalarını alması ve mini bir konserin ardından sona erdi.

Türk Dünyası Genç Liderler Programı

YTB’nin, bağımsızlıklarının 30. yılını kutlayan Türk Cumhuriyetlerinden gençlere yönelik faaliyetleri devam ediyor.

“Dilde, Fikirde ve İşte Birlik” sloganından hareketle 2021 yılında Avrasya Gençlik Okulu’nu açan YTB, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dan seçilen 105 öğrenciye, program dahilinde uzman kişilerin katılımıyla çeşitli alanlarda 3 ay seminer vermişti.

Avrasya Gençlik Okulundan 36 öğrenci İstanbul, Ankara ve Bursa’daki tarihi, kültürel yerleri görmek ve çeşitli etkinlere katılmak üzere “Türk Dünyası Genç Liderler Programı” kapsamında Türkiye’ye gelmişti.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/ytb-turk-dunyasi-genc-liderler-programina-katilan-ogrencileri-agirladi/61288b5601a30a49f83c9e84

Devami