Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev BM Genel Kurulu’na ilk kez Özbekçe hitap etti

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev; “Siyasi, sosyal ve ekonomik değişimler kapsamında yapılan geniş çaplı reformlar sonucunda yeni bir Özbekistan oluşumu gerçekleşiyor. Bugün ülkemizde demokratik dönüşümler geri dönülemez hale geldi” dedi.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Birleşmiş Milletler’in 75. Genel Kurulu‘na video mesaj yoluyla hitabında Rusça yerine Özbekçeyi tercih etti.

Özbekistan’ın bağımsızlığından bu yana bir cumhurbaşkanı olarak BM Genel Kurulu’na hitabında Rusça yerine ilk defa Özbekçeyi kullanan Mirziyoyev, konuşmasında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının insanlığın bu tür küresel tehditlere karşı savunmasız olduğunu gösterdiğini ve düzenli diyalog, güven ve yakın iş birliğinin önemini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Mirziyoyev, bu çerçevede çabaların birleştirilmesi, sorumlulukların pekiştirilmesi, uluslararası ortaklıkların geliştirilmesi, Dünya Sağlık Örgütünün statüsünü ve potansiyelini artırma, yetkilerini genişletmeye ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Mirziyoyev, bu çerçevede BM himayesinde, salgın döneminde devletlerin gönüllü taahhütlerine ilişkin bir yasanın hazırlanması ve bu belgenin her devletin vatandaşlarına ve uluslararası ortaklarına karşı yükümlülüklerini yansıtması gerektiğini vurguladı.

Üç yıl önce kendisinin BM Genel Kurulu’nda Özbekistan’ın köklü reformlar yapma konusundaki kararlılığını dile getirdiğini anımsatan Mirziyoyev, “Siyasi, sosyal ve ekonomik değişimler kapsamında yapılan geniş çaplı reformlar sonucunda yeni bir Özbekistan oluşumu gerçekleşiyor. Bugün ülkemizde demokratik dönüşümler geri dönülemez hale geldi.” dedi.

“Dünya Medeniyetlerinin Kavşağındaki Orta Asya” 

günümüzde Orta Asya bölgesinde köklü değişikliklerin yaşandığını, ülkeler arasındaki ilişkilerde iyi komşuluk ve karşılıklı güven, dostluk ve saygı ortamının yaratıldığını ve Orta Asya Devlet Başkanlarının düzenli istişare toplantılarının yapıldığını ifade eden Mirziyoyev, günümüzde Orta Asya ülkelerinin bölgenin küresel ekonomik, ulaşım ve transit koridorlarına entegrasyonunu derinleştirmek gibi önemli bir stratejik görevle karşı karşıya olduğunu kaydetti. Mirziyoyev, bu çerçevede BM himayesinde Ulaşım ve Komünikasyon İlişkilerini Geliştirme Bölgesel Merkezi’nin kurulmasını önerdi.

Bölgenin köklü ve zengin kültürel mirasının önemini vurgulayan Mirziyoyev, 2021’de UNESCO ile iş birliği içinde Hive şehrinde “Dünya Medeniyetlerinin Kavşağındaki Orta Asya” uluslararası forumunu düzenlemeye hazır olduklarını belirtti.

Afganistan sorunu

Afganistan sorununa da değinen Mirziyoyev, Afganistan’ı Orta Asya’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini, Afganistan’daki tüm tarafların katılımıyla bu ay Doha’da başlayan barış görüşmelerini desteklediklerini ve bu müzakerelerin Afgan topraklarında barış ve istikrarın tesisine katkıda bulunacağını umduklarını vurguladı.

Mirziyoyev, Afganistan’ı bölgesel ekonomik entegrasyon süreçlerine aktif olarak dahil etmek için Surhan-Puli-Humri elektrik hattının inşaatı ve Mezar-ı-Şerif’ten Hint Okyanusu limanlarına giden demir yolu projesine başladıklarını dile getirdi.

Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanması konusunun her zaman BM’nin ilgi odağında olması gerektiğini vurgulayan Mirziyoyev, bu çerçevede BM bünyesinde Afganistan’ın sosyal ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunacak daimi komitenin kurulmasını önerdi.

“Aral Gölü havzası çevresel inovasyon ve teknolojiler bölgesi ilan edilsin”

Orta Asya bölgesinin en büyük çevre felaketlerinden olan ve bölgenin kalkınmasına ciddi tehdit oluşturan Aral Gölü sorununa da değinen Mirziyoyev, Aral Gölü havzasının çevresel inovasyon ve teknolojiler bölgesi ilan edilmesine ilişkin BM Genel Kurulu kararının kabul edilmesini ve bu belgenin kabul edildiği günü ise Uluslararası Ekolojik Sistemleri Koruma Günü olarak ilan edilmesini teklif etti.

Mirziyoyev ayrıca, günümüzde dünyadaki çeşitli tehditlerin küresel yoksulluk sorunlarını daha da kötüleştirdiğini belirtti, bu çerçevede yoksulluğun ortadan kaldırılması ve yoksullukla mücadele sorunlarını önümüzdeki BM Genel Kurulu oturumunun ana konularından biri olarak belirlenmesini ve bu konuya ilişkin uluslararası zirvenin düzenlenmesini önerdi.

Salgın sonrası dönemde dünyadaki sosyoekonomik durumun tamamen değişeceğini, ortak tehditlere karşı yeni yaklaşımların ve iş birliklerinin gelişeceğini öne süren Mirziyoyev, bu çerçevede BM’nin koordinasyon sağlayan uluslararası yapı olarak merkezi rolünün daha da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

https://www.dunyabulteni.net/dunya/ozbekistan-cumhurbaskani-mirziyoyev-bm-genel-kurulu-na-ilk-kez-ozbekce-hitap-etti-h478865.html

Devami

Özbek dili BM’de

Mirziyoyev yönetimindeki Özbekistan yeni açılımları hedefliyor…

Fergana Vadisi’nin ülkesi, Orta Asya’daki Türk devletlerinde nüfusu en kalabalık olan ülke: Özbekistan. Özbek nüfus Özbekistan’da büyük çoğunlukta… Aynı zamanda komşu ülkeler, Tacikistan, Kırgızistan ve Afganistan’da da ciddi oranda Özbek nüfus yaşıyor. Taşkent yönetimi bu özelliğiyle tüm bölgenin istikrarına ciddi katkılar sunabilir.

FERGANA’DA AŞIRILIK

Türklerin adlandırmasıyla “Özkend” olan Fergana Vadisi, son yıllarda İslamcı aşırıcıların faaliyetleriyle gündeme geliyor. Vadi toprakları Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında paylaşılmış durumda. Ancak büyük bölümü Taşkent yönetiminde ve bu ülkenin desteği olmadan Afganistan, Çin başta olmak üzere tüm dünyaya aşırılığın yayılmasını engellemek kolay değil.

Bu bölgede ideolojik eğitimlerini alan militanlar, Kazakistan, Rusya hatta Suriye’ye kadar yayılabildiler. Radikalleşmenin önlenebilmesi için dış etkilerin sınırlandırılmasının yanı sıra ekonomik, sosyo-kültürel yaklaşımlar da önem taşıyor. Bu çerçevede Fergana Vadisi’nde geçmişte yaşanan çatışmalar uluslararası kamuoyunun gündemine gelmişti. Özbekistan inanılmaz bir turizm potansiyeline sahip.

Semerkand, Buhara gibi kentler Türk tarihi açısından önem taşıyan merkezler. Emir Timur’un torunlarının ülkesi adeta açık hava müzesi gibi. Ekonomik açıdan bakarsak, Türkiye’nin artık neredeyse üretmekten vazgeçtiği pamuk, Özbekistan’da hâlâ yaygın olarak üretilip, dışarıya satılıyor. Ayrıca ülke Orta Asya’nın da en ortasında bulunan konumu ile doğu-batı arasında merkez durumda. Türk-Özbek ilişkileri son dönemde ilerleme eğiliminde. Özbek kamuoyu Türkiye ile yakından ilgili ancak Türk kamuoyu için aynısını söylemek güç.

MİRZİYOYEV’İN ATILIMI

Özbekistan’da Şevket Mirziyoyev yönetimi, son dönem uygulamalarıyla olumlu şekilde dikkat çekmeye başladı. Mirziyoyev’in yönetime gelmesinin ardından yaptığı düzenlemeler bölgeyle ilgili olanların dikkatinden kaçmadı. Ülkedeki yönetim yapısını baştan aşağıya değiştirdi ve güncelledi. Ülkeyi dünyaya açtı. Komşu ve bölge ülkeleriyle temasları, ciddi işbirliği arayışları gözlemleniyor. Ülkede siyasi ve ekonomik dönüşüm hedefi “Yeni Özbekistan” olarak dile getiriliyor. Mirziyoyev, seçim bilinci, sivil toplum örgütlenmelerinin önemi, medyanın etkinliği konusunda rahat tutum takınmış durumda.

Kadınların kamu yönetimi ve toplum yaşamına katılımı önemseniyor. Yapılan son seçimlerde kadın milletvekili sayısı iki katına yükseldi. Zorla çalıştırılma ve çocuk işçiliğinin önlenmesini de kapsayan İnsan Hakları Milli Stratejisi oluşturulmuş. Yoksulluğun azaltılması, yolsuzlukla mücadele, ulusal çıkarların öncelendiği açık, pragmatik bir dış politika Mirziyoyev’in hedeflerinden bazıları.

Taşkent’in olumlu yaklaşımı, ulusal düzeyde kalmayıp komşulara kadar yansımış durumda. Bu çabayı yalnızca Özbeklerden değil, komşusu olan diğer ülke yetkililerinden de duyuyoruz. Türkçenin tarihsel köşe taşlarından Çağataycayı edebiyat dili haline getiren Ali Şir Nevai, aynı zamanda Emir Timur’un devletinin kültürel abidelerinden. Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Birleşmiş Milletler’in (BM) yarın başlayacak genel kurulunda ilk kez Nevai’nin diliyle dünyaya; işbirliği, beklentilerini ve ülkesinin barışçıl hedeflerini anlatacak. Türkiye, Özbekistan’daki yeni ve kapsamlı gelişmelere daha fazla dikkat kesilmeli ve işbirliğini yükseltmeli.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ozbek-dili-bmde-1767568

Devami

Qirg’iziston Rossiya tarkibiga qo’shilish imkoniyatlarini muhokama qilyaptimi?

(latında)

Qirg’izistonning Rossiya Federatsiyasidagi sobiq elchisi Raimqul Attakurov Pravda.ru portaliga bergan intervyusida “Qirg’iziston Rossiyaga qo’shilish imkoniyatlarini muhokama qilmoqda” dedi. Uning bu gaplari ijtimoiy tarmoqlarda va Internetning qirg’iz segmentida faol muhokamalarga sabab bo’ldi.

Shu munosabat bilan Moskvadagi Qirg’iziston elchixonasi matbuot xizmati janob Attakulovning so’zlariga munosabat bildirdi. Bu haqda AKIpress xabar bermoqda.

Elchixona bunday bayonotlar uchun jiddiy asoslar yo’q deb hisoblaydi. Diplomatik vakolatxona Attakurov Rossiya fuqarosi ekanligini (Raimqul Attakurov hozirda Rossiya fuqarosi, Moskvadagi qirg’iz diasporasi raisi – sof.uz) va shaxsiy shaxs sifatida shaxsiy fikrini bildirgan.

Elchixona Qirg’izistonning rasmiy pozitsiyasini ham taqdim etdi:

Qirg’iziston mustaqil, suveren davlat bo’lib, xalqaro huquq sub’ekti va xalqaro munosabatlarning to’la ishtirokchisi hisoblanadi.

Qirg’iziston Respublikasining Konstitutsiyasiga binoan rus tili Qirg’iziston Respublikasida davlat tili emas, rasmiy tildir.

“Shuni ta’kidlash kerakki, Qirg’iziston rahbariyati davlatimizning suvereniteti, hududiy yaxlitligini himoya qilish va milliy manfaatlarni himoya qilish yo’lida qat’iy yo’l tutmoqda. Shu hurma birga, Qirg’iziston-Rossiya davlataro’matarozablatimizning suvereniteti, hududiy yaxlitligini himoya o’zaro anglashuv va o’zaro qo’llab-quvvatlash ruhida jadal rivojlanib bormoqda. Xalqlarimizni yagona tarix va Yevrosiyo ma’naviyati, qadriyatlari birlashtiradi. Qirg’iziston va Rossiya ishonchadi ittifoqchilar va’zatejik sheriklardiron ”

https://sof.uz/post/qirgiziston-rossiya-tarkibiga-qoshilish-imkoniyatlarini-muhokama-qilyaptimi

Devami

Özbekistan’ın yeni meyve bahçelerinin kurulumu Türk uzmanlara emanet

Özbekistan’da son yıllarda giderek büyüyen bahçecilik sektörünün geliştirilmesi konusunda Türk bahçecilik uzmanları önemli çalışmalar yürütüyor.

Geleneksel olarak pamuk ve buğday üreticiliği yapılan Özbekistan’da, son yıllarda meyve bahçeciliği giderek önem kazanırken, ülke için yeni olan bu sektörde Türk uzmanlar önemli projelere imza atıyor.

Özbek yetkililer, ülkede yeni meyve bahçelerinin kurulumu için Türk şirketlerini tercih ederken, bahçelere dikilecek fidanları da Türkiye’den temin ediyor.

Cizzah ili, coğrafi konumu ve ikliminden dolayı Özbek makamları tarafından meyve bahçeciliğinin geliştirilmesi için tercih edilen bölgeler arasında yer alırken, bölgedeki meyve bahçelerinin kurulumunda Türk bahçecilerin tercih edilmesi dikkat çekiyor.

– “Bu işin en iyisini Türkler bilir”

Cizzah’ta 200 hektar meyve bahçesi kuran bir Özbek şirketi yetkilisi Babur Mamatkulov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu sene 190 hektarlık araziye meyve fidanları diktiklerini kaydederek, söz konusu projesinin toplam tutarının 5 milyon dolar olduğunu belirtti.

Mamatkulov, meyve bahçesine dikilen fidanların büyük bir kısmı ile sulama ve telli tarama sistemlerinin, Türkiye’den getirildiğini söyleyerek, ayrıca bahçenin “anahtar teslim” kurulumunun da bir Türk şirketine verildiğini vurguladı.

Mamatkulov, meyve bahçelerinin 100 hektarının badem, 60 hektarının armut, 12 hektarının kayısı, 10 hektarının şeftali, 8 hektarının da elma fidanlarından oluştuğunu aktardı.

Meyve bahçeciliği konusunda Türkiye’nin ve Türk bahçecilerin, çok büyük bir tecrübeye sahip olduğunu kaydeden Mamatkulov, bundan dolayı bahçelerin kurulumunu Türk bahçecilere emanet ettiklerini vurguladı.

Türk bahçecilerin çalışmalarından çok memnun kaldıklarını dile getiren Mamatkulov, Türk şirketlerin fidan yetiştiriciliği ve bahçecilikte yeni teknoloji ve yöntemleri kullandıklarını ifade etti.

Gelecek sene yine 200 hektarlık arazide meyve bahçesi kurmayı planladıklarını ve bu bahçe kurulumunu da Türk şirketine vermeyi düşündüklerini dile getiren Mamatkulov, “Biz, Türklerin meyve bahçeciliği konusundaki bilgi ve deneyimine güveniyoruz. Bu işin en iyisini Türkler bilir.” ifadesini kullandı.

– “Özbekistan, yakın yıllarda bölgenin meyve deposu olacaktır”

Özbekistan’da meyve bahçeciliği tesislerini kuran bir Türk şirketi yetkilisi Ahmet Durukan da ülkenin Namangan, Andican, Taşkent, Buhara ve Cizzah bölgesinde bin hektara yakın “anahtar teslim” meyve bahçeleri kurulumu yaptıklarını kaydederek, birkaç Türk şirketinin daha Özbekistan’da yeni meyve bahçeleri kurduğunu aktardı.

Durukan, ülkede kurdukları bahçeler için fidan, sulama ve telli terbiye sistemlerini Türkiye’den getirdiklerini kaydederek, Türkiye’de yetiştirilen meyve fidanlarının Özbekistan’da yoğun talep gördüğünü bildirdi.

Ülkede kurulan meyve bahçelerinin işletilmesinde Türk ziraat mühendislerinin de yer aldığını aktaran Durukan, “Son yıllarda meyve bahçelerinin gelişmesine çok önem veren Özbekistan, yakın yıllarda bölgenin meyve deposu olacaktır.” dedi.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/

Devami

Kırgızistan, borç geri ödemelerinde Çin’den erteleme istedi

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Ceenbekov, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile nisan ayında yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin borç geri ödemelerinin kolaylaştırılması konusunu gündeme taşımıştı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, Çin‘den borç geri ödemelerinin kolaylaştırılmasını ve ertelenmesini talep etti. 

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Ceenbekov’un, Kırgızistan’a resmi ziyarette bulunan Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi’yi kabul ettiği belirtildi. 

Görüşmede Ceenbekov’un, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının makroekonomik durum üzerindeki olumsuz etkisini göz önünde bulundurarak, Kırgızistan’ın Çin’e olan dış borç ödemelerinin kolaylaştırılmasını ve ertelenmesini önerdiği bildirildi.

Açıklamada, Kırgız tarafının ayrıca iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik bağların gelişmesine katkıda bulunacak e-ticaret ve bilgi teknolojisi gibi alanlarda yeni iş birliği modellerinin uygulanmasına ilgisini aktardığı kaydedildi. 

 Görüşmede, tarafların ikili ve çok taraflı iş birliğinin öncelikli alanları hakkında fikir alışverişinde bulunduğu, iş birliğini daha da derinleştirmenin yanı sıra karşılıklı dayanışma ve mevcut durumda birbirlerini daha fazla desteklemeye hazır oldukları vurgulandı.

Kırgızistan’ın mevcut 3 milyar 874 milyon dolarlık dış borcunun 1 milyar 794 milyon dolarlık bölümünü Çin İhracat-İthalat Bankasına (Eximbank) olan borcu oluşturuyor.

Ceenbekov, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile nisan ayında yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin borç geri ödemelerinin kolaylaştırılması konusunu gündeme taşımıştı.

https://www.dunyabulteni.net

Devami

Tacikistan yönetimi devralacak veliahda mı hazırlanıyor?

 Emre Yıldırım 


Orta Asya cumhuriyetlerinden Tacikistan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tarihi, geçtiğimiz günlerde ülke parlamentosu tarafından 11 Ekim olarak açıklandı. Tacikistan’ı yaklaşık 30 senedir yöneten Cumhurbaşkanı İmamali Rahman’ın seçimlerde yeniden aday olması ve seçimleri kazanması bekleniyor. Zira Rahman, hem söz konusu zafere ulaşacak koşullara hem de bu koşulların kanunen hiçbir sakıncasının olmadığını gösteren imkânlara sahip. İmamali Rahman’ı bir kez daha cumhurbaşkanlığına taşıyacak en önemli düzenlemeler ise, kendisini “halkın lideri, barış ve birliğin kurucusu” olarak ilan etmesi ve cumhurbaşkanının iki dönemden fazla görev yapamama engelini kaldırmış olması.

Tabii ki İmamali Rahman gibi tecrübeli bir siyasetçi, anayasa ve kanunların üzerinde bir tutum sergileyerek uluslararası camiada kendisini zor duruma düşürecek bir yola gözü kapalı girmeyecektir; dolayısıyla Rahman’ın yasama kurumları yoluyla kendisine engel olabilecek her durum için gerekli tedbirleri aldığına şüphe yoktur. Örneğin, millet meclisinde kendisine muhalefet edecek tek bir kişi dahi bulunmamaktadır. İmamali Rahman, hem edindiği yeni unvanı ile hem de yasama kurumlarını kendi çıkarları için kullanarak kanunen de çeşitli ayrıcalıklara sahip özel bir konumdadır. Bu ayrıcalıklarından biri, cumhurbaşkanlığından ayrılsa dahi kendisine ve aile fertlerine karşı cezai bir yaptırım uygulanamayacak olmasıdır. İmamali Rahman’ın bir diğer ayrıcalığı da anayasada yer alan iki dönem görev yapma sınırlamasının kendisi için geçerli olmaması ve dilediği zaman seçimlerde aday olabilmesidir.

Bütün bu önlemler bir yana ülkede seçimlerde aday olacak ve İmamali Rahman’a karşı seçim yarışına girme cesareti gösterebilecek tek bir ismin dahi olmamasıdır. Zira bırakın aday olmayı, böyle bir şeyi düşünmek bile vatana ihanet ve ülkenin birliğini bozmak gibi çeşitli suçlarla itham edilmek için yeterli görülmektedir.

Hâlihazırda başkent Duşanbe valiliği ile Millî Meclis başkanlığı görevlerini yürüten Rüstem İmamali, anayasaya göre ülkenin yetki bakımından ikinci kişisi konumunda.

Ekim ayında yapılacak seçimlere İmamali Rahman aday olur da seçim yarışına girer ve kazanırsa -ki bu durum oldukça muhtemel- bu onun cumhurbaşkanlığı görevindeki altıncı dönemi olacak. Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığına kavuşan ülkeler için özellikle de Orta Asya ülkeleri için söz konusu durumun oldukça normal bir uygulama hâlini aldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim bu ülkelerin başkanları, Türkmenistan ve Özbekistan’da olduğu gibi ya ölüm nedeniyle ya da Kazakistan’da olduğu gibi, ülke yönetiminin şekil itibarıyla değişmesi sonucu yeni makamlar ve gösterişli unvanlar alarak perde arkasından iktidarlarını devam ettirmektedir. Bunlar arasında farklı bir konumda olan tek ülke ise Kırgızistan’dır. Ülkede seçimle başa gelenler, süreç içerisinde kendilerine veraset yoluyla yönetim imkânı sağlayacak halk desteğini elde edemediklerinden bağımsızlıktan bu yana yönetimde farklı isimler görev almıştır.

Tacikistan’daki uygulamanın da Kazakistan’daki tecrübeye benzeyeceği tahmin edilmektedir. Nitekim beş yıl önce Nursultan Nazarbayev’in yaptığı gibi İmamali Rahman da kendisini “Tacikistan halkının lideri” ilan etmiştir. Bu da tıpkı edindiği unvan gibi yönetimi devralma konusunda İmamali Rahman’ın da Nazarbayev’in yolundan gittiğini göstermektedir. Ancak onun aile fertleri arasından yönetime getirebileceği biri olması hasebiyle Nazarbayev’e göre daha avantajlı bir konumda olduğu belirtilmektedir (Orta Asya’da kadınların devlet yönetiminde söz sahibi olmaları alışıldık bir durum olmadığından sadece iki kızı olan Nursultan Nazarbayev, ülke yönetimini çevresindeki güvendiği kişilere devretmiştir.).

İmamali Rahman’ın oğlu Rüstem İmamali, yıllardır çeşitli makamlarda bulunmuş ve ülke yönetimiyle ilgili tecrübe kazanmış bir isim. Hâlihazırda başkent Duşanbe valiliği ile Millî Meclis başkanlığı görevlerini yürüten Rüstem İmamali, anayasaya göre ülkenin yetki bakımından ikinci kişisi konumunda. Ayrıca 2015 yılında anayasada onun için birtakım değişiklikler yapılmış ve cumhurbaşkanlığı adaylığı için gereken 35 yaş alt sınırı, 30’a çekilmiştir. Böylece ekim ayında yapılması planlanan seçimlerde Rüstem İmamali’nin aday olabilmesi için herhangi bir engel kalmamıştır.

Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, iç savaşın kızıştığı dönem olan 1990’lı yıllarda yönetimi devralmasından itibaren, ülkeyi demir yumrukla yönetmiştir. Rahman, ülkede iktidarı önünde kendisine engel olabilecek herkesten kurtulmaya çalışmış ve bunun için ilk olarak İslamcı, milliyetçi ve demokrat silahlı muhaliflere karşı birlikte savaştığı kendi yol arkadaşları olan komutanları saf dışı bırakmak için hamleler yapmış ve bu girişiminde bir dereceye kadar başarı sağladıktan sonra da kendisine karşı savaşan kesimlerle barış yapabilmenin yollarını aramıştır. İmamali Rahman ve silahlı muhalif gruplar arasında yaklaşık beş yıl süren uzun görüşmelerden sonra, 1997 yılı ortalarında iç savaşın sona ermesi ve barışın sağlanması hususunda anlaşma imzalanmıştır. Yapılan anlaşma uyarınca muhalif grup temsilcileri de hükümete dâhil olarak ülke yönetiminde söz sahibi olmuş ancak kısa süre sonra İmamali Rahman’ın gerçek niyeti ortaya çıkmış ve Rahman, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden birkaç ay sonra muhalif grup temsilcilerini görevlerinden azletmiştir.

Rahman’a muhalefet eden kim olursa olsun, ülkeye ihanetle suçlanmakta ve yurt dışıyla veya terör örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilerek saf dışı bırakılmaktadır.

İmamali Rahman 2000’li yılların başlarında hem müttefikleri hem de muhalifler üzerinde otorite kurmaya başlamış ve ülke yönetiminde kendisine ortak olan eski muhalif gruplardan önemli isimlere yönelik bazı iddialar ortaya atıp daha sonra da bu asılsız iddiaları esas alarak söz konusu isimleri teker teker tutuklatmıştır. Bu isimlerin sonuncusu muhalefet temsilcilerinden eski bakan ve başarılı iş adamı Zeyd Saidov’dur. 2015 yılında ülkenin kötü ekonomisini iyileştirmek için yeni bir parti kurma niyetini açıklamasından sonra kara para aklama ve vergi kaçakçılığı gibi birçok suçla itham edilen Saidov, kısa süre içinde tutuklanmış ve yasalara göre en uzun hapis cezası olan 27 yıla mahkûm edilmiştir.

Aynı yıl ülkede iktidara rakip tek parti olan İslami Diriliş Partisi’nin faaliyet alanı daraltılmış ve savaşı sona erdiren anlaşmanın taraflarından, silahlı muhalif grubun tek temsilcisi olan partinin 2015 yılının ilk yarısında yapılan milletvekili seçimlerinde yeterli oyu almasına rağmen parlamentoya girmesi engellenmiştir. Birkaç ay sonra da aynı dönemde vuku bulan başarısız darbe girişimi ve bu girişimin başındaki kişi olan bir dönem muhalif birliklerin komutanlığını yapan General Abdulhalim Nazarzoda ile irtibatı olduğu iddia edilerek partinin ülkedeki faaliyetleri engellenmiştir. Akabinde yüksek mahkeme, partinin radikal yaklaşımlara sahip, terörle bağlantılı bir grup olduğuna hükmetmiştir. Bundan sonra partinin tüm mal varlığına el konulmuş, yurt dışına kaçan bir kişi hariç liderlerinin çoğu hapse atılmıştır. Bu gelişmelerden sonra da ülkede İmamali Rahman’a muhalefet eden tek kişi dahi kalmamıştır. Zira Rahman’a muhalefet eden kim olursa olsun, ülkeye ihanetle suçlanmakta ve yurt dışıyla veya terör örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilerek saf dışı bırakılmaktadır.

İmamali Rahman, bu şekilde kendisine yakın ve uzak tüm rakiplerini devre dışı bırakmayı başarmış ve devlet yönetimini oğlu Rüstem İmamali’ye devredebilmenin önünü açmıştır. Yukarıda da ifade edildiği üzere, başkent Duşanbe’de valilik koltuğunda oturan Rüstem İmamali, birkaç ay önce de ülkede cumhurbaşkanlığından sonra en önemli mevki olan Millî Meclis Başkanlığına getirilmiştir. Bütün bu gelişmeler İmamali Rahman’ın gelecek seçimlerde oğlunu aday göstereceğine dair tahminleri güçlendirmektedir. Bağımsız basın organlarına göre, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kimin uygun aday olacağıyla ilgili aile içerisindeki görüşme ve istişareler devam etmektedir ve şu an için henüz net bir karar verilmemiştir. Eylül ayında, yani seçimlerden bir ay önce, iktidar partisinin seçim kongresinde bir araya gelmesi ve adayını ilan etmesi beklenmektedir. Kongre üyelerinin yönetimdeki aileden bir ferdin adaylığını ilan etmekten öte bir işlevinin olmadığı ülkede, üyeler söz konusu adayın kim olacağı hususunda da herhangi bir görüş belirtememektedir.

Siyasi arenada faaliyet gösteren diğer partiler de yönetimin kendileri için belirlediği sınırların ötesine geçememekte; sadece mevcut yönetimin imajını uluslararası topluluk önünde güçlendirmek ve ülke yönetiminde “demokratik” bir ortam varmış izlenimi vermek dışında bir etkinlikleri bulunmamaktadır. Bu bağlamda, parlamento ve başkanlık seçimlerinde yönetimin adayına karşı bu gruplardan rakipler gösterilmekte ve seçimlerden sonra da bu gruplara parlamentoda bir veya iki koltuk verilmektedir. Söz konusu gruplar sadece seçim zamanlarında faaliyet göstermekte ve iktidarın adayının ön plana çıkarılmasına yardımcı olmaktadır. Bütün bu süreçten de anlaşılacağı üzere, İmamali Rahman ve çevresindekiler bir taraftan ülkeyi diledikleri gibi yönetmekte bir taraftan da uluslararası toplum nezdinde ülkenin kötü olan imajını düzeltebilmek için düzmece bir seçim prosedürü uygulamaktadırlar.

Bölge uzmanları, ülkede yönetimin babadan oğula geçmesinin hiçbir zaman bu kadar yakın bir ihtimali olmadığını belirtmektedir. Nitekim “halkın lideri” unvanıyla Tacikistan’daki en yüksek makamda oturmayı garanti altına alan İmamali Rahman, oğlunun cumhurbaşkanı olmasından sonra hem ülkesinin “güvenilir eller”de olduğundan hem de ailesinin güç ve güven içerisinde bulunduğundan emin olacak ve bir yandan ülkeyi yönetmeye devam edip bir yandan da veliahdını ülke yönetimi konusunda yetiştirecek.

https://www.dunyabulteni.net/

Devami

TÜRKSOY’un Özbekistan çalışmaları bir kitapta derlendi

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile Özbekistan arasındaki kültürel çalışmaların derlendiği “TÜRKSOY-Özbekistan” kitabı düzenlenen çevrim içi toplantıyla tanıtıldı.

TÜRKSOY’dan yapılan yazılı açıklamada, Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Bilal Çakıcı’nın moderatörlüğünde düzenlenen etkinliğe, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, Özbekistan Kültür Bakanı Ozodbek Nazarbekov, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Özbekistan’ın Ankara Büyükelçisi Alişer Azamhocayev, Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er, Türkiye-Özbekistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Osman Mesten ve Dışişleri Bakanlığı Kültürel Diplomasi Genel Müdür Yardımcısı Emir Salim Yüksel katıldı.

Toplantının açış konuşmasını yapan Kaseinov, TÜRKSOY olarak bugüne kadar çeşitli ülke ve bölgelerde düzenlenen etkinliklerde davet edilen sanatçılarla Özbek halkının da temsil edilmesine dikkat ettiklerini ve Özbekistan’ın bayrağını diğer kardeş ülkelerin bayraklarıyla birlikte gururla dalgalandırdıklarını kaydetti.

TÜRKSOY ile Özbekistan arasındaki iş birliğinin her geçen gün daha da arttığını vurgulayan Kaseinov, “Türk Dünyası Kültür Başkenti” olarak Özbekistan’ın kadim Hiva şehrinin seçilmesinin bunun bir yansıması olduğunu dile getirdi.

Kaseinov, TÜRKSOY çatısı altında Alişer Nevai, Abdullah Kadiri gibi Özbek edebiyatının görkemli şahsiyetlerini andıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Önümüzdeki tarihlerde Özbekistan’ın önemli drama yazarı Said Ahmed’in doğumunun 100. yılı vesilesiyle, onun seçilmiş eserlerini Türkiye Türkçesinde yayımlayacağız. Bu eserin de tanıtım konferansını ileriki günlerde gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz. Ayrıca, önümüzdeki yıl Özbekistan halk şairi Muhammad Yusuf’u anma etkinlikleri düzenleyeceğiz. Düzenleyeceğimiz konferanslar ve Muhammad Yusuf’un şiirlerini Türk dillerine tercüme ettirerek yayınlayacağımız kitaplarla Özbek halkının bu önemli çağdaş şairini Türk coğrafyası gençleriyle buluşturmayı ve Türk dünyasına tanıtmayı amaçlıyoruz.”

“Türk halkları arasındaki bağların hızlı gelişmesinde TÜRKSOY’un önemi büyük”

Etkinlikte konuşan Özbekistan Kültür Bakanı Nazarbekov, TÜRKSOY ile Özbekistan arasındaki son dönemde artan iş birliğine değinerek, Hiva’nın “Türk Dünyası Kültür Başkenti” seçilmesi ve yapılan çalışmaların önemine işaret etti.

Nazarbekov, “Türk halkları arasındaki bağların hızlı gelişmesinde ve güçlenmesinde TÜRKSOY’un önemi çok büyük. Bu sebeple, Türk halklarının birliği yolunda ortak değerimiz olan kültürümüzü korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak gibi kutsal çalışmalardaki karşılıksız iş birliğimizin devam etmesini diliyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu da konuşmasında, Anadolu’da yaşayan Türkler ile ata yurdu olarak gördükleri Özbekistan’da yaşayan Özbekleri iki farklı beşikte büyüyen iki öz kardeş olarak nitelendirdi.

Özbekistan’ın Ankara Büyükelçisi Azamhocayev ise Hiva şehrinin “Türk Dünyası Kültür Başkenti” ilan edilmesiyle Özbekistan ve TÜRKSOY arasındaki iş birliğinin zirveye ulaştığını aktardı.

Etkinlikte, “2020-Türk Dünyası Kültür Başkenti Hiva” tanıtım filminin gösteriminin ardından Kaseinov, TÜRKSOY-Özbekistan kitabının kurdele kesimini gerçekleştirdi.

Toplantı, TÜRKSOY sanatçılarının icra ettiği Özbek şarkısı “Poka Pak” dinletisiyle son buldu.

https://www.trtavaz.com.

Devami

Tacikistan’da cumhurbaşkanlığı seçiminde yarışacak partilerin adayları belli oldu

Tacikistan’da 11 Ekim’de düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışacak siyasi partilerin adayları belli oldu.

Ülkedeki 7 siyasi partiden biri aday çıkarmama kararı almış, 5’inin adayları daha önce açıklanmıştı. Son olarak Tacikistan Komünist Partisi Kurultayında, parti lideri Mirac Abdullayev, delegeler tarafından cumhurbaşkanı adayı olarak belirlendi.

Böylece, ülkedeki 7 siyasi partinin 6’sı adaylarını belirlemiş oldu.

Tacikistan Bağımsız Sendikalar Birliği, Tacikistan Gençler Birliği ve iktidardaki Halk Demokrat Partisi, parti lideri olan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman’ı 11 Ekim’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için yeniden aday göstermişti.

Ana muhalefet Çiftçiler Partisi, geçen haftaki kurultayında lideri Rustam Latifzade’yi cumhurbaşkanı adayı olarak gösterme kararı almıştı.

Diğer partilerden Tacikistan Sosyalist Partisi liderleri Abduhalim Gaffarov’u üçüncü kez, Tacikistan Demokrat Partisi liderleri Saidcafer Usmanzade’yi ikinci kez aday göstermişti. Tacikistan Ekonomik Reformlar Partisince de parti lideri Rustam Rahmatzade cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmişti.

Sosyal-Demokrat Parti lideri Rahmatulla Zairov ise cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıklayarak taraftarlarını seçimleri boykot etmeye çağırmıştı.

Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle seçildiği ülkede, son olarak 6 Kasım 2013’te yapılan ve 6 adayın yarıştığı cumhurbaşkanı seçimini, oyların yüzde 83,92’sini alan İmamali Rahman dördüncü kez kazanmıştı.

https://www.trtavaz.com.tr/

Devami

Özbekistan’da TOBB ETÜ Taşkent Şubesine giriş sınavları yapıldı

Özbekistan’da kurulan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) Taşkent Şubesine 2020-2021 eğitim-öğretim yılı için giriş sınavları düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in şubatta Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret kapsamında TOBB ile Özbekistan Ticaret ve Sanayi Odası arasında imzalanan iş birliği anlaşması çerçevesinde kurulan TOBB ETÜ Taşkent Şubesinde eğitim almak isteyen çok sayıda Özbek öğrenci sınavlara katıldı.

TOBB ETÜ Taşkent Şubesini bünyesine alan Taşkent Devlet Ekonomi Üniversitesi stadında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle sosyal mesafe ve sıhhi kurallara riayet edilerek düzenlenen sınava giren öğrenciler, kapıda ateşleri ölçülerek içeriye alındı.

Özbekistan’da kurulan ilk Türk üniversitesinde eğitim almak için yapılan sınavlara yaklaşık 500 Özbek öğrenci, 2 oturumlu olarak düzenlenen sınavlarda ter döktü.

2020-2021 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul edecek

Sınavlar başlamadan önce düzenlenen törende konuşan TOBB ETÜ Taşkent Şubesi Rektörü ve Özbekistan Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Atham İkramov, üniversitenin Taşkent şubesinin iki ülke cumhurbaşkanlarının talimatları doğrultusunda faaliyete geçtiğini anımsattı.

İkramov, sınavı kazanacakların bu üniversitenin Taşkent Şubesinin ilk öğrencileri olacağını vurgulayarak, sınava giren öğrencilere başarılar diledi.

Sınava katılan Özbek öğrenci Alişir Hudaynazarov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Özbekistan’da Türkiye’nin en iyi üniversiteleri arasında yer alan bir Türk üniversitesi şubesinin açılmasının çok sevindirici olduğunu kaydederek, amacının sınavları kazanarak bu üniversitede okumak olduğunu dile getirdi.

2020-2021 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul edecek TOBB ETÜ Taşkent Şubesi, Taşkent Devlet Ekonomi Üniversitesi bünyesinde devlete ait olmayan üniversite statüsünde faaliyet gösterecek.

Taşkent Şubesi, ilk etapta hayata geçireceği “E-Ticaret ve Teknoloji Yönetimi” ve “Uluslararası İşletme ve Girişimcilik” lisans programlarıyla ilk dönemine başlayacak.

https://www.trtavaz.com.tr/haber

Devami