Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Kırgızistan’la sınır anlaşmasına dair kanunu imzaladı

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, ülkesi ile Kırgızistan arasındaki sınır sorununun karşılıklı arazi değişimi yoluyla çözülmesini öngören anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanunu imzaladı.

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisinden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in, Özbek-Kırgız sınırının belirlenmesi ve Andican (Kempirabad) barajının ortak yönetimine ilişkin anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanunu imzaladığı bildirildi.

Açıklamada, 13 maddeden oluşan Özbekistan-Kırgızistan sınırının belirlenmesine ilişkin anlaşmanın, iki ülke arasındaki sınırın daha önce tartışmalı olan 35 noktasındaki toplam uzunluğu 302 kilometreli ortak sınırı belirlediği bilgisi yer aldı.

Anlaşma kapsamında 4 bin 957 hektarlık Andican Barajı alanı ile barajın bakımı için kullanılacak 19,5 hektarlık arazinin Özbekistan’a bırakılacağı aktarılan açıklamada, bunun karşılığında 1019 hektar mera arazisi ile 12 bin 849 hektarlık arazinin tazminat olarak Kırgızistan’a verileceği ifade edildi.

Andican Barajı’nın ortak yönetimine ilişkin anlaşmaya göre de Özbek tarafının, barajdaki su seviyesini belirli bir düzeyde tutmayı, Kırgız vatandaşların barajın su kaynaklarına ücretsiz ve engelsiz erişimini sağlamayı, su kaynakları üzerine ek yapı inşa etmemeyi, Kırgız tarafının da barajın belirlenen sınır çizgisine ve su kullanım rejimine uymayı taahhüt ettiği belirtildi.

Açıklamada, barajın ortak yönetimi anlaşmasının Özbekistan’a yıllık 2,5 milyon ton tarım ürünleri üretecek ve 500 milyon dolarlık ürün ihracatı yapacak 8 bine yakın çiftçilik şirketine sürekli su temin edilmesini mümkün kılacağı ifade edildi.

Sınırın 300 kilometrelik kısmında mutabakat sağlanamıyordu

Özbekistan Dışişleri Bakanı Vladimir Norov’un 3 Kasım’da Bişkek’e yaptığı ziyaret sırasında imzalanan iki anlaşma, daha sonra iki ülke parlamentolarınca onaylanmasının ardından 29 Kasım’da Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov tarafından imzalanmıştı.

Özbekistan ve Kırgızistan, 1379 kilometrelik ortak sınırın büyük bir kısmı üzerinde daha önce anlaşırken, sınırın 300 kilometrelik kısmı konusunda bir türlü mutabakat sağlayamıyordu.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/ozbekistan-cumhurbaskani-mirziyoyev-kirgizistanla-sinir-anlasmasina-dair-kanun/638855a701a30a14a0f58b3e

Devami

Altı devlet bir millet: Türk Devletleri Teşkilatı Özbekistan Zirvesi

Türk Devletlerinin üzerinde bulunduğu stratejik ve merkezi coğrafya 21’inci yüzyılın başında Türk Dünyasına yeni imkanlar sunuyor.

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları, 11 Kasım’da Özbekistan’ın Semerkant şehrinde “Türk Medeniyeti için Yeni Dönem: Ortak Kalkınma ve Refaha Doğru” temalı zirvede bir araya geldi. Üye ülkeler Özbekistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanlarının yanı sıra Türkmenistan Ulusal Konseyi Halk Maslahatı Başkanı, eski Türkmenistan cumhurbaşkanı Kurbankulu Berdimuhamedov ile Başbakanı Viktor Orbán’ın katıldığı bu önemli toplantıda “siyaset”, “dış politika”, “güvenlik”, “ekonomi” ve “insani ve kurumsal ilişkiler” başlıkları ele alındı.

Dönem başkanlığının Türkiye’den Özbekistan’a geçtiği zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) gözlemci üye olarak kabul edildi. Bu, KKTC’nin tanınması yönünde atılan en ciddi adımlardan. Teşkilatın genel sekreterliği ise Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi olan, Türkiye’yi yakından tanıyan bir isme, Kubanıçbek Ömüraliyev’e devredildi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkmenistan Halk Meclisi Başkanı Kurbankulu Berdimuhamedov’a “Yüksek Devlet Nişanı” verildi. Türk Devletleri Teşkilatı 9. Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Özbekistan’ın başkenti Semerkant, “Türk Dünyası Medeniyet Başkenti” oldu.

Ekonomik kriz ve Türk Dünyasına sunduğu fırsatlar

Zirvenin alt başlığından da anlaşılacağı üzere en önemli kararlar, dünyanın Kovid-19 salgını sonrası büyük bir ekonomik kriz ve enflasyonla mücadele ettiği ortamda ekonomi üzerine yoğunlaşmış durumda. Bu, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa Ekonomik Topluluğunun (AET) kuruluşunu hatırlatıyor. Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve Çin gibi ülkelerin kurdukları çeşitli uluslararası kurumları da kullanarak mücadele ettiği küresel rekabette, şimdilik, özellikle ekonomi alanında Türk Dünyası 5’inci güç olarak ortaya çıkıyor. Dünya ekonomisinin sıkletinin Asya eksenine kaydığı; Doğu-Batı ticaretinde modern İpek Yolu’nun yeniden şekillendiği; salgın sonrası tedarik zincirinin bozulması ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali neticesinde yeni alternatif enerji güzergahlarının arandığı bir konjonktürde Hazar Geçişli Orta Koridor (Türk Koridoru) büyük bir sıkıntı içerisindeki dünya ekonomisine nefes aldırabilir. İşte bütün bu jeopolitik değişimler zaten tarihi ve kültürel bağları güçlü olan Türk devletlerini ekonomik olarak da iş birliğine yönlendiriyor. Türk Devletlerinin üzerinde bulunduğu stratejik ve merkezi coğrafya 21’inci yüzyılın başında Türk Dünyasına yeni imkanlar sunuyor.

300 milyonluk bir nüfus potansiyeline sahip bir pazar olan Türk Dünyası 1,5 trilyon dolarlık bir milli gelir, 500 milyar doları aşan bir ticaret hacmi ve 250 milyar dolarlık yatırım hacmiyle, şayet iyi değerlendirilebilirse, önemli bir ekonomik potansiyel taşıyor. Üstelik buna bir de nüfusu milyarları bulan ve kolay ulaşılabilir hinterlandını ilave etmek gerek. Bunun yanı sıra ülkelerin üretimlerinin çeşitliliği ve her ülkenin bir diğerine ihtiyaç duyması da önemli bir faktör. Türkiye ve gözlemci üye Macaristan önemli bir imalat sanayisine sahipken Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan ise enerji kaynaklarına sahip. Özbekistan yetişmiş insan kaynağına, Kırgızistan ise su kaynaklarını haiz. Tarım, turizm, enerji, sağlık, sanayi ve ticaret ile eğitim alanlarında önemli iş birlikleri yapılabilir, var olanlar güçlendirilebilir. Yeni gözlemci üye Kıbrıs, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in işaret ettiği “ortak yüksek öğretim alanı” için çok önemli bir potansiyel taşıyor. Tabii bunun için alfabe birliği ve ortak dil şart.

“Türk Medeniyeti için Yeni Dönem: Ortak Kalkınma ve Refaha Doğru”

Zirvede alınan kararları içeren bildiriye bakıldığında yaklaşık üçte ikisinin ekonomiyle ilgili olması dikkati çekiyor. Önceki zirvede alınan ortak yatırım fonu kurma kararının uygulamaya konması ve de görevi bu zirvede sona eren TDT Genel Sekreter Bağdat Amreyev’in fonun başına getirilmesi oldukça önemli. Zira yatırım fonu üye ülkelerin ekonomik iş birliğinde önemli bir kilometre taşı olacak.

Semerkant bildirisinin ekonomiyle ilgili kısmında üye ülkeler arasında ticaret hacminin genişletebilmesi için gümrük ve lojistik işlemlerinin kolaylaştırılması, sınır geçişlerinin kolaylaştırılması, kotaların kaldırılması, Türkistan’da özel ekonomik bölge kurulması (TURANSEZ), dijital ekonomiye geçilmesi, yük taşımacılığı anlaşması ve kara, deniz, hava ve demiryolu ağının önemine vurgu yapılıyor.

Bu noktada Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridorunu güçlendirmek amacıyla üye ülkeler arasında “TDT Üye Ülkeleri Arasında Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması” imzalanması, yine bu güzergahın potansiyelinin artırılabilmesi için altyapının oluşturulması ve işlemlerde ülkeler arasında uyumluluk ve dijitalleşmenin altı çizildi. Özellikle Zengezur Koridoru’nun yakın zamanda açılabilmesi için “Bakü-Tiflis-Kars” demiryolu hattının kapasitesinin artırılması, Avrupa ile Asya arasındaki ulaşım hatlarının daha iyi bağlantılandırılması ve çeşitlendirilmesine katkıda bulunan, “Özbekistan-Kırgızistan-Çin” ve “Tirmiz-Mezar-ı Şerif-Kabil-Peşaver” demiryolu hatlarının inşası projelerinin vurgulanması entegrasyon ve lojistik açısından dikkati çeken noktalar.

Son zamanlarda üye ülke halklarında önemli bir şikayet konusu ve turizmin önündeki en büyük engellerden olan havayolu bilet fiyatlarının düşürülmesi için düşük maliyetli havayollarının desteklenmesi ve liberal bir hava taşımacılığı politikasına vurgu yapılması sorunların çözülmesi için somut bir adım. Ekonomi ile ilgili maddeler arasında dijitalleşme, bilgi ve iletişim teknolojileri, teknoloji ve 4. Endüstri Devrimi’nin desteklenmesi, enerji ve tarımda iş birliği, bölgenin en önemli sorunlarından ve sık sık sınır çatışmalarına yol açan olan kuraklık ve su problemi, yine bölgenin en önemli meselelerinden olan sağlık ve tıp alanındaki problemlerin çözülmesi için atılacak adımlar, somut ortak turizm projeleri ile insan kaynakları alanında iş birliği göze çarpan maddeler arasında. Ekonominin dışında insandan insana iş birliği, kurumsal iş birliği ve üçüncü taraflarla iş birliği bölümleri mevcut.

Dünya tarihine baktığımızda her yüzyıl başında meydana gelen hadiselerin o yüzyılı domine ettiği ve yüzyıl boyunca süren gelişmelere etki ettiği görülebilir. Türk Devletlerinin “Türk Devletleri Teşkilatı” adı altında bu kadar kapsamlı iş birliği ve entegrasyon anlaşma ve programları uygulayabilecek düzeye gelmesi 21’inci yüzyılın bir “Türk Yüzyılı” olabileceği umudunu güçlendiriyor. Tabii bu anlaşmaların 2040’a değin kuvveden fiile geçirilebilmesi şartıyla.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/alti-devlet-bir-millet-turk-devletleri-teskilati-ozbekistan-zirvesi/6372527801a30a167cfc5f9a

Devami

Türk dünyasında bütünleşmeye doğru: Türk Devletleri Teşkilatı

Semerkant Orta Asya’nın Zürih’i oldu.

Semerkant bu yıl arka arkaya üç önemli zirvenin ev sahibi olarak adını duyurdu. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) devlet başkanları zirvesinden sonra 11 Kasım’da Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) devlet başkanları zirvesi de Emir Timur’un imparatorluğuna başkent olan Semerkant’ta toplanacak. Türk Devletleri Teşkilatı adını aldıktan sonra gerçekleşen ilk zirvenin Özbekistan’da yapılması birçok bakımdan önemli kabul ediliyor.

Geçen yıl İstanbul’da eski adıyla Yassıada, bugünkü adıyla “Demokrasi ve Özgürlük Adası”nda düzenlenen toplantıyla TDT adını alan teşkilatın yeni gündemi, üye ülkeler arasında ticaret ve yatırımların artırılmasına yönelik olacak. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye arasında enerji iş birliği noktasında yeni kararların alınması da söz konusu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC), Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci olarak ilk katılımı da bu zirvede gerçekleşecek. TDT’nin gelecek 20 yıllık yol haritasına ilişkin Strateji Belgesi de yine bu zirvede ele alınacak. Ayrıca, üye ülkeler arasında gümrük işlemlerinin kolaylaştırılmasına yönelik yeni adımlar atılacak ve Türk Yatırım Fonu kurulması karara bağlanacak.

TDT: Nereden nereye?

TDT ortak bir dil, kültür ve dayanışma temelinde inşa edilmiş olsa da bugün bölgesel ve uluslararası iş birliğinin etkin bir teşkilatı olmuştur. TDT’nin kuruluş aşamaları üçe ayrılabilir. İlk olarak, SSCB dağılıp Türk cumhuriyetleri bağımsızlığını kazandığında, 1992 yılında Türkiye’nin öncülüğünde Ankara’da “Türkçe Konuşan Devlet Başkanları Zirvesi” toplandı. İkinci aşamada, 2009 yılında ise Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi yani Türk Keneşi kuruldu. Türk Keneşi uluslararası teşkilatlar içinde “mütevazi” hedefler edinerek yola çıktı ve zaman içinde başarılı neticeler aldı. Bu bağlamda ekonomi, eğitim, ulaştırma, kültür, turizm ve dış politikaya yönelik kayda değer projeler elbirliği ile hayata geçirildi. Üçüncü aşamada, Türk Konseyi 12 Kasım 2021’de İstanbul’da gerçekleştirilen 8. Zirvesi’nde tarihi bir karar vererek adını Türk Devletleri Teşkilatı olarak belirledi.

İstanbul zirvesinde sadece organizasyonun adında değil içeriğinde de değişiklikler yapıldı. 2040 yılı için Türk Dünyası Vizyonu adıyla stratejik bir belge kabul edildi. Bu belgedeki hedefler dört alanda açıkça tanımlandı. Bunlar siyasi, ticari-ekonomik, halklar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve Türk devletlerinin uluslararası toplumla ilişkileridir. Bu teşkilatın temel görevi Türk ülkeleri arasında çeşitli alanlarda ilişkileri geliştirmek, karşılıklı güven ortamı oluşturmak ve uluslararası ilişkilerde birbirini desteklemektir.

İdeolojik yaklaşımların kutsandığı rejimler ve kapalı ekonomi, yerini küreselleşme ve özgürlük çağına bıraktı. İçinde bulunduğumuz internet çağında insanlık, yerel kimlikler özelinde ayrışmak yerine ortak kimlikler temelinde birbirine daha da yakınlaşacak imkanlara sahip. Bugün Slav dünyasındaki parçalanmaya yol açan Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışma, bu çağın ikilemleri arasında. Bu koşullar altında Türk dünyasının TDT çatısı altında siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliği çerçevesinde bir araya gelmesi bölgesel istikrar açısından oldukça dikkat çeken gelişmelerden biri.

Son iki asırda en büyük değişimlerin yaşandığı Avrupa ve Asya eski dünyanın en önemli iki kıtasıdır. Dünya nüfusunun beşte üçünden fazlası bu kıtalarda yaşar ve buradaki en büyük halklardan biri de Türklerdir. Türkler tarihin bu evresinde yeni fırsatlar edindi. 20. yüzyıl Türkler için bir trajedi yüzyılıydı. Çünkü Türkiye hariç tüm Türk ülkeleri işgal altındaydı. Özellikle Orta Asya ülkeleri bağımsızlık ve özgürlüklerini önce Çarlık Rusyası’na daha sonra da Sovyetler Birliği’ne teslim ettiler. 1992’de bağımsız olan 7 Türk devleti bir araya gelerek bir teşkilat kurdular. Bu teşkilat 2021’de yeni bir hamle yaptı.

Türk devletlerinin iş birliği, tarih ve jeopolitik gerçeklerin gerektirdiği bir durumdur. Bu ülkelerin her birinin farklı ekonomik zenginliklerinin ve güçlü yönlerinin yanında, karşılanması zaruri olan farklı ihtiyaçları vardır. Semerkant Zirvesi bu açıdan önem taşıyor. TDT, gündeminde öteden beri ilk olarak güvenlik konularını öne alarak terörizm, aşırılık ve bölücü akımlarıyla mücadeleye odaklandı. Ticari-ekonomik potansiyeli artırmak ve kültürel ilişkileri geliştirmek diğer önemli gündem noktaları olarak öne çıkıyor. Türk ülkeleri arasındaki en büyük tehlike DEAŞ, PKK ve benzeri terör örgütleridir. Bugün Nahçıvan/Zengezur koridoru Türk ülkelerini doğrudan birbirine bağladığı için çok önemli. Öte yandan, lojistikte bürokratik engelleri kaldırmak için alınması gereken basit önlemler var. Böylelikle tarihi İpek Yolu da canlanacaktır.

Türk dünyasının jeopolitik değeri yükseldi

ABD, Afganistan’dan ayrıldıktan sonra bölgenin jeopolitik parametreleri bağlamında, Özbekistan ve Orta Asya iki yönden önem kazandı. Birincisi küresel güvenlik, ikincisi ise bölgedeki jeopolitik durum. ABD ve AB, Batı ittifakı adına Rusya ve Çin’in bölgede çok güçlü olmasını istemediğini gizlemiyor ve bölge ülkelerinin egemenliğinin korunmasından yana bir siyaset ortaya koyuyor. Geçen yıl 21 Ağustos’ta ABD ve müttefikleri Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Bu yüzden, bölge ülkelerinin dikkati bu yöne odaklandı ve Afganistan’dan çevre ülkelere yayılacak herhangi bir istikrarsızlık unsuru dikkatle izlenmeye başlandı.

Diğer yandan, Soğuk Savaş sonrasında dünyanın dikkat kesildiği en büyük savaşlardan biri Rusya ile Ukrayna arasında yaşanıyor. Savaşın başlangıcında, Sovyet geçmişi olan devletlerin saldırgan bir Rusya tarafından baskı altına alınması, hatta yutulma tehlikesi çok yüksek bir tehdit olarak görüldü. Savaşın ilk günlerinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin kaçması beklendiğinden birçok ülke ona sığınma teklif etti. Aradan 9 ay geçtikten sonra jeopolitik değerlendirmelerin odak noktası değişti. Bu bağlamda, Türk dünyası ülkelerinin birlik ve beraberlik iradelerinin önemi bir kez daha ortaya çıktı.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın birinci hedefi Türk dünyasının bütünleşmesi

Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri arasındaki ilişkiler tarihsel olarak kardeşlik ve dostluk üzerine kurulu. Örneğin Karabağ’ın Azerbaycan tarafından kurtarılmasında Türkiye’nin büyük yardım sağlaması TDT üyelerini sevindiren bir gelişme olmuştur. Öte yandan, Türk devletleri kendi aralarındaki sorunları, özellikle Orta Asya’daki sınır anlaşmazlıklarını karşılıklı anlayış ve diplomatik müzakereler yoluyla çözmektedir. Bu konuda Özbekistan’ın duyarlı yaklaşımı oldukça kabul görüyor. Türk devletleri ile diğer devletler arasındaki ihtilaflı konular gün geçtikçe azalıyor.

KKTC, TDT’ye güç verecektir

KKTC’nin gözlemci üye olarak TDT bünyesine girmesi büyük bir gelişme olarak nitelendirilebilir. Bu gelişme, Türk dünyasının son yıllardaki dayanışma vizyonunun gerçek bir örneğidir. Böylece kardeş Türk devletlerinin yan yana, sırt sırta olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Azerbaycan savaştayken başta Türkiye olmak üzere tüm Türk ülkeleri onun yanındaydı. Türk ülkelerinin diğer ülkelerle çatışması ne olursa olsun, TDT üyeleri kardeşlerinin yanında pozisyon almaya devam edecektir. Bu noktada Türkiye’nin her bakımdan katkısı kayda değerdir. Özbekistan’ın Orta Asya’nın en güçlü devleti olarak TDT zirvesine ev sahipliği yapması bölge ve Türk birliği açısından tarihi öneme sahiptir.

https://www.trtavaz.com.tr/

Devami

Mevlüt Çavuşoğlu: Asya yeniden öne çıkıyor

Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda konuşan Bakan Çavuşoğlu, Asya’nın yeniden öne çıktığını söyledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Özbekistan’ın Semerkant kentinde Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katıldı.

Toplantıda konuşma yapan Bakan Çavuşoğlu, dünyanın zor bir dönemden geçtiğini vurguladı.

Dünyadaki gelişmelerin yeni fırsatlar oluşturduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, yakın istişarelerin sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

DHA’nın haberine göre Bakan Çavuşoğlu, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Bu konjonktür bir yandan da önümüze fırsatlar çıkarıyor. Tarih rotasını düzeltiyor. Asya yeniden öne çıkıyor.

“Ulaştırma koridorlarını geliştirmemiz bir zorunluluk”

Aramızdaki bağlantıları ve ulaştırma koridorlarını geliştirmemiz bir zorunluluk. Bu hedef, hem vizyon belgesinin hem strateji belgesinin önemli bir unsuru. Yarın kabul edilecek Ticaretin Kolaylaştırılması Strateji Belgesi, Basitleştirilmiş Gümrük Koridoru ve Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı anlaşmaları memnuniyet verici. Biz de Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’la üçlü süreçlerimize önem veriyoruz ve bunları devam ettireceğiz.”

Mevlüt Çavuşoğlu: Asya yeniden öne çıkıyor #1

“Bizi şoklara dayanıklı kılacak orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirmemiz şart”

Bakan Çavuşoğlu, orta ve uzun vadede daha dayanıklı olmak için stratejiler geliştirmenin önemli olduğunun altını çizerek, “İstanbul’daki toplantımızda, bölgemizde yaşanan gelişmeleri hep birlikte ele aldık. Zor bir dönemden geçiyoruz. Yakın istişareleri sürdürmemiz ve bizi şoklara dayanıklı kılacak orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirmemiz şart. Bir ortak atasözümüzün dediği gibi ‘Yalnız tuğla duvar olmaz, yalnız ağaç orman olmaz’. İstanbul Zirvesi’nde kabul ettiğimiz Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi, uzun vade için önemli bir adım oldu. Bunun ilk 5 yıllık uygulama kılavuzu olan strateji belgesini nihai hale getirmek dönem başkanlığımızın önceliklerinden birisiydi. Bunların hayata geçirilmesini sağlamak hepimizin ortak görevi.” diye konuştu.

Mevlüt Çavuşoğlu: Asya yeniden öne çıkıyor #2

“Türk Konseyi’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na kurumsal dönüşümü, vizyoner adımlar atmayı gerektiriyor.” diyen Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dönem başkanlığımız sırasında bu konuda önemli çalışmalar yapıldı. Bu adımları inşallah yarınki zirveyle önemli bir noktaya getireceğiz. Nahçıvan Anlaşması’nda değişiklik yapan protokolün liderlerimizce kabulüyle, hukuki altyapıyı tamamlamış olacağız. Protokolün teşkilatımıza kimlerin gözlemci olabileceğine dair hükmüne arkadaşlarımız dün çalıştılar. Türk yatırım fonunun kurulması kararı, dönem başkanlığımızın önemli adımlarından biri oldu. Elbette fona İstanbul olarak birçok üye ülkenin, kardeş ülkenin teklif ettiği gibi ev sahipliği yapmaya hazırız ve bu anlamda da eğer kabul edilirse Bişkek’te de güçlendirilmiş bir şubesinin açılmasını İstanbul’da teklif etmiştik. Varlık yönetim şirketi modeli hem fon kaynaklarının daha etkin idaresi hem de uluslararası kaynak sağlama bakımından en doğru seçim olacaktır.”

sonhaber.com

Devami

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbek mevkidaşı Mirziyoyev ile görüştü

Türk Devlet Teşkilatları 9’uncu Zirvesi’ne katılmak üzere Özbekistan’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı 9’uncu Zirvesi nedeniyle bulunduğu Özbekistan’ın Semerkant şehrinde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a görüşmenin ardından, “Yüksek Düzeyli İmam Buhari Nişanı” takdim edildi.

erdogana-ozbekistanda-yuksek-duzeyli-imam-buhari-nisani-takdim-edildi

http://trtavaz.com.

Devami

Cumhurbaşkanı Erdoğan Özbekistan’a gidecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9’uncu Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere yarın Özbekistan’a gidecek.

Türk Devletleri Teşkilatı’nda Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan üye; Türkmenistan ve Macaristan gözlemci üye olarak yer alıyor.

İstanbul’daki tarihi zirveden bir yıl sonra devlet başkanları yeniden bir araya gelecek.
Liderlerin bu yılki buluşma adresi Özbekistan’ın Semerkant kenti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Semerkant’ta iki gün sürecek temaslarda bulunacak. Zirve çalışmalarının yanısıra aralarında Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in de bulunduğu liderlerle kili görüşmeler de yapması bekleniyor.

Üye devletler arasındaki yatırımların artırılması ele alınacak

9’uncu Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin gündeminde ekonomi, ulaştırma ve ticaret gibi başlıklar olacak. Üye ülkeler arasındaki ticaret ve yatırımların arttırılmasına ilişkin görüşmeler yapılacak.

Registan Meydanı’na ağaç dikilecek

Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte ortaya çıkan enerji sorunu da gündemde olacak. Bu kapsamda üye ülkelerin liderleri, özellikle Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı enerji krizi ile ilgili son durumu değerlendirecek. Zirve kapsamında Semerkant’ın tarihi meydanı Registan’da ağaç dikme töreni de yapılacak.

Ağaç dikim töreni için hazırlıklar tamamlandı. Liderler burada ağaç dikimi gerçekleştirecek. Tören sırasında 7 ülkeden farklı şehirleri de bağlantı yapacak. İşte o bağlantılar bu ekrandan tören alanına yansıtılacak. Zirvede ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türk Dünyası’na katkılarından dolayı nişan takdim edilmesi bekleniyor.

Türkiye, dönem başkanlığını Özbekistan’a devredecek

Türkiye, 2 gün sürecek zirve çalışmalarının sonunda dönem başkanlığını 2019 yılında teşkilata katılan Özbekistan’a devredecek.

Zirve sonunda, alınan kararlara ve yapılan anlaşmalara ilişkin bildiri yayımlanacak.

 

Devami

“Türkiye’ye çıkış, deniz yoluyla dünya pazarlarına çıkış demektir” – Türk Konseyi’nin önemi üzerine analistler.

Ekonomist Abdulla Abdukadirov ve siyasi analist Kamoliddin Rabbimov, Kun.uz’un Türk Devletleri Konseyi ve Semerkant zirvesi için düzenlediği yuvarlak masa toplantısında örgütün Özbekistan için öneminden bahsetti.

Ekonomist Abdulla Abdukadirov ve siyasi analist Kamoliddin Rabbimov, Kun.uz’un Türk Devletleri Konseyi ve Semerkant zirvesi için düzenlediği yuvarlak masa toplantısında örgütün Özbekistan için öneminden bahsetti.

– Özbekistan’ın Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki mevcut ve gelecekteki çıkarları nelerdir?

(özbekça)

Abdulla Abdukadirov:

– Türk Şurası da bilindiği gibi tarihi birlik ve değerler temelinde oluşturulmuş bir teşkilattır. Tarihsel birlik ile ekonomik, kültürel ve siyasi işbirliği de bazı zorluklar yaratmaktadır. Örneğin, kültürel alanda bu kolaydır, ancak ekonomik ve politik alanlarda yürütülmesi zor kabul edilir. Adil olmak gerekirse, bir veya iki ülke bu tür organizasyonlarda itici güç olacaktır. Türkiye’yi sürücü olarak alırsak, bu ülkenin farklı ülkelerle sorunları ve çatışmaları farklı yıllarda çok arttı. Belki de bu yüzden Türk ülkeleri açısından fazla ilerleme kaydedemedik. Bunun önemini her yönden şimdi anlıyoruz. Bu nedenle Semerkant zirvesinin bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum.

Lojistik konusunu tek başına ele alırsak, çok şey yapılabilir. Mevcut sorunların en büyüğü bu ve bu sorunların çözümü günümüz için önemli ve hızlı bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Sadece bir örnek, Türkiye’den mal alsaydınız, İran üzerinden 2 hafta içinde size ulaşırdı. Şimdi bu süre 3-4 haftaya uzatıldı. Bu zirvede bizim için en ilginç olan nokta, lojistik sorununun ticaret konusunda çözülmesidir. Türkiye’ye gitmek, deniz yoluyla dünya pazarlarına gitmek demektir.

Bir diğer önemli alan ise karşılıklı yatırımdır. Sadece Antalya’da 400’den fazla Özbek aile yaşıyor. Bu da küçük bir yatırım değil. Semerkant’ta yapılacak olan zirvede Özbekistan’ın çeşitli girişimlerde bulunacağını ve bunun ticaret ve kültürel açıdan doldurulmasına yardımcı olacağını düşünüyorum.

Kamoliddin Rabbimov:

– Bu zirve siyasi açıdan da önemli. Türk Devletleri Konseyi üyeliğindeki ilk konu jeopolitik ve güvenliktir. Çünkü dünyanın en büyük savaşı Sovyet sonrası ülkeler arasında yaşanıyor. Devletler kendi jeopolitik kutuplarını yaratmaya çalışıyorlar. Orta Asya, Rusya’nın etkisinden ayrılmamış en büyük bölgedir. Ukrayna bu çemberi terk etti. Bu nedenle Türk ülkeleri ve Türkiye ile işbirliği bölgede stratejik öneme sahiptir. Türkiye, bağımsızlığını kazandığında Özbekistan’ı tanıyan ilk ülke oldu. Türkiye, Orta Asya ülkelerinin bağımsızlığını neredeyse bir asır bekledi. Bugün Avrasya bölgesindeki jeopolitik çatışma çok karmaşıktır. Bu nedenle Türk ülkelerinin jeopolitik olarak birbirlerine destek olmaları ve kaynak sağlamaları çok önemlidir. Devletlerin sınırları hiçbir zaman aynı kalmaz, sürekli daralmakta veya genişlemektedir. Dolayısıyla Türk ülkeleriyle işbirliği yapmaktan başka bir alternatif yok. Özbekistan’ın birçok yapısal kimliği vardır. Biz Müslüman ve Türk dünyasının birer parçasıyız. Ama anne sütüyle gelen kimliklerden biri de Türk ailesinin bir parçası olmamızdır.

Bugün Türkiye ilk 20 ülkeden biri haline geldi ve her yönden yenilik yapabildi. Neden ondan bir şeyler öğrenip onun örneğini takip etmemeliyiz?

https://kun.uz/news/2022/11/05/turkiyaga-chiqish-degani-dengiz-orqali-dunyo-bozorlariga-chiqish-degani-tahlilchilar-turkiy-kengashning-ahamiyati-haqida

Devami

Tacikistan’da gazeteci Saidamini 7 yıl özgürlüğünden mahrum bırakıldı

Duşanbe’de İsmail Somoni bölge mahkemesi Tacik gazeteci Zavqibek Saidamini’yi 7 yıl hapis cezasına çarptırdı. Bu, Tacik Özgürlük servisi tarafından bildirildi.

Yetkililer gazeteciyi yasaklı İslami Rönesans Partisi ve muhalefetteki “24’lü Grup” hareketiyle işbirliği yapmakla suçladı.

Savcı daha önce mahkemeden Saidamini’yi yedi buçuk yıl hapis cezasına çarptırmasını talep etmişti. Gazeteci, mahkemedeki son ifadesinde aleyhindeki suçlamaları kabul etmedi. Tacikistan İslami Rönesans Partisi ve “24 Grubu” da onunla herhangi bir işbirliğini reddetti. Diğer mahkeme detayları bilinmiyor.

38 yaşındaki Zavqibek Saidamini, uzun yıllardır bağımsız yayınlarla işbirliği yapıyor ve Tacikistan devlet televizyonunun First kanalında çalıştı.

Devlet televizyonundan ayrıldıktan sonra küçük bir dükkan açıp musluk yapımcısı olarak çalıştı ancak aynı zamanda sosyal medyada çeşitli konularda materyallerini yayınlamaya devam etti.

https://www.ozodlik.org

 

Devami

Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyi İşbirliği Anlaşması imzalandı

Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyi İşbirliği Anlaşması’nın imza töreni İstanbul’da gerçekleşti.

İmza törenine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, Türkiye Katılım Bankaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Osman Çelik ve Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkelerdeki banka birliklerinin temsilcileri katıldı.

Törenin açılışında konuşan Çakar, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal bir yapıda her alanda ilerlediğini, geliştiğini dile getirerek dünyanın karşı karşıya kaldığı değişimler ve zorlukların, bölgesel iş birliği yapılarının önemini daha da artırdığını ifade etti.

Çakar, son yarım yüzyıldaki gelişmelerin, ikili, bölgesel ve çok uluslu ilişkileri güçlü olan ülkelerin her alanda başarılı performanslar gösterdiğini ortaya koyduğunu, iş birliklerinin büyümeyi ve kalkınmayı desteklediğini, vatandaşların refah düzeyini artırdığını aktardı.

Çakar, dünyanın ekonomik merkezinin batıdan doğuya kaydığına işaret ederek, “Türk Dünyası Teşkilatı’na üye ülkeler batı ile doğu arasında merkezde yer almaktadır. Yüksek büyüme ve kalkınma potansiyelleri ile hem bölgesine hem de dünya ekonomisine yüksek katma değer sağlayabileceklerdir. Bölge doğal bir enerji, transit ve lojistik merkez olma konumundadır ve bu coğrafyadaki ülkelerin birbirini tamamlayıcı rolleri bulunmaktadır. Bu roller çerçevesinde büyük bir fayda ve değer merkezi oluşturmanın hepimiz için önemli kazançlar ortaya çıkaracağına inanıyorum.” diye konuştu.

Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin bankacılık sektörünün temsilcileri olarak Türk Devletleri Teşkilatı’nın çizdiği temel ekonomik prensipler ve hedefler doğrultusunda çalışacaklarını vurgulayan Çakar, şunları kaydetti:

“Siyasi ilişkiler ekonomik ilişkilerle desteklendiğinde çok daha güçlü, uzun ömürlü ve toplumlara daha fazla refah üreten nitelikte olacaktır. Siyasi ilişkilerin güçlendirilmesinde ve kalıcı hale getirilmesinde ekonomik adımların da çok önemli olduğunun bilincindeyiz ve bunun sorumluluğunu taşıyoruz. Türk Devletleri Bankalar Birlikleri Konseyi, üyelerinin özgür irade ve eşit haklar prensiplerine uygun olarak kurulmuş olan, üyelerini ortak çıkarlar temelinde bir araya getiren, ticari amacı olmayan bir sivil toplum kuruluşudur. Konseyin faaliyetleri üye devletlerin yasal düzenlemelerine, uluslararası sözleşmelere ve tüzüğe uygun olarak gerçekleştirilecektir. Türk dünyasının tarihi ve kültürel birikimlerinden, ekonomik ve bankacılık sektörü ilişkilerimizi geliştirmekte daha fazla yararlanmak amacındayız. Bu sayede, devletlerimiz arasında sağlam temelli oluşturulan siyasi ve toplumsal dayanışmayı ekonomik alanda somutlaştırarak kalıcı hale getirmek istiyoruz.”

Alpaslan Çakar, gelişmeler konusunda ortak platformlar, zirveler, forumlar, konferanslar, seminerler düzenleyerek bankacılık verilerini, düzenlemelerini ve iyi uygulamalarını paylaşacaklarını dile getirerek, dijital bankacılığın geliştirilmesinde, suç gelirleri ile mücadele ve uyum alanında, iklim ve çevre riskleri ile mücadelede, ödeme eko sistemlerinin yaygınlaştırılması konularında iş birliği yapmak istediklerini söyledi.

Birliklerinin ve üyelerin yakın ve koordineli etkileşiminin ve her alanda kurulacak iş birlikleri derinleştikçe ticaretin, turizmin ve finansal etkileşimin çok daha güçlü hale geleceğini ifade eden Çakar, “Bizler, Türk dillerini konuşan devletlerin birlikleri olarak çok taraflı iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlama sözünü bir kez de sizlerin önünde imzalarımızla belgeye bağlıyoruz.” diye konuştu.

“Bu imzalar hem siyasi hem ekonomik anlamda da çok önemli”

Törene katılan BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben de bunun çok gecikmiş bir imza töreni olduğunu, çok daha önceleri yapılması gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Tabii hem siyasi hem ekonomik anlamda da bu imzalar çok önemli. İnşallah bu imzayla birlikte Türk bankacılık sistemiyle bütün Türk devletleri banka sistemleri birbirleriyle çok daha yakın temas içerisinde olur. Hakikaten onların Türkiye’de, bizim bankalarımızın Türki Cumhuriyetlerdeki ülkelerde bankalar açmaları, bu işlemlerin, sistemlerin, gerek bankalar arası kart sistemi gerek diğer havale, EFT sistemlerinin mutlak surette birbirleri arasında çok güçlendirilmesinde fayda var. Bu toplantının bundan sonraki toplantılara da yol açacağını temenni ediyorum.”

Azerbaycan Bankalar Birliği Başkanı Zakir Nuriyev de, “Bankalar birliklerinin bir arada olmasının, her bir ülkenin bankalar birliğine menfaat sağlayacağına eminiz. Düşünün ki değişen dünyamızda bizim bu tür ilişkilerin kurulmasına, bu tür platformların yaratılmasına çok ihtiyacımız var. Özellikle bizi destekleyip bugünkü törenimize katılan Gürcistan, Macaristan ve Kıbrıs bankalar birliklerine ayrıca teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu birlik sadece bu coğrafyada kalmayacak gelecekte daha da genişleyecek.” diye konuştu.

Kazakistan Cumhuriyeti Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Marat Baitokov ise aktif olarak konseyde yer alacaklarını belirterek, doğuya giden yolun tam ortasında bulunduklarını söyledi.

“Şu anda büyük bir medeniyetten, büyük bir ekonomik ve finansal gelecekten bahsediyoruz.” diyen Baitokov, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunların doğuda olacağından bahsettiğimiz zaman şunun altını çizmek istiyorum, Kazakistan bankaları büyük bir memnuniyetle yeni gelecekte, yeniliklerde yer alacaktır. Kazakistan’da biz çalışmalarımızı yüksek seviyede gerçekleştiriyoruz. Bizim prensiplerimize uygun olarak yeni hedeflere ulaşıyoruz. 21 banka üyemizdir ve yerel bankalar onların yüzde 70’idir. Yüzde 10’u yabancı katılımlı bankalardır.”

Baitokov, şu anda Türk dili konuşan ülkelerle karşılıklı ticaret hacminin arttığını ve artmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Törende konuşmaların ardından aile fotoğrafı çekimi gerçekleştirdi. Tören imzaların atılmasıyla sona erdi.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/turk-devletleri-banka-birlikleri-konseyi-isbirligi-anlasmasi-imzalandi/6365000b01a30a3aac0847da

Devami

Fergana Vadisi’nin Ekonomi Politik Yapısı

Fergana Vadisi tarihi Türkistan coğrafyasının merkezinde kalan düzlükler içerisinde sulak ve verimli arazileriyle; Tanrı (Tiyanşan) ve Pamir Dağ silsilelerinin etkisiyle uygun iklim koşullarının sağladığı bereketli tarım ve kültür havzasıdır. Tarih boyunca göçebe Türk boylarının havalar soğuyunca Tanrı ve Pamir Dağlarından inip kışladıkları bu düzlükler Türklerin yerleşik hayata geçişinde önemli bir yerdir. Tarım ve hayvancılıktaki öneminin yanı sıra bölge tarihi İpek Yolu’nun en önemli güzergâhlarından birisidir. Bu bağlamda coğrafi açıdan stratejik öneme sahip olan Fergana Vadisi tam bir geçiş ve kavşak noktasıdır. Fergana Vadisi Türkistan tarihinin yaşadığı dönemlerin ve sahip olduğu etnik çeşitliliğin bir özetidir.

19. yüzyıl sonlarına kadar Hokand Hanlığı’nın merkezi olan Fergana ve çevresi bu dönemde Rus İmparatorluğunun işgali ile Rus egemenliği altına girmiştir. 1876 yılında Hokand Hanlığının ortadan kaldırılmasıyla birlikte bölge tamamen Rus kontrolünde olmuştur. Yaklaşık yarım asır süren Rus sömürgesi 1917 yılında isim değiştirmiştir. Çünkü Rusya’da Çar hanedanlığına son veren Bolşevikler iktidarı tamamen ele geçirene kadar Türkistan’da özgürlükten, emektaşlıktan, eşitlikten bahsetmişler bu dönemdeki kısmi otorite boşluğunda ise Türkistan Milli Muhtar Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Yalancı bahar denilebilecek bu dönemde Türkistan’ın batısındaki bağımsızlık çok kısa sürmüştür. Önce Lenin özellikle de halefi Stalin Türkistan’ın kardeş halklarını ayrı ayrı milletler gibi tanımlayarak girift sınırlarla birbirinden kopartmıştır. İçerisinde fitne tohumları ekilmiş bu yapay sınırlar özellikle Fergana Vadisinde bin yıllardır birlikte yaşayan Özbek, Kırgız, Tacikleri birbirinden ayırmıştır.

Fergana’da karmakarışık sınırlar çizilmiş hatta bir ülkenin sınırlarının içerisinde diğer ülkelere ait topraklar (anklav-eksklav) yer almıştır. Bununla da yetinilmeyip Sovyetler Birliğinin farklı bölgelerinden insanlar Fergana Vadisine sürgün edilip buradaki tarım arazilerinde yarı köle olarak çalıştırılmıştır.

Sovyetlerin Türkistan’ın en bereketli yerlerinden birisi olan Fergana Vadisi’ne gömmüş olduğu fitne mayınlarının ilki 1989 yılında Özbekistan içinde kalan kısmında infilak etmiştir. Sovyet istihbaratı 1944 yılında bu bölgeye zorla göç ettirilmiş olan Ahıskalı Türkler ile yerli Özbekler arasında çatışma çıkartmış, on binlerce Ahıska Türk’ü yarım asır sonra ikinci defa sürgün edilip Azerbaycan, Türkiye, Avrupa Ülkeleri ve diğer yerlere göç etmek zorunda kalmıştır.

Sovyetler Birliği’nin milyonlarca insana yaşatmış olduğu acılar ile birlikte 1991 yılında tarihin raflarında yerini alması aynı zamanda Türkistan’da peş peşe bağımsız devletlerin ortaya çıkmasının önünü açmıştır. Bu gelişmeyle birlikte tarih boyunca Emir Timur, Harzemşahlar, Şeybaniler ve Hanlıklar döneminde Fergana’da bir arada yaşamış, Çarlık ve Sovyet işgaline katlanmış olan kardeş halkları dikenli tellerle çevrili yapay sınırlar birbirinden ayırmıştır.

Türkistan’ın bağımsız cumhuriyetleri Fergana’daki karmakarışık ve kimi yerde de net olmayan sınırların kesinleştirilmesi için yıllardır çalışmalar yürütmüş olmasına rağmen sınır sorununu tamamen çözüp bir anlaşmaya varamamışlardır. Sınırların kesinleşmemesinden ötürü zaman zaman sınır çatışmaları meydana gelmiş, yüzlerce asker ve sivil hayatlarını kaybetmiştir. Sınır sorunlarının çözümü konusunda Özbekistan bütün sınırlarındaki komşuları ile olduğu gibi Fergana’da da Kırgızistan ve Tacikistan ile önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Buradaki asıl sorun 2021 yılı bahar ayrılarında patlat veren 2022 Eylül ayında tekrar şiddetlenen çatışmaların çıktığı Tacikistan ile Kırgızistan sınırıdır. Kırgızistan’ın stratejik konumdaki Batken vilayetinin yer aldığı bu bölgede aralıklarla çatışmalar çıkmakta her iki taraftan da asker ve siviller hayatını kaybetmektedir.

Ülke liderlerinin kısa sürede ateşkes sağlamasına rağmen sorunun aralıklarla devam etmesi genel olarak bölge hakkında “istikrarsız” imajı oluşturmaktadır. Küresel salgın hastalık (Covid 19) sonrasında ekonomik olarak zor günler geçiren her iki ülkedeki halkların var olan sınır ticaretinin de sonlandırmaları bu sorunları daha da derinleştirmektedir. Bütün bunlar her iki taraftan da gerek ülkelerinin iç kısımlarına gerekse Rusya, Türkiye ve Avrupa ülkelerine düzensiz göçü arttırmaktadır.

Çatışmaların Sebepleri Üzerine İddialar

Kırgızistan ve Tacikistan sınır hattında meydana gelen çalışmaların sebepleri araştırıldığında yukarıda bahsedilen tarihsel süreçten ötürü su kaynaklarının ortak kullanımı, yine Sovyet döneminde ortak kullanılan tarım arazilerinin ve otlakların bölüşüm sorunu gibi sınır hattını ilgilendiren sebepler ilk akla gelenlerdir. Bunun yanı sıra iki ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar nedeniyle yönetimlerin ülke halklarının dikkatini sınır hattına çekme gayreti olduğunu iddiaları var. Özellikle Tacikistan’da yaklaşık 30 yıldır ülkeyi yöneten ülke liderinin yönetimi oğluna bırakmak için uygun zemin oluşturmak istediği bu bağlamda sınırda kontrollü çatışmalar çıkartarak Tacik milliyetçiliği etrafında halkı birleştirme stratejisi güttüğü söyleniyor. Burada bir parantez açıp Türkistan’daki ülkelerin isimlerinin her ne kadar bir etnik gruba has verişmiş “… istan’lar” olmuş olsa da her birinde farklı Türk soylu halklar veya Türkler ile aynı inanç ve kültür havuzundan olan milletler olduğu gerçeğidir. Örneğin Fergana’da yer alan ancak Stalin tarafından Tacikistan’a bırakılmış olan tarihi Hocend şehri Özbeklerin yoğun yaşadığı bir yerdir. Aynı şekilde sınırın Özbekistan tarafında önemli sayıda Tacik ve Kırgız yaşarken, Kırgızistan tarafında da Özbek ve Tacikler yaşamaktadır.

Bir başka iddia ise Çin’in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında Kaşgar’dan Taşkent’e kadar uzanacak olan tren yolu projesinden Rusya ve İran’ın rahatsız olduğudur. Geçtiğimiz aylarda ete kemiğe bürünen bu proje için 14 Eylül 2022’de Semerkant’ta Çin Devlet Başkanı Özbekistan ve Kırgızistan Cumhurbaşkanları ile anlaşma imzaladı.

Ukrayna Savaşı ve akabindeki uluslararası ambargo sebebiyle Türkistan’daki etkinliğinin azalmasından endişe eden Rusya faktörü tam bu noktada devreye giriyor. Yaklaşık 150 yıldır domine ettiği Türkistan’ın batısını Çin etkisine bırakmamak için Rusya’nın tren yolu hattının geçeceği Fergana’da çıkan huzursuzlukların arkasındaki güç olabileceği tartışmanın odağında olan bir durum haline geldi. Bunu İran’ın Türkistan’daki Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin gelişmesine engel olmak için aynı etnik kökenden geldiği (inançları farklı) Tacikistan’ı kışkırttığı söylemi takip ediyor. Türkistan’ın doğusunu 1949’dan beri işgal altında tutan Çin yönetimi Türkistan’ın batısını da ekonomik gücü ile kontrol altına almayı düşünmektedir. Türkistan cumhuriyetleri ise açık denizlere kıyılarının olmamasından dolayı ülkelerinin ekonomilerini güçlendirmek için tarihte olduğu gibi günümüzde de Çin ile ticarete sıcak bakıyorlar. Ancak Çin tarihte olmadığı kadar çok nüfusu ve ekonomik potansiyeliyle ticaret yapmış olduğu yerlerde Çin kolonileri kuruyor.

Gerek tarihi sebepler gerek sınır boyundaki yerel halkların su/arazi/otlak paylaşım sorunu gerek gündem değiştirme iddiaları gerekse küresel aktörlerin stratejik emelleri kadim Türkistan’ın fakir halklarının giden canlarından kıymetli değildir. Başkalarının emperyalist hedefleri ticari ya da stratejik metaya indirgeyebildikleri Türkistan halkları bizim dil, inanç, kültür, tarih birliği içinde olduğumuz topluluklardır. Bunun için Rusya’nın dolduracağı boşluğu Çin’in kolonyal, İran’ın ideolojik hedeflerine bırakmamak için Türk Devletleri Teşkilatına önemli sorumluluk düşmektedir.

Son söz

“Bizi yakar bizim ateş. Söndürmektir tek çaresi”. Aşık Veysel

 

Ahmet AKALIN

Ankara Üniversitesi Doktora Öğrencisi

https://www.dunyabulteni.net/fergana-vadisinin-ekonomi-politik-yapisi-makale,21579.html

Devami