ŞİÖ’nün Semerkant Zirvesi örgütün faaliyetlerinde yeni sayfa açacak

Şanghay İşbirliği Örgütünün (ŞİÖ) 15-16 Eylül’de Özbekistan’ın tarihi Semerkant şehrinde düzenlenecek 22. toplantısının örgütün faaliyetlerinde yeni bir dönemin başlangıcı olması bekleniyor.

Tarihi Büyük İpek Yolu güzergahında yerleşen Semerkant’ta yarın başlayacak ŞİÖ üye ve gözlemci ülkeleri devlet başkanları zirvesinde önemli kararlar alınacak.

ŞİÖ Zirvesi’ne ilk defa örgüte üye, gözlemci ve davetli 15 ülkenin liderinin katılacak olması zirvenin önemini daha da artırırken zirvede, örgütün faaliyetlerinin geliştirilmesi ve genişletilmesine dair önemli kararların alınacak olmasının ise ŞİÖ için yeni bir dönemin başlangıcı olacağı öngörülüyor.

ŞİÖ’nün Semerkant Zirvesi, Kovid-19 salgını nedeniyle son 3 yıldan bu yana yüz yüze yapılacak ilk zirve olmasıyla da dikkati çekiyor. Bu, toplantıyı Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırım kararlarının ardından yüz yüze yapılacak ilk ŞİÖ Zirvesi olması nedeniyle daha da önemli kılarken, bazı uzmanlar zirvede Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına karşı ekonomik dayanışma oluşturulacağını iddia ediyor.

15 ülkenin lideri katılacak

Zirveye örgüte üye Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Pakistan, Hindistan ve Özbekistan, örgütün gözlemci üyesi Belarus, Moğolistan ve İran ile zirveye davet edilen Türkmenistan, Azerbaycan ve Ermenistan ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 15 ülkenin lideri ile 10 uluslararası kuruluşun üst düzey yöneticileri katılacak.

Zirvede 30’a yakın belgenin kabul edilmesi öngörülürken, bu dokümanlar örgütün faaliyetlerinin geliştirilmesi, bölgesel ticaret hacminin artırılması, sanayi ve ulaştırma alanlarında karşılıklı iş birliklerinin geliştirilmesi ve yeşil ekonomi, inovasyon, dijital teknolojiler, lojistik, tarım, tıp ve diğer alanlardaki ortak proje ve faaliyetleri kapsıyor.

Zirvede kabul edilecek esas belge olan ve üye ülkelerin en önemli bölgesel ve küresel sorunlara ilişkin somut tutumlarını içeren zirve sonuçlarına ilişkin Semerkant Deklarasyonu ise örgüt ülkeleri arasındaki karşılıklı iş birliğinin geliştirilmesi, bölgesel istikrar, güvenlik ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın daha da iyileştirilmesi, ulaşım koridorlarının iyileştirilmesi ve kültürel ilişkilerin derinleştirilmesine yönelik ortak yaklaşımları yansıtacak.

“Bugün ŞİÖ, yeryüzü nüfusunun yarısını birleştiren, dünyanın en büyük bölgesel örgütüdür”

Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev zirve öncesinde Özbek basını için kaleme aldığı yazısında, Özbekistan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü başkanlığının, küresel ölçekte şiddetli süreçlerin yaşandığı bir dönem sona erip tahmin edilmesi zor olan yeni bir dönemin başladığı kendine özgü bir “tarihi dönüşüm” dönemine denk geldiğini kaydetti.

Mirziyoyev, “Evrensel ilke ve normlara dayalı uluslararası iş birliği sisteminin ortadan kalktığı günümüzün gerçeğidir. Bunun temel nedenlerinden biri, küresel düzeyde ülkeler arasındaki karşılıklı güvenin yok olmasıdır. Bu da jeopolitik çatışmaları teşvik ediyor ve ‘bloklara ait olma’ klişelerinin yeniden doğması tehlikesini yaratıyor. Devletler arasındaki böyle bir karşılıklı güvensizlik süreci, dünya ekonomisinin önceki gelişme yoluna dönmesini ve küresel tedarik zincirlerinin toparlanmasını zorlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın çeşitli yerlerinde devam eden silahlı çatışmaların ticaret ve yatırım akışlarını aksattığını, gıda ve enerji güvenliği sorunlarını artırdığını vurgulayan Mirziyoyev, “Bu karmaşık ortamda, bir gerçek açıktır: Hiçbir ülke bu küresel tehditleri tek başına önleyemez veya üstesinden gelemez. Günümüzün birbirine bağlı dünyasında tehlikeli sorunlardan kurtulmanın tek yolu, her bir tarafın çıkarlarını dikkate almaya ve saygı duymaya dayalı, yapıcı diyalog ve çok taraflı iş birliğidir.” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, tüm tarafların çıkarlarını karşılayan uluslararası iş birliğinin, çok taraflı örgütler olmadan gerçekleştirilemediğini, uluslararası ve bölgesel kuruluşların ülkeler arasındaki çeşitli farklılıkların üstesinden gelmeye, karşılıklı anlayışı güçlendirmeye, siyasi ve ekonomik iş birliğini geliştirmeye, ticareti genişletmeye ve kültürel ve insani değişimi teşvik etmeye yardımcı olduğunu belirtti.

Örgütün farklı medeniyetlere, dış siyasi yönelimlerine ve ulusal kalkınma modellerine sahip ülkeleri birleştirebilen özgün bir devletlerarası yapı olduğunu vurgulayan Mirziyoyev, örgütün kısa bir zamanda uzun yol katettiğini ve küresel siyasi ve ekonomik sistemin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini dile getirdi.

Mirziyoyev, örgüte katılmak isteyen ülkelerin sayısının her geçen yıl arttığına işaret ederek “Bugün ŞİÖ, büyük bir coğrafi alanı kapsayan ve yeryüzü nüfusunun yaklaşık yarısını birleştiren, dünyanın en büyük bölgesel örgütüdür.” ifadesini kullandı.

“Semerkant’ta ŞİÖ’nün faaliyetinde yeni bir aşamanın başlangıcına tanık olacağız”

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, “Semerkant, dış politikada farklı önceliklere sahip ülkeleri bir araya getirebilecek ve uzlaştırabilecek bir platform haline gelebilir. Tarihsel olarak oluşturulmuş konsepte göre, Semerkant’tan bakıldığında dünya parça parça değil, bütün ve bölünmezdir. Semerkant, ŞİÖ kapsamında ilkesel olarak yeni bir ortaklık biçiminin oluşturulması için sağlam bir temel olabilir.” dedi.

Bu nedenle, Semerkant’ta ŞİÖ’nün faaliyetinde yeni bir aşamanın başlangıcına tanık olacağımızdan eminiz. Bu toplantıda örgüt genişleyecek ve örgütün gelecek gündemi oluşturulacak. Bunun derin bir sembolik anlamı var. ŞİÖ’nün yaklaşan zirvesinde alınacak kararların, hem bölgesel düzeyde hem de küresel düzeyde diyalog, karşılıklı anlayış ve iş birliğinin güçlendirilmesine önemli katkılar sağlayacağından eminiz.”

https://www.trtavaz.com.tr/haber

Devami

Kazakistan’da başkent isminin yeniden Astana olması tartışılıyor

Kazakistan’da başkent Nur Sultan’ın isminin yeniden Astana olarak değiştirilmesi önerildi.

Kazakistan Parlamentosunun alt kanadı olan Meclis’te bir grup milletvekili, ülkenin başkentine eski adı Astana’nın verilmesi önerisinde bulundu.

Öneride, halkın başkentin yeni adını kabullenemediği belirtilerek, “Bu nedenle, zamanında Birinci Cumhurbaşkanı (Nursultan Nazarbayev) tarafından önerilmiş Astana ismini başkente iade etmek tarihsel olarak adil olacaktır.” denildi.

Meclis’teki “Yeni Kazakistan” grubu milletvekillerinin söz konusu önerisi, kamuoyunda başkent isminin Nur Sultan’dan yeniden Astana olarak değiştirilmesi tartışmasını gündeme getirdi.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Meclis Başkanı Yerlan Koşanov, başkent isminin değiştirildiği günden bu yana toplumda çeşitli görüşlerin paylaşıldığını ve bunların çoğunluğunu eski isminin geri verilmesi yönünde olduğunu söyledi.

Senato Başkanı Maulen Aşimbayev de bu konuda halkın görüşlerinin dikkate alındığına işaret ederek, “Toplum destekliyor ise böyle bir karar alınmalı.” diye konuştu.

Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 19 Mart 2019’da cumhurbaşkanlığı görevinden istifa ettikten bir gün sonra Parlamento’da görevi devralan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, başkent Astana’nın ismini Nur Sultan olarak değiştirme önerisi yapmıştı.

Ülkenin farklı noktalarında düzenlenen gösteri ve imza kampanyalarına rağmen söz konusu öneri 23 Mart 2019’da Parlamento’da oy birliğiyle kabul edilmiş ve ülkenin başkentinin ismi “Nur Sultan” olmuştu.

http://trtavaz.com.tr

Devami

Demir sandalye, cop ve orakçılar – Çin Müslümanlara ne yapıyor? Haberler Dünya Çin

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, Çin hükümetinin Uygurlara ve diğer Müslümanlara yönelik politikalarının insanlığa karşı suç olarak görülebileceğini söyleyerek, Sincan’daki durumla ilgili uzun zamandır beklenen raporunu yayınladı.

İnsan hakları örgütleri uzun yıllardır Sincan Uyguristan’daki Uygurların ve diğer Müslüman etnik grupların haklarının Çin hükümeti tarafından ihlal edildiğini ve son zamanlarda bir milyondan fazla Müslümanın kendi istekleri dışında gözaltı kamplarında tutulduğunu bildirdi.

Çin hükümeti, bu geniş kamp ağını, hapishanelerle karşılaştırılabilir olduklarını reddederek “yeniden eğitim merkezleri” olarak adlandırıyor.

БМТ ҳисоботидан иқтибос

BBC, bu yıl, tutuklanan kişilerin fotoğraflarını içeren Çin polisi iç belgeleri olan sızdırılmış belgeler yayınladı.

Bu belgeler, Çin toplama kamplarına ilişkin iddiaların yanı sıra kadınlara tecavüz, işkence ve zorla kısırlaştırma iddialarının doğruluğunu kanıtladı.

Çin hükümeti, Uygurlara karşı bir baskı politikası izlediğini uzun süredir reddediyor.

Ancak en son BM raporu şu sonuca varıyor: “Uygurların ve ağırlıklı olarak Müslüman olan diğer grupların keyfi ve suistimal edilerek gözaltına alınma boyutu… uluslararası bir suç, özellikle insanlığa karşı suç teşkil edebilir.”

Хитой ҳукуматининг Уйғурларга қарши сиёсатига норозилик изҳор этаётган Туркиядаги Уйғур кексалари

( Türkiye’de yaşayan Uygurlar, uzun süredir BM’ye Çin’deki “yeniden eğitim merkezlerinin” faaliyetlerini soruşturması için çağrıda bulunuyor.)

BM raporunda, “İşkence veya zorla tıbbi tedavi ve sert gözaltı koşulları gibi kötü muamele iddialarının yanı sıra bireysel cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakalarına ilişkin iddialar da inandırıcıdır” denildi.

İnsan Hakları Yüksek Komiseri’ne göre, “2017’den bu yana aile planlaması politikalarının zorunlu olarak uygulanmasıyla birlikte üreme haklarının ciddi şekilde ihlal edildiğine dair ikna edici işaretler var.”

Raporda, “Yoksulluğu azaltma ve ‘aşırılıkçılığı’ önleme çalışma programları … dini ve ulusal ayrımcılık ve zorlama unsurlarına sahip olabilir” dedi.

BM raporu, Çin hükümetini insanların özgürlük haklarını geri getirmek için acil önlemler almaya çağırdı ve Pekin’in bazı eylemlerinin “insanlığa karşı suçlar da dahil olmak üzere uluslararası suçlar işlemek olarak görülebileceğini” söyledi.

Çin hükümeti, BM’nin Batılı ülkelerin emrettiği bir aldatmacadan başka bir şey olmayan bu raporu yayınlamamasını talep etti.

Dünya Uygur Kongresi, BM raporunu memnuniyetle karşıladı ve rapora uygun bir uluslararası yanıt verilmesi çağrısında bulundu.

Uygur İnsan Hakları Projesi başkanı Omar Qanot, “Çin hükümetinin artan inkarına rağmen, şimdi BM bu korkunç suçları resmen tanıdı” dedi.

https://www.bbc.com/uzbek/world-62751712

Devami

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Uygur Türklerine dair raporunu açıkladı: Çin’in uygulamaları insanlık suçu

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, uzun süredir beklenen Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerine dair raporunu açıkladı. Yüksek Komiser Bachelet’in görev süresi dolmadan dakikalar önce açıklanan raporda “terör ve aşırılıkla mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlallerinin işlendiği” belirtildi.

Yüksek Komiser Michelle Bachelet’in görev süresi bitmeden açıklayacağı sözünü verdiği rapor, Bachelet’in son görev gününde İsviçre saatiyle 23.48’de yayımlandı.

48 sayfalık raporda Sincan’da yaşayan 23 Uygur, 16 Kazak ve 1 Kırgız Türküyle detaylı mülakat yapıldığı, konuşulan isimlerden 26’sının 2016’dan bu yana belirli aralıklarla ya keyfi tutuklandığı ya da Çin’in yeniden eğitim kamplarında çalıştırıldığı bilgisi paylaşıldı.

CİDDİ İHLALLER İŞLENİYOR

Raporda Sincan bölgesinde “terör ve aşırılıkla mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlalleri işlendiği” ve bu ihlallerin “insanlık suçu teşkil edebileceği” vurgulanırken, “Hak ihlallerinin dayandırıldığı terörle mücadele kanunları, uluslararası insan hakları norm ve standartları açısından oldukça sorunludur. Bölgedeki yetkililere geniş soruşturma, yasaklama ve baskı imkanı tanıyan bu yasada belli belirsiz, geniş ve ucu açık tanımlamalar bulunmaktadır.” ifadesi yer aldı.

Yüksek Komiser Michelle Bachelet

Yüksek Komiser Michelle Bachelet

KAMPLARDAKİ MUAMELE ENDİŞE VERİCİ

Bölgedeki yeniden eğitim kamplarında tutulanlara yönelik muamelenin endişe verici olduğu, işkence, kötü muamele ve zorunlu tıbbi tedavi uygulandığına dair raporların güvenilir bulunduğu belirtildi.

Komiserliğin eriştiği belgelerin, söz konusu hak ihlallerinin net bilançosunu çıkarmaya yetmeyeceği fakat “yeniden eğitim kamplarındaki ayrımcı ortamın, bu tesislerde insan hakları ihlallerinin geniş eksende yaşandığını doğrulayacak yeterlilikte olduğunun” altı çizildi.

Yeniden eğitim kamplarında tutulan Müslüman azınlığa mensup kişilerin temel insan haklarından mahrum edildiği kaydedilerek, “Dini kimlik, ifade, mahremiyet ve hareket özgürlükleri usulsüzce yasaklanmıştır.” denildi.

ÇİN HÜKÜMETİNE ÇAĞRI

Çin’in Sincan’daki baskıcı ve ayrımcı uygulamalarının etkisinin sınırları aştığı, tutuklamalar ve eğitim kamplarında zorla çalıştırmalardan ötürü birçok kişinin ailesinden ayrı düştüğü veya baskı ortamından ötürü ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı vurgulandı.

Raporun sonunda Çin hükümetine, “yeniden eğitim kampları, cezaevleri ve benzeri tutukluluk merkezlerinde keyfi tutulanların derhal serbest bırakılması”, “Sincan’da aile mensuplarının haber alamadığı kişilerin nerede olduğuna dair bilgi verilmesi”, “terörle mücadele, ulusal güvenlik ve azınlık haklarına dair yasaları gözden geçirecek çalışma planı oluşturulması”, “yeniden eğitim kamplarındaki hak ihlallerinin ivedilikle araştırılması” ve “bölgedeki cami, tapınak ve mezarlıkların yıkıldığına dair iddialara somut veriler sunularak açıklık getirilmesi” çağrıları yapıldı.

RAPOR 8 AY GECİKMELİ AÇIKLANDI

Komiserlikten 10 Aralık 2021’de yapılan açıklamada, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Çin’in uygulamalarına ilişkin raporun haftalar içinde açıklanacağı duyurulmuştu.

Açıklamanın ardından aylar geçmesine rağmen raporun yayımlanmaması, Uygur Türkleri başta olmak üzere uluslararası hak gruplarından tepki görmüştü.

23-28 Mayıs’ta Çin’e giden ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni de ziyaret eden Bachelet, ziyaretin ardından Çin’in başkenti Pekin’de düzenlediği basın toplantısında, raporun ne zaman açıklanacağına ilişkin bilgi vermekten kaçınmıştı.

Çevrim içi ortamda düzenlenen basın toplantısına BM’ye akredite gazetecilerin internet yoluyla katılımına izin verilmemesi de tepkileri çekmişti.

Devami

Özbekistan, potansiyeliyle Türk iş insanlarına yeni yatırım fırsatları sunuyor

31 yıl önce bağımsızlığını ilan eden “kardeş ülke” Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler her geçen yıl daha da gelişirken ticaret hacminin bu yıl 5 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

Özbekistan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılma sürecine girmesi üzerine 1 Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan etti.

Özbekistan’ı 16 Aralık 1991’de tanıyan ilk ülke Türkiye olurken iki ülke arasında diplomatik ilişkiler 4 Mart 1992’de kuruldu.

Türkiye ile  Özbekistan arasında uzun yıllar durağan giden ilişkilerin seyri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kasım 2016’da Semerkant’a yaptığı ziyaretle değişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söz konusu ziyaretinde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile yaptığı görüşmeyle iki ülke ilişkileri canlandırıldı ve yeni bir dönem başladı.

Bunun ardından Mirziyoyev, Ekim 2017’de Cumhurbaşkanı sıfatıyla 21 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden en üst düzey Özbek yetkili oldu.

2022 yılı ticaret hacmi hedefi 5 milyar dolar

Türkiye ile Özbekistan arasındaki ticari ilişkilerde de yeni bir dönem başladı.

2016’da 1 milyar 242 milyon dolar olan ikili ticaret hacmi, 2020 yılında 2 milyar 101 milyon dolara, 2021’de de 3 milyar 645 milyon dolara ulaştı.

Özbekistan’ın en çok dış ticaret yaptığı ilk 5 ülke arasında yer alan Türkiye ile ticaret hacminin bu yıl 5 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Türkiye, Rusya ve Çin’in ardından Özbekistan’da en çok şirket kuran üçüncü ülke oldu.

Türk şirketleri en çok Taşkent, Semerkant ve Fergana bölgelerinde iş yaparken Türk iş insanları özellikle tekstil, inşaat, sanayi, sağlık, ticaret ve tarım sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Türk şirketlerinin Özbekistan’daki yatırımları 1,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Müteahhitlik firmaları da Özbekistan’da bugüne kadar 5 milyar dolarlık 241 projeye imza attı.

 “Özbekistan, bölgenin gelişime açık ülkesi”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Özbekistan İş Konseyi Başkanı Özgür Onur Özgüven, iki ülkenin kültürel ve ekonomik olarak kuvvetli bağlara sahip olduğunu söyledi.

Son 5 yılda yakalanan güçlü iletişimle Özbekistan’ın Türkiye için stratejik açıdan büyük önem taşıyan Orta Asya’da ticari ilişkilerin en kuvvetli olduğu ülkeler arasında yer aldığını belirten Özgüven, şöyle konuştu:

“2017’den bugüne Özbekistan’ın gösterdiği gelişimde Türk iş insanlarının da büyük payı var. Birçok alanda Türkiye’nin tecrübelerinden faydalanmayı tercih eden Özbek iş insanlarının Türk iş insanlarıyla kurduğu ilişkilere paralel, iki ülke arasındaki ticaret hacmi de genişledi. Özbekistan’da geçen yıl 407 Türk sermayeli şirket kuruldu ve toplam Türk şirketi sayısı 2021’de 1916’ya ulaştı. Türkiye bugün ülkedeki yabancı şirketler arasında Rusya ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer alıyor. Orta Asya’nın kalbi olan Özbekistan, bölgenin en bakir ve gelişime açık ülkesi. Gerek inşaat, altyapı gerekse ürün ve hizmet alanlarında çeşitli ihtiyaçları bulunan ülkede Türk iş insanları için çok büyük potansiyel var. Özbekistan’ın 2021-2026 vizyonunda otoyollar, enerji tesisleri, hastaneler, okullar, fabrikalar gibi çok sayıda önemli ihtiyaç mevcut. Bu dönem kapsamında önemli finans kuruluşlarıyla planlanan yaklaşık 14 milyar dolarlık (yap-işlet-devret) projeler de bulunuyor. Ülkede Türk firmaları için çeşitli alanlarda fırsatlar var.”

Özgüven, 2021’de Türkiye’nin Özbekistan’a ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 60 artarak 1,84 milyar dolar seviyesine yükseldiği bilgisini vererek, Türkiye’nin bu ülkeden ithalatının da aynı dönemde yüzde 88 artarak 1,8 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Dış ticaret hacminin 2021’de bir önceki yıla göre yüzde 71 artarak 3,6 milyar dolar seviyesine yükseldiğine dikkati çeken Özgüven, “2022’nin ilk 6 ayında ise ihracatımız 842 milyon dolar, ithalatımız ise 857 milyon dolar olarak gerçekleşerek, dış ticaret hacmimiz 1,7 milyar dolar düzeyinde oldu. Bu doğrultuda 2021’in ilk 6 ayına kıyasla dış ticaret hacmimiz yüzde 7 azaldı ancak yine de yılın kalan kısmında 5 milyar dolar hedefinin yakalanabileceği düşünülmektedir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın martta Özbekistan’a yaptığı ziyarette imzalanan anlaşmaların en büyük getirisinin iki ülke arasındaki ticaret hacminin önce 5 milyar dolara, ardından da 10 milyar dolara çıkartılması olacağını vurgulayan Özgüven, iki ülke ilişkilerini daha da güçlendiren bu anlaşmaların getirilerinin daha çok orta ve uzun vadede görüleceğini ifade etti.

2021 verilerine göre Özbekistan’ın ihracatının yüzde 45’ini altın ve mücevherin oluşturduğuna işaret eden Özgüven, “kardeş ülke”nin Türkiye’ye ihracatında ise ilk sırada bakır ve bakırdan eşyaların yer aldığını bildirdi.

Özgüven, ikinci sırada pamuk ve pamuk ipliğinin yer aldığını, Türkiye’nin Özbekistan’dan ithalatının yüzde 25’ini bu ürünlerin oluşturduğunu dile getirerek, Özbekistan’ın Türkiye’den ithal ettiği ürünlerin ise makinalar, elektrikli cihazlar ve plastiklerden oluştuğunu söyledi.

DEİK Türkiye-Özbekistan İş Konseyi olarak çok sayıda etkinliğe imza atıp, Özbekistan’da iş yapan firmaların işlerini kolaylaştırmak ve ülkede iş yapmak isteyen firmaları bilgilendirmek için çevrim içi ve fiziki toplantılar gerçekleştirdiklerini söyleyen Özgüven, şunları kaydetti:

“Türkiye ile Özbekistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla İş Konseyimiz, 2022’de aktif faaliyetlerine devam ederek, Türkiye-Özbekistan İş Konseyi Yürütme Kurulu Heyetinin Taşkent ziyaretini, Özbekistan Fergana Valisi ve beraberindeki heyetle Bölge Tanıtım Toplantısı’nı, Özbekistan’ın Kamu-Özel İş Birliği Projeleri Toplantısı’nı, Özbekistan’ın Enerji Potansiyeli Webinarını ve Özbekistan/Andijan Valisi ve beraberindeki heyetin katılımıyla Bölge Tanıtım Toplantısı’nı gerçekleştirdi. Özbekistan’da İş Konseyimizin daha fazla tanınması için de etkinlik ve tanıtımlarımızı gerçekleştiriyor, Özbekistan’a uçak seferlerinin artırılması ve çeşitlendirilmesi, mevzuatların, yönetmeliklerin güncellenmesi gibi önemli konularının çözümünü de ilgili makamlarda gündeme getiriyoruz.”

http://trtavaz.com.tr

Devami

Bakan Akar, dost ve kardeş ülkelerin savunma bakanları ve yardımcıları ile görüştü

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar beraberindeki TSK komuta kademesi ile dost ve kardeş ülkelerin savunma bakanları ve bakan yardımcıları ile bir araya geldi.

Akar, davetlisi olarak Türkiye’de gelen Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kazakistan Savunma Bakan Yardımcısı Tümgeneral Sultan Kemaleddinov, Kırgızistan Savunma Bakan Yardımcısı Tuğgeneral Akylbek İbraev ve Özbekistan Savunma Bakan Yardımcısı Albay Hamdan Karşıyev ile Kalender Kasrı’nda yapılan toplantıda buluştu.

Toplantıya, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Gülan da katıldı.

www.trtavaz.com.tr

Devami

Özbekistan: Semerkant’ta yapılacak ŞİÖ Zirvesi’ne 14 devlet başkanı katılacak

Özbekistan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeki (ŞİÖ) Milli Koordinatörü Rahmatulla Nurimbetov, Eylül de Semerkant şehrinde düzenlenecek ŞİÖ Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 14 ülkenin devlet başkanının katılacağını belirtti.

Nurimbetov, 15-16 Eylül’de yapılacak ŞİÖ Zirvesi’ne hazırlık çalışmalarıyla ilgili basın mensupları için bilgilendirme toplantısı düzenledi.

Nurimbetov, zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 14 ülkenin devlet başkanları ile 10 uluslararası kuruluşun üst düzey yöneticilerinin katılmasının planlandığını belirterek bu zirvede örgüte üye ülkeler arasında ticari-ekonomik, yatırım, turizm, kültürel ve insani alanlardaki iş birliğinin geliştirilmesine yönelik 20’den fazla anlaşmanın imzalanmasının öngörüldüğünü kaydetti.

Zirveye örgüte üye Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Pakistan, Hindistan ve Özbekistan ile örgütün gözlemci üyesi Belarus, Moğolistan ve İran cumhurbaşkanları ile ev sahibi Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in davet ettiği Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağını belirten Nurimbetov, zirveye ayrıca örgütün diyalog ortağı ülkelerden de üst düzey katılımların olacağını dile getirdi.

Nurimbetov, ayrıca Türkiye’nin, Özbekistan’ın yakın stratejik ortağı ve kardeş ülke olduğunu belirterek “Günümüzde bölgedeki gelişmeler ve Özbekistan’ın dış politik hedefleri göz önünde bulundurulduğunda Türkiye gibi bir ülkenin ŞİÖ Devlet Başkanları Zirvesi’ne davet edilmesi yerinde bir karar. Bu, tüm örgüt üyesi ülkeler tarafından desteklendi.” dedi.

15 Haziran 2001’de kurulan ŞİÖ’ye üye ülkeler Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan, Özbekistan, Hindistan ve Pakistan olarak sıralanıyor. Türkiye, örgüte 2012’de diyalog ortağı olmuştu.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/ozbekistan-semerkantta-yapilacak-sio-zirvesine-14-devlet-baskani-katilacak/6308aafc01a30a07c82c7cff

Devami

SOCAR Türkiye’ye Özbekistan’dan ziyaret

Azerbaycan ve Özbekistan arasında kurulan iş birliği kapsamında Özbekistan devlet şirketi Uzbekneftegaz’dan downstream alanında uzman bir heyet, SOCAR Türkiye’yi ziyaret etti.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, SOCAR Türkiye’nin Aliağa’da yer alan rafineri-petrokimya tesislerini Özbekistan devlet şirketi Uzbekneftegaz’dan bir heyet ziyaret etti.

Gerçekleştirilen toplantılarda varlıkların yönetilmesi, iş sağlığı ve güvenliği, teknik servisler, dijitalleşme, değer yaratma, çevik dönüşüm konularında karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.

Özbek heyetinin Türkiye ziyareti öncesi SOCAR üst yönetimi, SOCAR Başkanı Rövşan Najaf’ın da katılımıyla Uzbekneftegaz’a ziyarette bulunmuştu.

Azerbaycan ve Özbekistan arasında kurulan iş birliği programı kapsamında turizm, sanayi ve ekonomi alanında önemli çalışmalar yapılıyor. Devlet petrol şirketi Uzbekneftegaz, iki ülke arasında imzalanan iş birliğinin ardından ilk olarak çalışmalara SOCAR Türkiye’yi ziyaret ile başladı.

3 gün süren ziyaret sırasında SOCAR Türkiye ile Uzbekneftegaz Downstream yetkilileri bilgi alışverişi yaparak iş birliğine destek verdiler. SOCAR Türkiye uzman ekibi ise eylül ayında Uzbekneftegaz’ı ziyaret edecek.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/socar-turkiyeye-ozbekistandan-ziyaret/6303611b01a30a24084c9540

Devami

Mirziyoyev’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Mardin ve Gaziantep’teki kazalar dolayısıyla taziye mesajı

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Mardin ve Gaziantep’teki trafik kazalarında hayatını kaybedenler için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a taziye mesajı yolladı.

Mirziyoyev, taziye mesajında, çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan Mardin ve Gaziantep’teki trafik kazaları sebebiyle üzgün olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Mardin ve Gaziantep’teki trafik kazalarında hayatını kaybedenler için Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralılara ise acil şifalar diledi.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur

Devami

Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev, Suudi Arabistan ziyareti sırasında kutsal Mekke şehrini ziyaret ederek umre yaptı.

Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev, Suudi Arabistan ziyareti sırasında kutsal Mekke şehrini de ziyaret ederek umre yaptı.

Devletın reisi dinimizin esaslarına göre ihrama girdi, namaz kıldı, telbiye okudu ve Mescid-i Haram’a gitti.

Ka’batullah’a girmenin Müslümanların hayalini kurduğu büyük bir şeref olduğu bilinmektedir. Cumhurbaşkanımızın böyle bir şerefi vardı ve Ka’batullah’ın içinde namaz kıldı.

Ardından Beytullah çevresinde yedi tavaf yapıldı, Safa ve Merve tepeleri arasında yedi deneme yapıldı.

Ülkemiz delegasyonu üyeleri, ilim adamları ve aydınlarla birlikte ülkemize barış ve kalkınma, insanlarımıza sağlık ve esenlik dileyerek dualar okundu.

https://president.uz/uz/lists/view/5439?fbclid=IwA

 

Devami