“MXX” CİNAYETLERİ TAKSİM’DE PROTESTO EDİLDİ!

 

IMG-20150220-WA0120

MXX” CİNAYETLERİ TAKSİM’DE PROTESTO EDİLDİ!

Özbekistan istihbaratı MHH ve Rus istihbaratı FSB’nin birlikte organize ettiği “Muhacir suikastleri” dün İstanbul’da yaşayan Türkistanlı muhacirler tarafından düzenlenen bir yürüyüş ve basın açıklaması ile protesto edildi.

Dün İstanbul Taksim’deki İstiklal Caddesi, Türkistanlıların “Muhacir Cinayetlerine Son!”, “Katil Kerimov Hesap Verecek!” şiarlarını dinledi. Türkistan-der öncülüğünde, Mazlumder, İHH ve Doğu Türkistan Maarif Derneği’nin destek verdiği yürüyüşe İstanbul’un değişik semtlerinde oturan Türkistanlılar katıldı.

Eylem İstiklal Caddesi’ndeki Ağa Camii’nde kılınan Cuma namazından sonra başladı. Camii’nin önünde kortej oluşturan Türkistanlılar Özbekçe ve Türkçe “ОБИД ҚОРИ НАЗАРОВГА СУИҚАСД ҚИЛГАН И.А. РЕЖИМИДИР”, “ABID QARİ NAZAROV SUİKASTİNİN FAİLİ KERİMOV REJİMİDİR!” yazılı pankartlar ile üzerinde Abid Nazarov qarinin resmi bulunan büyük bir pankart açtılar. Daha sonra yürüyüşe geçen kortej, Zulüm Ne Zamana Kadar !”, “Zulum Qachon Tugaydi 1”, “Katil Kerimov Hesap Verecek”, “Türkiye kardeşine sahip çık”, Yo’qolsın Zulm, Kelsin Adolat”, “Yok olsun Zulüm Yaşasın Hurriyet”, “Muhacir Cinayetleri Dursun” sloganlarını attı.

İstklal Caddesi boyunca halk ve esnaf, Türkistanlılara destek verdi. Yürüyüş İsveç İstanbul Konsolosluğul’na kadar devam etti

Konsolosluk önünde ulaşan Türkistanlılar Basın Açıklaması metninin okunması ve destekçi kuruluşların konuşmalarını yapmaları için burada toplandı. Türkistan-Der adına tedbiri yöneten Alim beg, üç yıl önce İsveç’te Abid qari Nazarov’a suikast yapılmasını ve faillerin bulunamasını kınamak için burada toplandıklarını ifade etti. Daha sonra ilk sözü Özbek siyasetçi Dr.Namaz Normumin‘e verdi. Normumin şunları söyledi:

Bismillah ..essalamu alaykum ve rahmatullah.  Sevgili kardeşlerim! Bugün biz buraya alçakça yapılan bir cinayeti protesto etmek için toplandık. Bu cinayet 2012 yıl Şubat ayında AB merkezinde yani İsveç’te yaşana bizim saygıdeğer hocamız Abit Qarı Nazarov’a karşı     işlenmişti. Canı katıl olan birisi hocamıza yakın mesafeden ateş ederek kafasından ağır yaralamıştı. Bu cinayeti Özbekistan diktatörü İslam Kerimov rejiminin işlediğinden hiç kuşkumuz yoktur. Biz bu cinayeti de onu işleyen zulüm rejimini de protesto ediyoruz.Yok olsun zulüm! Yaşasın adalet! Biz Müslümanlar bugün olduğu gibi her zaman zulüm ve zalimlere karşı birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Allah cc hepinizden razı olsun”.

Daha sonra söz alan Doğu Türkistan Maarif Derneği Yönetim Kurulu üyesi Abdusselam, “Kendisi de zulüm altında olan Dpğu Türkistan halkının bir evladı olarak konuşuyorum. Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da zulüm ve işkence artık yasal hale gelmiştir. Bize yapılan zlmün bir benzeri, Batı Türkistan’da Özbekistan’daki kardeşlerimize de yapılmaktadır. Çin’in bize yaptığınu Kerimov rejimi kendi haalkına reva görüyor. Özbek kardeşlerimizle daayanışma içinde olduğumuzu duyuruyorum” dedi.

Mazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ve İstanbul Şube başkanı Cüneyt Sarıyaşar da eyleme katıldı. Mazlumder adına konuşan Genel Başkan Ahmet Faruk Ünsal:

Özbekistan, kendi topraklarında muhalif düşünceye sahip insanlara hayat hakkı vermediği gibi uyguladığı baskılardan kaçan muhalif  liderlere, kanaat önderlerine ve ilim adamlarına dünyanın birçok yerinde suikastlar düzenleyerek katletmektedir. Obid Qori Nazaraov İsveç topraklarında Avrupa’nın göbeğinde suikasta uğramış olup hala bitkisel hayattadır. İsveç adli ve yargı müessesi hiçbir somut netice ortaya koymamış, üstelik yakalanan zanlıları da serbest bırakmıştır. Bu suikastların sorumluluğu İsveç yargısı ve siyasi iradesinin boynunda asılı durmaktadır. Özbeskistan’ın bu suikast ve cinayetlerine son vermesi için özellikle topraklarını kullandığı ülkelerin hükumetlerini hızlı ve adil bir yargı ile failleri bulması ve Özbekistan yönetimine net bir baskı kurması gerekmektedir. Aynı zamanda söz konusu ülkelerin egemenlik haklarına tecavüz de sayılan bu suikast ve cinayetlerin son bulması için İsveç yönetimini devlet onuruna ve sorumluluğuna davet ettiğimiz gibi yakın zamanda Türkiye topraklarında da bir Özbek alimin katledildiğini hatırlatarak TC hükumetini de bu konuda Özbekistan’a baskı yapmaya davet ediyoruz. “ dedi.

Son olarak Türkistan-Der Genel Başkanı Burhan Kavuncu, katılımcı kuruluşlar adına hazırlanan ortak basın açıklaması metnini okudu. Kavuncu daha sonra okumuş olduğu metni İsveç Konsolosluğu görevlerine teslim etti.

 

20 şubat 2015 günü Taksim’deki İsveç Konsolosluğu önünde okunan Basın Açıklaması metni :

Abid qari Nazarov suikasdi aydınlatılmalıdır !

Avrupa’nın en ‘medeni’ ülkelerinden birisi olan İsveç devletinin yetkili ve sorumlularına sesleniyoruz.

Ülkenizde bir Müslüman, bir din adamı, bir alim silahlı saldırıya uğradı. 2012 yılında, bundan tam üç yıl önce, silahlı saldırıda başına isabet eden kurşunlarla ağır yaralanıp 2.5 sene komada kalan qarimiz, hocamız Abidhon Nazarov’un suikasdçileri, tetikçiler ve onların arkasındaki katiller nerede?

Şu anda Abidhan Nazarov’a yapılan suikasdle ilgili bir tek kişi bile gözaltında değil.

Rusya’da yakalandığı iddia edilen tetikçi Yuriy Jukovski’nin nerede olduğu bilinmiyor. Kamera görüntülerine göre silahlı saldırının faili olduğu açıklanan Yuriy Jukovski Rusya’dan geri istenmiş midir? Ne işlem yapılmıştır? Yakalanan Özbekistanlı Bahodir Po’latov ve Nodira Aminova, İsveç mahkemesi tarafından 2013’te serbest bırakılmıştı. Dava dosyasında kamuya açık olması gereken bilgiler, neden gizlenmektedir? Yoksa bu suikasdin üzeri örtülmek mi istenmektedir?

Bundan üç yıl önce meydana gelen silahlı saldırının soruşturması, tam anlamıyla “faili meçhul” bir noktadadır. Faili meçhul cinayetler, bir ülkenin yüz karasıdır. Size güvenmiş, sizin koruma güvencenizi kabul ederek ülkenize yerleşmiş bir yabancıyı, bir Müslüman Özbek’i korumadınız, koruyamadınız. Koruyamadığınız gibi, failleri de yakalamadınız. Failler hakkında kamuoyuna bilgi vermekten de kaçınıyorsunuz?

Biz Abidhon Nazarov hocamıza yapılan suikasdin faillerini biliyoruz. Aslında bunu siz de biliyorsunuz. Bu suçluları, failleri açık açık ilan ediyoruz: Bundan önceki alim, gazeteci, siyasetçi, insan hakları savunucusu Özbekleri kim katletmişse, bu olayı planlayan ve uygulayan da odur. Daha iki ay önce İstanbul’da Abdullah Buhari hocayı öldürenler yakalandı. Katillerden Sabir Şükürov, MXX Özbekistan İstihbaratı adına çalıştığını itiraf etti. Bundan önce Abdullah Utayev, Abdulveli Qari, Muhammad Rafiq Kemalov, Alişir Saipov, İsomiddin Akbarov, Fuad Şakiri, Muxtarcan Aka’yi öldürenlerin bir kısmı belli oldu. 2000 yılında Muzaffer Avazov’u Jaslık Hapishanesi’nde diri diri haşlayarak öldüren de, bu seri cinayetleri planlayan ve uygulatan da diktatör Kerimov’un rejimidir.

İsveç devleti, Kerimov rejiminin suçlarına ortak olmak istemiyorsa failleri bulmalı, olayı karanlıkta bırakmamalıdır.

Kerimov rejiminin cinayetleri bunlardan ibaret değildir. Özbekistan’ı açık hava hapishanesine çevirmiştir. Diktatörlük yönetimi, işkencehanelerde her yıl yüzlerce kişiyi katlediyor. Çocukları zorla evlerinden topluyor ve pamuk tarlalarında ücretsiz olarak çalıştırıyor. Halkımız, tarihinde en aşağı ve en yoksul bir seviyeye düşürüldü. Milyonlarca insan bir parça ekmek bulabilmek için, evlerini yurtlarını terk edip başka ülkelere gitti.

Bugün Özbekistan’da konuşmak yasak. Serbest gazetecilik, siyaset, sivil toplum örgütlenmesi, toplantı ve gösteri düzenlemek, seçimlerde aday olmak yasaktır. Hatta minarelerden ezan okunması, kadınların başlarını örtmesi, gençlerin camiye gitmesi yasaktır.

Böyle bir zulmü insanın havsalası kabul etmiyor. Bu zulmü biz Sovyet döneminde, Stalin zamanında görmüştük.

Bu zulüm de elbette sona erecektir.

Biz Türkistanlı Müslümanlar, Orta Asya’daki bu ilkel, köhnemiş diktatörlük rejiminin biteceğine ve cinayetlerin sorumlusu seri katillerin hesap vereceğine inanıyoruz.

Allah biz bilan, Allah bizimledir.

D.TÜRKİSTAN MAARİF D. –          İHH –            MAZLUMDER –               TÜRKİSTAN-DER

 

FOTOĞRAFLAR

IMG-20150220-WA0081

IMG-20150220-WA0106

 

 

IMG-20150220-WA0080          IMG-20150220-WA0078

 

IMG-20150220-WA0123

 

IMG-20150220-WA0127

 

IMG-20150220-WA0112

 

IMG-20150220-WA0025

 

IMG-20150220-WA0003

 

IMG-20150220-WA0016

 

 

 

 

Devami

1 Yılda 100 Kırgızistanlının Türkiye’de Tedavi Görmesi Hakkında Anlaşma Yürürlüğe Girdi

Kırgızistan ve Türkiye hükümetleri arasında imzalanmış olan anlaşma “tıp eğitimi ve sağlık  alanında yardımlaşma” konularını içeriyor.  Anlaşma 27 Ocak’ta yürürlüğe girdi.

Kırgızistan Sağlık Bakanı Talantbek Batıraliyev’in verdiği bilgiye göre, sözü geçen anlaşma, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’in Türkiye’ye 3 Haziran 2014’te yaptığı resmi ziyaret esnasında imzalanmıştı. Aynı ziyarette “Kırgızistan ve Türkiye Stratejik İşbirliği Yüksek Konseyi 3. oturumu”  da gerçekleştirildi.

Kırgız Bakan, “Anlaşma çerçevesinde, Türk taraf, bir yıl süresinde Kırgızistan’ın sağlık kurumlarında tedavi edilemeyen 100 Kırgızistan vatandaşına yüksek kaliteli ve yüksek teknolojik tıbbi bakım sağlanmasında yardımcı olacak” dedi.

Kabara

Devami

İslam Kerimov yeniden Cumhurbaşkanı adayı

16.01.2015

Özbekistan’i 26 yıldır yönetmekte olan ve dünya siyaset meydanında çağımızın en acımasız diktatörlerinden biri olarak görünen İslam Kerimov 29 Martta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden adaylığını açıkladı.

Kerimov’un adaylığı Liberal Demokrat Parti tarafından gösterildi. Bununla İslam Kerimov 4 defa resmi, 2 defa da halk oylamasıyla Cumhurbaşkanlığına aday olmaktadır.

Kerimov’a rakip olarak eski Komünist, şimdi Halk Demokrasi Partisi adına alan siyasi parti adayı Hatamjan Ketmanov “yarışacak”.

Göstermeli seçimler olarak bilinen Özbekistan Cumhurbaşkanlığı yarışlarının sonunda Kerimov’un rakipleri kendilerine değil değişmez lider, yani Kerimov’a oy verdikleri ile ovunuyorlar.

1989 yılında Komünist Parti başkanı olarak iktidara gelen Kerimov ilk defa 1991 yılında halk oylamasıyla Cumhurbaşkanı seçilmişti. 1996 yılında yapılan referandum ile onun yetkileri 2000 yıla uzatıldı. 2000 yılında yeniden 5 yıla Cumhurbaşkanı “seçildi”, ancak yine referandumla 2007 yıla kadar koltuğunda kaldı. 2007 yılında bu defa Anayasayı değiştirerek 7 yıllığına seçildi ve 2014 seçimlerini 2015 yıla taşıyarak yine kendine bir yıl kazandırdı.

Özbekistan Anayasasına göre bir kişi ancak 2 defa, yani en fazla 10 yıl Cumhurbaşkanı olabilir.

Dünya Bülteni

Devami

Halkın dindarlığının artması Kırgız hükümetini düşündürüyor

Kırgızistan’da dini aşırılıkla mücadele Koordinasyon Konseyi 26 Aralıkta yaptığı toplantısında “2014-2020 yıllar döneminde dini alanda devlet politikası programının” uygulanmasını değerlendirdi.

Konsey toplantısı Başbakan Yardımcısı Abdyrakhman Mamataliev başkanlığında yapıldı.

Kırgız hükümetin basın servisine göre toplantının açılışında konuşan A.Mamataliev memleketinde dindarlığın artması ile birlikte; özellikle etnik-dinsel alanında aşırılığın yıkıcı belirtilerinin ulusal güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.

“Bu alanda yaptığımız araştırmalar dini aşırılığın önlenmesi için yasal ve kurumsal çerçevenin oluşturulması rağmen, bu alandaki çalışmaların etkisiz olduğunu göstermektedir. Devlet kurumları yöneticileri “yıkıcı dini hareketlerin faaliyetlerine ilişkin konulara” formalite gözlüğünden bakmaktadırlar”, dedi o.

Kırgız Başbakan Yardımcısına göre memlekette dini konuların gelişmesi ve değerlendirilmesinde bir dizi sorunlar vardır. Özellikle, aşırılıkla mücadele etmesi gereken kurumların kendi aralarında etkili ve önleyici işbirliği yoktur.

Örneğin, yetkili makamlar dini aşırılık yanlısı olan gruplara para akışı konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip değiller. “Dini aşırılıkla mücadele konusu çok karmaşık ve zor bir konudur. Bu sorun dini eğitim, din uzmanları becerilerinin geliştirilmesi, genel insani değerlerin propagandası ile birlikte ele alınmalıdır. Devlet ve dini kurumlar toplumun, inananların ve devletin kendi yararına bu konuda işbirliği yapmalıdırlar”, dedi yine A.Mamataliev.

ca-news.org/

Devami

Abdullah Buhari Cinayetinde 2 Özbek Tutuklandı

10 Aralık günü Zeytinburnu’nda

silahla vurularak öldürülen

Abdullah Buhari cinayetiyle ilgili

soruşturmada 2 kişi daha yakalandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden olayla ilgili yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:

“Olay yeri ve çevresinde yapılan güvenlik kamerası kayıtları incelenmesi neticesinde, olayı gerçekleştirdiği tespit edilen Z.M. (27) isimli yabancı şüpheli erkek şahıs yakalanarak çıkarıldığı adli makamlarca 11 Aralık 2014 tarihinde tutuklanmış ve cezaevine teslim edilmiştir.

Olayın tüm ayrıntıları ile aydınlatılması için MİT ile koordineli yapılan çalışmalarda, cinayete azmettiren S.S. (30) isimli yabancı şüpheli erkek şahıs Aksaray ilçesinde kaldığı otelde, olaya yardım eden E.A. (36) isimli yabancı şüpheli erkek şahıs ise Ankara ilinde yakalanmıştır. Olay yeri çevresinde bulunan güvenlik kameralarından elde edilen görüntülerde, silahı ateşleyen şüpheli şahsın kaçış güzergahı ve görüntüleri tespit edilmiştir.

14 Aralık 2014 tarihinde adli makamlara sevk edilen şüpheli şahıslar E.A. ve S.S. tutuklanarak cezaevine teslim edilmiştir.”

Devami

Türkiye, Önümüzdeki Yılın Başında Kırgızistan’ın Hasta Vatandaşlarını Kabul Etmeye Başlayacak

1415194622_35434200

Kırgızistan Hükümeti ve Türkiye Hükümeti arasındaki sağlık ve tıp bilimleri alanında işbirliği hakkında anlaşmanın onaylanma süreci Nisan 2015’e kadar tamamlanacak. Bu konuda Sağlık Bakanı Talantbek Batıraliyev, “Kabar” haber ajansına beyanlarda bulundu.

Kırgızistan’ın önerisi üzerine, Türkiye iki ülkenin tarihsel dostluk ilişkilerini hesaba katarak ayrılan kontenjan çerçevesinde Kırgızistan vatandaşlarına yüksek teknoloji tıbbi yardım sağlanmasını hızlandırmak amacıyla yukarıda bahsedilen anlaşmayı onaylama sürecini hızlandırmaya hazır olduğunu bildirdi.

Anlaşmayı onaylama süreci Nisan 2015’e kadar tamamlanacak. Onaylandıktan sonra, Türk tarafı, Kırgızistan Sağlık Bakanlığı’nın gönderdiği yüksek teknoloji tedavisine ihtiyaç duyan hastaları Türkiye’nin önde gelen kliniklerinde kabul etmeye başlayacak.

KABAR

Devami

Kastamonu Üniversitesi’ni Ziyaret

 

1

Türkistan-Der yönetimi ve Arabistan’da yaşayan Türkistanlılarından müteşekkil bir heyet Kastamonu Üniversitesi’ni ziyaret etti. Heyetin ziyaretine Kastamonu Üniversitesi’nin Web sitesinde de haber olarak yer verildi.  (kastamonu.edu.tr)  adresinde yer alan haberi olduğu gibi sunuyoruz:

 

Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği Rektörümüzü Ziyaret Etti

Son Güncelleme: Cuma, 28 Kasım 2014 01:08

Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği’nden (Türkistan-Der) bir heyet,  26 Kasım 2014 tarihinde Rektörümüzü makamında ziyaret etti.

Ziyarette Üniversitemiz adına Rektör Prof. Dr. Seyit Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Atalar, Rektör Danışmanı Yrd. Doç. Dr. S. Tunay Kamer, dernek adına Türkistan-Der Başkanı Burhan Kavuncu, yönetim kurulu üyeleri Azat Tekin Ulutaş, Zakircan Rahmetullah, Türkistanlı işadamları ve üniversitemizde okuyan Türkistanlı öğrenciler yer aldı.

Ziyaret esnasında Türkistan-Der Başkanı Burhan Kavuncu ve heyet ile sohbet eden Rektör Aydın, kendisine ziyarette bulunmalarından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rektör Aydın konuşmasında “Türkistan bizim sevdamız, bu konuda üzerimize düşen vazifeyi yapmaya hazırız. Üniversite olarak Türkistan coğrafyasından gelen talebelerimize kapılarımız her zaman açık, şu an birçok ülkeden 622 talebemiz üniversitemizde okuyor. Türkistan-Der ile işbirliği neticesinde 114 talebemiz oldu. Bu sayılar daha artacak. Dilin çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu konuda Çağdaş Türk lehçeleri bölümünü güçlendireceğiz ve Özbek dili ile ilgili çalışmalarımız olacak” ifadelerine yer verdi.

Türkistan-Der Başkanı Burhan Kavuncu da konuşmasında “Türkistan’ın geleceği olan çocuklarımıza sahip çıkan Rektör Aydın’a teşekkür ediyorum. Bizim tek bir amacımız var. Gençlerimizi eğitmek ve daha yüksek düzeyde eğitim almalarını sağlamak. Bunun için de dernek olarak faaliyetlerimizi yürütüyoruz.” dedi.

Ziyaret, karşılıklı hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

IMG-20141201-WA0017IMG-20141201-WA0019

 

IMG-20141201-WA0023IMG-20141201-WA0014

IMG-20141201-WA0009IMG-20141201-WA0016

 

IMG-20141201-WA0008

Devami

” Önce Mültecilerin Yaşama Hakkı “

 

 

stk-lar-multeci-sorunu-na-dikkat-cekti_m

 

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı, Mazlum-Der Mülteci Hakları Merkezi, Mülteci-Der, Türkistan – Der, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Uluslararası Af Örgütü son dönemlerde artan ve mültecileri konu alan problemlere ilişkin basın toplantısı düzenleyerek ortak bir bildiri yayınladılar.

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım: “Türkiye, 2 milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yapıyor. Sadece ekmeğimizi paylaşarak çözüm bulamayız. Halep koridorunun kapanma ihtimali mülteci sayısını arttırabilir. Mülteci sorunlarıyla ilgili acil çözüm gerektiren konular var”dedi.

Dünya genelinde mülteci hakları konusunda büyük sıkıntıların yaşandığını ifade eden Yıldırım, Türkiye ve dünyada bu alanda acil olarak çeşitli çalışmaların yapılması gerektiğinin altını çizdi. Mültecilerin dünya üzerinde insan kaçakçılığı ve insan ticareti yapan şebekelerin tuzağına düştüklerini, taciz edildiklerini, organ ticareti yapanların ellerine düştüklerini, sömürüldüklerini ve istismara uğradıklarını belirten Yıldırım, mültecilerin her geçen gün hayatlarını kaybettiklerine de vurgu yaptı.

İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Dede ise, mültecilik artık yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın bir sorunu olduğuna dikkat çekti.

Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayet Oğuzhan: “Tayland’a sığınan 300 Doğu Türkistanlı’nın Çin’e iadeleri ve kurşuna dizilme tehlikeleri mültecilerin durumunu özetliyor.” dedi. Oğuzhan, mülteciler için acil olarak yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü Murat Çekiç ise yaptığı açıklamada, Türkiye gibi Ürdün ve Lübnan’ın da Suriyeli mülteciler konusunda uluslararası camia tarafından yalnız bırakıldığını ve uluslararası camianın mülteciler konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini açıkladı.

Mülteci konusuna dikkat çekmek için bir araya gelen sivil toplum örgütleri aşağıdaki ortak bildiriye imza attılar.
Mültecilerin yaşam hakkı en önemli öncelik olmalıdır!

Son dönemde artan ve mültecileri konu alan olay/problemlere ilişkin bu basın açıklamasını yapma zarureti hâsıl olmuştur.

Türkiye, sayıları 2 milyonu aşkın olduğu tahmin edilen mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu ülkemizin misafirperverliğini göstermekle birlikte tüm kamuoyuna vahim bir tabloyu da açıkça göstermek zorundadır; artık sadece evlerimizin kapılarını açarak, ekmeğimizi bölerek çözüm bulamayacağımız bir sorunla karşı karşıyayız.

Her gün yeni bir vakıa duyuyoruz; Edirne’de 3’ü çocuk 9 Afganlı mültecinin öldürülmesi, mültecilerin Romanya-Bulgaristan hattına geçmeye çalışırken meydana gelen tekne faciası, Türkiye’ye geçmek üzere Tayland’a sığınan 300 Doğu Türkistan uyruklu mültecinin Çin’e iade edilmek istenmeleriyle yüz yüze kaldıkları “kurşuna dizilme” tehlikesi gibi sıcak krizler yüzleşmek zorunda olduğumuz tablonun yalnızca bir yüzü.

Öte yandan soğukların başlamasıyla yersiz-yurtsuz insanların sığınacak bir damlarının olmayışı, soğuk zehirlenmesi vakıalarının mülteciler arasında artış göstermesi, mültecilerin yoğun olduğu bölgelerde sürekli tekrarlanan adli vakıalar, salt kılık-kıyafetine bakılarak ölüm tehlikesinin olduğu yerlere geri gönderilmek istenenler, geri gönderme merkezlerinin sağlıksız-güvenliksiz ortamları bizleri düşündürmektedir. Güncel bir başka sorun olarak Halep koridorunun kapanma ihtimaline karşılık başlayacak sayıları 2 milyona kadar varacağı tahmin edilen yeni bir mülteci akını haberleri de kaygılarımızı tetiklemekte.

Bu yoğun ve çaresiz nüfusun giderek artması insan ticaretini organize bir tehlikeye dönüştüren örgütlerin ekmeğine yağ sürmekte ve etkin bir denetimin olmayışı sebebiyle başta cinsel istismara dayalı kadın ticareti, zorla evlendirmeler, organ ticareti, iş gücü sömürüsü gibi mültecilere yönelik yaygınlaşan vakıalar tedirginliğimizi arttırmaktadır.

Tedirginiz, çünkü; bu denli kapsamlı bir problemle karşı karşıya olduğumuz halde gerek yetkililerde gerekse kamuoyunda lokal iyileştirmelerle, etkin olmayan çözümlerle mesele halledilmiş gibi bir algı var.

Tedirginiz, çünkü; sürekli artan mülteci sayısıyla orantılı olarak, kamuoyunda ve basın dilinde aynı oranda artan ve kendini “kaçak”, “yasadışı giriş yapan”, “kimliksiz” gibi tanımlamalarda gösteren mültecilere dönük ayrımcı/ötekileştirici/suçlayıcı bir dil var.

Tedirginiz, çünkü; mevzuat gelişmeleri tamamlanmaya çalışıldığı halde, bir türlü etkinleştirilemeyen kontrol mekanizmaları var. Savaşlardan kaçarak, canını zor kurtaran mülteciler sırf yanlarına pasaport/kimliklerini alamadıkları için “kaçak” damgası yiyebilmekte, her türlü haklarından onlara ilk rastlayan memurun iki dudağından çıkan bir sözle mahrum edilebilmekteler.

 

Bu bildiriye imza atan sivil toplum örgütleri olarak;

1. Yalnızca ve tek boyutlu bir mülteci problemi ile karşı karşıya olmadığımızı; buna bağlı olarak insan ticareti, fuhuş ticareti, göçmen kaçakçılığı gibi başka sorunların da giderek arttığını,

2. Öncelikli olarak Göç İdaresi Müdürlüğünün tüm organları ile birlikte derhal etkin bir şekilde kuruluşunun tamamlanması gerektiğini,

3. Etkin kontrol mekanizmalarının devreye sokularak mültecilerin etkin başvuru yollarının açılması gerektiğini,

4. Giderek artış gösteren gerek mültecilere yönelik gerekse mültecilerin sebep olduğu adli vakıalara ilişkin etkili kurumların devreye sokulması, gerekirse bu meseleye özgü kurumların kurulması gerektiğini,

5. Göçmen kaçakçılığı, fuhuş ve insan ticareti yapan çete/örgütlerinin mültecilerin zor şartlarından yararlanarak palazlanıp alan genişletmelerinin önüne geçilmesi ve bu suçlara özgü etkin-ağır-caydırıcı çözümler bulunması gerektiğini,

6. Soğukların başlamasıyla birlikte kışın zor şartlarında içerisinde bulundukları kötü koşulların katlanarak büyüdüğü mültecilerin barınak-sıcak yer ihtiyaçlarının acilen karşılanması gerektiğini,

7. Karşı karşıya kaldığımız yeni mülteci akınlarına hazırlıklı olabilmek adına, etkin-etkili-mükellef çözümler üretilmesi, bunun için başta mültecilerin ihtiyaçlarını gözeterek alanda çalışan sivil toplum örgütleri ile dirsek temasına geçilip ihtiyaç-beklenti-risk-çözüm analizlerinin yapılması gerektiğini,

8. Mülteci algısına yönelik ayrımcı/ötekileştirici/suçlayıcı dilin terk edilerek, “yeryüzü hepimizindir” düsturuyla kucaklayıcı/yaşam hakkını önceleyen/merhametli bir dilin kullanılması gerektiğini,

Gerek ilgili yetkililere gerekse kamuoyuna saygıyla bildiririz.

 

BİLDİRİYE İMZA ATAN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ

ULUSLARARASI MÜLTECİ HAKLARI DERNEĞİ
İHH İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM VARKFI

MAZLUM-DER
SGDD (Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği)
MÜLTECİ-DER

ULUSLARARASI TÜRKİSTANLILAR DAYANIŞMA DERNEĞİ (Türkistan-Der)
DOĞU TÜRKİSTAN MAARİF VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ

Devami

Kastamonu Üniversitesi Rertörü Prof: Seyit AYDIN : “TÜRKİSTANLI” öğrenciler ortak geleceğimiz”.

 

 

İstanbul’da bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Seyit Aydın, Türkistan-Der yöneticileriyle bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede dernek başkanı Burhan Kavuncu, Türkistanlı öğrencilerin eğitim ve öğrenimleri için yaptığı hizmetlerden dolayı Prof.Seyit Aydın’ı tebrik etti ve “Türkistan dostu” olmanın nişanesi olarak “chopon ve do’ppi” giydirdi.

Türkistan-Der, Kastamonu Üniversitesi’nin Türkistanlı öğrencilere göstermiş olduğu kolaylıklar ve hizmetler için rektör Prof.Dr. Seyit Aydın’a bir teşekkür ziyareti planlıyordu. Sayın Rektör’ün İstanbul’da bulunması vesilesi ile bu ziyaret İstanbul’da gerçekleşmiş oldu. Görüşmeye dernek başkanı Burhan Kavuncu’dan başka, başkan yardımcısı Dr.Namaz Normumin, genel sekreter Dr.Alim Oktay Çatkal, yönetim kurulu üyeleri Azad Tekin Ulutaş ve Zakircan Rahmetullah ile Arabistan’da yaşayan Türkistanlılar adına Rahmetullah Habibi de katıldı. Kastamonu Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof.Dr. Ömer Atalar da görüşmede hazır bulundu.

Türkistan-Der Başkanı Burhan Kavuncu, Kastamonu Üniversitesi’nin Türkistanlı öğrencilerin öğrenim ve eğitimlerine vermiş olduğu desteğe teşekkür etti. Gösterilen bütün iyi niyet, halis duygular ve güzel hizmetlere karşılık Türkistanlıların minnet ve şükranlarını ifade etti. Arabistan’da yaşayan Türkistanlılar adına konuşan Rahmetullah Habibi ise “Doksan üç yıldan beri Türkistanlılar için böyle bir imkanın ilk defa sağlanmış olduğunu, bu büyük hizmete karşılık Mekke’de ve Medine’de bulunan bir çok Türkistanlının Türkiye Devleti yetkililerine ve Kastamonu Üniversitesi yöneticilerine dua ettiklerini” bildirdi. Rektör Prof.Dr.Seyit Aydın ise, bu sene 600 civarında yabancı öğrencinin üniversiteye kabul edildiğini, bu öğrencilerin çoğunluğunun Afrika ve Orta Asya’dan geldiğini, Türkistanlı öğrencilerin katılımından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Ayrıca “Türkistan ülkelerinin müstakilliği ve gelişmesi hepimizin müşterek arzusudur. Türkistanlı öğrencilerin burada, hep birlikte, diğer öğrencilerle kaynaşarak iyi bir eğitim almalarını istiyoruz. Bu öğrenciler Türkistan ülkelerinin ve Türkiye halkının yakınlaşmasına vesile olacaktır” dedi. Görüşmede ayrıca Türkistanlı öğrencilerin yurt, sağlık, dil problemleri, branş tercihleri, yüksek lisans ve doktora programları gibi konular da ele alındı.

Türkistanlıların sevgi ve şükranlarını ifade etmek üzere rektör Prof.Dr.Seyit Aydın’a ‘Semerkant choponi ve Kokant do’ppisi’ giydiren Burhan Kavuncu, “sizi fahri Türkistanlı olarak görüyor ve Türkistan davasına hizmetlerinizin devamını diliyoruz” dedi.

 

meclis 5'li

 

meclis 8'li

 

meclis 4'lü

Devami

Pakistan, Uygurlara karşı Çin’i destekleyecek

Pekin’de bulunan Pakistan başbakanı navaz Şerif, Uygurlarla karşı Çin’i destekleyeceğini açıkladı

Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine karşı verdiği mücadelede kendilerine yardımcı olacaklarını açıkladı.

Navaz Şerif, Pekin’e yaptığı ziyarette ülkenin Dışişleri Bakanlığı’nda gerçekleşen toplantı sonrası yaptığı açıklamada Pakistan’ın Doğu Türkistan’daki direniş gruplarıyla mücadelesinde Çin’in yanunda yer alacakalrını söyledi. Şerif, bölgesel istikrarı korumak için Afganistan ve Çin ile koordinasyonu arttıracaklarını kaydetti.

Çin, ülkenin batısında bulunan Doğu Türkistan Uygur Özerk Bölgesinde Müslüman Türklere yönelik baskı uyguluyor. Ülke genelinde düzenlenen saldırılardan Uygurları sorumlu tutan Çin yönetimi sürekli baskınlar düzenliyor ve kitlesel tutuklamalar gerçekleştiriyor. En son Uygur akademisyen İlham Tohti tutuklanmış ve geçtiğimiz günlerde malvarlığına el konularak ömür boyu hapse mahkum edilmişti.

Pakistan ise işgal ve baskılardan kaçarak kendisine sığınan Doğu Türkistanlıları Çin’e iade ediyor.

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

 

Devami