Afganistan’da afyon üretimi rekor seviyede

Afganistan’ın dünyanın en büyük afyon üreticisi olmaya devam ettiği ve ülkede afyon üretiminin rekor seviyeye ulaştığı bildirildi.

BM Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Ofisi’nin (UNODC) açıkladığı rapora göre, Afganistan’da afyon ekilen alanlar geçen yıla göre yüzde 36 artarak 209 bin hektara ulaştı. Ülke, dünyada uyuşturucu yapımında kullanılan afyonun yüzde 80’ini üretiyor. Afyonun ağırlıklı olarak Taliban’ın etkin olduğu güney ve doğu vilayetlerde ekildiği ancak başkent Kabil’de de önemli artışın göze çarptığı belirtilen raporda, yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Kabil’deki afyon ekim alanlarının bir önceki yıla göre yüzde 148 arttığı vurgulandı.

UNODC Kabil Temsilcisi Jean Luc Lemahieu, NATO kuvvetlerinin gelecek yıl Afganistan’dan çekilmesi ile durumun daha da vahim boyuta ulaşacağının altını çizerek, uluslararası yardımların azalmasıyla merkezi hükümetin yasa dışı gelir kaynaklarına bağımlı hale gelmesinin kaçınılmaz olduğu uyarısında bulundu. Rapora göre, diğer ürünlerden hastalık ve çeşitli sebeplerle verim alamayan çiftçiler, ülkede süren belirsizliğin tesiriyle de bu yola başvuruyor. Afganistan Narkotikle Mücadele Birimi tarafından hafta başında yayımlanan raporda ise ülke genelindeki uyuşturucu bağımlısı sayısının 1 milyonu bulduğu bildiriliyor. Afgan yetkililer, uyuşturucu kullananların yüzde 20’sinin kadın ve 18 yaş altı çocuklardan oluştuğunu kaydediyor.

(AA)

Devami

ÇÖL OLAN GÖL YA DA ARAL GÖLÜNÜN FACİASI (5)

ARAL GÖLÜNÜN FACİASI

BEŞİNCİ YAZI

ORTA ASYADA YENI “ÇIN” SETİ

YAZININ ÖZETİ

Dolayısıyla Sovyetlerin bölgeyi 5 özerk cumhuriyete bölmesinden daha doğal bir şey olamazdı. Ancak komünist Moskova bununla yetinmemiştir. Onlar işe milli aydınları yok etmekten ve İslam dinini öğrenmede esas olan Arap harflerini Slavlar için umumi olan Kiril harflerine değiştirmekle başladılar. Bunun yanına mecburi kolektif olma siyaseti eklediler ve yönetimde olduğu 70 sene içinde bölgeye yabancı olan Sovyet tipi insan yaratmayı nerde ise başardılar. Bu insan tipine sonradan unlu Kırgız yazar Çengiz Aytmatov tarafından mankurt ismi verilecektir. Bu tip insanların ortak özellikleri tarihlerini unutmak, bugün içinde bulundukları halden habersiz olmak ve yarın için düşüncelerinin olmamasıdır.

Halklar arasını bölen çeşitle duvarlar ya da setler mevcuttur. Bunlara örnek olarak yakın tarihte doğu ve batı blokları arasındaki Berlin utanç duvarını, İsrail’in Gazze halkına karşı inşa ettiği zülüm duvarını ve meşhur Çin setini gösterebiliriz.

Bilindiği gibi meşhur Çin seti Çinlilerın Orta Asya’dan gelen düşmanlarına karşı kendilerini savunmak için yaptıkları, yaklaşık 4 bin kilometrelik bir duvardır. Bu duvar bir zamanlar Orta Asya’da yaşayan halkın ne kadar imkân ve güç sahibi olduğuna da bir delildir. Ama günümüzde durum farklıdır. Orta Asya Cumhuriyetleri, yani Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan ve bunlarla beraber Doğu Türkistan’da yaşayan soydaş milletler yüz yıllardır arkası kesilmeyen bir gerileme sürecini yaşamaktadırlar. Doğu Türkistan hariç Orta Asya’daki eski Sovyet Cumhuriyetleri günümüzde bağımsızdırlar. Ama bu bağımsızlık bu devletlerin (Türkmenistan dışında) Rusya ve Çinin önderlik ettikleri Şanghay güvenlik teşkilatına üye olması ile gölge altında kalmaya başladı. Bununla kendilerini kendi elleriyle eski “dostlarına” teslim etmiş oldular. Yoksa bu beş devletin kendi aralarında anlaşarak ortak bir siyaset oluşturmak imkânları var idi ve bu imkân hala mevcuttur. Gelin görün ki son gelen haberler bu istikamete begana (zıt, yabancı) şekildedir. Bu haberlere göre Özbekistan ve Kırgızistan sınırında bir duvar yapılması söz konusudur. Bu duvar sözde Özbekistan’ın istikrarı ve güvenini korumak için yapılmaktadır.

Özbekistan şüphesiz Orta Asya’nın kalbidir, merkezidir. Bu tarihi bir gerçek olduğu gibi, günümüzde de böyledir. Özbekistan’ın nüfuzu bölgede yaşayan insanların yarısına yakın bir kısmını oluşturur. Burası tarih de din, medeniyet ve siyaset dehalarının yaşadığı bir ülkedir. Ancak imam Buharı ve imam Tırmızı isimleri bu iddiaya delil olarak yeter.

Aynı zamanda bu bölgenin içindeki iki “bağımsız” devlet arasında güvenlik duvarı yapılması olağanüstü hal olarak de görülmemelidir. Orta Asya’da yaşayan millet ya da kavimlerin birlik beraberliğinden ne tarihte ne da günümüzde söz etmek oldukça güçtür. Mesele, Emir Timur zamanında böyle birlik söz konusu olabilir.  Ondan sonra Orta Asya’da merkezleşen bir devlet ortaya çıkmamıştır. Bunun yerine yerli hükümdarlar bir-birleri ile savaşmış, bu savaşlarda “galip” çıkanlar karşı tarafı acımasız cezalandırmıştır. Mesele, Özbek kolundan olan Şaybani han tarihte kendisinden daha parlak iz bırakan Babür Şahı yurdundan kovmuş ve Babür Şah bir daha memleketine dönememiş ve bunun yerine Hindistan’da dört yüz yıl sürecek Babüriler devletini inşa etmiştir…

Dolayısıyla Sovyetlerin bölgeyi 5 özerk cumhuriyete bölmesinden daha doğal bir şey olamazdı. Ancak komünist Moskova bununla yetinmemiştir. Onlar işe milli aydınları yok etmekten ve İslam dinini öğrenmede esas olan Arap harflerini Slavlar için umumi olan Kiril harflerine değiştirmekle başladılar. Bunun yanına mecburi kolektif olma siyaseti eklediler ve yönetimde olduğu 70 sene içinde bölgeye yabancı olan Sovyet tipi insan yaratmayı nerde ise başardılar. Bu insan tipine sonradan unlu Kırgız yazar Çengiz Aytmatov tarafından mankurt ismi verilecektir. Bu tip insanların ortak özellikleri tarihlerini unutmak, bugün içinde bulundukları halden habersiz olmak ve yarın için düşüncelerinin olmamasıdır. Yani Sovyet rejimi kendi insanlarının beyin ve kalpleri arasında bir “Çin” seti kurmayı başarmıştır.  İşte bölge günümüzde bu mankurt zihinli yöneticiler tarafından yönetilmektedir ve yeni “Çin” duvarı bu mankurt zemin üzerine kurulmak istenmektedir.

Orta Asya Cumhuriyetleri kendi aralarında iş birliği yaparak bölgenin siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm üretmeleri mümkün idi. Bölge halklarının ortak etnik yapısı, din ve dil ortaklığı, doğal kaynakların ve başka maddi imkânların yeterli olması, işçi gücünün ucuzluğu mevcüt sorunların çözümünü daha kolay hale getirebilirdi. Ancak bölgeni yöneten devlet başkanlarının kibri ve pervasızlığı neticesinde var olan imkânlar bile yok olmaya mahkûm edilmektedir. Neticede bölge halkları ve devletleri arasında gereksiz yere problemler yaşanmaktadır. Bu problemlerin sön örneği Tacikistan dağlarında inşa edilmesi planlanan Roğun elektrik santralidir. Yeterli derecede doğal gaz ve enerji kaynaklarına sahip olmayan Tacikistan bu santral yapıldıktan sonra bu alanda problemlerinin çözülebileceğini sanmaktadır. Ancak bu proje aynı zamanda Amu Derya sularının tamamen kesilmesi manasına da gelir. Yani bunun gerçekleşmesi Aral gölünün tamamen unutulmasına götürür. Şu unutulmamalı ki Orta Asya’da böyle saçma sapan projelerin ortaya konulması ve bölge halklarının birbirleri ile kavgaya sürüklenmesinin perde arkasında kötü niyetlerin olduğu bir gerçektir. Çünkü bölgenin devamlı olarak bıçak sırtında tutulması bir yandan yerli zalim yöneticilerin işlerini kolaylaştırdığı gibi burada çıkarları olan yabancı güçlerin de işine gelmektedir.

 

BÖLGEDE SOVYETLERDEN SONRAKI BAZI GELİŞMELER

 

Bu gelişmeleri yeni hükümdarların yaptıklarından anlatmaya başlayalım. Bölgenin mankurt yöneticileri Sovyet zamanında komünist parti polit burösu tarafından seçilmekte ve sıkı kontrol altında tutulmakta idiler. Sovyetler birliği dağıldıktan sonra bu hükümdarlar Moskova’dan bağımsızlık kazandılar ve gerçek bir kral makamına talip oldular. Hal şu dereceye ulaştı ki, Türkmenistan’ın birinci Cumhurbaşkanı olan Saparmurat Niyazov kendini peygamber ilan ederek, “Ruhname” adında bir kitap yazdı (yazdırdı?) ve bu kitabın Kuran-i Kerim ve İncil ile ayni derecede görülmesini kendi halkına emir etti…

Doğal olarak “hastalığın” en ciddisi bölgenin kalbi olan Özbekistan’da yaşanmaktadır. Bu devletin günümüzde kendi halkına uyguladığı zülüm tarihte hiç biz zaman görülmemiş ve hatta Rusların bütün bölge halkına yaptıkları zulmünü bile geçmiştir. Özbekistan’da devlet başkanı İslam Kerimov Stalin rejimini yeniden inşa ederek, bu ülkedeki dini ve siyasi muhalifleri ortadan kaldırmak için zülüm ve işkencenin bütün yöntemlerini kullanmaktadır.

Tacikistan’da bağımsızlıktan çok geçmeden iç savaş başlamıştır ve bu savaş sonunda “mankurtlar” düzeni ayakta kalmayı başarmıştır.

Kazakıstan ve Kirgizistanda bir kısım müspet gelişmeler görünse bile, bu devletlerdeki yöneticiler ve insanlar akidevi ve siyasi yönden gereken ilerlemeyi sağlayamamışlardır.

Bir de bölgede marifet konusunda yeni “Çin” seti ortaya çıkmıştır. Öyle ki Özbekistan ve Türkmenistan bağımsızlıktan sonra Latin yazısına geçmeye başlamış, kalan uç devlet ise Rus yazısını koruma kararı almıştır. Bu da zaten mankurt olan zihinleri kötüleştirmekten başka bir şey değildir…

Bölgedeki Müslümanların çabalarını ayrıca anlatmak isteriz. Günümüzde dini acıdan bölgede İslam ümmetinin bütün hastalıkları ortaya çıkmaktadır. Bu durum bölge Müslümanlarının cahiliyeti ve çeşitli fırkalara ayrılarak, kendi birlik beraberliği sağlayamamalarından kaynaklanmaktadır. Bölgede en etkili olanlar Hizbut-tahrir hareketi, tasavvuf ve tarikat üyeleri ve bir kısım cihat yanlılarıdır. En sondakiler Özbekistan İslami hareketi mensuplarıdır. Bu hareket üyelerinin Afganistan, Tacikistan ve Kırgızistan sınırlarını aşarak Özbekistan savunma güçleri ile yaptıkları çatışmalar bilinmektedir. Bundan yaklaşık bir sene önce Özbekistan ile Kırgızistan sinirindeki Hanabad ilçesinde yeni çatışmalar yaşanmıştır. Bu Özbekistan’ın Andican vilayetinde sivil halka karşı yaklaşık 3 sene önce yapılan katliamdan sonraki çatışmadır. Ama bu son çatışmada Özbekistan devlet milislerine saldıranların kimlikleri kesin değildir. Dolaysıyla fitne faktörü göz ardı edilmemelidir. Bu mankurt bir kafanın kendi bünyesini parçalayacak yeni bir “duvar” inşa etmesi manasına gelir.

Çin duvarının 4 bin kilometre uzunluğunda olduğunu soylamıştık.  Özbekistan ve Kırgisiztan arasında yeni inşa edilecek duvar 6 ya da en fazla 16 kilometre olacaktır. Aradaki fark bölgenin şu andaki akidevi, siyasi ve manevi durumunun de bir ölçüsü sayılabilir… (Devam edecek)

BIRINCI YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi/

İKİNCİ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-2/

ÜÇÜNCÜ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-3/

DÖRDÜNCÜ YAZI:https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-4/

 

Devami

Türkmenistan’da parlamento seçimleri

Türkmenistan’da 15 Aralık tarihinde ilklerin yaşanacağı parlamento seçimleri yapılacak. Türkmenlerin ilk defa sandıkta 2 partiyle tanışacağı seçimler için Türkmen yönetimi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına da (AGİT) ilk defa denetleme izni verdi.

6 milyon nüfuslu Türkmenistan’da parlamento seçimleri için ülke genelinde 2446 sandık kuruldu; 283 aday 125 koltuklu Meclis’te milletvekili olmak için yarışacak. AGİT’in ülkeye gönderdiği 14 ülkeden 15 uzman, 15 Aralıktaki parlamento seçimlerini izleyecek. Seçmenlerle röportaj izni verilen uzmanlar, seçimden sonra rapor hazırlayacak.AGİT gözlemcilerinin başkanı Fransa Büyükelçisi Alexander Keltchewsky, basın toplantısı düzenledi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Büyükelçi Keltchewsky, Türkmen yönetimi tarafından denetleme izni verilmesinden memnuniyet duyduklarını ve Türkmenistan’da bulundukları dönemde siyasi parti adayları, sivil toplum yetkilileri ile bir araya geleceklerini belirtti.Ülkenin 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesinin hemen ardından kurulan Demokratik Parti ile 2012 yılında kurulan Sanayiciler ve Girişimciler Partisi, seçimler için adaylarını belirledi. Demokratik Parti 99, Sanayiciler ve Girişimciler Partisi 21 aday, sendika 89 aday, Kadınlar Derneği 37 aday, Mahtumkuli Gençler Birliği 22 aday ile seçimlere katılıyor.Türkmenistan’da milletvekilleri 5 yıl süreyle seçiliyor. 2008 yılında millietvekili sayısı 65’den 125’e çıkartıldı ve Meclis’in görevleri genişletildi. Meclis Başkanı görevini, 2009 yılında yeniden seçilen Akca Nurberdiyeva yapıyor.

CİHAN

Devami

Caslık Hapishanesi niçin kuruldu?

10 Aralık uluslararası insan haklarının kabul edildiği gün. Geçtiğimiz Kasım ayında Özbekistan’ın insan hakları konusundaki baş müzakerecisi Akmal Saidov başkanlığındaki heyet Cenevre’de toplanan  BM İnsan Hakları Komitesi’nde Özbekistan’daki insan hakları ihlalleri konusunda hesap verdi.

Saidov konuşmasında  “Özbekistan’da siyasi mahkum yok, işkence desteklenmemekte, çocuklar zorla çalıştırılmıyor, basın sınırlanmamakta ve dini hürriyetler çiğnenmemektedir” dedi.

Hapishanedeki kötü şartlar ve özellikle  işkenceler gündeme geldiğinde, Özbekistan İnsan Hakları Milli Merkezi Başkanı Akmal Saidov, sinirlendi. Özbek tarafına göre, Caslık hapishanesindeki problem sadece iklim şartları ile alakalı.

BM İşkenceye Karşı Komitesi, 2002 yılından bu yana Caslık hapishanesinin kapatılmasını tavsiye etmişti fakat Özbekistan tarafı  bu taleplere sürekli duyarsız kaldı.

BM’deki bu tartışmaların ardından Özbekistanlı meşhur insan hakları aktivisti Talip Yakubov  “Caslık hapishanesi hangi amaçla kuruldu?” başlıklı bir bildiri  yayınladı. Halen Fransa’da ikamet etmekte olan Yakubov, Caslık’daki hapishanenin hükümete muhalif  insanlar için özel olarak inşa edildiğini söyledi.

Bu konuyla ilgili olarak BBC Özbek web sayfasındaki şu yazıları okuyabilirsiniz:

1-Caslık’ta özellikle dini mahpuslara yeni eziyet ve cinayet yöntemleri uygulanmaktadır.

2-Caslık’ta düzenli olarak insanlık dışı işkenceler devam etmektedir.

3-Azaplar dünyası: Özbekistan’ın “Gitse Gelmezi”(Caslık Hapishanesi)’ nden çıkabilmiş bir mahpusun hikayesi.

(BBC  Özbek)

Devami

Kırgızistan başbakan yardımcısı artık tesettürlü

 

Kırgızistan başbakan yardımcısı artık tesettürlü

Hac farizasını yerine getiren Kırgızistan Başbakan yardımcısı Taliyeva, hac dönüşü kabine toplantısına başörtülü olarak girdi.

Murat Hayati/ Dünya Bülteni – Bişkek

Kırgızistan’ın sosyal, eğitim, spor ve kültür alanlarından sorumlu Başbakan Yardımcısı Kamila Taliyeva, hac farizasını yerine getirdi. Suudi Kralı’nın dış ülkelere ayırdığı özel kontenjan dahilinde kafileye katılarak hacca giden 46 yaşındaki Taaliyeva kutsal mekanlarda duyduğu hislerini paylaştı.

Yıllık çalışma iznini kullanarak 10 günlük Mekke ziyaretinde bulunan Taaliyeva Hac dönüşü örtündü ve kabineye başörtülü olarak katıldı. Taaliyeva Mekke topraklarında Kırgızistan’ın parlak geleceği ve ekonomik alanda hızla kalkınması için Allah’a dua ettiğin dile getirerek, Yüce Rabbe duygularını ağlayarak ilettiğini söyledi.

Hac, ibadetini yerine getirerek kendini daha temiz ve saf hissettiğini kaydeden Taaliyeva, bundan sonraki hayatının Kur’an ve İslam’la daha da bütünleşeceğini dile getirdi.

Taaliyeva, hac dönüşü kabine toplantısına tesettürlü olarak katıldığı.

Devami

AB Kırgızistan Bütçesini Destekliyor

Avrupa Birliği (AB)  Kırgızistan’ın devlet bütçesine 5 milyon Euro yardımda bulundu.
AB’nin Kırgızistan Temsilciği’nden verilen bilgiye göre, mali yardım “2012-2014 yıllarında Kırgızistan’ın sosyal savunma alanında sektörel politikayı destekleme programı” çerçevesinde gerçekleşti.

Söz konusu program çerçevesinden yardım miktarı 13 milyon Euro’yu bulacak.
AB, Sektörel Politikayı Destekleme Programı, 1996 yılından bu yana hibe kaynaklar yoluyla Kırgızistan’ın devlet bütçesini desteklemeye devam ediyor. Bu yardım, kamu maliyesi yönetimi üzerinde sosyal reformları ve önlemleri desteklemeyi hedefliyor. AB, bu yardım sebebiyle Kırgızistan’ın önde gelen bağışçılardan biri konumuna gelmektedir.

Devami

Özbekistan’da çantasında kurşun çıkan Türk polis müdürü gözaltında

Polis müdürüne kurşun gözaltısı

ÖZBEKİSTAN’a düzenlenen kültür gezisi etkinliğine katılan Eskişehir Trafik Polis Eğitim Merkezi (TPEM) Müdür Vekili polis başmüfettişi Mehmet Sayar, gezi dönüşünde çantasında tabanca kurşunu bulunduğu için gözaltına alındı.

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı etkinlikleri kapsamında, Özbekistan’a ’Kültür gezisi’ düzenlendi. Geziye vali yardımcıları, il genel meclis üyeleri, adli yargı üyeleri, üniversite öğretim üyeleri, kamu kurum amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğretmenler, basın mensupları ve işadamları katıldı. 165 kişilik kafile için 19 Kasım 2013 tarihinde Anadolu Üniversitesi Havaalanı’ndan özel uçak kaldırıldı. Kafileyi Özbekistan’a Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna uğurladı.

Kafilede bulunan Eskişehir Traik Polis Eğitim Merkezi Müdür Vekili Mehmet Sayar uçaktan indikten sonra hava alanında herhangi bir sorunla karşılaşmadı. 5 günlük gezi sonunda kafile Türkiye’ye dönmek için Taşkent Havalimanı’na geldi. X- Ray cihazından geçilirken iddialara göre Mehmet Sayar’ın taşıdığı çanta içerisinde bir tabanca kurşunu olduğu belirlendi. Sayar, çantasının alt kısmındaki kurşunu Türkiye’den gelirken çantasında unutmuş olduğu söyledi. Çantasında kurşun olduğunu bilmediğini ifade eden Sayar’ın uçağa binmesini izin verilmedi. Vali yardımcıları ve kafilede bulunan Eskişehir Emniyet Müdürü Mustafa Şahin’in çabaları sonuçsuz kaldı.

Kafile uçakla Eskişehir’e dönerken, polis müdürü Sayar ifadesi alınmak üzere Taşkent Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Sayar için Dışişleri Bakanlığı ve Büyükelçilik devreye girdi.

Kafilede bulunanlar “Polis müdürü bir kurşunu çantasında unutmuş. Özbekistan’a aynı çantayla giriş yaptı. Çıkışta havalimanındaki görevliler kurşunu fark etti. Tüm çabalara rağmen Sayar uçağa bindirilmedi. Görevliler Sayar’ın 10-15 gün tutulabileceğini ve daha sonra mahkemeye çıkarılacağını söyledi” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/

Devami

Rusya, Kırgızistan’a 1 milyar Dolarlık Silah Verecek

Rusya 2014 yılında Kırgızistan’a 1 milyar dolarlık silah vermeyi planlıyor. Bu konu hakkında Kırgızistan Savunma Bakanı Yardımcısı Zamir Suerkulov  “2014 yılında Afganistan ve Orta Asya: KGAÖ’nün bölgesel güvenlik sağlamada rolü” konulu yuvarlak masa toplantısında bilgi verdi.

Suerkulov’un yaptığı açıklamada,  Rusya’dan ne tür askeri araçların geleceği konusunda net bir bilginin olmadığını söyledi.

Bakan Yardımcısı, Temmuz 2014’te Kırgızistan’da KGAÖ (Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) üyesi ülkelerin ortak askeri tatbikat yapacağını sözlerine ekledi.

Devami

Hazar Adaları’na Dünya’nın En Büyük Camii

Dünyanın en büyük camisi Hazar denizi kıylarında yapılacak adada olacak

Hazar Adaları'na dünyanın en büyük camisi

 

Hazar denizi kıyısında inşaatı devam eden yapay Hazar Adaları’nda dünyanın en büyük camisinin de yapılacağı da açıklandı.

Hazar Adaları projesine dahil edilen caminin yapay adaların tam göbeğinde yapılacağı kaydedildi. Proje Müdürü İbrahim Nehryamli, Hazar Denizi’nin Bakü kıyılarında 78 yapay adacığın inşa edileceği ve bu adaları birbirine bağlayan 150 köprünün bulunacağını söyledi.

Yapımına 2 yıl önce başlanan Hazar Adaları projesinin yüzde 25’lik kısmının tamamlandığı, 2014 yılında ilk müşterinin beklendiği açıklandı. Turizm açısından önem taşıyan Hazar denizi kıyısındaki süslü ve şekilli adaların yapımının 2023 yılında tamamlanması bekleniyor.

Proje kapsamında dünyanın en büyük camisinin yapılması planlandı. Su üstündeki görkemli kentin maliyetinin ise 100 milyar ABD doları olduğu ifade ediliyor.

(Dünya Bülteni / Haber Merkezi)

Devami

Kazakistan’da başörtüsü yasak değil

 

Kazakistan\'da başörtüsü yasak değil

Kazakistan Başbakanı ülkede kesinlikle başörtüsü yasağı uygulanmayacağını söyledi.

Mezgil Isatov/ Dünya Bülteni
Kazakistan başbakanı Karim Masimov, internet medyasının sorularını cevaplarken gündemlerinde başörtüsü yasağı uygulamak gibi bir konunun olmadığını söyledi.
Masimov, Nazarbayev’in de daha önce başörtüsü ile ilgili düşüncelerini ifade ettiğini belirterek “Sayın Cumhurbaşkanımızın tavı da bu konuda nettir. Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Herkes dininin emrettiği şekilde giyinmekte özgür olmalıdır. Bu konuda devletin müdahalede bulunması söz konusu bile edilemez.” dedi.
Ülkede laikliğin uygulandığını söyleyen Başbakan Masimov, laikliğin dini değerlere müdahale etmek demek olmadığını vurgulayarak Kazakistan’da iktidarın hiçbir zaman başörtüsünü yasaklamayacağını ifade etti.
Masimov, Kazakistan’da Müslümanların yanı sıra diğer dinlerden de insanların yaşadığını belirterek bunların da her türlü inanç özgürlüklerinin koruyucusu olacaklarını söyledi.
Devami