Kırgızistan milletvekili: “Başörtüsü İslam’ın emri ve geleneğimizin bir parçasıdır”

Kırgız Vekil Bakiruulu, Kırgız kültüründe kullanılan ve günümüzde kadınların milli baş giysisi olarak bilinen Eleçek’in evli bir kadın tarafından takıldığını ve İslam’da belirtilen şartlara uygun olduğunu kaydetti. Kadınların sadece yüz kısmının görükebildiğini belirten Bairuulu, Eleçek’in hem milli kıyafet, hem de İslam fkhına uygun olarak kullanıldığını anımsattı.

Kırgız Vekil Bakiruulu eğitim yerlerinde başörtülü öğrencilerin okula alınması gibi nedenlere zaman zaman gündeme taşınan tartışmalara da tepki gösterdi.

Her sakallının Müslüman olmadığını veya her sakallının bir terörist olarak algılanmaması gerektiğini vurgusulayan Bakiruulu, Romanya ile Yunanistan milli takımları arasında düzenlenen futbol karşılaşmasında Yunanistanlı futbolcuların birçoğunun sakallı olduğuna dikkat çekerek, “Onları kimse bölücü ve terörist olarak göstermedi, fakat Müslüman sakallı olunca mı terörist oluyor?” dedi.

(Dünya Bülteni/ Haber Merkezi)

Devami

İSTANBUL’DA İKİ TÜRKİSTANLI GÖZALTINA ALINDI

İSTANBUL- Pendik’te oturmakta olan Türkistanlılardan iki Özbek, ikametleri bulunmadığı gerekçesiyle polisler tarafından gözaltına alındı.

Sitemize ulaşan bilgilere göre olay şöyle gelişti. 27 Kasım günü hasta olan bir Türkistanlı, başka bir hemşehrisi tarafından Pendik Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Devlet hastanesinde görevli personel hastadan kimlik isteyip,  kimliği yanında bulunmayan hastanın tedavisinin yapılamayacağını belirtti. Bütün ısrarlara rağmen hemşehrimizin tedavisi yapılmadı. Daha sonra hastane personeli Pendik Sahil karakolunu arayarak hemşehrilerimizi ihbar etti. Karakoldan gelen polisler iki Türkistanlıyı kimlikleri yanlarında olmadığı veya ikamet süreleri geçmiş olduğu gerekçesiyle gözaltına aldı. Hastalığı devam eden hemşehrimizin tedavisi karakolda da yapılamadı. 4 Aralık günü Kumkapı’daki Yabancılar Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilen iki Türkistanlıdan hasta olan hemşehrimize tıbbi müdahale  ancak burada mümkün oldu.

Aslen Özbekistan vatandaşı olan mağdurlar Kumkapı’ya getirildikten sonra İHH ve Mazlumder’in avukatları tarafından ziyaret edildiler. Avukatların verdiği bilgiye göre Özbekistan’a iade edilmeleri halinde hayatları tehlike altına girecek. Gözaltındaki Türkistanlılar BM’ye sığınma başvurusunda bulundular.

Bilindiği gibi İstanbul’da 50 bin civarında Özbekistan vatandaşı Türkistanlı bulunuyor. Bir çoğunun ikamet ve çalışma izinleri olmayan Türkistanlılar zor şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Uluslar arası Türkistanlılar Dayanışma Derneği, Türkistanlılar’ın yabancı sayılmasını eleştiriyor ve yabancı mevzuatının uygulanmamasını savunuyor.

UTD-DER HABER MERKEZİ

08.12.2013

 

Devami

Turkiya o‘zbeklarni deportatsiya qilgani uchun jarima to‘laydi

Ovro‘po Inson huquqlari mahkamasi 19 O‘zbekiston fuqarosini “noinsoniy sharoitlarda” Eronga deportatsiya qilgani uchun Turkiya hukumatiga 190 ming yevro jarima solgan.

Mahkama Turkiyaga har bir arzdor uchun 10 ming yevrodan jarima soldi va rasmiy Anqara 19 kishilik guruhning xarajatlarini qoplash uchun qo‘shimcha 3350 yevro to‘lashi kerak degan qaror chiqardi.

Mahkamadagi hujjatlarga ko‘ra, 19 kishidan tashkil topgan to‘rtta o‘zbek oilasi 2008 yilda deportatsiya qilingan. Ular Turkiya va Eron chegarasidagi qishloqlar orasida qish sharoitida piyoda 10 kun yurishga majbur qilinganlar.

O‘zbekistondan chiqib ketgan oilalar Tojikiston, Afg‘oniston va Pokistondan o‘tib, 2001 yilda Eronda o‘rnashgan bo‘lganlar.

Birlashgan Millatlar Tashkilotining qochqinlar bo‘yicha yuqori komissarligi ularga qochqin maqomini bergan.

To‘rt oila so‘ngra 2007 yilda Turkiyaga o‘tganlar, biroq u yerda bir yil yashashlari ortidan qo‘lga olinganlar va 2008 yilda Eronga deportatsiya qilinganlar.

Turkiyadan deportatsiya qilinishlari ortidan bir hafta o‘tib oilalar noqonuniy ravishda yana Turkiyaga qaytib o‘tishgan, biroq ko‘p o‘tmay yana qo‘lga olinib, shu kuniyoq Eronga qaytarilganlar.

Ular ikki mamlakat o‘rtasida tashlab ketilganlari va uzoq masofani piyoda bosib o‘tganlarini da‘vo qilganlar.

Noinsoniy munosabatdan tashqari, mahkama Turkiyani mazkur oilalarni hibsda ushlab turgani uchun sabab ko‘rsatmaslik va qarorga mahkama orqali shikoyat qilish imkoniyatini bermaslikda aybdor deb topgan.

O‘zbekistonlik fuqarolar uchun viza talab etilmaydigan Turkiyada boshpana izlayotgan qochqinlarning soni ko‘payyotgani aytiladi.

Ayrim farazlarga ko‘ra, Istanbulning o‘zida bir necha ming diniy qochqin bo‘lishi mumkin.

Ayniqsa, Qozog‘iston o‘zbekistonlik 30 ortiq boshpana izlovchini rasmiy Toshkentga topshirganidan so‘ng Turkiyada boshpana izlovchilarning soni yanada orta boshlagan.

Kaynak: http://www.bbc.co.uk/

Haberin Türkçe özeti:

TÜRKİYE ÖZBEKLERİ SINIRDIŞI ETTİĞİ İÇİN CEZA ÖDEYECEK

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 19 Özbekistan vatandaşına “İnsanlık dışı şartlar altında” sınırdışı ettiği için Türk Hükümetine 190 bin euro ceza verdi.

Mahkeme her bir mağdur için 10 bin euro ceza ödenmesini uygun gördü, ayrıca her bir kişi için yaptıkları harcamalar karşılığı 3350 euro ilave ödeme yapılmasını karara bağladı.

Mahkemedeki delillere göre 19 kişiden oluşan 4 Özbek aile 2008 yılında sınırdışı edilmişti. Bu kişiler İran-Türkiye sınırındaki köyler arasında ağır kış şartları altında 10 gün yürümek zorunda kalmışlardı.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı  Mülteciler Yüksek Komiserliği bu ailelere “mülteci” statüsü vermişti.

Bu dört aile 2007 yılında bu statü altında Türkiye’de yaşarken, bir yılın sonunda gözaltına alınmış ve 2008 yılında İran’a sınırdışı edilmişlerdi.Bundan bir hafta sonra aileler tekrar Türkiye’ye kaçak yoldan gelmişler ancak çok geçmeden tekrara gözaltına alınıp İran’a sınırdışı edilmişlerdi.

Devami

ÇÖL OLAN GÖL YA DA ARAL GÖLÜNÜN FACİASI (4)

ARAL GÖLÜNÜN FACİASI

DÖRDÜNCÜ YAZI

BAĞIMSIZLIK ÇİLELERİ

YAZININ ÖZETİ

Memleket yönetimi kendinin gösterişte olsa bile özgürlüklerden yana olduğunu ortaya koymaya çalıştı. Bu şekilde 1991 yılın sonunda Özbekistan’da muhalefette olan ERK partisinin lideri Muhammed Salih’ın katıldığı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleştirildi. Seçimin favorisi memleket yönetimini ve bütün medya kurumlarını elinde bulunduran İslam Karimov idi. Buna rağmen seçim yarışının başa baş gittiği bir gerçekti. Onun için önce muhalefet adayının oyları yüzde kırk oranlarında açıklandı. Sonradan bu oran resmi olarak yüzde 12 yakın bir rakam olarak belirtildi. Bu seçime hile karıştığında kimsenin şüphesi yoktu.

Sovyetler Birliğinin dağılması insaniyet tarihine şaşırtıcı, yani sürpriz bir olay olarak geçmiştir. Hele Orta Asya halklarının bağımsızlığı bölgede yaşayan insanların rüyasına bile girmemiş denilse yanlış olmayacaktır. Çünkü bölgede komünist baskı son ana kadar devam ettiği gibi mahalli komünist yöneticiler Moskova onları geri çevirse bile kendi bağımsızlıklarını değil, Sovyetlerin varlığının korunması için çaba göstermişlerdir. Örneğin, Baltık Cumhuriyetlerinin ve başka halkların milletvekilleri son Sovyet parlamentosunun oturumlarına katılmayı reddederken, Orta Asya milletvekilleri parlamentonun boş koltuklarında olmayacak oturumu beklemekte idiler.

Gorboçov’un başlattığı “Perestroyka”  (yeniden oluşum) ve “Glasnost” (Açıklık, fikir özgürlüğü) siyaseti Baltıklarda, Kafkaslarda, Doğu Avrupa’da, hatta Rusya’nın kendi içinde geniş yankı bulurken Orta Asya cumhuriyetleri bu konuda derin uykuda idiler. Ancak Sovyetlerin dağılmasına doğru örneğin Özbekistan’da 1989 yılda ilk milli hareket olan “Birlik” ortaya çıkmıştır. Maalesef, bu hareket doğar doğmaz kendi içinde çelişkiler yaşamış ve sonradan parçalanmıştır. Tacikistan’da başlayan milli uyanma hareketi İslam taraftarları ve komünist hükümetin kavgasına dönüşmüş ve bu şekilde başlayan iç savaşta yüz binlerce insan öldürülmüştür.

Sovyetler Birliğinin dağılmasını istemeyen komünist rejim 1991 Mart ayında halk oylamasına gitti. Baltık Cumhuriyetleri Litvanya, Latvia ve Estonya halkları oylamaya katılmayı reddederken, Birliğin korunması için yüzde yüze yakın oy oranları Orta Asya bölgesinde görünmüştür. Ben bu olayların bizatihi şahidi olarak bunları yazıyorum. O zor dönemlerde Özbekistan’ın güneyinde vatanimizin bağımsızlığı için az olsa da gayret etmeye çalışıyorduk. ERK partisinin hazırladığı bağımsızlık broşürünü insanlara dağıttığımız için yerli komünist yöneticilerin çeşitli baskılarına maruz kalmıştık. Böyle durumlarda zalimlerin kullandığı yöntem düzen muhaliflerini çalıştıkları iş yerlerinden kovarak onları ve ailelerini aç bırakmaktan ibaretti. Çünkü bütün iş yerleri devletin kontrolünde olduğundan iş yerinden atılanların bunu yapanlara karşı koyacakları hiçbir şey yoktu.

Sovyetlerin gittikçe zayıfladığını gören aşırı komünist güçlerin buna karşı bir şeyler yapması gerekirdi. Nitekim Sovyetlerin üst askeri ve istihbarat (KGB) yetkilileri Gorboçov’un yardımcısı Yanaev başkanlığında bir cunta oluşturdular. Bu hain cunta ortaya çıkar çıkmaz Sovyetler Birliği hududunda iktidara el koyduğunu ilan etti. Cunta yönetimi Gorboçovu Kırım’da bir evde hapse attılar. Olay bütün dünyada geniş yankı bulurken, özgürlükten yana olan herkes cuntaya itaatsizlik bildirileri yayınladı. Ancak olay karşısında şok yaşayan Orta Asya Cumhuriyetlerinin komünist yöneticileri cuntaya destek çıkmada gecikmediler. Hatta mahalli rehberlerden birinin o tehlikeli günlerde “Bizim olağanüstü yönetimin (cuntanın) direktiflerini yerine getirmemize gerek yok. Çünkü bu sıkı direktifleri bizler önceden uygulamaktayız” dediğini asla unutamam. Komünist cunta o zamanlar Rusya yönetiminin başında olan Boris Yeltsin’nin girişimleri ile üç günde son buldu. Gorboçov özel uçakla Moskova’ya getirilirken Rusya, Ukrayna ve Belarus önderleri Minsk’da bir araya gelerek Sovyetler Birliğinin yerine Bağımsız Devletler Birliğinin tesis edildiğini ilan ettiler. Milli bağımsızlıktan yana olan bizler sevinçten gözyaşları dökmekte idik. Gorboçov durumu kurtarmak için gayret ediyordu. Bir de cuntayı destekleyenlerden intikam alınması söz konusu idi. İntikam alınacakların başında ise Orta Asya cumhuriyetlerinin liderlerinin olması şüphesizdi. İşte Gorboçov’un intikamından kurtulmak için bu liderler bir biri ardına kendi cumhuriyetlerinin bağımsızlığını ilan etmek mecburiyetinde kaldılar. Yani onlar bunu vatanlarını sevdikleri için değil, kendi canlarını kurtarmak için yaptılar…

Vatanımızın bağımsızlığından yana olan bizler sevinçten havada uçuyorduk. Artık bizim de öz vatanımız vardı. Artık milli değerleri yaşama koyma zamanı gelmişti. Olanlardan şokta olan komünist yönetim ne yapacağını şaşırmıştı. Ama yine de uyanık idiler. Artık komünizmin ömrünün bittiğini bildikleri için mensubu oldukları partinin adini Halk Demokratik Partisi olarak değiştirdiler. Bağımsızlığın çilesini bizler çektik ama bir anda eski komünist yeni halk demokratları kendilerini bağımsızlık kahramanları ilan ettiler. Bu arada bizlerin de omuzlarımıza dokunarak siz ne kadar haklı imişsiniz diyen eski komünist önderler de vardı. Bundan dolayı mesela Özbekistan’da rejim muhalifi olan ERK ve BİRLİK teşkilatlarına resmi faaliyette bulunma izni verilmişti. Hatta ERK partisinin gazetesi yüz bine kadar satıyordu. Memleketin güneyinde muhalefet yayını olan “Adalet” adında gazete piyasaya çıkmıştı…

Memleket yönetimi kendinin gösterişte olsa bile özgürlüklerden yana olduğunu ortaya koymaya çalıştı. Bu şekilde 1991 yılın sonunda Özbekistan’da muhalefette olan ERK partisinin lideri Muhammed Salih’ın katıldığı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleştirildi. Seçimin favorisi memleket yönetimini ve bütün medya kurumlarını elinde bulunduran İslam Karimov idi. Buna rağmen seçim yarışının başa baş gittiği bir gerçekti. Onun için önce muhalefet adayının oyları yüzde kırk oranlarında açıklandı. Sonradan bu oran resmi olarak yüzde 12 yakın bir rakam olarak belirtildi. Bu seçime hile karıştığında kimsenin şüphesi yoktu.

Bu günlerde Tirmiz şehir yönetiminde gerçekleşen bir toplantı hatıramda canlı duruyor. Şehir yönetimi artık kendi toplantılarına biz muhalifleri davet etmeye başlamıştı. Ben toplantıda şehir merkezindeki Lenin heykelini ortadan kaldırılmasını teklif etmiştim. Toplantı salonunda çoğunluk eski komünistlerden ibaretti. Onlar hep beraber üzerime yürüdüler ve beni âdete linç etmek istediler. Onlara göre ben bu komünist kafaların ilahına hakaret etmiştim. Polis beni bu mankurtların elinden zor kurtarmıştı. Toplantıyı yöneten şahıs beni sapıklıkta suçladı. Aradan çok zaman geçmeden yine de Lenin heykeli şehir merkezinden indirildi. Heykelsiz daha doğrusu putsuz yaşamaya alışamayan kafalar bu defa  Lenin’ın heykelinin yerine imam Tirmizi’nin heykelini diktiler. Biz doğal olarak buna da itiraz ettik. Eski komünistlerin cevabi şöyle oldu: “Siz muhalefet zaten sapıksınız. Sizler Lenini sevmediğiniz gibi kendi büyüğümüz olan imam Tirmizi’yi de sevmiyorsunuz”. O günlerde olduğu gibi bugün de bu mankurtlara İslam dininin en önemli isimlerinden biri adına heykel dikmek sapıklık olduğunu anlatmak nafiledir…

Bağımsızlıkla gelen yarı özgürlük kısa sürede sona erdi. 1993 yıldan itibaren memleketteki bütün muhalif hareketler ve onların yayınları yasaklandı. Hükümete itaat etmek istemeyenler tutuklama ya da polis dayağı ile korkutulmaya çalışıldı. Bu şekilde zamanımızın en acımasız diktatörlük rejiminin temelleri atılıyordu. Yüzlerce sene özgürlük bekleyenlere hapishane ya da hicret yolları görünmeye başlamıştı. İşte bu şartlar altında ben on sekiz sene önce “Merhaba Türkiye” demeye mecbur kalmıştım…  (Devam edecek)

BIRINCI YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi/

İKİNCİ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-2/

ÜÇÜNCÜ YAZI: https://turkistanlilar.com/col-olan-gol-ya-da-aral-golunun-faciasi-3/

Devami

Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetleri Anıldı

10 Kasım 2013/ Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetleri’nin kuruluşu İstanbul’da D.Türkistan Maarif Derneği öncülüğünde kutlandı

Doğu Türkistan Maarif Derneği 1933 ve 1944 yıllarında Doğu Türkistan’da kurulmuş olan İslam cumhuriyetlerini anmak için, İstanbul’da bir tören ve panel düzenledi. Kutlama töreni ve panel, 12 Kasım 1933’te kurulan ilk İslam Cumhuriyeti’nin 80. Yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirildi.

10 Kasım 2013 günü İstanbul Eresin Otel’de düzenlenen etkinlikte Türkistanlı çocukların okuduğu şiirler, konuşmalar ve panelde sunulan tebliğler  300’ü aşkın katılımcı tarafından izlendi. Program Kanada’dan gelen Uygur alim İbrahim Karim’in Kur’an-ı kerim tilavetiyle başladı. Açış konuşması yapan Dernek başkanı Hidayet Oğuzhan “12 Kasım 1933 te kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’ni ve 1944 te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyetini anıyor, özlüyor ve bir kez daha kurulacağına inanıyoruz” dedi ve bu panelin Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için bir nebze olsa bile katkı salacağına temenni edeceğini ifade etti.

Açılışta yaptığı konuşmada Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bayram Karacan, “12 Kasım’da 1933 yılında Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulduğunda Dünya’da on ülkeye temsilci gönderilmiştir. Bunlardan bir tanesi de Türkiye’ye gönderilmiştir. Ama ne yazık üzülerek ifade etmek istiyorum ki Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri bu temsilcinin Türkiye’ye girişini kabul etmemiştir” dedi.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL’ın oturum başkanlığını yaptığı panelde, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi ve TRT Program Yapımcısı Doç. Dr. Abdülhamit AVŞAR,  “1933 yılında kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti hakkında mülahaza” başlıklı sunum yaptı.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversite İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi. Yrd. Doç. Dr. Alimcan BUĞDA,  “1933’te kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin anayasası”,  Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Konuralp ERCİLASUN,  “20.Yüzyıldaki Doğu Türkistan’in Siyasi Tarihi” ,  Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkin EKREM  “Tarihte kurulan iki Doğu Türkistan cumhuriyetinin yıkılma sebepleri ve dış güçlerin etkisi” başlığını taşıyan tebliğlerini  sundular.

Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği yöneticileri Burhan Kavuncu, Namaz Nurmumin, Alimcan Çatkal ve Zakir Karataş da etkinlikte derneğimizi temsil ettiler. Başkan Yardımcısı Dr.Namaz Nurmumin açılışta yaptığı konuşmada Türkistan’ın birliğinin önemine işaret etti. Panel sonrası tebliğcilere birer plaket verildi. Dr.Alimcan Buğda’nın plaketini, başkanımız Burhan Kavuncu takdim etti.

RESIM: Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti 80. kuruluş yıl dönümünde Genel Başkan Burhan Kavuncu, Cumhuriyet’in anayasası hakkında tebliğ sunan Dr.Alimcan Buğda’ya plaket verdi.

Devami

Mısır’dan TİKA’ya Yasak

Mısır darbe yönetimi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile ülke arasında süregelen her türlü ekonomik, kültürel, ticari ve sosyal ilişkinin kesilmesi ve gelecek bütün teknik ve mali yardımları reddetmesi için tüm departmanlarını uyardı. Ülkenin darbeyle görevden alınan cumhurbaşkanı Muhammed Mursi döneminde imzalanan işbirliği protokolü gereği TİKA, Mısır’a mesleki eğitim amacıyla teknik ve mali destek sağlıyordu.

Darbeden sonra Mısır Türkiye ile olan her türlü ilişkisini koparma kararı almıştı. Mısır Başbakanlığı, ülkedeki tüm birimlere gizli ve ivedi bir genelge göndererek TİKA’nın her türlü faaliyetinin engellenmesini istedi.

Devami

Azerbaycan Rusya’ya Petrol İhracatını Durdurdu

Azerbaycan Rusya’ya Petrol İhracatını Durdurdu.Azerbaycan’ın kamu enerji şirketi Socar’ın gelecek yıl Şubat ayından itibaren Rusya üzerinden ham petrol ihracatına son vereceği ve bu petrolün büyük bölümünü Bakü-Ceyhan boru hattına ve Azerbaycan iç pazarına yönlendireceği bildirildi. Socar’ın pazarlama departmanından bir yetkili, Reuters’a bilgi vererek, “Azerbaycan, Bakü-Novorossiisk boru hattından petrol ihracını Şubat ayında durduracak” dedi.  Yetkili, “Bu yılın sonunda Rusya üzerinden petrol ihracatının 1,8 milyon ton olmasını bekliyoruz. Gelecek yıl 1,5 milyon tonu Bakü-Tiflis-Ceyhan’a yönlendirecek, 300 bin tonu da petrol ürünleri üretimi için içeriye yönelteceğiz” dedi.  Azerbaycan’ın bu yıl Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından 30 milyon ton petrol ihraç etmeyi öngördüğünü belirten yetkili, 2014’te boru hattından aktarılan petrolün 31,5 milyon tona yükseleceğini belirtti.

Devami

Kazakistan Petrolünün %24 ü Çin’in

Çin’in, halihazırda yıllık petrol üretiminin 82 milyon ton olan Kazakistan’da petrol üretimindeki payı % 24 oranına ulaştı. Kazakistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı, Halihazırda Çin merkezli şirketlerinin, Kazakistan’da  gerçekleşmekte olan petrol üretimindeki payı % 24 oranına ulaştığını açıkladı. Kazakistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı’nın konuyla ilgili açıklamasında, Çin merkezli şirketler Kızılorda ve

Atırau şehirlerinin yakınında bulunan petrol yataklarının işlemesiyle uğraşmakta. Çin’in payının önümüzdeki yıllarda azalacağı tahmin ediliyor. Şöyle ki, son yıllarda Kızılorda ve Atırau şehirlerinin yakınında bulunan petrol yataklarının petrol üretim hacmi azaltılmaya çalışılmakta. Dolayısıyla Çin merkezli şirketlerin, Kazakistan’da  gerçekleşmekte olan petrol üretimindeki payının azaltılması da bekleniyor. Çin’in, Kazakistan’da petrol üretimindeki payı % 14 oranına kadar ineceği tahmin ediliyor. Kazakistan’da, şu ana kadar keşfedilmiş bulunan yaklaşık 160 adet petrol ve doğalgaz sahası var. Bunların hepsi henüz üretime başlamış değil ama çok önemli bir potansiyel oluşturuyor.  Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı’nın tahminlere göre  2014 yılında ülkede yaklaşık 83 milyon ton petrolün üretilmesi bekleniyor. 2016 yılına doğru ise bu rakam 110 milyon tona kadar artırılması planlanılıyor.

Türkkazak.com

Devami

Kazakistan’dan Türk Dizilerine Yasak

Kazakistan’ın başkenti Astana’da İletişim Merkezi tarafından KazMedya Merkezi’nde düzenlenen haftalık bilgilendirme toplantısına konuk olan Kazakistan Kültür ve İletişim Bakanı Muhtar Kul-Muhammed, aldıkları karar ile 2014 yılından itibaren devlet kanalarında Türk ve Kore dizilerinin gösterilmeyeceğini kaydetti.

Devlet bütçesinden yabancı dizilere büyük paraların harcandığını kaydeden Kul-Muhammed, bunun yerine yerli yapımlara destek çıkacaklarını söyledi.

Alınan karar gereği önümüzdeki yıldan başlayarak Türk ve Kore dizilerinin satın alınmayacağını vurgulayan bakan, bu dizlere ayrılan bütçe ile tarihi ve kültürel film vedizilerin çekileceğini ifade etti.

Kazakistan’da yayın yapan en büyük devlet kanlarından olan ve bünyesinde on kanalı barındıran Kazakistan ve Habar kanallarında yirmiden fazla Türk ve Kore yapımı diziler gösteriliyordu.

Dizilerin ortalama fiyatları ise 1500 -4500 dolar arasında değişiyor.

Devami

Türk Cumhuriyetleri Fiber Ağla Birbirine Bağlanıyor

Türk Telekom, Çin’den Türkiye’ye uzanacak fiber optik internet ve veri iletişim ağı Trans Avrasya Süper Bilgi Otoyolu (TASIM -Trans Eurasian Information Super Highway) projesi için imzayı atarken, rotayı Afrika’ya çevirdi.
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen imza töreninde soruları yanıtlayan Türk Telekom CEO’su Tahsin Yılmaz, 15 bin kilometrelik ağınİstanbul’dan da Avrupa’ya uzanacağın belirterek, kendi fikirleri olan ve 2009’dan beri üzerinde çalıştıkları linkin en erken 2015 yılında tamamlanacağını söyledi.

BM’nin desteği var

Yılmaz, ağ için kendilerinin yanı sıra bölgedeki ülkelerin de konsorsiyum oluşturduğunu ve projenin iki kıtayı birbirine bağlayacağını kaydetti. Yılmaz, “Bu hatla 70 milyonluk Türk dünyasını da birbirine bağlayacağız. Çin ve Orta Asya’nın internet ve veri trafiği Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınacak. Hattın 4 bin kilometrelik bölümünü bizim ağımız oluşturuyor” dedi.
TASIM’ın,  Avrupa’ya giden en kısa internet hattı olacağına da işaret edern Yılmaz, “
Birleşmiş Milletler (BM) de bu projeyi destekleme kararı aldı. Bazı ülkelerin denize irtibatı bulunmadığı için karasal hatlardan data trafiğinin önemi büyük.  Orta Asya için de coğrafi ve stratejik açıdan önemli bir adım olacakUlaştırma Bakanlığımız ve hükümetin de ciddi desteği var” diye konuştu.

Yeni hedef Afrika

Türk Telekom International CEO’su Cengiz Öztelcan ise, yeni fiber optik hat için Afrika’yı hedeflediklerini belirterek, “İnternet ve verideyoğunluk ve patlamanın bundan sonra Afrika’dan geleceği öngörülüyor. Afrika’yı, Mısır’a bağlayan linkler var. 2014’de de Afrika için konsorsiyum açıklanacak. Bu linkin Güney Afrika’ya kadar inmesi planlanıyor. Hedefimiz Türk Telekom’un ses ve datayla hizmet verdiği 198 ülkeye ulaşmak” dedi.

Devami