Kazakistan, gençlik eğitiminde ilk 10’a girdi

İngiltere merkezli Vouchercloud şirketi araştırmacıları tarafından açıklanan gençlerin eğitim seviyelerinde dünya genelinde Kazakistan 9’ncu oldu

Kazakistan, gençlerin eğitim seviyelerinde dünya genelinde 9’ncu sırada yer aldı. Sıralama, İngiltere merkezli Vouchercloud şirketi araştırmacıları tarafından yapıldı.

Raporu hazırlayanlar, “Bu ülkenin tüm beklentileri aştığını” belirtti ve Kazakistan’ın “yeni bir entelektüel süper güç” olabileceği yönünde görüş bildirdiler.

Vouchercloud uzmanları, topladıkları verileri dünyadaki en akıllı 25 ülkenin listesini çıkarmak için kullandı. Gençlerin eğitim seviyelerine ek olarak, Nobel ödüllü sayısı ve nüfusun ortalama IQ değeri dikkate alındı.

Vouchercloud, Doğu Asya ülkelerinin göstergelerine özel önem verdiğini de belirtti. Örneğin, Güney Kore, Tayvan ve Singapur, çok zeki ve eğitimli gençlerin sayısında liderdir, ancak Nobel ödüllü sayısındaki düşük sayılar nedeniyle listede önde değiller.

Amerika Birleşik Devletleri 368 Nobel ödülü alan ülke olmasına rağmen Japonya en akıllı ülkelerin sıralamasında ilk sırayı aldı. Bu ülke yalnızca 26 Nobel Ödülü kazandı, ama Japonya’da nüfusun IQ seviyesi ve gençlerin eğitim seviyesi oldukça yüksektir.

Vouchercloud sıralamasında ikincilik İsviçre’ye gitti. Üçüncü sırada dünyadaki nüfusun IQ’sunda ikinci sırayı alan Çin’dir. ABD derecelendirmenin dördüncü sırasında ilk beşi Hollanda kapattı. Ayrıca ilk 10’da Rusya (6. sıra), Belçika (7.), Birleşik Krallık (8.), Kazakistan (9.) ve Güney Kore (10.) yer alıyor.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Özbekistan’a 240 milyon dolar kredi

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Özbekistan’daki Talimercan Termik Santralinin gaz türbini inşaatı için 240 milyon dolarlık kredi sağlayacak

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Özbekistan‘ın güneyindeki 900 megavat kapasiteli Talimercan Termik Santralinin gaz türbini inşaatı için 240 milyon dolarlık krediverecek.

EBRD’den yapılan açıklamaya göre, banka Özbekistan’ın elektrik üretim ve dağıtım devlet işletmesi olan Özbekenergo’ya devlet garantisi ile sağlayacağı kredi, ülkenin güneyindeki Talimercan Termik Santralindeki 900 megavat kapasiteli kombine çevrimli gaz türbininin inşaatı ve bununla ilgili altyapı çalışmalarına harcanacak.

Projede, EBRD kredisinin yanı sıra Özbekistan İmar ve Kalkınma Fonu’nun öz kaynakları ve Asya Kalkınma Bankasının kredileri de kullanılacak.

Proje, kış aylarında elektrik sorunu yaşayan Özbekistan’ın enerji verimliliği ve güvenliğinin arttırılmasına katkı sağlayacak ve elektrik üretimini artıracak.

EBRD, bugüne kadar Özbekistan’da hayata geçirilen 70 proje için toplam 1,3 milyar avro kredi sağladı.

Dünya Bültenı

Devami

Özbekistan Yargıtayı insan hakları aktivistini suçsuz buldu

Özbekistan’ın eski lideri Kerimov’a açtığı dava sonrası hapse atılan ve geçen yıl serbest bırakılan insan hakları aktivisti Mamatkulov beraat etti

Özbekistan Yüksek Mahkemesi, 50 yaşındaki insan hakları aktivisti Chuyan Mamatkulovdavasında sanığın beraatına karar verdi.  Bununla alt mahkemelerin Mamatkulov hakkındaki kararları iptal edilmiş oldu.

Ozodlik radyosunun haberine göre, Yargıtay kararında Chuyan Mamatkulov’a yönetilen suçun soruşturma ve yargılanma sırasında usule ilişkin hataların yapıldığı, anayasa düzenini ihlal ettiğine, dolandırıcılık ve insan kaçakçılığı yaptığına dair kanıtların bulunmadığı belirtildi.

İnsan hakları aktivisti, adalet zaferine inanmasına rağmen, iptalin kendisi için bir sürpriz olduğunu söyledi.

Özbekistan’ın silahlı kuvvetlerinde subay olan Chuyan Mamatkulova, 2004’te askerlikten yasa dışı atıldıktan sonra, Taşkent’te bulunan bir sivil mahkemeye, zamanın Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un aleyhine dava açmış ve Silahlı Kuvvetler Yasasının değiştirilmesini talep etmişti.

Mamatkulov 29 Ağustos 2012 tarihinde tutuklandı. 2013 yılında “bir kişiyi kaçırma”, “anayasal düzene tecavüz”, “sahtekarlık”, “belgelerde sahtecilik yapmak”, “yalan şahıtlık” suçlamalarıyla on yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mamatkulov’un kendisi bütün suçlamaların uydurma olduğunu söylemişti. O işkence gördüğü Müslümanların toplama kampı olan “Jaslık” hapishanesinde birkaç sene hapis yattı.

İnsan hakları aktivisti 2018 yıl Mart ayında serbest bırakıldıktan sonra hemen aleyhindeki tüm suçlamaları temyiz edeceğini belirtmişti.

Chuyan Mamatkulov, 2004’ten bu yana Özbekistan’ın insan hakları cemiyeti ile işbirliği yapıyor ve şu anda Özbekistan’ın Kaşkadarya ilinde insan hakları aktivisti olarak faaliyetlerinde bulunuyor.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

‘Başımızda diktatör var, Türkiye’ye kaçıyoruz’

Türkmenistan’dan Türkiye’ye çalışmaya gelen ve Beyoğlu’nda yaşayan Türkmen kadın, “Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguly Berdimuhamedov yolsuzluğa boğazına kadar bulaşmış bir şahıs. Başımızda diktatör var. Milletin malını yiyor. Biz aslında ülkemizde çok zenginliğe sahibiz. Doğalgazımız altın var ama çalıştırmıyorlar. O nedenle yurt dışına çıkıyoruz.” dedi.

 

Türkiye’de son yıllarda savaştan kaçan Suriyelilerin yanı sıra Türk dünyası ülkelerinden gelenler de dikkat çekiyor. Yaşlıların bakımı başta olmak üzere hizmet sektöründe yaygın bir Türk dünyası nüfusu dikkat çekiyor.

İstanbul gibi büyükşehirlerde Türkmen, Özbek hasta ve yaşlı bakıcılar giderek yaygınlaştı.  Çocuklar ve yaşlılar çoğunlukla onlara emanet. Peki Türk dünyasından insanlar neden Türkiye’ye akın ediyor? Cevabı yine Türkiye’de para kazanıp kendilerine bir hayat kurmaya çalışanların kendisi veriyor. Türkmen bir hasta bakıcı olan Ş., Beyoğlu’nda kaldığı bir evde sorularımızı konuya ilişkin soruları cevapladı. Aslında Ş’nin verdiği yanıtlar ülkesinden dışarı çıkmak zorunda kalan binlerce Türkmen’in halini yansıtıyor.

‘Boğazına kadar yolsuzluğa battı’

Ş’nin söylediğine göre, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguly Berdimuhamedov yolsuzluğa boğazına kadar bulaşmış bir şahıs. Ülkenin zengin yeraltı kaynakları halihazırdaki 5-6 milyonluk nüfusu doyuramıyor ve neredeyse Türkmenistan’ın çalışabilecek yaştaki nüfusunun tamamı iş gücü olarak ya Rusya ya da Türkiye’ye kaçmış durumda. Ş, “Bir evde 10 kişi varsa bir iki yaşlı evde kalıyor, geri kalanların tamamı Türkiye’ye çalışmaya geliyor” diyor. O da dokuz kardeşli bir ailenin en küçüğü. Ülkesinde üniversite paralı ve çok pahalı olduğu için okuyamamış. Şimdilerde bir hanıma evinde refakat ediyor. Hayali ise para biriktirip evlenerek bir yuva kurmak.

‘Başımızda diktatör var’

Türkmenistan Devlet Başkanının dikatör olduğunu söyleyen S, “Duyduğumuza göre ailesine ve kendisine Dubai’de ev yaptırıyormuş. Milletin malını yiyor. Biz aslında ülkemizde çok zenginliğe sahibiz. Doğalgazımız altın var ama çalıştırmıyorlar. O nedenle yurt dışına çıkıyoruz. Bir kişi Türkmenistan’da bir iş yapmaya kalksa, örneğin 12 koyunun olsa yarısına el koyuyorlar. Senin malına göz dikiyorlar. Bu adamdan kurtulamıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Aslında Ş.’nin söylediklerini tasdikleyecek günlük hayatımızda karşımıza çıkan binlerce Türkmen var. İnternette yapılan ufak bir araştırma sonucu 2016 yılında “Business Anti Corruption Portal” tarafından hazırlanmış bir raporla karşılaştık. Raporun girişinde Türkmenistan’ın dünyanın yolsuzlukta başı çeken ülkelerden bir olduğu belirtilmiş. İşte ayrıntılar:

“Dünyada yolsuzluğun en yüksek olduğu ülkelerden biri olarak Türkmenistan, her kuruluş ve ekonominin her alanında yaygın olan bu sorunla boğuşuyor. Rüşvet her türlü hizmete ulaşmada başlıca aracı, devletle iş yapmak ve ilişkileri sıkı tutumak için kesenin ağzını sürekli açık tutmak gerekiyor. Kamu idaresi ağırlıkla patronaj ağına dayanıyor. Büyük projeler yapmak için başkanlık onayı gerekiyor. Rekabet ortamı yok, kanun ve denetin işlemiyor. Sözde yolsuzluk karşıtı düzenlemeler var ama çok zayıf kalıyor ve yolsuzluk araştırmaları sadece politik iteklemelerle yapılabiliyor. Halihazırdaki Devlet Başkanı Berdimuhamedow’un da ükedeki diktatörlüğü sayesinde rejim karşıtları kendilerine doğal bir sansür uyguluyor. Bu nedenle Türkmenistan’da yolsuzluklarla ilgili very toplamak çok zor. Yargı yolsuz, etkisiz ve çokça siyasileşmiş durumda. Alınmış mahkeme kararları Berdimuhamedow tarafından değiştirilebiliyor. Polis hiçbir sorgulanma endişesi olmadan yolsuzluk yapabiliyor. Kamusal hizmetlerde rüşvet had safhada, iş kurmak isteyenlerden ise binlerce dolar rüşvetalınıyor.

Türkmenistan’da inşaat sektörü en çok yolduzluğun yapıldığı alan. Toprak ve mal mülk sahibi olmak neredeyse hayal. Bireysel olarak Türkmenistan’da toprak sahibi olamıyorsunuz. Devlet istediği kişinin malına istediği zaman bir mahkeme kararıyla ve adil bir taminzat olmaksızın el koyabiliyor. Vergileme alanında ise yabancı firmalar yerlilerden daha fazla vergilendirmeye tabi tutuluyor.

Doğal kaynaklara gelindiğinde ise durumun hayli içler acısı olduğu görülmekte. Yabancı yatırımcılar genellikle doğalgaz ve petrol projelerine yönelse de bu sektörlerde kamusal denetim olmadığı gibi hükümetin petrol ve doğalgaz endüstrisine dair bir very tabanı da bulunmuyor. Ruhsatlarla ilgili bilgi verilmiyor, yapılan her işlem gizlilik içinde yürütülüyor. Devlet ve hükümetin sahip olduğu projeler ise pamuk ve buğday dahil tekelleşmiş durumda.

Medya ayağında ise dünyada basın özgürlüğünün en düşük olarak tanımlandığı yer Türkmenistan. Cezalandırılma ve iftira sonucu hapse atılma endişesiyle medya kendi kendini sürekli sansürlüyor. Hükümet ise bütün basın yayın organlarında iktidarı ele almış durumda. İktidar karşıyı herhangi bir habere kesinlikle yer verilmiyor.”

yeni akit

https://www.yeniakit.com.tr/haber/basimizda-diktator-var-turkiyeye-kaciyoruz-586495.html

Devami

Orta Asya-Hindistan ilişkileri Semerkant’ta masaya yatırıldı

”Özbekistan’ın Semerkant kentindeki toplantıda, bölgesel iş birliği konusu ele alındı.

Orta Asya-Hindistan Diyaloğu” Dışişleri Bakanları Toplantısı, Özbekistan‘ın tarihi Semerkant şehrinde düzenlendi.

Toplantıda konuşan Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov, bu diyaloğun temel amacının Orta Asya ülkeleri ile Hindistan arasındaki çok yönlü ilişkilerin yeniden canlanmasına yeni bir dinamizm vermek ve taraflar arasındaki ticaret, ekonomi, yatırım, kültürel ve diğer alanlardaki muazzam iş birliği potansiyelini kullanmak ile uluslararası kuruluşlar bünyesindeki faaliyetlerin koordinasyonu olduğunu kaydetti.

Toplantının başarılı sonuçlara ulaşacağına inandığını belirten Kamilov, “Bu toplantı Orta Asya ve Güney Asya bölgelerinin uluslararası ilişkilerdeki büyük potansiyelini ve artan önemini göz önünde bulundurarak bu ülkelerin çok taraflı iş birliği gündemini genişletmeyi amaçlayan düzenli bir diyaloğu başlatacak.” dedi.

Kamilov, ayrıca Afganistan’ın bölgedeki ekonomik faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşündüklerini kaydederek, bu çerçevede mevcut potansiyelin tam olarak kullanılması için ortak önlemlerin alınmasının önemini vurguladı.

Hindistan Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj da ülkesinin Orta Asya ülkeleri ile iş birliğini geliştirmeye çok önem verdiğine işaret ederek, bu toplantının Hindistan ile bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesine katkıda bulunacağını belirtti.

Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov, Türkmenistan’ın inisiyatifiyle Türkmen doğal gazını Afganistan üzerinden Pakistan ve Hindistan’a taşıyacak Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPİ) doğal gaz boru hattının inşaatına devam edildiğini anımsatarak, projenin ekonomik öneminin yanı sıra jeopolitik öneme de sahip olduğunu vurguladı.

Meredov, TAPİ projesinin hayata geçirilmesiyle Afganistan’da güvenlik ve istikrarın sağlanması için olumlu koşulların sağlanacağına dikkati çekerek, bu projenin Afganistan’ın kalkınmasına da önemli katkıda bulunacağını, çok sayıda Afgana yeni istihdam sağlayacağını kaydetti.

Toplantıya ayrıca Tacikistan Dışişleri Bakanı Siraciddin Muhriddin, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Çingiz Aydarbekov ile Kazakistan Dışişleri Bakanı Beybut Atamkulov da katıldı.

Hindistan’dan Afganistan’a 3 milyar dolarlık kaynak

Bu arada, aynı program kapsamında “Hindistan-Orta Asya-Afganistan Diyaloğu” Dışişleri Bakanları 1. Toplantısı da yapıldı.

Afganistan Dışişleri Bakanı Selahaddin Rabbani’nin de katıldığı toplantıda konuşan Swaraj, Hindistan ve Orta Asya ülkelerinin iyi ilişkilerinin bulunduğunu kaydederek, bu toplantının söz konusu iş birliğinin daha da gelişmesine katkıda bulunacağını belirtti.

Ülkesinin Afganistan’ın yeniden kalkınmasını desteklediğini dile getiren Swaraj, “Afganistan’da güvenlik ve istikrarın sağlanmasında ortak çıkarlarımız var. Hindistan, Afganistan halkını ve hükümetini egemen, demokratik, barışçıl ve istikrarlı bir devlet kurma çabalarında destekliyor. Afganistan’da barış ve uzlaşma çabalarını destekliyoruz. Hindistan, Afganistan’ın kalkınmasına destek sağlamak için 3 milyar dolarlık kaynak sağlayacak.” diye konuştu.

Swaraj ayrıca, büyük bir insani ve ekonomik imkana sahip Hindistan’ın bölge ülkeleriyle özellikle altyapı projeleri kapsamında Afganistan konusundaki iş birliğinin son derece verimli olacağını vurguladı.

Devami

Türkistan’ın yeniden doğmasında Özbek-Kazak ilişkilerinin önemi – Namoz Normümin Mohammad

Özbekistan-Kazakistan ilişkileri, bu iki halk ve devlet arasındaki çok yönlü müspet gelişmeler bölgedeki istikrar ve gelişim açısından kritik önem taşımaktadır.

Namoz Normümin Mohammad

Konuya Türkistan’ın büyük bir isim, büyük bir coğrafya, büyük bir medeniyetin merkezi ve Türk kavimlerinin ana yurdu olduğunu hatırlatarak başlayalım.

Bugün dayanılmaz Çin baskısı ile insanlığın gündeminde olan Doğu Türkistan büyük Türkistan’ın ancak dörtte birinin oluşturmaktadır. Orta Asya’daki beş bağımsız devletten oluşan Türkistan’ın batısı ise siyasi, ekonomik ve jeopolitik açıdan tarihi denilebilecek gelişmelere sahne olmaktadır. Başka şekilde ifade edersek Türkistan’ın yeniden ayağa kalkması söz konusudur. İşte bu bağlamda ÖzbekistanKazakistan ilişkileri, bu iki halk ve devlet arasındaki çok yönlü müspet gelişmeler bölgedeki istikrar ve gelişim açısından kritik önem taşımaktadır.

Aslında 1990 yıllarda başlayan bağımsızlık sürecinden sonra yeni Özbekistan ve Kazakistan devletlerinin oluşumundan söz etmekteyiz. Bu sadece dünya haritasına iki yeni devletin eklenmesi değildir. Tarihte batı devletleri ve Rus Çarlığı arasında çekişmelere neden olan ve Sovyetlerin dağılmasıyla yeniden gündeme gelen Orta Asya’da yeni bir bağımsız bölgenin teşekkülü söz konusudur.

1991 yılında bağımsızlık ilanlarından sonra Özbekistan ve Kazakistan’daki gelişmeler tam olarak benzerlik gösterdi denilemez. 75 yıla yakın süren Sovyet rejiminde Kazaklar en çok ve kötü şekilde önce Stalin katliamına, sonra asimilasyona uğramışlardı. 1930 yaşanan katliamda yüzde 40’a varan nüfusunu kaybeden Kazakların çoğu asimilasyon sonucunda kendi ana dilinde konuşma ve yazmayı bilmiyordu. Bağımsızlıktan sonra Kazakistan toplumunda Kazakların yeniden etnik olarak tanınması, ayağa kalkması gündemde idi. Bunun yanında Kazakistan deneyimli devlet Başkanı Nursultan Nazarbaev yönetiminde ekonomik atağa da geçmişti. Nazarbaev o yıllarda toplumsal istikrar, Kazakların etnik olarak yeniden doğması, ekonomik kalkınma projelerine önem vermekteydi. Ülkenin kuzeyinde çoğunluğu oluşturan Rusça konuşan vatandaşların sayısının 5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyordu. Bundan dolayı etnik konuların gündeme getirilmesinde aşırı hassasiyet göstermek bağımsız Kazakistan yönetimi için şart idi.

Özbekistan’da ise başlangıçta dini gelişmeler, ekonomik sıkıntılar ve sosyal adaletin sağlanması söz konusu olmuştu. Bu iki kardeş ve komşu ülkelerde sorunlar ve onların çözümlerinin farklılığına rağmen Özbekistan ve Kazakistan arasında anlayış ve işbirliği istenen şekilde olmazsa bile, onlar arasında bir dayanışma söz konusu idi.

Bu bağlamda önemli bir husus dönemin Özbek lideri İslam Kerimov ve Kazak lider Nursultan Nazarbaev’ın birbirlerine mesafeli davransalar da, aralarında kişisel olarak iyi anlaşma ve saygının olması önemli idi. Bölgede etnik yenilenme, toplumsal ve siyasi çalkantılar örneğin Kırgızistan’da Özbek-Kırgız çatışmalarına (2005 ve 2010 senelerinde) neden olduğu halde Kazaklar ve Özbekler arasında kardeşlik ve dayanışma ruhu devam etmekte idi. Sonuçta Kerimov ve Nazarbayev Sovyet rejimi eğitimi alan deneyimli kurt politikacılardı. Başka taraftan ise bağımsızlıktan sonra Orta Asya’da liderlik konusunda Özbekistan ve Kazakistan arasında bir çekişme var olduğu da inkar edilemez…

Kazakistan için önemli olan Özbekistan’daki toplumsal ve siyasi istikrar idi. Çünkü güney komşusu hududunda yaşanacak her hangi bir siyasi ve sosyal depremin Kazakistan’a sıçrama ihtimali yüksek idi. Özbekistan için ise Kazakistan, Rusya’ya ve dünyaya açılmak için ana yollardan biri idi. Bununla beraber Kerimov döneminde Özbek-Kazak ilişkilerinin pek parlak olduğu da söylenemez. Örneğin, Kerimov’un ölümünden sonra Kazak lider Nazarbaev “İlişkilerimiz istenen seviyede değildi. O derecede ki, Özbekistan bizim buğdayı Almanya üzerinden satın aldığı dönemler olmuştu” itirafında bulunmuştu.

Rusya ile olan ilişkiler de bu iki komşu devleti tam olarak ittifak haline gelmesinde engel idi. Özbekistan ve Kazakistan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)’na üye olsalar da bu kurum onun üyeleri arasında SSCB gibi çok yönlü birlik beraberliği sağlamıyordu. Bunun farkında olan Rusya lideri Vladimir Putin BDT ülkeleri arasında askeri birlik olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve yeni ekonomik işbirliği olan Avrasya Ekonomik Birliğini (AEB) geliştirme çabalarına girişti. Özbek lider İslam Kerimov ise Putin’in bu girişimlerini reddediyordu. Kazakistan ise Rusya ile birlikte halen KGAÖ ve AEB örgütlerinin motor gücünü oluşturuyor…

Özbek-Kazak ilişkileri İslam Kerimov’un vefatından sonra yeniden güçlü şekilde gelişmeye başladı. Özbekistan’ın yeni Devlet Başkanı Şevket Mirziyayev 2017 yılında resmi olarak göreve başladığında ilk yurt dışı seferlerinden birini kuzeydeki kardeş ve komşu ülkeye yaptı. İki ülke arasında 1 Milyar dolarlık ekonomik ve ticari anlaşma imzalandı. Görüşmeler sonrası Nazarbaev “Özbekistan ile Kazakistan arasında çözülmemiş hiçbir sorun yok – ne toprak, ne sınır, ne de siyasi veya ekonomik. Halklarımızın yararına tüm iyi işlerin yapılacağı temiz bir sayfa açacağız ” açıklamasında bulundu.

Özbekistan-Kazakistan ilişkilerinin bu şekilde müspet yönde gelişmesi Türkistan’ın toprak (bölge) ve başka yönlerden yeniden ayağa kalkmasına katkı demek idi. Nitekim, Özbek-Kazak görüşmelerinden bir yıl sonra Orta Asya devletleri liderleri 2018 yılının 21 Mart günü Rusya’dan bağımsız olarak Astana’da ilk danışma toplantısını yaptılar.

Özbek-Kazak ilişkilerindeki en önemli noktalardan biri son yıllarda her iki devletin Latin Alfabesine kesin olarak geçme kararı almalarıdır. Özbekistan bu kararı daha önce almasına rağmen onu uygulamada isteksiz idi. Artık iki ülke arasında alfabe birliğinin sağlanmasını, Türkistan hududunda dil, düşünce ve iş birliğinin yeniden sağlanmasında en önemli adımlardan biri olarak görmek mümkündür.

Son olarak, Kazakistan ve Özbekistan’ın ortak girişimi ile AB de yürürlükte olan Şengen vizesi gibi Orta Asya devletleri arasında “İpek Yolu” vizesinin uygulanması gündemdedir. Artık Türkistan’ın yeniden doğuşu için yollar birer birer açılmaktadır. Bize de hayırlısı demek ve bu önemli sürece kendi payımızı katmak kalıyor…

11.01.2019

Devami

Taşkent’te çalışmak için oturma izni şartı kaldırıldı

Özbekistan’da iş kanununda yapılan değişikliklerle beraber artık işe alımlarda oturma izni aranmayacak

Özbekistan‘da, İşveren Yasası ve İdari Sorumluluk Kanunu’nda yapılan yeni değişikliğe göre, işverenler artık oturma izni olmayan bir kişiyi işe almaktan sorumlu olmayacak.

Geçici veya kalıcı kayıt olmadan ülkede yaşayan insanların işe alımında, KoAO’nun 223-2’nci maddesi gereği, şirket yetkililerinin 15 asgari ücret ve maaşa kadar para cezasına çarptırılabildiği ceza iptal edildi (1 asgari ücret 24 dolardan fazladır.)

Ek olarak, geçici veya kalıcı oturma izninin olmaması ya da konaklama yerinde göz önünde bulundurulmaması artık işe alım konusunda başvuruyu reddetme nedeni değildir. İş Kanunu’nun 80. maddesinde ilgili değişiklikler yapıldı.

Özbekistan’da daha önce geçici veya kalıcı oturma iznine sahip olmayan biri Taşkent’te hem devlet kurumlarında hem de uluslararası şirketler dışındaki özel şirket ve kuruluşlarda resmen iş bulma hakkına sahip değildi.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Hint Üniversitesi Özbekistan’da şube açtı

Taşkent’te Hint Üniversitesi Amiti’nin şubesi açıldı

Özbekistan Devlet Başkanı Şevket Mirziyoyev geçtiğimiz günlerde Taşkent‘te Amiti Üniversitesi‘nin açılmasıyla ilgili bir kararname imzaladı.

Yüksek ve Orta Özel Eğitim Bakanlığı basın servisine göre, üniversite, yazılım geliştiricileri ve bilgi sistemleri ve bilgisayar ağları yönetimi uzmanları dahil olmak üzere bilgi ve iletişim teknolojileri alanında uzmanlar yetiştirecek.

Üniversitedeki eğitim süreci 2019/2020 öğretim yılında başladı.

Üniversite mezunları, Özbekistan’da tanınan Amity Üniversitesi’nden (Hindistan) diploma alacaklar.

Amity Üniversitesi, 150 binden fazla öğrencisi olan Hindistan’ın önde gelen özel bir üniversitesidir. Ana bina Noida şehrinde yer almakta olup ülkenin 11 şehrinde kampüsler, New York, Londra, Dubai, Singapur ve ayrıca Çin, Güney Afrika ve diğer ülkelerde şubeler bulunmaktadır.

Özbekistan Devleti’nin Hindistan’a yaptığı devlet ziyareti sırasında, ülkenin Taşkent’te açılmasına ilişkin anlaşma imzalandı.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Çin’in yeniden eğitim kamplarındaki Kazaklar serbest kalacak

“Yeniden eğitim” adı altında endoktrinasyon kamplarında alıkonulan Müslüman nüfus içindeki etnik Kazakların Çin vatandaşlığından ayrılarak Kazakistan’a göç etmesine izin verilecek

Çin yönetiminin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde “yeniden eğitim” kamplarında alıkonulan Müslüman nüfus içindeki etnik Kazakların Çin vatandaşlığından çıkarak komşu Kazakistan’a göç etmesine izin vereceği bildirildi.

Kazakistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Sincan Uygur Özek Bölgesi’nde “yeniden eğitim” adı altında endoktrinasyon kamplarında alıkonulan, büyük çoğunluğu Uygur etnik topluluğuna mensup olmakla birlikte aralarında Kazak, Kırgız ve Taraların da olduğu Müslüman nüfus içindeki 2 bin etnik Kazak’ın Çin vatandaşlığından ayrılarak ülkeyi terk etmesine izin verileceği belirtildi.

Açıklamada hangi grupların hangi gerekçelerle vatandaşlıktan ayrılmasına izin verileceğine ilişkin bilgi yer almazken, söz konusu kişilerin Kazak vatandaşlığına veya Kazakistan’da kalıcı ikamet iznine başvurabileceği ifade edildi.

Çin makamları konuyla ilgili açıklama yapmadı.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde aralarında Uygurlar ve Kazakların bulunduğu Müslümanların mesleki eğitim adı altında siyasi endoktrinasyon kamplarında alıkonulması Kazakistan’da yaşayan Çin vatandaşı Kazak topluluğu içinde endişelere yol açmıştı.

Sincan’da yaşayan akrabaları ve yakınlarına ulaşamayan yüzlerce Çin vatandaşı Kazak, Kazakistan hükümetine mektuplar yazarak kaygılarını dile getirmişti.

Atayurt adlı Kazak sivil toplum örgütünün başkanı Serikzhan Bilaş, Kazak hükümetinin konuya dair tutumunun değiştiğine işaret etti. Kazak hükümet temsilcilerinin yaz aylarında bu konuda farkındalık yaratmaya yönelik faaliyetlerini durdurması konusunda kendisini 4 kez uyardığını ifade eden Bilaş, bu uyarıların kesildiğini, hatta yakın zamanda bu konuyu gündeme getirmesi için devlet televizyonunda yayımlanan popüler bir sohbet programına davet edildiğini kaydetti.

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı kasımda Sincan’da 29 Kazak vatandaşın gözaltına alındığını, ancak şu ana dek 20 kişinin serbest bırakılarak ülkeye dönmesine izin verildiğini açıkladı.

İnsan hakları savunucusu bağımsız akademisyen Gene A. Bunin, Sincan’da “yeniden eğitim” kamplarında alıkonulan 2 bin kişinin tanıklıklarını bir araya topladı. Bunin geçen yıl toplam 20 kişinin Kazakistan’a gitmesine izin verildiğini, yaklaşık 70 kişinin ise serbest bırakıldığı ancak kendi köylerinin dışına çıkmasına yasak getirildiğini kaydetti.

Salıvermelerin eylülden bu yana yer yer görüldüğünü ifade eden Bunin, “Bu daha çok tepkileri önlemeye yönelik bir hamle. Kazakistan’da yakınları olanların endişelerini yatıştırarak iki ülke arasında gerilim yaşanmasını önlemeye çalışıyorlar.” dedi.

Bunin şu ana dek serbest bırakılanların Kazak vatandaşları veya Kazakistan’da aileleri olan kişiler olduğuna dikkat çekti.

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yerel meclis olarak görev yapan Halk Kongresi, ekim ayında “Sincan Uygur Özerk Bölgesi Aşırıcılıkla Mücadele Düzenlemesi”ni, bölgede mesleki eğitim merkezlerinin kurulmasına izin verilebilecek şekilde revize etmişti.

Ülkede tanımı tam olarak yapılmayan “aşırıcılıkla mücadele düzenlemesini” ihlal edenlerin, Terörle Mücadele Kanunu, Kamu Güvenliği İdareleri Ceza Hukuku ve Sincan’ın terörle mücadele düzenlemelerine göre cezalandırılacağı bildirilmişti.

– Çin’e uluslararası tepkiler

Birleşmiş Milletler (BM) Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin (İHOP) Çin’de ayrımcılığa uğrayan topluluklarla ilgili İsviçre’nin Cenevre kentinde ağustosta düzenlediği toplantıya katılan insan hakları kuruluşları, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yerel yöneticilerin siyasi olarak sakıncalı tutumlar içinde olduğunu iddia ettiği bireyleri, siyasi eğitim merkezlerinde alıkoyduğunu açıklamıştı.

Örgüt temsilcileri, herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının 3 milyonu bulduğunu iddia etmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise Çin hükümetinin, ülkenin kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslüman Uygurlara ”sistematik insan hakları ihlallerinde bulunduğunu’’ duyurmuştu.

Dünya Bültenı

Devami

Özbekistan’da bir STK, parti olma kararı aldı

Sivil toplum kuruluşu Ekoloji Hareketi, siyasi parti olma kararı alarak Özbekistan Ekoloji Partisine dönüştü

Orta Asya’daki en büyük çevre felaketi olan Aral Gölü faciasının yaşandığı Özbekistan‘da çevre sorunlarıyla mücadele etmeyi amaçlayan Ekoloji Partisi kuruldu.

Ülkede faaliyet gösteren Ekoloji Hareketi, sivil toplum örgütü kimliğini değiştirerek siyasi parti olma kararı aldı. Başkent Taşkent’te düzenlenen Özbekistan Ekoloji Partisinin kuruluş kurultayına 250 delege katıldı.

Hareketin lideri Bariy Alihanov, partinin genel başkanlığına seçildi.

Alihanov, kurultayda yaptığı konuşmada, partinin başta Aral Gölü faciası ve onun sonuçlarının giderilmesinin yanı sıra çevre koruma meseleleriyle yakından ilgileneceğini kaydetti. Alihanov, amaçlarının ülkede ve bölgedeki çevre sorunlarını gündeme getirmek ve bu sorunlara çözüm bulmak olduğunu belirtti.

Kurultayda, partinin merkez kurulu ve denetleme komisyonu oluşturulurken, tüzük ve programı da kabul edildi.

Bir sivil toplum kuruluşu olarak 2008’de kurulan Özbekistan Ekoloji Hareketi, ülkedeki mevcut yasalara göre, herhangi bir seçime katılmadan parlamentonun alt kurulu olan Yasama Meclisinde 15 sandalye ile temsil ediliyordu.

Dünya Bültenı

Devami