Kırgız diplomatlar, Doğu Türkistan’ı ziyaret etti

12 ülkeden diplomatlarla birlikte Kırgız yetkililer de Çin’in yeniden eğitim kamplarını ziyaret etti

Kırgız Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı basın servisi, 12 ülkeden gelen diplomatik misyon temsilcilerinin ortak bir heyetinin bir parçası olarak Kırgız diplomatlarının Çin‘in Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırdığı Doğu Türkistan‘a gittiğini bildirdi.

28 Aralık – 30 Aralık tarihleri ​​arasında, Kırgızistan, Kazakistan, Rusya, Tacikistan, Özbekistan, Afganistan, Hindistan, Endonezya, Kuveyt, Malezya, Pakistan ve Tayland’dan diplomatlar Urumçi, Kaşgar ve Khotan kentlerini ziyaret etti.

Mesleki eğitim ve öğretim merkezlerini ziyaret çerçevesinde, elçilik temsilcileri öğrencilerle ortak görüşmeler yaptı.

Diplomatlar gezi sırasında, aynı zamanda “siyasi yeniden eğitim kamplarını” ziyaret ettiler. Ancak Dışişleri Bakanlığı bunu rapor etmedi.

Özellikle Müslüman olan Kırgızlar da dahil olmak üzere etnik azınlık temsilcilerinin yerleştirilmesinin zorunlu olduğu Sincan’da düzenlenen özel kurumlar hakkındaki baskı ve zulüm haberleri 2017’den bu yana çeşitli yayın organlarında yer alıyor.

Görgü tanıkları, tutukluluk koşullarını uygunsuz ve zalim olarak tanımlamaktadır. Bazıları işkence gördüklerini bildiriyor. İnsan hakları aktivistleri, “kampların” amacının bu grupların “kimliğini yok etmek” olduğuna inanıyor.

Pekin hükümeti medyada yer alan haberleri reddederek “iftira ve yalanlar” demeye devam ediyor ve insan hakları savunucuları hem de BM’de kamplarda bir milyon kişiye kadar olabileceğini iddia ediyor.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Қирғизистонда хитойликларга қарши намойиш бўлиб ўтди.Qirg’izistonda xitoyliklarga qarshi namoyish bo’lib o’tdi

(krıl va latın)

Бишкекнинг марказий майдони Ала-Тоога Қирғизистондан хитойлик ноқонуний муҳожирларни чиқариб юбориш талаби билан бир неча юз киши чиқди. Намойишчилар, шунингдек, ҳукуматдан Хитойдаги “сиёсий қайта тарбиялаш лагерлари”да ушлаб турилган қирғизларнинг озод этилишида кўмак кўрсатишни талаб қилишган деб ёзмоқда Kun.uz нашри.

“Республикамизда бир неча юз ва балки ундан кўпроқ хитойлик ноқонуний равишда қолмоқда. Улар бозорларда, тоғ-кон ва бошқа соҳаларда ишлайдилар. Биз уларнинг депортация қилинишини талаб қиламиз”, деб айтган намойишчилардан бири.

Намойишчилар агар ҳукумат уларнинг талабларини инобатга олмаса, унда 17 январда яна шундай талаблар билан намойиш ўтказишларини айтишган.

Аввалроқ Хитой шимолидаги Синьцзян-Уйғур мухтор округида маҳаллий аҳоли (уйғурлар, қозоқлар, қирғизлар, ўзбеклар) “қайта тарбиялаш”га жўнатилаётган сиёсий лагерлар фаолият юритаётгани маълум қилинган. 2018 йилда бундай “тарбияланувчилар” сони 1 миллионга яқинни ташкил қилган.

Bishkekning markaziy maydoni Ala-Tooga Qirg’izistondan xitoylik noqonuniy muhojirlarni chiqarib yuborish talabi bilan bir necha yuz kishi chiqdi. Namoyishchilar, shuningdek, hukumatdan Xitoydagi “siyosiy qayta tarbiyalash lagerlari” da ushlab turilgan qirg’izlarning ozod etilishida ko’mak ko’rsatishni talab qilishgan deb yozmoqda Kun.uz nashri. 

“Respublikamizda bir necha yuz va balki undan ko’proq xitoylik noqonuniy ravishda qolmoqda. Ular bozorlarda, tog’-kon va boshqa sohalarda ishlaydilar. Biz deporttsiya qilinishini talab qilamiz ularning ”, deb aytgan namoyishchilardan biri. 

Namoyishchilar agar hukumat talarlar inobatga inabatga olmasa da, unda 17 yanvarda yana shunday talablar bilan namoyish o’tkazishlarini aytishgan.

Avvalroq Xitoy shimolidagi Sinszyan-Uyg’ur muxtor okrugida mahalliy aholi (uyg’urlar, qozoqlar, qirg’izlar, o’zbeklar) “qayta tarbiyalash” ga jo’natilayotgan siyosiy lagerlar faoliyat yuritaygani. 2018 yilda sınır “tarbiyalanuvchilar” soni 1 milyonga yaqinni tashkil qilgan.

AZON.UZ

Devami

Hapisteki Kırgızistan eski Başbakanı İsakov’a suçlama

Eski Başbakan Sapar İsakov, Bişkek Merkezi Isıtma Kurumunun modernizasyonu projesinde devleti 111 milyon dolar zarara uğratmakla suçlandı

Kırgızistan‘da 7 aydır tutuklu bulunan eski Başbakan Sapar İsakov, başkent Bişkek’teki Merkezi Isıtma Kurumunun modernizasyonu projesinde devleti 111 milyon dolar zarara uğratmakla suçlandı.

Milli Güvenlik Devlet Komitesi Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Bişkek Merkezi Isıtma Kurumunun modernizasyonu sırasında yolsuzluk yapıldığı yönünde iddianame hazırlandığı belirtildi.

İddianamede, İsakov’a bağlı bazı yetkililer ve kişilerin devleti 111 milyon 252 bin 797 ABD doları zarara uğrattığının belirlendiği ifade edildi.

Bişkek Merkezi Isıtma Kurumunun modernizasyonu projesini üstlenen Çin şirketi ile yapılan anlaşmanın uygunsuz olduğu vurgulanan iddianamede, şunlar kaydedildi:

“Bişkek Merkezi Isıtma Kurumunun modernizasyonu için 2010’da Dünya Bankasından 150 milyon dolar ve TBEA şirketinden 200 milyon ABD doları teklif geldiği ancak 2013’te Cumhurbaşkanlığı Dış İlişkiler Daire Başkanlığı görevindeki İsakov, siyasi nüfuzunu kullanarak Çin hükümeti tarafından sağlanan 386 milyon dolarlık kredi ile yine Çin TBEA şirketi ile usulsüz sözleşme yaparak kurumun modernizasyonunda ana yüklenici şirket olmasını sağladığı anlaşılmıştır.”

Kırgızistan Başsavcılığına gönderilmesi beklenen iddianamenin kabul edilmesi halinde gelecek ay sanıklar hakim karşısına çıkacak.

Bişkek Merkezi Isıtma Kurumunda Ocak 2018’de nedeni henüz tespit edilemeyen bir arıza meydana gelmiş, başkentteki apartmanlara, hastanelere, okullara ve kreşlere 5 gün sıcak su ve ısıtma hizmeti verilememişti.

Konuyu araştıran Meclis Araştırma Komisyonu, yenileme çalışmalarının ülkeye aşırı pahalıya mal edildiğini ortaya çıkarmıştı.

Arızanın ardından harekete geçen Milli Güvenlik Devlet Komitesinin başlattığı yolsuzluk soruşturması çerçevesinde kurumun yöneticileri ve üst düzey yetkililerinin yanı sıra eski başbakanlardan Sapar İsakov ve Cantoro Satıbaldiyev, Enerji Holdingin eski Başkanı Aybek Kaliyev ve eski Bişkek Belediye Başkanı Kubanıçbek Kulmatov gözaltına alınmıştı.

Kırgızistan, söz konusu kurumun yenileme projesi için Çin hükümetinin tahsis ettiği yıllık yüzde 2 faiz oranıyla 20 yıllığına 386 milyon dolarlık kredi borcunun kapatılması için 2014’ten bu yana 22 milyon 814 bin 328 dolar geri ödemişti.

Dünya Bültenı

Devami

Özbekistan’da değişimin ilk iki yılı

Komşularıyla var olan sorunlu ilişkilerini önemli ölçüde düzelten, aktif bir dış politikaya yönelen Özbekistan, ilerleyen dönemde küresel siyasette daha etkin bir konuma yükselebilir.

Çeyrek asırdan uzun bir süre Özbekistan’ı yöneten İslam Kerimov’un 2016 Eylül’ünde hayatını kaybetmesi ülke için bir dönüm noktası oldu. Aralık 2016’da gerçekleştirilen seçimleri kazanan Şevket Mirziyoyev, Özbekistan Cumhuriyeti’nin ikinci devlet başkanı oldu. İki senelik iktidar döneminde iç politikada radikal bir değişim başlatan Mirziyoyev, dış politikada ise komşularla ve uluslararası toplumla Kerimov rejiminin bozmuş olduğu ilişkileri hızlı bir şekilde onarmaya çalıştı.

Tasfiyeler ve siyasi otoritenin sağlanması

13 yıl boyunca başbakanlık görevini yürüten Mirziyoyev’in Kerimov’un gölgesinde kaldığı görüşü, seçimleri kazansa da ülke yönetiminde yeterince güçlü olamayacağı düşüncesi hakimdi. Özellikle Maliye Bakanı Rüstem Azimov ve 23 yıl boyunca Özbek Milli Güvenlik Servisi’nin (SNB) başkanlığını yürüten Rüstem İnoyatov gibi Kerimov döneminin güçlü isimlerinin Mirziyoyev ile bir çekişme halinde olacakları düşünülmekteydi. Seçim döneminde Kerimov’un geleneksel siyasetini devam ettireceğini sıkça dile getirse de Mirziyoyev kısa sürede iç ve dış siyasette attığı adımlarla eski rejime karşı meydan okudu.

Mirziyoyev’in ilk hamlelerinden biri, 2012 yılında Kerimov’un kızı Gülnara’nın yabancı telekomünikasyon şirketleriyle olan yasadışı bağlantılarını açığa çıkardığı iddia edilen Abdulla Aripov’u başbakan olarak ataması oldu. Ardından küçük yerleşimlerden başlayarak büyük şehirlere doğru bir tasfiye girişiminde bulundu. Öncelikle büyükşehirlerin ilçelerindeki bölge başkanlarını ve polis şeflerini, ardından birçok şehrin valisini ve belediye başkanını görevden aldı. Mirziyoyev otoritesini sağlamlaştırdıkça, Andican ve Taşkent gibi önemli merkezlerin polis şefleri ve savcıları ile Buhara ve Semerkant gibi iki önemli şehrin belediye başkanlarını görevden alarak kendisine yakın isimleri yerleştirdi.

Mirziyoyev daha kapsamlı değişim sinyalleri verse de SNB’nin bu reformlardan rahatsız olduğu bilinmekteydi. Fakat Mirziyoyev iktidarını sağlamlaştırmaya devam etti. Nitekim 2017 Haziran’ında eski rejimin nüfuzlu isimlerinden Maliye Bakanı Rüstem Azimov’u da görevden aldı.

Özbek halkının en çok çekindiği ve korkuyla özdeşleştirdiği kurum olan SNB, Kerimov rejiminin gerçekleştirdiği bütün kirli işlerin sorumlusu olarak görülüyordu. 2017 Ağustos’unda ordudaki yolsuzluktan sorumlu tutulan İnoyatov’un en yakın adamı Gulyamov hapis cezasına çaptırıldı. Ardından SNB’nin stratejik konumlarında bulunan İnoyatov’a yakın isimler görevlerinden alınarak yerlerine yeni yönetime sadık olabilecek kişiler yerleştirildi. 2017 yılının sonlarına doğru SNB’yi sıklıkla eleştirmeye başlayan Mirziyoyev, bu kurumun çalışma şeklinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Nitekim adım adım ilerleyen tasfiye girişimi 31 Ocak 2018’de Rüstem İnoyatov’a uzandı ve Kerimov rejiminin “en karanlık yüzü” görevden alındı.

SNB’nin ülke üzerindeki etkisini zayıflatan Mirziyoyev, son olarak idari değişiklikler yaptı. Kerimov döneminde cumhurbaşkanı danışmanları, sorumlu oldukları alanlardaki en güçlü devlet memurlarıyken, Mirziyoyev yetkilerinin önemli bir kısmını bakanlıklara devrederek danışmanların etkisini sınırlandırdı.

Sosyal ve ekonomik reformlar

Özbek lider en baştan itibaren “halkın başkanı” imajını oluşturmaya çalıştı. İnsan haklarının iyileştirilmesi, siyasi mahkumların serbest bırakılması ve dini özgürlüklerin güvence altına alınması gibi konularda önemli adımlar attı.

Mirziyoyev dini faaliyetler üzerinde geçmişte baskıların olduğunu ve bu sorunların çözüleceğini pek çok kez dile getirirdi. Önceki dönemde yasaklanan kamusal alanda iftar, ibadet ve yüksek sesli ezan gibi uygulamalar yeni dönemde serbest bırakıldı. 1991 yılından beri ilk kez ülkede Kuran-ı Kerim basıldı. Ayrıca ibadet için ülke genelinde birçok mescit yapılması kararlaştırıldı.

Önceki dönemde Özbek emniyeti tarafından aşırılıkçı gruplarla ilişkisi olduğu gerekçesiyle kara listeye alınmış 17 bin kişiden 16 bini bu listeden çıkartıldı. Özbek lider tarafından bireysel af ilan edildi ve siyasi nedenlerle hapse atılmış yüzlerce kişi serbest bırakıldı. Mahkumlara karşı uygulanan işkence yasaklandı. Bununla birlikte, 2002’den beri ilk kez Özbekistan’daki insan haklarının incelenmesi için BM İnsan Hakları Komisyonu Taşkent’e davet edildi.

İnsan haklarının iyileştirilmesinin yanı sıra Mirziyoyev yönetimi, en köklü değişimi ekonomi alanında başlattı. Bir anlamda politik yumuşama iş sektörüne de yansıyarak finansal konularda liberalleşmeye yol açtı. Korumacılığı sonlandırmak, ihracatı artırmak, uluslararası yatırımları ülkeye çekmek, serbest piyasa mekanizmasını oturtmak ve yeni bir özel girişimci sınıfın oluşturulması, temel hedefler olarak belirlendi. Bu doğrultuda Eylül 2017’de milli para birim som devalüe edildi. Döviz kısıtlamaları kaldırılarak halkın rahatça döviz alması sağlandı.

Küçük ve orta büyüklükteki özel sektör işletmeleri için reform yapan yönetim, uluslararası yatırımcı için uygun bir ortam oluşturmaya çalıştı. Halkın önemli bir kısmının geçimini sağladığı pamuk tarımına destek verildi. Turizm için çok sayıda ülkeyle vizeler kaldırıldı. Özbek Maliye Bakanı Cemşid Kuçkarov Fitch, Moody’s ve Standard & Poor’s gibi şirketlerle görüştüklerini açıklayarak uluslararası ekonomiye katılım konusunda kararlı olduklarını belirtti.

İki senelik dönem içinde ekonomik liberalleşmenin olumlu etkileri olsa da, gıdadan gaz fiyatlarına kadar yükselen fiyatlar, artan enflasyon oranları yaşam maliyetlerini artırdı. Bu noktada hükümetten beklenen, ekonominin en kısa sürede iyileştirilmesi ve istikrarlı bir büyüme olacaktır.

Aktif dış politika

Özbek lider Mirziyoyev komşularla ve geniş uluslararası topluluklarla eski rejimin bozmuş olduğu ilişkilerini hızlı bir şekilde düzeltmeye çalıştı. Orta Asya devletleriyle olan ilişkilerin geliştirilmesi ve sorunların giderilmesi, Özbekistan’ın dış politikadaki öncelikli hedefi olarak belirlendi. Bu doğrultuda, Mirziyoyev ilk yurt dışı seyahatini 2017 Mart’ında Türkmenistan’a yaptı. Aynı yıl içinde Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile pek çok kez bir araya gelen Mirziyoyev, ikili ilişkilerin gelişiminde büyük rol oynadı. Orta Asya’nın gelecek perspektifinde Taşkent-Astana işbirliği ön plana çıkartıldı.

Taşkent yönetimi daha önce ulaşım, iletişim ve sınır sorunları gibi problemler yaşadığı Kırgızistan ve Tacikistan ile de önemli ilerlemeler kaydetti. Eylül 2017’de Kırgızistan’a resmi bir ziyaret düzenleyen Mirziyoyev, 2010 yılından itibaren Özbekistan’ın tek taraflı olarak kapattığı sınır kapılarını açtı. Dahası, iki ülke arasında büyük krizlere neden olan sınır problemlerinin çözülmesi yönünde anlaşmaya varıldı. 2018 Mart’ında Tacikistan’a tarihi bir ziyaret düzenleyen Mirziyoyev, uzun yıllar boyunca tartışmalı olan sınır bölgeleri konusunda mutabakata vardı. Özbek-Tacik sınırında bulunan Patar-Andarhan sınır kapısı geçişlere yeniden açıldı. Ayrıca iki ülke vatandaşlarına karşılıklı 30 gün vize muafiyeti getirildi.

Komşularıyla ilişkilerini düzeltmeye çalışan Özbekistan, küresel aktörlerle ilişkilerini de geliştirmeye başladı. Rusya’nın Özbekistan’daki nüfuzunun farkında olan Mirziyoyev, Moskova lehine bazı jestlerde bulundu. Özbekistan’da nükleer santral yapımı konusunda Rus şirketleriyle anlaşmaya varıldı. Ayrıca askeri işbirliği canlandırılarak Özbek ordusundan bazı askerlerin Rusya’daki askeri akademilerde eğitim alması kararlaştırıldı. Yine Rusya’nın Özbek kökenli zengin iş adamı Alişer Usmanov, Özbek yöneticiler ve yabancı yatırımcılar arasında müzakereci haline geldi.

Rusya’nın yanı sıra, Orta Asya’nın önemli aktörlerinden biri olan Pekin’i 2017 Mayıs’ında ziyaret eden Mirziyoyev, Çinli yöneticilerle stratejik görüşmeler gerçekleştirdi. “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin önemli bölgelerinden biri olan Özbekistan’ı değerli bir ortak olarak gören Çin, Taşkent yönetimi ile 20 milyar doları aşan anlaşmalara imza attı. Türkmenistan ve Kırgızistan’daki kadar olmasa da 2011’den itibaren Özbekistan’daki etkisini artıran Çin, ülke ekonomisi için çok önemli bir hale geldi.

Çin ve Rusya ile önemli ilişkilere sahip olan Özbekistan, bu iki güçlü aktörü dengeleyebilmek için Batı ile olan ilişkilerini de geliştirmeye çalıştı. İki senelik dönemde ABD ile karşılıklı pek çok üst düzey ziyaret gerçekleştirildi. 2018 Mayıs’ında ABD Başkanı Donald Trump ve Mirziyoyev bir araya geldi. Mirziyoyev’in ülkede gerçekleştirdiği reformları öven Trump, ABD’nin Afganistan’daki terörle mücadelesine karşı Taşkent ile askeri işbirliği gerçekleştireceklerini duyurdu.

Kerimov yönetimi ile yıllardır sorunlu bir ilişkiye sahip olan Ankara da Özbekistan’da yaşanan bu değişim sürecinde aktif bir tutum sergiledi. Henüz 2016 Kasım’ında -Mirziyoyev’in başkanvekilliği yaptığı dönemde- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan epey kalabalık bir heyetle Özbekistan’a tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Mirziyoyev ile görüşen Erdoğan ikili ilişkilerin derinleştirilmesine yönelik bir girişimde bulundu. Bu ziyaret, Orta Asya’nın kalbi olarak değerlendirilebilecek Özbekistan’da Türkiye’nin tekrar etkin olacağına dair bir mesaj niteliğindeydi.

Nitekim Şevket Mirziyoyev’in 2017 Ekim’indeki ziyareti, Özbekistan’dan Türkiye’ye yirmi yıl aradan sonra Cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret oldu. Ziyaret sonrası Özbekistan Türk vatandaşlarına yönelik vize muafiyetini yürürlüğe koydu. İkili ilişkiler 2018 Nisan’ında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özbekistan’a düzenlediği resmi ziyaretle doruğa ulaştı. Ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan Özbek meclisinde bir konuşma yaparken, Mirziyoyev Türk iş adamlarına yatırımlar konusunda çağrıda bulundu.

Reformların yasalaşması

Mirziyoyev yönetiminin iki senelik iktidar döneminde ülke içinde insan haklarını iyileştirmesi ve gerçekleştirdiği diğer reformlar olumlu karşılansa da halen belirsizlik devam ediyor. Bu süreçte atılan adımların yasalaştırılması belirsizliğin kaldırılması konusunda önemli bir aşamayı oluşturacak.

Komşularıyla var olan sorunlu ilişkilerini önemli ölçüde düzelten ve aktif bir dış politikaya yönelen Özbekistan, ilerleyen dönemde küresel siyasette daha etkin bir konuma yükselebilir. Ancak Çin’in Özbekistan’da artan ekonomik etkisi, Rusya’nın Orta Asya üzerindeki nüfuzunun kuvvetlenmesi ve Kuzey Afganistan’da güçlenmeye başlayan radikal hareketler, Taşkent yönetiminin önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği dış tehditler olarak beliriyor. Özbekistan’ın bu problemleri belirli ölçüde çözebilmesi, son dönemde başlattığı reform sürecini başarıya ulaştıracaktır.

[İNSAMER Avrasya araştırmacısı olan Burak Çalışkan Orta Asya siyaseti, Rus dış politikası ve Avrasya jeopolitiği konularında çalışmaktadır]

İSTANBUL – Burak Çalışkan

Anadolu Ajansı

https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/ozbekistanda-degisimin-ilk-iki-yili/1357831#

Devami

Özbekistan’da lüks daire alana oturma izni

Özbekistan’da mülk satın alan yabancılar oturma izni alacakla

Özbekistan‘da lüks ev satın alan 109 ülkenin vatandaşı, ülkede oturma izni alabilecek.

İlgili kararname, Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyayev tarafından imzalandı.

Belgede, “109 ülkenin yabancı vatandaşlarına Özbekistan’da gayrimenkul satın alırken oturma izni alma hakkı tanınması” belirtiliyor.

Taşkent bölgesinde gayrimenkul satın alırken bu hakların 400 bin dolardan az olmayan satın alımlar için yabancılara verildiğine dikkat çekiliyor. Semerkand, Buhara, Namangan, Andijan, Fergana ve Khorezm bölgelerinde, işlem miktarı Karakalpakstan ve diğer bölgelerde en az 200 bin dolar olması gerekiyor.

Temmuz 2017’de Özbekistan Hükümeti, Taşkent’te ikamet izni bulunan yabancı vatandaşlara cumhuriyetin başkentinde en az 150 bin dolar değerinde mülk satın alma hakkı verdi. Geçtiğimiz yılın ocak ayında işlemin minimum barı 74 bin dolara düşürüldü.
Dunya  Bulteni

Devami

Tacikistan GSYİH’yı 2,5 kat artırmayı planlıyor

Tacikistan’da enerji bağımsızlığının kazanılması için büyük önem taşıyan Rogun hidroelektrik santralinin aktif hale gelmesi ile birlikte ülkenin gelecek on yılda GSYİH’nın 2,6 kart artması bekleniyo

Tacikistan hükümeti gelecek 11 yıllık planlamasında gayri safi yurtiçi hasılasını 2,6 kat artırmayı planlıyor. Ülkenin Gayrisafi yurt içi hasılası büyüklüğünün 2030 yılına kadar 207,7 milyar Somoni’ye çıkarılmasını planlıyor.

Avesta haber ajansında yer alan habere göre, 2030 yılına kadar gerçekleşmesi gereken bu öngörüler Tacikistan’ın Ulusal Kalkınma Stratejisi’nde planlanmıştır. Plana göre, bu yıl için Tacikistan’ın GSYİH’sinin 78,2 milyar Somoni (8,2 milyar dolar) ulaşması bekleniyor. Burada ana konular ekonominin çeşitlendirilmesi, elektrik ve sanayi malları üretiminde artışın sağlanmasıdır.

Ülkenin 2030 yılına kadar planlanan Ulusal Kalkınma Stratejisinin tam olarak uygulanmasıyla elektrik üretiminin mevcut 18 milyar kW / s’den 45 milyar kW / s’ye yükseleceği belirtildi. Planı hazırlayan yetkililere göre, enerji bağımsızlığının kazanılması diğer sektörlerin, özellikle de sanayi sektörünün gelişmesine ivme kazandıracaktır.

Enerji bağımsızlığının kazanılmasının ise Rogun hidroelektrik santralinin inşası ve yürürlüğe konulması ile ilgilidir. Rogun hidroelektrik santralinin tümüyle devreye girmesinden sonra, ülkenin elektrik üretimi, yeni enerji tesislerinin devreye alınması hariç olmak üzere, yıllık mevcut 18 milyar kWh’den yıllık 31 milyar kWh’a ulaşacak.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Çin’de kamu görevlileri Uygur ailelerin evlerine ‘yatıya’ gidiyor

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 2018’de 1 milyon 120 bin kamu görevlisi, bölgedeki 1 milyon 690 bin ailenin evinde konakladı.

Çin Komünist Partisi‘nin (ÇKP) resmi yayın organı, ülkenin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde geçen yıl 1 milyon 120 bin kamu memurunun, çoğunluğu Müslüman Uygurlardan oluşan bölgedeki 1 milyon 690 bin hanede konakladığını bildirdi.

ÇKP Sincan Uygur Özerk Bölgesi Komitesi’nin resmi yayın organı “Sincan Günlüğü” gazetesinin hafta başında yayımladığı habere göre, geçen yılın 11 ayında toplam 1 milyon 120 bin resmi görevli özerk bölgedeki her etnik kökenden 1 milyon 690 bin ailenin evinde “yatıya” kaldı.

Söz konusu görevlilerin kaldıkları evlerdeki ailelerle “ekmeklerini paylaştıkları, bayramları birlikte kutladıkları, çocukların ev ödevlerine yardım ettikleri, dostlukları geliştirdikleri, ‘Ulusal Birlik ve Aile’ duygusunu teşvik ettikleri, aileleri bölgenin başkenti Urumçi’ye eğlenmeye götürdükleri” belirtildi.

Bu görevlilerin bölgedeki ailelerde ne kadar süre kaldığı belirtilmezken, ailelerin ziyaretlere rıza gösterip göstermediğine ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Uygur ailelerin evlerinde konaklayan kamu görevlileri arasında Sincan Uygur Özerk Bölgesi Askeri Bölgesi, Silahlı Polis Birlikleri ve Çin merkezi yönetiminin bölgedeki temsilciliklerinden kamu görevlilerinin olduğu dile getirildi.

Haberde ayrıca geçen yıl Sincan’da söz konusu görevlilerinin teşvik ettiği “Ulusal Birlik -Aile” etkinlikleriyle ulusal birliğin derinleştiği, parti kadroları ile yerel halk arasındaki bağların kuvvetlendiği, “ÇKP’nin sesinin binlerce aileye duyurulduğu” savunuldu.

ÇKP Kaşgar Komitesi Parti Okulu Parti İnşa, Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanı Liang Mıngşia gazeteye yaptığı açıklamada, “Köylüler partinin iyi politikalarını anlamak için istekli, modern yaşam tarzını sabırsızlıkla bekliyorlar. Bugünlerde parti kadroları ve halk arasındaki ilişki gittikçe yakınlaşıyor. Köylülerin modern medeniyet akımını kabülü gittikçe artıyor. Hayat tarzı değişti. Düşünce de değişti.” ifadeleri dikkati çekti.

“Tek bir aile gibi”

Bununla birlikte Gı Şin adlı bir kişinin Sincan’da Uygur veya Kazak etniğinden olduğu anlaşılan Yasin Mehmet adlı biriyle “akrabalık ilişkisi” kurduğu, Mehmet’in evine 6 defa gittiği ve her gittiğinde birkaç gün kaldığı kaydedildi.

Gı’nın Mehmet’in ailesindeki irili ufaklı sorunları çözdüğü savunularak, Gı ve Mehmet’in ailesinin şimdi “tek bir aile gibi” olduğu iddia edildi.

Çin dışındaki Uygur toplumundan temsilciler, ÇKP’nin söz konusu programla, Müslüman Uygur ve Kazak ailelerin evlerinde kalarak, buradaki halkın dini ve milli hassasiyetleri hakkında “parti adına casusluk yaptığı” gerekçesiyle bu uygulamaya sert tepki gösteriyor.

Anadolu Ajansı

https://www.aa.com.tr/tr

Devami

Kırgızistan’da sorgu odaları şeffaflaşıyor

Kırgızistan’da polis işkencesiyle mücadele etmek için şeffaf sorgu odaları kurulacak

Kırgızistan‘daki bazı karakollarda şeffaf duvarlı, video ve ses kayıt sistemine sahip sorguodaları kurulduğu belirtildi. Bu odalarda olan biten her şey kaydedilecek. Yazılan sesler ve görüntüler İçişleri Bakanlığı ve Başsavcısı tarafından incelenecek.

Bu yenilik güvenlik birimlerinde işkenceye karşı mücadelenin başlangıcı niteliğinde. Daha önce işkence konusunda yaşananları kanıtlamak neredeyse imkansızdı. Şimdi bu durum düzeltilmeye çalışılıyor.

AB’nin Kırgızistan Büyükelçisi Edward Auer, “Bu karakolu gerekli her şeyle donatmaya çalıştık. Yeni mülakat programları, şeffaf pencereler, kayıt cihazları temin edildi. Bunlar işkencenin azaltılmasına yardımcı olabilecek şeylerdir” dedi.

İçişleri Bakanı Kashkar Dzhunushaliyev, “Şu anda, aynı proje Sokuluk ve Kara-Su ilçelerinde hem de Oş şehrinde tamamlanma aşamasındadır, işlemler devam ediyor. Daha fazla donatım bütçeden alacağımız desteğe bağlı olacak.” dedi.

Sorgulama odasında olan her şey lobideki ana ekranda gösterilecek. Tutukluların akrabaları, sorgulamanın nasıl gerçekleştiğini gözlemleyebilecek. Her odada ve koridorlarda avukatların önerileri yazılan notlar bulunacak. Kırgız milletvekili Natalya Nikitenko, “Şeffaflık ve bazı bilgilerin gizlenme olasılığının ortadan kaldırılmasıyla kanun uygulayıcı kurumların çalışmaları ve adli süreç şeffaf hale gelecektir”, değerlendirmesinde bulundu.

Kırgız güvenlik birimlerinde başlatılan bu pilot proje, geçmişte en fazla insan hakları ihlalinin kaydedildiği bölümlerde uygulanacak. Bu alandaki şikayet sayısında Bişkek Emniyeti Sverdlovsk ilçe müdürlüğü başı çekiyordu.

Ülkedeki insan hakları aktivistleri, işkencenin polis birimlerinin çok ötesine geçtiğini söylüyor. Onlara göre, sokaktaki arabalarda bile polis zorla itiraflar alıyor. Yeni sistem bunu düzeltmeyecek, ancak en azından polis teşkilatı içinde tutukluların güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olacaktır.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Tacik Air uçuşları durdurdu

Tacik Air 5 Ocak tarihine kadar bütün uçuşları iptal etti

Tacik Havayolları, bazı bölgelerdeki geçici uçuşların askıya alındığını açıkladı.

Ulusal nakliyecinin basın servisi, havayolunun ticari nedenlerle Ocak 2019 için uçuş programında bazı uçuşların zarar etmesi nedeniyle değişiklik yapmak zorunda kaldığını belirtti.

Tacik Air basın servisi, “Şirket medya temsilcileri, blogcular, durumu sarsmama ve şirket adına uygulanamaz eylemler başlatmama çağrısında bulundu” dedi.

Havayolu, tüm uçuşların mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatılmasını sağlamak için her türlü çabayı gösterdiğini söyleyerek Tacik Air yolcularının anlayışına güvendiğini belirterek “verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz” dedi.

Açıklamada, “Bu hafta özellikle Khujand, St. Petersburg, Tahran ve Delhi’ye uçuşlar yapılmayacak. Bu şehirlere uçuşların önümüzdeki hafta gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz bilinmiyor. ” denildi.

Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rakhmon , 29 Kasım’daki bir hükümet toplantısında, iç hava yolu şirketi Tajik Air’in çalışmalarını eleştirdi ve faaliyetlerinin denetlenmesini emretti.

Tacik Air Başkanı Khairullo Rakhimov da toplantıya katıldı. Havayolunun faaliyetleri hakkında konuşan Emomali Rakhmon, ülkedeki en büyük yolcu uçağı olan Boeing 767-332 uçağını satın aldığını duyurdu.

Tacik Air Aralık 2016’da Boeing 767-332’yi satın aldı. Uçak 1987 yılında üretildi. Hizmet ömrü 30 yıldan fazla.

Ekim 2018’de Tacikistan hükümeti, şirketi iflastan kurtarmak için Tacik Hava Hisselerini özel ellere devretmeye hazır olduğunu açıkladı. Bu yılın 25 Eylül hükümetinin kararı ile 2018-2023 tarihlerinde Açık Anonim Şirketi Tacik Hava İçin Özel Devlet Destek Programının onaylanmasına karar verildi. Kararda, programın maddi ve teknik temeli geliştirmek, rekabet gücünü ve “Tacik Hava” nın mali ve ekonomik rehabilitasyonunu artırmak amacıyla geliştirildiği belirtildi.

Tacikistan’ın ulusal taşıyıcısı olan Tacik Air, hem iç hem de dış hat uçuşlarını gerçekleştiriyordu.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Özbekistan’da “çıkış vizesi” uygulamasına iptal

Yurt dışına çıkacak Özbek vatandaşlar, bundan sonra “çıkış vizesi” olmaksızın ikinci bir pasaportla seyahat edebilecek

Son dönemde dünyaya açılma politikası sürdüren Özbekistan‘da, 1 Ocak itibarıyla  yurt dışına seyahat etme izni veren “çıkış vizesi” uygulaması iptal edildi.

Özbekistan İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Ağustos 2017’de, yurt dışına seyahat izni veren çıkış vizesi uygulamasının iptal edilmesini ve bunun yerine ikinci bir pasaport uygulamasını öngören kararnameyi imzaladığı belirtildi.

Söz konusu kararnameye göre, yurt dışına çıkış izni uygulaması 1 Ocak itibarıyla iptal edildi. Yurt dışına çıkacak Özbek vatandaşlar, bundan sonra alacakları ikinci bir pasaportu kullanacak.

Açıklamada, Özbekistan’ın vize rejimi uyguladığı ülkelere seyahat etme hakkı sağlayan yurt dışına çıkış vizesi uygulamasının 1995’ten bu yana geçerli olduğu anımsatıldı.

Yeni uygulamada, yurt dışına çıkış sağlayacak ikinci pasaport, 16 yaş üstü vatandaşlara 10 yıllık, 16 yaş altı vatandaşlara ise 5 yıllık süreyle verilecek.

Özbekistan’da, şimdiye kadar  pasaportlar, hem ülke içinde kimlik yerine, hem de yurt dışına seyahatler için kullanılıyordu. Vatandaşlar, yurt dışına seyahat etmeleri için pasaportlarına, emniyet birimlerince yurt dışına çıkış izni veren ve 2 yıl boyunca geçerli olan çıkış vizesi alıyordu.

Dünya Bülteni

Devami