Taciklerin politikaya ilgisi azalıyor

Tacikistanlıların geçmiş yıllardan edindikleri tecrübe dolayısıyla kendi evlerinde bile politikadan bahsetmeye korktukları tahmin ediliyor

ABD merkezli “Ozodi” radyosunun yaptığı analizde Tacik toplumunun ülkenin siyasi yaşamından uzaklaşmaya devam ettiği belirtildi.

Uzmanlar, yetkililerin toplumdaki gençleri harekete geçirmek için başlattığı girişimlere rağmen, bu ülke insanlarının kişisel güdülere dayanarak politikaya müdahale etmemeyi daha yararlı olacağı görüşündel olduıkları belirtildi.

Tacikistan‘daki toplum, bir zamanlar bölgedeki politik olarak en aktif olanlardan biri idi. Zaman geçmesi ile Tacikler ülkelerindeki önemli olaylara bile daha az tepki göstermeye başladılar. Ozodi Radyosuna konuşan İngiliz araştırmacı John Heathershow bu ülkede insanların siyasetten daha fazla uzaklaştığını, hatta politika hakkında konuşmaktan kaçındıklarını iddia ederek Taciklerin dünyanın en apolitik halklarından biri olduğunu söyledi.

Tacikistan’da sivil toplumda hareketlilik geçen yüzyılın 80’lerinin sonunda milli canlanma sürecinde aydınlar, talebeler ve gençlerin benzeri görülmemiş etkinliği ile ortaya çıkmıştı. Bu süreçte Devlet Dili Kanunu kabul edilmiş, birçok sosyal ve siyasi kurumlar oluşmuştu.

Bu olumlu süreç ülkenin daha sağlıklı siyasi rekabetine zemin oluşturmalıydı. Ancak ne yazık ki, nüfusun siyasal bilincinin düşük olması ve dini taleplerin öne alınması sivil çatışma olasılığını arttırmıştır.

Tacik uzman ve gazeteci Nurali Davlatov, modern Tacik toplumunun şu anki apolitikliğini, 1990’ların başında partilerin siyasi ve hareketlerin kendi aralarındaki çatışmalarına bağlıyor. “SSCB’nin çöküşünden sonra, bu çatışma 100 ila 150 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan bir iç savaşa dönüştü,” diyen Davlatov’a göre, iç savaşın etkilerine ek olarak, gerekli siyasi kültür, bilgi ve kişisel potansiyeli gerçekleştirmenin imkansızlığı siyasete ilgisizliğin ana nedenleridir.

Evde bile politika konuşmaktan korkuyorlar

Öte yandan Tacik yetkililer halkın hükümeti desteklediğini ve bunun için seçimlere yüksek katılım olduğunu söylüyorlar. 2013 cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım yüzde 86.64 ve 2015 yılı parlamento seçimlerinde ise yüzde 87.7 idi.
Uzmanlar Tacikistan’daki seçimler hiçbir zaman uluslararası standartlara uygun olarak kabul edilmediğini belirtti. Tacikistan’daki seçim süreçlerini defalarca gözlemleyen siyasi gözlemci Khairullo Mirsaidov’a göre, resmi rakamlar hiçbir şekilde vatandaşların politik faaliyetlerinin göstergesi değildir. Ona göre, vatandaşların siyasi pasifliğinin temel nedenini ülkedeki siyasi durum hakkında konuşmak ve ya durumu eleştirmek isteyenlere karşı güvenlik birimlerinin aşırı ve sert önlemler almasıdır. Bu, insanların evlerde bile politika hakkında konuşmaktan korkmaya başlamasına yol açtı.

Kaynak: www.dunyabülteni.net

Devami

Özbekistan’a gidenlerin yarısı akraba ziyareti

Özbekistan’da yapılan bir anket sonuçlarına göre ülkeye gelen turistlerin yarısının ülkeye akraba ziyareti için geldiği ortaya çıktı

Özbekistan‘ı ziyaret eden yabancıların yaklaşık yüze 40’ının akraba ziyareti için ülkeye gittiği belirlendi.

İstatistiklere göre, 2018’de Özbekistan’ı ziyaret eden yabancıların yüzde 39,4 bu ülkedeki akrabalarını ve arkadaşlarını ziyarete geldi.

Kırgızistan’daki Özbekistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği konu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Ankete katılanların yüzde 33,6’sı Özbekistan’ı ziyaret etme amacının tatil, eğlence ve dinlenme olduğunu söyledi. Ticari ve profesyonel amaçlar için gelenler oranı ise yüzde 9,1. Ankete katılanların yüzde 5,7’si tedavi ve sağlık sorunlarından dolayı, yüzde 5,4’ü alışveriş için Özbekistan’ı ziyaret ettiler.

Seyahatlerinin asıl amacının arkadaş ve akrabalarını ziyaret etmek olduğunu belirten katılımcıların çoğunluğunun komşu ülkelerin vatandaşları olduğu ortaya çıktı. Kazakistan’dan yüzde 26,6, Tacikistan’dan yüzde 20,2, Kırgızistan’dan yüzde 19,2, Türkmenistan’dan yüzde 16,1.

Rusya Federasyonu vatandaşları da bu bağlamda yüzde 15,1 ile katılımcıların önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Katılımcıların yüzde 97’sinden fazlası, arkadaşlarını ve akrabalarını ziyaret etmek amacıyla Özbekistan’a geldiklerini belirtiyor.

Özbekistan’a tatil ve eğlence için gelenlerin en büyük kısmını yüzde 17,2 ile Kazakistan, yüzde 10,4 Rusya Federasyonu,  yüzde 8,5 Kırgızistan, yüzde 7,7 Çin, yüzde 5.9 Türkmenistan, yüzde 5.8 Tacikistan, yüzde 5.7 Hindistan, yüzde 4.9 İtalya vatandaşları oluşturuyor.

Analiz, yabancı vatandaşların çoğunun eğlence ve tatil için Özbekistan’a geldiğini gösteriyor. Örneğin, Hong Kong vatandaşlarının hepsi tatil, eğlence ve dinlenme için bu ülkeye geldiklerini belirtti. Avustralya’dan gelen turistler arasında bu gösterge yüzde 89,4, Hollanda yüzde 87,1, İtalya yüzde 86,3, Fransa yüzde 85,1, Büyük Britanya yüzde 84,9, Almanya yüzde 80,2, ABD yüzde 78.2, Çin yüzde 75, Güney Kore yüzde 70.3.

Özbekistan’a dini yönden önemli yerleri ziyaret için gelenler sayısı da ilginçtir. Bu turistlerin ana kısmı yüzde 33.9 ile Türkmenistan vatandaşlarıdır. Genel olarak, bu amaçla gelenlerin çoğunluğunu Orta Asya ülkeleri (Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan) ve Rusya Federasyonu vatandaşları oluşturmaktadır. Kalanları ise Asya-Pasifik bölgesi vatandaşları yüzde 15,6, Avrupa yüzde 12,8 ve yüzde 6,4 ile Orta Doğu bölgesinden gelenlerdir.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Kazak polis memurları yeniden yeterlilik testine tabi tutulacak

Kazakistan polisi yeni çıkan kararname sonrası yeniden değerleme testine tabi tutulacak

Kazakistan İçişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in polismemurlarının yeterliliklerinin yeniden test edilmesini öngören kararnameyi onayladığını açıkladı.

Taslağa göre, 1 Temmuz 2019’dan önce tamamlanması gereken bu tedbir Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanının başkanlık ettiği komisyon tarafından yapılacak.

Komisyonun görevleri şu şekilde belirlendi:

Yeterlilik testine tabi tutulacak olanlar;

– Yerel Polis Komiteleri ve Göç Servisi Başkanları ve onların vekilleri

– Kazakistan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı merkez bürosunun başkanları ve onların vekilleri

– Bölgelerin, başkentin, büyük şehirlerin polis dairelerinin başkanları ve bunların vekilleri

– Almata, Karaganda, Kostanay Polis Akademileri Başkanlarını, Aktobe Hukuk Enstitüsü, İçişleri Bakanlığı Eğitim Merkezi (Çimkent) başkanları ve bunların vekilleri;

– Kazakistan Cumhuriyeti içişleri organlarının merkezi denetleme komisyonu adayları

– Kazakistan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’nın uluslararası kuruluşlardaki ve dış ülkelerin içişleri bakanlıklarındaki temsilcileri

Bu yanında Komisyon İçişleri organları polis memurlarının olağanüstü yeniden değerleme test organizasyonu ve koordinasyonunu yönetecek.

Yeniden değerleme testinden muaf olanlar ise şu şekilde:

– Hamilelik ve ebeveynlik izninde olan kadın polis görevlileri.

– Mastera ve doktora yapan polis görevlileri. Onlar hizmete başladıklarından sonra test edilecekler.

Polis görevlileri olağanüstü yeniden değerleme testi hakkında en geç bir ay öncesinden haberdar edilmelidir. Teste girecek olan görevlinin şefi en geç 10 gün önce onun görev tanımı belgesini hazırlayacak ve kendisine bu konuda bilgi vericek.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Nazarbayev Dışişleri Bakanını görevden aldı

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Dışişleri, Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayisi ile Sanayi ve Altyapıyı Geliştirme bakanlıklarına yeni atamalar yaptı.

Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yayımlanan kararnameye göre, görevinden alınan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov’un yerine mevcut Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayisi Bakanı Beybut Atamkulov getirildi.

Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayisi Bakanlığına Başbakan Yardımcısı Askar Jumagaliyev, Yatırımlar ve Kalkınma Bakanı Jenis Kasımbek ise Sanayi ve Altyapıyı Geliştirme Bakanlığına atandı.

Dünya Bültenı

Devami

Orta Asya devletlerinde alfabe kargaşası

Orta Asya’da bir Alfabe kargaşası yaşanmaktadır. Bunun bölgede milli, siyasi, kültürel ve dini alanlarda sorunlara yol açacağı çok aşikârdır. Söz konusu olan sadece bölgedeki kardeş halklar ve onları yönetenlerin değil,  aynı halk ve devlet içinde iki neslin birbirine anlamasında yaşanmakta olan zorluk ve sorunlardır.

Namoz Normumin Mohammad

Milli olarak Türkistan, dini olarak da Maveraünnehir adı ile anılan Orta Asya bölgesinin Müslümanların en önemli ilmi ve kültür merkezi olduğu bir gerçektir. Ancak günümüzde Orta Asya halkları ve devletleri hem kendi hem de ortak kimliklerini tanıma konularında büyük sorunlar yaşamaktadırlar. Bu sorunların başında alfabe kargaşası gelmektedir.

Rus istilasından önce Türkistan’da Arap alfabesini esas alan Çağatay yazısı kullanılmakta idi. Bölge halklarının dilleri de aynı idi, ama lehçe farkları olması tabi olarak kabul ediliyordu. Siyasi olarak Orta Asya 3 mahalli devlete bölünmüştü: Kuzeyde Hokand hanlığı, güneyde Buhara Emirliği ve batıda Hiva hanlığı.

Çarlık Rusya’sı 19. Yüzyılın ortalarından başlayarak Türkistan’ı kendi sömürgesine çevirdikten sonra bölge halklarının alfabesine müdahale etmemişti. Ama Rusların siyasi otoritesinin bölgede zorla yerleştirilmesi, onlarla yapılan ticari ve kültürel ilişkiler Türkistanlı Müslümanların kimliklerini olumsuz etkilemeye başlamıştı.

Lenin ve işbirlikçilerinin 1917 yılının Ekim ayında gerçekleştirdiği ihtilal zamanında Orta Asya’da onları destekleyen gruplar bulunmakta ve bu mahalli işbirlikçiler Bolşeviklerin şiarlarını kırmızı bayraklara Çağatay yazısı ile yazarak taşıyorlardı.
1924 yılına gelindiğinde SSCB kurulmuş, Türkistan adı kaldırılmış, bölge Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, son olarak da Tacikistan Cumhuriyeti kurularak 5 mahalli Sovyet Cumhuriyetlerine ayrılmıştı. Aynı yılda Çağatay yazısı Sovyet hükümeti tarafından iptal edilerek Orta Asya’da Latin yazısı uygulamaya konmuştu.

Daha sonra Sovyetler Orta Asya haklarına sadece kendi komünist fikirlerini empoze etmekle yetinmeden, Rus şovenizmini de yaymaya başladı. Bu amaçla geçen yüzyılın 30’lu yıllarında Orta Asya’da Rus Kiril alfabesi uygulamaya konuldu. Neticede Türkistanlı Özbek, Kazak, Kırgız, Türkmen ve Taciklerin milli ve dini kimliği esastan tahrip edildi. Zaten Lenin, daha sonra Stalin tarafından yönetilen komünist rejimin ana amacı yerli halklardan suni de olsa ateist inanca ve yaşama sahip Sovyet insanını yetiştirmek idi. Daha sonra Sovyetlerin bu girişimini ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov “mankurtlaştırmak” olarak nitelendirecekti…

1990 yılından başlayan bağımsızlık süreci Orta Asya devletlerinde alfabe konusu ve sorununu yeniden gündeme getirdi. Burada en çabuk davranan bağımsızlıkla beraber Latin alfabesine geçen Türkmenistan oldu. Özbekistan da Latin yazısına geçme kararı aldı ama bu adım Kerimov dikte rejiminin tüm kararları gibi uygulamada başarı göstermedi. Ancak 2016 yılında Kerimov’un ölümünden sonra bu alandaki kargaşaya son verilmesi gündeme geldi. Şimdi Özbekistan’da teklif edilen Latin alfabesi yazısında Türkiye’de kullanılan yazıdaki “ş”, “ç” harflerinin kullanılması öngörülmektedir.

Kazakistan’da Latin alfabesine geçiş söz konusudur ve bu sürecin 2025 yılında tamamlanması beklenmektedir. Ancak Kırgızistan ve Tacikistan Rus Kiril alfabesinden vazgeçmeye niyetli değiller. Latın alfabesine geçen ya da geçmekte olan Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan’ın yeni yazılarında da farklılıkları görmek mümkündür.

Sonuçta şu anda Orta Asya’da bir Alfabe kargaşası yaşanmaktadır. Bunun bölgede milli, siyasi, kültürel ve dini alanlarda sorunlara yol açacağı çok aşikârdır. Söz konusu olan sadece bölgedeki kardeş halklar ve onları yönetenlerin değil,  aynı halk ve devlet içinde iki neslin birbirine anlamasında yaşanmakta olan zorluk ve sorunlardır. Örneğin, Kiril yazısında eğitim alan 40 yaşın üzerindeki insanlar yeni Latin yazısını okumak ve anlamakta sorunlar yaşamaktadır. Daha genç insanlar ise Kiril yazısı ile aynı sorunlarla karşılaşmaktadırlar.

Beklenen Orta Asya’daki beş devlet  yetkililerinin alfabe konusunda bir koordinasyon çalışmasını yola koymaları ve bu alanda ortak hareket etme girişimlerini açıklamalarıdır.

Namoz Normumin MOHAMMAD – Türkistander Genel Başkan Yardımcısı

Devami

Çin’in Uygurlara karşı enformasyon savaşı

Çin, Batı dünyası tarafından kendisine uygulanan ve şikayet ettiği enformasyon savaşının enstrümanlarını Doğu Türkistan’a karşı uyguluyor.

Rusya’nın, ABD’nin 2016 başkanlık seçimlerine şaibe karıştırdığı iddiasından, Çin’in Avustralya’daki ve ABD’deki etki operasyonlarına kadar, ‘politik ve stratejik hedeflerin peşindeki enformasyon manipülasyonunun’ günümüz uluslararası güvenliğin temel dinamiği haline geldiği açık.

Uluslararası siyasi arenada “Bilgi savaşı” (IW) etiketi altında geniş operasyonlar dizayn ediliyor. Algılar üzerinde etki sahibi olmak ve hedeflenen kitlenin karar verme sürecini ele geçirmek gibi.

Çin, ülkenin bilgi alanındaki savaşında Tayvan gibi uzun zamandır devam eden uluslararası ihtilafın yanı sıra Güney Çin Denizi ve Hindistan ile olan toprak anlaşmazlıkları konusunda da üç yoldan saldırıya uğruyor. Bu saldırılar; Kamuoyu, psikolojik ve yasal savaş.

Ancak aynı Çin, kendisine karşı oynanan bilgi savaşına karşı koymak için aynı şekilde kendisine uygulanan stratejinin unsurlarını kullanarak Sincan Uygur Özerk Bölgesiolarak adlandırdığı Doğu Türkistan‘daki Uygur Müslümanları ile uğraşıyor.

Çin, Sincan’daki baskısını arttırmasına gerekçe olarak, Sincan ve Uygur terörizmi iddiasıyla yabancı ülkelere yönelik bilgi savaşı statejisini de yoğunlaştırdı.

Örneğin, 9/11 ( ABD’de  İkiz Kuleler’e gerçekleştirilen 11 Eylül saldırısı) saldırısından bu yana geçen yıllarda Şangay İşbirliği Örgütü’nün (SCO) merkezi bir gündemi olarak “terörle mücadeleyi” içine aldı, örgütlenme büyük ölçüde düzenli ortak terörle mücadele tatbikatlarına ve yargı işbirliğine odaklandı. Şüpheli “teröristlerin” iadesi ve bilgi paylaşımı da bunun en önemli ayağı oldu. Tabi burda Çin’in terörist diye adlandırdıklarının kimler olduğu ise tartışma konusu.

Çin’in medya savaşı aktörleri

Pekin, China Daily, Xinhua ve Global Times of Business gibi devlet medyasında istikrarlı bir şekilde Batı medyasının Sincan (Xinjiang)’daki baskı haberlerine karşı refleks geliştirdi. Batı ile medyada kamuoyu savaşına giren Çin, örneğin Mart 2014 Kunming terörist saldırısından sonra, China Daily, Batı’nın terörle ilgili “çifte standart” ını reddeden bir makale yayınladı .

Çin’in kitlesel “yeniden eğitim kampları” hakkındaki bilgiler uluslararası kamuoyuna ulaştığında, Sincan’daki durumla ilgili “dezenformasyon” olarak gördüğü haberlerle mücadele etmek için medya platformlarında bir dizi farklı anlatı yaymaya başladı.

Global Times 26 Temmuz 2018 tarihinde “ Gözetim, Bastırma ve Kitlesel Gözaltı” adıyla bir makale yayınladı. Çin hükümetinin uyguladığı politikanın aslında Sincan’ın güvenlik durumunu “geri döndürdüğü” ve “Sincan’ın Çin’in Suriye veya Libya’sı” olmasını engellediğini bu yüzden de haklı olduğunu yazdı. Ayrıca, “bölgedeki barışı ve istikrarı korumanın hem hükümetin hem de halkın çıkarlarına olduğu belirtildi.

China Daily ise 14 Ağustos tarihli bir makalede Çin’in Sincan’da uyguladığı politikanın ve güvenlik önlemlerinin yabancı medya tarafından yanlış yorumlandığını veya hatta abartıldığını vurguladı. Makaleya göre bu abartı; cehalet ve bölgeyi Çin’den ayırma ve bağımsız bir ülkeye çevirme üzerine eğilmiş Uygur diasporasında yer alanların yaydığı yanlış öykülerin sonucuydu.

İdeolojik totalitarizm ve Mao dönemi

Yaşananlar Çin siyasi kültüründe derin kökleri olan ideolojik totalitarizm dönemlerini hatırlatıyor. 1950’lerde Mao Zedong altında kurulan yargısız “düşünce reformu” kurumlarına geri dönüş.

Çin’in bilgi savaşı stratejisinin unsurlarını Sincan’da uygulaması, Çin Komünist Partisi (ÇKP)’nin “sosyal istikrar” a engel olarak gördüğü Uygurca’nın dini ve kültürel tezahürlerini hedefleyerek önleyici bir işleve hizmet etti.

Şanghay İşbirliği Örgütü Nedir ?

Şanghay İşbirliği Örgütü veya bilinen adlarıyla Şanghay Beşlisi ve Şanghay Paktı, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın 1996 yılında oluşturdukları uluslararası bir örgüt. 2001 yılında Özbekistan’ın katılımıyla üye sayısını altıya çıkarttı. İran, Hindistan, Pakistan ve Türkiye için üyelik hala tartışma aşamasında.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Çeyrek milyon Özbek kadın yurtdışına çalışmaya gitti

Özbekistan Kadın Komitesi yaptığı araştırma sonucunda, çalışan kadınlarla ilgili rakamların gösterilenden çok daha fazla olduğunu söyledi

Özbekistan Kadınlar Komitesi başkanı Tanzila Norboeva’ya göre, 2018 yılında 240 binden fazla kadın çalışmak için yurt dışına çıkmak zorunda kaldı.

Komite’nin 2014-2018 yıllar için hazırladığı çalışmalar hakkımda bilgi veren Tanzila Norboeva, “İşsiz kadınlarla bireysel çalışmaların yetersizliği, onların girişimciliğe katılımalarındaki sorunlar ve işsiz kadınlara mevcut imkanlar hakkında eksik bilgiler verilmesi sonucunda 240 binden fazla kadın yurt dışında çalışmak için ülkemizi terk etmek mecburiyetinde kalmıştır”, dedi.

Gazeta.uz sayfasında yayınlanan röportajında Tanzila Norboeva “Kadınlar arasında Fergana ve Namangan illerinde işsizlik oranı halen yüksek kalıyor. Buralardaki bölgesel Kadın Komiteleri tarafından yapılan çalışmalar sonuç vermedi. “Öğretmen-öğrenci” programı gereken şekilde çalışmıyor, aynı zamanda kadınların el işleri ile meşgul olma ve ev merkezli istihdama katılımları da talep derecesinde değildir. Örneğin, kadınları evlerde istihdam etme olanaklarına dair değerlendirmelerde onlara maaşlarının zamanında verildiği hakkında hiçbir bilgi yoktur”, dedi.

Konu ile ilgili raporda yerel yetkililerin işsiz kadın sayısı hakkında gerçeklere uymayan istatistik bilgiler sunduğu ve komitenin saha çalışmaları daha yüksek oranda işsiz kadın olduğunu gösterdiği belirtildi.

Tanzila Norboeva açıklamasında, “Kadınların evlerinde çalışmaları için işveren örgütler onlara düşük ücretler vermektedirler. Çoğu hallede bu iş sadece kağıt üzerinde gerçekleşmektedir. Eğer biz istihdamla ilgili yukarıdaki sorunları çözemediğimiz takdirde, kadınlar arasında yaşanmakta olan olumsuz olayları önlememiz mümkün değildir”, dedi.

Özbekistan Kadınlar Komitesi başkanına göre, 2018 yılında 245.000 işsiz kadın istihdam edilmiştir.
1991 yılında ilan edilen bağımsızlıktan sonra Özbekistan’dan 5-8 Milyon vatandaşın ekonomik sorunlardan dolayı ülkelerini terk ettikleri tahmin edilmektedir.

Kaynak:www.dunyabulteni.net

Devami

Kazakistan’da Türkoloji okuma salonu açıldı

Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Milli Kütüphane’de, Türkoloji okuma salonu açıldı.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in önerdiği “Türk medeniyeti: Geçmişten Bugüne” projesi çerçevesinde açılan salonun açılış törenine, Kazakistan Kültür ve Spor Bakanı Arıstanbek Muhamediulı ve Türkiye’nin Astana Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Abdülmuttalib Çetin’in yanı sıra çok sayıda Türkolog ve davetliler katıldı.

 

Bakan Muhamediulı, burada yaptığı konuşmada, “Donatılan okuma salonunun halka hizmet etmesinin temel amacı, uzun zamandır bir arada yaşayan Türk halklarının ortak ruhani mirasını korumak, onu geniş bir yelpazede tanıtmak ve daha da geliştirmektir.” dedi.

Törende Kazakça, Rusça ve İngilizce yayımlanan ve 3 bölümden oluşan “Türkoloji. Dünya Türkoloji Tarihi” kitabı tanıtıldı, “Kazakistan’da modern Türkoloji’yi Geliştirme” temalı konferans düzenlendi.

Dünya Bülteni

Devami

Kerimov’un danışmanı gözaltına alındı

Özbekistan’ın eski lideri Kerimov’un danışmanı gözaltına alındı

Özbekistan‘ın eski cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un danışmanı Muidjon Tokhirigözaltına alındı.

Özbekistan Cumhuriyet Başsavcılığının basın servisinden bildirilen habere göre Muidjon Tohiriy gözaltına alındı ve soruşturma altında.

Başsavcı Surayo Rakhmanov’un sözcüsü soruşturmanın çıkarları doğrultusunda, daha fazla bilgi veremeyeceğini açıkladı.

Tokhiri iki kez Özbekistan Ulusal Güvenlik Servisi (SNB) Başkan Vekilliği görevini 2006-2008 arasında 2011’den 2016’ya kadar sürdürdü. Yıllar geçtikçe, Güvenlik Konseyi Başkan Vekili, Özbekistan Birinci Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un Devlet Danışmanı olarak çalıştı.

Ulusal Güvenlik Konseyi başkan yardımcısı olarak görev yapan Tokhiri, 2013’ten ölümüne kadar Kerimov’un, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Servisi’ne başkanlık etti.

Aralık 2016’da Devlet Gümrük Komitesi başkanlığına atandı ve bu yıl 12 Şubat’ta görevden alındı.
Kaynak: www.dunyabulteni.net

Devami

Özbek pamuğu yurt dışına çıkmayacak

Özbekistan, ürettiği pamuğun tamamını ülkede işleyerek 2020 yılında pamuk ihracatını durdurmayı planlıyor

Dünyanın önde gelen pamuk üretici ve ihracatçılarından olan Özbekistan, ürettiği pamuğun tamamını ülkede işleyerek, 2020 yılında yurt dışına pamuk ihracatını durduracak.

Özbekçe yayın yapan “Kun” sitesinde yer alan habere göre, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, vergi ve ihracat politikasıyla ilgili düzenlediği toplantıda, üretilen pamuğun ülkedeki tekstil fabrikalarında işleneceğini belirterek, bundan dolayı ülkesinin 2020 yılında pamuk ihracatını durduracağını kaydetti.

Mirziyoyev, “Gelecek yıl tekstil sektörünün 1,9 milyar dolarlık ihracat yapması lazım. 2020 yılında ise (yurt dışına) bir ton da bir kilo da pamuk satmayacağız. Pamuğu kendimiz işleyeceğiz. Bu da katma değer demektir. Katma değer ise ek gelir demektir” ifadesini kullandı.

Resmi verilere göre, Özbekistan bu yıl yurt dışına 1,5 milyar dolarlık tekstil ürünleri ihraç etti.

Özbek hükümeti 2017-2019’da tekstil sektörünün geliştirilmesi amacıyla, ülkedeki tekstil işletmelerine çeşitli vergi ve gümrük imtiyazı tanırken üretilen pamuğun tamamını kendi tekstil fabrikalarında işlemeyi ve tekstil ürünleri ihracatını 2025 yılında 7 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

Pamuk üretiminde dünyada altıncı, pamuk ihracatında ise beşinci olan Özbekistan’da yıllık ortalama 3 milyon tona yakın pamuk üretilirken, halen bu pamuğun yüzde 60’ı ihraç ediliyor.

Özbek makamları, daha önce de tekstil sektörünü geliştirerek, yurt dışına pamuk ihracatını giderek azaltmayı hedeflediklerini çeşitli vesilelerle dile getirmişti.

Dünya Bülteni

Devami